HAZIRLANIN DOSTLAR, ZAFER YAKINDIR!
İnsanlık perişan, Müslüman mağdur1
Ya Rabbi rahmetin, daim baskındır…
Tez yetiş imdada, zalimi boğdur
Siyonist hainler, azgın taşkındır
Va’din haktır Mevlâm, zafer yakındır…
Adil Düzen gelsin, zalimlik bitsin
Kur’an’la nurlansın, zulümat2 gitsin
Kapına sığındık, nusretin yetsin
Bizi derde salan, Senin aşkındır
Sevinin canlarım, zafer yakındır…
Va’detmiş Sultanım, itikadım tam
Manevi mesaj var, itimadım tam
Kur’an müjdesine, istinadım3 tam
Endişe şüpheden, kalbin sakındır
Diril ve hazırlan, zafer yakındır…
Temizle gönlünü, çürükten kirden
Uzak dur kardeşim, bozuk fikirden
Hâlâ kurtulmadın, sebep şirkinden
Hakka güvenmeyen, gafil sapkındır
Gün hafta ay sayın, zafer yakındır…
Kur’an ile tartıp, vicdanla ölçüp
İmanla huzurla, dünyadan göçüp
İşbirlikçi olma, davadan sürçüp
Dönekler ödlekler, saftan kaçkındır
Cihada devam et, zafer yakındır…
Feraset basiret, öz veren Allah
Gerçeği görecek, göz veren Allah
Nasıl güvenmem ki, söz veren Allah
Fıtratım ma’naya4, şükür yatkındır
Bilirim beklerim, zafer yakındır…
“Süper Güç” sanılan, Şeytan haydutlar
Çağdaş Firavunlar, Şeddat Nemrutlar
Kahrına uğrasın, bütün merdutlar5
İsrail’i vuracak, özel zıpkındır
Bekleyin dostlarım, zafer yakındır…
İmana şirk katmam, Za’tın “tek”lerim
Elli yıl hep ayı, güne eklerim
Kapında Kıtmirlik, edip beklerim
Haçlı Siyonizm’e, ani baskındır
Kudretin sonsuz ve, zafer yakındır…
Hoca-i Kâinat6, Hocam olunca
Şükür Milli Çözüm, Loncam7 olunca
Şehadetle göçmek, encam8 olunca
Mü’minin miracı, namaz akındır
Allah’a dayanın, zafer yakındır…
- Mağdur: Haksızlık ve hakarete uğrayan.
- Zulümat: Koyu karanlıklar.
- İstinad: Dayanak, güven kaynağı.
- Ma’na: Maneviyata inanç.
- Merdut: Allah’ın rahmetinden kovulan.
- Hoca-i Kâinat: Kâinatın ve tüm mevcûdâtın Hocası, Hz. Peygamber (AS).
- Lonca: Sanatkârlar derneği, sadıklar ekibi.
- Encam: Beklenen son, akıbet.

Bir ani baskınla yıkılsa zulüm
Kafir münafığa yapışsa ölüm
Yol bitti inanın, işte son dönüm
Nuru ilahidir, doğdu doğacak
Elbette zulmeti toptan boğacak
Elhamdulillah. Allah zafere olan imanımızı güçlendirsin. Endişeden şüpheden bizleri koruyarak gayretimizi arttırsın. İnşallah.
Hâlâ kurtulmadın, sebep şirkinden
Hakka güvenmeyen, gafil sapkındır…
İnsanlık tarihi boyunca zulüm ve sömürü düzenleri, kendilerini “yıkılmaz”, “ebedi” ve “dünyanın mutlak hâkimi” gibi sunma eğiliminde olmuştur. Günümüzde de Batı merkezli küresel sermaye, askeri teknolojiler ve Siyonist sömürü çarkı; kitlelerin zihninde sarsılmaz bir hegemoni algısı oluşturmaktadır. Ancak bu görünen tabloya bakıp zalim sistemlerin ilelebet süreceğine inanmak, “Adil Düzen” vizyonunu ütopya saymak ve Hakkın batıla galip geleceğinden şüphe etmek; yalnızca siyasi bir hata değil, temelinde bir inanç zafiyetidir.
İslam düşüncesinde ve Milli Çözüm’ün öğreti çizgisinde bu zihinsel tutulma son derece net bir kavramla teşhis edilir: “Sebep Şirki”.
“Sebep Şirki” Nedir?
