YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e4125a0765e
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 6 8 8
Bugün : 4016
Dün : 59412
Bu ay : 1042701
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53187759
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

ERBAKAN HOCA’MIZIN

10 MUHARREM RÜYASI VE UYARILARI

        

Fatma BETÜL ERİŞKİN / KONYA – 30.08.2019

Rüyamda: Aziz Erbakan Hocamızla birlikte Irak Kûfe’de oluyoruz. Erbakan Hocamız önce mübarek gözleri yaşlı bir halde Kerbelâ Hadisesini uzun uzun anlattılar. Sonra: “Efendimiz bu hadiseyi önceden görerek gözyaşlarına boğulmuş ve “Canım, özümden söküldü. Bu nasıl bir acı, nasıl bir imtihandır?” buyurmuşlardır. Çünkü Hz. Hüseyin, Efendimiz Aleyhisselamın cennet reyhanı, can şenliği konumundaydı. Evet, On Muharrem, on Peygamberin on beladan kurtulduğu güne rastlamaktadır. Hem Efendimizi, hem bizi üzmesi yanında, aslında Hz. Hüseyin’in de ebedi kurtuluş günü sayılmaktadır. “Nasıl Hocam?” dersen; Evet, kendisi, eşi, çoluk-çocuğu, sevdikleri ile birlikte feci bir şekilde şehit edilmişlerdir fakat; cennetin de efendileri olmuşlardır. Rabbimiz bu hadiseden sonra zalimlere, katillere hak ettikleri cezayı vermiş ve intikamlarını almıştır. Hesap günü yine mahkemeleri görülecek ve belalarını bulacaklardır, buna şüphemiz yoktur. Başa gelen sıkıntılar karşısında kadere, hükme boyun eğen bir mü’min, başına gelen olaya elbette üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları onu taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar Ezeli takdirin bir hükmüdür. Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yerleri yarattığı gün olduğu gibi on ikidir! Bunlardan dördü haram aylardır. Dosdoğru hesap budur. İşte bu dört aydan biri Muharrem Ayıdır. Haram ayların değeri ve önemi bu yönüyle de farklı özelliği olan aylardır. Bu aylara karşı saygılı olunması gerekir. Efendimiz “Şehrullahil Muharrem!” “Allah’ın ayı Muharrem’dir” buyurmuşlardır. Muharrem ayı İlahi bereket ve feyzin bollaştığı bir aydır. Aslında Allah’ın ayı, günü, yılı olmaz. Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Efendimiz böyle bildirmişlerdir. Yine, Rabbimiz kullarını affetmek için, böylesi mübarek ayları, günleri, yılları bahane etmiştir. Muharrem Ayının Peygamberler tarihinde de ayrı bir yeri vardır. Başta Hz. Âdem olmak üzere Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Eyüp, Hz. Yunus, Hz. İsa ve çok sayıda peygamber, Aşure Günü (On Muharrem) özel olarak bazı nimet ve lütuflara ermişler, bazı sıkıntılardan kurtulmuşlardır. Muharrem, sıkıntı ve belalardan kurtulmanın yıl dönümü olmaktadır. Ne dedik? Muharrem’in Onuncu günü, on Peygambere on değişik ikram ihsan edilmiştir.

Hz. Musa’ya Aşure gününde bir mucize ihsan edilmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüşlerdir. Hz. Nuh’un gemisini Cudi Dağı üzerine Aşure günü demirlemiştir. Hz. Yunus, balığın karnından Aşure günü kurtuluvermiştir. Hz. Âdem’in tövbesi Aşure günü kabul edilmiştir. Hz. Yusuf, kardeşlerinin attığı kuyudan Aşure günü çıkarılıp, Mısır’a getirilmiştir. Hz. İsa, Aşure günü dünyaya gelmiştir. Hz. Davut’un tövbesi o gün kabul edilmiştir. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. Hz. Yakup’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasreti ile kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. Hz. Eyüp hastalığından o gün kurtulmuştur. Ayrıca Allah, …….. Kavminin tamamını o gün bağışlamış, affetmiştir.

