YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661af83093dbb
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 528
Dün : 26764
Bu ay : 299114
Geçen ay : 453014
Toplam : 23078078
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

AKP İKTİDARININ SAVURGANLIĞI

VE

MELEN BARAJI TUTARSIZLIĞI

      

Erdoğan iktidarının yandaş kayırmacılığı ve savurganlığı sonucu; yanlış projelerle milyarlarca lira çöpe atılmıştı. Çatlaklar oluşan Melen Barajı’na 8 milyar TL, çürüyen Ankapark için 801 milyon dolar, kullanılamayan ve uçak inmeyen havalimanlarına da yüz milyonlarca lira boşa harcanmıştı.

Garip gurebanın hakkından ve kamu kasasından yandaş şirketlere milyarlarca lira aktarılan projeler, ya hatalı inşa edildiği için tamamlanamamış, ya da hukuki süreçler tamamlanmadığı için atıl kalmıştı. Olan ise kamunun çöpe atılan milyarlarca lirasına olmaktaydı.

İktidarın tamamlayamadığı projelerin başında Melen Çayı Projesi vardı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Melen Barajı için ilk ihaleyi 29 Mayıs 2012’de açmıştı. Bu ihalenin 213 milyon 850 bin TL’ye Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığına verildiği açıklanmıştı. Melen Barajı’nın temeli de 2014 yılında atılmıştı. Düzce ve Sakarya illerini birbirinden ayıran Büyük Melen Çayı’nın Karadeniz’e döküldüğü noktada inşaatına başlanan barajın 214 milyon liraya mâl olacağı vurgulanmıştı.

Temel atma töreninde konuşan dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı AKP’li Veysel Eroğlu da “Melen Barajı’nın İstanbul’un su sorununu 2071 yılına kadar çözeceğini” hatırlatmıştı. Eroğlu, “baraj inşaatının 7 Aralık 2016 tarihinde saat 13.59’da bitirileceğini” açıklamış ve “İstanbullular susuzluk konusunda endişe etmesin” diye hava atmıştı.

Törende konuşan dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş ise “Bugün sizlerle bir tarihe tanıklık ediyoruz. Gelecek kuşaklar adına bir tarih düşüyoruz” şeklinde konuşmuşlardı.

8 milyar TL çöpe atılmıştı!

Şirket, Eroğlu’nun açıkladığı tarihte baraj inşaatını tamamlayamamış ve DSİ 29 Aralık 2016’da baraj inşaatını tamamlamak için yeni bir ihaleye daha çıkmıştı. Hayret, bu ihale de yine ilk ihaleyi alan Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığına 271 milyon 548 bin TL’ye bırakılmıştı. Bu iki ihaleyle birlikte DSİ, Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığıyla toplam 485 milyon 398 bin TLlik sözleşme imzalamıştı.

Ancak baraj projesi bir türlü tamamlanamamış, inşaat sırasında barajın gövdesinde yarıklar ve açılmalar olmaya başlamıştı. Baraj bitirilemeyince Melen’in suyu İstanbul’a borularla aktarılmaya çalışılmıştı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu göreve gelir gelmez 19 Ekim 2019’da baraj inşaatında incelemeler yapmış ve baraj gövdesindeki derin çatlaklar nedeniyle inşaatın durduğunu açıklamıştı. DSİ Genel Müdürlüğü, Melen Barajı güçlendirme inşaatı için 28 Şubat 2020 tarihinde bir ihale daha hazırlamıştı. Bu ihaleyi de 412 milyon 151 bin TL teklif veren Everest Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş. kazanmıştı.

Şirket ile DSİ arasında imzalanan sözleşmeye göre, güçlendirmenin 26 Şubat 2023’te bitirilmesi planlanmıştı. Ancak şirket yetkilileri ve DSİ yetkilileri anlaşamamış ve şirket projeyi tasfiye kararı almıştı. DSİ tasfiye talebini kabul etmiş ve 8 Temmuz 2022’de Melen Barajı’nda yeniden çalışmalar askıya alınmıştı.

Melen Barajı için biri ikmal, biri güçlendirme olmak üzere 3 inşaat ihalesi, birkaç danışmanlık ihalesi, İSKİ’den DSİ’ye aktarılan kaynaklar ve kamulaştırma bedelleri dahil olmak üzere kamunun kasasından en az 8 milyar TL harcandığı anlaşılmıştı.

Baraj gövdesi çatladı, çöktü, müteahhidi kaçtı!

İstanbul’un sürekli yükselen nüfusuna paralel artan su sorununa karşılık bir sigorta olduğu düşünülen ancak verilen vaatlere rağmen yıllardır bitmeyen aşamalarıyla Melen Barajı bu iktidarın ayarını ve savurganlık talanını yansıtmaktaydı. İstanbul’un nüfusu 2022 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15 milyon 840 bini aşmıştı. Türkiye toplam nüfusunun yüzde 18,71’inin yaşadığı İstanbul’un su sorunu, kurulduğu günden beri önemli bir sorun oluşturmaktaydı.

İstanbul’un su ihtiyacını karşılama atılımları

Hızlı ve plansız bir şekilde büyüyen İstanbul, ilk kurulduğu yıllarda su ihtiyacını yer altı kaynak sularından sağlamaktaydı. Roma döneminde kentin su ihtiyacı artınca çevreden merkeze doğru su taşınması için kemerler yapılmıştı. Bu dönemde sur dışındaki kaynaklardan suyu taşıyabilmek için Bozdoğan ve Mazul Kemeri tamamlanmıştı. Aynı zamanda sarnıçlar inşa edilerek su depolanmıştı. Şehir Osmanlı’ya geçince de su sorunu yeni sıkıntılara yol açmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’da inşa edilen büyük kamu binaları, saraylar, nüfusun artması ve hamamlar su ihtiyacını arttırmıştı. Göreve gelen birçok padişah su yollarına yeni kollar katmışlardı. Mimar Sinan Kırkçeşme su tesisini inşa ederek, Sarıyer’deki Belgrad Ormanları’ndan suyu şehir merkezine taşımıştı. Boğaz kıyılarında inşa edilen yeni köşkler ve yerleşim yerleriyle Kasımpaşa, Galata, Beyoğlu, Fındıklı, Beşiktaş ve Ortaköy’ün kalabalıklaşması sonucunda İstanbul’un Pera şimdiki adıyla Beyoğlu’nda su sorunu başlamıştı. 1732’de yapılmış Taksim Suyu Tesisleri ile su sorunu çözülmeye çalışılmıştı.

