Butlan Kararıyla Siyaset Tıkanmıştır
ARTIK CİDDİ ADIMLAR ATMA ZAMANIDIR!
Ahmet Akgül
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada mahkemeden “mutlak butlan” kararı çıkması ortalığı karıştırmıştı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da “mutlak butlan” kararı verirken, kararın tedbirli olarak alındığı vurgulanmıştı. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi ve İstanbul’daki hukuk-ceza dosyalarında yer alan deliller, ifade tutanakları ve resmi belgeleri birlikte değerlendiren mahkemenin kararında her iki kurultayın yanı sıra 8 Ekim 2023 tarihli CHP İstanbul İl Kongresi’nin de “kanunun emredici hükümlerine aykırı olması nedeniyle mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) ile malul olduğu” hatırlatılmıştı.
Oysa yerel mahkeme, CHP’nin sonraki süreçte olağanüstü kurultaylarını gerçekleştirmiş olmasını gerekçe göstererek davanın “konusuz kaldığına” karar vermişti. Bölge Adliye Mahkemesi ise bu değerlendirmeyi hukuka uygun bulmamıştı. Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nın yapıldığı tarihten itibaren iptaline, kurultayın iptal edilmiş sayılması nedeniyle bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların da iptaline karar vermiş bulunmaktaydı.
Kılıçdaroğlu ve yönetimi için “göreve devam” kararı çıkmıştı.
Mahkemenin kararında, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultaydan önceki duruma dönülmesine, kurultay öncesi Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu ile parti organlarının görevlerine “aynen devam etmelerine” hükmedildiği açıklanmıştı. Aynı şekilde, CHP İstanbul İl Kongresi’nin de iptali nedeniyle kongre öncesi il başkanı ve il organlarının görevlerine devam etmesi kararlaştırılmıştı.
Özgür Özel için “tedbiren görevden uzaklaştırma” kararı alınmıştı.
Mahkeme, ihtiyati tedbir taleplerini de kabul etmişti. Buna göre, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayla göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilmişti. Mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine/göreve iadelerine hükmetmişti. Tedbir kararının uygulanması için kararın Yüksek Seçim Kurulu, Ankara İl Seçim Kurulu, Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu ve Ankara Valiliği’ne gönderilmesine karar verilmişti. Öte yandan mahkeme, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile Yılmaz Özkanat yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle yapılan istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Daire, bu iki isim yönünden yerel mahkemenin değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmişti.
CHP’den genel merkezde toplanma çağrısı yapılmıştı
Kararın açıklanmasının ardından CHP Ankara İl Başkanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla parti üyelerine genel merkezde toplanma çağrısında bulunmuşlardı. Paylaşımda, “Omuz omuza, tek yürek; demokrasiye, dayanışmaya ve halkın iradesine sahip çıkmak için herkesi Genel Merkezimize davet ediyoruz” ifadeleri yer almıştı.
“Mutlak butlan”ın anlamı
Hukuki bir terim olan “butlan” kelimesinin sözlükteki karşılığı, “bâtıl (geçersiz) olma durumu” oluyordu. “Mutlak butlan” ise “yok hükmünde” anlamını taşıyor ve bir işlemin yapıldığı andan itibaren geçersiz sayılması anlamına geliyordu.
CHP’de neler yaşanmıştı?
Özgür Özel, 4-5 Kasım 2023’teki 38’inci Olağan Kurultay’da Kemal Kılıçdaroğlu ile girdiği genel başkanlık yarışını önce pek az oy farkla, sonra ne olduysa açık bir ara kazanmış ve CHP’nin yeni lideri seçilmişti.
Özel’in zaferini izleyen süreçte Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, “Delegelere para dağıtıldığı, oy satın alındığı, yakınlarına iş imkânı sağlandığı” iddialarıyla iptal davası açarak 38. Olağan Kurultay’ının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitiyle Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevden uzaklaştırılmaları ve 38. Kurultay öncesi görevde bulunan Kılıçdaroğlu ile önceki kurulların göreve iadelerini talep etmişlerdi.
CHP bunun üzerine başlayan tartışmaları sonlandırmak ve partiye kayyum atanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla 6 Nisan 2025’te olağanüstü kurultay düzenlemişti. 21’inci Olağanüstü Kurultay’da CHP Genel Başkanı Özel yeniden aynı göreve seçilmişti.
Şimdi CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararının ardından çeşitli açıklamalar yapılmıştı. Bazıları mahkemenin bağımsız ve tarafsız şekilde karar verdiğini ve bunlara uyulması gerektiğini hatırlatmıştı. Kurultayın iptal kararının “Vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştirdiğini” savunanlar da vardı. Buna göre; “demokrasinin kendi kendini koruma mekanizmasının işlediği” ortaya atılmıştı.
Çünkü siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve taşıyıcı kolonlarıydı… “Bu kolonların zedelenmesi doğrudan demokrasinin zedelenmesi” anlamını taşırdı.
Demokraside temel ilke: İradenin; milletin, delegelerin ve üyelerin olmasıydı. Bu iradeye gölge düşüren her durumda hukukun gereğini yapması kaçınılmazdı.
