ZAT’IN AKDES1, TECELLİN HAK!..
Tecellinin şahikası2, Nebiyyi Ragip3 olmuştur
Tezahürler barikası4, Yaver-i Nakip5 olmuştur
Hak cilvenin harikası6, En-Necmüs-Sakip7 olmuştur
Yüce eserin övülen, Rasulünün her na’tına8
Kulak veren Seni anlar, secdeye varır Zatına…
Zaman mekândan münezzeh, Zatının olmaz misali
Denizler mürekkep olsa, yazamaz sonsuz hisali9
Hasretinle yanıp duran, âşıklar bulur visali10
Ol Muhammed oturmuştur, yüce tecelli tahtına
Hiçbir şey denk benzer olmaz, İlahi Kuddüs11 Zatına…
“Vücuhün yevmeizin nadirah, ila Rabbiha nazirah”12
“Men reaniy fil menami, fekad real Hakkü”13 Hakk…
“Kella innehüm an Rabbihim, yevmeizin lemahcubun”14
Böyle gafil gezip dursun, ta kıyamet saatına
Toplanır cümle mahlûkat, mahşer huzuru Zatına…
“Zatına mir’at edindin”15, ey Hak Rasulûn özünü
Gören ve görünen aynı, aynadaki nur yüzünü
“Beni gören Hak’kı görür”16, buyuran Nebin sözünü
Anlamayan nasıl çıksın, ya Rabbi seyran çatına
Amma idrak yol bulamaz, Ezel ve Ebed Zatına…
Şu var ki; Zatın Halık’tır17, tecellin ise mahluktur18
“Üsvetün haseneh”19 kıldın, O son numune Haluk’tur20
Halık Taala Ma’bud’tur, abd’e yakışan kulluktur
İmansız iz’ansız kişi, ulaşamaz Dost katına
Hiç kimse nezirin olmaz, İlahi Vahid Zatına…
En güzel ve en mükemmel, tam tecellin nur Ahmet’tir
Nebiyyi Ahir zamandır, tüm âlemlere rahmettir
Biat ettik; Efendimiz, örneğimiz Muhammet’tir
Zahirperest olan kişi, aklı yetmez ki Batın’a21
Hiçbir şey denk benzer olmaz, ey Dost mukaddes Zatına…
Âşık cennette seyreder, Rabbinin nur Cemalini
Sadıklar hayranla izler, sahibin pür Kemalini
Kâfir mahcup22; boşa gözler, azabının zevalini23
Zalimler münafıklar hep, yanarlar kara bahtına
Akıl idrak yetişemez, İlahi elbet Zatına…
İmansızın itibarı, görünen zahir gücedir
Kral başkan olsa dahi, ruhen ahlaken cücedir
Ölümü öldürenlerin, mertebesi çok yücedir
Mevla’yla irtibat kurar, bağlanıp ilham hattına
Hep Hak rızasın ararlar, kıyam dururlar Zatına…
1- Akdes: En kutlu, en kusursuz, en mukaddes.
2- Şahika: Son zirve.
3- Ragip: İstekli, rağbetli (Hz. Peygamber SAV).
4- Barika: Şimşek.
5- Nakip: Seçilmiş vekil, temsilci.
6- Harika: Olağanüstü, şaheser.
7- Necmüs-Sakip: Karanlıkları delen yıldız.
8- Na’t: Hz. Peygamberimizi öven şiirler.
9- Hisal: Güzel ve örnek sıfatlar, hasletler.
10- Visal: Kavuşma, buluşma, kutsal amacına ulaşma.
11- Kuddüs: Her türlü ayıptan ve kusurdan münezzeh olan Allah (cc).
12- “Ahirette nice yüzler vardır ki güzelliği ile parıldayacaktır. (Onlar sevinç ve saadetle) Rablerine bakıp duracak (ve tarifsiz mutluluğa ulaşacaktır).” (Kıyamet: 22-23)
13- “Beni rüyasında gören, aynen Hak’kı görmüştür.” Mütevatir Hadis (Buhari: Tabir, Müslim: Rüya, Suyuti: El-Ezhar-edep).
14- “Hayır, doğrusu bunlar kıyamet gününde de Rablerine karşı mahcup bulunacaktır. (Günah kirleriyle gözleri ve gönülleri perdelenip körlendiğinden, onlar Cemâlullah’tan mahrum kalacaklardır). (Mutaffifin: 15)
15- “Zatına ayna edindin.” (Süleyman Çelebi-Mevlid)
16- Mütevatir Hadis.
17- Halık: Her şeyi ve herkesi hiç yoktan Yaratan Allah (cc).
18- Mahlûk: Yaratılan, sonradan ortaya çıkarılan.