Siz Allah’ın gücünü unutup, sadece dünyadaki araçlara (paraya, silaha, teknolojiye) bakarak “Bunlar yenilmez” derseniz; farkında olmadan o parayı ve silahı “haşa” Allah’tan daha güçlü görmüş olursunuz. İslam’da buna “sebepleri ilahlaştırmak” (sebep şirki) denir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah cc açıkça söz veriyor.
1- Batıl ve zalim sistemler ne kadar devasa görünürse görünsün eninde sonunda yıkılacaktır (İsrâ, 81).
2- Yeryüzünün yönetimi eninde sonunda adaleti savunan iyi insanların eline geçecektir (Enbiyâ, 105).
3- Siyonistlerin bu kibir ve zulüm dönemi, inançlı insanların eliyle Kudüs’te son bulacaktır (İsrâ, 7).
Bir Müslüman için dünyevi şartlar ne kadar zor, zalimler ne kadar güçlü görünürse görünsün; “Adil Düzen kurulamaz, İsrail yıkılamaz” demek, sebepleri ilahlaştırıp Allah’ın vaadinden ve kudretinden şüphe etmektir. Hakiki tevhid, sebepler ne kadar imkânsız görünürse görünsün Allah’ın vaadine ve zaferine lekesiz bir güven duymayı gerektirir.
Kur’an-ı Kerim, Siyonist zihniyetin yeryüzündeki kibrini, fesadını ve geçici üstünlüğünü reddetmez; aksine bunu ikinci ve son fesat dönemi olarak teşhis eder. Ancak ilahi vaat nettir:
Zalimlerin kurduğu bu yapı, ne kadar korunaklı kaleler ve teknolojiler geliştirirse geliştirsin, Hakk’a dayanan ve cihad şuuruyla hareket eden inançlı kulların eliyle yıkılmaya ve yok olmaya mahkûmdur.
“Sebep şirketinden kurtulmak”, Müslüman’ın zihnini Siyonist güçlerin heybetinden temizlemesi demektir. Gücü yalnızca Allah’a tahsis eden, çağdaş Firavunların finansal ve askeri kurgularını illüzyondan ibaret gören şuur; Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya hedefine yürüyecek iradeyi doğurur.
Şiir boyunca haykırılan “Zafer yakındır” müjdesi, kurak bir temenniden ibaret değildir. Bu vaat, küresel zulüm çarkına ve onun araçlarına tapmayı reddedip, sadece Hakk’a dayananların kavuşacağı İlahi bir vaaddir.
Va’detmiş Sultanım, itikadım tam
Manevi mesaj var, itimadım tam
Kur’an müjdesine, istinadım tam
Endişe şüpheden, kalbin sakındır
Diril ve hazırlan, zafer yakındır…
“… (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?” (Hûd 81)
“Andolsun, (peygamber ve Hakka rehber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir (ve tarafımızdan şu garantiyi vermişizdir):
Elbette onlar (mü’min ve mücahit sadıklar); mutlaka kendilerine yardım edilecek (nusret verilecek ve zafere eriştirilecekler)dir.
Ve hiç şüphesiz; Bizim askerlerimiz (ve desteklediklerimiz) elbette galip gelecek (zalimlerin ve kâfirlerin düzenlerini devirecek)lerdir.” (Saffat 171-172-173)
“Allah, içinizden iman edenlere ve (taat, cihad, hayrü hasenât gibi) salih ameller işleyenlere (şunları) va’ad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, bunları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği (Hakk) dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak (İslami hükümleri tatbik imkânı ve iktidarı sağlayacak) ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirip (huzura ulaştıracaktır. Çünkü) Onlar, yalnızca Bana ibadet (ve kulluk) yaparlar (her hususta Kur’ani kuralları ve Nebevi düsturları esas alarak akıllarını ve vicdanlarını kullanırlar) ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. (Artık) Kim bundan sonra inkâr ederse (veya itiraz ve isyana yönelirse), işte onlar fasıkların ta kendileridir.” (Nûr 55)