Bütün bunlardan dolayı Saadet asrından beri de Müslümanlar, bugüne hep önem vermişler ve hürmetle kutlamışlardır. Böylesine manalı ve kutsi hadiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün, gece ve ayda, ibadetlere, duaya daha çok zaman ayırmalı, daha fazla hayır ve hasenatta bulunulmalıdır. Efendimiz Aleyhisselam: “Her kim bugünde ailesine, ev halkına, dava kardeşlerine ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder!’ buyurmuşlardır. Bugün ve bu ay, özellikle bu on gün, bol bol tevbe istiğfar edilmelidir. Bu on gecenin Zilhicce veya Muharrem Aylarına ait olduğu rivayet edilir. Rabbimizin bu on geceye yemin etmesi, bahsi geçen on günün mukaddes ve mübarek günler olduğunu gösterir. Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra, Medine’de yaşayan Yahudilerin oruçlu olduğunu öğrendi. O gün Muharrem Ayının onuncu günüydü. Efendimiz: “Bu ne orucudur?” diye sordular. Yahudiler: “Bugün Allah’ın Hz. Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u ve tüm ordusunu boğduğu gündür. Hz. Musa bir şükür olarak bu gün oruç tutmuştur” dediler. Efendimiz Aleyhisselam onlara: “Biz Musa’nın sünnetini yaşatmaya sizden daha yakınız ve hak sahibiyiz!” diyerek kendisinin ve mü’minlerin o gün oruç tutmalarını uygun gördüler. Fakat Yahudilere benzememek için, bu orucun üç gün (9/10/11 Muharrem) şeklinde tutulmasını tavsiye ettiler. O yıl henüz Ramazan Orucu farz kılınmamıştı. Ramazan orucu farz olunca Aşure günü orucu konusunda Efendimiz herkesi serbest bıraktılar. “İsteyen tutabilir, istemeyen tutmayabilir!” buyurdular. Böylece Muharrem orucu müstehab kılındı. Muharrem; haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan anlamına gelir. Hicri takvimde yer alan isimle, Efendimizin baba tarafından, beşinci dedesi Kilab bin Mürre tarafından belirlenmiştir. Hz. Ömer devrinde, Mekke’den Medine’ye hicret, resmî takvim ilan edilmiştir. On Muharrem günü, Efendimiz Mekke’den Medine’ye; kurtuluşa ve huzura ulaşmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, İslam’ı emredildiği şekliyle yaşamak, en önemlisi de hür ve bağımsız bir devlet olmak için hicreti emretmişlerdir. Birçok Peygamberi ve bir kavmi topyekûn Allah bugün kurtardığı gibi, Hz. Peygamberimize inananları da Hicret vesilesiyle böylece kurtarmış ve devlet olmayı nasip buyurmuşlar ve yeryüzüne İslam’ı yaymaya vesile kılmışlardır. Öyleyse, bugün sizlerin yapacağı şey: evvela kalben sıkıntısını çektiğiniz hatalarınızdan, yanlışlarınızdan, tembellikle eksik bıraktıklarınızdan ve vazgeçemedikleriniz kötü alışkanlıklarınızdan Allah’a hicret etmenizdir. Hicret; yerinde ve rahatlık halinde kalanın değil terk edenin zaferidir! Hicret; Haramlardan uzak bir nizam kurmak ve tüm dünyayı kurtarmak için rahatını değil ayrılığı tercih etmektir. Hicret; İmkânların tükendiği yerden, imkânların üretileceği yere taşınmaktır. Hicret; Elde etmek için feda etmek, sahip çıkmak için kurban etmek, bulmak için yitirmek, kalmak için gitmek, kavuşmak için terk etmektir. Hicret, düşmanla sınanırken, dostu da sınama sürecidir. “İlahi yardım ne zaman?” diye göğün kapılarını sarsmak, açılması için de Ğayyûr’u [1] gayrete getirecek bir çaba ve gayret sergilemektir. Bittim noktasına varınca da, artık telaş etmemektir: “La havle ve la kuvvete illa billah!” sırrına erebilmek, telaş eden olursa: “Üçüncüsü Allah olan kişiye kim ne yapabilir ki?” diyerek dünyaya meydan okuyabilmektir. O halde bugün ve sonrası günler herkes kendi yüreğinde kendi hicretini yaşamaya girişsin! Herkes kendi Hüseyin’inin şehadetine, cennete ulaşacağını bilerek, cennet efendisi olacaklarını umut ederek, hüzünlenerek sevinebilsin!

