1980 senesinde ve 12 Eylül darbesine gerekçe gösterilen tarihi Konya Mitingi öncesinde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etme girişimi nedeniyle yaptığı basın toplantısında şunları söylemektedir:
“Biz Milli görüş temsilcisiyiz!.. Biz MİLLİ ÇÖZÜM temsilcisiyiz!.. Adalet Partisi azınlık hükümetinin sadece lafta kalan ve halkımızı oyalayan tavrına rıza göstermeyiz. İsrail’in Kudüs’ü başkent yapmasına ve Adalet Partisi’nin macun metoduna müsaade edemeyiz. İsrail’le münasebetleri derhal kesmeliyiz. Çünkü İsrail Kudüs’ü başkent yapmakla; asıl Arz-ı Mev’ud hayaline, yani kendilerine vaad edildiğine inanıldığı ve Türkiye’mizin de yarısını kapsadığı Büyük İsrail hedefine ulaşmanın adımlarını atmaktır.
İsrail’in bu yaptığı açık bir küstahlıktır. Bu gidiş durdurulmazsa yarın İsrail gelip, kendisine vilayet yapmak üzere Anadolu’muzu işgale kalkışacaktır. İslam âleminin bağrında oluşturulan bu çıbanbaşından kurtulmanın tek çaresi ise, İsrail’in ortadan kaldırılmasıdır. Şayet Amerika bunları çok seviyorsa, alıp götürüp Güney Amerika’da bir yerlere taşımalıdır.” (Bu video; www.millicozum.com ve http://necmettinerbakan.net sitelerinde izlenebilir.)[1]
Aynı toplantıda Erbakan Hoca’nın tam üç yerde “Milli Çözüm”den ve “Milli Çözüm Onarım Hükümetinden” bahsettiği yerler:
Video – 22:40
Biz Milli Çözüm Zihniyetinin Temsilcileriyiz. Bizim yolumuz (bellidir); siyasi taviz vererek, Türkiye’yi sömürgeleştirerek, esir ederek, Batı’ya borçla bağımlı hale getirmek zorunda değiliz.
Video -23:55
Bunlar borç dilenip alır. Bunlar milletin milyonlarca insanını aç bırakır, sefil bırakır. Bunlar bizi ezerler, güçleri sadece bizi ezmeye yeter bu batı kulüpçülerin.
Biz Milli Görüş Temsilcisiyiz, Biz Milli Çözüm Temsilcisiyiz. Bundan dolayı biz (/Yerli üretim ve kalkınmaya) Irak’a (diğer komşularımıza ve Müslümanlara) mal satma imkânlarını araştırmaya ağırlık veririz, borca değil.
Video – 52:10
Bu günkü basın toplantımızda ele aldığımız konular maddeler halinde şunlardır;
1 – Kudüs hadisesi karşısında bu hükümet İsrail’le münasebetleri derhal kesmelidir. Kesmezse ne yapacağız? (onu konuşacağız)
2 – Konya olayları münasebetiyle bu hükümet derhal üzerine düşeni yapmalıdır. Yapmadığı takdirde MSP olarak ne yapacağız? (Bunu ortaya koyacağız)
Video – 52:55
3 – Erken seçimin ve seçim emniyetinin şartları nelerdir? Ve Milli Görüş-Milli Çözüm Onarım hükümetinin kurulmasının şartları nelerdir? İmkânları nelerdir? GİK bu maddeleri dikkat ve ihtimamla müzakere ederek gerekli kararları alacaktır.[2]
Aziz Hocamızın ”Biz Milli Çözüm temsilcisiyiz!” buyurdukları o konuşmasında İsrail’in kurulduktan sonra 33 yıldır terör estirdiğine dikkat çekmesi ve bu tespitinden günümüze de yine tam 33 yıl geçmesi, manevi bir tevafuk ve ihbardır. Şu noktayı da özellikle hatırlatalım ki, bizler 10 yıl öncesinde, manevi sorumluluk bilinciyle ve Milli bir gayretle MİLLİ ÇÖZÜM Dergisini çıkarmaya karar verirken, Aziz Hocamızın yukarıdaki tespitleri bilinerek bu isim konulmamıştır, çok mutlu ve kutlu bir rastlantı sonucu bunun farkına yeni varılmıştır.
