Reklam
Reklam
Reklam

KUR'ANI OKUMA VE ANLAMA KILAVUZU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 

Kur'anı okumanın ilk şartı, Ona ihtiyaç ve iştiyak duyacaksın.. İhtiyaç duymak için de, Allah'a ve ahiret hayatına gerçekten iman etmiş olacaksın.. Çünkü iman etmeyince ihtiyaç duymayacak, ihtiyaç duymayınca da niye okuyacaksın?!. En azından bir aydın haysiyetiyle, Müslümanların inandığı bu Kitabın neler içerdiğine merak salacaksın. Ezbere konuşmaktan, kulaktan dolma kırıntılarla bilgiçlik taslamaktan sakınacaksın. Arapça aslını ve lafzını değil, mealini ve manasını okumaktan bahsediyoruz. Allah'ın okumamızı, anlamaya ve uygulamaya çalışmamızı emrettiği, Kur'an'ın Arapça lafzı değil, meali ve manasıdır.

 

Kur'anı okumanın ilk şartı, Ona ihtiyaç ve iştiyak duyacaksın.. İhtiyaç duymak için de, Allah'a ve ahiret hayatına gerçekten iman etmiş olacaksın.. Çünkü iman etmeyince ihtiyaç duymayacak, ihtiyaç duymayınca da niye okuyacaksın?!. En azından bir aydın haysiyetiyle, Müslümanların inandığı bu Kitabın neler içerdiğine merak salacaksın. Ezbere konuşmaktan, kulaktan dolma kırıntılarla bilgiçlik taslamaktan sakınacaksın. Arapça aslını ve lafzını değil, mealini ve manasını okumaktan bahsediyoruz. Allah'ın okumamızı, anlamaya ve uygulamaya çalışmamızı emrettiği, Kur'an'ın Arapça lafzı değil, meali ve manasıdır.

"(Mahşer günü) Elçi diyecek ki: "Rabbim doğrusu benim kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar"[1]

Yani hatalarını düzeltmek, hayatlarını Ona göre düzenlemek üzere meali ve manasıyla birlikte hiç Kur'an okumadılar.. Duvarlarda asılı, dolaplarda saklı tuttular, veya sadece anlamadıkları Arapçasını tekrarlayıp durdular" ayeti bizleri anlatmaktadır.

Hatta:

"Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda yaygaralar koparın"[2] ayetinde, anlamını ve amacını hiç hesaba katmadan sadece manevi müzik zevkini tatmin için, sahnelerde ve sahalarda eli kulağa atıp türkü gibi teğannilerle yapılan okumalara da gizli bir işaret vardır.

"Eğer biz O'nu Acemi (Araplara yabancı bir dilde) bir Kur'an yapsaydık, herhalde diyeceklerdi ki: "Onun ayetlerinin (manası) açıklanmalı değil miydi? (Bizim gibi) Arap olana, Acemi (yabancı dilde bir kitap hiç uygun düşer mi?"[3] ayetinde, Kur'an'ın Arapça bilmeyen Müslümanların anlayabilmesi için, kendi dillerine tercüme edilmesi gereğine de işaret ve izin buyrulmaktadır. Ve zaten Mustafa Kemal'in, Kur'an'ı Kerimi Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendi gibi, devrinin en alim ve salim zatına tercüme ve tefsir ettirmesi, dinimize ve milletimize yaptığı en önemli hizmetlerden birisi sayılmalıdır.

Elmalı tercümesinden yararlanılarak hazırlandığı anlaşılan Ali Bulaç meali de bizlerin en sık başvuru kaynağımızdır.

"Gerçekten biz Onu, herhalde aklınızı kullanır (ve anlamaya çalışırsınız) diye (indirdiğimiz Arap kavminin okuyup uyması için) Arapça bir Kur'an kıldık"[4] ayeti de, Kur'an'ın anlaşılmak, üzerinde kafa yorulmak ve çağın ihtiyaçlarına ve güncel sorunlarına göre yeniden yorumlanmak ve sürekli diri tutulmak ve temel başvuru kaynağı yapılmak üzere gönderildiğini vurgulamaktadır.