Bakalım: “Hukukun amacı, seçim güvenliğini sağlamaktır. Seçim güvenliği yalnızca genel seçimler için değil, siyasi partilerin kendi işleyiş süreçleri açısından da büyük önem taşımaktadır. Çünkü siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve taşıyıcı kolonlarıdır. Bu kolonların zedelenmesi, doğrudan demokrasinin zedelenmesi anlamını taşır. Bu nedenle alınan karar; vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştiren, demokrasinin kendi kendini koruma mekanizmalarının işlediğini gösteren önemli bir karardır. Hukuk devleti; iddiaları ciddiyetle ele alan, delilleri titizlikle değerlendiren devlet olmalıdır. Elbette bu kararın temyiz yolu açıktır. Süreç, hukuk düzeni içerisinde işlemeye devam edecektir. Herkesin bu sürece saygı göstermesi, değerlendirmelerini hukuk çerçevesinde yapması ve itirazlarını yine hukuk düzeni içerisinde gerçekleştirmesi büyük önem taşımaktadır!” sözleri kızgın CHP’lileri yatıştıracak mıydı?
Halbuki önce iktidar hukuk kurallarına ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymalıydı ki, muhalefetten de yargı sonuçlarına katlanmasını istemekte haklı çıksındı. Evet; seçim sandıklarında yenmesi gereken muhaliflerini mahkeme salonlarında bertaraf etme hevesinin hiçbir hukuki ve ahlâki tarafı olamazdı, ama seçimlerde hilekârlık, irade pazarlığı ve oy avcılığı yapmanın da, elbette hukuki bir yaptırımı olması ve hesabının sorulması lazımdı. Aksi halde halkın iradesi değil, “Delege pazarlarının, mafya masalarının ve rüşvet kumpaslarının” iradesi geçerli olacaktı…
Türkiye’de bir muhalefet boşluğu yaşandığı, özellikle CHP’nin “iktidar olma hedefi yerine, partiyi ele geçirme ve arpalığa çevirme hevesi” taşıdığı sırıtmaktaydı. CHP’nin; halkımızın her kesimiyle uzlaşıp kucaklaşma, bizi Millet yapan değerlerle barışma, demokrasi ve laiklik kurumlarıyla insani ve İslami prensipleri buluşturma amacı ve çabası yerine; Atatürk sonrası dejenerasyon döküntüleri ve masonik kültürleri dayatma ve slogan kalıplarına hapsolma kolaycılığından kurtulması şarttı. “Atatürk’ün kurduğu parti!..” kılıfına sığınmakla, İslam ve ahlâk düşmanı Batılı sosyalist sapkınların kof övgüleriyle avunmakla, hiçbir yere varılamayacağı artık anlaşılmalıydı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplumla ve tarihi olgularla helalleşip barışma ve uzlaşı kültürünü yaygınlaştırma atılımları bu bakımdan önemli ve anlamlıydı.
Bu arada Sn. Kılıçdaroğlu’nun karardan bir gün önceki açıklamasında; sadece Özgür Özel yönetiminin ve CHP’li belediyelerin yolsuzluklardan arınması gereğini vurgulaması… Ama AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın sinsi ve tehlikeli tahribatlarına ve bunlardan kurtulma lüzumuna hiç dikkat çekmemiş olması da, maalesef kafaları karıştırmış ve mideleri bulandırmıştı!?
Çünkü devletimiz ve geleceğimiz için en tehlikeli olanı, AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemiyor olmasıydı. Toplumu kutuplaştırıp kamplaştırmaya, hatta kendi şahsi ikbal ve ihtirasları için halkımızı ayrıştırıp kapıştırmaya hazır bir zihniyetle bu sorunlar aşılamazdı. Bu nedenle bir Milli Mutabakat kaçınılmazdı ve daha tehlikeli sıkıntılara yol açmadan, ciddi ve dirayetli adımlar atılmalıydı…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukukun Gereğini Yapmıştı!
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayı ile 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresiyle ilgili Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi mutlak butlan kararı almıştı. Daire’nin 20 sayfalık kararında mutlak butlan kararının gerekçeleri şu şekilde sıralanmıştı:
Peki Neden Butlan Kararı Alınmıştı?
1- CHP Kongresinde Delege iradesinin fesada uğratıldığı kanaatine varılmıştı.
Dosyada yer alan soruşturmalar, iddianameler, tanık beyanları, MASAK raporu, kurum yazışmaları ve fezlekeler birlikte değerlendirilerek bazı delegelerin oy tercihlerinin menfaat ilişkileriyle yönlendirildiği anlaşılmıştı.
2- Para, iş, adaylık ve başka menfaat ve vaatler dağıtılmıştı.
Kurultayda ve İstanbul İl Kongresi’nde bazı delegelere para verildiği, belediyelerde işe yerleştirme vaadinde bulunulduğu, adaylık/siyasi görev taahhüt edildiği, alışveriş kartı gibi menfaatler sağlandığı karar gerekçesinde yer almıştı.
3- Oyların denetlendiği ve gizli iradenin zedelendiği ortaya çıkmıştı.
Bazı delegelerden oy pusulalarının fotoğrafını çekip göndermelerinin istendiği, seçim iradesinin serbestçe oluşmadığı yönünde bir unsur sayılmıştı.
4- Parti içi demokrasi ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiği saptanmıştı.
Anayasa’nın 69. maddesi ile Siyasi Partiler Kanunu’nun 4 ve 93. maddeleri uyarınca siyasi partilerin organ seçimlerinin demokrasi esaslarına, tüzüğe ve üyeler arası eşitlik ilkesine uygun olması gerektiği vurgulanmıştı.
5- Kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunduğu sonucuna ulaşılmıştı.
Kararda, kurultay ve kongredeki iddia edilen usulsüzlüklerin sadece basit iptal sebebi değil, kamu düzeni ve emredici hukuk kurallarına aykırılık oluşturduğu belirtilerek kesin hükümsüzlük değerlendirmesi yapılmıştı.
6- Sonradan yapılan olağanüstü kurultayların bu sakatlığı gidermediği kanaatine varılmıştı.
4-5 Kasım 2023 Kurultayı mutlak butlanla sakat sayıldığı için, bu kurultaydan sonra yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da hukuki dayanağının kalmadığı saptanmıştı.
7- İlk derece mahkemesinin “dava konusuz kaldı” yaklaşımı isabetli bulunmamıştı.
İstinaf kararına göre sonradan yapılan kurultaylar, önceki kurultaydaki mutlak butlan durumunu ortadan kaldırmamış; bu nedenle hukuki yararın devam ettiği kabule şayan bulunmamıştı.
8- Önceki yönetime dönüş gereği kaçınılmazdı
Bütün bunların sonucu; Kurultay yapıldığı tarihten itibaren iptal edilince, 4-5 Kasım 2023 öncesi duruma dönülmesine; Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti organlarının göreve devam etmesine karar verilmiş durumdaydı.
Devlet Bahçeli Yaklaşan Tehlikenin Farkındaydı!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’deki mutlak butlan kararına ilişkin konuşmuşlardı. Bahçeli, yargı kararlarını tanımama yönündeki çıkışların gereksiz olduğunu vurgulayıp, uzlaşma yapılması ve tahriklerden kaçınılması çağrısında bulunmuşlardı. Bahçeli, CNN Türk’e yaptığı açıklamada sürecin hassasiyetine dikkat çekiyorlardı. Bahçeli, parti içi duruma yönelik tavsiyelerde bulunarak, “Feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi umulur. Çünkü CHP’nin kimliğini geleceğe taşıma iradesi en sağlıklı yoldur” tavsiyesini hatırlatmışlardı.
Hukuki sürece yönelik gösterilen tepkileri de eleştiren MHP lideri Bahçeli, hukukun üstünlüğüne vurgu yapmıştı. Yargı kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli, “Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu’nun haksızlığa uğradığı kabul edilmiş, bu durum mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Yargı kararlarını tanımıyoruz gibi çıkışlar gereksizdir.” ifadelerini kullanmıştı. İçinde bulunulan durumda sağduyu çağrısı yapan Bahçeli, atılması gereken adımları; “Bu aşamada tek yol uzlaşmak ve tahriklerden kaçınmaktır.” sözleriyle hatırlatmıştı.

2023 seçimlerde cumhur ittifakı mensupları,kemal kılıçdaroğlu’nu yerden yere vuruyordu,
Bugün ise, cumhur ittifakı yöneticileri, Kılıçdaroğlu sahip çıkıyor.!
Kılıçdaroğlu G. Başkanlık dan, her ne kadar şaibeli bir biçimde, iddialar ;”delegeler kumpası” İle kaybetmiş olsada,
Özgür özelin başkan olması ile, Kamuoyu ve CHP nin büyük çoğunluğu artık Kemal Kılıçdaroğlu istemiyor..
Mutlak butlan kararı, her ne kadar Kılıçdaroğlunun lehinde karar versede,
Bu kararı partı içi büyük çoğunluk kabul etmiş durumda değil, bu karar özgür özeli mağdur etti.. Komoyunda..
Çünkü mutlak butlan kararı, CHP ve muhalefet tarafından şöyle okunuyor, “gizli bir el”iktidarın desteği ile alınan karar diye okunuyor sosyal medya da..
Bu karardan sonra anamuhalefet dağıldı, Toparlanma aşaması çok zor gibi gözüküyor,
Mutlak butlan kararına, CHP ve diğer muhalefet, Darbe gözü ile bakıyorlar..
Rüzgar şuan özgür özel ve ekibinde yana esiyor..
Kılıçdaroğlu yazıda da belirtildiği gibi, Akp ve iktidarı aleyhinde her hangi açiklama da bulunmamamış, kafalar karışmiş durumda..
Amma, Kılıçdaroğlu nun tekrar gelişini, hem chp yönetimi hem teşkilatı hem seçmeni kabul ederse,( ki etmeyeceği belli, )ozaman bu “mutlak bultan” İşe yarar…
Yoksa geçmiş olsun..muhalefetin iktidara yürüyüşü…
Yada, muhalefet milli mutabakat muhalefetini kurmayada gidebilir bu süreçte..
Mutlak Butlan Mevzusunu değerlendirirken 1 yılı geçkin süre öncesi kaleme alınan makaleyi de hatırlamak yararlı olacaktır!..
MİLLİ ÇÖZÜM DERGİMİZDE NİSAN 2025 TARİHLİ “İMAMOĞLU MACERASI VE İKTİDARIN SON MANEVRASI” BAŞLIKLI MAKALEDEN ŞU ALINTILARI HATIRLATMAK İSTİYORUM:
…
DEM Parti’li Beştaş’ın: “İmamoğlu soruşturmaları ve tutuklanmaları Öcalan’ın çağrısına sabotajdır!” çıkışı…
DEM Parti Erzurum Milletvekili ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla ilgili BBC Türkçe’ye açıklamalar yapmıştı. Beştaş tüm bu gelişmelerin, “İmralı görüşmeleriyle başlayan sürece karşı bir sabotaj olduğunu düşündüğünü” aktarmıştı.
