YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69f4f701da10e
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 4 7
Bugün : 53527
Dün : 60722
Bu ay : 53527
Geçen ay : 1737715
Toplam : 53936300
IP'niz : 216.73.217.100

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilen erişim engelleme kararları nedeniyle bu sayfa erişime kapatılmıştır.

Türkiye’yi sarsan yolsuzluk operasyonlarının ardından bir zamanlar bu kuruma geçmek için Zaman ve STV’de çalışmış olma referansı yeni TRT operasyonlarıyla tersine çevrilmiş durumdaydı. TRT’nin iki genel müdür yardımcıları ve Haber Dairesi üst düzey çalışanları kurumdan uzaklaştırılmıştı. TRT Haber Dairesi başkanı Ahmet Böken ve yardımcısı Ahmet Çavuşoğlu görevlerinden alınmıştı. Bilindiği gibi daha önce TRT’de “Cemaat Kadrolaşması” iddiaları sıkça gündeme taşınmış, Bülent Arınç ise “Hizmet ihtiyacı ve yetişmiş eleman istihdamı kapsamında bunların atandığını” savunmaya çalışmıştı. Bu tür operasyonlar Maliye Bakanlığına da sıçramış, cemaatçi kadroları tasfiye avı başlamıştı. Fetullahcılardan irtibatları kopunca, Rahmetli Hocamızın konutunda Erbakan Vakfını ziyarete koşan Bülent Arınç “şimdi karşılaştığımız bazı olaylara bakarak Hocamızın çok haklı olduğunu görüyorum, çok doğru düşüncelere sahip olduğunu anlıyorum” şeklinde ve samimiyetten uzak rüşveti kelam cinsinden itiraf ve iltifatlarda bulunmuşlardı. Erbakan Hoca’yı birlikte kaldığı 40 yılda kavramayıp da, daha yeni anlamaya başlaması, acaba bir feraset ve zekavet yavanlığı mıydı, yoksa “Fetullahcıların boşluğunu kimlerle doldurabiliriz?” telaşı mıydı? Hz. Peygamber Efendimizin uyarısıyla “Mü’min aynı zehirli delikten iki sefer ısırılmazdı!”

İktidar hırsıyla Siyonist şeytanların güdümüne girip Milli Görüş’ün tarihi hamlelerini, İslami ve insani hedeflerini sekteye uğratanların, bu tür sahte tavırlarına hala kanacak gafiller varsa, bu onların aklı ve ayarıyla alakalıydı. Erbakan’a ve davasına hıyanet edenlerin, önce açıkça bir özür dileyip tevbe etmeleri ve Batılları bırakıp artık Hakka döndüklerini ilan etmeleri lazımdı. İşte o zaman hayırda yardımlaşmak ve yarışmak üzerimize farz olacaktı. Aziz Hocamız da, bu tür ziyaretleri yapar, kendisine gelen misafirleri hoşlukla karşılayıp ağırlar; ancak mutlaka “yanlış ve hayırsız yolları bırakmaları ve Milli Görüş’e katılıp sevap ve şeref kazanmaları” çağrısını ve uyarısını tekrarlardı. Çünkü Cenabı Hakka tazim ve hürmet, kullarına ise şefkat ve merhamet böyle davranmayı gerekli kılardı.

Yakın zamana kadar TRT yönetimi, hükümet ve cemaatin kadrolaşması ile ilgili basına yansıyan bilgi ve belgeleri sürekli inkâr ediyordu. Bu dönemde kadrolaşma yapmadıklarını kanıtlamak için geçmiş dönemde TRT’ye alınan personel rakamları örnek gösteriliyordu.

Başta Cemaat mensupları olmak üzere, TRT’de kadrolaşma şu yöntemlerle yapılıyordu:

1) Kadrolaşmanın önündeki engelleri kaldırmak için TRT yasası değiştiriliyordu.

2) Kadrolaşmak için yönetmeliklerde kişiye özel düzenlemeler yapılıyordu.

3) Öncelikle İbrahim Şahin’in akrabaları olmak üzere diğer kamu kurumlarından TRT’ye personel nakli hızlanıyordu.

4) Bakanlıkların basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğü kadroları TRT’ye geçiş için köprü kadro olarak kullanılıyordu.

5) Sözleşmeli personel adı altında yandaş medya çalışanları TRT’ye transfer ediliyordu.

6) 2008 ve 2009 yılında açılan sınavla 652 kişi alınıyordu.

7) İstisnai Memuriyet kadrosundan 106 Mütercim alınıyordu.

8) TRT’deki kadrolaşma uluslararası boyut kazanıyor, taşeron şirketler devreye sokuluyordu.

AKP Kadrolaşma İçin TRT Yasasını Değiştiriyordu.

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin göreve başlamadan Zaman gazetesine (22 Kasım 2007) verdiği demeçte ‘Bu personel ile 40 kanal yönetirim” diyordu.[1] Görevine başlamasından bir süre sonra (7 Aralık 2007) Star gazetesi köşe yazarı Şamil Tayyar’a verdiği demeçte ise personel fazlalığı ile ilgili 3 önemli projesini anlatıyordu;[2] Böylece 8 bini aşkın personele sahip TRT’de bu operasyon yapılabilirse kadronun 5 binin altına düşebileceğini söylüyordu. İbrahim Şahin TRT’de fazla olduğunu iddia ettiği personelden kurtulmak için hazırladığı yasa taslağını AKP hükümetine veriyordu. Bu taslak bakanlar kurulu tarafından imzalanarak 8 Mart 2008 tarihinde TBMM’ye sunuldu. Tasarı TRT sanatçılarının kültür bakanlığına devredilmesini, ihtiyaç fazlası personelin de Devlet Personel Başkanlığı havuzuna gönderilmesini öngörüyordu. Bu tasarıya karşı TRT çalışanlarının ve kamuoyunun gösterdiği tepki AKP hükümetine geri adım attırıyordu.

