VATAN İÇİN KIYAM; İSYAN OLUR MU?
Hayırda yarışmaya, birlik barışa
Yanaşmayan adamdan, insan olur mu?
Şu İsrail kimdir ki, bize karışa
Yahu Moşe Dayan’dan, Hasan olur mu?
Her milletin sicili, tarih kaydında
Sen, ne buldun be gafil, Hak’tan caydın da?!
O, kafası karanlık, sahte aydında
İman olmayınca, hey!., iz’an olur mu?
Çekirdek kabuğunu, çatlatmak için
Fışkıracak filizi, patlamak için
Çileler bu fetreti, atlatmak için
Kar kış geçmeden bahar, nisan olur mu?
Çanakkale’de bunlar, niçin savaştı,
Hizbullah, PKK’yla bize sataştı,
Fakirlik rezalete, kimler yol açtı!..
Bunca cehlet, gaflet; nisyan olur mu?
Dost kapısında kıtmir, olup üreyim
Ferhat dağı deldi, dayan yüreğim!..
Top tüfek yoksa, vardır; kazma küreyim
Kalk, vatan için kıyam; isyan olur mu?
Hak mevcud, tek Ma’bud O, sanal gerisi
Gönül ekranındaki, hayal perisi
Bu “beden” dedikleri, ruhun gemisi!..
Gayesiz ve gayretsiz; İslam olur mu?

İman olmayınca, hey!., iz’an olur mu?
Her milletin sicili, tarih kaydında
[b]Sen, ne buldun be gafil, Hak’tan caydın da?![/b]
O, kafası karanlık, sahte aydında
[b]İman olmayınca, hey!., iz’an olur mu?[/b]
Zafer yakındır!
Bir çizgide ki yarım açılık yamukluk, uzayda sonsuz sapmaya varır. Bu sebeple ki Müslümanlık yarım açı bile olsa yamukluk kabul etmez. Bizimde her bir yamuk açımızı, doğru istikamete çevirmemiz için her nefesimizle bize fırsat verip, Milli Çözüm ile nimetlendiren Rabbimiz’e sonsuz hamd olsun.
Yine aynı bilgiler ışığında varılacak bir nokta; zerrede olsa şüphe, sonsuz şüpheye dönüşür. Bu sebeple Zafere inanmak, Allah’ın vaadine inanmaktır ve bunda zerre şüpheye yer yoktur.
Allah’ın izniyle “zafer yakındır ve zafer inananlarındır.”
Yarabbi hidayete erdir,ayaklarımızı kalbimizi yolunda sabit kıl..
“Ey iman edenler, Allah’tan korkun; (onun rahmetine ve rızasına) ulaşmak için de vesileler ve
vasıtalar arayın ve (bu maksatla) onun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.”10 ayeti bu gerçeği
anlatmaktadır.
İnsanlara ve özellikle müslümanlara maddi ve manevi hakaret ve haksızlık eden zalimlerin ve onları
destekleyenlerin ve yine makam, menfaat ve nefsi rahatları yüzünden, Allah yolunda hizmeti terk eden
kimselerin ise, asla hidayet ve inayet olunmayacaklarını Kur’an şöyle bildirmektedir.
“Allah zalimler topluluğuna hidayet etmeyecektir.”
“Allah fasıklar topluluğuna hidayet etmeyecektir.” 11 Münafık yapılı bir kısım insanların bile bile
hidayet yolunu terk edip dalalet yoluna girdiklerin de yine Kur’an haber vermektedir.
“İşte onlar öyle kimselerdir ki, hidayeti verip karşılığında dalaleti satın aldılar. (Ama ne yazık ki)
bu alışverişlerinden de kar etmediler ve (artık) hidayet yolunu da bulamadılar.”12
“Semud kavmine de Hak yolunu gösterdik. Fakat onlar kötülüğü hidayete tercih ettiler (bile bile
isyan ve inkâr ettiler).”
13
Hidayet ve istikamet yoluna girdikten sonra, tekrar sapıtmaktan Allah’a sığınmalı ve “Rabbimiz,
bizi hidayete erdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma, ayaklarımızı kaydırma, bize katından
rahmet ve inayet lutfet.”14 duasını dilimizden düşürmemeliyiz. Bunun için de her türlü zulümden ve kötülükten
mutlaka sakınmalıyız.
