YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69f460de5a1fe
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 4 3
Bugün : 14394
Dün : 60722
Bu ay : 14394
Geçen ay : 1737715
Toplam : 53897167
IP'niz : 216.73.217.100

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Siyasi Münafıklığa Kılıf:
DİNDAR KAHRAMANLIK VE GERİ ADIM ATMA UTANMAZLIĞI!

  1. ismailkillioglu@milligazete.com.tr / 05 Temmuz 2023
  2. abdulkadirozkan@milligazete.com.tr / 04 Temmuz 2023
  3. abdulkadirozkan@milligazete.com.tr / 06 Temmuz 2023
4.7 15 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Abonelik
Bildir
3 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

SİYONİZM’İN SON ÇEYREK ASIRDAKİ SON TAKTİĞİ: GÜNÜMÜZÜN EN YAYGIN VE SAYGIN SAHTEKARLIK TÜRÜ OLAN KUR’AN’I VE SÜNNETİ EĞRİLTEREK BÜKEREK KENDİLERİNE HAK DOSTU HAVASI VEREREK ALDATAN İKİ AYAKLI ŞEYTANLAR VE ŞÜREKASINCA VE DİN İSTİSMARCISI İŞBİRLİKÇİLERİNE YETKİ VEREREK HEDEFİNE ULAŞMAYA ÇALIŞMASI

Kur’an’ın sadece “SATIR”larının okunup tekrarlanmasıyla Hakka ve hayra varamayacağımız, yani; manası, mesajı ve ahkâmıyla “SADIR”larımıza taşıyıp uygulamadıkça “KUR’AN EHLİ” sayılmayacağımız hatırlatılmıştır. “SADIR”; göğüsler, gönüller, beyin ve bilinçler anlamındadır.

Yani Efendimiz SAV. ‘in de buyurdukları gibi; Kur’an’ı, bizi kötülüklerden alıkoyacak şekilde okumamız, eğer Kur’an bizi kötülüklerden alıkoymuyorsa biz onu okumuş sayılmayız. Makalede de ifade edilen şu hakikatleri hatırlatmayı faydalı görüyorum:
“İtikadi ve en tehlikeli münafık; Kur’an’ın lafzını okuyup, ahlâkını ve ahkâmını lüzumsuz sayandır.(Nisa 60-61) Ve hele, Hakk ve hayır yolunu bulup bildikten sonra, bâtıla kayanlar ve Batı’ya uşaklık yapanlar, en tehlikeli siyasi münafıklardır! (Nisa 115) ” hiç unutulmamalı

Ve yine makaledeki şu ikazlarda hiç hatırımızdan çıkmaması gereken hakikatlerdir:
Asla unutmayalım; Kur’an-ı Kerim’in sarih (açık ve net) ayetlerini ve Peygamber Efendimizin sahih (doğru) hadislerini esas alarak yapılan yorumlar, bir nevi içtihat sayılır, isabet edip doğruyu tutturan iki sevap, yanılan ise bir sevap kazanır. Ama Kur’an ve Sünneti esas ölçü almadan, sadece kendi kurgu ve kuruntularına göre rastgele yorum yapanlar, hatta tuttursalar bile bir günah yazılır… Yanılmaları ve başkalarını yanıltmaları karşılığı da iki kat günah yazılır ve Allah bunların hidayetlerini karartır.”

Kendi kurgu ve kuruntularına göre rastgele yorum yapanlar günümüzde ne kadar da çok fazla değil mi? Bunlara Bel’am diyoruz malum.. Kişinin kendi düşüncesini dinin yerine koyması, delilsiz konuşması veya metni keyfine göre eğip bükmesidir. Fatır Suresinde 5. ayette de bu kişilerden şöyle bahseder : “Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’adi Hakk’tır (her dediği olacaktır); öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve (şeytan gibi birtakım) sinsi ve tehlikeli aldatıcı(lar) da, (Kur’an’ın ayetlerini, Peygamberin hadislerini istismar edip eğrilterek ve kendisine Hakk dostu havası vererek) sizi Allah(ın rahmet ve mağfireti) ile aldatmasın. (Bundan sakının ki, en yaygın ve maalesef saygın olan bir sahtekârlıktır.)”
(BAK: https://www.mealikerim.com/35/fatir/5 )

