HOCAM'A HASRET ŞİİRİ
Görevin Deccal’in, kuyusun kazmak
Huzur aşılayan, şiir gibisin…
Haddime mi düşmüş, methini yazmak
Çağı dönüştüren, sihir gibisin
Gönüller okşayan, şiir gibisin…
Sözlerin ibrettir, bakışın hikmet
Yüzün Nur-i Rahman, nakışın hayret
Muhtaç gönüllere, akışın rahmet
Çöle hayat sunan, nehir gibisin
Sen dillere destan, şiir gibisin…
Sadıklar habibi, âlem güzeli
Ruhların tabibi, kılmış Ezeli
Davan sevdan ile, kalpler bezeli
Andıkça misk saçan, zikir gibisin
Sen cana can katan, şiir gibisin…
Bülbüller hayrette, gül sana hayran
Bir gülüşün eder, zor günü bayram
Lütfet cennette de, edelim seyran
Firdevsin gül kenti, şehir gibisin
Ey gönlüme Sultan, şiir gibisin…
Canan diye sevdik, candan içeri
Milli Çözüm her an, sadık bir çeri
Siyonist çıbanı, deşer hançeri
Bize ilaç şerre, zehir gibisin
Sen dillere destan, şiir gibisin…
Şuur huzur buldu, Seninle özüm
Sen gibi tecelli, görmedi gözüm
Hem kıymete bindi, Seninle sözüm
Akla yol gösteren, fikir gibisin
Sen cana can katan, şiir gibisin…
Hakk yürür ezelden, ebede kadar
Gönlün Dost uydusu, gözlerin radar
Siyonist zalimler, korkunu tadar
Şeytanı çatlatan, mekir gibisin
Aziz Hocam aynen, şiir gibisin…

Şuur, huzur buldu Seninle özüm…
Rüya âleminde kaybolup, Seni buluyorum…
Bilmem ki, Allah neyin hürmetine Seni verir…
Layık olduğumdan değil, hak ettiğimden hiç değil…
Hatta Seni anlayabildiğimden de değil…
Tüm kusurlarımla, tüm acziyetimle…
Yüreğimdeki kor her geçen gün artar…
Nasılını, nedenini bilmeden seviyorum Seni ey Dost…
Adın, sesin, hayalimdeki suretin ve süveterindeki gül kokun…
Kalbimde bir noktayla başlayan Sen; gün geçtikçe içimde büyür ve tüm bedenime yayılır…
Nurunla hangi hücreme ulaşsan, orası tarifsiz bir acıyla yanar…
Yandıkça eriyip, Senin istediğin surette şekil almakla, eksiklik ve fazlalıklardan arınır…
Arındıkça da Seni daha çok hisseder, daha çok ister ey Dost…
Bilmem ki, bu işin sonu nedir…
Bir gün tüm varlığımı kapladığında…
Benden geriye bir hiç kaldığında…
Bilmem ki, Sende eriyip Sana karışır mıyım…
Kırık kalbimde ne kadar kor taşıyabilirim ey Dost…
Bilmem ki, Sen iki cihana sığmazken, ben Sana sığabilir miyim ey Dost…
Ben Sana sığınabilir miyim ey Dost…
Bırakma bizleri
Canan diye sevdik, candan içeri
Milli Çözüm her an, sadık bir çeri
Siyonist çıbanı, deşer hançeri
Bize ilaç şerre, zehir gibisin
Sen dillere destan, şiir gibisin…
Sana asker olmak şereflerin en yücesi
Kabul etmessen kim neylesin bizleri
İpimizi tut bırakma bizleri
Bizlerin hastalıklarına şifa olacak ilaçları hap şekline getirip ilaçtan istifade etmemizi sağlayan Milli Çözüm’e minnettarız.!
[b]Canan diye sevdik, candan içeri
Milli Çözüm her an, sadık bir çeri
Siyonist çıbanı, deşer hançeri
Bize ilaç şerre, zehir gibisin
Sen dillere destan, şiir gibisin…[/b]
Hakk’a vuslatın vasıtası olan aşk, Mevlâ’ya giden yolun her adımında biraz daha alevlenen bir yürek yangınıdır. Dolayısıyla derttir, meşakkattir. Söndürülemeyen bir ateş, dermanı olmayan bir dert, tükenmeyen bir meşakkattir bu. Öyle de olması gerekir. Zira Mevlâ’ya giden yolu, yürek yangınının alevleri aydınlatır. Üstelik bu kadar kıymetli bir vasıtaya can pahasına sahip olunabilir ancak. Candan vazgeçmeyenin cânan aşkı kuru bir iddiadan ibarettir. Onun içindir ki fani unsurlardan kurtulmaya, sevgili uğrunda can vermeye vesile olan aşk derdi, bütün meşakkatleriyle âşığın canına minnettir.
