YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a60cb3f8926e
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 1 0 5
Bugün : 32735
Dün : 57979
Son 30 gün : 1730525
Toplam : 58590672
IP Adresiniz : 216.73.217.68

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

DİN VE DEVLET

Toplumda her kesimin; vekili kefilidir
Devlet her dine eşit; ona adalet gerek!
İnanca hor bakanlar, insanın sefilidir
Olgun adam olmaya: ahlâk, asalet gerek!

Hâkimiyet milletin; devlet hâdim, her halde
Konsensüsle oluşmuş; Milli ortak irade
Görevi: organize, hakemlik, otorite
Devlet külfet olursa; ona amelyet gerek!

Devletin baş belası; inançsız fert, cemiyet
Ahlâksızlık, haksızlık; yozlaşır cumhuriyet
Derebeyliğe döner, demokrasi, hürriyet
Çağdaş firavunlara; fikri atalet gerek!

Kur’an’ın ve vicdanın; “yarar” dediğidir Hak
Aklın, bilmin ve dinin; “zarar” dediğin bırak
İnsanlığa yakın ol, insafsızlıktan ırak
Mazluma şefkatli bak; zulme cesaret gerek!

Ne devlet dine, ne de; din devlete karışsın
Çatışmaktan çok çektik, dinle devlet barışsın
Ve topluma hizmette; hep hayırda yarışsın
Bağnazlığa dur demek; toplu metanet gerek!

Vatan vücut gibidir; canımızsa İslam’dır
Dinsiz toplum düşlemek, tabiata isyandır
“Milli Görüş, Adil Düzen”; amaç: mutlu insandır
Mü’min emin kimsedir; bize emanet gerek!

5 16 oy
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Rahmet PAKGÜL

Rahmet PAKGÜL

Abone Ol
Bildir
6 Yorum
En yeni
En eski En Çok Oylanan

Aziz Erbakan Hocamız’ın “Garson Devlet” nitelemesi, hizmet odaklı bir devlet anlayışını ifade etmesi açısından çok anlamlıdır. Muhterem Ahmet AKGÜL Hocamızın “insanın halife olarak yaratılmasındaki halife kavramını açıklarken işlevleri açısından devletle özdeşleştirmesi de devletin üstlendiği görevlerini izah etmesi açısından çok önemlidir. Ahmet Hocamız; “bir şahıs tek başına rızık dağıtabilir mi? Adalet dağıtabilir mi? ama aslın yetkilerine de haiz olması gerekir halife olduğundan dolayı. Bu işlevleri nasıl yerine getirecek? işte devlet mekanizmasıyla bu işlevler yerine getirilebilir. Devlet Adalet teşkilatını kurar ve adalet dağıtır, endüstriyel alt yapıyı hazırlar rızkın kazanılmasını sağlar. Böylece halifelik işlevi yerine getirilmiş olur.” demişti.
Hem Erbakan Hocamızın hem de Ahmet Akgül hocamızın bu yorumlarından yola çıkarak baktığımızda; Hakk ölçülerine göre, Adalete dayalı, müspet ilimden beslenen devlet yapısı milletiyle barışık olduğu gibi her türlü hayrın kapısı haline gelir, tüm insanlığa barış ve huzurun getirilmesinde anahtar rol oynar.

Vatan vücut gibidir; canımızsa İslam’dır
Dinsiz toplum düşlemek, tabiata isyandır
“Milli Görüş, Adil Düzen”; amaç: mutlu insandır
Mü’min emin kimsedir; bize emanet gerek!

Milli Çözüm’ün “DİN VE DEVLET” şiiri Kur’ani hakikatleri dile getirmektedir.

“İçinizden (insanları Hakka ve) hayra davet edecek, (ve bunun sonunda elde edecekleri devlet ve hükümet imkânlarıyla ma’rufu) iyilikleri emredip yürütecek ve (münkeri) kötülükleri de nehyedip önleyecek bir ümmet bulunsun. (Bu hizmet ve hedefler için bir liderin çevresinde organizeli bir teşkilat kurulsun.) İşte asıl kurtuluşa ve başarıya erecek olan bunlardır.” (Âl-i İmran 104)
https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/104
“Siz (sadece Müslümanlar için değil, bütün) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. (Çünkü siz, ülkenizde ve yeryüzünde) Ma’rufu (Hakkı ve hayrı) emredip yürütecek, münkeri (zulmü ve kötülükleri) nehyedip önleyecek (bir Adil Düzen kurmaya) çalışırsınız. Ve Allah’a (tam) iman edip (bağlanırsınız)…” (Âl-i İmran 110)
https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/110
 “O (mü’minler) ki, eğer yeryüzünde kendilerini yerleştirip iktidar imkânı verirsek; namazı dosdoğru ikame eder (şuurla ve huzurla yerine getirir)ler, zekâtı verirler, iyiliği emreder (yürütür)ler, kötülüğü yasaklayıp önlerler (adil ve etkin devlet düzenine geçerler)di. Bütün işlerin (İslam ve insanlık için tüm girişimlerin) sonu Allah’a aittir.” (Hacc 41)
https://www.mealikerim.com/22/hac/41

“Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle (mucizeler, ayetler ve kesin hükümlerle) gönderdik; ve insanlar (kuracakları Adil Devlet düzeniyle) adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte Kitabı ve mizanı (Kur’an’ı ve kıyas yapan aklı) indirdik…” (Hadîd 25)
https://www.mealikerim.com/57/hadid/25

Adil Devlet düzenini kurmak için gerekli Adil Anayasa, “Doğru”ları esas alarak ve “Yanlış”lardan sakınılarak hazırlanmalıdır.
“Doğru”ları ve “Yanlış”ları tespit için 6 ölçü kullanılmalıdır:
1- Aklıselim, 2- Müspet ilim, 3- Tarihi tecrübe ve birikim, 4- Vicdani kanaat ve tatmin, 5- Evrensel ortak hukuk ve ahlâk kaideleri, 6- Dinlerin kutsal metinleri (Müslümanlar için Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler, Hristiyanlar ve Yahudiler için Kitab-ı Mukaddes, Çin ve Hint halkı için Budist ve Konfüçyüs metinleri). İşte bu 6 ölçünün ittifakla; güzel, gerekli ve yararlı buldukları DOĞRU… Ve yine bu 6 ölçünün ittifakla; çirkin, kötü ve zararlı buldukları ise YANLIŞ sayılmalıdır.

Laiklik: Farklı Din ve mezhepten tüm halkımızın; ortak amaçlar, ortak yasalar ve ortak sorumluluklar altında, birlikte ve barış içerisinde bulunmaları, inançlarını yaşamaları ve manevi ihtiyaçlarını sorunsuzca karşılamaları ve Devletin farklı Din ve düşünceden herkese eşit mesafede ve adil davranması anlamındadır.

“(İnsanları İslam’a sokmak için de, ibadetleri yaptırmak için de) Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. (Zorlama; imtihan -deneme ve elenme- sırrına aykırıdır.) Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapkınlık ve azgınlıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu (İslam dışı sistemleri ve zalim kişileri terk ve inkâr ederek onları) tanımayıp Allah’a inanırsa (İslam nizamına tâbi olursa); artık o, şüphesiz sapasağlam bir kulpa yapışmıştır ki; bunun kopması yoktur (Kur’an’a tutunanların mahrum ve mahcup olma endişesi kalmamıştır). Allah, (her şeyi ve hakkı ile) İşitendir, Bilendir. [Not: Müslümanların yapması ve yapmaması gereken kurallar; “Helâl ve Haram” kavramlarıyla… Ama ülkedeki tüm insanların uyması ve sakınması gereken hususlar ise “Ma’ruf ve Münker” kavramlarıyla ifade edilmiş, toplum ve devlet düzenini korumak için mecburi müeyyideler getirilmiştir.]” (Bakara 256)
https://www.mealikerim.com/2/bakara/256

Çoğunluğu Müslüman olan bir toplumun DİN’i ile DÜZEN’i uyuşmazsa, orada inanan insanlar:
1- Ya Dinin gereklerine uyacak, ama sistemle çatışacak ve birçok devlet imkânlarından mahrum kalacaktır. Örneğin; faizli kredi ile ev ve araba sahibi olamayacak, mevcut banka ve kefalet kurumu nedeniyle ticaret ve şirket kuramayacaktır.
2- Veya Düzene uyum sağlayacak, Dini duyarlılıkları ve vicdani ayarları laçkalaşıp bozulacak ve giderek yozlaşacaktır.
3- Ya da; bazen Dinine, bazen Düzenine uyacak, uydurma fetvalarla haramlara bulaşacak, her iki tarafı da idare ettiğini sanacak ve giderek huysuz ve huzursuz bir toplum halini alacaktır.
Bakınız https://www.millicozum.com/mc/2026/temmuz-2026/yeni-anayasa-hazirliklari-ve-gercek-degisimin-temel-kurallari-4/