“Kendi adıma şunu söylemek isterim ki bu adımlar bir sabotajdır. Başlatılan görüşmelere, diyaloğa, Sn. Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına karşı kasıtlı ve planlı bir sabotajdır. İmamoğlu’nun absürt delillerle tutuklanmasının başka bir izahı yapılamayacaktır!” (https://www.bbc.com/turkce -23 Mart 2025)
“Kürt halkının kafasındaki sorular artmaktadır!” Uyarısı…
Beştaş, İmamoğlu sürecinin “önceden planlandığı” görüşünü de paylaşmıştı. “Tutuklanma gerekçesinde kaçma ve delilleri karartma şüphesi gösteriliyor. Bunun karşılığının olmadığını hepimiz biliyoruz, bunu yazanlar da biliyor. Diplomanın iptal edilmesi, Nevruz sürecinde gözaltına alınıp, CHP’nin sandık kurduğu 23 Mart’ta tutuklanması oldukça manidardır ve tüm bunların önceden planlandığını gösteriyor. Tarihler ve dönemeçler siyasi bir mühendislik olarak karşımıza çıkıyor. Nevruz’da milyonlarca Kürt ve Ortadoğu halkları barış talebini ve ümidini yükseltirken böyle bir uygulama demokrasi inancına güveni sarsıyor. Kürt halkı açısından da kafalardaki soruları artırıyor!” diyerek açıkça “devleti” suçlamıştı!
Bu sözlerin açılımı şunlardır:
“Hükümet (Cumhur İttifakı), Öcalan daveti ve İmralı ziyaretleri sonucu PKK ile yeni bir çözüm süreci başlatmıştır. Bu girişimler bizim (DEM Parti) ve AB, ABD gibi Batılı merkezler tarafından umutla, memnunlukla karşılanmış ve destek çıkılmıştır. Ama “Devlet”in CHP’li belediyelere yönelik, yolsuzluklar ve terörle iltisaklar gerekçesiyle başlattığı operasyonlarla bu süreç baltalanmış, plan ve programlarımızı boşa çıkarmıştır!..”
DEM Partili Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın açık ifadelerinde ima ettiğine göre; Terörist Başı Öcalan’a çağrı ve Yeni Açılım Sürecinde; “Hükümetle Devlet, farklı ve aykırı” davranmaktadır. Hükümet, yani Erdoğan iktidarı ve Cumhur İttifakı ortakları, başta Avrupa Birliği, diğer dış güçlerin ve DEM Parti’nin desteklediği taraftadır. “Devlet” ise, Türkiye’nin bölünmesine zemin hazırlayacak ve Büyük İsrail’e yarayacak KÜRDİSTAN oluşumunu hızlandıracak bu kasıtlı ve hesaplı planları bozma çabasındadır. Ekrem İmamoğlu’na, diğer CHP’li ve DEM’li Belediye Başkanlarına yönelik soruşturmalar ve tutuklamalar işte bu amaçlıdır!..
Özetle; hükümet ve müttefikleri (AKP, MHP, DEM Parti, HÜDA PAR ve diğerleri) dış güçlerle bu konuda aynı saftadır. Devlet ise tam karşıt taraftadır! Aksi halde Sn. Erdoğan, Sn. Bahçeli ve diğer destekçileri “Hem bu sözde barış ve uzlaşı sürecine görünüşte öncülük yapıyor, ama gerçekte yargıyı kışkırtıp engel çıkarıyor!?” durumuna düşüyorlar ki, bu mantık ve mantaliteye aykırıdır.
…
(BAK: https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/imamoglu-macerasi-ve-iktidarin-son-manevrasi/ )
*****************************
Mutlak Butlan hayata geçmesiyle Kemal Kılıçdaroğlu yeniden Genel Başkan olmuştur.Dem Parti’nin makaledede geçtiği şu sözleri “İmamoğlu soruşturmaları ve tutuklamaları Öcalan’ın çağrısına sabotajdır!” söylemleri üzerinde durularak Mutlak Butlan’ın anlaşılmasına bu yönden de bakılması gerektiği… Mutlak Butlan’ı, Dem Partili Beştaş’ın sözlerinden “(Terörist Başı Öcalan’a çağrı ve Yeni Açılım Sürecinde; “Hükümetle Devlet, farklı ve aykırı” davranmaktadır)” yola çıkarak anlamaya çalışmak… Kılıçdaroğlu’na Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın makalede ifade ettikleri şu hatırlatmaları çok önemliydi:
“… Sn. Kılıçdaroğlu’nun MUTLAK BUTLAK kararından bir gün önceki açıklamasında; sadece Özgür Özel yönetiminin ve CHP’li belediyelerin yolsuzluklardan arınması gereğini vurgulaması… Ama AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın sinsi ve tehlikeli tahribatlarına ve bunlardan kurtulma lüzumuna hiç dikkat çekmemiş olması da, maalesef kafaları karıştırmış ve mideleri bulandırmıştı!?