Hızlı şehirleşmesi nedeniyle su sorunu devam eden İstanbul’da, Sultan II. Abdülhamid, Terno Bey’e imtiyaz fermânı vererek bir şirket kurmasını istemiş, Terno Bey, Dersaâdet Su Şirketi’ni (Compagnie Des Eaux de Constantinople) kurmuşlardı. Dersaâdet Su Şirketi, 1885 yılında Terkos Pompa İstasyonu aracılığıyla, 600 mm çapında döküm boru iletim hattı, 37 km kagir galeri hattı ile şehre ilk basınçlı su vermeye başlamıştı. Su şirketlerinin yetersiz kalmasıyla su sorununun şirketler aracılığıyla çözüme kavuşamayacağı anlayışı üzerine Terkos Şirketi 1932 yılında satın alınarak, (İSİ’ye) İstanbul Sular İdaresi’ne katılmıştı. İstanbul’un su sorununu çözmek için II. Abdülhamid’in emriyle Hamidiye Su Membası kurulmuştu. Hamidiye Su, küçük kaynak sularının şehir merkezi ve kamu binalarına ulaştırılması için yapılmıştı. 86 bölgede bulunan çeşmelere ek olarak Yıldız Sarayı’nda 30, Beşiktaş Sarayı’nda 10 olmak üzere toplam 126 çeşmeden su verilmiş, ayrıca isale hattı üzerindeki yedi çeşmeyle birlikte toplam 133 çeşmeden su dağıtılmıştı.

İstanbul’un sürekli ve kesintisiz artan nüfusu nedeniyle, temiz su ihtiyacı en önemli sıkıntıydı. 1950’li yıllarla beraber artan kentli nüfusun, daha fazla suya ihtiyacı vardı. 1990’a gelindiğinde ise su İstanbul’un temel sorunu halini almıştı. Alibey Barajı, Istranca dereleri regülatör projesi gibi projeler yapılsa da İstanbul’un su sorunu bir türlü çözüme kavuşmamıştı.

‘Büyük Melen Projesi’ Nasıl Başladı?

İstanbul’daki su sorunlarının önüne geçmek için Büyük Melen Projesi’yle Melen Çayı suyunun İstanbul’a taşınması gündeme taşındı. Projenin yapılması için 15 Ağustos 1990’da Bakanlar Kurulu kararı alındı. İstanbul’un 170 km doğusunda Karadeniz’e dökülen Büyük Melen Çayı’nın yıllık su potansiyeli 51 m3/sn olup Büyük Melen Barajı’nın düzenlenmesi ile İstanbul’a yılda ortalama 38 m3/sn suyun verilmesi planlandı. Bu miktar ile 2040’ta nüfusu 17 milyon olması beklenen İstanbul’un içme ve kullanma suyu ihtiyacı, diğer kaynaklarla beraber Büyük Melen Çayı tarafından karşılanacaktı.

1991’de Melen Sistemi’nin fizibilitesi DSİ-Nippon Koei Co. ortak çalışması ile ortaya çıktı. Projeye JBIC (Japan Bank for International Cooperation-Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası) tarafından bir milyar dolar karşılığı 94,8 milyar Japon yeni kredi açıldı.

Barajın yapılacağı en uygun yer olarak, Melen Çayı’nın döküldüğü Karadeniz’in yaklaşık yedi km güneyinde Çayüstü Tepesi ile Dikenli Tepe arasındaki alan olması kararlaştırıldı. Barajın fiziksel özellikleri ve kapasitesiyle ilgili teknik ayrıntılar saptandı. Baraj gövdesi ön yüzü beton kaplamalı kaya dolgu tipi, gövde uzunluğu 709 metre, gövde genişliği 12 metre, minimum su düzeyi 37 metre, minimum işletme su düzeyi 55 metre, aktif göl hacmi 577 milyon ton olacaktı. Kullanım ömrü 50 yıl olarak hesaplanan Melen Barajı’ndan İstanbul’a yılda 1,1 milyar ton su verilmesi planlanmıştı.

Melen Barajı projesi planlanan dört aşamadan oluşmaktaydı.

• I. Aşama: Büyük Melen Çayı üzerinde bir regülatör inşa ederek 8,5 m3/sn (yılda 268 milyon m3) debiyi çevirmek, pompa ve 185 km boru ve tünel sistemi ile 720.000 m3/gün kapasiteli Arıtma Tesisi ile arıtılmış suyun Boğaziçi Su Tüneli ile Avrupa yakasına taşınması.

• II. Aşama: Büyük Melen Barajı ve ikinci boru hattı ile yılda 307 milyon m3 su iletme; pompa kapasitesi artırılacak ve yeni bir arıtma tesisi yapılması.

• III. Aşama: Üçüncü boru hattı ile yılda 307 hm3 su iletme; pompa kapasitesinin artırılması ve yeni bir arıtma tesisi yapılması.

• IV. Aşama: İlave 308 hm3 su iletme için pompa istasyonlarına, arıtma tesisine (800.000 m3/gün ilave kapasiteli) ve enerji temin sistemine yapılacak ilavelerin tamamlanması. Böylece, bu projeyle 1.180 milyon metreküp su, İstanbul’a taşınacak ve 2040’a kadar İstanbul’un su ihtiyacı karşılanacaktı.

Planlanan aşamalardan sadece birincisi başarıldı. 2007’de İstanbul’da yaşanan kuraklık sebebiyle inşaatı bitirilen Melen regülatörü ile çekilen su, döşenen boru hattı ile 20 Ekim 2007 tarihi itibariyle İstanbul’a verilmeye başlandı. Baraj tamamlanmamasına rağmen Melen Çayı’ndan İstanbul’a su aktarılmıştı. Melen Çayı’ndan borularla getirilen su İstanbul’da mevcut tesislerde arıtılmakta ve kullanıma sunulmaktaydı. Proje kapsamında yapılan Avrupa yakasına su verebilmek için Boğaziçi Su Tüneli yapıldı. Tünel, toplam 5 bin 551 metre uzunluğunda olup, su yüzeyinin 135 m derinliğinde yer almaktaydı. Çapı dört metre olan tünelin üç milyon m3/gün kapasitesi bulunmaktaydı. Yani projenin şu ana kadar sadece birinci ayağı tamamlanmıştı.