Çünkü Kur'an bize "Güçlük çekmemiz, hikmet ve hakikatine asla erişmememiz için değil"[5] her konuda işimizi kolaylaştırsın ve yolumuzu aydınlatsın diye indirilmiş bulunmaktadır.

Kur'an,

(Hayatımızın her safhasında) korkulacak (ve kuşku duyulacak) konuların türlü şekil ve yöntemlerle açıklandığı"[6] sorunlarımıza çözüm yollarının ve sorumluluk sınırlarının anlatıldığı bir Yüce Kitaptır.

Ancak, yukarıda da dikkat çektiğimiz gibi, Kur'an'dan yararlanmanın ilk şartı, yaratılış gerçeğine ve hesap gününe iman ederek, Allah Kelamını tüm ilim hazinelerinin anahtarı bilerek Onun mealini okumaktır.

Yoksa: "Ahirete inanmayanların, kalpleri ve beyinleri üzerine bu Kur'ani gerçekleri anlamalarını engelleyecek manevi perdeler çekildiğini"[7] yine Kur'an anlatmaktadır.

Oysa doğruyu ve dostunu arayan "İnsanlar için bu Kur'an'da her türlü örnek ve öneri gösterilmiş durumdadır"[8]

Kötü niyetli ve bozuk tiyniyetli insanların, ister inançsız, ister Müslüman sanılsınlar, bunların işlerine gelmeyen, gizli çıbanlarını deşen ve kirli ilişkilerini deşifre eden "Kur'an ayetlerinin değiştirilmesini, anlamının çarpıtılıp dejenere edilmesini ve başkalarının tevil ve tefsirlerinin Kur'an yerine ikamesini" isteyip duracakları da vurgulanmaktadır.[9]

Hayatı boyunca yüzlerce cilt dini eseri, İslam tarihi ve çeşitli dini öğüt ve hikayeleri okuduğu halde, ehil ve emin bir alimin veya ekibin hazırladığı bir Kur'an mealini, baştan sona, inanarak, ihtiyaç duyarak, kendisini Rabbinin hitabına muhatap sayarak bir sefer bile okumaya tevessül ve tenezzül etmeyen, sözde dindar ve takva Müslümanlar, şu ayetleri dikkatle okusun ve utansınlar!..

"Demek iş başına gelip (iktidar imkanıyla) yönetimi ele alırsanız; hemen yeryüzünde (ülkenizde, bölgenizde ve dünya genelinde) fesat çıkaracak (zalim ve facir güçlerin arkasına takılacak, Müslümanlarla, mazlumlarla ve dava arkadaşlarınızla) tüm yakınlık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?!.

İşte böyleleri var ya: Allah onları lanetlemiş, bu yüzden işitme (ve gerçeği idrak etme) yeteneklerini alıvermiş ve basiretlerini kör etmiştir.

(Eğer) öyle olmasaydı; Kur'an'ı (okuyup anlamaya, emir ve tavsiyelerini uygulamaya hiç gayret etmez ve ayetler üzerinde) iyice düşünmezler miydi?"[10]

Asla hatırımızdan çıkarmayalım ki:

Kur'an'ı okuyup anlamayan, yaratılış gerçeğini ve insanlık görevini kavramayan akıl, kafa dolusu çakıldır. Aklın, müspet (ispat edilmiş) bilimsel duyguların ve vicdanı idrak ve ihata edemediği (uygun ve uygar görmediği) din ise, İslam dışıdır.

Şimdi Kur'an'ı doğru okumak ve doğru algılayıp yorumlamak için uyulması gereken kuralları hatırlatalım:

A- Eğer mü'min (Allah'a ve ahirete henüz iman etmiş) değilseniz, Ateist, komünist veya Darwinist bir düşünceye sahipseniz;

1- Kur'an'da okuduğunuz bu sözlerin

a) Akla ve mantığa

b) Vicdana ve insafa

c) Temel insan haklarına

d) Evrensel hukuk kurallarına

e) Toplum hayatına ve sosyal adalet anlayışına

f) Farklı köken ve kültürlerin, ayrı düşünce ve değerlerin birlikte ve barış içinde yaşama kurallarına uygun olup olmadığına dikkat ediniz.