“Kesinlikle Allah (CC) size; emanetleri (devlet yönetimi ve milletin idaresiyle ilgili görevleri), mutlaka ehil (ve emin) kimselere (oylarınızı Hakkın kurallarını ve halkın yararını gözetenlere) vermenizi ve insanlar arasında (karar verirken ve tercih yaparken) hükmettiğiniz zaman ise adalet ve hakkaniyetle hükmetmenizi emretmektedir. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, (her şeyi tüm ayrıntılarıyla) İşitendir, Görendir.” (Nisâ 58)
https://www.mealikerim.com/4/nisa/58

“İslam’a çağrıldığı halde (sorumluluktan ve sıkıntıdan kaçmak ve Hakk’tan kaytarmak üzere; “Kur’an ve Müslüman; öyle devlet, siyaset ve adalet işlerine karışmaz” diyerek) Allah’ın üstüne yalan ve iftira atanlardan daha zalim kim olabilir? Allah böylesi zalimleri asla hidayete eriştirmeyecek (doğru ve huzurlu yola yönlendirmeyecek)tir.”
“Onlar, Allah’ın nurunu (ve İslam’ın zuhurunu) ağızlarıyla (kuru laf kalabalığıyla) söndürmek istemektedirler. Oysa Allah, Kendi nurunu tamama (başarıya) eriştirecektir; kâfirler hoş görmese (ve engellese) bile (Kur’an’ın Adil Düzenini yerleştirip yürütecektir).”
“O (Allah) ki, (elbette) Elçisini hidayet ve Hakk Din üzere gönderendir; öyle ki onu (Hakk Din olan İslam’ı) bütün dinlere (ve bâtıl düzenlere) karşı üstün ve galip getirecektir; (hatta) müşrikler hoş görmeseler (ve karşı gelip istemeseler) bile (Allah bunu gerçekleştirecektir).” (Saf 7-8-9)
https://www.mealikerim.com/61/saf/

Son düzenleme 9 gün önce Necati Akgül

Kur’an’ın ve vicdanın; “yarar” dediğidir Hak
Aklın, bilmin ve dinin; “zarar” dediğin bırak
İnsanlığa yakın ol, insafsızlıktan ırak
Mazluma şefkatli bak; zulme cesaret gerek!

Neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermenin nasıl olacağını Milli Çözüm bize yıllardır anlatmakta öğretmekte. Onlar nelerdi dersek :

“Doğru”ları ve “yanlış”ları tespit için 6 ölçü kullanılmalıdır:

1- Aklıselim 2- Müspet ilim 3- Tarihi tecrübe ve birikim 4- Vicdani kanaat ve tatmin 5- Evrensel ortak hukuk ve ahlâk kaideleri 6- İlahi dinin kutsal metinleri (Müslümanlar için Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler, Hristiyanlar ve Yahudiler için Kitab-ı Mukaddes, Çin ve Hint halkı için Budist ve Konfüçyüs Metinleri) Bu 6 ölçünün ittifakla; güzel, gerekli ve yararlı buldukları DOĞRU… Ve yine bu 6 ölçünün ittifakla; çirkin, kötü ve zararlı buldukları ise YANLIŞ sayılır.

Doğrunun, hakkın ölçütü gerçek fayda ve adalet, hem ilahi kelamla Kur’anla hem de insanın iç sesindeki temiz adalet duygusuyla yani vicdan ile uyuşan şeydir.
Kötülükten çirkeflikten zararlı olan her şeyden yanlışlardan kaçınabilmenin yolu ise insana, topluma ve doğaya zarar veren şeylerden uzak durmak gerekir; bunun tespiti için akıl, bilim ve din bir bütün olarak ortak kılavuz olmasıyla mümkün olacağı….
Evrensel insan sevgisi ise, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin tüm insanlığa yakın olmak ve her türlü acımasızlıktan, insafsızlıktan uzak durmanın esas olduğu…
Zulme karşı duruş sergileyebilmek için, gerçek erdemin zayıf ve haksızlığa uğramış olana yani mazluma şefkat göstermek, gücü elinde bulunduran zalime zulme karşı ise korkusuzca dik durabilmektir. Bu vesileyle emri bil mağruf nehy anel münker yapabilmenin yolununda DEVLET GÜCÜYLE olabileceği gerçeğini de anlıyoruz çünkü onca mazluma mağdura sahip çıkmak zalimin zulmüne baş kaldırabilmek güze kuvvete dayalıdır.. Devlet olmak iyinin doğrunun güzelin faydalının ve adil olanın hakim olabilmesi için gereklidir ve mecburi bir durumdur. Dolayısıyla şiirin son kıtasındaki dizelerde de belirtildiği üzere:

Vatan vücut gibidir; canımızsa İslam’dır
Dinsiz toplum düşlemek, tabiata isyandır
“Milli Görüş, Adil Düzen”; amaç: mutlu insandır
Mü’min emin kimsedir; bize emanet gerek!