“Yoksa siz, daha önce gelip geçen (kavimlerin durumu) başınıza gelmeden (onların İslam yolunda ve imtihan amacıyla çektiklerini siz de çekmeden; dünyada Adil Devlete erişeceğinizi, ahirette ise) cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öylesine belalar, yoksulluk ve hastalıklar dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki, sonunda peygamber ve onunla birlikte iman eden kimseler; “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek (kadar çaresiz kalmışlar ama buna rağmen davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ettikten sonra) İyi bilin ve bekleyin ki, artık Allah’ın yardımı yakında erişecektir.” (Bakara 214)
“Hatta ki (sonunda görevli) resuller (halktan) umutlarını kestikleri, (şeksiz ve şeriksiz iman eden çok az kimselerin bile cihaddan ve davadan yan çizdikleri,) artık kesinlikle tekzip edilip benimsenmedikleri (kavimlerinin asla gerçek imana gelmeyecekleri ve Hakk çağrıya-davaya destek vermeyecekleri zan ve) kanaatinin (iyice yerleştiği ve tek başına yoluna devam ettiği) bir sırada, (zahiri bütün çarelerin tükendiği bir ortamda aniden ve beklenmedik şekilde İlahi nusret ve) yardımımız onlara yetişip gelmiş (zafer kapıları açılıvermişti. Böylece) Bizim dilediğimiz (ve desteklediğimiz) kimseler kurtuluvermişti. Azgın mücrimler takımından ise zorlu azabımız (ve intikamımız) asla geri çevrilmeyecektir. (Yani; bir avuç mücahit ve müstakim mü’minin, sayıca ve imkân bakımından en zaif ve en çaresiz göründükleri bir süreçte, onlar zafere eriştirilecektir.)” (Yusuf 110)
“Hiç şüphesiz, size va’ad edilen (her şey) mutlaka gelecek (ve gerçekleşecek)tir. Ve (ey kâfirler ve zalimler) siz (Bizi asla) aciz bırakacak değilsiniz. (Allah’ın va’adini ve takdirini asla engelleyemezsiniz!)” (En’am 134)
“Bunlardan önceki (zalim)ler de (mü’minlere) tuzak kurmuşlar (şeytanca hile ve hesaplar yapmışlar)dı. Fakat bütün tuzaklar Allah’ındır. (Allah kâfirlerin oyunlarını boşa çıkaracaktır.) Allah herkesin ne yaptığını ve ne kazandığını çok iyi bilir. Ve pek yakında o kâfirler akıbet yurdunun (dünyada kutlu ve mutlu sonucun ve ahirette ebedi huzurun) kimin olacağını (izzet ve iktidarın kime kalacağını) bilecek (ve görecek)lerdir.” (Ra’d 42)
“Ve onları (sonlarını) seyret ki; (zalimlerin hezimetini ve acı akıbetini, mücahit mü’minlerin ise galibiyet ve hâkimiyetini) yakında göreceklerdir.” (Sâffât 175)
“De ki: “Ey kavmim, bütün imkânlarınızla çalışıp (elinizden geleni) yapın; şüphesiz ben de (görevimin gereğini) yapıyorum (yapacağım). Yakında (kutlu) sonuç diyarının (ülke ve dünya iktidarının) kimin olacağını, bilip-öğreneceksiniz. Gerçekten zalimler (şeytani amaçlarına ve) kurtuluşa ermeyeceklerdir.” (En’am 135)
“… Fakat pek yakında Allah (Müslümanlara) umulmadık bir fetih haberi ve zaferi veya Kendi katından mutlu bir emri (ve kutlu bir lideri) gönderecek de (o münafıklar) kendi içlerinde gizledikleri (şeytani heves ve hesaplarına) bin pişman (ve perişan) olacaklardır.” (Mâide 5)
Türkçe Mealler Ahmet Akgül Üstadımızın “Rabbani Yaklaşım ve Anlayışımızla Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” adlı eserinden alınmıştır.
Bakınız: https://www.mealikerim.com
İbrahim 47
Sakın ha, Allah’ı; elçilerine (ve Hakk davetçilerine) verdiği sözden (ve zafer va’adinden) dönecek sanma(yın). Gerçekten Allah Azîz’dir, İntikam sahibidir. (Ey zalimler ve hainler, sizin de zulüm ve hıyanetlerinizin hesabını soracak, saltanatınızı yıkacaktır.)
https://www.mealikerim.com/14/ibrahim/47
Her gün ve her an özlemle, hasretle bekliyoruz.
