VİCDAN AYNASI
Vicdan aynasında, baksa kendi yüzüne
Kişi ne mal olduğun, herkesten âlâ bilir!?
Evliya görünse de, insanların gözüne
Şeytani niyetini, Allahu Ta’la bilir!?
Aklını kullanmayan, Kur’an’a hiç bakmayan
Karanlık kafasında, kalp fenerin yakmayan
Hayvan gibi yaşayan, hakikati çakmayan
Gece sarhoş çığlığın, Ezan ve salâ bilir!?
Keramet meyvesi yer, yılın kara kışında…
Milli Çözüm’den ürker, eriyor bakışında
Herkesi hoş görüyor, Erbakan’ın dışında
Sabatasit Altan’ı, öz evlat bala bilir!?
Dost düşmanı bilmeyen, Hak Bâtılı seçmeyen
İnançları uğrunda, rahatından geçmeyen
Gözü açık takılıp, bulanık su içmeyen
Ermeni Manukyan’ı, şefkatli hala bilir!?
Kutbu Azam geçinir, kutupların ayısı
Masonu Müslim sanır, Siyonizm’i kayısı
Avrupa amcasıymış, Amerika dayısı
Kendi bahçe duvarın, aşılmaz kal’a bilir!?
Servet rütbe kölesi, doymuyor şehvetine
Firavun gibi nefsi, kapılmış şevketine
Nice zavallı safdil, aldanır şöhretine
Küçük cep bıçağını, Osmanlı pala bilir!?
İman hakikatini, etmeden kalpte hazım
İsme kanıp demeyin; kâfir olur mu Kâzım?
Kur’an ile herkesi, yine uyarmak lazım
İnsan şeytana uyup, gaflete dalabilir!?

Sonra zalim sistemi, tek çare düzen bilir…
Vicdan temiz değilse, akıl ise selim
Tarih ibret değil, yoksa müsbet ilim
İslam meal bilmez, hep eyler hatim
Sonra zalim sistemi, tek çare düzen bilir…
Oysa insan dönse, önce nefsi benliğine
Açsa gönül perdeleri, varıp olsa biçare
Ilkin tevbe ile pak, sonra ilimle terbiye
Işte o zaman Gaffar’ı, en büyük ilah bilir…
Vicdanımızın ayarını ; bozan veya düzene sokan salih ameller – cihat faaliyetleri üzerine mi tercihlerde bulunuyoruz, yoksa seyyiat yani kötülükler zulümler üzerine olan tercihlerde mi bulunuyoruz?!!!!
Vicdanımızın ayarını ; bozan veya düzene sokan salih ameller – cihat faaliyetleri üzerine mi tercihlerde bulunuyoruz, yoksa seyyiat yani kötülükler zulümler üzerine olan tercihlerde mi bulunuyoruz?!!!!
Salih ameller , cihat faaliyetleri insanlığın hayrına saadetine olan çalışmalardan müteşekkil olduğundan; ruhi sıkıntılarımızın, maddi manevi rahatsızlıklarımızın, hastalıklarımızın şifa bulmasına sebep olan hasletlerdir.
EN’AM SURESİNDE RABNİMİZ ŞÖYLE BUYURUR:
6:41
Hayır, (her dara düştüğünüzde) yalnızca O’nu (Allah’ı) çağırırsınız, dilerse (yalvarışınızı kabul edip) kendisini çağırdığınız şeyi (uğradığınız musibeti) açar (giderir) ve siz de şirk koşmakta olduklarınızı unutup bırakırsınız. (Allah’ın dışında herkesin ve her şeyin aciz ve çaresiz olduğunu anlarsınız.)