19- En güzel örnek, (ayet) Hz. Muhammed (SAV).
20- Haluk: Çok güzel huylu, soylu ve onurlu.
21- Batın: Görünmeyen incelikleri ve gizli hikmetleri Yaratan Allah (cc)… Maneviyat âlemi…
22- Mahcup: Allah’ı (cc) görmekten perdelenmiş ve cennet nimetlerinden mahrum edilmiş kâfir ve münafık.
23- Zeval: Sona erme, bitip tükenme.

Anladın İsen
Çokluğu teke düşürdün isen,
Halık’tan Mahluk’a tecelliyi kavradın isen,
Zatın’a ibadeti ettin isen,
Batını zahir eyledin, sen..
AMİN
Tam bizlik şiir.
Bizi de kat Kıtmıirlere.
Amin.
KITMİR’İ DE KAT SADIKLARA
Kesrette bir vahdet vardır,gönül gözü gören bilir
Mevcudatta imzasını,iman ehli olan bilir
Günahlar kör etmemişse,vicdan ile sezen bilir
Ben nefsime zalim oldum,yüzüm yoktur huzuruna
Ey rahmeti sonsuz Sultan,Kıtmir de kat sadıklara…
En Şerefli Tecelli
Batın zatını görmedi gözlerim
Lakin en mükemmel teşrif oldu tecellin
Mehdi-i ahir zaman ümmeti oldu en şerefli
Layık eyle bizi üstadı pirimize talebe
Zatı ve Tecellisi
Zatı Halık, Tecelisi Mahluktur.
Cemalullah Cennette Sanmayın Sakın… Dünyada İken Diri Görebildin mi?
Yorumum için Üstadımın hoşgörüsünü umuyorum. “Hakikat Sırrının Perdesi”ni aralayan bu muhteşem hikmet dizelerini kavramaya çalışıp iman etmemiz gerek!.. Geçenlerde, bu şiirdeki hikmetli hakikati anlatan; ve yüzyıllar boyunca, Hacivat ile Karagöz gölge oyununa başlanırken okunan bir gazel tevafuk etti. Oyun perdeye yansıtıldığından olsa gerek, gazelin adı da Perde Gazeli… Allah bizleri, gönül gözümüzdeki perdeyi kaldırıp hakikati kavrayanlardan etsin…
PERDE GAZELİ
Nakş-i sun’un remz eder hüsnünde rü’yet perdesi
Hâce-i hükm-i ezeldendir hakikat perdesi
Sîreti sûrette mümkündür temâşa eylemek
Hâil olmaz ayn-i irfâna basiret perdesi
Her neye imân ile baksan olur iş âşikar
Kılmış istilâ cihâna hâb-i gaflet perdesi
Bu hâyal-i âlemi gözden geçirmektir hüner
Nice kâra gözleri mahv etti sûret perdesi
Şem-i aşka yandırıp tasvir-i cismindir geçen
Âdemi âmed-şüd etmekte azîmet perdesi
Hangi zılla iltica etsen fenâ bulmaz acep
Oynatan üstâdı gör kurmuş muhabbet perdesi
Dergâh-i âl-i abâda müstakim ol kemterî
Gösterir vahdet elin kalktıkça kesret perdesi
Açıklaması:
(Görünen perdedeki güzellikler (Hakk’ın) yarattığı şekillerin sembolüdür.
Hakikat perdesi Hakk’ın ezelî hükmünden başka bir şey değildir.)
(Dış görünüşte iç anlamı görme olanağı vardır, dış görünüş kalp gözüyle seyredenlerin gerçeği görmesine engel olmaz.)
(Gaflet uykusu perdesi dünyayı kaplamış fakat her neye iman ile (kalp gözü ile) baksan her şey aşikâr olur.)
(Marifet bir hayalden başka bir şey olmayan dünyayı gözden geçirmektir.
Bu gaflet uykusu (dış görünüşe aldanma cahilliği) nice kara gözleri mahvetti.)
(Aşk mumuyla yanıp geçen tasvir senin vücudundur (perde arkasında yanan mumun görünür kıldığı tasvirler, aslında seni temsil eder), bu perde (dünya) insanın bir süreliğine gelip geçtiğini temsil eder.)
(Hangi cisme sığınsan yok olmaz ki, sen asıl bu muhabbet perdesini kurup oynatan Üstadı görmeye çalış. ‘Her şeyin arkasındaki Yaratıcıyı görmeye çalış.’)
(Ey kemterî (perde gazelini yazan kişinin mahlası), Muhammed soyunun dergâhında doğru ol, çokluk perdesi ortadan kalkınca birlik (vahdet-i vücud- Tek Varlık, Allah) görünür.)