Siyonist Yahudiler, İnsanlığın Baş Belasıdır!
Kur’anı Kerim’de “Beni İsrail=İsrail oğulları” kavramı ile “Yahudi” kavramı ayrı ayrı kullanılmıştır ve anlamları da farklıdır. Beni İsrail; Yakup Aleyhisselamın soyundan gelen bir kavmiyeti hatırlatır. “Yahudi” ise: dünya için dinlerini bozan ve satan; servet, şöhret ve şehvet uğruna kutsalını istismar edip pazarlayan şeytani bir zihniyeti tanıtır. Böylesine bir aşağılık ahlakına; yani riyakârlık ve münafıklığa kayan herkes, hangi din ve kökenden olursa olsun, o aslında Yahudi Kafalıdır. Kur’anın lanetlediği, Beni İsrail’in hepsi değil, onların Yahudi kafalı-Siyonist takımıdır.
“Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden (Yahudi ve Hristiyan kesimlerden) gece vakti
kıyama durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapananlar vardır.
Bunlar Allah’a ve ahirete inanır, Maruf olan (iyilikleri) emredip, münker olan (kötülüklerden) sakındırırlar ve hayırda yarışırlar. İşte bunlar Salih (insanlardır)” (Al-i İmran: 113-114)
“Musa’nın kavminden hakka çağıran ve onunla adaletle davranan bir topluluk vardır” (Araf:159)
ayetleri Beni İsrail’in hepsinin aynı olmadığını, bunlar içinde Salih (barışçı ve hayırlı) kimselerin de bulunduğunu haber buyurmaktadır.
Ancak, Kur’anı kerim ayetlerinden, hadisi şeriflerden ve tarihi belgelerden anlıyoruz ki, Beni İsrail’in Salih ve samimi kısmı değil, sapkın ve azgın takımı baskındır. İyileri ve istikamet sahipleri ya azınlıktır veya pasif ve etkisiz konumdadır.
İşte Kasım 2012 ortalarında işgal ettiği Gazze bölgesine yeniden hava saldırılarını başlatıp çocuk, kadın demeden yüzlerce masum Filistinli Müslüman’ı acımasızca katleden, evlerini işyerlerini başlarına çökerten terörist İsrail; muhtemel tepkilere karşı genel seferberlik ilan edip 75 bin ihtiyatı askere çağırırken, binlerce İsrail genci, bütün bu vahşet ve cinayetlere bile bile katılmak üzere, askerlik şubelerine başvurdukları, görüntü ve haberleriyle, medyaya yansımıştı. Yani bazı gafillerin ve özellikle AKP’lilerin ve Ilımlı İslamcı kesimlerin iddia ettiği gibi, Siyonist İsrail’de, sadece Netanyahu Hükümeti değil, halkın büyük ekseriyeti de, maalesef zulüm ve zorbalıktan taraftır. Bu nedenle sadece bir hükümet değişikliği ile İsrail’in düzeleceğini zannetmek yanlıştır ve halkımızı aldatmaktır. Çünkü İsrail Devletinin ve onu destekleyenlerin tamamı Siyonist-Yahudi kafalıdır; ayet ve hadislerde haber verilen acı ve aşağılatıcı akıbeti bin kere hak etmiş durumdadır.
“Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik ki (küfür ve kötülükten) dönsünler.” (Araf: 168)
Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım ‘kötü kimseler’ geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: “ileride bağışlanacağız” diyerek (her türlü zulüm ve ahlaksızlığı yapıyorlar) bunun benzeri bir yarar (haram ve haksız bir kazanç fırsatı) gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah’a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi konuşmayacaklarına (din adına yalan uydurmayacaklarına ve halkı aldatmayacaklarına) ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa (kitabın) içinde olanı okudular (ama hükümlerine uymadılar) (Allah’tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? (Araf: 169) ayetlerinin haber verdiği şekilde yaptıkları zulüm ve kötülükler nedeniyle Beni İsrail, Filistin’den çıkarılıp dünyanın her tarafına dağıtıldılar. Kötü huylarından ve fesatlıklarından vazgeçmedikleri için sığındıkları ülkelerde horlandılar ve çeşitli hakaretlere uğradılar. Ama büyük İsrail hayalini ve dünyaya hâkimiyet hedefini sürekli yaşatmayı başardılar. Sonunda adaleti ilahi ve kaderin cilvesiyle yeniden İsrail’i kurup hedeflerine kavuştular. Ancak bununla iyice şımarıp azıttıkları için şimdi büyük yıkıma hazırlanmaktalar. Bu gerçekleri ve tarihi gelişmeleri Kur’anı Kerim şöyle haber buyurmaktadır.
“Kitapta (Levhi Mahfuzda kader programında, olacakları önceden bildiğimizden) İsrailoğullarına şu hükmü verdik: “Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle böbürlenip şımaracaksınız. (İsra: 4)
Nitekim o ikiden ilk-vaid (cezalandırma vakti) geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü. (İsra: 5)
Sonra onlara karşı size tekrar (yeryüzünde) ‘güç ve kuvvet verdik’, size malların çokluğu (ve evlatlar gibi muti masonik organizasyonla) yardım ettik ve (Birleşmiş Milletler) topluluğu oluşturarak ekseriyeti size tabi kıldık. (İsra: 6)
(Bu durumda) Eğer iyilik (ve adalet) ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. (diye uyardık. Ama onlar azıtıp fesat çıkardıkları ve zulme başladıkları için) Sonunda vaad (ikinci cezalandırma vakti) geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi ‘kötü duruma soksunlar’, birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini ‘darmadağın edip mahvetsinler.’ (kararını aldık) (İsra: 7) ayetleri;
a- Hem Yahudilerin dağıldıkları ülkelerden toplanıp yeniden Filistin’e taşınarak yeniden İsrail’i kuracaklarını
b- Hem, karşılıksız para olan dolar sayesinde dünya ekonomisine ve masonik yapılanmalar, BM ve NATO gibi teşkilatlar sayesinde insanlığı etkileyip yönlendirmeye başlayacakları.
c- Hem de, bu fırsat ve imkânları sömürü ve zulüm yolunda kullanıp kudurdukları için yeniden yıkılıp darmadağın olacaklarını açıkça haber vermektedir ve bunlar Kur’anın bir mucizesidir.
Saldırgan İsrail, “suçlu Hamas”tı!?
Vahşi İsrail’e kayıtsız şartsız destek veren ABD, Siyonistlerin katliamında yine suçlu olarak, Filistin halkının savunucusu Hamas’ı göstermeye çalışmış ve çözümü direnişin durmasına bağlamıştı. Amerika yine, Filistin halkını yıllardır ambargo ile sindirmeye çalışan ve her bahane ile masum insanlara saldıran Siyonist İsrail’e değil, suçu halkını ve devletini savunmaya çalışan Hamas’a yıkmıştı! Şeytanla işbirliği halindeki ABD, Türkiye ve Mısır gibi bölge ülkelerinin “Hamas’ın durdurulması için gücünü kullanması gerektiğini” söylerken Gazze’ye acımasızca saldıran İsrail’in güya ‘kendini savunma hakkı’ olduğunu açıklamıştı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Ben Rhodes, ”Hamas üzerinde bir ölçüde etkisi olan, Türkiye ve Mısır ile bazı Avrupalı ortaklara, Hamas’a gerilimi azaltması için baskı yapma yönünde etkilerini kullanmaları çağrısını yapıyoruz” diyerek kukla işbirlikçilerini göreve çağırmıştı. ABD Başkanı Barak Obama ve Başkan Yardımcısı Joe Biden’in, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlatan Rhodes, Obama’nın ayrıca Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile telefonla konuştuğunu da vurgulamıştı. Rhodes, ”İsrail halkına karşı Gazze’den devam eden roket atışları tehditlerinin kabul edilemez” olduğunu belirtip, ”İsrail’in devam eden çirkin tehdide karşı kendisini savunma hakkı olduğunu, ABD’nin, roket atışlarıyla baş etmek için İsrail’in, Demir Kubbe sistemi gibi savunma kapasitelerine sahip olmasını desteklediğini, aynı zamanda İsrail’in, vatandaşları bu tür saldırılarla yüz yüze olduğundan meşru savunma hakkı (!) olması gerektiğini” savunmaktaydı. Rhodes’in, ”İsrail ve Filistin tarafında hayatlarını kaybedenler dolayısıyla da çok üzgünüz. Burada, gerilimi azaltma ve bölgede barışın hüküm sürebilmesi için roket saldırılarına son verme sorumluluğu tamamen Hamas’a aittir” sözleri, tam bir Siyonist uşaklığını yansıtmaktaydı.