Bu gece herkes Tesbih Namazını kılsın. Ardından: “Ya Rabbi, bu yeni senede beni, kardeşlerimi mağfireti İlahine mazhar eyle! Yeni açılan amel defterimi rızana ulaştıracak amellerle doldurmayı nasip eyle! Bizi gazabı İlahine düçar olacak amellerden muhafaza buyur! Tüm hamdler Sana mahsustur. Ezel, Ebed, Hayy, ve Kayyum olan, ikramı, şefkati ve ihsanı bol olan Sensin! Efendimiz ve kardeşlerinin hicretini kabul buyurduğun gibi, bizlerin de gönüllerimiz ve ibadetlerimizle Sana hicretlerimizi kabul et! Bugünle başlayan yeni yılımızda bize biçtiğin ömür boyunca, hepimizi şeytandan ve avanesi olan Siyonizm belasından koru! Ey Celâl ve İkram sahibi, ey merhametlilerin en merhametlisi Rabbim; bizlere, Sana yaklaştıracak ameller işlemekte yardımcı ol! “Verrucze fehcür” “Ey Nebim! Her türlü pislikten ve çirkinlikten hicret edip uzaklaş” (Müddessir. 5) ayetinin sırrıyla beni ve kardeşlerimi kötülüklerden uzaklaştır. Ya Rabbi, lütfen rahmetinle, bereketinden ve rızkından onlara aç ve bolca ihsan et Allah’ım. Kıyamet gününde cennet, korku gününde güven ver. Ya Rabbi, verdiğin vermediğin şeylerin şerrinden Sana sığınırız. Seni anmak, Sana şükretmek, Sana kulluk etmek için kardeşlerime yardım et. Ömürlerinin kalan kısmını, geçen kısmından hayırlı et. Maddi ve manevi dertlerinin dermanını lütfeyle… Her an, azabından affına, gazabından rızana, Senden yine Sana sığınmalarını nasip et. Her türlü hayrı Senden isteriz ki, tüm hayırlar Senin elindedir. Kardeşlerimi harama bulaştırma, helâlinle yetindir. Lütfunla zengin et, Senden başkasına muhtaç etme. Hesap gününde hatalarını affet. Şükürlerini ve sabırlarını artır. Onları bağışla, onlara merhamet et, onları doğru yoluna ilet! Salat ve selam Sana, Efendimize ve ashabına olsun diyerek dua etsinler!” buyurdular. O esnada uyandım.

        

Te’vili: Bütün kardeşlerimizin dikkatle ve defaatle okuyup ders çıkarmaları ve emirlerini yapmaları gereken manevi uyarılardır. İnşallah bu kalbi ve manevi hicretlerimiz, zahiri hicretlere ve zaferlere vesile olacaktır. Bu dünyada imtihanda bulunduğumuz asla unutulmamalıdır. Kötü alışkanlıklarımızdan, kıskançlık ve kolaycılık gibi nefsi duygularımızdan arınmak için bu çok önemli fırsat kaçırılmamalıdır.