Çünkü devletimiz ve geleceğimiz için en tehlikeli olanı, AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemiyor olmasıydı. Toplumu kutuplaştırıp kamplaştırmaya, hatta kendi şahsi ikbal ve ihtirasları için halkımızı ayrıştırıp kapıştırmaya hazır bir zihniyetle bu sorunlar aşılamazdı. Bu nedenle bir Milli Mutabakat kaçınılmazdı ve daha tehlikeli sıkıntılara yol açmadan, ciddi ve dirayetli adımlar atılmalıydı…”
****************************
EVET, ARTIK KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA BU SAATTEN SONRA DÜŞEN; ÜLKEMİZİ VE İNSANLIĞI MANEN VE MADDETEN SAADETE HUZURA ONURA SEVKEDECEK MİLLİ MUTABAKATA GİDECEK CİDDİ ADIMLAR ATMA ZAMANIDIR!..
Milli Çözüm Feraseti Birkez Daha Haklı Çıkmıştı. Sn Kılıçdaroğlu Bu Kez Şansını İyi Kullanmalıydı…!
Geçen aylarda yayınlanan CHP FİİLEN İKİ CEPHEYE AYRILMIŞTI VE BU SÜREÇTE İKTİDARIN PARMAĞI VAR MIYDI? Başlıklı yazımızda sürecin Özgün Özel’in istediği gibi sonuçlanmayacağı Mutlak Butlan kararının alınabileceği aktarılmıştı.CHP’nin ise fiilen son yaşanan olaylara baktığımızda Özel yandaşlarının sonucu kolay kolay hazmedemeyip taşlı sopalı saldırılarla Kılıçdaroğlu yandaşlarına bırakmayacaklarını göstermekteydiler. Anlaşılıyorki CHP fiilen ikiye ayrılmış durumdaydı. Kılıçdaroğlunu ise asıl bundan sonra zor bir süreç beklemektedir. Ya aynı SHP gibi çöp parti olunacaktı. Ya da tüm ideolojik saplantılardan uzak, toplumun her kesimini kucaklayacak hizmette yarışacak halkı düştüğü bu maddi manevi çöküşten kurtaracak ülkesini seven Milli çıkarları gözeten parti ve insanların bir araya geldiği Ülkemizin artık sorunlara Milli Çözüm üretecek ortak Milli Mutabakat hükümetinin kurulması için çaba gösterecekti. Ve yine hatırlatıyoruzki:
Türkiye’nin kurtuluşu; Milli Çözüm e inanan (Milli Mutabakatı sağlayacak olan)bir hükümetin kurulması, Mili Çözüme inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması ve Yeni bir Devrim Başlaması(Adil Düzen in Kurulması) ile mümkündür”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan 1980 TRT
Her parti temsilcileri Mutlak Butlan sonucuyla ilgili mahkeme kararıyla ilgili görüşlerini açıklama yapmışken acaba İktidar partisi Akp ve Erdoğan neden sessiz oldukları yetmez bu sessizlikle beraber büyük bir endişe mi desem kaygı mı desem ve huzursuzluklarını andıran bir lisani halleri mevcut. Birşeylerden mi çekiniyor ve korkuyorlardı acaba demeden edemiyorum.
Öte yandan ise; Özgür Özel değil miydi Erdoğanla Sarayda görüşüp normalleşmelerde bulunan…. Özgür Özel değil miydi Bülent Arınç’ın elini saygıyla sevgiyle içtenlikle muhabbetle sarılan ve TBMM de 2 saat ziyaret eden görüşlerini büyük bir dikkatle önemseyerek dinleyen hürmet eden…. Peki Kılıçdaroğlu ile neticede CHP’li niye biraraya gelemiyor ve parti dağılmasın şu AKP güçlenmesin diye birlik olamıyor Kılıçdaroğlu ile sayın Özgür Özel?!… Evet öyle anlaşılıyor ki Özgür Özel ve yakınındakilerin kirli çamaşırları ve bir kısım zaafları var ki bu şekilde bir davranış sergileyebiliyorlar….
Evet makaledeki şu ifadeleri de hatırlatmakta yarar olduğuna inznıyorum:
“… Devletimiz ve geleceğimiz için en tehlikeli olanı, AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemiyor olmasıydı. Toplumu kutuplaştırıp kamplaştırmaya, hatta kendi şahsi ikbal ve ihtirasları için halkımızı ayrıştırıp kapıştırmaya hazır bir zihniyetle bu sorunlar aşılamazdı. Bu nedenle bir Milli Mutabakat kaçınılmazdı ve daha tehlikeli sıkıntılara yol açmadan, ciddi ve dirayetli adımlar atılmalıydı…”
Evet, BUTLAN KARARIYLA siyaset tıkanmıştır. Artık acil ciddi adımlar atma zamanı gelmişti.
Necmettin Erbakan Hocamız; ABD yönetimi için “Terbiye edilmemiş vahşi aygır” tabirini kullanmıştı.
Erbakan Hoca’nın “Vahşi aygır” benzetmesi, ABD’nin küresel ölçekteki müdahaleci ve kural tanımaz politikalarına karşı duyulan tepkiyi ifade eden bir anlatımdır.
Yani ABD’yi; teknolojik-askeri üstünlükle, D-8 gibi oluşumlarla, vb. yaptırımlarla ehlileştirip dünyaya verdiği zarar ve yıkımdan kurtarabiliriz.
