YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e811b2d529f
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 1
Bugün : 8683
Dün : 56818
Bu ay : 1224346
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53369404
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

HER ŞEY O’NUN, KİME NE?!

Dinleyin kardeşler, bacı beylerim
Ahu zar inlerim, döndüm kemane1
Varım sahibine, feda eylerim
Malım canım hepsi, O’nun kime ne…

Emek gerek dostlar, ekmek husula2
İman nurdur ışık, tutar vusula3
Kur’an haritadır, akıl pusula
Vücut gemisinde, geçsen dümene…

Hakkı bulan halktan, dünyadan bıkar
Cahil arı gibi, konduğun sokar
Yanıp da pişmeyen, çiğ kalıp kokar
Sular kaynamadan, dönmez demine…

Gafletten şuura, doğrulsan eğer
Kur’an mealiyle, yoğrulsan eğer
Hidayet yurduna, çağrılsan eğer
Çorak gönlün döner, bahçe çimene…

Ben erdim zannedip, yan gelip yatan
İman ameline, riyayı katan
Makam çıkar için, davasın satan
Zirvedeyken düşer, beton zemine…

Hedeften sapana, yol çatallaşır
Hak’tan ayrılana, din bâtıllaşır
Günaha daldıkça, kalp katılaşır
Paslı dilin dönmez, Allah demene…

Hiç hayra varır mı, şerre müntesip4
Münafık marazlı, şirke münasip5
Arınıp durulmak, olur mu nasip
Pis lağım karışan, suda çimene6

Kendin Sübhan7 sanır, sığar habbeye8
Haçlıya sığınır, kıble AB’ye
Sorsan gideceğin, söyler Kâbe’ye
Paris’e yönelen, varmaz Yemen’e…

Fidan dik hiç değil, gölgesi olur
Her sözün ahiret, belgesi olur
Ehl-i Kur’an nasın9, bilgesi olur
Güzel koku saçar, benzer çemene10

Orhan’ım bal üret, çiçekler dolaş
Gerekse Hak için, belaya bulaş
Azgın dalgalarda, attıkça kulaç
Elbet ulaşırsın, Sadık Emin’e11

  1. Keman: Hüzünlü ses çıkaran dört telli yaylı saz.
  2. Husul: Hasıl olmak, meydana çıkmak.
  3. Vusul: Vasıl olma, kavuşma.
  4. Müntesip: İntisap eden, bir ekibe bağlanan.
  5. Münasip: Uygun, yakışan.
  6. Çimmek: Suya dalıp yüzmek.
  7. Sübhan Dağı (Tatvan yakınında).
  8. Habbe: Buğday, arpa gibi tohum tanesi.
  9. Nas: İnsanlar, topluluklar.
  10. Çemen: Maydanozgillerden, kimyon türü, güzel kokulu bitki.
  11. Sadık-ı Emin: Hz. Peygamber Efendimiz, Güvenilir ve Doğru Sözlü Hz. Muhammed (SAV). 
4.6 18 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Orhan YILAN

Orhan YILAN

Subscribe
Bildir
10 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

“Ey Resulüm! Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı gafil zannetme. Allah (CC) sadece gözlerin dehşet ve şaşkınlık içinde donup kalacağı bir güne kadar onları erteliyor.”[13]

Ve Kur’an zalim milletlerin ve batıl medeniyetlerin acı akıbetlerini anlatan ayet ve kıssalarla doludur…

Âdem Aleyhisselam’dan beri, her biri başka kavim ve karyeyi helak eden zulüm ve haksızlıkların hepsini birden ve bin beter işleyen vahşet ve dehşet medeniyeti olan Batı Emperyalizmi ve dünya Siyonizm’i de, mukadder olan akıbetine doğru hızla yaklaşmakta ve tarihin gayyasına doğru yuvarlanmaktadır.

Deccalizm’in sol kolu olan Komünizm ve Rusya felç oldu. Sağ kolu olan Kapitalizm ve Amerika da yakında kırılacak… Ülkemizdeki haksız ve hayırsız uygulamalar da son bulacaktır.

Sadakte Ya Resulâllah! Sen hep doğru söyledin! Haber verdiklerin bir bir çıkıyor! İşte bu son savaşı da mü’minler kazanacak ve yeryüzünde saadet medeniyeti kurulacaktır.