11.06.2008 tarih ve 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu İle Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 26.06.2008 tarih ve 26918 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giriyordu. 2954 sayılı Kanuna eklenen geçici 11’inci madde ile bazı daire başkanlıkları kaldırıldı, bazıları birleştirildi, bazılarının da adı ya da yapısı değiştiriliyordu. Bu düzenleme ile kaldırılan, birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen Daire Başkanlıklarında çalışan unvanlı/unvansız olmak üzere; Daire Başkanı, Başkan, Üye, Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür, Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı, Başuzman, Uzman (Teknik Hizmetler Sınıfı Hariç) kadrolarında bulunanların görevleri ile Kurum Genel Müdür Uzmanlarının görevleri, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sona eriyor ve aynı derece/kademeli Araştırmacı unvanlı kadrolara atanıyordu. Bu yapılanma ilk kez TRT’de uygulanıyor. Kadrolaşmak için bir daire başkanlığının önce adını değiştiriliyor, sonra adı değişti diyerek tüm yöneticiler “Araştırmacı” kadrosuna atanıyor ve maaşları donduruluyordu. Yönetici olmadıkları halde Yayın Denetleme Kurulu üyeleri ve uzmanların da araştırmacı yapılması yasa değişikliğinin asıl amacını açıkça ortaya koyuyordu.

Kadrolaşmak İçin Yönetmeliklerde Kişiye Özel Değişiklikler Yapılıyordu.

İbrahim Şahin, yandaşlarını TRT’ye alabilmek için önce TRT yasasında yaptırdığı değişiklikle SÖZLEŞMELİ personel alımının yolunu açıyordu. Sonra AKP yandaşı ve cemaat elemanı medya kuruluşlarının çalışanlarını sınavsız kuruma almaya başlıyordu. Bu da yeterli görülmüyor, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Hizmetlerinin Tanımı Ve Bu Hizmetlere Atanacak Personel Yönetmeliği’ndeki “SÖZLEŞMELİ PROGRAM -HABER PERSONELİ” tanımında ilginç bir değişiklik yapılıyordu. 14 Nisan 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan değişikliğe göre Sözleşmeli Program-Haber Personeli için gerekli olan ‘Fakülte veya yüksekokul mezunu olmak’ şartının yanına (Yurtiçi veya yurtdışı yayın kuruluşlarının yayın, yapım, program veya haber hizmetlerinde en az 2 yıl çalışmış olanlarda bu şart aranmaz.)” şeklinde bir ekleme konuyordu. Yani önce yönetmelikteki şartlara uymayan kişiler TRT’ye alınıyor sonra yönetmelik bu kişilere uyduruluyordu. Yürürlükteki mevzuata göre TRT’nin yayın personeli (muhabir, yapımcı, spiker, kameraman, montajcı) 4 yıllık yüksekokul veya üniversite mezunu olmak zorunda. Şimdi ilkokul mezunları kameraman, lise mezunları muhabir olarak istihdam edilmeye başlanıyordu. Hatta lise mezunu kanal koordinatörü bile bulunuyordu.

Danıştay 5. Dairesi TRT’nin yaptığı yönetmelik değişikliğinin kariyer ve liyakat ilkeleri ile hizmet gereklerine ve hukuka uygun olmadığına karar vererek değişikliği iptal ediyordu. Ancak Danıştay kararının üzerinden 5 gün geçtikten sonra TRT’nin yeni bir yönetmelik değişikliği yaparak deyim yerindeyse “hukuku dolandığı” ortaya çıkıyordu. Yapılan yönetmelik değişikliği ile “Sözleşmeli program ve haber personeli” için aranacak koşullarda yer alan “Fakülte veya yüksekokul mezunu olmak” şartı “En az lise veya dengi okul mezunu olmak” şeklinde değiştiriliyordu.

Akraba ve Hemşeri Kadrolaşması Hız Kazanıyordu.

İbrahim Şahin başta PTT olmak üzere diğer kamu kurumlarında çalışan yakın akrabalarını ve Amasyalı hemşerilerini TRT’ye alıyordu. Alınanların 6’sı İbrahim Şahin’in köylüsü bunların bir bölümü İbrahim Şahin’in ikinci dereceden akrabası oluyordu. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin Amasya’nın merkeze bağlı Akyazı köyü doğumluydu. İbrahim Şahin TRT Genel Müdürü olduktan sonra üst düzey yönetim kademelerine hemşerilerini ve akrabalarını atıyordu. TRT’nin bütün alım satım işlerini, ihalelerini yapan Satın Alma Dairesi’nin başkanlığına Akyazılı Selami Karanfil getiriliyordu. İbrahim Şahin, akrabası Ömer Avcı’yı da Satın Alma Dairesi Başkanlığı’nda müdür yapılıyordu. Satın Alma Dairesi’ndeki bir başka Amasyalı da yine müdür olarak atanan Hasan Bahçıvan oluyordu. Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı’ndaki üç müdür de İbrahim Şahin’in diğer kamu kurumlarından TRT’ye transfer ettiği kişilerden oluşuyordu.

İşte İbrahim Şahin’in akraba ve hemşerilerinin bir bölümü;

SELAMİ KARANFİL (Amasya –Akyazı): İçişleri Bakanlığı’nda kontrolör iken TRT’ye SATIN ALMA DAİRESİ BAŞKANI tayin ediliyordu.

HAKAN KUTLU (Amasya –Akyazı): ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ (Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı ve TCDD Genel Müdür Yardımcısı Şükrü Kutlu’nun akrabası oluyordu)

METİN YILDIRIM (Amasya –Akyazı): Amasya Merkez Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü iken TRT’ye İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKAN YARDIMCISI olarak atanıyordu.

OSMAN OĞUZ DARÇIN (Amasya –Akyazı): MKE’de mühendis olarak çalışırken TRT’ye alınıyordu.

ÖMER AVCI (Amasya–Akyazı): PTT’de memur olarak çalışırken TRT SATIN ALMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA müdür yapılıyordu.

ALİ GÜNEY (Amasya–Akyazı): 13 Ocak 2009 tarihinde ASKİ Genel Müdürlüğü’nde özel kalem müdürü olarak çalışmaya başlıyor, 3 Mart 2009 tarihinde TRT’ye aktarılıyordu.