İsrail’in, Recep T. Erdoğan’ın kurusıkı savurmalarının ve Mısır Lideri Mursi’nin Telaviv’e atadığı yeni büyükelçiyle Siyonist Şimon Peres’e yolladığı duygusallık ve yaranmacılık sırıtan mektuplarının ardından Gazze’ye saldırması, bunları zerre kadar takmadığının ve hesaba katmadığının kanıtıydı. Üstelik Mısır ziyaretini gerçekleştiren, ama söz verdikleri halde cesaret edip Gazze’ye gidemeyen Recep Beyin ve Muhammed Mursi’nin ayarını ve kararlılığını test eden İsrail, Ilımlı İslamcıların yüzünü bir kere daha kara çıkarmıştı. Başta, yeniden ABD kâhyası atandığı için Mesih gelmiş havaları estirilen Obama olmak üzere, Almanya, Fransa, İngiltere… hepsi birden “kendisini savunma hakkını kullanıyor” yalanıyla İsrail’e destek çıkmışlardı. Recep T. Erdoğan’ın hala “Konuyu BM’e götürme” çıkışları tam bir şaşkınlıktı. Çünkü zaten BM, İsrail’i kurmak ve korumak üzere oluşturulmuş bir Siyonist yapıydı. Obama’ya telefon açmakla övünüp avunan ve halkın havasını almaya çalışan Recep T. Erdoğan: “sen çocuk mu kandırıyorsun… Masum insanları suçsuz sebepsiz yere vahşice katleden İsrail’in, nasıl “kendini savunduğunu” söyleyip arka çıkıyorsun?” diye soramamıştı. Oysa aynı kukla Obama, Siyonist Yahudi Lobilerinin talimatıyla, Mısır Başkanı Mursi’ye telefon açıp: “Hamas’ı sakinleştirip hizaya getirin, Filistin halkını kışkırtıp cesaretlendirmeyin” telkininde bulunmuş, ardından Siyonist ve terörist Netanyahu’yu arayıp: “Ben onları ikaz ve ikna ettim, saldırı planlarına devam edebilirsin” garantisini aktarmıştı.
Tekrar soruyoruz “insan haklarını ihlal ediyor ve kendi halkına zorbalık yapıyor” diyerek Suriye Muhalefetini organize edip destekleyen kahraman Recep T. Erdoğan acaba İsrail vahşetine karşı Filistin muhalefetini niye toplayıp sahip çıkmaya bir türlü yanaşamamıştı?
Bütün bunları göz önünde tutarak ve Kur’a’nın haberini esas alarak diyoruz ki, artık sadece azgın ve sapkın İsrail’in değil, ABD ve AB’yi güdümüne alan Siyonist Yahudi Lobilerinin de, Amerika ve Avrupa’nın askeri güçlerinin de yenilip yıkılacağı bir kapışma kapımızdadır, Suriye’de tarihi hesaplaşma yakındır ve kaçınılmazdır. Hem şeytani güçlerden hem de işbirlikçi hükümetlerden birlikte kurtulmak lazımdır ve artık zamanıdır. Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesinde, masum Bosnalı Müslümanların katilleri Ante Gotovina ve Miladen Markac adlı Hırvat Generalleri suçsuz bulup beraat ettiren Haçlı ve hınçlı batıdan ve AB’ye kuyruk olma sevdasından hala vazgeçmeyenler ya ahmaktır veya kiralık ajandır.