Kılıçdaroğlu; sosyal demokrasi ve Kemalizm’i benimseyen merkez sol bir parti ideolojisi ile bu günlere gelmiş.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde Altılı Masa’yla, Milli Mutabakat niyetli bir oluşum başlatmıştı.
Milli Çözüm yayınlarımız da (daha bir çok millet vekili, siyasi parti ve dernek başkanları gibi) kendisine muntazaman ulaştırılmaktaydı.
Adil bir Düzen kurulması için;
Aklıselim, Müspet Bilim, Tarihi Tecrübe ve Birikim, Vicdani Kanaat ve Tatmin, Evrensel Hukuk ve Adalet Prensipleri, İlahi Din ve Kur’an-ı Kerim’in temel ölçü birimi olarak alınması gerektiğini Milli Çözüm yayınlarımızda defaatle tekrarladık-tekrarlıyoruz.
Yaptığı konuşmalarından da Milli Çözüm yayınlarını takip ettiğini ve Milli Görüş-Milli Çözüm ilkelerine sıcak baktığını hissettiriyordu.
Söylemleri de tüm Milleti kucaklayan, Milli duyarlılık taşıyordu.
CHP’nin geçmişte yanlış uygulamalar yaptığını ve helalleşmek istediklerini vurguluyordu.
Tabii ki kendisinden; %100 bir Milli Görüşçü-Milli Çözümcüymüş gibi beklenti içerisine girilmesi ne kadar uygun olur?
Oluşturduğu Millet İttifakı’yla; Erbakan Hocamızın “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” idealine doğru bir adım atılmıştı.
Bu işbirlikçi Cumhur İttifakı’ndan kurtulunması yolunda olumlu bir adımdı bu.
Fakat ne yazık ki Kılıçdaroğlu; Meral Akşener’in, Temel Karamollaoğlu’nun vs. çelmeleri dolayısıyla seçimlerde %48’de kalarak başarılı olamadı.
Şaibeli kongreyle görevden uzaklaştırıldı.
Milli Çözüm yazılarımızda, Ahmet Akgül Hocamızın da öngörüleriyle Kılıçdaroğlu tekrar CHP’nin Genel Başkanlığına iade edildi.
Şimdi yarım bıraktığı işi; Milli Mutabakat İktidarını gerçekleştirebilecek mi?
Bakacağız göreceğiz…
Ülkemizin ve insanlığın kurutuluşa ermesi için ilk adım, bir Milli Mutabakat Hükümetinin kurulması olacaktır. Kılıçdaroğlu Milli mutabakat amaçlı bir genel başkandı. 2023 seçimlerinde Milli Mutabakat sağlamaya yönelik adımlar atmıştı. Birileri halkı kutuplaştırmaya çalışırken birileri de bu kutuplaşmayı ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atmaktaydı. Milli Çözüm Dergisi bu gaye için yıllardır mücadele etmekteydi. CHP’nin başına da böyle bir genel başkan gerekliydi. Kılıçdaroğlu haklıydı kazanacaktı kazandı. Yeter mi yetmez. Milli mutabakat Hükümeti ile toplumun her kesimini kucaklayan bir hükümet ile Yeniden Büyük Türkiye hedefine doğru ilerlenilmelidir. Evet her şey çok güzel olacak. Tüm insanlığın umutla beklediği, bütün insanlığın saadetinin tek çaresi Adil Düzen’e dayalı Yeni Bir Dünya mutlaka kurulacaktır.
Siyasetin meşruiyeti yalnız sandıktan değil, vicdandan ve adaletten de beslenir.
Eğer delegelerin iradesi şaibe altında kalmışsa, hukuk konuşur; fakat hukuk yalnız muhalefete karşı işletilip iktidara karşı susuyorsa, adalet terazisi kırılmış demektir.
Demokrasi; mahkeme salonlarında rakip tasfiye etmekle değil, milletin huzurunda mertçe yarışmakla güçlenir.
Partiler, şahsi hesapların değil, milletin umutlarının taşıyıcısı olmalıdır.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı; öfkeyi büyüten kutuplaşmalar değil, hakkı esas alan bir vicdan, milleti birleştiren bir dil ve devleti yeniden adaletle buluşturacak samimi bir milli mutabakattır.
Adaletin gölgesi küçülürse, hiçbir siyasi zafer ülkeye huzur getiremez.
Mevcut iktidarın ülkeyi soktukları ekonomik çıkmaz, mensuplarının ve yandaşlarının yurtdışındaki şahsi malvarlıkları ve diplomasideki cıvıklaşmış ilişkileri, İsrail’e ihracata izin vererek soykırıma destek oluşu gibi sebeplerle bu iktidarın ülkenin milli güvenlik sorunu olduğu anlaşılmıştır.
Yeni dönemde ülkenin tek kurtuluş yolu her kesimi kapsayan ve kucaklayan Milli Mutabakat hükümetinin kurulmasıdır.
Kılıçdaroğlu’nun bu önemli stratejiyi merkezine alarak siyaset yapması kendisine ve devletine kazanım sağlayacaktır. Aksi halde adım adım Bop tezgahında kuşatılan ülkemde takım elbise ile yapılmayan çalışmalar postal giyilerek yapılmak zorunda kalınacaktır.