GÖKHAN GÜNAYDIN (Amasya): PTT’de UZMAN kadrosunda çalışırken Genel Müdür Uzmanı olarak TRT’ye Strateji Uzmanı olarak alınıyordu.

MUSTAFA BİNİCİ (Amasya): PTT’de tekniker olarak çalışıyordu TRT’ye naklen geçiş yapıyordu.

HASAH BAHÇİVAN (Amasya): Diyanet Vakfı’nda muhasebeci iken İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA MÜDÜR olarak getiriliyordu.

MURAT ŞİMŞEK (Amasya): Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi iken TRT’ye Mühendis olarak geçiyordu.

UĞUR ALICI (Amasya): Kanal 7 Muhabiri iken TBMM TV’ye geçiyor. Oradan da muhabir kadrosu ile TRT’ye transfer ediliyordu.

AHMET TORUN (Amasya): STV Haber Müdürü iken Sözleşmeli Personel olarak TRT’ye geçiyor, Haber Dairesi Başkanlığı Merkez Haberler Müdürlüğü’nde editör olarak görevlendiriliyordu.

ANDA AYVA (Amasya): Kanal A’da spiker olarak çalışırken TRT’ye Sözleşmeli personel olarak alınıyor. TRT’de haber bültenlerini sunuyordu.

ÜMİT SEZGİN (Amasya): NTV’nin Ankara Haber Müdürü iken Sözleşmeli Personel olarak TRT’ye alınıyor. TRT-TÜRK Kanalının Haber Sorumlusu yapılıyordu.

KADİR GÖKHAN TUNÇEL (Amasya): TRT İstanbul Müdürlüğü’nden Sözleşmeli Yapım ve Yayın Elemanı olarak çalışıyordu.

Bakanlıkların Basın Müşavirliği ve Özel Kalem Müdürlüğü Kadroları TRT’ye Geçiş İçin Köprü Kadro Olarak Kullanılıyordu.

İbrahim Şahin TRT Genel Müdürü olmasından sonra yaklaşık 120 kişiyi başka kurumlardan TRT’ye alıyor, bu kişilerin bir bölümünü de bakanlıkların özel kalem müdürlüğü ya da basın müşavirliği kadrosuna atananlar oluşturuyordu. Yani AKP, bakanlıkların basın müşavirliği ve özel kalem müdürlüğünü TRT’ye geçiş için köprü kadro olarak kullanıyordu. AKP yandaşı medyada çalışanlar önce “istisnai memuriyet” kadrosu ile bakanlıklara alınıyor. Bu kişiler birkaç ay sonra da TRT’ye transfer ediliyordu. Çünkü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesinde sayılan özel, kalem müdürü, basın müşaviri vb. kadrolara, bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabiliyordu.

Sözleşmeli Personel statüsünde alınanların önemli bir bölümünü Cemaatin medya kuruluşlarının çalışanları oluyordu. Bu kişiler TRT’ye alınmadan önce Zaman Gazetesi, Samanyolu TV, Kanal 7, Kanal 24, Cihan Haber Ajansı ve Aksiyon Dergisi gibi yerlerde çalışıyordu.

 

YANDAŞ MEDYADAN TRANSFER EDİLEN VE HABER DAİRESİ BAŞKANLIĞINDA ÇALIŞANLARIN BİR BÖLÜMÜ

 

Adı Soyadı

Eski Kurumu

Görevi

Görev Yeri

1

Ahmet Böken

STV Haber Genel Yayın Yönetmeni

Kanal Koordinatörü

TRT Haber Kanalı

2

Ahmet Torun

STV Haber Müdürü

Editör

Haber Merkezi

3

Cumali Çaygeç

STV Haber Editörü

Haber Müdürü

TRT -6

4

Cavit Atasever

STV Haber Editörü

Editör

Haber Merkezi

5

Mehmet Çığın

STV Haber Programları Editörü

Editör

Haber Merkezi

6

Meryem Özkurt

STV’de Ahmet Böken’in Programının yönetmeni

Yönetmen

Haber Merkezi

7

Uğur Alıcı

Kanal 7-İHA/ TBMM TV

Muhabir

Haber Merkezi

8

Sedat Dalda

STV

Muhabir

TRT–6

9

H. Basri Erden

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

Haber Merkezi

10

Burhan Torunlar

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

11

Volkan Makar

Cihan Haber Ajansı

Kameraman

TRT Antalya Haber Müdürlüğü

12

Gökhan Kulaş

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

Haber Merkezi

13

Nuri Coşar

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Parlamento haber Müdürlüğü

14

Fettah Erdurur

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

15

Halil İbrahim Özemiş

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

16

Servet Dağ

Cihan Haber Ajansı

Muhabir

TRT–6

17

Bertan Golal

Cihan Haber Ajansı

Editör

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

18

Özcan Keser

Cihan Haber Ajansı

Editör

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

19

Seyid Kılıç

Cihan Haber Ajansı

Editör

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

20

İlyas Dal

Zaman

Muhabir

TRT-6

21

Erkan Söğütçü

Zaman

 

TRT Diyarbakır Haber Müdürlüğü

22

Murat Kaban

Zaman

Muhabir

TRT Erzurum Haber Müdürlüğü

23

Ahmet Turan Ayhan

Zaman

Yapımcı

Ankara Televizyon Müdürlüğü

24

Abdülkadir Beşikçi

Aksiyon Dergisi

Muhabir

Haber Merkezi

25

Yalçın Salay

Aksiyon Dergisi

Muhabir

Haber Merkezi

26

Birol Uzunay

Aksiyon Dergisi

Genel Sekreter Yardımcısı

Genel Sekreter Yardımcısı ve İbrahim Şahin’in Basın Müşaviri

27

Sefer Turan

Kanal 7

Kanal Koordinatörü

TRT Arapça

28

Ercan Baysal

Kanal 7

Yönetmen

Haber Merkezi

29

Murat Nuhoğlu

Kanal 7

Muhabir

Haber Merkezi

30

Erdoğan Baycan

Kanal 7

 

TRT Trabzon Haber Müdürlüğü

31

Ertan Ömeroğlu

Kanal 7

Muhabir

Haber Merkezi

32

Yasemin Demirhan Erden

Kanal A

Muhabir

TRT Dış Haberler Müdürlüğü

33

Faruk Ayaz

Kanal 24

Kameraman

Haber Merkezi

34

Anda Ayva

Kanal A

Spiker

TRT-1 Ana Haber Spikeri

35

Sibel Tokgöz

Türkiye Gazetesi

Genel Müdür Müşaviri

Kadrosu TRT’de MB’lığı Basın Müşaviri olarak görev yapıyor.

