SİYONİZM’İN FAİZ-SÖMÜRÜ ÇARKI
VE
TEKNOLOJİ TUZAĞI (2)
Pentagon’dan 757 Olayı Kapsayan Ürkütücü UFO Raporları
Dünya UFO gerçeğiyle bir kez daha yüzleşiyordu. ABD Savunma Bakanlığı, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü ile birlikte toplam 757 olayı kapsayan “Tanımlanamayan Anormal Fenomenler (UAP)” raporunu Kongreye sunmuştu. Rapordan bir gün önce Bakanlık eski yetkililerinden Luis Elizondo, UFO’lara ilişkin “Evrende yalnız değiliz” ifadesini kullanıyordu! ABD Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi, Washington’da “Tanımlanamayan Anormal Fenomenler (UAP), Gerçeği Ortaya Çıkarmak” başlıklı bir oturum düzenliyordu. Son yıllarda UFO’larla ilgili iddiaları yüksek sesle dile getiren eski Pentagon yetkililerinden Luis Elizondo, oturumda bir araya gelen temsilcilere, “UAP gerçektir. Aşırı gizlilik sadık devlet memurlarına, askeri personele ve halka karşı ciddi suiistimallere yol açıyor. Tüm bunlar evrende yalnız olmadığımız gerçeğini gizlemek için yapıldı” iddiasında bulunmuştu.
Oturumdan bir gün sonra ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) ile birlikte toplam 757 olayı kapsayan “Tanımlanamayan Anormal Fenomenler (UAP)” raporunu Kongreye sunduğunu açıklıyordu. Pentagon’dan yapılan yazılı açıklamada raporun, Bakanlığa bağlı Tüm Alanlarda Anomali Çözüm Ofisi (AARO) tarafından 2022 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası gereği hazırlandığı belirtiliyordu.
“Kayıtlara Girmeyen Olaylar” İddiası…
2024’teki raporda, 1 Mayıs 2023 ile 1 Haziran 2024 arasında toplam 485 olayla birlikte 2021 ve 2022’de meydana gelen, ancak AARO’ya bildirilmediği için kayıtlara girmeyen 272 UAP olayının yer aldığı ifade ediliyordu. Açıklamada, bu yıl rapor edilen olaylardan 118’inin balonlara, kuşlara ve insansız hava araçlarına bağlı olarak çözüldüğü ancak diğer vakalarla ilgili incelemelerin sürdüğü bilgisi aktarılıyordu. AARO’nun şu ana kadar incelediği toplam UAP vaka sayısının 1 Haziran 2024 itibarıyla 1600’ün üzerine çıktığına işaret edilerek, UAP olaylarının oluşturduğu potansiyel tehditlerin analiz edilmesi ve anlaşılmasının, birçok bakanlık ve kurumun dahil olduğu bir iş birliği çabasıyla devam ettiği belirtiliyordu.
“Evrende Yalnız Değiliz” Uyarısı
Öte yandan, ABD Temsilciler Meclisi komitesinde düzenlenen “UAP, Gerçeği Ortaya Çıkarmak” başlıklı oturumda Pentagon eski yetkililerinden Luis Elizondo, “tanımlanamayan uçan cisim”lere (UFO) ilişkin “Evrende yalnız değiliz.” ifadesini kullanıyordu. Elizondo, daha önce gizli bir Pentagon programının parçası olarak UFO’ları araştırdığını öne sürerek, “UAP gerçektir. Aşırı gizlilik, sadık devlet memurlarına, askeri personele ve halka karşı ciddi suiistimallere yol açıyor. Tüm bunlar evrende yalnız olmadığımız gerçeğini gizlemek için yapıldı.” ifadelerini kullanıyordu.[1]
Bu arada nedense şu sorular hiç sorulmamaktaydı: ABD’nin Savunma Bakanlığı gizli dosyaları CIA’nın bütün raporları, hatta çok özel mahkeme kayıtları, nasıl oluyor da hepsi İsrail MOSSAD’ın eline geçiyordu?
Ülkemizde maalesef bu acı gerçeklerden ve gelişmelerden habersiz topluma, hatta Din adamlarına:
Müslüman halkımızın öncelikli ilk 10 sorunu nedir? diye sorulsa, dini konularda “Ölüye telkin yapılır mı? Mezarlıkta, Fatiha ve Kur’an okunur mu? Banyo yapmak gusül sayılır mı? Teravih kılmayanın orucu kabul olur mu?” gibi sorular olacaktır. Güncel sıkıntılar olarak da haklı olarak “geçim darlığından, maaşların azlığından ve insanların azgınlaşmasından” dem vurulacak ve dert yanılacaktır. Ancak:
• Türkiye bütçesinin ne kadarı faize aktarılmaktadır?