Milli Çözüm şiirleri hakikaten , candan vazgeçen cânan aşkıyla dolu ve cânanının gönlüne girmiş kalmış bir biçimde ömür sürmüş oluyor olduğunun ispatı niteliğinde… İşte bu özü bu ışığı okuyucularına sadık bağlılarına da yaşatmaya gayret etmesi takipçilerinin, dünya ve içindekilerden çok daha tarifsiz bir nimete sahip olduğumuzu , farkettiren ve bu farkındalığımızı sağlayan rabbimize sonsuz şükürler ederken, bizim elimizden tuttuğu ve o aşkı bizede yaşatmak için sabırla ilmek ilmek kalplerimizi işleyerek gayret çaba sarfeden Milli Çözüm’e ve Ahmet Hocamıza çok çok çok minnettarız… Rabbim gereğini yerine getirmek konusunda azmedenlerden kılsın cümlemizi…Amin.
Allah nurunu tamamlayacaktır.
Bir kavim saadet bulamaz kendisini
Islah etmedikçe. Allah nurunu Tamamlayacaktır inşallah.
Davanıza, sevdanıza, bizi bize bırakmamalarınıza sonsuz şükürler olsun.
Hocam! İnsanlık tarihinde kötülüklerin en çok ve yaygın şekilde yapıldığı, zalim siyonistlerin en güçlü oldukları şu ahir zamanda; yolumuzu aydınlatan fikirleriniz ve manevi radarlarınız ile canımıza can katıyorsunuz. Adeta hayattaymışsınız ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyormuşsunuz gibi hissediyorum. Nasıl ki tarihin en büyük kötülükleri şu zamanda yapılıyorsa, sizin hazırlıklarını yaptığınız ve ehline teslim ettiğiniz projeleriniz de tarihte daha önce hiç görülmediği kadar kapsamlı ve mükemmel olacaktır. Davanıza, sevdanıza, bizi bize bırakmamalarınıza sonsuz şükürler olsun.
Haddime mi düşmüş, methini yazmak en sadık ekibin Milli Çözüme layık olmak.
Aziz Erbakan Hocamızdan başka deccal’in kılına zarar verebilen, beynini çatlatan, devirecek talebeyi yetiştiren olmadı.
Makam-ı Şerifleri bile huzurun kaynağı. Varlığında yanına varmak cennet huzuru. O’na övgü bir kelime sahibine en büyük şeref. Hayatta tuttuğumuz tek dalımız.
En büyük kerametin, en kıymetli mirasın, en değerli emanetin sırrın Üstadımız Ahmet Akgül’ün her an sadık çerin, saf temiz samimi sade, size aşık Milli Çözüm ekibin.
Bize ilaç şerre, zehir gibisin
Sözlerin ibrettir, bakışın hikmet
Yüzün Nur-i Rahman, nakışın hayret
Muhtaç gönüllere, akışın rahmet
Çöle hayat sunan, nehir gibisin
Sen dillere destan, şiir gibisin…
ERBAKAN HOCAMA
Sayende niceler, erdi devlete
Çokları kavuştu şan-u şöhrete
Kimileri kondu, mal-u servete
Nankörlük ederler, hayrettir Hocam!
Ahmaklar anlamaz siyasetini
Nicelerin gördük, hıyanetini
Sattılar dinini, diyanetini
Bilinmez ki bu ne, hikmettir Hocam!
Sen öğrettin bize, birlik barışı
Hayırda ittifak, Hak’ta yarışı
Vatan toprağının, her bir karışı
Eserinle canlı, ziynettir Hocam!
İnsaftan ihlastan, hep tamtakırlar
Cilası dökülse, paslı bakırlar
Kargalar bülbülüz, diye şakırlar
Bu ne yüzsüzlüktür, şirrettir Hocam!
Babamızın nesli, bedbaht nesildi
Hakkı söyleyenin, dili kesildi
Sayende kediler, kaplan kesildi
Varlığın ne büyük, nimettir Hocam!
Hizmet şuurumuz, Senden hediye
Nasipsizler kârı, yükler kediye
Siyonizm’in sonu, geliyor diye
Kudurmuş saldırır, cinnettir Hocam!
Bu iman selleri, benzer taşkına
Münafık masonlar, dönmüş şaşkına
Hakkı candan seven, kullar aşkına
Dilediğim sadece, himmettir Hocam!
Eksiklerimizden Dolayı Rabbim bizi affetsin.
Allah için sabrettin hocam,
Seni dünya gözüyle görmeye nail olamadık.
Davan, yaşama gayemiz oldu.
Mazluma ümit oldun, kalplere ferahlık…
Dünya ve ahiret saadetini kazanabilmemiz için;
Malınla ve canınla takatinin sonuna kadar çalıştın, mücadele ettin.