İYİ Kİ MİLLİ ÇÖZÜM VAR DEDİRTEN BİR MAKALE İLE YİNE BAŞBAŞAYIZ: MİLLİ ÇÖZÜM HAKKI HAK OLARAK, BATILI DA BATIL OLARAK GÖSTERMEYE YANİ GÜNÜMÜZE VE KUR’AN’A TERCÜMAN OLMAYA BÜTÜN GÜCÜYLE HEYECANIYLA ÜMİDİYLE HEM RABBİMİZİN VAHYİNE HEM DE VA’ADİNE HAKKIYLA İMAN EDEREK İNSANLIĞA HİZMET ETMEKTE VE BU HİZMETİ VE NİYETİ SAMİMİYETİ OLAN YERYÜZÜNDE İKİNCİ BİR HAREKET OLMADIĞINI ÜZÜLEREK MÜŞAHEDE EDEREK GÖRMEKTEYİZ MALESEF.
Evet, şuan gece gündüz Mutlak Butlan ile ilgili konudan dolayı tüm tv’ler, sosyal medya fenomenleri kanalları , gazeteciler yazarlar çizerler bu konuyu gündem etmekte ve zamanlarını doldurmakta maaşlarını almakta tabiri caizse Siyonizm’in kurduğu düzenin içinde aslında boğulup gitmekteler… Neden boğulmaktalar?! Çünkü hiçbirisi okuduğumuz şu makaledeki gerçekleri gün yüzüne çıkarıp hem bu bozuk düzen ve sistemden hem de bu bozuk düzen ve sistemin İşbirlikçiliğini yapan hem iktidar cenahına hemde asılsız yapmacık muhalefetlik yapanları dile getirmemekte ve çareyi ortaya sunamamakta. Dolayısıyla ne insanlığa ne de bu insanlığı madden ve manen ezen sömüren Siyonist ve Emperyalistlere herhangi bir ne taş atabilmekte nede onları deşifre edip etkisiz kılabilme gayesi hedefi ve gayretleri bu yönde olmadığı için boğulmaktalar yetmez takipçilerini de boğmaktalar… Yine bu düzen ve temsilcileri ve işbirlikçileri hayat sürmeye devam edebilmekte..
Ancak Milli Çözüm elhamdülillah hem bu bozuk düzen ve sistemin kurucuları olan Siyonizm’i ve İşbirlikçilerini halka insanlığa duyurmakta anlamasını sağlamakta yetmez bunların tüm senaryolarını gayretlerini tuzaklarını deşifre ederek etkisiz kılmakta, hem de bu insanlığın bu bozuk sistem ve batıl düzeni yıkıp yerine; her dinden her kavimden ve her seviyeden bütün insanların birlikte barış ve bereket içinde yaşayacağı tüm temel hak ve hürriyetlerin sağlanıp korunacağı , İslami ilmi ve insani yepyeni ve orjinal bir düzenin projesini hem hazırlamış hem inanmış yani Allah’ın vahyine inanmakla yetinmemiş gereğini yerine getirme gayreti çabası göstermiş beraberinde de Allah’ın Va’dine de inanmış olmanın verdiği nimetle gece gündüz FİKRİ MÜCADELESİNE bütün hızıyla devam etmekte.
Konuyu biraz uzattım belki ama şunu demek istiyorum: Makalede geçti: “Türkiye’de bir muhalefet boşluğu yaşandığı, özellikle CHP’nin “iktidar olma hedefi yerine, partiyi ele geçirme ve arpalığa çevirme hevesi” taşıdığı” ve devamında da “CHP’nin; halkımızın her kesimiyle uzlaşıp kucaklaşma, bizi Millet yapan değerlerle barışma, demokrasi ve laiklik kurumlarıyla insani ve İslami prensipleri buluşturma amacı ve çabası yerine; Atatürk sonrası dejenerasyon döküntüleri ve masonik kültürleri dayatma ve slogan kalıplarına hapsolma kolaycılığından kurtulması şarttı. “Atatürk’ün kurduğu parti!..” kılıfına sığınmakla, İslam ve ahlâk düşmanı Batılı sosyalist sapkınların kof övgüleriyle avunmakla, hiçbir yere varılamayacağı artık anlaşılmalıydı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplumla ve tarihi olgularla helalleşip barışma ve uzlaşı kültürünü yaygınlaştırma atılımları bu bakımdan önemli ve anlamlıydı.” ifadeleri…
Yetmez;
“… Sn. Kılıçdaroğlu’nun karardan bir gün önceki açıklamasında; sadece Özgür Özel yönetiminin ve CHP’li belediyelerin yolsuzluklardan arınması gereğini vurgulaması… Ama AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın sinsi ve tehlikeli tahribatlarına ve bunlardan kurtulma lüzumuna hiç dikkat çekmemiş olması da, maalesef kafaları karıştırmış ve mideleri bulandırmıştı!?
