SAKIN HA!..
İşlediğim bunca, günaha rağmen
Hâlâ lütfediyor; Rahim, bakın ha…
“Mü’minler Rabbine, etmeli rağbet”1
Huzurunda edep, hürmet takın ha
Nankörlük gaflete, düşme sakın ha…
Ayıplarım örter, hatamı siler
Kötülük etsem de, iyilik diler
Kâinat saraydır, tabiat kiler2
Çevre meleklere, selam çakın ha
Gaflet dalalete, düşme sakın ha…
Nefsi heva heves, kula tuzaktır
Şehvet şirret ehli, Dosttan uzaktır
Gururlanıp sapma, sana yazıktır
Kahrına uğrarsın, Cenab Hakk’ın ha
Hiç kopma Hocandan, aman sakın ha…
Aklına vesvese, şart şurt düşerse
Masum duygulara, bir kurt düşerse
Şeytan galip gelir, kalp yurt düşerse
Savaş kaybettirir, ani baskın ha
Daim dikkatli ol, her an sakın ha…
Kimileri sana, eyledi rakip
Kimi sıdk ile Hak, yolunu takip
Hidayet rehberi, ol Necmüs-Sakip
İnciten mahvolur, ruhi pak’ın ha
Davadan ayrılma, dik dur sakın ha…
Vicdansız vefasız, hemdert3 olmazmış
Mü’min olan insan, namert olmazmış
Mazluma garibe, hep sert olmazmış
Zalime yumuşak, bakar şaşkın ha
Gayesiz gayretsiz, olma sakın ha…
Rahmeti boldur ya, azabı çetin
Âlemden Ğani’dir, her şeyden Metin
Bizden sorulacak, hali ümmetin
Hesaba çekilmek, vakti yakın ha
Gaflet meskenete, düşme sakın ha…
Sen “ircii”4 hitabın, duyana kadar
Şeytan fırsat kollar, son ana kadar
Münker Nekir sual, sorana kadar
Işın silahına, sökmez çakın ha
Sen duaya sarıl, korkma sakın ha…
Zamandan mekândan, beridir Allah
Yorulmaz uyumaz, diri’dir Allah
Eşi benzeri yok, birdir Bir Allah
Tecelli tahtında, seyret aşkın ha
Sadakatle sabret, kaçma sakın ha…
1- “Sadece Rabbine rağbet et!.” (İnşirah: 8. ayet)
2- Kiler: Gıda ve erzak saklanan serin mahzen
3- Hemdert: Dert ortağı
4- “(Allah’ı) Razı etmiş, (kendisi de) memnun edilmiş olarak Rabbine dön!” (Fecr: 28. ayet)

Mürşid’den,muridi’ne nasihat.
“Kanden gelir yolun senin ya kande varır menzilin
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvan imiş,
Mürşid gerektir bildire Hakkı sana hakkel-yakin
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş.”
ANLAR BİZİ
Zat-ı Hakk’da mahrem-i irfan olan anlar bizi
İlm-i sır’da bahr-i bi-payan olan anlar bizi
Bu fena gülzarına talib olanlar anlamaz
Vech-i baki hüsnüne hayran olan anlar bizi
Dünye vü ukba’yı tamir eylemekten geçmişiz
Her taraftan yıkılıp viyran olan anlar bizi
Biz şol Abdal’ız bırakdık eğnimizden şalımız
Varlığından soyunup üryan olan anlar bizi
Kahr u lütfu şey’-i vahid bilmeyen çekdi azab
Ol azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi
Zahid’a ayık dururken anlamazsın sen bizi
Cür’a-yı safi içip mestan olan anlar bizi
Arifin her bir sözünü duymağa insan gerek
Bu cihanda sanmanız hayvan olan anlar bizi
Ey Niyazi katremiz deryaye saldık biz bu gün
Katre nice anlasın umman olan anlar bizi
Haklı koyup LAMEKAN ilinde menzil tutalı
Mısri’ya şol canlara canan olan anlar bizi
Niyazi MISRİ
Sakın ha!