2- Yahudilik ve Hıristiyanlıkla ilgili tespit ve tavsiyelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığına tarafsız bir gözle karar veriniz. Mevcut İncil ve Tevrat (Kitabı Mukaddesle) mukayese ediniz.

3- Kur'an'daki emir ve yasakların insan tabiatına, toplum hayatına ve devlet düzeninin disiplin ve rahatına yarayıp yaramadığını inceleyiniz.

3- a) 1425 sene önceki Ortaçağ karanlığında ve Arabistan gibi geri ve bedevi bir ortamda ve cahili bir toplumda yetişen

b) Okuma yazma bilmeyen

c) Hiçbir kişi veya ekolden ders görmeyen

d) Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi, kitap geleneği olan dinlerle hiçbir münasebeti tespit edilmeyen

Hz. Muhammed gibi ümmi, yetim ve fakir, ama asil ve emin bir şahsiyetin böylesine ilmi, insani ve adil esasları,

Böylesine hayırlı ve yararlı, kapsamlı ve kucaklayıcı bir ahlak nizamını

Ve asırlar geçmesine rağmen, önemini, özelliğini ve güncelliğini asla yitirmeyen, böylesine eskimez ve değişmez kuralları, kendi kafasından uydurup uyduramayacağını düşünerek okuyunuz.

B- Yok eğer mümin iseniz, yani yaratılış gerçeğini ve gayesini kabullenmiş, imtihan dünyasından sonsuzluk diyarına geçip hesap vereceğine ve yaptıklarının karşılığını göreceğine kesin ve yakin kanaat getirmiş biriyseniz, o takdirde Kur'an'ı şöyle okuyunuz:

1- Farklı kabiliyet ve milliyetlerde yarattığı, farklı köken ve kültürlerden bütün kullarının ve kendisinin eseri ve kudretinin göstergesi  olan canlı ve cansız tüm varlıkların  iyiliğini isteyen.. Yani herkese ve her şeye şefkat ve merhamet eden

2- Hiçbir şekilde ve hiçbir şart içinde, haşa, yanlışlık, haksızlık ve yandaşlık yapmaya ihtiyaç hissetmeyen

3- Hiçbir güçten ve çevreden çekinmesi ve etkilenmesi asla düşünülmeyen Yüce Rabbimiz, acaba bu ayetlerde:

·       Hangi hakikatleri haber vermek

·       Hangi hikmet ve hedefleri göstermek

·       Topluma gerekli hangi maslahat ve menfaatleri öğütlemek

·       Hangi huzur ve hukuk prensiplerini bildirmek üzere bunları göndermiştir?

diyerek dikkatle ve anlama gayretiyle okuyunuz.

4- Kur'an'da anlatılan:

·       Kafir ve müşriklerin

·       Fasık ve facirlerin

·       Zalim ve hainlerin

·       Hıristiyan ve Yahudilerin

·       Münafık ve mücrimlerin

Bütün sapkınlık ve saygısızlıkları, benim nefsimdeki kötü sıfatları anlatıyor, bunlardan kurtulmam ve korunmam için bana hatırlatıyor; diyerek kendinize hitaben Kur'an'ı okuyunuz...

5- Kur'an'da övülen ve örnek gösterilen,

Nebilerin, salihlerin, sadık kimselerin, mücahitlerin, şehitlerin ve gerçek müminlerin imanına, ahlakına, hayata bakışına, yaşam tarzına ben ne kadar yakın ve ya uzağım? diye okuyunuz..