Bu makaleyi sesli olarak dinleyebilirsiniz:

{mp3}muharrem10{/mp3}

 

 

 

  1: Ğayyûr: Çok gayretli ve sahiplik edici olan…  Dinine, hükümlerine ve sadık mü’minlerine yönelik saldırılar karşısında hamiyet ve himayesini esirgemeyen Rabbimiz Teala. (Gayretullah tabir edilir)

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of -

-

Subscribe
Bildir
8 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Yeni Yıl
Maliseftir ki yeni yıl diye Tüm insanlığa bu kutlu müjdeli günler heyecanla kutlanılması gerekiyorken ocak ayı dayatılıyor….Rabbim bu müjdeler ile yaşamayı nasip eylesin…

Bu günlerin hikmetine kavuşmayı nasip eylesin…

Ahir Zamanda Milli Çözüm Kardeşliği; Ne Büyük Nimettir, En büyük Nimettir!…
[b]Bismillahirrahmanirrahim…

ALLAH’IN ÖYLE KULLARI VARDIR Kİ…

Hz. Peygamberimiz (SAV) buyuruyorlar ki:

“Allah’ın öyle kulları vardır ki, onlar ne peygamberdir, ne şehittirler. Ama hem peygamberler hem şehitler onlara gıpta etmektedirler. Kıyamet günü onların Allah katındaki makamları bu gıptaya sebep olmaktadır.”

 Bunun üzerine soruldu:

“O bahtiyar kişiler kimlerdir? ”

Cevap verdiler:

“Onlar aralarında akrabalık ve birbirine mal verme konusu olmaksızın Allah için birbirlerini severler. Allah’a ant olsun ki, onların yüzleri nurdur, onlar nur üzerindedirler. İnsanlar korktukları zaman onlar korkmazlar, insanlar üzüldüğünde onlar üzülmezler. Haberiniz olsun ki Allah dostları üzerinde hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de….”
[/b]
(Ebu Dâvud -RA- )

[b]BEN ONLARA MÜŞTÂKIM YA EBÂ ZER!

Bir gün Hazret-i Fahr-i Âlem (SAV) Efendimiz, Ebû Zerr-i Gıfâri (RA)’e buyurdular ki:

“Yâ Ebâ Zerr; Allah güzeldir, güzeli sever. Benim niçin gamlandığımı, ne düşündüğümü ve neye müştâk olduğumu biliyor musun, yâ Ebâ Zerr?”

Oradakiler: “Bilmiyoruz yâ Resûlullah. Gamını ve düşünceni bize haber ver yâ Resûlullah.”

Resûlullah (SAV) bir “Aaah” dedi:

“İştiyâkım Benden sonraki ihvânıma kavuşmak içindir. Onların durumları babalarından ve kardeşlerinden sadece Allah-u Teâla’nın rızâsını kazanmak için ayrı düşerler. Malı Allah için terk ederler. Nefislerini tevâzu ile hor hakir ederler. Şehevâta ve dünya fuzuliyyâtına rağbet etmezler. Allah’ın beytlerinden bir beytde Muhabbetullahdan dolayı mağmûm ve mahzûn olarak toplanırlar, kalblerini Allah’a verirler. Ruhları Allah’a bağlı, onları bilmek Allah’a ait. Onların birinin hastalanması bir sene ibadetten efdal olur…  Eğer istersen anlatayım yâ Ebâ Zerr?”

“İsterim ya Resûlullah.”

“Onlardan birisi öldüğü zaman Allah indindeki şereflerinden dolayı semada ölenler gibidirler… Eğer istersen daha anlatayım yâ Ebâ Zerr?”

“İsterim ya Resûlullah.” 
“Onlardan birisi elbisesindeki bir böcekten müte’ezzi olduğu vakit ona Allah indinde yetmiş hacc ve gazve ecri ve İsmail zürriyyetinden kırk köle azad etmiş sevabı verilir, onlardan da her birisi on iki bin kişiye mualdir… Eğer istersen daha ziyade edeyim ya Ebâ Zerr?”