36

Rukiye Karçaaltıncaba

Yurt Haber Ajansı

Araştırmacı

Kadrosu TRT’de MEB’lığı Basın Müşaviri olarak görev yapıyor.

37

Mustafa Tunç

Kanal 24

Kameraman

Haber Merkezi

38

Sezen Yüce

Kanal A

Spiker

TRT-2 Haber Müdürlüğü

39

Hülya Hökenek

Kanal 7 Haber, Ülke TV

Spiker

TRT İstanbul Haber Müdürlüğü

Yeni Kadrolaşma Alanları Yaratmak İçin, Uyduruk Kanallar Açılıyordu.

2001 yılından bu yana haber kanalı olarak yayın yapan TRT-2’nin adı TRT Haber olarak değiştiriliyor ve sanki yeni bir kanal açılıyormuş gibi reklâm yapılıyordu. Bu isim değişikliği yandaş medya yöneticileri ve çalışanları için yeni bir fırsat yarattı. TRT Haber’in kadrosu da yine Samanyolu TV’den devşiriliyordu.

AHMET BÖKEN / TRT Haber Kanal Koordinatörü Samanyolu Haber TV genel yayın yönetmeni Ahmet Böken Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye alınıyordu. Önce Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilen Böken 18 Mart 2010 tarihinde tekrar haber kanalına dönüştürülen TRT–2 Haber Kanalının koordinatörü olarak atanıyordu.

AHMET TORUN-CAVİT ATASEVER /Merkez Haberler Editörü STV Haber Müdürü Ahmet Torun ve yine STV‘den Cavit Atasever Merkez Haberler Müdürlüğü’nde editör olarak görevlendiriliyordu.

BERTAN GOLAL / ÖZCAN KESER / TRT Haber İstanbul Editörü Uzun yıllar Cihan Haber Ajansı’nda çalışan bir dönem bu ajansta Haber Müdürlüğü de yapan Bertan Golal ile Cihan Haber Ajansı Haber Programları Direktörü Özcan Keser TRT’de Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak transfer ediliyordu.

MEHMET ÇIĞIN / TRT–Haber Haber Editörü STV Haber Programları Editörü iken Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye alınıp, TRT–2 Haber Editörü yapılıyordu.

MERYEM ÖZKURT / Yönetmen Ahmet Böken’in STV’de yaptığı programın yönetmeni Meryem Özkurt da TRT’ye transfer ediliyor, yönetmen olarak çalışıyordu.

HAKAN AKSEL / Işıkçı Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Star Gazetesi köşe yazarı Ergun Babahan’ın pazartesi akşamları yayınlanacak Çıkış Yolu isimli programın yapımcısı Hakan Aksel de STV’de yönetmen iken ışıkçı kadrosu ile TRT’ye alınıyordu.

SEYİD KILIÇ / Işıkçı TRT Haber kanalında her gün saat 13.10’da yayına girecek 45 Dakika programının editörlerinden Seyid Kılıç da STV’de muhabirken TRT’ye aktarılıyordu.

CUMALİ ÇAYGEÇ / TRT–6 (Şeş) Haber Müdürü STV Haber Editörü Cumali Çaygeç’de sözleşmeli personel olarak 1 Kasım 2008 tarihinde Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye kaydırılıyor ve TRT6’da haber müdürü olarak görev yapıyordu.

SAVAŞ GENÇ: Samanyolu Haber sitesinde köşe yazarıyken TRT’de BÜYÜTEÇ programını sunmaya başlıyordu.

Oysa bu kişiler anayasada ve yasalarda tanımlanan şekilde kamu görevlileri değildi. Bu nedenle yönetici olarak atanamazlar, görevlendirilemezler ve yöneticilik yapamazlardı.

2008 ve 2009 Yıllarında Yapılan Sınavla 652 Kişi Alınıyordu.

TRT 2008 ve 2009 yılında kadrolu personel alımı yapıyor, bu iki sınav da yapılan usulsüzlükler basına yansıdı ve konu yargıya taşınıyordu.

TRT’deki Kadrolaşma Uluslararası Boyut Kazanıyordu.

TRT uluslararası haber kanalı Euronews’e ortak oluyor ve 30 Ocak 2010 tarihinde İstanbul’da yapılan bir törenle Türkçe yayın başlıyordu. Bu kanalın Türkçe servisinde çalışanlar da Samanyolu TV, Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı’ndan seçiliyordu. Ali İhsan Aydın, Euronews’in Türkçe bölümünün başına getiriliyor, kendisi Fetullah Gülen cemaatinin yayın organlarından Zaman gazetesinin muhabirliğini yapıyordu.

Yasin Tuncer: Cihan Haber Ajansı’nda çalışmaya başladı, son olarak Zaman Gazetesi’nde spor muhabiri olarak çalışıyordu.

Faruk Can: Gazeteciliğe Today’s Zaman gazetesinde başlıyordu.

Mustafa Bağ: Cihan Haber Ajansı’nın Kudüs temsilciliğini yapıyordu.

Ali Çimen: Zaman gazetesinde dış haberler, haber merkezi ve magazin servislerinde çalıştıktan sonra, gazetenin Almanya ve Hollanda merkezlerinde görev yapıyordu. Daha sonra değişik medya organlarında çalışan Çimen, Zaman ve Today’s Zaman gazeteleri adına bir süre Londra’da çalıştıktan sonra uluslararası haber kanalı Euronews’e geçiyordu.

Bahtiyar Küçük: Zaman gazetesinde diplomasi muhabirliği yaptı. Samanyolu Haber TV’de Diplomatik Misyon programını hazırlayıp sundu.

