YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a1d1353db3bc
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 9 2 0
Bugün : 10883
Dün : 59378
Bu ay : 10883
Geçen ay : 1826018
Toplam : 55719674
IP'niz : 216.73.217.121

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

BARBAR BATI MEDENİYETİNİN ÇÖZÜLMESİ
VE
ADALET DEĞERLERİNİN ÇÜRÜMESİ

  1.  Karar Haber – @kararhaber
  2. Stratejik Düşünce Enstitüsü – 21 Nisan 2026
4.8 19 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Abonelik
Bildir
8 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Avrupa Birliğinin ekonomik ve siyasi yetkinliğinin zayıflama sürecine girmesi!

Nato’nun dağılma riskine ulaşıp, dünya çapındaki, özellikle Nato’yu vareden zihniyet tarafından dahi güvenirliğinin tartışılır hale gelmesi!

Amerika’nın süper güç algısının, tamamen çöpe atılması..!
Abd ve İsrail’in tüm dünyada en nefret edilen ülkeler ve yönetimler konumuna gelmesi!

Uluslararası denklemde, Türkiye’ nin de etkinliğinin artık gözlemlenebilir bir seviyede olması.!

Akp İktidarının siyasi, hukuki, ahlaki, ekonomik bağlamda yaptığı tüm tahribat ve yıkımlara rağmen, Türk Devlet aklının kontrollü bir yönetim sürecini devlet içinde işletmesi!

Ve Milli Çözüm ekibinin artık ;
Yükselme ve Alçalma tercihleri arasında bir Yükseliş merhalesine geçme vaktini kuşanması!

Bütün bu etkenler ve süreçler, büyük Zafer ve Dönüşüm sürecinin gecikmesi veya gerçekleşmesinin cevabı niteliğinde olacaktır..

Öyle inanıyor ve hissediyoruz ki ;İlahi müjdelerin çok yakın arefesindeyiz inşallah

Batı medeniyetinin bu zamana kadar oluşturduğu birlik ve devletlerin hiçbirinde toplumun ve bireyin manevi olgunlaşması önemsenmemiş güç üzerine kurulan adalet anlayışı elit sınıfların oluşmasına ve toplumun büyük bir kısmının zulüm görmesine sebep olmuştur. Bu elit sınıfların beslenebilmesi için milletler sömürülmüş sömürü ile beslenen nesiller daha büyük adaletsizliklere imza atmıştır. Günümüzde de batı medeniyetinin final tezahürlerinden olan AB ve BM ikiyüzlülüğün adaletsizliğin simgesi olmuş kendi elit sınıfları dışında başka kimseye yaşam hakkı tanımayan bir sistem benimsemişlerdir. Ne yazık ki Erdoğan yönetimi başa geldiklerinden bugüne kadar AB’nin kapısında beklemekten bıkmamış, AB’nin her ihtiyaç duyduğunda yanına koşan bir bastonu olmaktan ileri gidememişlerdir. Körün gözünü ilk açtığında kırdığı şey ise bastonu olmaktadır.

Günümüze kadar Adil Düzen prensiplerini çağına uygun şekilde uygulamaya çalışan bütün toplumlar ise manevi olgunlaşmanın merkezi olmakla birlikte adaletle hükmedilen ve hakkı üstün tutan sistemler kurmaya çalışmışlardır. Çağımıza mührünü vuran aziz Erbakan Hocamız bu hususta en mükemmel sistemleri geliştirmiştir. Allahın izniyle siyonizmin ve barbar batı medeniyetinin sonunu da Erbakan hocamızın bu sistemleri getirecektir.

Erbakan hocamızı başarısızlıkla suçlayan şahıslar ise günü geldiğinde saklanacak delik arayacaklar, ömürlerinin son demlerini ise belki de bu demeçlerini silmek için harcayacaklardır.

Allah bizleri sadıklardan ayırmasın İnşallah.