Hoca-i Kâinat6, Hocam olunca
Şükür Milli Çözüm, Loncam7 olunca
Şehadetle göçmek, encam8 olunca
Mü’minin miracı, namaz akındır
Allah’a dayanın, zafer yakındır…
Hoca-i kaninat gizli bir hakikat
Milli çözüm davasına bağlı sadakat
Kurtuluş yakındır Zafer va’adi Hak
Şeytanın kalesi İsrail, yakında yıkılacak
İnşaAllah fethi mübin bu sene yaşanacak
Va’detmiş Sultanım, itikadım tam
Manevi mesaj var, itimadım tam
Kur’an müjdesine, istinadım tam
Endişe şüpheden, kalbin sakındır
Diril ve hazırlan, zafer yakındır…
Hakikat, kişinin hücresine işlemiş olunca, kişi, Milli Çözüm’ün deşifre ettiği o “Sünnetullah” mantığını bir bilgi olarak değil, bir “bakış açısı-akıl” olarak içselleştirmiş olunca, artık o, olaylara Kur’ani bir ferasetle bakmaya başlar yani Milli Çözümce bakmaya başlar ve her daim her gün her hafta her yıl Allah’ın vadine müjdesine inanır güvenir ihlasla gayret çaba gösterir insanlığın saadetine zalimlerin tarumar olacağı o günü ha bu sabah ha bu sabah ha bu sabah diye inanarak ümit ederek cihat eder koşturur. Böylesine İNANMIŞ GÜVENMİŞ kimsenin lügatinde ACABA ENDİŞE ŞÜPHE gibi kelimeler yoktur. Her gün her an ümidini heyecanını zafere olan inancını gayretini diri tutar canlı tutar çünkü her gün Meali Kerimle, Asrımıza ve Kur’an’a Tercüman olan Milli Çözüm yayınlarıyla meşguldür okur dinler anlatır haykırır DİRİ BİR MÜCAHİT olarak kalır. Rabbim cümlemize bu diriliği her daim lütfeylesin.
Feraset basiret, öz veren Allah
Gerçeği görecek, göz veren Allah
Nasıl güvenmem ki, söz veren Allah
Fıtratım ma’naya, şükür yatkındır
Bilirim beklerim, zafer yakındır…
Davasını; Allah ile Bir Pazarlık Konusu Değil, Bir Aşk ve Sadakat Borcu Haline Getirenler, CENABI HAKKA sadece inanmakla kalmazlar aynı zamanda sonsuz bir GÜVEN duyarlar.
Kâfirler topluluğuna, onların hile, tuzak ve oyunlarına karşı kardeşlerime yardım et! Sen Efendimizsin, Sahibimizsin… Yüce Efendimize ise, biz aciz ve asi kullarına yardım etmek yakışır. Ve Ya Rabbi Sen iyi bilirsin ki, kâfirlere karşı mü’min, müstakim ve mücahit kullarına yardım, ancak ezici bir zafer ve Feth-i Mübin ile olur! (Bizleri Siyonist zalim güçlere ve işbirlikçi hainlerle mücadelemizde başarılı kıl!..) Âmin!
Hakka ve Hayra; ancak Kur’an’ın ve Resulüllah’ın emrettiği ve Erbakan Hocamızın öğrettiği yol ve yöntemle ulaşılır!
ZAFER YAKINDIR VE ZAFER HAK YOLDA HAKKIYLA MÜCADELE EDENLERİNDİR!..
Edep haya kalmadı, nesiller çürüdü
Faiz fuhuş arttı, alkışlar oldu zulmü
Milli kaynaklar satıldı, ekonomi çöktü
Koptu akrabalık bağları, insanlık öldü..
Harama bulaşmış, hâlâ helal der
Zalime meyleder, cehenneme bilet keser
Jilatinli çikolata ile, toplumu zehirler
Gafiller uyanmaz, tıpış tıpış seyreder..
Erbakan Hocama sadakat, şerefimizdir
Onu anlayanlar, Milli Çözüm erleridir
Adil Düzen kuracak, cesur yiğitlerdir
Zafer; Hakkıyla mücadele edenlerindir..
