Dünya tarihi boyunca her türlü insan topluluğunda ve çeşitli kültür ve inanç olgusunda, mutlaka devlete veya onun fonksiyonunu görecek bir mekanizmaya ihtiyaç duyulmuştur. . Devleti oluşturan bu ihtiyaçları ise üç ana başlıkta toplamak mümkündür.
1-HUKUK VE ADALET: Sınırları belirli aynı coğrafyayı paylaşan bir topluluğun, temel inanç ve ahlak anlayışına ve genel ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanmış, yazılı veya yazısız yasa kurallarının belirlenmesi ve yürütülmesi.
2-HÜRRİYET VE EMNİYET: Dış tehditlere karşı ülkeyi savunmak için ordu, iç güvenliği sağlamak ve kanunları uygulamak üzere ise polis teşkilatının kurulması ve güçlendirilmesi.
3-HÜKÜMET VE SİYASET: Toplumsal uzlaşma ve milletle devlet arasındaki anlaşma metinleri olan anayasaları ve kanunları yürütmek, iç ve dış sorunları çözecek proje ve stratejiler üretmek, kalkınma ve refahı artırma hamlelerine girişmek amacıyla, sorumlu ve selahiyetli bir idari mekanizmanın belirlenmesi.
Bu üç ihtiyaç ne tarım toplumunda, ne sanayi toplumunda ve ne de bilgisayar toplumunda asla değişmemiştir. Farklı dinlerin, farklı kavimlerin ve farklı ideolojilerin oluşturduğu devlet modellerinde de bu üç ihtiyaç yine değişmeyecektir.
Herhangi bir devletin bu temel ihtiyaçları karşılamak ve asli fonksiyonlarını uygulamak için de, iki önemli kaynağı ve dayanağı vardır.
Birincisi: farklı kabiliyet ve marifetlere sahip nüfus potansiyelini ve insan mozayiğini;
a-Hem ahlaki ve psikolojik yönden,
b-Hem de fiziki ve teknolojik yönden eğitmek, yetiştirmek ve değerlendirmek.
İkincisi de; çağın ihtiyaçlarına ve standartlarına uygun ekonomik şartları hazırlayacak, zırai ve sınai kalkınma metod ve modellerini geliştirmek. Yani maddi ve mali kapasitesini yeterli hale getirmek.
İnsanlarının ahlaki değerleri yozlaştırılmış ve sefalete mahkum bırakılmış, ekonomik kaynakları da sömürülmeye başlanmış bir devlet, bu üç önemli fonksiyonu yürütemez hale gelir. Artık o devlet, dış güçlerin sömürgesidir. Hükümetleri, mason locaları ve sermaye patronları belirler. Demokrasi ve seçimler ise, gizli güçlerce tayin edilen yerli sömürge valilerini, millete onaylatma hilesidir.
Ordu; sömürü rejiminin nöbetçileri, polis ise mafya maliyesinin bekçileri konumuna getirilir. Gayrı milli eğitim sistemi, demokrat köleler yetiştirir. Modern usullerle öğretilen bazı maddi bilgiler de sadece bencilliği ve beleşçiliği pekiştirir.
Kendi ülkesinde teknik üniversite bitirmiş, Amerika’da, Avrupa’da uzmanlık eğitiminden geçirilmiş, ama milli haysiyeti ve ahlaki hususiyetleri körletilmiş insanların ne tür soygunlara ve soysuzluklara girişebildikleri herkesçe bilinen bir gerçektir.
Masonik merkezler tarafından empoze edilen mukaddes ve muhalefet edilmez ideolojiler, karşı çıkılmaz ve tartışılmaz ilke ve inkılâplar, yaratılan ve topluma yutturulan yeni tanrılar ve tabular sayesinde, korkunç bir sermaye diktatörlüğü hüküm sürmektedir.
Cahiliye Arapları yaptıkları putları para karşılığı sattıkları ve hatta acıkınca hamurdan yaptıkları putları yiyip yuttukları gibi, günümüz müşrikleri ve münafıkları da, her türlü haksızlık ve ahlaksızlıklarını, putlarının heykeline ve hatırasına sığınarak yürütmektedir. Milli ve yerli düşüncenin mümessili olarak yeniden haysiyet ve hürriyet ortamını gerçekleştirmek gayesi ve gayretiyle Erbakan Hoca’nın;
1-Önce ahlak ve maneviyat,
2-Sonra mutlak ağır sanayi ve yaygın kalkınma diyerek yola çıkması işte bu yüzdendir ve milli (imani ve insani) değerleri yeniden diriltmek ve devletin dengelerini düzeltmek içindir.
Sömürge çiftliğindeki demokrat kölelerin uyanmasından ve rantiye hortumlarının koparılmasından endişe eden baronlar ve bunların kahyası olan yazarlar, yorumcular, bürokratlar, din istismarcıları, siyasi satılıklar ve mason münafıklar, bu şerefli direniş ve diriliş hareketini ve onun liderini sindirmek ve tesirsiz hale getirmek için her türlü hileyi ve hıyaneti denerler…
Ama çetin ve çetrefilli bir mücadele sonucu yenilir ve devrilirler.