“Evet yâ Resûlullah .” 
“Onlardan birisinin arkadaşları arasında iki rekat namaz kılması Nûh (a.s)’ın Cebel’i Lübnan’da bin yıl ibadet ettiği gibi ibadet eden bir adamın ibadetinden daha efdaldir…  İstersen daha ziyade edeyim yâ Ebâ Zerr?”

“İsterim yâ Resûlullah.”

“Onlardan birisinin tesbihi kıyamet gününde bütün dünya dağları kadar altın tasadduk edip de gelen bir kimsenin ecrinden daha fazladır… İstersen daha sayayım ya Ebâ Zerr?”

“Evet yâ Resûlullah.” dedim.

Mefhar-i Mevcûdât sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz saymaya devam ederler:

“Onlardan birine bir kere nazar etmen Allah indinde Beytullah’a nazar etmenden daha sevimlidir. Onun sevindirdiği kimse Allah’ın sevindirdiği bir kimse gibidir. Onu it’am eden Allah’ı it’am etmiş gibidir… Eğer istersen ziyade edeyim yâ Ebâ Zerr?”

“Evet yâ Resûlullah.”

“Onların yanına günahlarda ısrar ede ede hantallaşmış bir topluluk oturunca Allah onları nazar-ı rahmeti ile nazar edip günahlarını onların hürmetine afv etmeden kalkmazlar. Ya Ebâ Zerr; onların gülmeleri ibadettir, şakalaşmaları tesbihtir, uykuları sadakadır. Allah onlara her gün yetmiş kere nazar eder. Ben bunlara müştâkım ya Ebâ Zerr.”

Resûlullah (SAV) bitkin bir şekilde saçlarını düzeltti, sonra başını kaldırdı, ağlıyordu, gözyaşları gözlerinden inci daneleri gibi dökülüyordu. Bir kere daha “Allah” dedi.

“Onlara müştâkım, onlara kavuşmak istiyorum..!”

 Sonra Nebi (SAV) Efendimiz:

“Allah’ım onları muhafaza et, muhaliflerine karşı onlara yardım et, kıyamette gözümü onlarla nurlandır.”

“Dikkat edin Allah’ın o velileri ki onlara korku yoktur onlar mahzun da olmayacaklardır.”(1) buyurdular. [/b]

(1) Yunus Suresi: 82 

(Semaratü’l- Fuat sf: 32)

NANKÖR ETME YA RABBİ…
Aman ya Rabbi,
Bu ne lutuf
Ne ikramdır!..
Tenezzül-ü SULTAN’dır
İltifat-ı Sübhandır!..
Yüz milyonda birisine
Nasip olan nişandır!..
Sakın “liyakatım var”
Zannetme!
Rahmetinden ihsandır!..

Ancaak!..
Ve illaa!..
En yüce bir emanet!
Büyük bir imtihandır!..
Eğer riayet,
Olmazsa emanete
İşin sonu hüsrandır!
Alemde görülmemiş,
Feci bir akıbete
Düçar olmaktır!..

Ol SULTAN-I AZAM
Ol Sırrı Rahman…
Ol Tecelli’nin Zirvesi
Ol Hidayetin Öznesi
OLAN’ın!..

En Aziz bir Talebesi
En bilge Takipçisi,
Sadakatiyle malum
Feraretiyle meşhur,
Dirayetiyle makbul
Cesaretiyle matlup olan!..
Bir Üstad-ı Kamil’le!..
Muhatap olabilme
Şerefine erişipte!..
O’ndan
Öğrenip,bildiğin;
Türlü türlü hikmete
Milyar çeşit delile,
Tevdit Sırr-ı Azim’e,
Sakın nankör olma haa!..
Nefs telinden çalıpta
Çirkeflere dalma haa..
Racim iblis huyuna
Boş benlik davasına,
Keyf çıkar gayyasına
İlgi duyup kayma ha…

Temiz vicdan taşırsan
Nefsin kirin tanırsan
Rasulunden utanıp!
Rabbinden havf duyarsan!..
Kutlu yolunda cihadı
Cana minnet sayarsan!..
Tüm mazlumlar ahına
Ciğerinden yanarsan!..
“Gayemiz Tüm İnsanlığın Saadetidir”
Kutlu ilkesini,
Can özünden kavrayıp
Adanırsan!..
Günlerin bayram olur
Anların seyran olur
Mahluk,Halıkı bulur
Dü cihan huzur onur!..

