YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a1d136272b6e
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 9 2 0
Bugün : 10883
Dün : 59378
Bu ay : 10883
Geçen ay : 1826018
Toplam : 55719674
IP'niz : 216.73.217.121

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

SİYONİZM’İN FAİZ-SÖMÜRÜ ÇARKI
VE
TEKNOLOJİ TUZAĞI

  1. Prof. Dr. Necmettin Erbakan (TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)
  2. https://satatic.euronews.com/website
  3. Haberler.com – 14 Kasım 2024
  4. Maide Suresi: 51. Ayet – https://www.mealikerim.com/5/maide/51
  5. Nisa Suresi: 60. Ayet – https://www.mealikerim.com/4/nisa/60
  6. Maide Suresi: 90-91. Ayetler – https://www.mealikerim.com/5/maide/90:91
  7. Sebe’ Suresi: 31-32. Ayetler – https://www.mealikerim.com/34/sebe/31:32
  8. Hucurât Suresi: 1-2. Ayetler – https://www.mealikerim.com/49/hucurat/1:2
5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abonelik
Bildir
11 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

SÖMÜRÜ SİSTEMİ YIKILMADAN İNSANLIK HUZURA KAVUŞAMAYACAKTIR. BU SİSTEMDEN RAZI VE MEMNUN OLANLAR İSE ŞEYTANIN DOLAYLI ASKERLERİ KONUMUNDADIRLAR.

Mevcut küresel ekonomik sistemin Siyonizm ve işbirlikçileri tarafından yönetildiği, bu yapının serveti kendi bünyesinde toplayarak insanlığı yoksulluğa mahkûm etmektedir.Servetin sınırlı bir kesimden alınarak ihtiyaç sahiplerine dağıtılması gerektiğini, yani “milli” ve “adil” bir ekonomik düzenin (üretim odaklı, faizsiz sistem) kurulması gerekmektedir. Zenginlerin servetinin, aslında dünyanın geri kalanının sömürülmesiyle elde edildiği, bu nedenle bu kaynağın insanlığın ortak refahı için kullanılması gerekmektedir. Milli Çözüm’ün bu konudaki duruşu; mevcut servetin, kapitalist yapıların elinden alınıp “Adil Düzen” prensipleriyle tüm insanlığa bölüştürülmesi gerektiğini yıllar savunmaktadır.
Yeni Dünya Düzeni’nin uluslararası faizci ve Siyonist bankerler ağı tarafından tasarlanıp uygulandığı, artık sır olmaktan çıkmıştır: Bu 13 Yahudi ailesi arasında; (İngiltere merkezli Avrupa’da etkin) Rothschild hanedanı, (Amerika’daki) Rockefeller hanedanı, Darvari ailesi, Goldsmith hanedanı, Soros, Kaşıkçı ailesi, Dumba ailesi, Hagi Meitani ailesi, Mocioni ailesi, Raoul Wallenberg sülâlesi, Medici ailesi, bunlar 1,5 katrilyon dolarlık servetin sahipleri konumundadır.( https://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/siyonizmin-faiz-somuru-carki-ve-teknoloji-tuzagi-1/)
Yahudi baronlarının sahip olduğu tenoloji şirketleri ise ifsadı yaygınlaştırmaktaydı. Tüm insanlığı faizci sömürü sistemi ile sömüren 13 Yahudi baronlarının sahip olduğu para tüm dünyada adil bir bölüşümle herkezi huzur ve rafaha kavuşturacaktır.Yeterki bu sömürü çarkının dişlileri kırılsın. AKP ise göreve geldiğinden beri faiz sistemini kaldırmak biryana bu yahudi baronların ülkeyi sömürmesi için taşeronluk yapmaktadır.Faizlerin 25 yıl sonra geldiği nokta bellidir. İnsanımız açlık sınırının altında inim inim inlemektedir. Bu arada, Rothschildlerin Türkiye temsilcisi, AKP’li TESEV’in yöneticilerinden Dr. Yılmaz Ergüden olmaktaydı!

Yazının bu kısmı oldukça ironik. Pes yahu, neredeyediniz TAM 23 YILDIR:

Recep T. Erdoğan, 24 Haziran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kastederek; “Ayın 24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz. Bu toplantıda açıkça söylüyorum, yüksek faizle biz ülkemizi ayağa kaldıramayız. Biz eğer yatırımcıyı güçlü kılacaksak burada düşük faizle bu adımı atmak zorundayız” ifadelerini kullanmasının ardından politika faizinin kat kat artarak Mart 2024’te 50 puana çıkması dikkatlerden kaçmamıştı.”