Ancak çok şükür ki bu kirli cephe Siyonizm’in taktiğini – hedeflerini – amaçlarını boşa çıkaran ve çıkarmaya devam eden Milli Çözüm var. Milli Çözüm her eylem ve fikirlerini etkisiz ve çaresiz bırakmakta, deşifre etmekte bunları.

Düşmanın stratejisini, Siyonizm’in hilesini ve hedefini savaştan önce öğrenen bilge ve cesur bir Lider için zafer, bulutlarla kararan gökyüzünden beklenen yağmur kadar yakındır.
(Üstad Ahmet AKGÜL)

İman, Söz ve Ameldir; Eksilip Artmaktadır… Din ile imanın söz ve amel olduğu, Ehl-i Sünnet itikadının temel kaidelerindendir. İman, itaat derecesine göre artar ve gürleşir; günahlara göre de azalır ve küllenir. Tüm salih ameller din ve iman kavramına dahildir. İslam; Hakka tarafgirlik, hayra gayrettir. Hayat; iman ve cihaddan ibarettir.”

(BAK: YÜZ KUR’ANİ KAVRAM VE YORUMLARI -Üstad AHMET AKGÜL)

Münafıklığı:

1- Ameli münafıklık,

2- İtikadi münafıklık,

Olarak ikiye ayırmak daha münasiptir. Ameli münafıklık; sahih hadislerde haber verildiği gibi “Konuşunca yalan katmak, söz verip de durmamak, emanete hıyanette bulunmak ve husumet ettiği zaman hırçınlaşmak” gibi davranışlardır.

Asıl tehlikeli olan ise itikadi ve imanî münafıklıktır. Bunun da iki önemli alâmeti vardır:

1- İslam’ın iman ve ibadet kısmını kabul edip, muamelat (hayat ve hâkimiyet) kısmını inkâr veya itiraz ederler… Bâtıl sistemler içinde yaşamayı İslami düzenlere tercih ederler. İlmi ve insani temellere dayanan barış ve adalet projelerine karşı çıkıp, zalimlerin yönetimde kalmasına taraftarlık gösterirler.

“Sana indirilen (Kur’an’a) ve Senden önce indirilen (kitaplara) inandıklarını iddia edenleri görüyor musun? Onu terk ve inkâr etmeleri emrolundukları halde hâlâ Tağut’un önünde muhakeme olunmak (bâtıl ve barbar sistemlerin kurum ve kuralları içinde yaşamak) isterler… Şeytan da onları büsbütün saptırmak istiyor. Onlara Allah’ın indirdiğine (Kur’an hükümlerine) ve Resul’e (Hz. Peygamberin hakemliğine, Onun sünnetine ve sistemine) gelin, denildiği zaman münafıkların (buna karşı çıktıklarını ve) Senden uzaklaştıklarını görürsün” (Nisa: 60-61) ayetleri bunların durumunu haber vermektedir.

2- Bir kısım ibadet ve hizmetleri; özellikle zahmeti az, ganimeti çok, rizikosu küçük, reklâmı büyük işleri yapmak ve ucuz kahramanlığa soyunmakla beraber, zorlu ve rizikolu olan “dini gayret ve hizmet” görevinden kaçar ve devamlı kaytarırlar.

“Şayet yakın (kolay ve peşin) bir dünya malı (makam ve menfaati) ve orta yollu (zahmetsiz ve külfetsiz) bir sefer (hizmet yolculuğu) söz konusu olsaydı mutlaka Sana uyup peşinden gelirlerdi. Ama (uzun zaman ve zahmet gerektiren) meşakkatli yol, onlara uzak geldi. (Bu yüzden cihada gelmediler)” (Tevbe: 42) ayeti de bu gerçeği bildirmektedir.
(https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/kuranda-insan-tipleri/)

Ve hele, Hakk ve hayır yolunu bulup bildikten sonra, bâtıla kayanlar ve Batı’ya uşaklık yapanlar, en tehlikeli siyasi münafıklardır!