Haydi can,
Kalk ve doğrul,
Yola koyul,
İyce yoğrul,
Pişip kavrul
Rabbini bul!..

Hicreti Anlamak ve Muharremi Yaşamak
Hicret
1- Yerinde ve rahatlık halinde kalanın değil terk edenin zaferi olması.

2- Haramlardan uzak bir nizam kurmak ve tüm dünyayı kurtarmak için rahatın değil ayrılığı tercih etmek olması.

3- İmkânların tükendiği yerden, imkânların üretileceği yere taşınmak olması.

4- Elde etmek için feda etmek, sahip çıkmak için kurban etmek, bulmak için yitirmek, kalmak için gitmek, kavuşmak için terk etmek olması.

5- Düşmanla sınanırken, dostu da sınama süreci olması.

6- “İlahi yardım ne zaman?” diye göğün kapılarını sarsmak, açılması için de Ğafûr’u gayrete getirecek bir çaba ve gayret sergileme girişimi olması.

7- Bittim noktasına varınca da, artık telaş etmemek. “La havle ve la kuvvete illa billah!” sırrına erebilmek, telaş eden olursa: “Üçüncüsü Allah olan kişiye kim ne yapabilir ki?” diyerek dünyaya meydan okuyabilmek manalarını taşımaktadır.

On Muharrem gününün;

Bugün ve sonrası günlerde herkesin kendi yüreğinde kendi hicretini yaşamaya girişmesi gerekliliği,

Herkesin kendi Hüseyin’inin şehadetine, cennete ulaşacağını bilerek, cennet efendisi olacaklarını umut ederek, hüzünlenerek sevinmesi gerekliliği….

Hikmetle Gelen Muharrem Duası
– Ya Rabbi, bu yeni senede beni, kardeşlerimi İlahine mazhar eyle!
– Yeni açılan amel defterimi rızana ulaştıracak amellerle doldurmayı nasip eyle!
– Bizi gazabı İlahine düçar olacak amellerden muhafaza buyur!
– Tüm hamdler Sana mahsustur. Ezel, Ebed, – Hayy, ve Kayyum olan, ikramı, şefkati ve ihsanı bol olan Sensin!
– Efendimiz ve kardeşlerinin hicretini kabul buyurduğun gibi, bizlerin de gönüllerimiz ve ibadetlerimizle Sana hicretlerimizi kabul et! – Bugünle başlayan yeni yılımızda bize biçtiğin ömür boyunca, hepimizi şeytandan ve avanesi olan Siyonizm belasından koru!
– Ey Celâl ve İkram sahibi,eymerhametlilerin en merhametlisi Rabbim; bizlere, Sana yaklaştıracak ameller işlemekte yardımcı ol! 
– “Verrucze fehcür” “Ey Nebim! Her türlü pislikten ve çirkinlikten hicret edip uzaklaş” (Müddessir. 5) ayetinin sırrıyla beni ve kardeşlerimi kötülüklerden uzaklaştır.
– Ya Rabbi, lütfen rahmetinle, bereketinden ve rızkından onlara aç ve bolca ihsan et
– Allah’ım. Kıyamet gününde cennet, korku gününde güven ver.
– Ya Rabbi, verdiğin vermediğin şeylerin şerrinden Sana sığınırız.
– Seni anmak, Sana şükretmek, Sana kulluk etmek için kardeşlerime ve bize yardım et.
– Ömürlerimizin kalan kısmını, geçen kısmından hayırlı et.
– Maddi ve manevi dertlerinin dermanını lütfeyle…
– Her an, azabından affına, gazabından rızana, Senden yine Sana sığınmamızı nasip et.
– Her türlü hayrı Senden isteriz ki, tüm hayırlar Senin elindedir. Kardeşlerimi harama bulaştırma, helâlinle yetindir. Lütfunla zengin et, Senden başkasına muhtaç etme.
– Hesap gününde hatalarınımızı affet.
Şükürlerimizi ve sabırlarımızı artır. Onları bağışla, onlara merhamet et, onları doğru yoluna ilet!
Salat ve selam Sana, Efendimize ve ashabına olsun. Amin Amin Amin…
Bi Hürmeti seyyidelmürselin velhamdilillahi Rabbül Alemin.