Kurulduğu günden bu yana Filistinli Müslümanları katliam ve zulme maruz bırakan işgalci Siyonist İsrail yeniden azıtmıştı! Gazze’ye bomba yağmuru başlatan Siyonistler aralarında bebek ve çocukların da bulunduğu onlarca kişiyi katletmeye başlamıştı. Saldırıda Hamas komutanlarından Ahmed el-Caberi ve muavini de hakkın rahmetine kavuşmuşlardı. Düzenlediği her saldırıya dini bir isim veren Şeytan İsrail yeniden başlattığı katliam saldırılarına da ”Bulut Operasyonu” adını takmıştı. ‘Bulut sütunu’, Tevrat’ta Tanrı’nın İsrailoğulları’na yardımını anlatmaktaydı. Vahşi İsrail savaş uçaklarının Gazze’ye yönelik sürdürdüğü saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı bir haftada 200’e yaklaşmış, yaralananların sayısı ise 400’e ulaşmıştı. İsrail ordusunun, Gazze’nin kuzeyinde yaralı Filistinlileri taşıyan ambulanslara, Hastane ve okullara ateş açtığı ortaya çıkmıştı. İsrail savaş uçakları bombaladığı Gazze’nin kuzey bölgelerine broşürler atıp, ”Filistin direnişiyle ortak hareket etmeyin. Gazze’den fırlatılan füzelerin yerlerini İsrail askerlerine bildirin” çağrısı yapmıştı. İsrail savaş uçaklarından atılan broşürler Filistinliler arasında, ”Gazze’den fırlatılan füzeler İsrail’i zor durumda bırakıyor ve Siyonistler geleceğinden korkuyor (!)” şeklinde yorumlanmıştı.
Bulut sütunu’na karşı siccil taşı
Siyonist İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırılar üzerine, Gazze Şeridi’nden İsrail tarafına atılan roket sonucu 3 İsrail’li ölmüş, 6’sı yaralanmıştı. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın, İsrail ordusunun ”Bulut Operasyonu”na karşı, ”Siccil Taşı” adını verdikleri misilleme kapsamında 121 roket ve havan mermisi fırlatmıştı. ”Siccil Taşı” Kur’an’ın 105’inci (Fil) Suresi’nde Allah’ın Kâbe’yi ve mazlumları korumak için gönderdiği uçan cisimleri ve harika mermileri hatırlatmaktaydı.
Hain İsraillileri korku kaplamıştı
İsrail’in askeri operasyonlarına Filistin’in karşılık vermesi riskinden dolayı yüzlerce İsrailli ülkenin güneyinden kuzey bölgelerine doğru kaçmaya başlamıştı. İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzettin Kassam Tugayları’nın lideri Ahmet Caberi’ye düzenlediği suikastın ardından güney bölgelerindeki yüzlerce İsrail’li, daha güvenli buldukları kuzey bölgelerine gitmek için Beerşeba tren istasyonuna doluşmuşlardı.
Bu daha başlangıçmış!
Siyonist İsrail’in terörist Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, ”İsrail’in Gazze’deki saldırıları, gerekirse İsrail Ordusu’nun, önümüzdeki günlerde askeri operasyonlarını genişletmeye hazır olduğu yönünde açık bir mesaj niteliği taşıyor, İsrail, kendisine yapılan herhangi bir saldırı karşısında elleri bağlı kalmayacak” diyerek daha kapsamlı ve bölge ülkelerine de sıçrayacak savaşların sinyalini vermiş olmaktaydı.