Açtığın yolda, kıyamete kadar sürecek Davanda er olmak ne büyük şeref.
Eksiklerimizden dolayı Allah bizi affetsin.
Ahirette sofrana misafir olabilmeyi,
Muhabbetine dahil olabilmeyi,
Şefaatine nail olabilmeyi nasip etsin… amin
Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dâğdır sinem
[b]“Efendimsin, bu cihanda itibarım varsa, Sendendir
Miyan-ı âşıkânda iştihârım varsa, Sendendir
Benim feyz-i hayâtım, hâsıl-ı rûh-u revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde, kârım varsa, Sendendir”[/b]
BIRAKMA SULTANIM
Hasretle bekleriz, Hakkı rahmeti
Yeter çektiğimiz zulmü zilleti
Nice yıldır sefil, İslam ümmeti
Saadet nizamına, hasrettir Hocam!
Bu millete sahip, çıkmazsan eğer
Hainler bizlere, verir mi değer?
Sen ölü canlara, canmışsın meğer
Sana hizmet cana, minnettir Hocam!
Alıntı(MİLLÎ ÇÖZÜM)
AZİZ HOCAM;Çöle hayat sunan, nehir gibisin
Sadıklar habibi, âlem güzeli
Ruhların tabibi, kılmış Ezeli
Davan sevdan ile, kalpler bezeli
Andıkça misk saçan, zikir gibisin
Sen cana can katan, şiir gibisin…
Kur’andır Her Sözün
Gönlümüze doldu sultanım şükür aşk ateşin
Ayrılık mı bizde hiç olmadı, kor hasretin
Mesih önderi, asırlardır beklenen kutlu liderin
Aziz Hocam bakmaya doyamadık, şiir gibisin
Oniki yıl oldu Aziz Hocam senden ayrı kalalı
Mümin, münafık ayrır, Hakkın elek imtihanı
Kur’andı her sözün, tercümanı Akgül Üstadım
Alem sana hayran, Sen bize bayram gibisin..
İNSANLIĞIN ÖNCÜSÜ
İnsanlık tarihinin en büyük kaderlerinden Erbakan Hocamız
Hayali olmayanın gerçeği olurmu ,tek gerçek aynı amaç .
Hz. Peygamberimiz, adil ve asil bir dünya hevesini, haklı ve hayırlı bir hayat özlemini çeken birisiydi. Mevla O’nun yüksek fıtratında ve örnek tabiatında bu ulvi ve kutsi hedefleri gerçekleştirme meyli yerleştirmişti. Aslında büyük hayaller kuramayanlar büyük hedeflere erişemezdi. İnsani hayaller, Rabbani hakikatlerin ruhlara yansıyan görüntüleri ve mutlu devrimlerin çekirdekleri gibidir. Çünkü her şeyi olduğu gibi, hayalleri yaratan da yine ancak Cenabı Hak Hazretleridir. Kof kuruntu ve boş avuntu olan şeytani safsatalar hariç; birçok kurgu filmler gelecekteki olayların manevi projeleri yerindedir.
Zaten hayal etmekten, derin düşünmekten ve fikir üretmekten ürken tiplerin akılları ve algıları güdükleşip körleşecektir. Kuru akıl, karanlıkta el yordamıyla yürümeye çalışan kör bir insana benzemektedir. Sezgi yeteneği ise, gözleri gören topal bir insan gibidir. Allah’ın inayeti ve iman feraseti sayesinde akıl ile sezgi birleşirse, olumlu hayaller kurulup, onurlu akıbetlere ulaşılabilir.
Ve hele Ahir zaman Nebisi ve Allah’ın en mükemmel halifesi makamında yaratılan Hz. Muhammed Aleyhisselam gibi, bizzat Rabbani ilhamın ve vahiy ikramının yönlendirdiği külli aklın temsilcisi bir Zat’ın, sadece kendi asrını ve coğrafyasını değil, gelecek çağları da kuşatıp kurtaracak kutlu projelere tercümanlık etmesi ve bunları Kur’ani prensipler şeklinde gelecek nesillere saadet reçetesi olarak bırakıp gitmesi elbette gereklidir. Evet, Efendimiz bildiği her şeyi herkese söylememiş, insanlara akılları ve anlayışları seviyesinde hitap etmiştir. Ve bize “Akıllı ve dikkatli insan, bildiklerinin ve düşündüklerinin hepsini söylemez, ama söylediklerinin ve eylediklerinin hepsini düşünerek ve sonunu gözeterek hareket etmelidir” gerçeğini öğretmiştir.
Hocam’ a hasret.
Gönüller de sadık bir bahtiyar,
Bugün hak yolda yürürken
Hep Yanımdasın.