Zeki Saatçi: 1997 yılında Samanyolu TV’de çalışmaya başladı. Son olarak Cihan Haber Ajansı’nın uluslararası servisinde yöneticilik yapıyordu.

İlker Özyaşar: TMSF döneminde Kral TV’de yöneticilik yapıyordu.

Yalçın Ademoğlu: İbrahim Şahin döneminde TRT-Türk kanalında sözleşmeli personel olarak çalışmaya başladı. Sonra Euronews’e geçiyordu.

Özgür Zentürk: Ardan Zentürk’ün oğlu oluyordu. 2008 yılında AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Ayşe Böhürler’in eşi Fatih Böhürler ile ‘Telerandum’ adlı bir şirket kuruyordu.

18 Ağustos 2009 tarihinden bu yana Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanı olarak görev yapan Mehmet Yılmaz Küçük’ün TRT adına Euronews yönetim kurulunda bulunması mümkün görülmüyordu. TRT personeli olmayan bir kişi TRT’nin ortak olduğu bir şirkette TRT’yi temsil edemeyeceğini herkes biliyordu.

Taşeron Şirketler Kuruluyordu.

‘Bu kadroyla 40 kanal yönetirim‘ diyerek göreve başlayan TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 1 milyar TL’yi aşan TRT bütçesini görünce fikrini değiştiriliyordu. Bir yandan Kuruma yeni personel alırken, bir yandan da TRT’nin asli ve sürekli işi olan yayınları taşeron şirketlere devretmeye başlıyordu. Yayın ünitelerine gönderdiği 21.1.2008 tarihli genelgeyle, hizmet alımlarının piyasadaki firmalar aracılığıyla yapılması talimatını veriyordu. Artık TRT, yayının önemli bir bölümünü, taşeron şirketlere yaptırıyordu. Şu anda TRT’de çok sayıda taşeron şirket personeli yayın hizmetlerinde çalışıyordu.

AKP Milletvekili Aday Adayları TRT’de Yönetim Kadrolarına Atanıyordu.

TRT İstanbul Müdürlüğü’ne atanan Şakir Özbek 2007 seçimlerinde Tokat’ta AKP’nin milletvekili aday adaylarından birisi oluyordu. 2007 yılında AKP’den milletvekili aday adayı olan Tuncay Yürekli de TRT Televizyon Dairesi Başkan Yardımcısı kadrosuna atanıyordu.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan Danışmanları TRT’de Program Yapıyordu.

TRT’yi her açıdan kontrol altına alan AKP hükümeti bununla da yetinmiyordu. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık danışmanları TRT’nin kadrolu programcıları gibi çalışmaya başlıyordu. Yolsuzluk operasyonları ile ilgili Sn. Abdullah Gül “bir yolsuzluk varsa mutlaka araştırılmalı, açığa çıkarılmalı ve üzeri kapatılmamalıdır!” anlamında beyanatlar veriyor ve böyle tavrını ve tarafını belli edip Cemaatin yanında yer alıyordu. Aynı süreçte, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülünü “Türkiye Halkları” kavramını sıkça kullanıp Mili Birlik ve dirliğimize dinamit koyan Ahmet Kaya’ya vermesi de, kimlere yaranmaya çalıştığını gösteriyordu. Bu arada: “İktidar bu yolsuzlukların üzerini örtmeye ve engellemeye çalışıyor!” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, yolsuzluk belgeleriyle CHP’den uzaklaştırılan Mustafa Sarıgül’ün kirli dosyalarını hatırlatanlara çok kızıyordu. Başbakan Gezi olaylarında: “Bunlar destan yazan kahramanlardır” dediği polis teşkilatına şimdi “çete yuvası ve paralel devlet yapılanması” diye sataşıp suçluyor, bugün görevinden aldığı polis şeflerinin hepsini kendilerinin atadığını unutuyordu. Erdoğan, cemaati kastederek “inlerine saklanan” mahlûklardan, Fetullah Gülen ise Başbakanı kastedip: “Ağzı salyalı”lardan bahsediyor, edep ve erdem yerlerde sürünüyordu. İçişleri Bakanlığından istifa eden Muammer Güler; “evinde milyon dolarlarla yakalanan oğlunun bir villa satışından aldığı paraları, ipotek borcu kesilmesin diye bankaya yatırmayıp yatak odasında sakladığını”, bulunan altı kasanın ise “beceriksizlikten iflas edip pintiliği yüzünden evine taşıdığını” söyleyip toplumun aklı ve vicdanıyla alay ediyordu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Başbakan’ın da istifa etmesi gerektiğini söylüyordu:

“Sayın Başbakan’ın, istediği bakanla çalışmak veya istediği bakanı görevden almak en tabii hakkıdır ve yetkisidir. Fakat, rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle “İstifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyon yayınlayınız” şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Ben tabii ki partimi rahatlatmak isterim fakat böyle bir durumda bu işin yanlış olduğunu ifade ediyorum. Çünkü, soruşturma dosyasında var olan ve yasalara uygun olarak onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan’ın talimatıyla yapılmıştır. Bu nedenle Bakanlık’tan ve milletvekilliğinden istifamı açıklıyorum. Sayın Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğini ifade ediyor, yüce milletimize saygılar sunuyorum” diyen Erdoğan Bayraktar, Sn. Başbakanı oldukça kızdırıyor, bunun üzerine “istifa etmiş değil, görevine son verilmiş” gibi gösteriliyordu.

Basın susturulmaya, Emniyet hizaya sokulmaya, Vicdanlar bastırılmaya çalışılıyordu.

17 Aralık’ta başlatılan büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda her geçen gün yeni bir skandal ortaya çıkıyordu. Emniyet müdürlerinin görevden alınması ile başlayan baskılar, Adli Kolluk Yönetmeliği’nin değiştirilmesi ve basın mensuplarının emniyete girmesinin yasaklanması ile devam ediyordu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın RTÜK’e gönderdiği yazı, basına yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının yayınlanmasının yasaklanacağı sinyalleri veriyordu. Bugüne kadar “iftira”lardan uzak, yasal süreci takip ederek, ortaya çıkan gerçekleri yazanlar dışlanmaya, basın susturulmaya ve soygunların üzeri kapatılmaya çalışılıyordu. Peygamber Efendimiz’in (SAV), “Kızım Fatıma da hırsızlık yapsa elini keserdim” duruşuyla yakınlarımızı kayırmadan bu olayları değerlendirmek gerekiyordu.

Yoksa, Operasyonların Emine Erdoğan’a Uzanmasından mı korkuluyordu?

AKP iktidarına ve Recep Tayyip Erdoğan’a yakın işadamı, bürokrat ve Bakan çocuklarının hangi soruşturma kapsamında gözaltına alındıklarına ilişkin henüz resmi makamlardan doğru ve doyurucu bir açıklama yoktu. Ancak gayr-ı resmi kanallardan sızan bilgilere göre, yaklaşık 5 yıldır devam eden “teknik takipler” sonucu Tayyip Erdoğan kabinesi, hatta Erdoğan ailesinin içine uzanan bir operasyondan bahsediliyordu. Yine kulislere düşen yansımalara göre soruşturmanın kapsamında organ mafyasından ihaleye fesat karıştırmaya, tarihi eser kaçakçılığından kara para aklamaya ve elmas ticaretine kadar pek çok konu yer alıyordu. Gözaltına alınan Bakan oğullarının “Erdoğan ailesine uzanan asıl kolları perdelemek amacıyla medyanın önüne atılmış olabileceği” bile ortaya atılıyordu. Örneğin, şafak operasyonu ile gözaltına alınan işadamlarından Taşyapı Holding’in sahibi Emrullah Turanlı, Ali Ağaoğlu kadar ‘medyatik’ bir isim olmasa da operasyonun belki de en kritik ismi sayılıyordu. Operasyonun duyulmasıyla birlikte tartışılan iddialardan birisi de Emrullah Turanlı’nın, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın “eski ortağı” olduğuydu!? Emine Erdoğan’ın pastacılıktan hastane işletmeciliğine kadar pek çok devasa yatırımın kayıt dışı ortaklarından olduğu iddiası kamuoyunda zaten yıllardır konuşuluyordu. Ve operasyonun simgesel sahnelerinden birisi de Taşyapı’nın Üsküdar  Kısıklı’daki merkez ofisinin yüzlerce polis tarafından talan edilircesine aranması oluyordu. Kısıklı’daki binanın bir özelliği daha vardı: Tayyip Erdoğan’ın villasının neredeyse “duvarı dibinde” oluşuydu. Yani, Tayyip Erdoğan’ın gözünün önünde yandaş işadamının kalesi didik didik aranıyordu. “Kapıya dayanmak” değil de nedir bu?

Olayların gürültüsü arasında dikkatlerden kaçmaması gereken bir durum daha vardı: Ebru Gündeş’in kocası, Azeri asıllı işadamı hakkında “altın kaçakçılığı” iddiası dolaşıyordu. Oysa, altın ve pırlanta konusunda Atasay kuyumculuğun Türkiye’de neredeyse “tekel” düzeyinde pay sahibi olduğu biliniyordu. Ve yine, Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Atasay Kuyumculuğun ortaklarından olduğu ve Atasay’ın altın fiyatları düşmeden önce Hazine’den yüklü miktarda altın borçlandığı da basında haber olmuştu. Operasyondan sızan bu bilgiler birleştirildiğinde; “Acaba asıl hedef Erdoğan ailesi miydi?” sorusu kafaları kurcalıyordu. Savcılar önümüzdeki günlerde Emine Erdoğan’ı “ifadeye çağırırlarsa” ne olurdu? Zira Emine Erdoğan, herhangi bir dokunulmazlığı olmayan sıradan bir vatandaş sayılıyordu. Yoksa Sn. Başbakan eşlerini de koruma zırhına alan özel bir yasa daha mı çıkartırdı? Kemerlerinizi bağlayın; her şey yeni başlıyordu. [3]

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ufuk EFE

Ufuk EFE

Abonelik
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Olaylara hikmet nazarı ile bakmak…
Cemaat ve Akp arasındaki bu rekabet ya menfaat çatışması ya da siyonist lobilerin kullandığı atları dizginleme operasyonudur. Fakat her ne sebeple olursa olsun bu gelişmelerin hikmeti inşallah bu milletin, bu devletin ve özellikle Adil Düzenin lehine dönecektir inşallah. Yoksa makama liyakatli insanın değilde sırf kendi tebasından olanların getirilmesi zaten kıyamet alametidir ve bu mücadele en son milli düşünce ve projelere yaramayacaksa bir hikmeti kalmayacaktır.
Bu yüzden inşallah bu operasyonlar en son Erdoğan ailesinin mal varlığındaki uçuk artışlar ve fetullah gülenin gizli ilişkilerini ifşa ederek noktalanacak ve inşallah milli dönüşüme manevra sağlayacaktır.

ASIL TEHLİKELİ VE GİZLİ KAFİR KİMDİR?
‘’Zavallı sapıklar Allahı bırakıp kendılerıne gerçek anlamda yarar ve zarar sağlayamayacak olan şeylere zalim kişilere ve ülkelere kulluk ve hizmet ediyorlar.
İşte asıl tehlikeli ve gizli kafir:kendi Rabbine ve sadık müminlere karşı şeytani güçlere arka çıkandır’’
(Furkan suresi 55)

‘’Ancak iman eden, Salih amel işleyen ve Allah ‘ı çokça zikredip rızasına ve buyruklarına göre hayatını düzenleyen sadık müminler zulme uğratıldıktan sonra mutlaka zafere ulaştırılacak ve ilahi nusrete mazhar olacaklardır.
Zulmetmekte olan çağdaş firavunlar ve figüranlar ise nasıl bir inkılapla devrılıp gideceklerını , pek yakında bilip anlayacaklardır’’
(ŞUARA SURESİ 227)