Milli Çözüm’ün “TARİHSEL VE ESKATOLOJİK VERİLER;KUTLU SONA YAKLAŞILDIĞINA MI İŞARET EDİYOR?” makalesindeki şu duaya amin diyorum: Rabbim bizleri; Milli Çözüm’ü ve Meal-i Kerim’i sadece diliyle okuyanlardan değil, Erbakan Hoca’nın o tavizsiz ruhuyla hayatına kodlayan, vurdumduymazlığın uykusundan uyanmış ve kıyam etmiş “diri”lerden eylesin. Zira bu son anlarda sistemin artık “izleyiciye” değil, her hücresiyle hakikate ram olmuş “işlemcilere” ihtiyacı vardır. Bu şuurla yastığa başını koymak bile bir cihad nöbetidir…

Ne devlet dine, ne de; din devlete karışsın
Çatışmaktan çok çektik, dinle devlet barışsın
Ve topluma hizmette; hep hayırda yarışsın
Bağnazlığa dur demek; toplu metanet gerek!

Cumhuriyet ve Demokrasi gibi kavramların, adı aynı ama tadı çok farklı onlarca çeşit uygulamaları olduğu gibi, Laikliğin de genelde üç türlü ve birbirine aykırı algılamaları vardır: Ateist Laiklik – Bizantinist Laiklik ve Realist Laiklik…Milli Çözüm’ün LAİKLİK anlayışını da açmak gerekirse:REALİST LAİKLİK: İlmi gerçeklere ve insani değerlere uygun şekilde:

a- Din işleriyle devlet hizmetlerinin birbirine karıştırılmadığı,

b- Din ile devletin birbirine düşman olup çatışmadığı ve zıtlaşmadığı,

c- Din ve devletin barıştığı ve her birinin kendi sahasında vatandaşa hizmet yarışı yaptığı en doğru ve dürüst yaklaşımdır. Türkiye’de biz Milli Çözümcülerin ve Adil Düzencilerin savunduğu işte bu ilmi ve insani anlayıştır. Yani amaç insandır. Din de, devlet de insana hizmet için birer araçtır.

Son düzenleme 10 gün önce Osman Nuri ÇELİK

Devlete ilişkin günümüze kadar elbette birçok şiir yazılmıştır. Fakat hiçbiri üstadımızın bu şiiri kadar kapsayıcı, devletin rolünü belirleyici, din devlet ilişkisini açıklayıcı olmamıştır. Bu şiir mantık kaideleri ile paralel olarak devletin nasıl olması gerektiğini tartışmadan uzak kimseyi gücendirmeyici, sade bir şekilde açıklamıştır. Şiirin kendisi de adeta devlet gibidir. Allah üstadımızdan razı olsun.

Ne devlet dine, ne de; din devlete karışsın
Çatışmaktan çok çektik, dinle devlet barışsın
Ve topluma hizmette; hep hayırda yarışsın
Bağnazlığa dur demek; toplu metanet gerek!

Vatan vücut gibidir; canımızsa İslam’dır
Dinsiz toplum düşlemek, tabiata isyandır
“Milli Görüş, Adil Düzen”; amaç: mutlu insandır
Mü’min emin kimsedir; bize emanet gerek!

MİLLİ ÇÖZÜM HEM ÜLKEMİZ HEM DE TÜM İNSANLIĞIN SAADETİ İÇİN ÇALIŞMAKTA VE YERYÜZÜNDE ADİL DÜZEN KURULSUN DİYE LAYIKIYLA BİHAKKIN ÇALIŞAN TEK EKİPTİR. DOĞRU DİN DEVLET İLİŞKİSİ NASIL OLMASI GEREKTİĞİNİ DE EN GÜZEL ŞEKİLDE AÇIKLAMIŞTIR. İNŞALLAH BÜTÜN İNSANLIĞIN SAADETİNİ TEMEL ALAN ADİL DÜZEN YERYÜZÜNDE HAKİM OLMASI İLE BÜTÜN İNSANLIK HUZURA VE SAADETE ERECEKTİR İNŞALLAH. ADİL DÜZEN NASIL BİR DÜZENDİR? ADİL DÜZEN
“Mutlak Doğru”ları esas alarak ve yine “Mutlak Yanlışlardan” sakınılarak hazırlanmış
a) İlmi b) İnsani c) İslami d) Orijinal bir yeni sistem olmaktadır.
1- Aklı selimin
2- Müspet bilimin
3- Tarihi tecrübe ve birikimin
4- Vicdani kanaat ve tatminin
5- Evrensel hukuk ve adalet prensiplerinin
6- İlahi Dinin ve Kur’an’ı Kerim’in;
Ortaklaşa, iyi, yararlı ve güzel buldukları DOĞRU, yine bu 6 temel ölçü biriminin ittifakla; kötü, zararlı ve çirkin buldukları ise YANLIŞ’tır.