6:42
Andolsun ki Senden önceki ümmetlere de (onları ikaz ve irşad etmek üzere elçiler) gönderdik. (Bu davetlere icabet ve itaat etmeyince, arkasından) Olur ki yalvarıp niyaz etmeleri (boyun eğmeleri ve pişmanlıkla Bize yönelmeleri için) onları “Be’sa” (çeşitli sıkıntı ve sarsıntılar) ile ve “Darra” (zararlar ve zorluklar) ile yakalayıp sıkıştırdık, (maddi ve manevi darlıklara ve çeşitli hastalıklara uğrattık). Pişman olup tevazu ve tazarru-niyaz ile Bize dönüp yalvarırlar diye (böyle yaptık.)
6:43
Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? (Ne olurdu hiç olmazsa bu tür ikaz ve belalarımız geldiği zaman bari hatalarını bilip, tevbe ederek boyun eğseler ve Bize dönselerdi!..) Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterip (azdırdı).
HUD SURESİNDE 114. AYETTE İSE RABBİMİZ ŞÖYLE BUYURMAKTADIR:
Gündüzün iki tarafında (öğlen ve ikindi zamanında) ve gecenin (gündüze) yakın vaktinde (sabah, akşam ve yatsıda) namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderip (sizi temize çıkarır). Bu, (ibret) alanlara bir öğüt ve hatırlatmadan (ibarettir).
MERYEM SURESİ 76. AYETTE İSE:
Allah, (aklı ve vicdanıyla, Hakka ve hayra yönelip) hidayet bulanların hidayetini arttırır. (İslamiyeti kabul edenlerin ve gereğini yerine getirenlerin hidayet ve feraseti çoğalır.) Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha yararlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
Seyyiat kötülükler demektir.
Hasenat ise sonuçları kişinin lehine dönük olan iyileklerdir. Bu iyiliklerden bir başkası yararlanmaz. Sadece kişinin kendisi yararlanır. Mesela namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi ibadetler hasenattır.
“Bana hasenat yeter” deyip salih amel işlemek için çaba göstermeyen kişi pasif iyidir. İnsan aktif iyi olmak istiyorsa, hasenatla yetinmeyip salih ameller , cihat faaliyeti işlemelidir. Bu, insan hasenatı bıraksın da salihat yapsın anlamına gelmez. Böyle birinin durumu, mumun durumuna benzer: Başkalarını aydınlatacağım derken kendisini yakıp bitirir. İnsandan yanarak aydınlatması değil, aydınlanarak aydınlatması istenmektedir. Muhatabını “karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indiği” beyan edilen vahiy, yakmadan aydınlatan ilahi bir ışıktır, nurdur.İlahi nur, dışarıdan aydınlatan bir ışık kaynağına benzemez. İlahi nur ile aydınlanmak da dışından aydınlanmak değildir. İlahi nur içeriden aydınlatan bir ışık kaynağıdır. İlahi nur ile aydınlanan içinden aydınlanır.İçinden aydınlanan şu üç vasfa sahip olmak zorundadır:[b]Aşk, adanmışlık, aidiyet[/b]
Bırakma Ya Rab
Şükür tanıdık Hak Batıl kavgasını
İkramıyla Rabbimin, O Aziz Goncasını
Rabbim nankör eyleme, Akgül’ün bahçesine
Sadıklarla beraber, eriştir müjdelere
Bir an bile bırakma, bizi kendi halime…
Sadık Olursan Ancak Gülersin
Anlamazlıktan gelme,sen kendini bilirsin
Akıl-vicdan örtersen,sonsuz pişman gidersin
En yüce bir Davaya,en aziz bir Rehbere
Sakın nankör olma ha,sadakatle gülersin!…
“Allahu Ta’lanın her şeyi en doğru bildiğini unutmadan; Kendimizi başkasına bırakmadan, kendimiz yargılayınca ne olduğumuzu anlarız.” Dersini de şiir veriyor
Kendimizi hiç kimseye bırakmadan, samimiyetle şahsımızı yargılarsak, nasıl bir kişiliğe sahip olduğumuzu yani; neleri dert ettiğimizi, nelerle meşgul olduğumuzu, neleri düşündüğümüzü, iyilikler yaparken neleri hesap ettiğimizi, görüntümüzün içimizle uyuşup uyuşmadığını işte o zaman anlarız. Herkesi, bazen kendimizi de kandırsak; mesele hesap kitapsa, çevre edinmekse, uydum kalabalığaysa, çıkar menfaatse, ileriye dönük maddi hesaplarsa, benliğimizi pazarlamaksa velhasıl niyet bozuksa kimse bilmese de, Allah Ta’la biliyor ve hesap gününü bekliyor.
