EY LAYT MÜSLÜMAN!
Akıl donmuş; imanın, karakışıdır
Zalimi alkışlar mı, hayret, Müslüman?
Iraklı Fatmaların, haykırışıdır:
“Hiç mi vicdanız yok, ey layt Müslüman?!
Filistinliyi suçlar, Yahud’a acır
Coniye dua eder, erzakın taşır
Hakikatı söylersin, kıçını kaşır
Ayarları bozulmuş, sakat Müslüman!..
Viran olur Müslüman; yurtlar, bahçalar
Gâvur, Dinimi bozar, devlet parçalar
Hâlâ, “hoş gör, diyalog”; davulu çalar
İz’ansız ve insafsız; hoyrat Müslüman!..
Hakkın yokuşu yeğdir, Bâtıl düzünden
Onursuzun kurtulmaz, kalbi hüzünden
Bu kahpe âmirler ve, âlim yüzünden
Zillet ve sefalette; heyhat, Müslüman!..
PKK’ya laf atar, dost Amerka’yla
Başıyla müttefiktir, küs kuyrukuyla
Bakan bile oluyor, ABD uyrukuyla
Taze sandığın lokma; bayat, Müslüman!..
Zannedersin ki, İslam; cübbe külah mı
Amerika’ya tapınmak, sizce felah mı
Kur’an mı haklı, yoksa; Fitnetullah mı
Olur mu Yahudi’ye, avrat Müslüman?!
Bir yanda, “İmam-Hatip, Türban” huysuzu
Kemalist etiketli, Mason soysuzu
Amerkan çuvalına, sığmaz boynuzu
Şu Darwin kafalı, lafta Müslüman!..
Mü’min olan gâvura, zağarlık yapmaz
Makam çıkar uğruna, davadan sapmaz
Şahsi ikbal hırsına, Haçlıya tapmaz
Çün bütün insanlığa, hayrat Müslüman!..
Kim üstüne alınsa, sözüm onadır
Kâfirle dost olanlar, ondan fenadır
Başım kesilse canım, Hak’tan yanadır
Kur’ani kural bize; hayat, Müslüman!..

Sıra Geldi Sadıklara
Beyin gitti yüzü kaldı
Fikir gitti sözü kaldı
Cüsse düştü izi kaldı
Sıra sadıklara geldi…
Kur’ani kural bize; hayat, Müslüman!..
Tekvîr Suresi
81:27
Kur’an bütün âlemler için bir zikir, öğüt ve hatırlatmadır.
81:28
Ve içinizden dosdoğru bir istikamet tutturmak (dürüst olmak ve dengeli davranmak) isteyenler için (bir hüküm ve hikmet kaynağıdır. Ve Kur’an’dan sadece dürüst olanlarınız yararlanır.)
IMTIHANDAN KAÇ BEKLIYORUŹ
İnsanoğlu imtihan için bu dünyaya geldi ve karar vermeli ben Hak tarafında mıyım yoksa batıl tarafında mıyım?
Allah cc ya hamdolsun kalbimiz ve ruhumuz Hak tarafinda fakat biz ne kadar samimiyiz ve imtihandan kaç bekliyoruz?
Fetih 6
(Cenab-ı Hakkın İslami harekete ve onun önderi olan şahsiyete zafer ve iktidar vermesi; aynı zamanda) Allah hakkında kötü zanda bulunan (Allah’ın ve Müslümanların süper güçlerle başa çıkamayacakları kanaatini taşıyan, mücahit ve müstakim kimseleri hayalperestlikle suçlayan; ama zahirde mü’min ve müttaki rolü oynayan) münafık erkek ve kadınlara, (ve yine İslam’ın bir kısmına inanıp bir kısmını gereksiz sayarak inkâra ve itiraza kalkışan) müşrik erkek ve kadınlara azap vermesi (ve İslami hareketin aleyhinde çalışanları rezil ve rüsva etmesi) içindir. Ta ki, (kâfirlerin ve hainlerin, Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberini onların başına geçirsin (diyedir. Hem mü’min ve müttaki geçinip de Kur’an ahkâmına karşı çıkan münafıkların, hem de yanlış yorumlanıp uygulanan laiklik ve çağdaşlık adına İslam’a saldıran müşrik takımının hepsine) Allah gazap etmiş, lanetlemiş ve onları hazırladığı cehenneme (terk etmiştir). Orası ne kötü (ve kahredici) bir gidiş yeridir.
https://www.mealikerim.com/48/fetih/6
Erbakan Hocayı anlayamamış ise insan
Hakk ile batıl üzerine kurulu imtihan
70 yaşına kadar merak etmezsek meal
Erbakan Hocayı anlayamamış ise insan
Yahudiye hizmet eder şuursuz müslüman
Kur’ani kural bize; hayat, Müslüman!..
