BİR “FERYAT” VE “UYANIŞ”
Mülkün Sahibini Bulma Yolunda Bir “Feryat” ve “Uyanış”
“Kayarsın Çirkefe, Çamura Doğru” başlıklı bu şiiri okuduğumda, ruhumda derin bir sarsıntı hissettim.
Her mısra bir tokat gibi yüzüme inerken, her kelime vicdanıma atılmış bir kor ateş oldu. İçimi büyük bir korku kapladı. “Bahsedilen o ‘mayasız hamur’ bensem ne yapmam gerekiyor?” Bu korku bende bir uyanış çığlığı oldu.
Bir talebe olarak nefsimin oyunlarına daldığımda, “Hocam neden bu kadar sert feryat ediyor?” diye sorduğum anlar olmuştu. Ama durup düşündüğümde; mülkün ve makamın geçici olduğu şu dünyada, bir mürşidin öğrencisinden ne çıkarı olabilirdi ki? Onun tek derdi, bizim o “Emmâre” çukurunda boğulmamamızdır. Bizim kirimizi yıkarken kendi ruhunun yorulması, nefsin mertebelerinde takılıp kalmamıza duyduğu o mukaddes hayıflanmadır.
Dostlarım ve Yol Arkadaşlarım.
Üstadımızın feryadı bir öfke patlaması değil, evladını uçurumun kenarında gören bir babanın şefkat çığlığıdır. Bizler “un, su, tuz” olup da bir türlü “ekmek” olamadığımızda; yani davayı sadece dilde tutup kalbe indiremediğimizde, Onun sırtına en büyük yükü biz bindiriyoruz. Eğer “Hocamı kandırdım” sanan o ahmakça yanılgıdan kurtulamazsak, sadece Hocamızı değil, ebedi saadetimizi kaybederiz.
Bu bir nevi “şok tedavisidir.” Üstadımız burada “Artık ne haliniz varsa görün” demiyor; aksine, “Seni sarsmazsam uyanmayacaksın, bu yüzden seni en can alıcı yerinden vurmalıyım ki kendine gelesin” diyor. Onun hissettiği; kandırılmışlık öfkesi değil, bizlerin düştüğü o acınası durumun merhamet sancısıdır.
Bu yazımı ve ardından dökülen mısraları bir itiraf olarak kabul edin. Ben bu şiirle kendi aynamı gördüm ve korktum. Gelin, Üstadımızın sırtından bu yükü alalım; “Kâmil” olamasak da en azından bu çileli yolda Ona sadık birer yoldaş kalalım. Çünkü rüya bitiyor, fırsatlar gidiyor ve geriye sadece “Mülkün Sahibi” ile olan randevumuz kalıyor.
Bu şiiri yazarken kendimi Hocamızın yerine koymaya çalıştım. Onun bizi temizlerken nasıl yorulduğunu ve tek beklentisinin bizi hakikate ulaştırmak olduğunu dert edindim. İşte o yer değiştirme hissiyle dökülen mısralar…
MÜLKÜN SAHİBİNİ, BULUP BİLSEYDİN…
“Emmâre” çukurdan alırken seni,
Kirini yıkarken, kirlettin beni.
Sırtıma yükleyip, o kirli teni,
Batağı aşmayı, kolay mı sandın?
“Levvâme”ye geçtin, yaş döktü gözün,
Bir günah, bir tövbe, tutmadı sözün.
Bağrıma döküldü, ateşin közün,
O nazı çekmeyi, kolay mı sandın?
“Mülhime” sırrıyla, erdim zannettin,
Gölgeni görüp de, Güneş farz ettin,
Şu garip gönlümü, yıkıp kahrettin.
Putunu kırmayı, kolay mı sandın?
“Mülhime” yükünü, kaldıramadın,
Edebi çiğneyip, haddini aştın.
Çektim elimi bak, nefsine taptın
Seni terk etmeyi, kolay mı sandın?
Dost’un sofrasına, bağdaş kursaydın,
Üstadın ikramı, sırra bansaydın,
Sadık çırak olup, sözün tutsaydın,
“Mülhime” nuruyla, sarardım seni.
Aklın defterini, dürüp atsaydın
“Hiçlik” hırkasını, giyip solsaydın,
Ölmeden bir evvel, ölüp yatsaydın,
“Mutmain” halinle, huzur bulurdum.
Kahrın ocağında, pişip yansaydın,
Gelen her belayı, lütuf saysaydın,
Hükmün Sahibine, Hakka baksaydın,
“Râdiye” olsan da, şükre dalsaydım.
O aziz toprağa, kökler salsaydın,
Muhammed bağında, Akgül açsaydın,
Kevser havuzunda, suya kansaydın,
“Mardiyye” gününü, vuslat sayardım.
Perdeler kalkıp da, sırra erseydin,
Emanet yükünü, yere serseydin,
Mülkün sahibini, bulup bilseydin,
“Sâfiye” katında, seni görseydim.
Şu garip sırtımdan, yükü alsaydın,
Bu çile yolunda, yoldaş kalsaydın,
Sana o tacı ben, bizzat taksaydım,
“Kâmil” olsan da ben, nefes alsaydım.
Kapıda Kıtmir’lik, şeref bilseydin,
Döktüğüm terleri, görüp silseydin,
Bir gün emeklere, Yalçın değseydin,
Sırr-ı Hû’yu sende, seyre dalardım.

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Milli Çözüm'ün İlk Defa Kaleme aldığı HACC VE MEŞ'ARİL HARAM(ŞUUR DONANMA MEKÂNI) adlı Şuur ve…
Öncelikle bir hakkı haklıya vermek gerekir. Milli Çözümün 31 Ağustos 2025 tarihinde "Kemal Kılıçdaroğlu Haklıydı…
Mutlak Butlan Mevzusunu değerlendirirken 1 yılı geçkin süre öncesi kaleme alınan makaleyi de hatırlamak yararlı…
Milli Çözüm Feraseti Birkez Daha Haklı Çıkmıştı. Sn Kılıçdaroğlu Bu Kez Şansını İyi Kullanmalıydı…! Geçen…
Her parti temsilcileri Mutlak Butlan sonucuyla ilgili mahkeme kararıyla ilgili görüşlerini açıklama yapmışken acaba İktidar…
Necmettin Erbakan Hocamız; ABD yönetimi için "Terbiye edilmemiş vahşi aygır" tabirini kullanmıştı. Erbakan Hoca’nın "Vahşi…
Ülkemizin ve insanlığın kurutuluşa ermesi için ilk adım, bir Milli Mutabakat Hükümetinin kurulması olacaktır. Kılıçdaroğlu…
Siyasetin meşruiyeti yalnız sandıktan değil, vicdandan ve adaletten de beslenir. Eğer delegelerin iradesi şaibe altında…
Mevcut iktidarın ülkeyi soktukları ekonomik çıkmaz, mensuplarının ve yandaşlarının yurtdışındaki şahsi malvarlıkları ve diplomasideki cıvıklaşmış…
İYİ Kİ MİLLİ ÇÖZÜM VAR DEDİRTEN BİR MAKALE İLE YİNE BAŞBAŞAYIZ: MİLLİ ÇÖZÜM HAKKI HAK…