Âl-i İmran 28
([b]Sakın ha![/b]) Mü’minler (Kur’an’a inanan ve hükmünü uygulayan) mü’minleri bırakıp da, (İslami hükümleri inkâr ve emirlerine itiraz eden) kâfirleri kesinlikle dost edinmesin ve idareci seçmesinler. Her kim böyle yaparsa, (artık onun) Allah’la hiçbir şekilde alâkası kalmış değildir. (Mevlâ’sı ile gerçek iman irtibatı kesilmiştir.) Ancak (kâfir ve zalimlerden) gelecek (kendisini ve yakın çevresini; öldürme, ağır işkence etme, sakat hale getirme, namuslarını kirletme, emeğini, ekinini ve evini yakıverme gibi) bazı korku ve baskılardan sakınmak ve (tehlikeleri atlatmak) durumu hariçtir. (“İkrah-ı mülci” denen bu zorlayıcı tehditler karşısında; kalben mü’min kalmak şartıyla, dil ile küfrü gerektiren ve belayı def eden sözler söylenebilir. Ama) Allah sizi (öncelikle) Kendisinden sakındırıp (uyarıverir. Zira son) varış Allah’adır. (Hesap vermek üzere O’na dönülecektir.)
Âl-i İmran 105
[b](Sakın ha)[/b] Kendilerine açık deliller (ve kesin Kur’ani hükümler) geldikten sonra ayrılığa düşüp ihtilaf edenler (ve Hakk’tan kayıp gidenler) gibi olmayın! İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
Haşr 19
[b]Sakın ha[/b], kendileri Allah’ı unutmuş (şeytanın ve dünyalık arzularının yolunu tutmuş), böylece O (Allah) da (ceza olarak onları dergâhından kovmuş) kendi nefislerinin (ebedi kârını ve uhrevi çıkarını) onlara unutturmuş (bütün maneviyatını ve cennet hayatını, fani ve fena şeyler için feda etmeyi akıllılık ve gözü açıklık sanacak bir gaflet ve dalâlete sokmuş) kimseler gibi olmayın! Ki onlar (Rahmet-i İlahi’den nasipsiz bırakılmış ve hidayetleri kararmış) fasık (ve münafık)ların ta kendileridir.
Düşüncelerimizde , niyetlerimizde , eylemlerimizde , yaratıcımıza , yaratıcımızın elçisi olan REHBER ŞAHSİYETLERE ve insanlığa karşı nankörlük ve ihanet içinde olmamak gerektiği üzerine hikmet içeren bir şiir..
[b]Aldığımız ikaz ve hikmet dolu bu şiirden anladığımız:
-Rabbimize karşı ümit ve korku üzere olmak
– Rabbimize karşı kulluğumuzda O’nu anmada, O’na karşı tazimde kusur işlememeye çalışmak , gayret ve çaba sarfetmek,
– Yaratılan her bir varlık bitkiler hayvanlar insanlar dağlar taşlar her biri rabbimizin tecellileri olup rabbımızı anmakta hatırlamakta hissetmede gaflete düşmemek,
– Her türlü iyi veya kötü , faydalı ya da zararlı , doğru veya yanlış, güzel ya da çirkin olan sesleri ayırt edip vicdanımıza uyan seslere kulak asmak, önem ve gayret çaba göstermek, diğer fücur diyebileceğimiz nefsin şeytanın sesine kulak asmamanın lüzumuna dikkat etmek ve bunların yani şeytanı memnun etmeyecek davranışlarda bulunabilmenin temel yolunun REHBERİMİZE HOCAMIZA ÜSTADIMIZA itaat ve sadakatta gevşeklik göstermemeye bağlı olduğu,
– Herhangi bir şeytandan gelen nefsimizden gelen vesvese karşısında derhal ALLAH’IMIZA SIĞINMAMIZ O’NDAN YARDIM İSTEMELİ O’NDAN GÖNLÜMÜZÜ KALBİMİZİ BİR AN OLSUN AYIRMAMAK GEREKTİĞİ,
– İnsanlığın kurtuluş reçetesi olan, 8 milyar insanlığın kurtuluşu için hazırladığı ADİL DÜZEN PROJESİNİN Sahibini karanlıktan aydınlığa taşıyacak KUTLU ŞAHSİYETE BENDE OLMAYI ve bu Kutlu Şahsiyete ve O’nun sadık takipçisi ve talebesine iftira atan ve iftira atanlara karşı sessiz kalmama konusunda var gücümüzle çaba sarfetmemiz gerektiği
– Ezilenlerin hakkını elimizle dilimizle neye gücümüz yetiyorsa herşeyimizle sahip çıkmamız gerektiği, haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmamak için gerektiği şekilde karşılık vermemiz gerrktiği, bana dokunmayan yılan bin yaşasın misali amaçsız ve çabasız olmamamız gerektiği,
– Ahirette mizanda gönül huzuruyla hesaplarımızı verebilmek için insanlığın saadeti için hakkın ve hakkı temsil eden tarafta olmak için gereken önemi ve çabayı göstermenin gerekliliği,
– Nefsin 7 merhalesinden 6.sı olan NEFSİ MARZİYE yani hem bizim Allah’tan razı olmamız hemde Allah’ın bizden razı olacağı olgunlaşma sürecidir ki bu merhalede bile nefs ve şeytan bir boşluğumuzu yakalamak için daim surette çalışır çabalar , her daim Rabbimize sarılarak onun hoşnutluğu yolunda bedenimizi çürütmeye devam ederek yaşamak gerektiği,
– Bize düşenin hüküm ile amel Hikmetle seyretmek gerektiği , salihler zümresinden olmak gerektiği…
SAYGILARIMLA!..[/b]
Manevi korumaya sahip kimseler , her ne kadar dört dörtlük kulluk edemeseler bile düşüncesinde , niyetlerinde , eylemlerinde yaratıcısına, yaratıcının elçisi olan REHBER ŞAHSİYETLERE karşı ve insanlığa nankörlük ve ihanet içinde olmazlar!..