17 Aralık 2012’de Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) ile Tur Şirketler Grubu ve Yöntaş İnşaat İş Ortaklığı ile Melen Barajı inşaat işi sözleşmesi imzalandı. İhaleyi alan şirket zeminin baraj gövde beton ağırlığını taşıyacak özellikleri olup olmadığının saptanması için sahada 14 adet 735 metre araştırma sondajı talebini aktardı. Ancak DSİ 14. Bölge Müdürlüğü 1 Mart 2013 tarihli yazısında talep edilen sondajların yapılmasını uygun bulmadı. Oysa 2009 yılında DSİ’ye sunulan ÇED raporunda ve 2012’de İTÜ’de yapılan yüksek lisans tezinde yapılan araştırmalarda barajın yapılacağı yerde zemin sorunları olduğu saptanmıştı.!?

Yıllarca süren yatırımların hepsi boşa çıkmıştı

Melen Barajı’nın temeli 6 Mart 2014’te atıldı. Törende konuşan dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, barajın 7 Aralık 2016 saat 13.59’da bitirilmesini istedi. Ancak baraj Aralık 2016’ya gelindiğinde bitirilmedi. Dönemin Bakanı Eroğlu yeni tarih olarak 12 Mayıs 2017’yi vermişti.

Aralık 2016’da baraj gövdesinin 666’ncı metresinde ilk çatlağa rastlandı. DSİ, Ağustos 2017’de konuyla ilgili araştırma yapmak üzere biri yerli diğeri yabancı iki şirketten talepte bulundu. 26 Ağustos 2017’de barajın beton gövdesi tamamlandı.

12 Mayıs 2017’de Melen Barajı hâlâ tamamlanamamıştı. Dönemin Devlet Su İşleri (DSİ) 14. Bölge Müdürü Sedat Özpınar, barajın 11 Ağustos 2018 tarihinde resmen bitirileceğini açıklamıştı. Ama baraj bu tarihte de hâlâ yarımdı.

Baraj çatlaklar nedeniyle su tutamayacağı için güçlendirme ihalesi yapıldı.

DSİ 14. Bölge Müdürlüğü Melen Barajı güçlendirme inşaatı için 28 Şubat 2020 tarihinde ihale düzenledi. 412 milyon 151 bin 148 TL’lik teklifin sahibi Everest Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş ihaleyi kazandı. Şirket, beklenmeyen fiyat artışları nedeniyle projeyi tasfiye kararı aldı. DSİ tasfiye talebini kabul etti ve 8 Temmuz 2022’de çalışmalar hepten askıya alındı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu 1 Ağustos 2022’de Melen Barajı’yla ilgili yaptığı açıklamada şunları aktarmıştı:

“İstanbul’un neredeyse bir yıllık suyunu garanti altına alacak bir barajdan bahsediyoruz. O dönemin Bakanının verdiği günden ve saatten bu yana, tam altı yıl geçti. Ve şu anda akıbeti belli olmayan, geleceği belli olmayan, çatlamış bir barajla karşı karşıyayız. Göreve gelir gelmez, biz bunu gündeme getirdiğimizde anladık ki, devletimizin bundan haberi yok. Devletimizi yönetenin de bundan haberi yok. Biz bunu gündeme getirince tekrar ihale sürecini devreye aldılar ve ihale yaptılar 2020’nin Şubat’ında. ‘2023’te biz burayı açacağız’ diye de o zaman deklare ettiler. Şu an gelinen noktayı söyleyeyim size. O günden bugüne, şantiyede yüzde sekiz oranında ilerleme yapılmış. Yeni çıkarttıkları genelgeden de müteahhit faydalanarak, sözleşmeyi fesheden bir müteahhit. Yani şu anda Melen’de çalışan müteahhit yok. Yani ‘İstanbul’un suyunu garanti altına alacağız’ deyip, 20 yıllık Türkiye yönetimi ve 20 yıllık İBB yönetimi, her iki alanda da kendi iradelerinde olmasına rağmen, ‘Bizim göz bebeğimiz, bizim aşkımız’ dedikleri İstanbul’un en hayati sorununu dahi çözmekte başarısız olan bir iktidar süreci.”

Konuyla ilgili konuşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Gökhan Gümüşdağ: “Melen Çayı çok kıymetli bir su. Melen suyu kullanılmadan deşarj alan bir suyumuz. Bolu Dağları’nda doğan bu su, kar sularından besleniyor. Kendi doğal akışıyla beraber Karadeniz’e dökülüyor. Güzel bir proje. Güzel düşünülmüş ve o güzel suyu da boşu boşuna kullanmadan Karadeniz’e vermek de bir israf. Ancak maalesef yumuşak bir zemin üzerine yapılıyor. Tam devreye alınma sürecinde baraj, çatlıyor. Yaklaşık iki yıl önce de barajın tekrar rehabilite edilmesi konusunda bir ihale yapıldı. Tabii rehabilite ne kadar olabilir? O da ayrı bir soru işareti” şeklinde yakınmıştı.

İktidar siyasi hesaplarla projeyi savsakladı!

Bölgede yaşayan gazeteci Şerif Sarı: “İktidar bir an önce İstanbul’a su yetiştirilmesi ve bunun siyasi getirisinden de faydalanma gayesiyle zemin etütleri yeteri kadar yapılmadan bir karara vardı. Bugün geldiğimiz noktada çatlaklar üzerine yeniden bir ihale oluşturuldu. İhaleyi alan firma artan fiyatlarla ilgili ödenek taleplerinin hükümetçe karşılanmaması üzerine mevcut şartnameye uyarak kendini bu işten çekme yönüne gitti. Bugün bu Melen Baraj gövdesinin yenilenmesi ya da güçlendirilmesiyle ilgili yapılan çalışma da son bulmuş vaziyette. Yeni bir ihale ya da yeni bir süreç gerekiyor” tespitinde bulunmuşlardı.

‘Melen Barajı, İstanbul’un su güvenliğinin sigortasıdır’

Konuyla ilgili görüşleri alınan DSİ eski yöneticisi ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, “Melen Barajı, İstanbul Büyük Melen su temin sisteminin en önemli parçası ve İstanbul’un su güvenliğinin sigortasıdır” diyorlardı. Barajın altı yıl önce (2016’da) bitirilmesinin planlandığını belirten Yıldız şunları aktarmıştı:

“Barajın işletme dışı olması İstanbul’un su güvenliğini tehdit ettiği gibi su temin planını da bozuyor ve enerji üretimini engelliyor. Melen Barajı bitmiş olsaydı kendi enerjisinin bir bölümünü, aynı barajdan hidroelektrik enerji olarak üretebilecekti. Baraj bitmediği için büyük pompalarla su İstanbul’a basılıyor. Bu da İstanbul’da su temininin birim enerji maliyetini büyük oranda arttırıyor. Melen Barajı olmuyorsa mevcut baraj yeri dışında yeni bir aks üzerinde yeni bir barajın inşa edilmesi çalışmalarına hızla başlanması birçok açıdan faydalı olacaktır.”