6- Bu ayetler, bu tehditler ve müjdeler, daha şimdi ve senin için inmiş kabul ederek;

·       Hakkı ve Batılı

·       Dostu ve düşmanı

·       Yararlıyı ve zararlıyı

·       Hayırlıyı ve hayırsızı

·       Doğruyu ve yanlışı

·       Helalı ve haramı

·       Ahlakı ve hayasızlığı

·       İnsanlığı ve azgınlığı

·       İrfanı ve safsatayı

Kur'an'ın şaşmaz mizanında tartıp tanımak için okuyunuz.

7- Ciddiyet ve cesaretle, teşkilat ve titizlikle yürütülecek bir cihat sonucu, Kur'an'ın öngördüğü adalet ve saadet medeniyeti kurulmadan, vaat edilen dünya cennetine ulaşılamayacağına, kâfirlerin ve zalimlerin himayesinde ve Siyonistlerin himmetiyle zillet ve esaretten kurtulamayacağımıza inanarak okuyunuz.

Kur'an'ı incelemekle ilgili Mevdudi'nin tavsiyeleri:

Çok farklı kişiler, farklı amaçlarla Kur'an'a yaklaştıkları için, bütün herkesin ihtiyacına cevap verecek genel-geçer bir Kur'an okuma tavsiyesi sunmak elbette imkânsızdır. Fakat biz, sadece Kur'an'ı anlamak ve insani problemlerinin çözümünde O'nu rehber edinmek isteyen kimselerle ilgileniyoruz. Bu nedenle onların ihtiyaçlarını karşılayacak ve zorluklarını ortadan kaldıracak bir takım tavsiyeler ve öneriler sunuyoruz.

a) Kur'an'ı anlamanın birinci şartı, O'nu açık ve tarafsız bir kafa ile okumaktır. Kur'an'ın vahiy olduğuna inansın ya da inanmasın, bir kimse mümkün olduğu kadar, O'nun lehinde veya aleyhinde sahip olduğu önyargıların tümünden zihnini temizlemeli, önceden edindiği tüm fikirleri yok etmeli ve bundan sonra sadece anlamak amacıyla O'na yaklaşmalıdır. Kendi önyargıları ile Kur'an'a yaklaşan kimseler, satırlar arasında kendi düşüncelerini bulmaya çalışırlar ve bu nedenle Kur'an'ın iletmek istediği mesajı kavrayamazlar. Bu tür bir önyargıların diğer kitaplar için de verimsiz olacağı açıktır. fakat, Kur'an söz konusu olduğunda daha da verimsiz hale gelir.

b) Eğer bir kimse, Kur'an'ın içeriği hakkında şöyle-böyle bir fikre sahip olmak istiyorsa, o zaman bir kez okumak yeterlidir. Fakat eğer kişi, O'nu derinlemesine anlamak istiyorsa, birçok kez ve her seferinde başka bir bakış açısıyla okumalıdır. Kur'an'ı iyice incelemek isteyen kimseler, her şeyden önce, O'nun ortaya koyduğu yaratılış amacını ve hayat tarzını anlayabilmek için tüm Kur'an'ı en az iki kez okumalıdır. Böyle bir kimse Kur'an'ı okurken O'nun temel kural ve kavramlarını ve bu ilkeler üzerinde kurmak istediği fert ve cemiyet hayatını da anlamaya çalışmalıdır. Bu ön çalışma sırasında zihninde bazı sorular belirirse bunları not etmeli ve okumaya devam etmelidir. Çünkü bunlara Kur'an'ın diğer bölümlerinde cevap bulması mümkündür. Eğer bu sorulara cevap bulursa, bunları da sorularla birlikte not etmelidir. Fakat eğer ilk okuyuşta zihninde beliren sorulara cevap bulamazsa, sabırla ikinci kez okumalıdır. Kendi tecrübemize dayanarak diyebiliriz ki, ikinci kez okuyuşta, hemen hemen hiç cevaplandırılmamış soru kalmayacaktır.