• Bu faiz giderleri milli kalkınma hamlelerine harcansa ülkemiz neler kazanacaktır?
• Aldığımız ekmekten sebzeye, elbiseden elektriğe, faiz bunların fiyatını nasıl 3 misli arttırmaktadır?
• Görünüşte DİNDAR ama gerçekte FAİZKÂR bir iktidara destek olmanın vebali ne kadardır? diye ne halkımız ne hocalarımız neden sormamaktadır?
Bu arada bazı ucuz kahramanlar da: “Demokrasi ve laiklik dinsizliktir. Atatürk’ü seven kâfirdir, partilere oy veren ve camiye cumaya gidenlerin imanı gidecektir… T.C. kanunlarına uyanlar tağutun hizmetçileridir…” gibi zırvalarla dindarlık ve şeriatçılık taslamaktadır.
Oysa bu asılsız ve tutarsız iddialarda bulunanlar, T.C. Kanunlarına göre:
• Nüfus kaydı ve kimlik kartı alıyorlardı…
• Bu sistemin okullarında okuyarak aldıkları diplomalarla övünüyorlardı…
• Bu sistemin ve devletin yasalarına göre evleniyorlardı…
• Bu devlete askerlik yapıyorlar, çeşitli memurluklara atanıyorlardı…
• Çocuklarını nüfusa kaydettirip okullara gönderiyorlardı…
• Bu sistemin kurallarına göre dergi çıkarıyor, yayın hakkını kullanıyorlardı…
• Bu devlet düzeni içinde vakıf kuruyor, güya hayırlı hizmet izni alıyorlardı…
Ama bunların hiçbirinde kendileri kâfir olmuyorlardı, ancak ama siyasi parti kurunca veya Diyanet tarafından Din Görevlisi atanınca kâfir oluyorlardı!?
Bazı Nurcu kardeşlere hatırlatmıştık: Keşke Risale-i Nurları okumakla birlikte ve daha önce Yüce Kur’an’ın:
“Ey iman edenler! (Fitne çıkarmamak, anarşi ve ahlâksızlığı kışkırtmamak ve karşılıklı hak ve hürriyetlere saygılı bulunmak şartıyla; Ehl-i Kitapla birlikte yaşayın, komşuluk yapın, ülke ve bölge nimetlerini paylaşın, ilmi ve iktisadi konularda yardımlaşın, ama gerçekten iman ve Allah’a itimat ediyorsanız sakın ha!) Yahudilerin (ırkçı emperyalist kesimlerini ve yine haksızlık ve ahlâksızlık hedefleyen bazı) Hristiyan (merkezlerini) veliler (yöneticiler) edinmeyin. (Onları dost ve dürüst zannedip, kendinize idareci, karar verici olarak kabullenmeyin. Zulüm ve hıyanet örgütlerine ve girişimlerine destek vermeyin.) Çünkü onlar, (sizin değil) birbirlerinin dostları ve destekleyicileridir. (Artık) Sizden her kim onları dost (ve rehber) edinip (peşlerine giderse), kesinlikle o da onlardandır. Şüphesiz Allah (Siyonist Yahudilere ve emperyalist Hristiyanlara değer ve destek veren ve Müslümanlara hıyanet eden) zalimler topluluğuna hidayet etmez (onların iman nurunu karartır). [Not: Bu ayet Yahudi ve Hristiyan kimselerle iyi ve insani ilişkileri, ticari ve bilimsel işbirliğini değil; zulüm sistemlerinin ve oluşumlarının güdümüne girmeyi yasaklamaktadır.]” (Maide Suresi: 51. ayet) [2]
Emrine uyarak, ABD ve AB’yi ve onların şımartıp başımıza bela ettikleri kuduz İsrail’i DOST edinmeseydiniz! Hatta hasretle özlenen ve gözlenen İslam’ın hâkimiyetini ve Deccalizm’in devrilmesini BATI’dan, Avrupa ve Amerika’dan bekleyecek kadar şaşırıvermeseydiniz!.. Daha da ileri gidip; tam iki yıl boyunca Gazze’de soykırım uygulayan İsrail’e her türlü desteği sağlayan Trump kâfiri için: “Gördünüz mü, bölgede barışı Komünist Ruslar değil, yine Ehl-i Kitap olan Amerika ve Trump sağladı!” diyecek kadar küçülmeseydiniz!..