Bu Sadık Ruyalarla da Anlaşılıyor ki Milli Çözüm; Aziz Erbakan Hocamızdan Sonra ki dönemin Yani Bu Zamanın Hem Tercümanı Olduğunun hemde Erbakan’ın Sadık Takipçileri Olduğunun İşaretidir!..
Bu Sadık Ruyalarla da Anlaşılıyor ki Milli Çözüm; Aziz Erbakan Hocamızdan Sonra ki dönemin Yani Bu Zamanın Hem Tercümanı Olduğunun hemde Erbakan’ın Sadık Takipçileri Olduğunun İşaretidir!..

– Milli Çözüm Dergisinde yayınlanan makaleler
– Milli Çözüm Konferansları
– Milli Çözüm Söyleşileri
– Milli Çözüm Şiirleri
– Milli Çözüm Kitapları
– Milli Çözüm Tv Proğtamları
– Milli Çözüm Sohbetleri
– Milli Çözüm İnternet Hizmetleri
– MEALİ KERİM ÇALIŞMALARI
Olmak üzere takip buyuranlar görecekler ki Allah’ımıza c.c. , Hz. Peygamberimize ve O’ndan olan şimdiye kadarki emir sahiplerini [1] en iyi en mükemmel şekilde sadık takipçiliğini kendisine şiar edinmiş ve asrımızın tercümanlığı görevini en örnek bir biçimde yerine getirildiğini hep birlikte görmekteyiz. Rabbim ruyadaki dualarda da belirtildiği üzere “İlahi yardım ne zaman?” diye göğün kapılarını sarsmak, açılması için de Ğayûr’u [2] gayrete getirecek bir çaba ve gayretini daim sergileyenlerden olmak duasıyla!..

[[b]1] NİSA SURESİ 59. AYET
[/b]
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin (Kur’an’a uyun), Peygambere (sünnetine tabi olun), ve sizden olan “Ulu’l-Emr’e” (inandığınız gibi hak ve hayır üzere sizi yönetenlere, gerçek ilim ve içtihat ehline) de itaat edin. Eğer herhangi bir hususta anlaşamayıp çekişirseniz, onu hemen Allah’a (Kur’an’a) ve Resulûne (sünnete) arz edip (bunlara göre hüküm verin.) Şayet Allah’a ve ahirete inanıyorsanız bu sizin için daha hayırlı ve netice olarak daha güzeldir.

[[b]2] [/b][b]Ğayûr[/b]: Çok gayretli ve sahiplik edici olan… Dinine, hükümlerine ve sadık mü’minlerine yönelik saldırılar karşısında hamiyet ve himayesini esirgemeyen Rabbimiz Teala. (Gayretullah tabir edilir)

Milli Çözüm’ün, “Erbakan Hocamızın Manevi Tasarrufunda ve Eğitiminde” Olduğunu Gösteren Açık Bir Beşaret
Her gün yeniden Mevla’mıza hicret etme şuurunu veren bir rüya-keramet. Böylesine haklı hayırlı sözlere hikmet dolu uyarılara karşı Rabbimiz bizleri nankörlerden etmesin. İbret alıp, ders çıkartıp, hayata uygulayan ve mağfireti İlahiye ulaşanlardan olmayı, Allah’ımız kardeşlerimize ve bizlere nasip buyursun inşallah.