c) Bu şekilde Kur'an hakkında genel bir kanıya vardıktan sonra ayrıntılı bir incelemeye başlanıp, öğretilerinin farklı yönleri hakkında notlar alınabilir. Örneğin, O'nun hangi hayat şeklini tasvip edip, hangisini kötülediği not edilebilir. İyi ve kötü insanın özellikleri yan yana sıralanmalıdır ki, iki tür davranış kalıbı da aynı anda insanın gözünde canlanabilsin. Aynı şekilde, insanı kurtuluş ve başarıya götüren şeylerle, başarısızlık ve hezimete götüren şeyler yan yana sıralanmalıdır. Buna benzer bir şekilde Kur'an'm, iman, ahlâk, ibadetler, yükümlülükler, medeniyet, kültür, ekonomi, siyaset, hukuk, sosyal sistem, savaş, barış ve diğer insani meselelerle ilgili öğretileri ayrı başlıklar altında toplanmalıdır. Bu notlar, öğretilerin her yönünü ele alacak, bir şekilde bütünleştirilmeli, sonra da tam bir bakış açısı oluşturacak şeklide bir araya getirilmelidir.

d) Eğer bir kimse, herhangi insani, ailevi ve içtimai bir problemin Kur'an'da nasıl çözümlendiğini öğrenmek istiyorsa, ilk önce klasik olsun, modern olsun, bu meseleyle ilgili birçok literatürü incelemeli ve temel meseleleri not almalıdır. Bu meseleyle ilgili o zamana dek yapılmış araştırmalardan da yararlanmalıdır. Daha sonra bu kitap ve araştırmalarda ele alman meselelere cevap bulmak amacıyla Kur'an'ı tekrar okumalıdır. Kendi tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz ki, bir kimse herhangi bir probleme çözüm bulmak, amacıyla Kur'an'a yaklaştığında, bu çözümü, hiç ummadığı halde ve atlayıp geçtiği ayetlerde bile bulacaktır.     

e) Kur'an'ın her bölümünün bir tek ünite imiş gibi incelenmesi tavsiye edilir. Kur'an, ilk öce bazı tercümeleri, mümkünse kelime çözümleri Arapça metinden incelenmelidir. İşte o zaman, Allah'ın lütfü ile, Kur'an'ın mesaj ve manaları kişiye apaçık kendini gösterecektir.

f) Fakat tüm bunlara rağmen, bir kimse Kur'an'ın mesajını pratiğe aktarmaksızın yani ilahi hükümleri bizzat uygulayıp yaşamaksızın O'nun ruhunu tam anlamıyla kavrayamayacaktır. Çünkü Kur'an, ne kolayca okunacak bir soyut teori ve fikirler kitabıdır, ne de ancak üniversite ve manastırlarda incelenebilecek dinî bir muamma kitabıdır. O, insanları kutlu bir harekete davet etmek ve bu harekete uyanların etkinliklerini, bu amacı elde edebilmeleri için yönlendirmek üzere gönderilmiş bir Kur'an'dır. Bu nedenle O'nun gerçek anlamını kavrayabilmek için kişi hayatın, bağrına atılmalıdır. Hz, Muhammed (sav) gibi yumuşak ve sessiz birinin, sessizliğinden çıkıp İslâm hareketini başlatmasının ve karşı çıkanlarla savaşmasının nedeni işte burada aranmalıdır. Onu her türlü yanlışlığa ve haksızlığa karşı savaş ilân etmeye ve şartlar ne olursa olsun, kâfirlerle mücadele içinde olmaya teşvik eden Kur'an'dır. Daha sonra Kur'an her evden temiz mizaçlı kimseleri kendine çekmiş ve onları, yeni harekete karşı çıkmak üzere kendilerini hazırlayan, eski düzenin savunucularına karşı mücadele etsinler diye lider etrafında toplamıştır. Yirmi üç yıl kadar süren, doğru ile yanlış, hak ile bâtıl arasındaki bu uzun ve şiddetli savaş boyunca Kur'an, İslami hayat tarzını mükemmel bir şekilde kurmayı başarıncaya dek her an ve her safhada İslami harekete rehberlik etmiş ilahi bir kaynaktır.