Ra’d 17
O, gökten bir su (yağmur) indirmekte, (ardından) vadiler (dereler) kendi miktarınca sel haline gelmekte, (o) sel ise yüze çıkan bir köpük yüklenip götürmektedir. Nitekim bir ziynet veya bir eşya yapmak amacıyla ateşte üzerini (körükleyip) yaktıkları şeylerden (madenlerden) de bunun gibi bir köpük (posa meydana gelir). [b]İşte Allah, Hakk ile Bâtıl’ı böyle karşılaştırıp misal verir. Amma köpük (posa ve çöküntü) atılır gider. İnsanlara fayda verecek olan şeye (asıl cevhere) gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böylece misaller getirir. (Yani bâtıl, akarsuların üzerinde oluşan veya eritilen madenlerin üzerinde kaynaşan köpük misalidir. Hiçbir işe yaramamakta ve kısa bir zaman sonra kaybolup gitmektedir.)[/b]
https://www.mealikerim.com/13/rad/17
Ra’d 28
(Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, onlar (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an-ı Kerim’i ve mealini okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)
https://www.mealikerim.com/13/rad/28
[b]Yusuf 110
Nihayet vaktâki; (görevli) resuller (halktan) umutlarını kestikleri, (şeksiz ve şeriksiz iman edenlerin bile cihaddan ve davadan yan çizdikleri,) artık kesinlikle tekzip edilip benimsenmedikleri (kavimlerinin asla imana gelmeyecekleri ve Hakk davaya destek vermeyecekleri zan ve) kanaatinin (iyice yerleştiği) bir sırada, yardımımız onlara gelmiş (zafer kapıları açılıvermiştir. Böylece) Bizim dilediğimiz (ve desteklediğimiz) kimseler kurtuluvermişti. Azgın mücrimler takımından ise zorlu azabımız (ve intikamımız) asla geri çevrilmeyecektir. (Yani; bir avuç mücahit ve müstakim mü’minin, sayıca ve imkân bakımından en zaif ve en çaresiz göründükleri bir süreçte, onlar zafere eriştirilecektir.)
https://www.mealikerim.com/12/yusuf/110%5B/b%5D
Sadece müslümanların değil yeryüzündeki bütün insanlığın saadeti yolunda Adil Düzen kurulması yolundaki hareketin içinde Milli Çözüm’de bulunduran rabbimize sonsuz şükürler ediyoruz..!
[b]Hakkın yokuşu yeğdir, Bâtıl düzünden
Onursuzun kurtulmaz, kalbi hüzünden
Bu kahpe âmirler ve, âlim yüzünden
Zillet ve sefalette; heyhat, Müslüman!..[/b]
Milli Çözüm yayın hayatına geçti geçeli Hakk için mqddi manevi tüm çilelere sıkıntılara yokuşlara her daim göğüs germiş germeye de devam eden , onca engellemelere hatta sizlere şunu şunu verelim gelin bu sözleri söylemekten geri durun demelerine varıncaya kadar , Hak bildiğinden hakkı savunmaktan hakkı haykırmaktan hakkı kaleme almaktan uzak tutmak için her türlü teklif ve engellemelerde bulunuldu …. Bulunulmaya da devam ediyorlar…. Çok şükür ki Milli Çözüm ve hassaten Üstad Ahmet Akgül Hocamız ALLAH’A İNANMIŞ VE ALLAH’A GÜVENMİŞ bir bilge ve yiğit şahsiyet olarak , inancından davasından memleket ve insanlık sevdasından bir an olsun caymadı caydırılamadı , korkmadı korkutulamadı, dimdik Kur’an’ı , Sünneti ve Aziz Erbakan Hocamızı en güzel en doğru şekilde örnek aldı takipçisi oldu olmayada devam ediyor… Onca alimler ,bürokratlar sivil toplum kuruluşları tarikatler cemaatler vakıflar dernekler yazarlar çizerler siyaset bilimcileri haksızlıklar karşısında malesef susmayı veya doğruları çarpıtma yoluna giderek makam mevki saygınlık veya maddi çıkar uğruna doğruluktan iyilikten güzellikten faydalı olandan ve adil olanlardan taraf olmak yerine, yanlıştan zararlıdan çirkinliklerden kötülüklerden ve insanlığa maddi manevi zulüm olacaklardan yana açıklamalar da bulunmak yazmak anlatmak cihetinde bulunarak şimdiki halin geldiği ZİLLET VE SEFALETE en büyük ortak olmayı seçtiler seçmeyede devam etmekteler malesef… Elbette herkes hem bu dünyada hem de ahiret (hayret) aleminde ektiğini biçecek ettiklerini bulacak buluyor..