“Havzalar arası su transferi en son yöntem olmalıdır!”

Havzalar arası su transferinin en son başvurulması gereken bir su temini yöntemi olması gerektiğini belirten Yıldız:

“İstanbul esas itibariyle sürekli su temin edilmesi gereken bir mega kentimiz haline geldi. Çünkü artan nüfus ve buna bağlı olarak artan su talebi İstanbul’un bütün çevresindeki suyun İstanbul’a taşınması ihtiyacını doğurdu. Çünkü eğer siz İstanbul gibi büyük metropolün su teminini en kısa zamanda sağlamayı bir politika olarak benimserseniz İstanbul artık kendi çevresinin çok çok daha ötesinden su talebini arttırmaya devam edecektir. Bu da sürdürülebilir bir çözüm olmaz. Bu nedenle İstanbul su temini, suyun arzının yönetimi yanı sıra suyu talep edenlerin de talebinin yönetimine yönelik bir politikaya acilen ihtiyaç duymaktadır” uyarısında bulunmuşlardı.

“Suyun başka bir yere taşınması ekolojik dengeyi bozacaktır!”

Prof. Dr. Halim Orta da Melen Projesi’ni yani havzalar arası su naklini doğru bulmadığını vurgulamıştı. İstanbul’u rahatlatırken Melen Havzası’na zarar verileceğini belirten Orta, “Su taşımak petrol taşımaya benzemez. Yani petrolü başka bir yere taşır satar pazarlarsınız ama suyu o havzanın dışına çıkardığınızda, o havzadaki ekosistemi kökünden zedelersiniz, yaralarsınız. O ekosistemin en büyük parçasıdır su.”

Gazeteci olan ve barajın yapılacağı bölgede yaşayan Şerif Sarı da, “Melen Baraj bölgesindeki fındık üreticilerinin yaşadıkları sorunlar var. Su havzasında görülen sis dediğimiz bulut sabahları soğukla birleştiği zaman; fındık üretimine, üretim kalitesine ve verimine yüzde yetmişlerde olumsuz etki yapıyor. Bir durumla karşı karşıyayız. İşin bu boyutu üreticiyi ilgilendiren yani bölgemizi ilgilendiren bir konu. Bununla ilgili maalesef hiçbir çalışmaya ya da vatandaşı bilgilendirme yönünde ilgili bakanlık tarafından bir açıklama, bir kamuoyunu bilgilendirme yapılmadı” ifadelerini kullanmıştı.[1]

AKP İktidarının ayarı ve aynası: Melen Barajı!

Melen Barajı’yla ilgili İTÜ tarafından hazırlanan 2009 tarihli Nihai ÇED raporunda ve 2012 tarihinde yine aynı üniversitede yapılan zemin durumu araştırmasında, zeminin olumsuz durumu ile ilgili yapılan saptamalar ve öneriler niçin dikkate alınmamıştı? 

Uzaydaki yıldızlar büyüdükçe çekim gücü artmaktaydı. İstanbul da öyle oldu. Büyüdükçe çekim gücü artmıştı. 1945’te 1 milyonluk nüfus, 2020’de 16 milyonu geçme noktasına dayanmıştı. 2008’de bilim insanlarına yaptırılan çevre düzeni planı rafta bırakıldığı için plansız ve vizyonsuz büyüme oldu, büyüme yığılmaya dönüştü. Günümüzde “çılgın proje” gibi çevre düzeni planına aykırı projelerle İstanbul’da nüfus artışının durması olanaksızdır. Çevresini dört asma köprüyle bağlama, Avrupa Yakası’nı ortasından bir kanalla yarma ve üzerine altı tane daha devasa asma köprü yapma ve parayı verene su havzalarını imara açma misyonu ile Marmara Bölgesi, toplam nüfusunun 25 milyonun üzerine çıkmaya ve Türkiye’nin toplam nüfusunun en az üçte birini toplamaya aday duruma taşınmıştır. Sonuç olarak, Marmara Denizi’nin müsilâjla (deniz salyası) kaplanması, temiz suya ulaşımın zorlaşması ve hava ve çevre kirliliği sorunlarının artması kaçınılmazdır. İzmit Körfezi’nden çıkan ve Tekirdağ, Mürefte-Şarköy üzerinden Saros Körfezi’ne uzanan devasa Kuzey Marmara Fayı varken, nüfusu ve Gayri Safi Milli Hasıla içerisindeki payı artan bu kadim şehri daha da büyütme politikaları temelinden yanlıştır.

Durdurulmayan nüfus artışına “su” temini konusunda İstanbul her dönem gündem olmuştur. Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Terkos gölleri yetmemiş, su havzalarında ve akarsular üzerinde bazı barajlar ve tesisler (Alibeyköy Barajı, Ömerli Barajı, Darlık Barajı, Elmalı Barajı, Sazlıdere Barajı, Istranca dereleri üzerindeki barajlar, Şile kuyuları, tarihi bentler) yapılmış. Ama onlar da yetmemiş. İstanbul’un il sınırları içerisinde bulunan su havzaları yetmeyince, Büyük İstanbul Su Temin Projesi adı ile başlatılan proje ile hükümet, Düzce’den Bulgaristan sınırına kadar altı ili içine alan 450 km uzunluğundaki ve 38 bin kilometrekare genişliğindeki Kuzey Marmara bölgesindeki su kaynaklarını İstanbul’a akıtma kararı almıştır. İşte Melen Çayı’na baraj yapma projesi böyle başlamıştır.

İstanbul’un 170 km doğusunda Karadeniz’e dökülen ve yıllık su potansiyeli ortalama 51 ton/saniye olan Büyük Melen Çayı’ndan İstanbul’a daha fazla içme ve kullanma suyu getirmek için proje çalışmaları 1988 yılında başlatıldı. O zaman yapılan tahminlere göre 2040 yılında nüfusu 17 milyon olması beklenen İstanbul, bu barajdan 38 ton/saniyelik bir ek kaynakla su gereksinimini karşılayacaktı. Hesapların tutmayacağı açıktı. İstanbul nüfusu 2021 yılında 17 milyona dayandı. Proje ilan edildiğinden bu yana 30 yıl geçti. 2014 yılında bitirilmesi planlanan barajın, 2016 yılında bitmesine yakın bir zamanda gövdesinde kırıklar oluşmaya başladı. Acaba baraj gövdesi neden kırıldı? Bu yazıda, 30 yıl önce başlayan karar sürecini ve barajın neden kullanılmaz duruma geldiğini erişebildiğim kaynaklara dayanarak açıklamaya çalışacağım. 