İnsanlık bugün toprağı işleyen ellerle değil, ekran başında kurulan sistemlerle kuşatılmaktadır.

Faiz, sadece bir finans aracı değildir; emeği terletenin alın terini, üretmeden kazananın kasasına taşıyan sessiz bir sömürü düzenidir.

Bir milletin bütçesi okula, hastaneye, emekliye değil de borcun faizine akıyorsa, orada rakamlardan önce vicdan iflas etmiş demektir. Zira adaletin olmadığı yerde büyüyen her ekonomi, aslında çürüyen bir binaya benzer; dışı parlak görünür ama temeli çatlaktır.

Bugün dünya, kağıttan servetlerin gerçek emeği ezdiği bir çağ yaşamaktadır. Üretilmeyen paralar basılmakta, karşılığı olmayan değerler pazarlanmakta, insanlığın alın teri görünmez kasalara taşınmaktadır. Tarlada çalışan çiftçi yorulmakta, fabrikada çalışan işçi tükenmekte, ama masa başında rakam oynatanlar servet büyütmektedir. Bu, sadece ekonomik bir bozukluk değil; ahlaki bir çöküştür.

Teknoloji ise iki yüzlü bir kılıç hâline gelmiştir. İnsanlığa hizmet için doğan araçlar, insanı gözetleyen tuzaklara dönüşmektedir. Cepte taşınan telefon, bazen sahibinden çok başkalarına çalışmaktadır. Arabalar, kameralar, uygulamalar ve dijital ağlar; konforun ambalajı içinde mahremiyetin tabutunu taşımaktadır. İnsan, rahat yaşadığını sanırken, adım adım izlenmektedir.

Bugün savaşlar yalnızca sınırda tankla yapılmıyor; veriyle, yazılımla, sinyalle, uygulamayla yürütülüyor. Kurşun atmadan ülke zayıflatılıyor, bomba atmadan toplumlar çökertiliyor. Çünkü çağımızın yeni silahı barut değil, bilgidir. Yeni casusları ise ajanlar değil, cihazlardır.

Bir millet kendi üretimini bırakırsa ekmeğini başkasına emanet eder. Kendi teknolojisini kurmazsa güvenliğini başkasına teslim eder. Kendi ekonomik modelini geliştirmezse geleceğini yabancı sermayenin insafına bırakır. Bağımsızlık yalnızca bayrakla korunmaz; fabrikayla, yazılımla, adaletle ve üretimle korunur.

Bu sebeple mesele sadece iktidarlar veya partiler meselesi değildir. Mesele, sömüren düzene karşı üreten düzeni kurabilmektir. Mesele, tüketen toplumdan üreten topluma geçmektir. Mesele, borçla yaşayan bir ülke değil; alın teriyle büyüyen bir ülke olabilmektir.
Unutulmamalıdır ki bir milletin en büyük serveti dövizi değil, inancı; altını değil, ahlakı; teknolojisi değil, onu yönetecek iradesidir. Eğer vicdan sağlam kalırsa düzen kurulur. Eğer adalet ayağa kalkarsa ekonomi düzelir. Eğer millet uyanırsa hiçbir tuzak uzun süre yaşayamaz.

Çünkü zincir ne kadar parlak olursa olsun, yine de zincirdir. Ve bir millet, zincirini fark ettiği gün özgürlüğe yürümeye başlamış demektir.

İnsanlığın ‘dijital bir hapishaneye’ sürüklendiği bu dönemde; teknolojiyi sadece kullanan değil, ona yön veren ve onu ahlaki bir süzgeçten geçiren milli bir iradeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Kalplerin ‘manevi kamera’ bilinciyle, akılların ise ‘teknolojik tuzakları’ fark eden bir ferasetle donanması, gerçek özgürlüğün anahtarıdır. 