 

(Daha önce) Kendilerine nimet verdiğin (hidayet ve hakikate erdirdiğin) kimselerin (Nebilerin, Sıddıkların, Şehitlerin ve Salihlerin) doğrultusuna (bizi yönlendirip yollandır; ama ne olur Yarabbi, Yahudilerin Siyonist kesimleri, işbirlikçileri, tüm şirk ve şekavet ehli olan ve Hakk dini yozlaştıran azgınlar gibi bütün) gazabına (ve kahrına) uğrayanların ve (Hristiyanların zalim emperyalist kesimleri, müşrik takipçileri ve Batı ahlâksızlığının taklitçileri gibi her türlü Hakk’tan ve hayırdan uzaklaşıp) sapıtanların yoluna (kaymamıza fırsat tanıma! Bizleri bütün bâtıl ve barbar yollardan) gayrı (ve ayrı olan İslam’da sabit kıl). Amin!

https://www.mealikerim.com/1/fatiha/7

Gafletten şuura, doğrulsan eğer
Kur’an mealiyle, yoğrulsan eğer
Hidayet yurduna, çağrılsan eğer
Çorak gönlün döner, bahçe çimene…

Kimi Yahudiler, kelimeleri (Hakkın sözlerini) “konuldukları yerlerden” (İlahi hedef ve hikmetlerinden) saptırıp (kaydırarak Hakk Dinde tahrifata girişirler. Kutsal Kitabın kelimelerine farklı ve aykırı manalar yüklerler). Onlar dillerini eğip bükerek ve (Allah’ın gönderdiği) dine bir kin ve hınç besleyerek (Peygambere: Seni) “Dinledik (ama kabul etmedik) ve karşı geldik. (İtiraz ve isyanımızı) İşit, (ey) -işitmez olası- (şeklinde hakaret ederler). Ve ‘Raina’ bizi güt, bize bak” derler. (Oysa) Eğer onlar: “(Ey Nebi!) İşittik ve itaat ettik, Sen de (sesimizi ve teslimiyetimizi) işit ve ‘bizi gözet’ (organize edip yönet)” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmayan (ve inanmayacak olan kimselerdir).

Hakkı bulan halktan, dünyadan bıkar
Cahil arı gibi, konduğun sokar
Yanıp da pişmeyen, çiğ kalıp kokar
Sular kaynamadan, dönmez demine…

Hakk’a ulaşan halktan da, dünya ve nimetlerinden de bıkar. Hakikate ermiştir, en büyük aşka vasıl olmuştur, artık ona zevk verecek mutlu edecek daha gayri bişey yoktur. cahil arı, kendini yeterli gören, bilirim zanneden, bazı makamlara nail olduğunu düşünen ama aslında bilmeyen bilirkişi görünenler ki bunlar susması gereken yerde susmaz, konuştuğu zaman fitneye sıkıntıya sebep olur, o yüzden dir ki kırar döker batırır. Olmak için yanmak pişmek lazımdır. Nefsini terbiye edemeyen, aşkla yoğrulmayan, kibirden, riyadan gösterişten arınmamıştır ki bu da kişiyi itici kılar. Çayı demlemek için suyu kaynatmak gerekir. Suyun kaynaması çile ve sıkıntılara sabretmekle olur. demlenmek kıvama ermek, öze ulaşmak hakikate ermek demektir. Olgunlaşmadan hakikate erilmeyeceği ifade edilmiş.

Şiirle ilgili çalışma yaparken her bir satırın ne büyük manalarının olduğunu gördüm. bu cümleleri kurabilmek için hikmet sahibi olmak gerektiğini, bu cümleleri yazan kişinin büyüklüğünü gördüm. rabbim tâbi olmayı lütfettiği için bir kez daha şükrettim. bizlerin olgunlaşması için yazılmış olan bu satırları hızlıca okuyup geçerek ne güzel şiir deyip geçiyoruz lakin üzerinde düşündüğümüz zaman biraz araştırma yaptığımız zaman görüyoruz ki her bir satır hatta her bir yarım satırın büyüklüğü görüyoruz. Rabbim gerekli dersleri almayı nasip eylesin. Yukarıdaki satırları yazarken chatGPT den faydalandım. Her bir satırdaki hatta yarım satırdaki manaları gördüğüm zaman nasıl büyük bir nimete sahip olduğumuzu tâbi ve talebe olduğumuzu gördüm. Rabbimizie sonsuz şükürler olsun, Hocamıza layık talebe olmayı, sıkı ve sağlam yol arkadaşı olabilmeyi Rabbim nasip eylesin. rabbim gerekli dersleri alıp nefsini terbiye edebilenlerden ve hakikate erebilenlerden eylesin amin.