Aşura Günü İlmihali…
Şimdiye kadar öğretile gelen şehadet matemi, peygamberler tarihinin önemli dönüm noktaları vb. Şeklinde değil de nasıl anlamamız, nasıl idrak etmemiz, nasıl niyet ederek nasıl değerlendirmemiz gerektiğini izah eden muazzam bir Aşura İlmihali niteliğinde öğretici ve şuurlandırıcı bir rüyayı sadıka…

[b]Bu rüyadan çıkarılan bazı notlar:[/b]

Hz. Hüseyin’in ebedi kurtuluş günü sayılması.

Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yerleri yarattığı gün olduğu gibi o iki olması.

Aslında Allah’ın ayı, günü, yılı olması. Fakat bu tabirden muradın, Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Efendimizin böyle bildirmiş olması.

Yine, Rabbimiz kullarını affetmek için, böylesi mübarek ayları, günleri, yılları bahane etmiş olması.

Muharrem; haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan anlamına gelmesi.

Hicri takvimde yer alan isimle, Efendimizin baba tarafından, beşinci dedesi Kilab bin Mürre tarafından belirlenmiş olması.

Muharrem’in Onuncu gününde, on Peygambere on değişik ikram ihsan edilmiş olması.

On Muharrem gününde, Efendimiz Mekke’den Medine’ye; kurtuluşa ve huzura ulaşmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, İslam’ı emredildiği şekliyle yaşamak, en önemlisi de hür ve bağımsız bir devlet olmak için hicreti emretmiş olması.

Birçok Peygamberi ve bir kavmi topyekûn Allah bugün kurtardığı gibi, Hz. Peygamberimize inananları da Hicret vesilesiyle böylece kurtarmış ve devlet olmayı nasip buyurmuş ve yeryüzüne İslam’ı yaymaya vesile kılmış olması.

Bugün yapılması gerekenin. kalben sıkıntısını çektiğimiz hatalarımızdan, yanlışlarımızdan, tembellikle eksik bıraktıklarımızdan ve vazgeçemediğimiz kötü alışkanlıklarımızdan Allah’a hicret etmek olması.

[b]Hicretin[/b];

1- Yerinde ve rahatlık halinde kalanın değil terk edenin zaferi olması,

2- Haramlardan uzak bir nizam kurmak ve tüm dünyayı kurtarmak için rahatın değil ayrılığı tercih etmek olması.

3- İmkânların tükendiği yerden, imkânların üretileceği yere taşınmak olması.

4- Elde etmek için feda etmek, sahip çıkmak için kurban etmek, bulmak için yitirmek, kalmak için gitmek, kavuşmak için terk etmek olması.

5- Düşmanla sınanırken, dostu da sınama süreci olması.

6- “İlahi yardım ne zaman?” diye göğün kapılarını sarsmak, açılması için de Ğafûr’u gayrete getirecek bir çaba ve gayret sergileme girişiöi olması.

7- Bittim noktasına varınca da, artık telaş etmemek. “La havle ve la kuvvete illa billah!” sırrına erebilmek, telaş eden olursa: “Üçüncüsü Allah olan kişiye kim ne yapabilir ki?” diyerek dünyaya meydan okuyabilmek manalarına gelmesi.

[b]On Muharrem gününün;[/b]

Bugün ve sonrası günlerde herkesin kendi yüreğinde kendi hicretini yaşamaya girişmesi gerekliliği,

Herkesin kendi Hüseyin’inin şehadetine, cennete ulaşacağını bilerek, cennet efendisi olacaklarını umut ederek, hüzünlenerek sevinmesi gerekliliği….

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
8
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...