Erbakan Hocamız’ın 23 Haziran 2007 tarihinde ve yaklaşan genel seçimler öncesinde, Tv-5’te Prof. Hasan Ünal ve Ekrem Kızıltaş’ın sorularını yanıtlarken söylediği: “İsrail uyduruk bahanelerle Lübnan ve Suriye’ye girip bizim sınırımıza kadar dayanacak, Adana İncirlik üssündeki ABD savaş uçaklarını ve füze rampalarını da kullanarak, Arz-ı Mev’ud (İsrail’e vaad edilen kutsal topraklar) arasında saydıkları Türkiye’mizi de işgale kalkışacaktır.” Uyarıları, şimdi giderek derinleşen Suriye krizi ve Gazze gerginliği nedeniyle gerçekleşme aşamasındadır.
Yahudileri daha yakından tanımak ve İsrail’in tuzaklarına karşı tedbirli olmak için şu ayetleri dikkatlice okumalıdır:
Siz (Müslümanlar,) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah’ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı. (Bakara: 75)
(Münafık Yahudiler) İman edenlerle karşılaştıklarında (biz de) “İman ettik” diye (yalan) söylüyorlardı; kendi başlarına kaldıkları zaman ise: “Allah’ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı (aleyhinize) bir belge olsun diye mi onlarla (Müslümanlarla) konuşuyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız? diyorlardı.” (Bakara: 76)
Andolsun, onları (Yahudileri) hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun. (Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azaptan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını görendir (ve kayıt altındadır). (Bakara: 96)
(Yahudiler) Ne zaman bir ahidde bulundularsa (kiminle anlaşma yaptılarsa), içlerinden bir bölümü onu bozmadı mı? Hayır, onların çoğu iman etmez(sapkınlardı). (Bakara: 100)
(Ey Müminler!) Kitap Ehlinden olan kâfirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini asla arzu etmeyen (insanlardır). Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder; Allah büyük fazl sahibi olandır. (Bakara: 105)
(Yahudiler) Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah’ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka- onlara zillet (zorluk ve horluk damgası) vurulanlardır. Onlar, Allah’tan (hak ettikleri) bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) basılmıştır. Bu, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır. (Al-i İmran: 112)
(Ey Müminler) Sizler, işte böylesiniz; (hala) onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler (üstelik düşmandır). Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar (Yahudi uşağı münafıklar ise) sizinle karşılaştıklarında “inandık” derler, (ama Kur’an’ın şeriat hükümlerine inkâr ve itiraz ederler) kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Kin ve öfkenizle geberin.” Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran: 119)
Allah’ı ve elçilerini (tanımayıp) inkâr eden, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, “Bazısına inanırız, bazısını tanımayız” diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler (Allah’ın ve Müslümanların düşmanı, Siyonist şeytanların uşağıdır). (Nisa: 150)
İşte bunlar, gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır. (Nisa: 151)
(Yahudileri) Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemek ve gasp etmek üzere sömürü ve soygun düzeni kurmaları nedeniyle (öyle yaptık ve lanete uğrattık) Onlardan kâfir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır. (Nisa: 161)
Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla “İnandık” diyen (münafıklarla) Yahudilerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer taraftar grupları adına haber toplayanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, “Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının” diyerek (fitne çıkarırlar). Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, (yani kimler hidayetten ayrılıp dalalete yönelirse) artık onun için sen Allah’tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. (Maide: 41)
Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler, vekiller, yöneticiler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz (o da) onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet buyurmayacaktır. (Maide: 51)
İşte kalplerinde hastalık olanları: “Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından (her yönden güçlü ve üstün olan Yahudi ve Hıristiyanlarla başa çıkılamayacağından) korkuyoruz” diyerek (Siyonist Yahudiler ve Haçlı Emperyalistlerle) aralarında (sinsi) çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, (münafıklar ve marazlı Müslümanlar) nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman ve perişan olacaklardır. (Maide: 52)
Onlardan (Yahudi, Hıristiyan ve münafıklardan) çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür. (Maide: 62)
Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür. (Maide: 63)
Andolsun, insanlar içinde, mü’minlere en şiddetli (ve tehlikeli) düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri (ve Protestan, avengelik gibi Siyonistleşmiş Hıristiyan kesimleri ve sözde Müslüman geçinen işbirlikçileri) bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: “Biz Nasarayız. Hakka ve hayra yardımcılarız” diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. (Maide: 82)
Barak Obama’nın tekrar ABD Başkanı ve Yahudi kâhyası atanması seçimler öncesinde kısmen gaz kesen Suriye’ye karşı 20 aydır sürdürülen örtülü savaşın yeniden kızıştırılması ve İsrail’in azgınlaşıp Gazze’ye saldırması bir tesadüf sanılmamalıdır. Evet, bu yeni dönemin en dikkat çekici gelişmesi ise kuzeyden Türkiye’den Suriye topraklarına doğru açılan düşmanca ateşe ilave olarak İsrail’in batıdan ve güneyden ateş açmaya başlamasıdır. Amaç Suriye’yi karşılık vermeye zorlayarak onu mütecaviz durumuna sokmak ve genel saldırıya gerekçe hazırlamaktır.