Âl-i İmran 8
“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma (ayaklarımızı kaydırma), bize katından rahmet ve inayet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.”

https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/8

Hakkı bulan halktan, dünyadan bıkar
Cahil arı gibi, konduğun sokar
Yanıp da pişmeyen, çiğ kalıp kokar
Sular kaynamadan, dönmez demine…

Kızdığımız, kıskandığımız ve kin bağladığımız kimseleri, horlamak ve hırpalamak niyetiyle; onların hata ve haksızlıklarını ayet ve hadislerle ortaya koymak ve hatalarını yüzlerine vurmak: Allah için tebliğ ve tavsiye değildir. Sadece kendi öfkemizi ve nefsi hakaretimizi, o kişilere yansıtmak için, Kur’an’ı ve Resulüllah’ı istismar etmektir.
Üstad Ahmet AKGÜL

Milli Çözüm’üm makaleleri gibi siirleride ,üzerinde durup ,anlamaya çalışana büyük dersler ,nasihatler ,uyarılar içermekte ,düşünmeye sevketmektedir .Sayfalarca anlatılmak istenen hikmetler ,mısralarda dile gelmiştir .Allah’ım bizleri bu nimetin kıymetini bilip sukredenlerden eyle .

Emek gerek dostlar, ekmek husula2
İman nurdur ışık, tutar vusula3
Kur’an haritadır, akıl pusula
Vücut gemisinde, geçsen dümene…

Nefsi arzularimizdan arınıp , şeytanın vesveselerinden kurtulup ,dünya heves ve arzulardan sıyrılıp ,herseyimle ben geldim Rabbim deyip ,geçme vakti gelmedi mi dümene .

Hedeften sapana, yol çatallaşır
Hak’tan ayrılana, din bâtıllaşır
Günaha daldıkça, kalp katılaşır
Paslı dilin dönmez, Allah demene…

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, bir daha kalplerimizi caydırma (ayaklarımızı kaydırma), bize katından rahmet ve inayet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.”
(Âl-i İmran Suresi 8)

Hakkı bulan halktan, dünyadan bıkar
Cahil arı gibi, konduğun sokar
Yanıp da pişmeyen, çiğ kalıp kokar
Sular kaynamadan, dönmez demine…

İyiyi doğruyu güzeli faydalıyı ve adil olanı bulabilecek hidayet feraset nimetini ; her daim Hakkı üstün tutarak ama Batılı bilmeden Hakkı üstün tutabilmek mümkün değil malum. Batıl ; her daim gücü üstün tutar ( güçlüyüm öyleyse haklıyım der) , Batıl her daim Menfaati çıkarını üstün tutar, Batıl her daim İmtiyazı üstün tutar, Batıl her zaman Çoğunluğu üstün tutar. Hak ise bunların karşısında olan görüştür.
İşte batılın karşısında durabilen Hakkı bulmuştur. Masivadan yüz çevirir gönül bağlamaz maaiva o kişiye çekici gelmez. Hakka bel bağlar, her daim Hakkın rızasını kazandıracak şeylere önem ve öncelik verir…

İnsan bir yanlışı görür. Yanlışı gördüğünde düzeltmek isterken direkt doğruyu karşıdakinin yaşına başına derecesine bilgisine seviyesine bakmadan ilkokul seviyesindeki birine lise seviyesindeymiş gibi anlatmaya kalkarsan karşıdakine zulüm etmiş olursun onu arının sokarken verdiği acı gibi acı verirsin ve kışkırtırsın , kışkırtıncada düzelmesini veya doğruyu kabullenmesini geç çok daha beter duruma sokarsın.

Doğruyu benimsetmek için niyetimiz önce samimi olacak, onu kaybetmek değil kazanmasını sağlamak niyetli hareket edeceğiz ve aklına kalbine SİNDİRTE SİNDİRTE bilgileri yedireceğiz ki verim alalım hedefimize uygun hale getirebilelim. Böyle böyle zorlu çileli zaman harcayarak sabırlı şekilde gayret edeceğiz ki pişeceğiz ve çiğlikten kurtulacağız ki hem kendimize gemde karşımızdakilere yarar sağlamış olalım olumlu sonuçlara sahip olabilelim.