“İman edenler ve imanlarına zulüm ve haksızlık karıştırmayanlar var ya, işte asıl emniyet ve
selamet içinde olanlar ve gerçek hidayeti bulanlar onlardır.” 15
Ayazdan sonra bahar gelecek…
Ülkemiz ve halkımız 28 şubat ihanetinin,
Cehaletin, gafletin, gayretsizliğin,
İlgisizliğin, nemelazımcılığın,
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığının,
Cihadı terkedişinin, sorumsuzluğun, umursamazlığın,
Ahlak ve maneviyatının kayboluşunun ve
Erbakan hocanın kıymetini bilmeyişinin bedelini ödüyor maalesef. Ama yine kurtuluş hocamın projelerinde onun istikametinde onun çizdiği yolda ve davasında gerçekleşecek. Biz, bizden öncekilerin çektiği sıkıntıları çekmeden dünya ve ahiret saadetini kazanmayacağımızı biliyor, sabrediyor ve umutla bekliyoruz. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.
Allah nurunu tamamlayacak
Gayesiz gayret siz islam olur mu?
Bu davayı satan,Hiç vatana er olur mu?
Adaletsiz yaşarsın dış güçlere Taparsın.
Sonunda hüsran olursun.
Allah nurunu tamamlayacaktır.
SUSMAK OLUR MU?
Sanki üzerinde ölü toprağı var !
Sabaha kadar anlatsan, onlar haklılar!
Ne diyelim gözleri kör,kulakları sağırlar!
Yan gelip yatarak Cennet olur mu?
Bu kadar zulüm varken susmak olur mu?
Arsızlığı siz iyice ele aldınız!
Para ile makam var , güce taptınız!
Ahirette hesap var neden unuttunuz?
Kof müslümanlıkla Cennet olur mu?
Nefsine taparsan doğru yol bulunur mu?
Gayesiz ve gayretsiz İslam olur mu
Insanın değeri ancak gayesi ve gayreti ile ölçülür Hak Teala bize bu davada gayret ve teslimiyet gücü versin amin inşallah top tüfek yoksa vardır kazma küreğim diyor ya hocam şte Tam da böyle İman varsa imkan da vardır bütün şartları zorlayıp manen işgal edilmiş bu aziz Yurdu en kısa zamanda milli çözüm gayretiyle Selametle çıkarmalıyız
Gayesiz ve gayretsiz; İslam olur mu?..
[i] “Çileler bu fetreti, atlatmak için…”
“Bu “beden” dedikleri, ruhun gemisi!..” [/i]
[b]Tek bir satırını dahi ömür boyu ders yapıp hayatımıza katsak, inşaallah iki cihanda da huzura ereceğimiz, hikmet fışkıran şiirleriyle bizleri ve tüm okurları eğiten, gönül ekranlarımıza ışık tutan Ahmet Akgül Hocamızdan Allah razı olsun… [/b]
[u]EY NEFSİM!..[/u]
[b]Bil ki, Hakk için cihat ettiğin, gayret ettiğin her saniye zaferindir. [/b]Şayet bir gün gelecek dünyevi zafere odaklanırsan, yaptığın cihadın zevkine varamazsın…
[b]Bil ki, ezelden beri dünya Hakk ve bâtılın hakimiyet deveranından ibarettir. Bu deveran, uzun soluklu bir değişim ve dönüşüm sürecidir. Ve sen bu uzun sürecin belki bâtıl döneminde, belki uyanma ve diriliş döneminde, belki hazırlık döneminde, belki de Hakkın uygulanma döneminde dünyaya gönderildin… Belki de fetretle geçecek ömrün… [/b]Şayet bulunduğun döneme değil, zamana bütüncül olarak bakarsan, işte o zaman büyük resmi, büyük gayeyi, âlemlerin ve kendinin sırrını çözebilirsin…
[b]Bil ki, bedenin ve dahi gördüğün bütün bedenler; sırrını yalnız Allah’ın bildiği ruhların birer giysisidir. Farklı tecelli formlarıdır. Başını yaran taş değil, meyveyi veren dal değil, üzen veya mutlu eden insan değil, giydiğin beden sen değilsin… Güldüren de, ağlatan da, veren de, alan da, imtihan eden de… Kimi zaman yalnız bırakan, kimi zamansa yalnızlığı aratan da O’dur… [/b]Şayet herkese, her şeye, her âna tecelli ile bakabilirsen ancak o zaman dünyada rahat edersin…
[b]Bil ki, dünyanın tüm güzellikleri, eğlenceleri, süsü, zenginlikleri sana sonsuza kadar verilse, vuslatın bir saniyesine değmeyecektir.[/b] Şayet misafirlikte olduğunu ve herkesin de senin gibi birer misafir olduğunu her an hatırında tutar ve hep evine dönmenin, asıl sahibine varmanın; Vuslatın hayaliyle yaşarsan, ancak o zaman dünyaya kapılmaz ve kulluğu unutmazsın…