İşte Adil Düzen doğrulara dayanan ve yanlışları bırakan, yepyeni ve orijinal bir sistem modeli olmaktadır. Ve tarihte başka bir örneği bulunmamaktadır .AŞAĞIDA, MİLLİ ÇÖZÜM “LAİKLİK KAVRAMININ DOĞRU TANIMI VE UYGUN KURUMLAŞMASI” MAKALESİNDE KONU EN GÜZEL ŞEKİLDE VE DETAYLICA AÇIKLANMIŞ..MAKALEDEN BİR BÖLÜM; “ Erbakan Hoca’nın: “Gelin Anayasamıza, laikliğin tanımını ve Türkçe karşılığını yazalım” teklifi hep duymazlıktan gelinmiştir. Çünkü kötü niyetli ve bozuk tıynetli bir kesim, İslam düşmanlığı yapabilmek için, Laikliğin hep böyle muğlak kalmasını istemiştir. Laiklik: Din hizmetleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması ise, yerindedir. Laiklik: Farklı din ve mezhep mensuplarına, devletin ve adaletin aynı mesafede kalması ise, güzeldir. Laiklik: Değişik din ve düşünceye sahip kesimlerin, birlikte hoşgörü ve barış içerisinde yaşama şartlarının hazırlanması ise, tabii ki gereklidir. Laiklik: Devletin ve düzenin, belli bir inancın veya din adamları sınıfının güdümüne bırakılmaması ise, elbette isabetlidir. Laiklik: Herhangi bir dine veya dinsizliğe mensup olmanın, devlet ve hukuk önünde; ne özel bir imtiyaz ve hürmet, ne de kasıtlı bir mağduriyet ve mahrumiyet nedeni sayılmaması ise, herhalde sahiplenmelidir. Ancak Laiklik: Bir ülkenin anayasaları yapılırken ve diğer gerekli kanun ve kurumları hazırlanırken, toplumu oluşturan unsurların ve hele kahir çoğunluğun “dinini, manevi değerlerini, gelenek ve göreneklerini, örf ve âdetlerini hiç hesaba katmama, esas almama” şeklinde ifade edilmek isteniyorsa; bu hem imkânsızdır, hem haksızlıktır, hem de yararsızdır! Üstelik doğal ve sosyal kanunlara da aykırıdır. Ve zaten Laikliğin böyle anlaşılıp uygulandığı tek bir ülke dahi yoktur. Çünkü halkın kimliğini, kültürünü ve hayat tarzını şekillendiren en önemli etken olan “Dini” dışlayarak hazırlanmış ve halka onaylatılmış-despotik düzenler dışında, tek bir demokratik örnek bulunamayacaktır. Ve bu açıdan bakıldığında, hâlihazır Anayasamızdaki diyanet teşkilatı kurumu, kanunları ve uygulaması da, laikliğe aykırıdır… Ve “devletin temel nizamını kısmen de olsa dini temellere dayandırma” suçlamasının muhatabı konumundadır!? Halbuki; hukuk, halk içindir. Halkın inancını ve manevi ihtiyacını hesaba katmayan ve özellikle “İslam” kokusu aldığı her şeye düşman tavrı takınan bir anlayış ve yaklaşım laiklik değil, ladinliktir (dinsizliktir) ve laubaliliktir. Çünkü böyle yanlış ve tutarsız bir uyarlama ve uygulama: • Önce, Devlet-Millet barışını bozacak, • Din-Devlet zıtlaşmasını ve çatışmasını doğuracak, • Ülkede huzur ve güven ortamını sarsacak, • Ekonomiden eğitime, yatırımdan üretime, sanattan kültüre, her yönlü kalkınmayı ve hayırda yarışmayı ortadan kaldıracak, • Ve nihayet o ülkeyi, dış güçlerin yarı sömürge sahası; hükümetleri ise, uzaktan kumandalı kuklası durumuna sokacaktır… …”https://www.millicozum.com/mc/laiklik-kavraminin-dogru-tanimi-ve-uygun-kurumlasmasi-6/

Milli Devlet aklının olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde; Sorunları, sorumlulukları, tatbik edeceği Milli Strateji ve acil eylem planı olarak okunabilecek bu şiir, bir Milli Şuur manifestosudur.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
6
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazınız.x
Paylaş...