AKP yönetiminde Türkiye’nin en büyük müttefiki ve kankası (kan kardeşi) olan İsrail, Suriye’ye karşı ateş açmasının bahanesi olarak Golan bölgesine düşen havan mermilerini göstermektedir. İsrail’in Suriye’ye karşı bu saldırısı 6 Eylül 2007’de 8 F-16 savaş uçağı ile El Kibar nükleer santralini vurmasından sonra bir ilktir. Fakat İsrail böyle bir saldırı yaptığını o zaman deklere etmemişti. Resmi söylemi esas alırsak o zaman Golan’a düşen havan mermilerine misilleme olarak yapılan bu saldırı 1973’de Dördüncü Arap-İsrail Savaşı olarak da bilinen Yom Kippur Savaşı’ndan sonraki en önemli gelişmedir. İşin garibi İsrail tarafından topraklarına ateş açıldığını iddia ettiği Golon tepeleri de esasında Suriye’nindir. İsrail 1967’de Üçüncü Arap-İsrail Savaşı veya Altı Gün Savaşı denen savaşta zengin su kaynaklarına sahip olan ve yaklaşık 1200 km² olan bu bölgeyi ele geçirmiş ve 1981’de ilhak ettiğini ilan etmiştir. Golan’ın İsrail tarafından işgali ile birlikte burada yaşayan insanların çok büyük bir bölümü vatanlarından sürgün edilmiştir. Aynen Filistin’de olduğu gibi! Bunlar arasında soydaşlarımız olan Türkmenlerin olduğunu, şimdi bu insanların muhacir olarak Şam’ın güney mahallerinde yaşadığını, Erdoğan, AKP’liler ve Milliyetçi olduğunu söyleyenler dahi bilmemektedir.
Suriye’ye karşı sürdürülen örtülü savaşın amacı; Esad’ı devirmek, ılımlı İslam kılıflı bir rejim değişikliği yaparak ülkeyi bölmek, Türkiye’yi etkisizleştirmek, ılımlı (taşeron) İslam’ı bölgenin yeni dini haline getirmek, kukla Kürt Devleti’ne giden yolda bir engeli daha gidermek, İsrail’i bölgesel güç yapıp Golan ve Filistin sorununu İsrail lehine çözmektir. ABD artık taktik değiştirmiştir. Rusya’nın şiddetli olarak direnç göstermesi nedeniyle ABD Suriye’ye karşı Libya’da olduğu gibi direkt müdahale etmek yerine ana üssü Türkiye olan örtülü savaşı hızlandırarak, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi işbirlikçilere verdiği görevleri daha iyi yapması için sıkıştırarak Suriye’yi çökertmek istemektedir. Suriye’de Allahu Ekber nidası ile saldıran El Kaide militanlarına artık “Baba, oğul ve kutsal ruh“ inancı taşıyan Hıristiyan George Subra emir verecek, koordinasyonu ise Türkiye’deki AKP yönetimiyle İsrail Başbakan’ı Binyamin Netanyahu birlikte yürütecektir.[3]
İşte İsrail, İslam ülkelerindeki bu işbirlikçi hükümetler ve teslimiyetçi zihniyetler sayesinde her gün sefere (!) çıkmakta ve zaferler (!) kazanmaktadır. Sözde İsrail aleyhine atıp tutanların ve Onun zulmünü kınayanların bu tavrı ise, gerçekte Siyonizm’e hizmetkârlığın kahramanlık kılıfıdır. Oysa haklayacak adam hava atmazdı!.. Hesap soracak olan, horozlanmazdı! İsrail’e yönelik bu kof kabadayılıklar, Siyonist keferenin işini kolaylaştırmaktan ve öfkesi kabaran halkların gazını almaktan başka işe yaramazdı!.. Ahmet Davutoğlu, Arap birliği üyesi bakanlarla beraber Gazze’yi ziyaret ederken bile kuduz İsrail bunları hesaba katmadığını ve kale almadığını göstermek için saldırı ve katliamlarına ara vermeye bile tenezzül buyurmamış, üstelik konuk bakanların yaralıları görmeye gittiği Şifa Hastanesini hedef alıp iki kameramanı öldürmekten sakınmamıştı