İşte bundan dolayıdır ki kendi evine başkasının gözlüğü ile bakanlar, evleri hakkında, bırakın söz söyleme yetkisine sahıp olmayı, doğru bır yorumda bile bulunamazlar. Çocukların yaramaz olduğunu söyleyecekler, evin düzeltilmesi gerektiğini geveleyecekler…..Bu tiplerin ne söyledikleri önemli değil, aklımızı ve gönlümüzü ferahlatan kitaptan, Kurandan öğreniyoruz bütün gerçekleri..Batılıların gözlüğü ile dünyaya bakanların , kavramlarını ve sınırlarını Batınınbelirlediği bir düşünce üslubuna ve ufkuna mahkum olmaları kaçınılmazdır.Şu bir gerçekki batının siyonızmın gözlüğü, kullananların gözünü bozacaktır .
Bizlere hangi gözlükle bakmamızı kımlerle bırlıkte olmamızın gerektiği, konulara varıncaya kadar bizleri aydınlatan eğiten yetiştiren bilge insan AHMET AKGÜL hocamıza ve sadık bağlılarına , Milli Çözüm dergisinin çıkmasına katkıda bulunan tüm sadıklara sonsuz teşekkurlerımı arzedıyorum Muhterem Ahmet hocamızın ellerinden öpüyor Allah başımızdan eksik etmesın diyorum….

İnsanların Çoğu Sapıklıktadır 37/Saffat-71
1-İnsanların Çoğu Allah’a Şükretmezler. 2/Bakara-243
2-İnsanların Çoğunluğu Zanna Uyarlar 6/Enam-116
3-İnsanların Çoğu İman Etmezler 12/Yusuf-103
4-İnsanların Çoğu İnkarlarında Israr Ederler 5/Furkan-50
5-İnsanların Çoğu Sapıklıktadır 37/Saffat-71
6-İnsanların Çoğu Gerçekten Yüz Çevirirler 21/Enbiya-24
7-İnsanların Çoğu Gerçeği Dinleyip Akletmezler25/Furkan-44
İnsanlar çoğu; Hz. İbrahim ateşe atılırken bakan, Hz. İsa çarmıha gerilirken zulme seyirci kalan, Hz. Nuh gemi yaparken, alay eden, Hz. Lut uyarırken dikkate almayıp ahlaksızlıklarında inat eden, Hz. Muhammet efendimizi (s.a.v.) yurdu, vatanı Mekke’den çıkartılırken, zalimleri alkışlayandır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız “bunların tink tank kuruluşları var, çeşitli kuruluşları var. Demokratur ; yani halkı idareye alet etmek için geliştirilmiş sistemleri ve hazırlanmış uygulayıcı orduları var.” Kaynak : http://www.necmettinerbakan.net/videolar/erbakan-ergenekon-abdnin-tskdaki-abd-karsitlarinin-tasfiyesidir-akp-ise-seyircidir-.html diyor ve Batılın bu günkü temsilcisi Siyonizmin halkın düşüncelerini yönlendirdiğini, zulümlerine alet etiklerini ve bunu başarmak için ordularının olduğu uyarısını yapıyordu…

99’DAN BUGÜNE TAYYİP VE HARAMZADELİK
1999 YILINDA TAYYİP ERDOĞAN BİR GÜN ZENGİN OLURSAM BİLİNKİ HARAM YEMİŞİMDİR İFADESİNİ KULLANMIŞ VE ARADAN 15 YIL GEÇMEDEN DÜNYANIN 8. ZENGİN LİDERİ ARASINA GİRMİŞTİR. ŞİMDİLERDDE İSE EĞER ÇOCUKLARIM YOLSUZLUK YAPARLARSA ONLARI EVLATLIKTAN REDDEDERİM DİYOR AMA NE HİKMETSE ÇOCUKLARININ İFADE VERMESİNE MÜSAADE ETMİYOR VE TALİMATLAR YAĞDIRARAK AİLEME KESİNLİKLE DOKUNULMYACAK DİYOR. BU NE TEZAT TAYYİP BEY. 99 VE BUGÜN O GÜN SÖYLEDİĞİNE GÖRE BUGÜN AÇIKÇA HARAM YEDİĞİNİ İLAN EDİYORSUN. VE ÇOCUKLARININ SORGULANMASINI ENGELLEYEREK YOLSUZLUK YAPTIKLARINI AÇIKÇA İFADE EDİYORSUN. GERİSİ OKURLARA KALMIŞ. ANLAYANLARA FAZLA SÖZE GEREK YOK.ANLAMAYANLARIN KAFALARINA TOKMAKLA VURSANDA BOŞ.

Baştan Kokan BALIKLAR ve kokuyu Alamayan ALIKLAR
Evet demişler ya atalarımız : “ Balık baştan kokar “ diye, işte görüyoruz kocaman kocaman balıkların nasıl koktuklarını.
Adamlar milletin, islam aleminin ve insanlığın menfaati için kıllarını bile kıpırdatmazken ( bırakın kılını kıpırdatmayı, bunların aleyhine icraatler yaparken ) kendilerinin, akraba ve yandaşlarının menfaatleri için nasılda kanunları değiştiriyorlar, tasarıları yeniliyorlar, kocaman kocaman ayakkabı kutuları bulup içlerini yeşilliklerle dolduruyorlar. Artık iyice zıvanadan çıkmış olan bu menfaat çılgınlığının ulaşacağı nokta herkesi korkutur hale gelmiş vaziyette. Hele hele daha vahim olan ise bu milyar dolarlık vurgunları, soygunları yapıp kendilerinin, akraba ve yandaşlarının kasalarını dolduranların yanı sıra küçücük küçücük asgari ücretle geçinmeye çalışıp ta bu soygunları, rüşvetleri, yolsuzlukları, hortumculukları yapanları savunan ve tabiri caizse “ baştan kokan bu balıkları algılayamayıp kokusunu alamayan alıklar “. Erbakan Hocamızın ifade buyurdukları gibi Macuncu Hasanlar yine iş başındalar ve oy ve onay vererek iktidara taşıdıkları soyguncu ve vurguncuların yaptıkları tüm ihanetvari icraatlara macun çekme telaş ve yarışındalar. Aynı zamanda işbirlikçi din adamları ( kendilerinin akıl hoca efendilerini ! kastediyorum ) yine bu iktidarın yapmış olduğu tüm ihanetlere fetva uydurma yarışındalar ama yine bir ata sözüdür: “ Korkunun ecele faydası yok. ” Ne kadar korkarlarsa korksunlar, ne kadar çırpınırsa çırpınsınlar tarihi karşılaşma ve kapışma çok yakın bir zamanda olacak ve bu kapışmanın sonunda haber verilen ve özlenen kutlu günler gelecek Allah’ ın izniyle. Erbakan Hocamın sürekli vurguladıkları gibi: “ Zafer İnananlarındır ve Zafer Yakındır Eyy Milli Görüşçüler ! “