En aşırı “Erbakancı” takınan ve Aziz Hocamızı AKP iktidarının ve Erdoğan’ın bütün tahribat ve talanlarına ortak yapmaktan sakınmayan NİFAK TAKIMI, nedense Kur’an’ın meali manası ve mesajından özellikle Milli Çözüm’ün, 40 yıllık bir ilmi gayret, özel marifet ve mes’uliyetle hazırladığı meal ve mesajdan oldukça rahatsızlardır.

Fussilet Suresi 26. ayeti bu nasipsiz ve edepsiz kimseleri haber buyurmaktadır:

“Kâfirler (müşrikler ve münafık kesimler) birbirlerine: ‘Bu Kur’an’ı dinlemeyin ve Ona (karşı; ayetleri okunurken ve açıklanırken) yaygaralar koparın. (Siz Allah’ın emirlerini Kur’an’dan öğrenmeye çalışmayın; Onu en iyi anlayıp açıkladıkları sanılan bel’am kılıklı Siyonist kuklalarına ve başka kitap ve yayınlara kulak kabartın.) Umulur ki, böylece (belki) üstün gelirsiniz’ (diyerek aldatmışlardı).” (Fussilet: 26)

Çünkü Kur’an’ın manası ve mesajı bu tıynetsiz tiplerin, akılsızlığını ve ahlâksızlığını ortaya koymaktadır. Kendi kof kafalarında kurguladıkları, nefsani ve şeytani kuruntularını “Erbakan’ın buyrukları” gibi sunmaktan sakınmayan… Her konuda ve defalarca yanıldıkları halde hâlâ utanmayan ve yeni hezeyanlar uyduran bu insanlar, yanlarında ve yuvalarında asla Kur’an Meali bulundurmazlar, Kur’an’a başvurma ihtiyacı duymazlar, çünkü nefislerini ilahlaştırmış bir SÜFYAN takımıdırlar.

Münâfikun Suresi 4. ayeti bunları anlatmaktadır:

“(Ey Nebim!) Sen onları (münafıkları) gördüğün zaman, (düzgün ve bakımlı) endamları (zahiri kalıpları ve tavırları) Senin hoşuna gidip beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlemeye (değer sanırsın. Oysa bunlar sözlerine, kıyafetlerine ve zahir görünüşlerine aşırı dikkat gösterip, suni ve sahte davranışlarla takva ve tarafsızlık numarası yapmakta ustalaşmışlardır. Aslında) Onlar sanki (sütun misali) dayandırılmış düzgün ahşap-kütükler gibi (şuursuz ve vicdansızdırlar. Bu kofluklarından ve korkularından dolayı da) Her çıkışı ve çağrıyı (her yaygarayı ve konuşulanı) kendileri aleyhlerine sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının (münafıkları tanımaya çalışın ve onlara karşı tedbirli ve dikkatli olun). Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevriliyorlar ve dönekleşip duruyorlar. [Bakara: 204, 205 ve 206 bu ayetin izahıdır.]” (Münâfikun: 4)

Ayetin sonunda geçen:

“Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının!” uyarısı üzerinde durmak ve gereğini yapmak lazımdır.

Evet Bakara Suresi 204. ayetinin son kısmına göre, bu münafıklar İslam davası için: “(En gizli ve tehlikeli) azılı bir düşman” sayılmaktadır.

Asla unutmayalım; Kur’an-ı Kerim’in sarih (açık ve net) ayetlerini ve Peygamber Efendimizin sahih (doğru) hadislerini esas alarak yapılan yorumlar, bir nevi içtihat sayılır, isabet edip doğruyu tutturan iki sevap, yanılan ise bir sevap kazanır. Ama Kur’an ve Sünneti esas ölçü almadan, sadece kendi kurgu ve kuruntularına göre rastgele yorum yapanlar, hatta tuttursalar bile bir günah yazılır… Yanılmaları ve başkalarını yanıltmaları karşılığı da iki kat günah yazılır ve Allah bunların hidayetlerini karartır.

Münafıklar tarihin mezarlığında değil, aramızda yaşamaktaydılar!
Zaman değişse de, mekân değişse de, şahıslar değişse de Hak-Batıl mücadelesi değişmeden devam etmekteydi. Zalim ve batıl düzenler, tarihte olduğu gibi günümüzde de kurum ve kurallarıyla zulüm ve ahlaksızlıklarına devam etmekte ve insanlar ezilip sömürülmekteydi. Zalimler; inkârcılar ve istismarcılar, günümüzde de her türlü haksızlık ve ahlaksızlığın yaygınlaşması, İlahi değer ve dengelerin bozulması için mücadele yürütmekteydiler.

Kur’an’ın lafzını okuyup, ahlâkını ve ahkâmını lüzumsuz sayanlar; İtikadi ve en tehlikeli münafıklardır…
Bunlar, Hak ve adalet ölçüleriyle değil, zalim ve bâtıl düzenlerin kurum ve kurallarıyla, şeytan fikirli Yahudi ve Hristiyanların hükmü altında yaşamak istemektedirler…

Hakk ve hayır yolunu bulup bildikten sonra, bâtıla kayanlar ve Batı’ya uşaklık yapanlar, en tehlikeli siyasi münafıklardır!
Kur’an’ın manası ve mesajı bu tıynetsiz tiplerin, akılsızlığını ve ahlâksızlığını ortaya koymaktadır. Kendi kof kafalarında kurguladıkları, nefsani ve şeytani kuruntularını “Erbakan’ın buyrukları” gibi sunmaktan sakınmayan… Her konuda ve defalarca yanıldıkları halde hâlâ utanmayan ve yeni hezeyanlar uyduran bu insanlar, yanlarında ve yuvalarında asla Kur’an Meali bulundurmazlar, Kur’an’a başvurma ihtiyacı duymazlar, çünkü nefislerini ilahlaştırmış bir SÜFYAN takımıdırlar.
İtikadi münafıklar İslam davası için: “En gizli ve tehlikeli azılı bir düşman” sayılmaktadır.

Siyonist işbirlikçileri “bir hidayet kararması ve basiret bağlanması” yaşamaktaydı. İşbirlikçiler ve yandaşları utanma duygularını kaybettiklerinden, Kur’an-ı Kerim’in yakılması… PKK’ya arka çıkılması… gibi hakaret ve hıyanetler karşısında onurlu ve milli sorumlu tavır göstermek bir yana, bâtıla kaymakta ve Batı’ya uşaklık yapmaktaydılar. Bu tıynetsiz tipler haksızlıklar ve ahlaksızlıklar karşısında sürekli geri adım atmakta, sadece iç kamuoyuna yönelik dindar kahramanlık edebiyatı yapmaktaydılar.
Yandaşlar ise işbirlikçi Dindar kahramanlarının zulüm ve ahlaksızlıklar karşısındaki sürekli geri adım atma, taviz verme ve teslimiyet gösterme utanmazlıklarını; kararlılık(!), tutarlılık(!) duyarlılık(!) diye gösterip şeref(!) duymaktaydılar.

Yeryüzündeki zalimlerin hâkimiyetine son vermek gerekiyordu.
Türkiye’nin özüne ve Milli Çözüme dönmesi gerekiyordu.
Haçlı Batı’nın ve onları güden Siyonist odakların kuyruğuna takılıp AB uyum yasaları diye ailevi ve ahlaki yapımızı tahrip eden, ülkemizi borç batağına saplatıp rehin konumuna getiren Erdoğan iktidarıyla bu kutlu değişimlerin asla yaşanamayacağı ise artık herkesçe biliniyordu.

Last edited 19 saat önce by Necati Akgül

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
3
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...