Melen Ortak Girişim Grubunu Kimler Kurmuşlardı?

Büyük Melen Barajı planlama aşamasındaki ilk arazi çalışmaları 1990-1992 yılları arasında yapıldı. 1991 yılında Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası (JBIC) Büyük Melen Sistemi Projesi’ne destek vermeyi kabul etti ve proje Nippon KOEI müşavirlik grubuna ihale edildi. Melen Projesi ile ilgili fizibilite etüdü 1991 yılında, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) ve müşavir firma Nippon KOEI tarafından hazırlandı. Projenin Mühendislik, Müşavirlik ve Kontrollük Hizmetleri, Melen Ortak Girişim Grubu (konsorsiyum) tarafından yürütüldü. Bu girişim grubu (biri Japonya, ikisi İngiltere ve beşi Türkiye menşeili toplam sekiz firmadan oluşmuştu. Bu grubun yapacağı işler şunlardı: Zemin etütleri ve jeolojik araştırmaların yapılması, mevcut fizibilite raporunun gözden geçirilmesi, uygulama projelerinin (arıtma tesisi proses yapıları hariç) hazırlanması, sözleşme dokümanlarının (çelik boru ve özel parça temini işleri dahil) hazırlanması, harita çalışmalarının yapılması ve kamulaştırma planlarının hazırlanması, ÇED raporu ve çevresel izleme programının hazırlanması, inşaat ihale dokümanlarının hazırlanması, ihale değerlendirme sürecinde İdare’ye teknik destek verilmesi, inşaat kontrollüğü hizmetleri (baraj, boğaz geçişi tüneli ve kondüvi hariç). Müşavirlik grubunun yerli firmalarından bir bölümü ve DSİ Jeoteknik Hizmetler ve Yeraltı Suları Dairesi Başkanlığı baraj gövdesinin oturacağı yerin ve göl alanının yer altı yapısını ve zemin özelliklerini inceleyecek (jeolojik, jeofizik ve jeoteknik etütler) yöntemleri uygulayacak ve baraj gövdesini taşıyacak yeri ve su dolacak gölet alanının su tutma özelliklerini araştıracaktı. 

Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonrasında Büyük Melen vadisinde en fazla yağış alanını içine alabilecek, yer ve zemin yapısı ve topografik koşulları uygun yerin Melen Çayı’nın döküldüğü Karadeniz’in yaklaşık 7 km güneyinde Çayüstü Tepesi ile Dikenli Tepe arasındaki alan olmasına karar verildi. Yapılan araştırmalar sonucunda İstanbul’a yetecek miktarda su temini sağlama ve elektrik üretimi yapabilme açısından barajın fiziksel özellikleri ve kapasitesiyle ilgili teknik ayrıntılar belirlendi. Baraj gövdesi ön yüzü beton kaplamalı kaya dolgu tipi, gövde uzunluğu 709 metre, gövde genişliği 12 metre, minimum su düzeyi 37 metre, minimum işletme su düzeyi 55 metre, aktif göl hacmi 577 milyon ton olacaktı. Projeye göre içme ve kullanma suyu olarak Melen Barajı’ndan İstanbul’a yılda 1.1 milyar ton su verilmesi planlanmıştı. Baraj ve batardo gövde yapıları yanı sıra proje kapaklı dolu savak, iki adet derivasyon tüneli, içme suyu pompa istasyonları, 152 km uzunluğunda iki adet 3 metre çapında isale hattı, arıtma tesisleri ve 45 MW kurulu güçte HES tesislerinden oluşacaktı. Su, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasına iç çapı 4.5 metre olan beton kaplamalı tüneller olmak üzere 27 km uzunlukta beton borularla aktarılacaktı. Barajın ekonomik ömrü 50 yıldı. Plana göre, Melen Barajı Projesi`nin elektrik enerji üretimi ve içme suyu sağlamasının yanı sıra, Melen Çayı’nın akımlarını düzenleme özelliği ile taşkın koruma işlevine de katkıda bulunacaktı. Melen Çayı’ndaki su akımının düzenlenmesi, su içerisindeki canlıların yaşam şartlarının kolaylaşmasına da neden olarak ekosistem üzerinde olumlu etkiler yapacaktı. 

22 Mart 1997 tarih ve 22941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye-Japonya sözleşmesi ile projenin gerçekleştirilmesi ve toplam maliyetinin 1.2 milyar ABD doları olması öngörülmüştü. Büyük Melen Barajı inşaatının 2009 yılında başlayıp, 2014 yılı içerisinde bitirilmesine karar verildi. Kademeli olarak enerji üretecek ve içme suyu temini sağlayacak baraj, 2014-2022 yılları arası 536 milyon ton/yıl. 2022-2032 yılları arası 804 milyon ton/yıl ve 2032 yılı sonrası 1 milyar ton/yıl içme ve kullanma suyu sağlayacaktı. Enerji üretimi, içme ve kullanma suyu teminine göre ters orantılı ve yine kademeli olarak üretilecekti.

Baraj aksının yeri ve yüksekliğinin tespiti amacıyla DSİ’nin ilgili uzmanları tarafından sahada incelemeler yapıldı ve çeşitli seçenekler değerlendirildi. Baraj gövdesi önce kil çekirdekli kaya dolgu olarak planlanmıştı ancak daha sonra maliyet baz alınarak ön yüzü beton kaplı kaya dolgu türüne dönüldü. Bu karar nedeniyle ilk yapılan malzeme alanı etütleri tekrar yapıldı ve 2007 yılında yeni rapor yazıldı. 2007 yılında İstanbul’da yaşanan kuraklık nedeniyle projeye hız verildi ve inşaatı bitirilen Melen Regülatörü ile Büyük Melen Çayı’ndan çekilen su, döşenen isale hattı ile 20 Ekim 2007 tarihi itibariyle İstanbul’a verilmeye başlandı. O günden bu yana, baraj olmamasına rağmen Melen regülatöründen çekilen su İstanbul’a akıtılmaktadır. 2019 yılında Melen Çayı’ndan İstanbul’a verilen içme suyu ancak 247 milyon tondur. Günümüzde baraj inşaatında ortaya çıkan ciddi sorunlar nedeniyle inşaatın bitirilememesi sonucu, Melen Çayı’ndan borularla getirilen su İstanbul’da mevcut tesislerde arıtılmakta ve kullanıma sunulmaktadır. 