Şuurla ve huzurla kavuşacaktır,
Bıraktığın emanet ile.
Zalimlerin içi titresin .
Bin Erbakan’lar geliyor.
Müslüman’a ilaç, zalime zehir.
Bu dava bize en yüce nimet.
Hakikat.peşinde binler geliyor.
Hocam sen çok yücesin.
Hocam’ a hasret.
Gönüller de sadık bir bahtiyar,
Bugün hak yolda yürürken
Hep Yanımdasın.
Şuurla ve huzurla kavuşacaktır,
Bıraktığın emanet ile.
Zalimlerin içi titresin .
Bin Erbakan’lar geliyor.
Müslüman’a ilaç, zalime zehir.
Bu dava bize en yüce nimet.
Hakikat.peşinde binler geliyor.
Hocam sen çok yücesin.
Kıymet bil ey nefsim, kıymet bil ey insan!!!
Şimdinin insanı diyor ya Erbakan hocamızın kıymetini bilemedik..Tamam nefsim adına bende bilemedim, gaflet uykusundaydım, Allah nasip etmedi vs. vs
diyelim..Peki onun açtığı yolu (her anlamda), verdiği mücadeleyi devam ettiren, sonradan dizlerimizi dövmememiz için hayatını ortaya koyarak yüce mevlamın inayetiyle doğruları, gerçekleri bir bir ortaya çıkaran, insanlar cehennem gayyasına kaymasın diye kendini parçalayan hocamızın en sadık talebesi Ahmet AKGÜL’ü niye dinlemezsin neden anlamazsın ey nefsim!! Niye birazcık kulak vermezsin ey insan!!Birşeylerin değerini, kıymetini zamanında bilmekte çok önemli kendi akıbetimiz için..Rabbim şu kısacık hayatımı ve ebedi yaşantımızı rızası istikametinde güzel eylesin (amin)..
Allah’ın selamı üzerimize olsun..
GÜL KENTi
Zalimin korkusuydunuz ,mazlumun ümidi !
Hiçbir lider asla bu kadar sevilmedi !
Haddimize mi methiyeler düzmek Aziz Hocam!
Ümmetin her derdine ilaç gibisiniz !
Gönülleri okşayan şiir gibisiniz !
Sevdanız bizleri hep diri tuttu!
Sevginiz gönlümüze ,gözümüze fer oldu!
Siyonismin planları hep boşa çıktı!
Firdevsin gül kenti şehir gibisiniz!
Gönlümüzün Sultanı şiir gibisiniz!
ERBAKAN’A SADIKIZ!
Yüzün tecelli-i Rahman, özüne hayran
Tüm ehli vicdan ilmine, sözüne hayran
Şeytaniler pek düşman ya, izine hayran
Gemileri yakışına, kurban olduğum…
Gariplere çok şefkatli, zalime çetin
Gafile cahile halim, haine metin
Siyonizm’e o net tavrın, mertlik izzetin
Cesur yumruk sıkışına, kurban olduğum…
Muhterem muttaki insan, yüksek bir zahit
Hakiki Mü’min müstakim, gerçek muvahhit
Yılmaz yamulmaz tebliğci, örnek mücahit
O mert ve sert çıkışına, kurban olduğum…
Hak batıl, doğru yanlışı; senden öğrendik
Hakta sabit dik tarzına, ne de imrendik
Davandaki münafıktan, hepten iğrendik
Gözaltından bakışına, kurban olduğum…
Baş oldu iftira atan, münafık maraz
Hesapları sorulacak, bu ne kin garaz
İstismarcısı çoktur ya, sadıkları az
O kaşları yıkışına, kurban olduğum…
Helal kazanıp harcadı, o her kuruşu
Hedefini hiç şaşmadı, nokta vuruşu
Aziz heybetli endamı, asil duruşu
Yapısına nakışına, kurban olduğum…
Taklitci bilgiç takımı, etse de sitem
“Adil Düzen” hazırladı, ihtiyaç istem
İslam’a ilme dayalı, orjinal sistem
Bülbül gibi şakışına, kurban olduğum…
İslam’ın bayraktarıydı, Hak tercümanı
O Mehdiyet mimarıydı, ümmet gümanı
Ayet hadis, akıl bilim; hep argümanı
Milli rozet takışına, kurban olduğum…
Ya Rabb, kâinatta dönen, kader çarkındır
Milli Çözüm yolundadır, zafer yakındır
Hedefine ulaşacak, şeref hakkındır
Ey kalbime akışına, kurban olduğum…
Sen gibi tecelli, görmedi gözüm
[b]Bülbüller hayrette, gül sana hayran
Bir gülüşün eder, zor günü bayram
Lütfet cennette de, edelim seyran
Firdevsin gül kenti, şehir gibisin
Ey gönlüme Sultan, şiir gibisin…[/b]