SİYONİZM’İN SÖMÜRÜ DÜZENİNİN ÇÖKÜŞÜ VE VAKT-İ MERHUN’A RAMAK KALA!..
(Vakt-i Merhun= Kararlaştırılmış ve Yaklaşmış Olan Kutlu Vakit)

Makalede ki şu paragrafı hatırlatmayı faydalı görüyorum:
“…
Dünyadaki Faiz Batağı!
Uzmanlarca; 2024 yılında dünyadaki toplam kazancın “1 katrilyon 107 trilyon dolar” olduğu açıklanmıştı. Oysa gerçek üretim tutarı sadece “390 trilyon dolar”dı. Demek ki 2024 yılı boyunca yaklaşık “900 trilyon dolar”, karşılıksız kâğıt para basılmıştı, uyduruk kripto para dağıtılmıştı ve bunların tamamına yakını FAİZ’den kazanılmıştı. Ancak bu korkunç zulüm ve sömürü düzenini yani Yahudi Siyonizm’ini anlatıp durmak, ama tek ve gerçek kurtuluş çaresi, huzur ve refah reçetesi olan ADİL DÜZEN’i saklamak ve gündemden uzak tutmak Şeytana hizmetkârlıktı.

Dikkatle bakınız; dünyadaki mevcut bütün altın miktarı 200 bin ton kadardı. Ama bankaların halka dağıttığı – kâğıt üzerindeki – gram altın toplamı ise 1 milyon Ton’dan fazlaydı. Yani tüm ülkelerdeki insanlar bankalardaki gram altınlarını almaya kalksalar, sadece beşte birine yeterli olacaktı!.. ABD İstihbarat ve Strateji Uzmanları: “Amerika nükleer saldırıya mı uğrasa daha büyük tahribat yaşanırdı? Yoksa, ABD parası sanılan, ama aslında Siyonist sermayenin dünyanın sömürü aracı olan ve karşılıksız basılan DOLAR’ı dolaşımdan kaldıracak gerçek bir para birimi piyasaya çıkarılsa mı, ABD daha ağır bir yıkıma uğrardı?” sorusunun asıl yanıtının ikincisi olduğunu vurgulamışlardı.

NE KADAR GİZLESELER DE GİZLENMEZ SAKLANMAZ GAYRI BU GERÇEK!..
MÜJDELER OLSUN CÜMLE İNSANLIĞA Kİ; ADİL DÜZEN’E GEÇİŞ BİR TEMENNİ OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR, MECBURİYET HALİNİ ALMIŞTIR.

İRADE VE HAREKET ETTİREN ALLAH C.C.’DÜR. O VAKT-İ MERHUN (Kararlaştırılmış ve Yaklaşmış Olan Kutlu Vakit) GELDİĞİNDE, SÖMÜRÜ ZİNCİRLERİNİN BİRER BİRER KIRILDIĞI VE ADİL DÜZEN’İN O HUZURLU İKLİMİNİN TÜM DÜNYAYI KUŞATTIĞI O AYDINLIK GÜNLERİN GÖRÜLECEĞİ DUASI VE TEMENNİSİYLE!..

Siyonizm’in teknoloji tuzağı!

Amerikan Doları üzerindeki Masonik “Her Şeyi Gören Göz” (Providence Gözü), genellikle bir üçgen veya ışık hüzmesi içindeki tek bir insan gözü olarak tasvir edilmekte ve “Evrenin Büyük Mimarı” (Siyonizm’in Tanrısı Şeytan) tarafından insanlığın eylemlerinin gözetlendiğini temsil etmektedir.

Kur’an-ı Kerim; Şeytan ve taraftarlarının, kendilerini göremeyeceğimiz yerden bizleri görmekte ve izlemekte oldukları konusunda şöyle uyarmaktadır:

“… Çünkü o (şeytan) ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmekte (ve izlemektedirler)…” (A’raf Suresi 27. Ayet)

Dış odaklara bağımlı dijital sistemlere yapılan siber saldırılar Milli Güvenliği riske atmaktadır.
Yerli ve milli üretim olmayan dijital sistem ve yazılımlar, stratejik risklerinin yanında harekât kabiliyetini de sınırlandırmaktadır.
Dış odaklara bağımlı olan dijital sistemler sürekli artan siber tehditler ve karmaşıklaşan saldırı türleriyle, hem kurumsal, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde altyapı sistemlerini ciddi biçimde tehdit etmektedir.

Siyonizm, casus yazılımlarla dijital sistemleri gizli gözetim aracı olarak kullanmakta, uzaktan erişim ve otomasyon teknolojileriyle dijital sistemlerin mekanizmalarına uzaktan müdahale edilebilmekte ve süreçleri dijital olarak yönetilebilmektedir.
Siyonizm’in kontrolünde bulunan YouTube, Google, Meta, Apple, Amazon, Microsoft, Adobe ve X (eski Twitter) gibi küresel dijital yayınlar; idealist ve anti Siyonist isimlerin telefon ve bilgisayarlarına, onları kötülemek ve tuzağa düşürmek için bazı terör şebekesiyle suni yazışmalar ve porno videoları kayıtları aktarıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır.