Baraj gövdesi inşaatı yanlış zeminde yapılmıştı!

“29 Mayıs 2012’de Melen Barajı inşaat işinin ihalesi yapılmıştı. İnşaat işi sözleşmesi 17 Aralık 2012’de DSİ ile E. A.Ş. ve Y. A.Ş. arasında imzalanmıştı. Şirket, baraj temelinin zemin özelliklerinin çok iyi araştırılması ve üzerine inşa edilecek baraj gövde beton ağırlığını taşıyacak özellikleri olup olmadığının saptanması için sahada 14 adet 735 metre araştırma sondajı talebini aktarmıştı. Herkes biliyordu ki, 2009 yılında DSİ’ye sunulan ÇED raporunda ve 2012’de İTÜ’de yapılan yüksek lisans tezinde yapılan araştırmalarda ciddi zemin sorunları saptanmış ve uyarılar yapılmıştı. Ancak DSİ 14. Bölge Müdürlüğü 1 Mart 2013 tarihli yazısında talep edilen sondajların yapılmasını nedense uygun bulmamıştı!? Baraj temelinin taşıma gücü ve zemin değerleri ile ilgili sakıncalardan dolayı şirket uluslararası deneyime sahip P.C.R. adlı şirkete bir çalışma yaptırmıştı. Raporda; baraj temelinin oturacağı zemin yapısının taşıma gücü ve kaymaya karşı yeterli dayanıma sahip olmayacağı kuşkusu ve ek zemin araştırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştı. İlgili rapor DSİ yöneticilerine aktarılmış, ancak şirketin isteği dikkate alınmamıştı. Bu koşullar altında şirket baraj inşaatına başlamak zorunda kaldı. 21 Temmuz 2015’te baraj gövdesi dökümü başladı. Aralık 2016’da baraj gövdesinin 666’ncı metresinde ilk kırığa rastlandı. Mart 2017’de DSİ heyeti oluşan kırığı yerinde inceleme kararı almıştı. DSİ, Ağustos 2017’de konuyla ilgili araştırma yapmak üzere biri yerli diğeri yabancı iki şirketten talepte bulunmuşlardı. 26 Ağustos 2017’de barajın beton gövdesi tamamlandı. 28 Şubat 2020’de baraj gövdesinin çatlağının onarımı ve güçlendirilmesi için 1 Haziran 2020-26 Şubat 2023 tarihlerini kapsayan 3 yıllık süre için proje ihale sonucu 412 milyon 151 bin TL’ye E. M. AŞ’ye bırakıldı. Basına yansıyan haberlere göre, 2 yıl geçmesine rağmen firma işe başlatılmadı. Bütün bu koşullar altında barajın 26 Şubat 2023’te hizmete girmesi beklendiği açıklandı. Sorunun çözümü için yalnızca onarım mı yapılacak, yoksa yeni bir baraj gövdesi mi yapılacaktı? Her ne yapılacaksa 2023’e yetişmesi mümkün olmayacaktı. Çünkü, çok geç kalınmıştı.”[2]

Evet, AKP iktidarında, bu Milletin milyarlarca lirası böyle çöpe atılmakta; plansız ve programsız yatırımlar ve ihale yutturmacalarıyla yandaşlara trilyonlar kazandırılmaktaydı. Erdoğan iktidarı, günü kurtarma kararlarıyla geleceğimizi karartmaktaydı. Birkaç yıl önce kişi başına Milli Gelirin 25 bin doları aşacağı söylenirken bugün 9 bin doların altındaydı. Enflasyon %150’yi aşmış, son 45 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Ahlâki ve ailevi tahribatlar ise giderek hızlanıp yaygınlaşmaktaydı. Artık bu iktidar ülkenin bir numaralı sorunu halini almıştı, mutlaka ve demokratik yollarla bir çıkış yolu bulunmalıydı…

 


[1] https://yesilgazete.org/catladi-coktu-muteahhidi-kacti – 25 Ekim 2022

[2] Haluk Eyidoğan – T24 – 10 Şubat 2022

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Nail KIZILKAN

Nail KIZILKAN

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
14 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Saffet

Milli Çözüm Kur’an Tercümanı
Milli Çözüm günümüzde Kur’ana tercümanlık yapmaktadır. Ve yaşayan canlı örneği gibidir. Milli Çözüm hiç bir kimseden ve kesimlerden korkmadan Allah’ın inayetiyle gerçekleri dim dik bir şekilde haykırmaktadır.Bir Hadisi şerifte “Cihadın en faziletlisi, zâlim sultanın karşısında hakkı ve adaleti söylemektir.” (Ebû Dâvûd, Melâhim 17; Tirmizî, Fiten 13. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 37; İbni Mâce, Fiten 20) İşte Milli Çözüm bunu yapmaktadır.Rabbim tüm emeği geçen kardeşlerimizden razı olsun.

Veysel

Jandarma
Aziz Erbakan Hocamız, İzmit’te yapılan bir iftarda; “sizler AKP hükümetinin yanlış faaliyetlerini durduracak jandarma kuvvetisiniz” buyurmuşlardı. İşte o sözün hikmeti gereği Milli Çözüm bir yaraya daha parmak basmıştır. İnşallah bu yarayı ortadan kaldıracak tedbirlerin alınmasına sebep olacak da Milli Çözüm olacaktır.

Hasan Özçelik

Adilikler bitmez dostum, Adil Düzen yok ise…
[b]Mücahit mütahit oldu, derdi ihale cüzdan

Haram haksız vurgunlarla, her yıl dönüyor Haccdan

Faiz fuhuş kumar azdı, nerde İslam ve vicdan

Herkes gidişattan memnun, şerden bezen yok ise

Kötülük sömürü bitmez, Adil Düzen yok ise…

        

“Başkası yapsa haramdır, bizimkine mübahtır…”

Bu bir mantık marazıdır, fısk herkese günahtır

“Bize kötülük yazılmaz…”, bu şeytani tuzahtır

İslam’ın Hakk eleğinde, insan süzen yok ise

Gaflet cehalet biter mi, Adil Düzen yok ise…

[/b]

https://www.millicozum.com/mc/duyurular/ya-adil-duzen-ya-zulum-ve-adiliklersiir

E.ÇAĞIL

KUL HAKKIYLA GEÇEN 20 YIL
Allah razı olsun Hocam bizleri bilgilendiriyorsunuz….20 yıldır yapılan her türlü proje ,icraat tam bir fiyasko..Yazıklar olsun medyanında bombardımanıyla yalan haberler yayılıp insanlar zehirleniyor , inandırılıyor..Haram helal ver Allah’ım senin kulun yer Allah’ım(Tövbe) inancı ile firavun iktidarları devam etmektedir…

Allah CC hırslarını ve kibirlerini yok etsin..Ülkemizi selamete çıkarsın inşaAllah

N.Çelik

Devlet malını yağmalamak
K. İmârat, 3498) peygamber efendimiz (sav)
Yine devlet malı hususunda Müslümanların dikkatini çekmek üzere, “Mü’min, devlet malına hıyanet etmez.” buyurmuş ve devlet hâzinesine ait değeri fazla olmayan bir malı zimmetine geçiren bir Müslümanın cenaze namazını kılmamıştır.