Çünkü devletimiz ve geleceğimiz için en tehlikeli olanı, AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemiyor olmasıydı. Toplumu kutuplaştırıp kamplaştırmaya, hatta kendi şahsi ikbal ve ihtirasları için halkımızı ayrıştırıp kapıştırmaya hazır bir zihniyetle bu sorunlar aşılamazdı. Bu nedenle bir Milli Mutabakat kaçınılmazdı ve daha tehlikeli sıkıntılara yol açmadan, ciddi ve dirayetli adımlar atılmalıydı…”
İşte Milli Çözüm Farkı diyebileceğimiz bir Hakkı hakk olarak, Batılı da Batıl olarak göstermek, bu olsa gerek… Kılıçdaroğlu makalede belirtilen “toplumla ve tarihi olgularla helalleşip barışma ve uzlaşı kültürünü yaygınlaştırma atılımlarının önemini vurgulamayı önemsemiş ancak bir eksiğini hem de önemli bir eksiğini de tamamlamayı ihmal etmemiştir. Nedir o: “AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın sinsi ve tehlikeli tahribatlarına ve bunlardan kurtulma lüzumuna hiç dikkat çekmemiş olması ” konusu… Ülkemizin en büyük sorunu bu değil midir?! Gemi batmadan bu hakikati tüm ülke insanının beynine yerleşmesi ve sağlıklı bir muhalefetinde ortaya çıkması bakımından önem arz etmez mi?! Hemde kendine atılan iftiralara yani “yandaşlarla birlikte bu Kılıçdaroğlu” söylemlerinin bir komple teorisi olduğunu ispat etmene yaramaz mı onların tuzaklarını sona erdirmez mi kaldı ki Özgür Özel ve ekibi AKP ile paslaşmaktadır yakında onların kokusuda çıkacaktır zaten? Evet İYİ Kİ VARSIN MİLLİ ÇÖZÜM, demekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Milli Çözüm’ün bu tarzıyla aklıma şu hadise geldi: Rahmetli Erbakan Hocamız : “Tayyip talebemdir, kendisini severim. Ancak Türkiye’yi daha çok sevdiğim için kendisini değiştireceğim ve kendisini faydalı işlerde kullanacağım.” demişti… Evet Kılıçdaroğlu’nun makalede de geçen ülkemiz ve milletimiz adına müspet atılımlarını gayretlerini yaklaşımlarını alkışlarız severiz takdir ederiz yerine göre destekleriz ancak ülkemizi vatanımızı daha çok sevdiğimiz için eksiklerini de hatırlatmayı vazife addederiz anlayışıyla asra ve Kur’an’a Tercümanlık etmekte olduğunu görüyoruz.
Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın şu temennilerine hem katıldığımızı hem de tekrar hatırlatma ihtiyacı hissediyorum:
” Devletimiz ve geleceğimiz için en tehlikeli olan, AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemiyor olmasıydı. Toplumu kutuplaştırıp kamplaştırmaya, hatta kendi şahsi ikbal ve ihtirasları için halkımızı ayrıştırıp kapıştırmaya hazır bir zihniyetle bu sorunlar aşılamazdı. Bu nedenle bir Milli Mutabakat kaçınılmazdı ve daha tehlikeli sıkıntılara yol açmadan, ciddi ve dirayetli adımlar atılmalıydı…”
Yeni CHP yönetiminin milletimizin değerleri ile barışarak yazıda belirtilen Türkiye’deki muhalefet açığına ilişkin çalışmalar yapması artık Elzem bir karar niteliğindedir. Siyasetin tıkandığı bugünlerde Sayın Kılıçdaroğlu’nun üstadımız Ahmet Akgül’ün “Sayın Kılıçdaroğlu haklıydı ve kazanacaktı” ismindeki makalesini tekrar okuması geçmişte yapılan hataları yapmadan ülkemizde artık beka meselesi haline gelen milli mutabakat hükümetinin kurulması yönünde adımlar atması gerekmektedir.
Sayın Devlet Bahçeli’nin butlan kararı ile alakalı açıklamaları ilgi çekici olmakla birlikte sayın cumhurbaşkanının konuya ilişkin sessizliği daha dikkat çekici olmaktadır.
Gelinen nokta ele alındığında ülkenin selameti için Erbakan Hoca nın 1980 yılında söylemiş olduğu şu sözleri aklımıza geliyor.
“Bakın size kesinlikle ifade ediyor ki; Türkiye’nin kurtuluşu; Milli Çözüm e inanan (Milli Mutabakatı sağlayacak olan) bir hükümetin kurulması, Mili Çözüme inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması ve Yeni bir Devrim Başlaması(Adil Düzen in Kurulması) ile mümkündür”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan 1980 TRT
Öncelikle bir hakkı haklıya vermek gerekir. Milli Çözümün 31 Ağustos 2025 tarihinde “Kemal Kılıçdaroğlu Haklıydı ve Kazanacaktı” isimli makalesinin okunarak bugünkü duruma bakılması gerekir. O tarihte böyle bir makalenin yazılması rastgele denk gelmiş bir durum değildir. İlim, bilgi ve ferasetin bir sonucudur. Milli Çözüm hiçbir zaman menfaat odaklı bir yorum, tahmin yapmamıştır. Miiletimizin ve ümmetin hayrına odaklanarak, yöneticiler gibi ağır sorumluluklar yüklenenlerin ahirette verecekleri hesaplarını düşünerek yorum ve uyarılarını yapmıştır. Gerçek kardeşlik, insanlık ve Müslümanlık budur. Milli mutabakat çerçevesinde yaptığı uyarılar milletimizin hayrınadır. Etkin çözüm yoludur.
Dolayısıyla, şimdi içinde bulunduğumuz bu durumda (Mutlak Butlan kararından dolayı) başta sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve milletimizin hayrını düşünen her yöneticinin Milli Çözüm’ün uyarılarını dikkate alması gerekir.