Rabbimiz Rum Suresi 47. ayetin son kısmın da müminlere zafer vereceğini va’at etmiştir. (…İman edenlere yardım etmek (ve zafere eriştirmek) ise, Bizim üzerimize Hakk olmuş (bir va’ad)tır. (Mücahit ve müstakim mü’minlere nusret ve galibiyet vermek, Allah’ın izzet ve inayetinin şanıdır.) https://www.mealikerim.com/30/rum/47) Yeryüzünde Müslümanlar Başta Gazze, Doğu Türkistan olmak üzere zulüm altında inim inim inlemekte. Allah’ın yardımını umutla gözlemekteler. Elbette Allah zalimlerin defterini dürecek Adil Düzen’e dayalı Yeni Bir Dünya’nın kurulmasının önünü açacaktır. Elbette bu zulümleri yapan zalimler ve insanlığı sömüren zalim düzen yıkılacak ve Adil Bir Düzen kurulacak, Zalimlerden tek tek hesap sorulacak. O ki Rabbimiz va’at etmiş Mutlaka ama mutlaka gerçekleşecek. İmanımız ve inancımız tam, elbette her şeyin bir zamanı var. Zamanı gelmeden bir yaprak bile dalından düşmemekte. Allah, zalimlerden ve işbirlikçilerinden elbette her iki dünyada da hesap soracak, Mü’minlere vaat ettiği yardımı zaferi lütfedecektir. Aziz Erbakan Hocamızın Enfal suresi 60. Ayeti Kerimesi’nin gereği olarak hazırladığı teknoloji harikaları ile Süper güç sanılan devletler diz çöktürülecek, zalimliklerinin hesapları bir bir sorulacak. Elbette en başta Deccal gebertilecek, İsrail Uru kesilip atılacak ve Adil Düzene dayalı Yeni Bir Dünya kurulacak. Zulüm altındaki kardeşlerimizin ve insanlığın dayanacak gücü kalmadı, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye gözlemekteler. Bakara Suresi 214. ayeti kerimede vaktin geldiğini haber veriyor; (“Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek (kadar çaresiz kalmışlar ama buna rağmen davalarından asla caymamışlardı. Sadakat ve samimiyetlerini böylece ispat ettikten sonra) İyi bilin ve bekleyin ki, artık Allah’ın yardımı yakında erişecektir. https://www.mealikerim.com/2/bakara/214 ) Rabbim bizleri Adil Düzeni Yeryüzüne hakim kılan o kutlu ekibin bir ferdi eylesin, bu uğurda canla başla çalışan kullardan eylesin, ayaklarımızı ve kalbimizi sabit kılsın. Ayaklarımızın kaymasına sebebiyet verecek yanlışlara düşmekten bizleri korusun. Amin..
İnsanlık perişan, Müslüman mağdur1
Ya Rabbi rahmetin, daim baskındır…
Tez yetiş imdada, zalimi boğdur
Siyonist hainler, azgın taşkındır
Va’din haktır Mevlâm, zafer yakındır…
İsrâ 81
De ki: “(Artık) Hakk geldi, bâtıl zail oldu. Hiç şüphesiz bâtıl sürekli yok olucudur. (Çünkü Hakk gelince bâtıl batacak, Güneş doğunca karanlık kaybolacaktır.)”
https://www.mealikerim.com/17/isra/81
İnandık iman ettik! Allahım Senin va’din Hakk!
Sen affedicisin affetmeyi seversin; bizim eksiklerimiz ve günahlarımızdan sebep Va’dini geciktirme! Günahlarımızı bağışla, eksiklerimizi tamamla Allahım! Peygamber Efendimizin sancağı altında Erbakan Hocam, Ahmet Hocam, Milli Çözüm ekibi kardeşlerim ve sevdiklerimizle birlikte huzurunda olmayı nasip et!
Hakk davada ayağımızı sabit kıl, kaydırma!
Peygamber Efendimizin şefaatiyle bizleri şereflendir Allahım! AMİİİNNN Ecmain
Ahmet Hocam ve Milli Çözüm ekibindeki kardeşlerim eliyle; İslam endeksli, insan merkezli, İslam Medeniyetini tesis ettir. Adil Nizam’ın ilânını görmeyi ve yaşamayı, vazifelenmeyi, vazifelerimizi hakkıyla yerine getirip alnımız ak huzuruna gelmeyi nasip et Allahım!
AMİİİNNN Ecmain AMİİİNNN AMİİİNNN AMİİİNNN
Ya Rabbi, içinde bulunduğumuz en büyük nimetin nankörü etme ki… Zafere odaklanıp, asıl nimeti unutan nankörlerden olmayalım…
Hoca-i Kâinat6, Hocam olunca
Şükür Milli Çözüm, Loncam7 olunca
Şehadetle göçmek, encam8 olunca
Mü’minin miracı, namaz akındır
Allah’a dayanın, zafer yakındır…