g) O halde bir kimse sadece O'nun kelimelerini okuyarak Kur'an'daki doğruları anlaması zor olacaktır. Bunları kavrayabilmek için kişinin iman ile küfür, İslami ile gayri İslami, hak ile batıl arasındaki çatışmada tarafını ortaya koyması ve etkin bir rol alması lazımdır. Bir kimse, ancak, O'nun mesajını kabul edip, tüm insanları bu huzur ve hürriyete çağırdığında ve O'nun Hidayeti üzere davrandığında O'nu daha iyi anlayacaktır. Ancak bu şekilde kişi, Kur'an'ın vahyedildiği dönemde olanlarla bugün yaşananları ve Kur'an'ın sunduğu çıkış yollarını kıyaslayıp anlayacaktır. Böyle bir kimse o dönemde, Mekke'de, Taif'te, Habeşistan'da karşılaştığı şartların aynısıyla karşılaşıp, Bedir'de, Uhud'da, Huneyn ve Tebük'te yaşanana benzer bir ateş çemberinden geçecek şartları yaşayacaktır. Ebu Cehillerle, Ebu Leheb'lerle, ikiyüzlü münafıklarla, Yahudilerle, kısacası Kur'an'da bahsedilen her türlü insanla karşılaşacaktır. Bu mükemmel bir tecrübedir ve bu tecrübe etmeye değer bir husustur. Bu tecrübelerin herhangi bir safhasından geçerken kişi, şu şu safhalarda nazil olduğu ve hareketi yönlendirmek üzere, şu şu talimatları verdiği kendiliğinden belli olan bazı ayet ve surelere rastlayacaktır. Bu şekilde kişi, kelimenin sözlük anlamlarını tam kavrayamasa, gramer ve belagatın inceliklerini tam çözümleyemezse bile, Kur'an sahip olduğu ruhu kendiliğinden ortaya koyacaktır. Aynı formül, O'nun emirlerine, ahlaki öğretilerine, ekonomi ve kültürle ilgili prensiplerine ve insan hayatının çeşitli yönleri ile ilgili, hükümlerine de uygulanabilir. Bunlar pratiğe aktarılmadıkça anlaşılamazlar. O halde, O'nu pratik hayattan uzaklaştıran kişiler ve toplumlar, sadece dudaklarıyla okuyarak O'nun anlamını kavrayıp ruhunu idrak edemezler."[11]

Şimdi acaba, bir üniversite imtihanı, bir memurluk sınavı, hatta bir sürücü belgesi alma kursları kadar olsun; dünya ve ahiret saadetinin prensip ve prosedürlerini ortaya koyan, psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve demokratik sorunlarımızın çözüm reçeteleri olan Kur'an'ı, bu Allah Fermanını ciddiye almayan ve bir sefercik bile mealini okumayan kimse, lütfen söyleyin, ne kadar Müslüman'dır ve ne kadar insandır?!..

 

 



[1] Furkan: 30

[2] Fussilet: 26

[3] Fussilet: 44

[4] Zuhruf: 3

[5] Taha: 2

[6] Taha: 113

[7] İsra: 45-46

[8] Rum: 58

[9] Bak Yunus: 15

[10] Muhammed: 23-24

[11] Tefhimül Kur'an Önsöz
Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

  Kâfir (münkir); Cenabı Allah’ı ve diğer iman esaslarını, (Kur’an’ı, Resulüllah’ı,...
Devami
Adnan Oktar 33. Derece masonluğa terfi ettiriliyordu! Suni ve sinsi imajı...
Devami
  YENİ ANAYASA HAZIRLIKLARI VE GERÇEK DEĞİŞİMİN TEMEL KURALLARI        Anayasalar; bir ülkedeki toplumla...
Devami
  MİRAÇ KANDİLİNDE YAPILAN MAKAM DUASI          Muhterem Abdullah Akgül Hocamızın, 2022...
Devami
  Mısır Kahire’de bulunduğumuz sırada, Ezher Hocalarından bazısı bize; “Hocam biz...
Devami
AKP iktidarının bu millete yaptığı en büyük kötülük; ekonomik, sosyal...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3042

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

SON YORUMLAR