[b]Kim üstüne alınsa, sözüm onadır
Kâfirle dost olanlar, ondan fenadır
Başım kesilse canım, Hak’tan yanadır
Kur’ani kural bize; hayat, Müslüman!..[/b]
Şairinde bu dörtlükte ifade ettiği gibi , KUR’AN’İ KURAL BİZE ;HAYAT dediği gibi kendine rehber ettiği bu özelliği ile hem dünyada hem de hayret aleminde en huzurlu en konforlu en müreffeh kimselerden olmanın huzurunu onurunu yaşıyor yaşayacak inşaallah Milli Çözüm erleri…Rabbimiz asrımızın hakka tercümanlığını hakkıyla yerine getiren Milli Çözüm düşüncesinden bizleri ayırmasın istikamette kalmayı lütfeylesin. Amin.
Viran olur müslüman.
Viran olur müslüman’. Yurtlar,
Bahçalar
Gavur, dinimiz bozar, devlet
Parçalar
Hala, “hoş gör diyaloğu çalar”.
İz ‘ansız ve insafsız ,hoyrat
Müslüman!..
İslam şekil deyil, şuur dinidir,
Erbakan Hocamız: “Ne dedik! Bilmediğin acı için teselli veremezsin! Gerçekten bilmediğin acı için teselli verebilir misin? Elini yakmadıysan, eli yanmış birine ne söyleyebilirsin? Aç kalmamışsan, çocuklarına rahat alışveriş yapabiliyorsan; üç çocuğu günlerdir aç olan, cebinde demir üç lirası kalmış babayı nasıl teselli edebilirsin? Onun halini nasıl anlayabilirsin? Bak işte; Konyalı bir baba… Üç tane çocuğu ve eşi var. Konya’da bir işe girememiş. Alanya, Antalya dolanmış; seralarda, bahçelerde bir iş bulamamış. Çocuklarını, eşini memlekette bırakıp İstanbul’a gelmiş: “İstanbul büyük bir kazan, belki biz de kavruluruz, çoluk çocuğuma üç beş kuruş gönderirim” demiş. Fakat aylar olmuş, burada da bir iş bulamamış. Zaten ibadetten, duadan, her şart ve koşulda Allah’a dayanıp güvenmekten bihaber; şeytan iyice tepesine binmiş, daraltmış da daraltmış, bunaltmış da bunaltmış: “Herkesin işi-gücü var, senin gibiler boş, aç açıkta. Çocukların, karın perişan. Nasıl geri döneceksin? Hangi yüzle gözlerinin içine bakacaksın? Sen at kendini köprüden veya yak kendini, ama bir daha onların karşısına çıkma. Sen daha niye nefes alıyorsun?” demiş. Manadan, maneviyattan uzak, Allah korkusunu yarım yamalak bilen bir adamcağız. Yine de bildiği kadar dua etmiş: “Ya Rabbi, ben yaşamayı da yaşatmayı da beceremedim, beni bağışla!” demiş, vermiş kendini ateşe!.. Bunu haberlerde duydunuz mu? Vermez bu haberleri medya. Adamın cenazesi Konya’ya getirilmiş. İmam efendi ve üç-beş kişi cenaze namazındalar.Caminin kenarında, sakalı göbeğine kadar sarkmış bir hacı bey onlara bakıyor. Kanalın biri de oralarda, Konya’nın caddeleri, sokakları, ulaşımı, gelişimi vesaire röportaj yapıyor. Mikrofonu bu hacı beye uzatıyor, fakat kameralar daha kayıtta değil: “Efendim!” diyor çocuk. “Caminin avlusunda bir cenaze var, namaza durulmuş. Niçin siz de bu namazda saf olmadınız?” Şuursuz ve sorumsuz Hacı Müslüman! Hicaz’a gittim, cenneti garantiledim zanneden Hacı bilinçli adam!.. Diyor ki: “Evladım, ben cenazeyi de, imamı da gördüm. Yaklaşıp, imam efendiye sordum. Hocam, kimdir cenaze? Müslümanın üzerine görevdir, cenaze namazına katılalım” diye araştırdım. İmam efendi de cenazesinin geçmişini ve hazin sonunu anlatmış. Buraya kadar sıkıntı yok. Hacı bey diyor ki: “Evladım, İslam’da intihar etmek haramdır. İntihar edenin cenaze namazı kılınmaz, günahtır. O sebeple ben bu cenaze namazına katılmadım ve katılmaam!” Şimdi bu adama söyleyecek o kadar çok şey var ki! Hacı bey; senin tuzun kuru. Maaşın garantide, tarlayı, bağı, bahçeyi almış, çoluk çocuk çoğuna iş kurmuş, ev bark almış, yerleştirmişsin. Camide namazını kıl, evinde tesbihini çek, sakalını göbeğine kadar uzat, ye, iç, yat, kalk, hatta