Mücahit Dinç

Akılları yok!
Cennet vatanımıza ve halkımıza bu eziyet ancak sistematik bir siyonist kafasıyla yapılabilir.
Bunlarda bu tahribatı yapacak akıl bile yok.
Siyonist abilerinin söylediklerini yapmak zorundalar..
İhanetle devraldıkları koltuklarında sadece at yarışı spiiikerliği yapmaktalar.
Yoksa bu vatan topraklarında yaşayan bir gayrimüslüm bile bu tahribatları bu ülke ve vatandaşına reva görmez
Rabbimiz, ümmeti bu iktidardan çok yakın bir zamanda kurtaracaktır İnşallah…

Osman Nuri

Davası Hak’kın ve hayrın hâkimiyeti olanların, bütün sevdası ve maksadı; Allah’ın rızası ve insanlığın rahatı ve refahıdır.
Makale için kıymetli yazarımız Nail Bey’e teşekkürlerimi arz ediyorum… Çok söze veya yoruma ihtiyaç hissetmiyorum. Ancak Üstad Ahmet Akgül Hocamın şu hikmetli sözünü hatırlatmak istiyorum:
“[b]Davası Hak’kın ve hayrın hâkimiyeti olanların, bütün sevdası ve maksadı; Allah’ın rızası ve insanlığın rahatı ve refahıdır. Nefs-ü hevasını ilahlaştıran ve dünyaya tapınanların, aşk şiirleri safsatadır.”[/b]

Ülkemize Cumhuriyet tarihi boyunca gelmiş geçmiş liderlerden en büyük devasa devrimsel nitelikte hizmetlere imza atan kimdir desek ; birincisi Atatürk , ikinci olarak da Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Hocamızın ismini söyleyebiliriz. Ama üçüncüyü saymak veya söylemek malesef mümkün değil… Bu iki Zaat da kendisine hakaret iftiralar atmış bu ülke insanlığına üstte hatırlattığımız o hikmetli sözde de ifade edilen :
[u]Davası Hak’kın ve hayrın hâkimiyeti olanların, bütün sevdası ve maksadı; Allah’ın rızası ve insanlığın rahatı ve refahıdır.[/u]” prensibince insanlığa hizmet etmişlerdir… Ama şuan görmekteyiz ki siyasi politik hesaplar güderek şahıslarına yaramayan menfaatleri olmayan konularda hizmet etmeyi geç , köstek olan bir yapı mevcut malesef. Makalede de kıymetli yazarımızın belirttiği gibi bu ülkemin en büyük sorunu şuan ki siyasi iktidardır ve demokratik usüllerle Milli Bir Mutabakat yoluyla veya şuan oluşturulmuş olan 6’lı Masa ya destek verilmesi en elzem konudur… Halka Hizmet Hakka Hizmettir , insanların hayırlısı insanlara faydalı olandır prensibince hareket etmeyi düçar edinenler ve kurtuluş reçetesi olarak hazırlanan ADİL DÜZEN PROJELERİNİ uygulayacak Milli Çözüm Zihniyetinin bir an evvel işbaşıba gelmesi gerekmektedir…

Necmettin

GERÇEĞE SIRTINI DÖNENLERİN,SINIR TANIMAZ TAHRİBATLARI!
Ne ekonomi,ne devlet kültür ve saygınlığı,ne ahlak maneviyat ve neslin korunması,ne şahsiyetli dış politika
vb… gibi hayati hiç bir konuda,ıslah etmek,İyiye yöneltmek bir yana, herşeyi çok daha kötüye götüren,gerçeğe sırtını dönüp hıyanete yönelen böyle kirli zihniyetlere bakınız Kur’anda nasıl dikkat çekilmektedir:

“2:204
(Ey Resulüm!) İnsanlardan öylesi vardır ki, (aslında İslam’a hasım ve Sana hain oldukları halde) dünya hayatına ilişkin sözleri (kahramanlık gösterileri, başarılı girişimleri, kolaycı ve çıkarcı projeleri) Senin hoşuna gidecektir ve (böyleleri) kalbindekine (münafıklık ve menfaatçilik düşüncesine) rağmen Allah’ı şahit getirir (yeminler ederek dine ve davaya sadık ve samimi olduğunu belirtir); oysa o (gizli ve tehlikeli) azılı bir düşman (yerindedir).

2:205
(Çünkü bu tipler, Hakk davadan döneklik ederek) Sırtını çevirip gittiği ve işbaşına (iktidara) geçtiği zaman; (ülkesinde ve) yeryüzünde (barış kılıflı) bozgunculuğa girişmeye, ekini ve nesli helak etmeye çaba gösterir. (Genleri bozulmuş İsrail tohumları ile bitki ve hayvan türlerini ve bebeklerin-gençlerin geleceğini tahribe yönelir.) Allah ise, (fitne ve fesadı) bozgunculuğu sevmemektedir.
2:206
Bunlara: “Allah’tan kork!” (Bu hıyanet ve tahribatlarından vazgeç) denildiğinde ise, büyüklük gururu (ve sapkınlık durumu) onu (daha da kuşatıp isyana ve) günaha sürüklemektedir. Böylelerine cehennem yeterlidir; ne kötü bir yataktır o, (girince göreceklerdir.)”
Bakara Suresi 204-205-206

Musa Harun KESKİNSÖZ

AKP DEDİKLERİ!.
Hacısı hocası, şeyhi hafızı
Erkeği karısı, toplumun yarısı
Taparcasına savunur, AB kuklalarını
Hele bir bakın, var mı hiç uyananı…

Şeref haysiyet, ayaklar altında
Faiz zina yaygın, domuz kasaplıkta
Sakallı Hüsnü, banka kuyruğunda
Paracıkları bekliyor, kur korumalıda…