Katil Ariel Şaron’un kendisine: ”En huzurlu olduğum ve mutluluk duyduğum an; Filistinlilere karşı tankların üzerinde bulunduğum andır” dediğini daha yeni hatırlatan ve yıllarca bu ağır ve aşağılayıcı hakaretini sinesinde taşıyan Recep T. Erdoğan, şimdi bunu bir kahramanlık gibi aktarmaktadır. Oysa yıllardır can çekişip bir türlü geberemeyen Ariel Şaron, sizin dişlerinizi defalarca saydığı ve kim bilir kaç kez test edip ayarınızı anladığı içindir ki, bu hakareti yüzünüze karşı küstahlıkla yapmış, ama gerekli yanıtı alamamıştır.
İsrail’i caydırmak ve cesaretini kırmak istiyorsanız, Erbakan’ın D-8 ülkeleri başbakanlarını ve Genel Kurmay Başkanlarını Ankara’da toplayıp, Siyonist saldırganlara karşı ilk adım olarak siyasi ve diplomatik ilişkileri askıya aldığınızı açıklayın da görelim. En azından Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez kadar cesaret ve dirayet gösterip, İsrail Büyükelçisini kovup dışarı atın da görelim. İsrail vahşetine hala destek çıkan ABD ve AB ülkeleriyle ekonomik ve teknolojik ilişkileri kesme kararı alın, İslam Dünyasını, Rusya, Çin, Hindistan ve Güney Amerika’yı harekete geçirip, yeni bir barış ve adalet işbirliğini başlatın da görelim! Ama bunları yapamazdınız ve keşke yapıp ta bizleri yalancı çıkarsaydınız! Çünkü Erbakan Hocamızın dediği gibi, bunlar mayasız olmazdı!.. Bunlar davasız ve sevdasız olmazdı!.. Ve hele BOP eş kâhyalığı ve boynundaki Yahudi Lobileri madalyasıyla hiç olmazdı… Ama her şeye rağmen İsrail yok olacak, Amerika yıkılacak ve mazlumlar kurtulacaktı!
[1] http://necmettinerbakan.net/page.php?act=haberGoster&haberID=2159&name=bak-tayyo-80-lerden-erbakan-geldi-israil-e-cevap-verdi-
[2] Milli Görüş Video Arşivi: 136 – Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Basın Toplantısı, Dış Politika, ekonomi, Anarşi ve Siyasi Konular MSP Dönemi 1980 – Ankara / LİNK: http://www.youtube.com/watch?v=JtTzYR5cNBE
[3] Türker Ertürk / ilk-kursun.com/ 12 .11 .2012

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…
5375 Yıllık Siyonist Sömürü Düzeni, Kafirler ve Münafık Mücrimler istemese de yıkılacak , Tüm insanlığın…
Öncelikle belirtelim ki; Yahudiyi tanımadan dünyada olup bitenleri anlamak mümkün değildir. Makale bu anlamda çok…
Galiba tarihte hep böyle olmuş; Hakk uğruna mücadele edenler yalnız kalmışlar. Ne kadar kafir, münafık,…