Siyonist ve emperyalistlerin yüksek teknolojiyle ürettiği sistemlerin veri altyapıları ve dijital altyapıları stratejik riskler içerdiğinden, dış kaynaklı dijital sistemlere asla güvenilmemelidir.

Peki, Siyonist ve emperyalistlerin casus yazılımlarla ve uzaktan erişim ve otomasyon teknolojileriyle dijital sistemler üzerinden kurduğu tuzaklara düşmemek için ne yapılmalıdır?
Milli teknoloji hamlesiyle teknolojik bağımsızlık temin edilmelidir!
Her türlü dijital teknolojiyi kendimiz üretmeliyiz.
Tüm dijital cihazlarımızı kendimiz üretmeliyiz.
Mesajlaşma uygulamalarını yerli ve milli yapmalıyız.
Kendi güvenlik duvarlarımızı oluşturmalıyız.
Kendi antivirüs yazılımlarımızı yazmalıyız.

Milli Teknoloji hamlesi ise ancak Milli Çözüm ile mümkündür!

Makalede belirtildiği gibi faize ödenen paralar korkunç boyutlara ulaşmıştı. Peki bu borçlanmalar ne için hangi yatırım kalemlerine yapılmıştı ? Kurumların faaliyet raporları incelendiğinde birçoğunun stratejik yatırımlar amacıyla değil ya işletme sermayesi olarak ya da geçmiş borçları re-finans etmek için çekildiği anlaşılmaktaydı. Bu kadar yüksek faiz yükü artık TCMB’yi neredeyse etkisiz hale getirmiş ekonomik kırılganlık korkunç boyutlara ulaşmıştı. Kırılganlığın formülü özet olarak şöyle ifade edilmekteydi ; ” Ülkenin döviz ihtiyacı, elindeki dövizden büyük mü?” Son verilere göre cari açık + kısa vadeli yükümlülükler tutarı Elimizde bulunan BRÜT döviz rezervinin 15 katına yakındı. Bu üst düzey bir kırılganlığı ifade etmekteydi.

Bütün insanlık Faizle sömürülmekte, insanca yaşamdan mahrum bırakılmaktadır. Aziz Erbakan Hocamız bir konuşmasında;
“Şimdi öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bir yerde bir mal satın alsanız bu satın aldığınız malın üçte biri faizdir. Maliyete böyle teşekkül ediyor çünkü mesela ekmek aldım. Bu ekmeğe tarlada sürmekte olan traktörün kendisi bonoyla alınmış faiz ödeniyor masrafa yazılıyor. Buğdayı taşıyan kamyon faizle alınmış bonoyla alınmış masrafa yazılıyor un fabrikası faizle kurulmuş fırın faizle çalışıyor. Bunları hesaplayan kitabımız var bizim, kuruşu kuruşuna maliyetin üçte biri faiz, üçte biri de yersiz yere alınan vergiler. Engellemek için, bilhassa IMF tarafından konulan vergiler, niçin? Gelişmesinler, sanayi kurmasınlar diye konmuş. Böylece biz ekmeği satın alırken bu ekmeğin içerisine üçte bir faiz, üçte bir de vergi ödüyoruz. Vergiyi devlet alıyor, yarısını o da görüp faiz diye Siyonizm’e ödüyor. Bir hesap yaparsanız Türkiye’de 400 milyar dolarlık bir yılda mal alışverişi yapıyoruz 75 milyon insan. Bunun 200 milyar doları böylece Siyonizm’e ödeniyor, al bizi paramızı ve misket bombalarıyla gel, bizi yut. Böyle bir düzen içindeyiz.”
https://www.youtube.com/shorts/v0S4ehYV1bw