Bir olayda iyi, doğru, güzel, adaletli, faydalı tavır hangisi, diye samimiyetle aramadan verilen karar ve Kur’an’a, sünnete, Aziz Erbakan Hocamızın en sadık takipçisi günümüzün bilgesi Üstad Ahmet Akgül Hocamızın öğretilerine uygun mu diye bakmadan verilen karar, karanlıkta fenersiz yürümekten beter olur. Sonucu ise perişanlık olur.
Niyettir Esas
Kişi akıllı ise kendini bilir
Kendini bilen haddini bilir
Bilmezse güzeli kendinden bilir
Şeytan da haa bu yoldan gelir
Niyetleri ancak Cenab-ı Hakk bilir
İmtihandadır kişi hataya düşer
Hatadan dönmektir kıymetli hüner
Kişi niyetin düzeltir gelir
Yoksa her türlü yamulur gelir
Niyetleri ancak Cenab-ı Hakk bilir
Biraz sıkıntı çekip dert edersen
Rahatın bozup hizmet edersen
Aynaya bakıp da adım atarsan
Rabbin sana koşarak gelir
Niyetleri ancak Cenab-ı Hakk bilir
Güvenme ameline niyettir esas
İkisi bir tartılacak terazi hassas
Kötüye isyan etmezsen kabe ters
Herşeyin başlangıcı iyi dilektir
Niyetleri ancak Cenab-ı Hak bilir
Deli kim Akıllı kim?
Yaşadığımız dönemde bizleri en çok yanlışa sürükleyen, hatalarımız karşısında doğruyu görmemize engel olan ve en önemlisi doğru yola gitmemizde önümüze set olan; kendi ön yargılarımız, sahte duvarlarımız ve kendimize bir türlü yakıştıramadığımız hata yapma, aciz olma ve ölümlü olma gerçeğini hatırlamış olduk. Aynaya bakıp yüzündeki kiri görünce aynayı kırmaya yeltenen adamı “ahmak” olarak adlandırsak da bizlere gerçeği anlatan, vicdan aynamızı yüzümüze tutanlara ekseriyetle “deli” damgasını vurmaktan geri durmuyoruz. Oysa gerçeği hatırlatana değil, o gerçekten kaçarak ikbal ve istikbalini kaybedene deli denir. Parlak parıltılı kaplamalara dalıp özü kaçıran, insan olmanın, müslüman olmanın gereklerini yerine getirmeyi nafile iş zanneden nefislerimize yapılan bu çağrıya kulak vermeli ve bu zulüm düzenini bertaraf edip Adil Düzen’i kuracak sağlam bünyeyi inşa ve muhafaza etmemiz gereklidir.
“İman hakikatini, etmeden kalpte hazım
İsme kanıp demeyin; kâfir olur mu Kâzım?
Kur’an ile herkesi, yine uyarmak lazım
İnsan şeytana uyup, gaflete dalabilir!?”
YÜZLEŞ KENDİNLE
Hakkın taraftarı mısın?
Şeytana mı taraftar?
Dönüp bakıp aynaya
Kendini hiç tarttın mı?
Hakkı tanırmısın ki?
Haktan taraf olasın!
Yoksa zanna kapılıp
Şeytanamı tapmaktasın!
Susma!
Yeter artık sustuğun!
Kaçma!
Yeter artık kaçtığın!
Sor kendine!
Yüzleş kendinle!
Nasıl geldin?
Nasıl gideceksin?
Ya bu tarafta,
Olmadı öte tarafta
Kendinle er geç
Elbet karşılaşacaksın!