Manevi korumaya sahip olan kimseler , her ne kadar dört dörtlük kulluk edemeseler bile düşüncesinde , niyetlerinde , eylemlerinde insanlığa, yaratıcısına ve yaratıcının elçisi olan REHBER ŞAHSİYETLERE karşı nankörlük ve ihanet içinde olmaktan uzak olurlar…
Bu şiirden şunu anlıyoruz ki Milli Çözüm’e ve Asrımızın Sağlam Bir Rehberi Olan , Bilge Şahsiyet Üstad Ahmet AKGÜL Hocamıza Tâbi Olmanın Karşılığında Manevi Korumaya Sahip Olmanın ve imtihan sürecinde başımıza gelebilecek her türlü olumsuzluklara karşı nasıl bir mücadele içinde olmamız gerektiği hususunda Hikmet dolu hakikatlerle uyarıldığımız ikaz edildiğimiz….
Manevi koruma altında olmanın tezahürü ;
-Rabbimize karşı ümit ve korku üzere olmak
– Rabbimize karşı kulluğumuzda O’nu anmada, O’na karşı tazimde kusur işlememeye çalışmak , gayret ve çaba sarfetmek,
– Yaratılan her bir varlık bitkiler hayvanlar insanlar dağlar taşlar her biri rabbimizin tecellileri olup rabbımızı anmakta hatırlamakta hissetmede gaflete düşmemek,
– Her türlü iyi veya kötü , faydalı ya da zararlı , doğru veya yanlış, güzel ya da çirkin olan sesleri ayırt edip vicdanımıza uyan seslere kulak asmak, önem ve gayret çaba göstermek, diğer fücur diyebileceğimiz nefsin şeytanın sesine kulak asmamanın lüzumuna dikkat etmek ve bunların yani şeytanı memnun etmeyecek davranışlarda bulunabilmenin temel yolunun REHBERİMİZE HOCAMIZA ÜSTADIMIZA itaat ve sadakatta gevşeklik göstermemeye bağlı olduğu,
– Herhangi bir şeytandan gelen nefsimizden gelen vesvese karşısında derhal ALLAH’IMIZA SIĞINMAMIZ O’NDAN YARDIM İSTEMELİ O’NDAN GÖNLÜMÜZÜ KALBİMİZİ BİR AN OLSUN AYIRMAMAK GEREKTİĞİ,
– İnsanlığın kurtuluş reçetesi olan, 8 milyar insanlığın kurtuluşu için hazırladığı ADİL DÜZEN PROJESİNİN Sahibini karanlıktan aydınlığa taşıyacak KUTLU ŞAHSİYETE BENDE OLMAYI ve bu Kutlu Şahsiyete ve O’nun sadık takipçisi ve talebesine iftira atan ve iftira atanlara karşı sessiz kalmama konusunda var gücümüzle çaba sarfetmemiz gerektiği
– Ezilenlerin hakkını elimizle dilimizle neye gücümüz yetiyorsa herşeyimizle sahip çıkmamız gerektiği, haksızlıklar karşısında dilsiz şeytan olmamak için gerektiği şekilde karşılık vermemiz gerrktiği, bana dokunmayan yılan bin yaşasın misali amaçsız ve çabasız olmamamız gerektiği,
– Ahirette mizanda gönül huzuruyla hesaplarımızı verebilmek için insanlığın saadeti için hakkın ve hakkı temsil eden tarafta olmak için gereken önemi ve çabayı göstermenin gerekliliği,
– Nefsin 7 merhalesinden 6.sı olan NEFSİ MARZİYE yani hem bizim Allah’tan razı olmamız hemde Allah’ın bizden razı olacağı olgunlaşma sürecidir ki bu merhalede bile nefs ve şeytan bir boşluğumuzu yakalamak için daim surette çalışır çabalar , her daim Rabbimize sarılarak onun hoşnutluğu yolunda bedenimizi çürütmeye devam ederek yaşamak gerektiği,
– Bize düşenin hüküm ile amel Hikmetle seyretmek gerektiği , salihler zümresinden olmak gerektiği…
Rabbimiz Üstadımız Ahmet Hocamızı başımızdan eksik etmesin , kıymet bilenler olma yolunda gayret ve çaba gösterenlerden kılsın!…
SAYGILARIMLA!..