zikir, her namazın arkasından zikir yap, hatta her yıl itikâfa gir… Sonra da git AKP’ye elini ver. “Benim yerime ülkemde işsizliği, yolsuzluğu, fırıldağı zirveye çıkar. Faizi yüzde kaç yüzlere çıkar. Herkesi borca ve açlığa mahkûm et. Allah’a imanın, ibadetlerin, Kur’an’ın içini boşalt, dini ve aileyi yozlaştır, ey Erdoğan iktidarı, bütün bu talan ve tahribatların hepsini de benim elimle yap” de. Her gün açlık ve çaresizlikten ne bileyim kaç insan canına kıysın… Sonra? Sonra canına kıyanın cenaze namazı kılınmaz, öyle mi? Şeytan senii!.. Şarlatan seni!.. Kimin cenaze namazı kılınmaz biliyor musun? İşte senin ve senin gibi dini paçavraya çevirenlerin cenaze namazı kılınmaz! Yanlış anlaşılmasın; elbette hangi şart ve koşulda olursa olsun bir insan canına kıyamaz! Fakat bu gibi olayların sebepleri, senin bu olaydaki elin, bu cana kıymadaki senin rolün ve vebalin, bütün bunlar hiç mi konuşulmayacak? Bütün bunlar hiç mi sorulmayacak? Sen bütün bu hüzün, kan ve gözyaşına sebep olmuşken, AKP’ye oy vermişken, cennete mi gidebileceksin sanıyorsun? Vallahi belki de bu adamcağızı cennete koyar Allah, sana da cehennem çukurundan onun cennete girişini izlettirir. Azıcık aklın varsa başına al, yeter artık kendine gel!
Kur’ani kural bize; hayat, Müslüman!..
Mü’min olan gâvura, zağarlık yapmaz
Makam çıkar uğruna, davadan sapmaz
Şahsi ikbal hırsına, Haçlıya tapmaz
Çün bütün insanlığa, hayrat Müslüman!..
İmani frekansımızın ayarlarının bozulmaması için Meal-i Kerim’e sarılmak ve hayatımızın her alanında kılavuz etmemiz gerekir.
Bir insan Kur’an’ın ölçülerine göre hayatını idame ettirdiği sürece olgunluğa ulaşır ve Allah katındaki değeri yükselir. Mefhumu muhalifiyle söylersek Kur’ani ölçülerden ne kadar uzaklaşırsa o derece dünyalığa meyleder ve Allah katındaki değeri azalır.
Kur’ani ölçüler sonsuza kadar tüm toplumlar için geçerlidir. Faizi dünya gerçeği olarak görmek, bu zamanda faizsiz düzen de olur mu diye düşünmek, bile bile ayeti inkar etmektir. Ayni şekilde Ilımlı İslam projesiyle, İslam sanki radikal bir dinmiş de yumuşatılmaya ihtiyacı varmış gibi düşündürerek İslam’ı, ayetleri laytlaştırmaya çalışan, cihadı yok sayan zihniyet İslam’a en büyük kötülüğü yapmaktadır. Kuran’da siyonist Yahudiler ve emperyalist Hristiyanlarla dost olmanın yasaklandığını yok sayarak dünyalık menfaatler uğruna onlarla beraber ittifak yapmak, Allah’ın gücü yerine Amerika ve İsrail’e tapmak demektir. Hz. İbrahim’in azınlık olmasına rağmen davasından vazgeçmemesi, ateşe atılmayı da göze alarak Rabbine tevekkül etmesi ve sonunda ateşin gül bahçesine dönmesi gibi İbrahimi imana sahip olmadığımız sürece hakiki imana ulaşamayız.
Dünya imtihanımızdaki kurallar ve yasaklar Kuran’da bellidir. Bize düşen bol bol Meali Kerim okuyarak bunları iyice anlamak ve hayatımıza tatbik etmektir. Aksi takdirde şeytanın tuzağına düşer, maneviyatımız azalır ve imtihanımızı kaybederiz.
[b]Kısaca Kur’an’ı pusula olarak ele alırsak yolumuzu hiç şaşırmaz ve şeytanın oyunlarına karşı uyanık oluruz. Yoksa imani frekansımızın ayarları bozulur ve Hak ve hakikat söylendiği halde hala anlamaz, görmez ve işitmez oluruz Allah korusun. [/b]
HAKİKİ MÜMİN, BATIL’A KARŞI, HAKK’TAN TARAF OLUR!
Akıl donmuş; imanın, karakışıdır
Zalimi alkışlar mı, hayret, Müslüman?
Iraklı Fatmaların, haykırışıdır:
“Hiç mi vicdanız yok, ey layt Müslüman?!
Hakkın yokuşu yeğdir, Bâtıl düzünden
Onursuzun kurtulmaz, kalbi hüzünden
Bu kahpe âmirler ve, âlim yüzünden
Zillet ve sefalette; heyhat, Müslüman!..