Şimdi her şeyi 3 te 1 fiyatına aldığınızı düşünsenize; bir anda 2 kat zenginleşmiş olacaksınız. refah payınız 3 katına çıkmış olacak. faize ödenecek olan o büyük meblağlar olmayacak onlarda size zam olarak maaşlarınıza yansıyacak. İstemez misin böyle dünya? Elbette istersin. İşte Erbakan Hocam sana insanca yaşam hakkı tanımak için bütün ömrünü bu uğurda harcadı. senin İçin harcadı. Sen insanca yaşa diye. Senin İçin Adil Bir Düzen kurmak için harcadı. Sen ne yaptın. Elinin tersiyle ittin. Gittin faizcilerin peşine. Dedin ki ben belamı istiyorum. Ne olacak Allah ta belanı verdi. Daha ne yaşayacaksın da uyanacaksın. Daha ne olmasını bekliyorsun da artık bende Adil Düzen istiyorum diye ortaya çıkacaksın. Artık Ülkemi kim Adil Düzen kuracaksa o yönetsin diye haykıracaksın. Sadece ülkemizde değil tüm dünya insanlığı faizle sömürülmekte. Yeryüzünde Adil Düzen kurulsun diye çaba sarf eden bir tek Milli Çözüm Üstad Ahmet Akgül Hocamız kaldı. Ve inşallah Aziz Erbakan Hocamızın 1980 yılında söylediği sözün gerçekleşmesi ile Adil Düzene dayalı Yeni Bir Dünya Milli Çözüm öncülüğünde kurulacaktır inşallah.

“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: 
 TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; 
Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, 
Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması
ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”
 
Prof. Dr. Necmettin Erbakan
(TRT Basın Toplantısı, Yazarlar soruyor – Nisan 1980)

BÜTÜN MESELE; İNSANLIĞI İFSAD EDEN Mİ YOKSA İNSANLIĞI ISLAH EDEN BİR DÜZENİN Mİ TARAFTARISIN?!!!!

Malumunuz olduğu üzere ifsat, düzeni bozmak, çürütmek, araları açmak, fitne ve fesat çıkarmak anlamlarına gelmekte. Islah ise bozulan bir şeyi düzeltmek, onarmak, iyileştirmek, ara bulmak ve yapıcı olmak demektir. Rabbimiz Araf Suresi 56. ayet de buyurur ki: “Yeryüzünde (ve ülkenizde): Islahından (Hakka dayalı bir nizama ve intizama sokulmasından) sonra, sakın bozgunculuk (fesat) çıkarmayın (Adil bir Düzeni bırakıp bâtıl sistemlerin peşine takılmayın); O’na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” diyerek biz inanan kullarına ıslah olmuş bir şeyin bozulmasına müsade etmemek için gerekli gayret ve çabayı göstermemizi , eğer ki ifsat halinde ise de ıslahı için gayret ve çabamızı göstermeyi düzeltmeyi düzeltecek bir sistemi düzeni hazırlamamızı kurulması için bütün gücümüzle çalışmamızı emir buyuruyor bu ayete göre.

Sistem ve düzenimiz başından tırnağına kadar bozuk bir düzen ve bozuk bir sistem olduğu için, açlık ve sefalet diz boyu, fakirlik ve geçim darlığı almış başını gidiyor, enfilasyon denen illetin azması, işsizlik ve modern diyebileceğimiz kölelik uygulamalarıyla insanlığın alınteri sömürülmekte, gelir dağılımındaki dengesizlikler olsun, ahlaksızlıkların her türlüsünün cirit atması , iç ve dış borçların getirdiği faiz borçlarıyla insanlık ve ülkemiz esir alınmasıyla bu insanlığın saadet bulması mümkün değildir kesinlikle. İşte görüyoruz sadece faiz belası bile bu sistemi ve düzeni kuranları bile ABD- AB ülkeleri – ve diğer tüm ülkeleri bir çıkmaza doğru sürüklemekte, bu çıkmaza sürüklenen ülkelerin bazısının elinde biraz olsun gücü kuvveti olan diğer gücü zayıf olan ülkeleri ezerek bir çare bulmaya çalışmakta. En bariz örneğini daha geçen 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılan Diplomasi Forumu’nda Tom Barrack küstahı: “Parayı veren düdüğü çalar!..” derken “ABD’nin resmiyette 40 trilyon (Devletin kefil olduğu Siyonist Yahudi baronların borçları ile 400 trilyon) dolar borcunu, (Suudi ve Körfez ülkeleri, AB ülkeleri, Çin, Japonya ve benzeri bütün ülkeler) ne kadarını silerler ise, o nispette (himayemiz) korumamız altına gireceklerdir. Bize olan borçlarını silmeyenlerin ve Türkiye gibi, yaklaşık 10 yıl öncesinde 11 milyar dolarlık (bir kısmını) peşin verdikleri F-35 uçaklarını veya karşılığını istemekten vazgeçmeyenlerin ise başlarına yeni belalar sarıverilecektir.” diyerek kendi çıkmazlarını çöküşlerini kurtarma gayreti gütmekteler…

Sadece ekonomiyle mi ifsad olunuyoruz hayır. Makalede üzerinde durulan bir diğer konu da teknoloji ile insanlık ifsad edilmeye çalışılıyor hatta ediliyor. Kötülüğün merkezi hem konvansiyonel silahlarla hem de siber teknolojilerle bu insanlığı yok etmeye elinden geleni ardına koymamakta malesef.