Nefse şeytana deyil hakka taraf olanlara selam olsun
Şeytan mü’mine “ küfrün elinde bulunan bazı nimetleri müminlerle birlikteyken her zaman tadamayacağı, onlara ulaşamayacağı, onlardan mahrum kalacağı, bir daha karşısına böyle güzel fırsatlar çıkmayacağı,bu yüzden de bunları elde etmek için zaman zaman küfüre yanaşmasının yararlı olacağı” gibi telkinler verebilir. imanı zayıf olanlara belki bu tür vesveseler etki edebilir .
oysa ihlaslı mümin ,”şeytan sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin hayasızlığı emrediyor .Allah ise sizi kendisinden bağışlama ve bol ihsan fazla (fazl)vaadediyor .
Allah (rahmetiyle geniş olandır, bilendir.””
ayetinin hükmüyle kalbinde böyle mahrumiyet endişelerine yer Vermez .
olayların tamamen Allah’ın kontrolünde olduğunun bilincindedir. dahası ,küfürü cahiliyeyi terk etmenin onlardan kopuk ayrılmanın mahrumiyete değil ,
tam tersine Allah’ın rahmetine ve nimetine kavuşmaya veya vesile olacağına dair Kur’an’da çok sayıda örnekler vardır. Örnegin ashabı kehf gibi
Hazreti ibrahim gibi zalim düzeni terk etmek onların mevki makam şan şöhret gibi saltanatlarına aldırmadan hakkı haykırabilmek gerek .
İşte ibrahimler ashabı kehf bugünde hakkı haykırıyor . Ey canlar şeytanın ve nefsin kölesi olmadan destanlar yazanlara selam olsun !
Sakın Ha..
Nefsin kirini yumadan
Hakkı bilip tutmadan
Edep ile yoğrulmadan
Dosta varma, sakın ha
Gördün gerçeği vahdetle
İmtihanı bildin hikmetle
Amma bil hepsi lütufla
Haktan cayıp ayrılma, sakın ha
SAKIN
Sakın şeytana sapma. Gaflet dalalete sapmamamızı anlatan bir şiir.
Benim çıkardığım sonuç , şeytana nın vesveselerini duymamak ve hak yola devam etmektir
SIDKLA SARIL DAVANA!
Verilen her fırsat, bil imtihandır
Rabbine dönmeye,büyük fırsattır
Ahmak sanar hesap-günü ıraktır
Belki son fırsatın,gafil olma ha
Sıdkla sarıl Davana,nankör olma ha…
Sınav devam ediyor
Bazı gerçekleri bilmek insanı kurtarmayacaktır. Bildiği halde günah işleyen, nankörlük eden, gaflete düşen, kötülük yapan, nefsine ve şehvetine kayan, vesveseye düşen insana Allah merhamet etmektedir. İnsan tek olan Rabbine yönelmeli ve bir daha tekrarlamamak üzere tüm günahlarından tövbe etmelidir.
Son pişmanlık fayda vermez
Tevbe kapısını kapatıp gidene, sadıkların dostluğunu kıymetsiz görene, amaçsız gayesiz hayat sürene son pişmanlık bir fayda vermez. Mevlam bizim nasibimizi kesip de bu uyarılara kulak asmayanlardan etmesin bizi.Amin.
Sermayem buzdan, güneş ise mızrak boyunda
Anlayamadı nefsim, hala türlü oyunda