Yok karnımızın gazı insin ben doğrularımı söyleyeyim de kim ne duruma düşerse düşsün diyerek ; KISKANÇLIK VARİ – MADDİ HIRSLARLA ( makam mevki başkanlık vb. hevesler ön planda olma gayreti gibi) BİR KISIM KORKULARLA – VE KİBİRLE hareket ve düşünceye sahip şekilde davranış sergilersek AKLIMIZI DA ÖRTMÜŞ OLURUZ ve artık beynimiz Allah’ın memnuniyeti üzere değil şeytanın memnuniyeti üzerine doğumlar ortaya çıkar. Ama dilimiz elimiz davranışlarımız iyi güzel faydalı işler üzerindeki araç gereçlerle yapıyor olsak bile… Ve kendimizi de karşımızdakini de kaybederiz iyi iş yapıyorum türküsü söylete söylete şeytanı memnun kılarız.

Çay severler bilir. Su kaynamadan çay demlenirse o çay çay olmaktan çıkar, bulaşık suyu içersinde farkında bile olmazsın. Yani doğruları PAT DİYE SÖYLEMEK marifet değildir , Marifet doğruları ağır ağır emilim sağlayarak faydalı sağlıklı doğumlar veya sonuçlar ortaya çıkartmasını sağlamaktır . Edebimizi hürmetimizi saygımızı bozmadan kucaklayıcı kuşatıcı iyi niyet ve samimiyeti kaybetmeden yapmalıyız.

Aklı insana Allah verir. Dilediği zaman da geri alır. Aklın kaynağı Allah korkusudur.

Last edited 11 ay önce by Osman Nuri

Kur’an’ın tercümanı – hakkın safında sadakatle duran zamanın rehberi olan Kutlu zatın safında durmadan Siyonizmin hile ve oyunlarından asla kurtulamazsın!

Şeytanın ordusunda askerlik yapmaktan geri duramazsın!

Temel’in, Arıkan’ın, Feto’nun, Cübelinin, Oğuzhan’ın, AKP’nin hilesini yutup, zehir kustuğunun farkına bile varamazsın!

Hakkın safında olmanın sonucu sende zuhur eden “haklı çıkmak, itibar edilmek, gelecekle ilgili tahminlerin isabet etmesi, istikamet üzere olmak ve bunun etrafın tarafından bilinmesi ve hayranlık uyandırması, zahiren en büyük görünen güçlere kafa tutma cesaretin inanılmaz derecede bir iman mertebesi olması, anaç sayısız bilinen münafıklara herkes kanarken senin hiç kanmaman ve eninde sonunda bu konularda haklı çıkman ise KENDİNDEN DEĞİL! TUTTUĞUN HAK YOLUN/REHBERİN KERAMETİDİR! KENDİNDEN ZERRE KADAR BİLİRSEN O KADAR İBLİSLİK SENDE BAŞLAMIŞ DEMEKTİR! EY NEFİS!

Last edited 11 ay önce by Mus'ab Eryıldız

Gafletten şuura, doğrulsan eğer
Kur’an mealiyle, yoğrulsan eğer
Hidayet yurduna, çağrılsan eğer
Çorak gönlün döner, bahçe çimene…

Ve işte  Benim  (sağlam ve şaşmaz olan) dosdoğru yolum budur. Bu yola tâbi olun…”
( En’am Suresi: 153)  ayetinde de ifade edildiği gibi, kendisine tâbi olanı Mevlâ’ya ve maksuda ulaştıran, Allah’ın yoludur. Allah’ın sıratı  mustakımi , kıldan ince kılıçtan keskin olan istikamet yoludur.  Bu yolda uyuklamak, sayıklamak, dalmak, durmak yoktur.  Her an uyanık, her an enerjik olmak ve bu ince ve keskin yolu şaşmadan, düşmeden son nefesini vermek lazımdır. Bizler ancak Allah’ın rahmet ve inayet buyurmasıyla ve tarafımızı doğru belirleyip doğrularla sağlam bir kalp, sağlam bir ayakla istikamet üzerinde kalabiliriz.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
10
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...