Çünkü imani ve ahlaki hüviyetini ve insani haysiyetini henüz tamamen yitirmemiş olan her sınıf ve seviyeden halk tabakaları, adım adım bu kurtuluş hareketine katılır ve kenetleşirler.
Sade vatandaşından seçkin aydınına, sivil memurundan asker komutanına, emekli ve köylüsünden işadamına ve öğrenci kesiminden ilim erbabına kadar herkes, bu asil ve adil çağrıya er-geç kulak verir, kabullenir, silkinir ve dirilirler.
O zaman devlet yeniden devlet olur, hükümet mahkûmiyetten kurtulur. Yeni bir dünya, yeni bir medeniyet kurulur.
Ama ne var ki, elbette zahmetsiz rahmet, külfetsiz nimet, feragatsız fazilet, imansız ve ibadetsiz cennet olmayacağı gibi, haysiyetsiz hürriyet, gayretsiz ganimet, siyasetsiz hükümet ve asaletsiz adalet de asla olmayacaktır.
Bu bakımdan toplumun ve özellikle şuurlu ve sorumlu bir grubun huzur ve emniyete, refah ve selamete ulaşmak üzere mutlaka bir bedel ödemesi ve ciddi bir gayret göstermesi kaçınılmazdır.
İslâmcı diye partileri dışlanan, irticacı diye şirketleri suçlanan, çağdışı diye mektepleri kapatılmaya çalışılan bir toplum!…
Sokak soytarılarının bikinilerine karışılmadığı halde, karısının, kızının başörtüsüne el uzatılan, Papazın pelerinine, hahamın fötürüne ve simonkinine selam çakıldığı halde, dedesinin sarığına, hocasının cübbesine kem gözle bakılan bir toplum.
Mason locaları ve fuhuş yuvaları kollanırken edep ve irfan ocakları yasaklanan, hıyanet merkezi yabancı okullar çoğalırken Kur’an kursları kapatılan bir toplum!…
Ve evet sonunda bir asırdır bütün devlet imkânlarının bir avuç dönmeye ve mason dürzüye peşkeş çekildiğini, alın terinin ve emeğinin sömürülerek kanının emildiğini, temel insan hak ve hürriyetlerinin gasp edildiğini ve özetle hem sırtına binildiğini, hem de namusunun kirletildiğini fark edip anlayan bir toplum… Şayet ferasetli, dirayetli ve siyasetli bir lidere sahipse. Meşru zeminlerden yürüyerek mutlu neticeye ve milli hükümete yönelecek ve bir sandık ihtilaliyle yönetimi ele geçirecektir.
Böyle bir lidere ve organizeye sahip olmayan ezilmiş ve ezildiğini fark etmiş topluluklar ise, içlerinde biriken kin ve nefreti intikam ateşiyle isyana dönüştürecek, çok kan dökülecek, her şey tahrip edilecek, ama sonunda yine dikta rejimleri ve vatan hainleri mutlaka def edilecektir.
Öyle ise sabır taşı çatlama noktasına varmış Müslüman, mazlum ve mağdur bir toplumun, Erbakan gibi olumlu ve onurlu bir lidere, şuurlu ve huzurlu bir harekete sahip bulunması, hem ezilenler hem de zulmedenler açısından büyük bir şans kabul edilmeli ve kıymeti bilinmelidir. Tutundukları dalı kesmeye ve içinde bulundukları gemiyi delmeye kimse yeltenmemelidir!

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Prof Erbakan Hocamız, Akp İktidarının ülkeye getirdiği üç büyük felaketi şöyle ifade etmişti! Manevi -…
“ Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki; TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkan ı’nın…
Bak kapına geldik, binbir kusurla Mağlub mahcup etme, Siyon muzurla3 Adil Düzen gelsin, zafer huzurla…
" İslam’ın bütün ibadetleri gibi hac ibadeti de tevhid ve adalet bilincimizi artırdığı oranda anlam…
Milli Çözüm'ün İlk Defa Kaleme aldığı HACC VE MEŞ'ARİL HARAM(ŞUUR DONANMA MEKÂNI) adlı Şuur ve…
Öncelikle bir hakkı haklıya vermek gerekir. Milli Çözümün 31 Ağustos 2025 tarihinde "Kemal Kılıçdaroğlu Haklıydı…
Mutlak Butlan Mevzusunu değerlendirirken 1 yılı geçkin süre öncesi kaleme alınan makaleyi de hatırlamak yararlı…
Milli Çözüm Feraseti Birkez Daha Haklı Çıkmıştı. Sn Kılıçdaroğlu Bu Kez Şansını İyi Kullanmalıydı…! Geçen…
Her parti temsilcileri Mutlak Butlan sonucuyla ilgili mahkeme kararıyla ilgili görüşlerini açıklama yapmışken acaba İktidar…
Necmettin Erbakan Hocamız; ABD yönetimi için "Terbiye edilmemiş vahşi aygır" tabirini kullanmıştı. Erbakan Hoca’nın "Vahşi…