Küresel Vicdanın Şahlanışı

 

Siyonist odaklar kendi kehanetlerine göre İsa Mesih’in yeryüzüne dönmesi için Ortadoğu’da büyük bir kıyamet savaşının (Armagedon) kopması gerektiğine inanırlar. İsrail’in gaddarca ve hesapsızca saldırmasını, “kehanetlerin gerçekleşmesi için gereken kaosu tetikleme” misyonu olarak görürler. Bunlar ABD devlet aklını rasyonel çıkarlarla değil, kehanet çılgınlığı ile rehin almışlardır. ABD siyasetini para gücü, medya tahakkümü ve şantaj ağlarıyla (Epstein skandalı ve benzeri ağlar vasıtasıyla) rehin alan lobiler, Amerikan siyasetçilerini kendi ulusal çıkarlarına aykırı olsa bile koltuklarını kaybetmemek için İsrail’in vahşetine lojistik ve diplomatik uşaklık yapmaya mecbur bırakmaktadır.

Bu odaklar, barışçıl çözümleri “Tanrı’nın planını geciktiren engeller” olarak görürler. ABD ve İsrail eliyle yürütülen acımasız eylemler, Mesih’in gelişini hızlandırmak için dünyayı yangın yerine çevirme stratejisidir.

Bu siyonist odaklarının gizli protokollerinde unuttukları, hesap edemedikleri mutlak bir hakikat vardır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle:
 
“Onlar bir tuzak kurdular, Allah da bir tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmrân Suresi, 54. Ayet)

Kendi kibir kulelerinde dünyayı ateşe vererek Mesih’i getireceklerini sanan bu odaklar, farkında olmadan ilahi adaletin tuzağına yürümektedirler. Attıkları her vahşi adım, dünya halklarında muazzam bir vicdani uyanışı tetiklemekte; ABD ve İsrail’in ahlaki, siyasi ve ekonomik çöküşünü hızlandırmaktadır. Kendi yazdıkları kıyamet senaryosu, en nihayetinde kendi zalim sistemlerinin sonunu getirecek ilahi hükme hizmet etmektedir.

İslam dünyası, nüfusu, yeraltı kaynakları ve jeopolitik konumuyla muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen, küresel siyonist çete karşısında bugün beklenen caydırıcılığı üretememektedir. Bunun en temel sebebi, içi boşaltılmış uluslararası örgütlerin (İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği vb.) adeta birer ritüel haline getirdiği “kınama” sarmalıdır.

Yıllardır süregelen ve 7 Ekim’den sonra da defalarca tekrarlanan bu etkisiz kınama bildirileri, katliamları durdurmadığı gibi siyonist küstahlığı daha da cesaretlendirmektedir. Karşımızdaki akıl; sivil katliamları birer “başarı” ve kehanet adımı olarak gören şuursuz bir mekanizmadır. Bu vahşi mekanizma için kınama metinleri, birer adaletsizlik engeli değil, aksine karşı tarafın acziyetini ve parçalanmışlığını gösteren birer zayıflık tescilidir.

Erbakan Hocamızın tarihi tespitiyle; “Siyonizm laftan anlamaz, o sadece güçten anlar.” dolayısıyla, sömürgeci Batı’nın ve katil İsrail’in karşısına kınama kağıtlarıyla değil, kurumsal ve yaptırım gücü olan çelikten bir iradeyle çıkma zamanı çoktan gelmiştir.

Erbakan Hocamızın formülünde; D-8 yumruk, D-60 ise o yumruğun koruduğu adalet mülküdür. Önce D-8 ülkeleri kendi içindeki bağımlılığı ve dağınıklığı temizleyerek çelikten bir çekirdek oluşturacak; ardından bu çekirdek güç, yeryüzünün tüm ezilenlerini D-60 ve D-160 çatısı altında toplayarak sömürgeci, vahşi ve şuursuz küresel çetenin (ABD-İsrail ekseninin) kurduğu bu zulüm düzenini tarihten silecektir.

Türkiye ve İslam dünyası, kalbini Hakk’la, adaletle ve Erbakan Hocamızın o tavizsiz cihad şuuruyla doldurduğu an, küresel şer odaklarının kurduğu tüm gizli kıyamet protokolleri başlarına yıkılacaktır.

Güce tapıp dünyayı kana bulayarak Arz-ı Mev’ud hayali kuranlar, ilahi adaletin, D-8 ve D-60’ün kurumsallaşan izzeti karşısında, kendi kazdıkları o kanlı kuyuda tarihin çöplüğüne gömüleceklerdir.

Sadece Müslüman ülkeleri değil; dünyada ırkçı emperyalizm ve küresel Siyonist güçler tarafından ezilen, sömürülen dini veya ırkı ne olursa olsun tüm mazlum ülkeleri kapsayan “Yeni ve Adil Bir Dünya” Allah cc izni ile mutlaka kurulacaktır.

BİZİ YOK SAYMAYA ÇALIŞAN GAFİLLERE BİR HATIRLATMA!.

Evet, ömrüm boyunca Milli Görüşçü oldum ve bu yolda en küçük bir yalpalama yapmadan durabilmeyi nasib ettiği için Cenab-ı Hakka sonsuz şükürler olsun. Milli Görüş hakikatini, Erbakan Hocamızın tüm öğretileri ve projelerini, Adil Düzenle tüm insanlığın nasıl kurtulacağını, Yeniden büyük Türkiye ve Yeni bir Dünyanın kurulacağı müjdesini hep diri tutup ruhlara aşılayan Milli Çözüm ve şahsı manevisi Üstad Ahmet Akgül Hocamızdan da Allah razı olsun. Tabi yol uzun ve zorlu. Eğer Milli Çözüm saflarındaysan, dostun az düşmanın çoktur. Yakın uzak destek veren ve yanında olan yok denecek kadar azdır. Aslında, zahiren yalnızlaşmışsındır. Karşındaki milyonların arasında sıkışıp kalmış ve onlar gibi olmadığından ve onlar gibi düşünmediğinden, horlanmış ve dışlanmışsındır. Hatta yakın uzak akrabaların ve dost bildiklerim dahi aynı tavırları sergileyebilmektedirler. Peki bu duruma sevinilmeli mi? Yoksa üzülmeli mi? Tabiki tüm bu durumlara ve yaşananlara sevinilmeli. Çünki, imtihan devam etmekte ve imtihanın sırrıda tam olarak burada. Hayalleri, gayret ve mücadelesi büyük olmayanların, başarı ve zafer beklentileri de, kuru iddeadan ibarettir ve uzaktır. Davasının delisi olmayanlar ise, tam manasıyla Hakikat sırrına ve başarıya ulaşamazlar. Rabbim bizleri Hakikat sırrına ulaşanlardan ve rızasını kazananlardan etsin inşallah.

Makale son derece tefekküre sevk edici içeriği ve hadiselerle…

Milli Çözüm Dergimizde birkaç kardeşimizle oturuyor ve muhabbet halindeydik. Bu makale muhabbetimize konu olmuş idi. Ve bu makaleden birçok anlamlar çıkarılabilir bir taneside şu olmuştu:

Makalede; insanların manevi yükselmeleri ve düşüşleri alçalışları yani dibe çökme alametlerini ilkokul mezunundan ordinaryus profesörünün zihnine kodlayacağı kalıcılıkta ifadelerle anlatılmış. Devamında ise; AYM Başkanının konuşmasının içeriğinden alıntılar yer alıyor. Akabinde Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen’in açıklamaları, kısaca Avrupa’nın düşüşte alçalışta olduğu ve bununla ilgili kurtarıcı çareleri uygulamak gerektiği, ABD’nin her geçen gün daha derin bir batağa saplanması hadiseleri, Ortadoğu’daki ülkelerin hatta tüm insanlık aleminin şimdiye kadar yaptıkları stratejik hatalar ve iyiden doğrudan yararlıdan adil olandan yana değil kötüden zararlıdan çirkinden yanlıştan ve zulümden yana tercih ve seçimlerde bulunmanın verdiği çıkmazlardan ötürü büyük bir arayış içinde oldukları dönemlerde olduğu, vb. hadiselerle görüyoruz ki ; makalenin başında da ifade edilen o hakikatleri yaşamakta insanlık. Yani dünya insanlığının büyük bir bölümü malesef dibe çökme veya düşüşte alçalışta olacak tercih ve seçimlerde bulunmuş. Oturduğumuz muhabbet ettiğimiz meclisteki kardeşlerle şunlar dile gelmişti: Makalenin sonunda da kıymetli yazarımız Nail Kızılkan Bey’in de ifade ettikleri ; milletimize ve İslam ümmeti başta bütün insanlara örnek ve rehber olacak ve toplumsal hayatın her safhasını kapsayacak bir plan program ve proje olan ADİL DÜZEN hazırlıklarını yapan insanlığın saadeti için Yeni bir Dünya kurma gayreti çabası güden dünyada tek bir hareket olan Milli Çözüm de yer alma gibi bir nimetle şereflendirilmişiz. Bize ne oluyorda böylesi bir nimeti lütfeden rabbimize karşı ve Kur’an’a ve günümüze Tercüman olan Bir harekete – Liderine – sadık topluluğuna karşı vefasızlık yapma cüreti elde edebiliyoruz… Hadi yukarda saydığım Avrupası Amerikası Asyası Orta Doğusu ve diğerlerinin böylesi bir nimet ve şevkete nail olmadıkları için hertürlü düşüşü alçalışı dibe vuruşu yaşıyorlar ya bazılarımıza ne oluyorda yükselişimize vesile olacak onca nimetlere karşı nankör vicdansız ahlaksız ve haince davranışlarla belhum adal seviyesine kendilerini indirgeyebiliyorlar… Rabbimiz sonumuzu hayreylesin.

Muhyiddin İbnü’l Arabi’nin Devleti Osmaniye kitabının 153 sahifesinde:
“ ‘Mim’ den Hz. Mehdi’den başka tastamam olan (mutlak kemal sahibi bulunan hiçbir şey ve hiçbir kimse yoktur. Onun naibi ve asrın biriciği olan “AYN” sahibi Hz. İsa vardır.) 
O ruh’tur, Onu tanı ve Ona uy! Uzayan ömre ulaştığında ve dünyaya geri yollandığında Onu tanı ve tabi ol. *Unutma bu anlatılanlara kavuşmak ve katılmakla, şeref ve asalete yükselecek ve gerçek değerine erişeceksin…” buyurmuşlar.

Rabbimiz gereğini yerine getirmek için gayret ve çabamızı lütfeylesin.

Güç odaklarının hukuku kendi çıkarlarına göre yorumladığı bir düzende, toplumların devlete ve kurumlara olan güveni derinden sarsılır. Adaletin gecikmesi veya uygulanmaması, toplumsal vicdanda büyük yaralar açar. Adalet; bir devletin sadece kanunlarla değil, vicdanla da ayakta kaldığının göstergesidir.

Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleriyle dünyaya yön vermeye çalışan güçlerin; çıkar söz konusu olduğunda aynı ilkeleri kolayca göz ardı edebilmesi, küresel sistemin samimiyetsizliğinin bir göstergesidir.

Türkiye’nin, jeopolitik önemine rağmen zaman zaman “zorunlu ortak” gibi görülmesi, bağımsız duruşun ve millî iradenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor.

Maddî kalkınmanın tek başına toplumları güçlü kılamayacağı; aile yapısının, ahlâkın ve maneviyatın zayıfladığı bir ortamda sosyal çözülmenin kaçınılmaz olduğu açıktır. Genç nesillerin değerlerden uzaklaşması yalnızca bir eğitim problemi değil; aynı zamanda kültürel ve ruhsal bir kırılmanın işaretidir. Bu yüzden mesele sadece ekonomi veya siyaset değil, aynı zamanda bir medeniyet meselesidir.

Tarih boyunca büyük kırılmaların ardından yeni dengeler kurulmuş, güç merkezleri değişmiş ve insanlık yeni arayışlara yönelmiştir. Bugün yaşanan krizler de, belki böylesi büyük bir dönüşüm sürecinin habercisidir.

Öfke ve kutuplaşmanın hâkim olduğu bir çağda, hakikati arama çabası diri tutulmalıdır. Çünkü insanlık; teknolojik olarak ilerlese bile vicdanını kaybettiğinde gerçek anlamda ilerlemiş sayılmaz. Güçlü olmak, haklı olmak anlamına gelmez; asıl büyüklük, adaleti koruyabilmekte ve zulme karşı insan kalabilmektedir.

Tarih göstermiştir ki; zulüm ne kadar büyürse büyüsün, hakikat er ya da geç yeniden ayağa kalkar. Ve insanlık, en karanlık dönemlerinde bile adalet, merhamet ve vicdan ışığına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyar.

Kendi çöküşlerini gören batılılar menfaatleri gereği; makalede “Stratejik mecburiyet detayı” kısmında da açıklandığı üzre ülkemizi bekçilik yapmak için yanlarında tutmaya çalışmaktalar.
Batılı ve kendisini batı medeniyeti içerisinde gören devletlerin kendi aralarındaki çekişmeler, sürtüşmeler çöküşün de alametleridir. Kur’an’ı Kerim’de Haşr suresi 14. ayette:
“Onlar, (Siyonist ve emperyalist odaklar) iyice korunmuş (sağlam tedbirler alınmış) şehirlerde veya surlar-kaleler gerisinde (ve demir kubbeler içerisinde) olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşa girişemezler (ve kendilerine güvenemezler. Müşriklerin ve münafık kesimlerin) kendi aralarındaki çarpışmaları (birbirlerine kin ve haset duyguları) ise pek daha şiddetlidir. Sen onların (zahiren) birlik ve dirlik (içerisinde olduklarını zan ve) hesap edersin; oysa onların kalpleri paramparça vaziyettedir (çıkarları ve ihtirasları uğrunda her an kapışmaya hazır haldedirler). Bu, şüphesiz onların akletmeyen (ve imana gelmeyen) bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir” buyurulmaktadır. Bu parçalanmışlıklarını, ümmetin hayrına kullanabilecek büyük liderlere ihtiyaç var.

10 YIL ÖNCE İSRAİL YERLEBİR EDİLSE BİR TAKIM ÇATLAK SESLER ÇIKABİLİRDİ. NİÇİN İSRAİL’İ YER BİR ETTİNİZ NE GEREK VARDI DİYENLER ÇIKABİLİRDİ. AM BU GÜN TÜM DÜNYA İSRAİL YERLEBİR EDİLDİĞİNDE BAYRAM EDECEKTİR. DEMEKKİ HERŞEYİN VAKTİ ZAMANI VARMIŞ, VAKTİ GELMEDEN TEK BİR YAPRAK DAHİ DALINDAN DÜŞMEZMİŞ. VAKTİ ZAMANI GELDİĞİNDE İSA AS ZUHUR ETTİĞİNDE DECCAL NETANYAHU GEBERTİLECEK, İSRAİL DE YERLEBİR EDİLİP HARİTADAN SİLİNECEK. YETMEZ SİYONİZMİN TÜM SİSTEMLERİ ETKİSİZ HALE GETİRİLCEK VE SÜPER GÜÇ ZANNEDİLEN ÜLKELER DİZE GETRİLİEREK ADİL DÜZENE DAYALI EYNİ BİR DÜNYA KURULACAKTIR İNŞALLAH. ALLAH PİSLİĞİ PİSLİK ELİYLE TEMİZLEYEBİLİR. KİMLER ELİYLE NELER YAPAR ÖMRÜMÜZ YETERSE GÖRECEĞİZ. AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN YAZDIĞINA İNANDIĞIMIZ SİYASİ SİYASET KİTABININ KAPAĞI BİR GERÇEĞİ İFADE ETMEKTEYDİ. “Siyasi Siyaset” kitabının kapağı: Siyonizm’in, Rusya ve ABD kanatlarının parçalanacağını göstermektedir. BU BARBAR BATININ YÖNETTİĞİ ZALİM DÜZEN YIKILACAK, BÜTÜN İNSANLIĞIN UMUTLA BEKLEDİĞİ, BÜTÜN İNSANLIĞIN SAADETİNİN TEK ÇARESİ ADİL DÜZEN’E DAYALI YENİ BİR DÜNYA KURULACAK İNŞALLAH. RABBİM BİZLERİ BU UĞURDA CANLA BAŞLA ÇALIŞAN MÜCAHİD MUTTAKİ KULLARDAN EYLESİN. O KUTLU EKİBİN BİR ÜYESİ EYLESİN.AMİN
Enbiyâ 105
Yemin olsun ki Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da yazıp (belirttik ve Kur’an’da da va’ad ettik) ki: “(Sonunda) Yeryüzüne mutlaka salih kullarım varis olacak (galibiyet ve hâkimiyet, mü’min ve mücahitlerin eline geçecek)tir.”

https://www.mealikerim.com/21/enbiya/105

Picture of Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

YORUMLAR

Son Yorumlar
8
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...