Eşcinsellik resmileşti, bunların döneminde
Yuvalar yıkıldı, vicdan çürüdü, çözüldü aile
Beraber yürüdük şarkısını, söyleye söyleye
Ülkeyi getirdiler, uçurumun eşiğine…

Hidayet kararmış, çürümüş beyinler
Davaya ihanet eder, sözde bilgeler
Hepsi dolaylı, Siyona hizmetçiler
Ekranda düşman, yüzde hep birlikteler…

Mustafa Yaprakcı

En önemli ve öncelikli sorunumuz
Tekrar anlaşıldığı üzere en önemli ve acil sorunumuz işbirlikçi iktidar ve hatta ona çanak tutan sahte muhalefetten kurtularak Milli Mutabakat hükümeti kurmaktır. Bu Milli Mutabakat Hükümetinin de Merhum 54. Hükümetin Başbakanı PRF. DR. NECMETTİN ERBAKAN Hocamızın evrensel plan ve projelerine sadık kalması seçenek değil ZORUNLULUKTUR. Zira Hocamız kurtuluşun MİLLİ ÇÖZÜM’e inanan bir Cumhurbaşkanı yola olacağını ifade etmiştir.

Mus ab

Bunların eline değil devlet, leblebici dükkanı bile verilmez
” Bunların eline değil devlet, leblebici dükkanı bile verilmez” Tespiti Aziz Erbakan Hocamız tarafından yirmi yıl önce yapılmıştı.
Makale, Aziz Erbakan Hocamızın tespitinde ne kadar da haklı olduğunun bir kez daha kanıtıydı.

Sonuç olarak leblebici dükkanı verilmeyecek zihniyete şayet devlet verilirse her alanda Melen çatlakları açılır; Ahlak ve maneviyatta çöküntü, bin liralık kiraların beş katına çıktığı bir ekonomik iflas, tüm komşularla düşman olunmuş bir dış politika sonuç olur.
Çözüm için birinci adım; Makalemizin son paragrafında yazılıydı:
“Evet, AKP iktidarında, bu Milletin milyarlarca lirası böyle çöpe atılmakta; plansız ve programsız yatırımlar ve ihale yutturmacalarıyla yandaşlara trilyonlar kazandırılmaktaydı. Erdoğan iktidarı, günü kurtarma kararlarıyla geleceğimizi karartmaktaydı. Birkaç yıl önce kişi başına Milli Gelirin 25 bin doları aşacağı söylenirken bugün 9 bin doların altındaydı. Enflasyon %150’yi aşmış, son 45 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Ahlâki ve ailevi tahribatlar ise giderek hızlanıp yaygınlaşmaktaydı. Artık bu iktidar ülkenin bir numaralı sorunu halini almıştı, mutlaka ve demokratik yollarla bir çıkış yolu bulunmalıydı…”

Vahdet Nazlı

Hüsran
Yüzlerce israftan yüzlerce hezimetten yine bir tanesi. Öz kaynakları biricik olan güzel ülkemizin ne kadar kötü kullanılabileceği sorulsa ancak bu kadar kötü kullanılabileceği cevabı verilecekti.

Mehmet Çelik

MİLLİ MUTABAKAT ŞART OLDU!!
AKP iktidarında, bu Milletin milyarlarca lirası böyle çöpe atılmakta; plansız ve programsız yatırımlar ve ihale yutturmacalarıyla yandaşlara trilyonlar kazandırılmaktaydı. Erdoğan iktidarı, günü kurtarma kararlarıyla geleceğimizi karartmaktaydı. Birkaç yıl önce kişi başına Milli Gelirin 25 bin doları aşacağı söylenirken bugün 9 bin doların altındaydı. Enflasyon %150’yi aşmış, son 45 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Ahlâki ve ailevi tahribatlar ise giderek hızlanıp yaygınlaşmaktaydı. Artık bu iktidar ülkenin bir numaralı sorunu halini almıştı, mutlaka ve demokratik yollarla bir çıkış yolu bulunmalıydı…

R YÜCEL

“Devlet malından bir hırka bile aşıran savaşta bile ölse şehit olamaz.” Hz Muhammed (s.a.v)
Kul hakkı yemenin en tehlikeli çeşidi, devlet ve vakıf malı gibi âmmenin ortak hakkı olan şeyleri haksız yere gasbetmek ve uygunsuz bir şekilde kullanmaktır.

Aranızda birbirinizin mallarını (hırsızlık, kumar, gasp, faiz, aldatma, hile gibi) haksız ve bâtıl sebeplerle yemeyin. (Bu kötülükleri serbest bırakan zulüm ve sömürü sistemlerine ve işbirlikçi hain yönetimlere fırsat tanımayın ve arka çıkmayın.) Ve insanların mallarının bir kısmını (yalancı şahitliği ve çek senet hilesi gibi) bile bile günah ve haksız yöntemlerle yemek için, onları (rüşvet olarak) hâkimlere aktarmayın. Bakara suresi 188

(Münafıkların Hz. Peygamberle ilgili; savaş gelirlerini keyfince ve yakın çevresine harcayıverdiği yönündeki itham ve iddiaları asılsızdır.) “Yeğüll” yapmak (yani ganimet malından gizlice bir şey aşırmak ve emanete-Beytü’l mâl’e hıyanette bulunmak) bir Peygambere asla yakışır (tavır) olmayacaktır. (Bu tür ithamlar Elçiye iftiradır.) Her kim, (ganimetten, devlet hazinesinden veya cihad bütçesinden) ihanetle bir şey çalarsa, kıyamet günü, o (haksız ve ahlâksız yollarla) aldıklarını (sırtlamış ve Allah’ın lanetine uğramış vaziyette) gelip (âleme rezil edilecektir). Sonra, (zerre kadar) haksızlık edilmeden, her nefsin kazandığı kendisine eksiksiz olarak ödenecektir. Âl-i İmran suresi 161
Mâide 44
Gerçek şu ki, içinde bir hidayet ve nur bulunan Tevrat’ı Biz indirdik. (Allah’a) Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginler (Ahbar), Allah’ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse (ey bilgili ve yetkili kimseler) insanlardan korkmayın, Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim (hükümet ederken, hâkimlik ve hakemlik yaparken) Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse (siyasi, ekonomik, ilmi ve ahlâki konularda çözüm üretirken ve kanun hazırlarken, hiçbir mazeret ve mecburiyeti bulunmadığı halde, Kur’an’ın emir ve yasaklarını temel ölçü edinmezse); işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. Mâide suresi 44
https://www.mealikerim.com/5/maide/44

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
14
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx