YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69f265216c111
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 3 5
Bugün : 60090
Dün : 51201
Bu ay : 1675531
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53820589
IP'niz : 216.73.217.47

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

İSLAM’IN KADINA BAKIŞI
VE
ATATÜRK’ÜN YAKLAŞIMI

  1. (Bak: İş Bankası kültür yy. 18. Basım. Sh. 339)
  2. https://www.youtube.com/watch?v=aHdhCh9pnIE&feature=youtu.be
  3. Riyazü’s- Salihin: 1-318
  4. Riyazü’s- Salihin: 1-319
  5. Riyazü’s- Salihin: 1-320
  6. Keşfu’l- Hafa: 1/138, no: 397
  7. Mustafa Kemal. Prof. Afet İnan, Atatürk ve Kadın Haklarının Kazanılması Tarih Boyunca Türk Kadınlarının Hak ve Görevleri. 1968
5 14 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Abdullah AKGÜL

Abdullah AKGÜL

Subscribe
Bildir
8 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İslam sadece kadınlara hakkını tam vermekle kalmamış ve onları hakkettiği yerde konumlandırmakla kalmamıştır. Bütün yaratılan her şeyi bir hakkı vardır. Canlı cansız herşeyin onların dahi hakkı tanıyıp vermiştir. Bugünkü batı medeniyeti gibi sadece göstermelikte değildir. Bunu çok yakın bir zaman içerisinde kuralacak olan Adil Düzen Medeniyeti ile dünya nasıl bir cennet misali bir yere dönüştürüleceğini ve her kesimden herkesin şaşıracağı kadar kısa bir sürede başarılacağına şahit olunacaktır. Tabiki değişim ve dönüşümde ona inanan ve o uğurda gecesini gündüzüne katan En Sadık talebesi eliyle gerçekleşecektir. 

Aziz Erbakan Hocamızın buyurdukları gibi;
“Gelin gerçeği arayalım, birlikte ilmi araştırma yapalım”
“İslam, ilim ve gerçek; bunların üçü de aynıdır.”
“İslam demek; Cenab-ı Hakkın insanlara dünya ve ahiret saadeti için gönderdiği, gösterdiği yol demektir.”

İşte Milli Çözüm, bu makale ile Erbakan Hocamızın buyurdukları ilmi gerçekleri ortaya koymaktaydı.

Yaratılış hikmetlerine uygun şekilde fizyolojik ve psikolojik (bedeni ve ruhi) yapılarında, tabii olarak bazı farklılıklar bulunmakla beraber, Kur’an nazarında kadın ve erkek eşittir.

“Herkese ve her hususta mutlak eşitlik”, sadece bir safsatadır ve imkânsızdır!
“Herkese ve her hususta eşitlik” sloganı, insanları aldatmak ve oyalamak için uydurulmuş bir sahtekârlık kılıfıdır.
Çünkü eşitlik:
a- Aynı suçu aynı şartlar içinde işleyenlere; aynı cezayı uygulamak gibi kanun ve adalet karşısında…
b- Aynı işi yapanlara aynı ücreti vermek gibi; hakkaniyet konusunda…
c- Eğitimde, meslek seçiminde ve hür teşebbüste, herkese aynı fırsatları sağlamak hususunda…
d- Din, dil, ırk ve renk ayırımı gözetmeden herkesi, can, mal ve namus emniyeti, din ve düşünce hürriyeti gibi temel insan haklarından yararlandırmada, ancak uygulanabilir.
Yoksa;
Erkeklik ve kadınlık gibi durumlarda ve değişik görev ve yetkilerde…
Akıl ve anlayış gibi hususlarda ve farklı kabiliyette…
Bilgi ve beceri konularındaki değişik seviye ve yetenekte…
olan insanları aynı kalıba koymak ve eşit saymak, hem yanlıştır hem de böyle mutlak bir eşitliği sağlamak zaten imkânsızdır.
Nizam-ı âlemin kurulması ve yürümesi için, Ezeli Kudret, insanları hem cinsiyet, hem milliyet, hem feraset, hem kabiliyet, hem servet, hem de rütbe ve etiket bakımından farklı yaratmıştır.

“Eşitlik” ve “Özgürlük” sloganları, sömürü ve zulüm düzenini yürütmek ve insanları uyutmak için birer sahte makyajdır ve zehirli birer çikolatanın dışındaki parlak ambalajdır.
Kadın bugün maalesef servetin kölesidir. Basit bir reklâm aracı olarak şehvetin kölesidir. Hanımlık onurunu yitiren zavallı kadın, moda mostrası ve sosyete soytarısı durumuna getirilmiştir. Her gün bir başka erkeğin kollarında oynamayı, her gece bir başka erkeğin koynunda sabahlamayı hürriyet zanneden, açılıp saçılmayı medeniyet zanneden, bu ruhen ölmüş ve ahlâken çürümüş zavallıları yeniden hayata ve huzura kavuşturacak İslam düşüncesine ne kadar muhtacız!..

Bütün zulüm ve ahlaksızlıkların tek suçlusu ve gerçek sorumlusu ise, elbette bu bâtıl düzendir ve bu düzeni devam ettirenlerdir.

Adil bir Düzen kurulmadıkça ve Adil bir Düzen’in kurulması için çalışıp yorulmadıkça, bu dertler devam edecektir. Ve korkarım asıl günah da herkesin gaflet uykusunda bulunduğu bir sırada, uyanık bulunup bu yangını gördüğü halde söndürmek için ciddi bir gayret göstermeyenlerin sırtına binecektir!..

Laiklik perdesi altına saklanıp zulüm ve ahlaksızlık yapan ve Atatürkçülük istismarı ile gerçek yüzlerini gizlemeye çalışan sahtekârlara, Atatürk’ün şu sözlerini hatırlatalım.

“Eğer kadınlarımız İslam’ın tavsiye ve dinin emrettiği bir kıyafetle ve faziletin icab ettiği bir tavr-u hareketle içimizde bulunur, milletimizin ilim, sanat ve içtimaiyat faaliyetlerine iştirak ederlerse, bu hali, emin olunuz, milletin en mutaassıbı dahi takdir etmekten geri durmaz.”

Last edited 1 ay önce by Necati Akgül

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız (kerim ve değerli sayılanınız, ırk ya da soyca değil) takvaca (kötülükten sakınma, iyilikte yarışma konusunda) en ileride bulunanlarınızdır. Şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Habir’dir.
(Hucurât Suresi 13)
https://www.mealikerim.com/

Makale başlı başına hepimizin ve herkesin ruhuna damarına ve hem de yetkililerce dikkate alınması konusunda yazılan kaleme alınan bu gerçekler ONAY VERDİRİCİ bir üslup ve hakikatlerle ve dünya ve ahiret saadetimizi kazandıracak öz ve Hak bilgilerle önümüze damıtılmış olarak sunulduğu için kıymetli yazara ve Kur’an’a ve Asrımıza Tercüman olan Milli Çözüm’ e şükranlarımı arz etmeyi borç bilirim.

Makalede geçen şu ifadeleri yinelemek isterim:

“… Görülüyor ki, “Eşitlik” ve “Özgürlük” sloganları, sömürü ve zulüm düzenini yürütmek ve insanları uyutmak için birer sahte makyajdır ve zehirli birer çikolatanın dışındaki parlak ambalajdır. Kadın bugün maalesef servetin kölesidir. Basit bir reklâm aracı olarak şehvetin kölesidir. Hanımlık onurunu yitiren zavallı kadın, moda mostrası ve sosyete soytarısı durumuna getirilmiştir. Her gün bir başka erkeğin kollarında oynamayı, her gece bir başka erkeğin koynunda sabahlamayı hürriyet zanneden, açılıp saçılmayı medeniyet zanneden, bu ruhen ölmüş ve ahlâken çürümüş zavallıları yeniden hayata ve huzura kavuşturacak İslam düşüncesine ne kadar muhtacız!.. …”

Evet bu söz bu ifadeler son derece doğru ifadeler ve büyük acılarımızdan bir tanesi. Eşitlik ve Özgürlük sloganları altında kadını çok afedersiniz “orta malı” olmasını sağladı bu bozuk sistem. Malesef kadınlarımızı da bu hale getiren sistem ve düzenden rahatsızlığını dile getiren hatırlatan sadece gerçek manada Milli Çözüm oldu şu ana kadar… Diğer bir kısım hacı hoca kılıklılar ağzının bir ucuyla dile getirdilerse de çözümü tam olarak ortaya koyamadılar koyamazlar koydurtmazlar onlara… 6284 numaralı kanunla kadın cinayetleri arttıkça arttı. Zaten bu bozuk sistemde bozuk yasa ve kanunlarla düzelmesini beklemek veya halkımızın daha rahat kavrayacağı ve kabulleneceği ifadeyle ve Milli Çözüm’ün de taaa 2009 yılında bir makalesine manşet attığı ifadeyle asıl sıkıntımız sorunumuz başımızın belası olanı da hatırlatmak gerekirse: “AKP’DEN KAHRAMAN, AKREPTEN “BAL YAPAN” ÇIKAR MI?” Bakınız bir cümlelik manşet her şeyi ifade etmekte özetlemekte.

Kadınlarımızın düştüğü bu badireyi en güzel şekilde gerçek manasıyla sebepleriyle önümüze dökülen bu ve başkaca tüm problemlerimizin çözümü Mustafa Kemal’in de “Kadın ve Toplum” Konusunda Osmanlı Döneminde Yayınlanmış Yazısında da belirttiği gibi, çaresi tektir ve o da makalede belirtilen ifadelerle şudur : Bütün bunların tek suçlusu ve gerçek sorumlusu ise, elbette bu bâtıl düzendir ve bu düzeni devam ettirenlerdir. Adil bir Düzen kurulmadıkça ve Adil bir Düzen’in kurulması için çalışıp yorulmadıkça, bu dertler devam edecektir. Ve korkarım asıl günah da herkesin gaflet uykusunda bulunduğu bir sırada, uyanık bulunup bu yangını gördüğü halde söndürmek için ciddi bir gayret göstermeyenlerin sırtına binecektir!..

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in bir sözüyle bitireyim:
“Cesur insanlara hayranım. Çünkü dünya, korkanlar tarafından değil, cesaret edenler tarafından değişir.”

İşte dünyaya yön veren ve dönüştürmeyi sağlayan bilge ve yiğitliğin öncüsü Milli Çözüm’ün İspanya Başbakanı ve benzerlerinin ; Zenginlik ve bilgelik kaliteli gübre gibidir; saçıldıkça bereketlenir. Sen yakınındakileri mutlu ve umutlu edersen, uzaktakiler de sana gelecektir.”
(Üstad Ahmet AKGÜL) hakikatinin yansımaları tüm dünyada yankılanmakta artık.

İyi ki varsın Milli Çözüm.

Last edited 1 ay önce by Osman Nuri ÇELİK

Yüce dinimizin kadınlarımıza bakış açısına ilişkin yayınlanan faydalı ve derin analizler sunan bu makale için Milli Çözüm dergimize teşekkür ediyorum. Özellikle Erbakan hocamızın verdiği misalde yer alan risk ölçümüne ilişkin detaylar ve miras ayetleri ile olan irtibatına yönelik ilişkilendirme, eşitlik mavralarıyla toplumumuzu ve bütün insanlığı kandırmaya çalışan rezillik savunucularına adeta tokat (hatta headshot) niteliğinde bir tespittir.

Makalede de yer aldığı gibi batı toplumunun kadının insan olup olmadığını tartıştığı dönemlerde yüce dinimizden beslenen medeniyetler kurmaya çalışan atalarımız Selçuklular kadınlara yönelik bacıyan teşkilatları kurmuş bu oluşumlara adeta SPK benzeri yetkiler tanımıştır. Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları), 13. yüzyılda Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı tarafından kurulan, dünyanın ilk kadın sivil toplum örgütlenmesi ve dayanışma teşkilatıdır. Bu teşkilatlar ticari ve sosyal faaliyetler yürütmekle kalmayıp piyasayı kontrol ve regüle eden yetkilerle de donatılmıştır.

Mustafa Kemal’in makalede yer alan yazısı da dikkate alındığında, kendisin bu değerlendirmelerine paralel olarak politikalar geliştirdiği bu sayede Türkiye’nin Dünyada kadınlara seçme seçilme hakkını en erken veren uluslardan olabildiği görülmektedir.

Siyonizmin dayattığı kadın rol modeli ise sürekli olarak değişmekte sermaye sahiplerinin isteklerine yönelik kurgulanmış taleplerinin arzı politikalarına alet edilmektedir. Bir et politikası haline dönüştürülmüş kadın kavramını sadece Adil Düzen ile layık olduğu şerefe ve izzete ulaştırabilecektir. Bu hususu hem peygamber efendimizin hadisleri hem tarihi gerçekler defalarca kanıtlamıştır.

Gerçeğin aranıp, araştırılması ve uygulanması noktasında batının, mudetil olan Bilim adamları ile Siyonist düşünceye sahip yahudiler ve ehli salipler arasında, önemli bir ayrım vardır..!
Batılı münevverlerin, adeta sırtını sıvazlayarak şefkat ve ilim yöntemi ile onlara hakikati göstermek,bir yönüyle onların böyle bir muameleye de yatkın bulunduklarını ispat etmektedir.!Ve hakkın yeryüzünde yerleşik bir düzen olarak tahakkuk etmesinde büyük bir etken olacaktır.

Buna mukabil, siyonist yahudi inancına sahip olan kesimlerin, yatkın bulundukları fıtratları ise daha çok hakikatin üzerini örtmeye, inkara ve düşmanlığa yöneliktir.!

Ahmet Akgül Hocamızın çok önemli tesbitlerinden olan ;
“İslam, hem Dindir – hem İlimdir- hem Düzendir.”tesbitlerinden yola çıkarak;
İslam alemi ile DİN bağını kuvvetlendirmek
Batılı bilim çevreleriyle İLİM gerçeğini ve Hukuku tanzim etmek,
Güçten anlayan Emperyalist, Siyonist zihniyete karşı da DÜZEN ve Müeyyide etkin kılınmak amaçlanalacaktır!

Last edited 1 ay önce by Mehmet Sıtmapınar

ALLAH NUR’UNU TAMAMLAYACAK!

Milli Görüş; ecdadımızın dünyaya adalet getirmek için verdiği mücadelenin adıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ruh ve mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştur. Erbakan Hocamız, Milli Çözüm Medeniyetinin kurulması ve Adil Düzen’in uygulanılması amacıyla 1969 yılında yeniden şahlanış dönemi başlatmış ve kutlu davasını finale ulaştırmıştır.
Milli Çözüm ahir zaman müjdesi olan kutlu davanın Milli Görüş’ün kendisi ve uygulayıcısıdır.
Bu muhteşem makaleyi, Milli Çözüm’ü hiç tanımayan ancak önyargısız şekilde okuyan vicdan ehli bir insanın kalbinde
“Erbakan Hocayı ve Gerçek Atatürk’ün davasını ancak bu zihniyet temsil edebilir!” Düşüncesi hakim olur. Evet dünyada kadın -erkek bütün insanlara saadet getirebilecek dava, Milli Çözüm’dür.
Hain işbirlikçilerden, şeytani Siyonistlerden ve zalim Emperyalistlerden bu dünyayı kurtulunmasına ise ramak kalmıştır.
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!

Yobazlık Kıskacından ve Siyonist İstismardan KADINI Kurtaran TEK Reçete

İslam adına kadın haklarını çarpıtan gerici ve yobaz zihniyetin zehirli bakış açısından kurtulmamızı sağlayan bizler için ufuk açıcı bir makale.
Atatürk’ün ismini ve çağdaşlık kavramını istismar ederek “kadının” değerini yerlere düşürüp istismar aracı haline getiren tuzakları boşa çıkaran; yani bu önemli alandaki Siyonistlerin şeytani planlarını darmadağın eden bir bakış açısı.
Kur’an’ın kadın hakları konusundaki evrensel mesajı, asrın idrakine ve vicdanların kabulüne ancak bu kadar isabetle sunulabilirdi. Bu yönde yol yürümek isteyenler için bu yazı, sarsılmaz bir mihenk taşı niteliğindedir.

Kadınların kahredici dert ve sorunlarından kurtulması için tek çare, bu adil zihniyetin hâkimiyetidir. Vebal; bu yangını ve çareyi gördüğü halde, söndürmek için samimi bir gayret göstermeyenlerin omuzlarındadır!

Last edited 1 ay önce by Mus'ab Eryıldız

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
8
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...