Hal böyle olunca artık faizci Kapitalist düzen olsun, alınterini sömüren Komünizm düzeni olsun, dünya insanlığına SAADET HUZUR ONUR FERAHLIK KURTULUŞ sağlamıyor sağlayamaz. Dünya bu İsrail ve avenesinin eline bırakılamaz… Çare bellidir çare hem de TEK ÇARE ADİL DÜZEN’ e geçmekten başka kurtuluş kalmamıştır. Ve inşaallah bu kötülüğün merkezini de anlayacakları dil olan MÜEYYİDEMİZ (teknoloji harikalarımız) de hamdolsun hazırdır ve bu kirli güçlere beyaz bayrak çektirilecek günlere ramak kalmıştır.

Aziz Erbakan Hocamız bugünleri 1980 yılında görmüş ve Türkiye ve insanlığın kurtuluşunun Milli Çözüm anlayışı ile olacağını şöyle ifade etmişlerdi;
“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

Evet, derin ve manevi perspektiften bakıldığında; tabiri caizse görünmeyen elin (c.c.) devrede olduğu , şerlerin hayra tebdil edildiği ve her şeyin ilahi bir “Vakt-i Merhun” yani kararlaştırılmış ve tayin edilmiş kutlu vakit doğrultusunda Türkiye Merkezli, Milli Çözümlü Milli Mutabakat ile inşaallah hem ülkemiz insanlığı hem de diğer dünya mazlum ve mağdur tüm insanlığın saadetine vesile olunacak Allah’ın izniyle…

Şununla bitirelim: Aziz Erbakan Hocamız bugünleri 1980 yılında görmüş ve Türkiye ve insanlığın kurtuluşunun Milli Çözüm anlayışı ile olacağını şöyle ifade etmişlerdi;

“Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanı’nın o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir Hükümet’in kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür!”

Rabbimizin bize rahmet olarak gönderdiği Erbakan Hocamızın; teknolojinin Allah’ın bir rahmeti olduğunu ifade etmesi aslında İslam ülkelerine çizdiği bir vizyondur. Bu uyarıyı dikkate almamanın bedeli ağır oluyor. Bu Erbakan Hocamızın tüm uyarıları için geçerlidir. Hocamızın Adil Düzenden başka kurutuluş ve huzur yolu yoktur manasındaki sözleri de günümüzde ispatlanmış durumdadır ve insanlık mecburen bunu ifade etmekte ve edecektir.
Aslında makalenin belki de özeti ” Ancak bu korkunç zulüm ve sömürü düzenini yani Yahudi Siyonizm’ini anlatıp durmak, ama tek ve gerçek kurtuluş çaresi, huzur ve refah reçetesi olan ADİL DÜZEN’i saklamak ve gündemden uzak tutmak Şeytana hizmetkârlıktı” cümlesidir.
Bu cümle belki de insan olup olmamanın kriterini ifade etmektedir. Çok ateşli nutuklarla Siyonizmi kınamak, namazlarda Cumalarda muğlak beyanlarda bulunmak Siyonizm için hiç bir anlam ifade etmediği gibi bizzat sevinmektedir, çünkü milletin gazı alınmaktadır. İnsanlığın şu anda düştüğü bataklıktan kurutulmasını isteyen kişinin tek kurtuluş çaresi ve tek bilimsel proje olan Adil Düzen’in iktidarı için gayret göstermesi insan fıtratında olan (fıtrat bozulmamışsa) merhametin gereğidir. Kaldı ki; bir de Adil Düzen’i saklamak, gündeme gelmesine mani olmak Siyonizmin uşaklığından başka bir şey değildir. Kişinin dünyadaki ayarını ortaya koyar. Bu arada şunu dda söyleyelim; Milli Çözüm bir kişi, grup, kitle hakkında birşey söylerken Böyle Hakk kriterler üzerinden değerlendirmeler yapıp söylemektedir, haklılığı da er ya da geç ortaya çıkmaktadır.

Picture of Ömer ÇAĞIL

Ömer ÇAĞIL

YORUMLAR

Son Yorumlar
11
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...