saddamın altınları nerde?
önceleri haberlerde duyardık. kaddafi nin isviçre bankalarında şu kadar hesabı var. yok hüsnü mubareğin bu kadar. olmadı saddamın saraylar dolusu altını var. ne oldu onlara? elbette bu hükümete sunulanlarıda onlara bırakmayacaklar. eğri cetvelin çizgisinden böyle şeyler çıkması beklenir bir durumken, göz ardı edilen gerçek şudur destek olan herkez payını almıştır almaktadır alacaktır.

Menfaat
Hükümet Tayyip Erdoğan’ın şahsında yola çıkış sürecinde menfaati paylaşacağı gruplar ile anlaşmış olsa da gelinen nokta gösteriyor ki doyumsuzluk ve iktidar hırsı sınır tanımıyor. Gözlerini toprak doyursun diyeceğimiz bu kişiler kendi menfaatleri uğruna vatanı elden çıkarmayı dini bozmayı basit meseleler olarak görmektelermiş. Hocaefendi olarak çaka satan üç kağıtçıların nasıl iş idare ettiği ortaya çıkmış, Türk bayrağı rozeti takanların ise nasıl Uluslararası hırsızlık çetesi kurdukları artık anlaşılmıştır. Işin garibi bu yamuk sahtekar ve hainlerin tün tiynetleri tüm detayları ile ortaya çıkmışken benim güzel halkım hala aynı aşkla nasıl bağlı kalmakta. Muhterem hocamızın ifadesiyle bu iş narkozlanmaktan başka bir sebebe bağlı değil. Zihinler maalesef kapanmış durumda. Inşallah tez zamanda şuur sahibi olup milli ve dini duygulara sahip bir toplum oluruz. Aksi takdirde BOP operasyonunun son adımı atılacak ve halimiz perişan olacaktır.

“Her toplum, layık olduğu şekilde yönetilir.”
Sayın Ahmet Akgül son Gebze konferansında ERBAKAN hocamın bir sözünü hatırlatıyordu: “-Tayyip ve ekibini kastederek- Bunlar akli melekesini yitirmiş, bu siyonist goygoycu tenekeciler, vakti gelince İsrail desteğini kaybedecekler. Cemaat tarafından bitirilmiş gösterilecek, kendi kendilerini yiyecekler. Bu da dershaneler yüzünden meydana gelecek. Ama umarım ki ülkem ve milletim bu beladan kurtulacaktır.” ERBAKAN hocamın 2004 yılındaki bu tespiti son zamanlarda yaşanan olayları gözler önüne sermektedir.

AKP ve avanesinin yolsuzluklarının ve soysuzluklarının nedenlerinden biri öncelikle kendi karaktersizlikleri, hainlikleri ve sadakatsizlikleridir. Yolsuzluğu yapanlar kadar buna göz yumanlar da suçludur ve sorumludur. Bu olayların en büyük sorumlularından birisi ise ERBAKAN hocamın defaatle programlarda, konferanslarda, seminerlerde; günümüzdeki yöneticilerin yapılarını, karakterlerini, çaplarını ve mayalarını bu millete tekrar tekrar anlatmasına rağmen AKP adına oy veren kişilerdir. Bu kişiler AKP’ye oy verdiklerinden dolayı Arınç ve onun gibiler fütursuzca konuşmakta, cia-maat denen yapılanma ülkenin milli yapılarını sömürmekte ve iktidar yolsuzluk yapabilmektedir.

AKP’ye oy veren kişilerin bu ferasetsizliği aklıma ERBAKAN hocamın bir sözünü getirdi: “Türkiye’de uygulanan sistem demokrasi değil ‘demokratur’dur.” Yani halkın yönetimi değil, halkın yönetime alet edilmesidir. Bu durumu Nietzsche ise şu sözlerle açıklamaktadır: “Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz(hileci) hainlerdir!”

Sonuç olarak; ülkemizin ve milletimizin bir Adil Düzen’e ihtiyacı vardır. Bu Adil Düzen ise toplumun milli ve şahsiyetli kadroları tarafından kurulacaktır. Yaşanan olaylar birçok haberin ve Adil Düzen’in gerekliliğinin alametleridir. Yazarın da dediği gibi; HER ŞEY YENİ BAŞLIYOR, KEMERLERİNİZİ BAĞLAYIN..!

Allah razı olsun
Efendimiz aleyhisselamın ahir zamanda emanetin ehline verilmeyeceği mealindeki günümüze ışık tutan sözü ne kadar büyük bir mucize akleden bir insan için, malesef balık baştan kokar, toplum olarak bu kadar yolsuzluğa soysuzluğa rağmen ben şahsen bu toplumdan ümidimi kestim çünkü yöneten yönetilenin aynası, akıların kapanıp vicdanların karardığı bir noktaya gelmiş durumdayız toplum bu olan bitenden dersalmaktan o kadar uzakki,ama bu gelinen nokta sırtını Allaha dayamış olanlar için bir ümitsizlik değil tam aksine zafere bir adım kaldığı anlamı çıkar- Vaad edilen bu zaferin zamanı ise Resullerin ve davetçilerin, etrafındaki insanlardan tamamen umutlarını kestiği ve herkes tarafından yalanlandıklarını ve yalnız bırakıldıklarını hissettikleri süreçte Allah’ın nusreti yetişecektir.
(Yusuf Suresi 110)

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...