Keşke; “(Ey Resulüm!) Sana indirilen (Kur’an’a) ve Senden önce gönderilen (Kitaplara), sözde inandıklarını öne süren (sahtekâr münafıkları) görmez misin? Ki bunlar, (hak ve adalet ölçüleriyle değil) tağutun önünde (zalim ve bâtıl düzenlerin kurum ve kurallarıyla) muhakeme olunmak (şeytan fikirli Yahudi ve Hristiyanların hükmü altında yaşamak) istemektedirler! Oysa (mü’min ve Müslüman sayılmak için) onu (tağutu ve süper güç putunu) red ve inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları derin ve dönüşü olmayan bir sapkınlığa sürüklemek istemektedir. [Not: Bir Müslümanın şu soruları kendisine yöneltmesi ve samimi yanıtlarına göre iman durumunu değerlendirmesi gerekir. Benim istisnasız her konudaki tercihim ve hedefim: 1- İman ve itaat mı, İtiraz ve inkâr mı? 2- İslam’a (Hakka) teslim olmak mı, Fırsatçılık ve isyan mı? 3- Kur’an’ın Rahmani esasları mı, Batı’nın şeytani yasaları mı? 4- Faizsiz bir nizam mı, Faizli sömürü çarkı mı? 5- İslam ülkeleri ittifakı mı, Haçlı ortaklığı mı? 6- Farz-helâl kuralları mı, Haramların mübahlığı mı? 7- Hidayet aydınlığı mı, Dalâlet karanlığı mı? 8- Hakk ve hayır mı, Şer ve bâtıl mı? 9- Nübüvvet ve Sünnet bağlayıcılığı mı, Nefsaniyet ve şehvet bataklığı mı? 10- Ahiret ve adalet amaçlı mı, Dünya ve menfaat ağırlıklı mı? Evet, bu 10 şıktan sadece 1 tanesinde bile ikinci maddeyi tercih ve tensip edenlerin, iman ve İslam şuuru yara almaya ve hidayeti kararmaya başlamış demektir. Baskıcı ve zorlayıcı durumlarda aciz ve çaresiz fertlere ve müstaz’af kesimlere İkrâh-ı Mülci=Ölüm ve sakatlama cinsinden ağır tehditler gibi bazı mecburiyetler bir mazeret sayılsa bile, imkân ve iktidar sahipleri için bu tür mazeretlere sığınmak geçersizdir.]” (Nisa Suresi 60)[3]
Ayetinin tehdidinden korkup, ülkemizde, bölgemizde ve yeryüzünde: Kur’an’a, Sünnet-i Resulüllah’a, akla, ahlâka ve vicdana ve çağdaş ihtiyaç ve standartlara uygun bir ADİL DÜZEN kurulsun diye gayret etseydiniz!.. Ve maalesef, tam aksine, o hizmet ettiğinizi savunduğunuz Kur’an-ı Kerim’in açık uyarı ve yasaklarına rağmen, faizi, fuhşu, kumarı ve her türlü haksızlık ve ahlâksızlığı yaygınlaştıran sözde sağcı, İslamcı ve Amerikancı Parti ve iktidarlara destek verip,
“Ey iman edenler! Kesinlikle şarap (her çeşit sarhoş edici içki ve uyuşturucu), kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal-şans okları (çekiliş oyunları; bunların tamamı), ancak şeytanın işinden birer pisliktirler. Bunlardan (bu rezaletleri ülkenize bulaştıranlardan ve hâlâ uygulayanlardan) kaçınıp uzaklaşın, olur ki (bu sayede) kurtuluşa erişirsiniz.
Gerçekten şeytan(i sistemler) içki ve kumar vasıtasıyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan (yani İslam’ca düşünüp yaşamaktan) alıkoymak istemektedir. Artık (bunların kötülüğünü fark edip) vazgeçtiniz değil mi?” (Maide Suresi: 90-91)[4] ayetlerinin manevi tokadını yemeseydiniz!
Keşke; Kur’an’a hizmet perdesi altında; sadece güzel hatlarla ve tevafuklarla yazılmasını ve sevaben okunmasını değil, O Kur’an’ın yasalaşması ve yaşanması için de çaba sarf etseydiniz… En azından Kur’an’ın esas alınmayan bir düzen ve dönem içinde yaşamak zorunda kalmanın acısını hissetseydiniz… Bir yandan “Eûzu billahi mineşşeytani vessiyaseti” (şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım) deyip, arkasından Mason ve münafık, AB, ABD ve İsrail işbirlikçisi siyasilerin peşinden sürüklenmeseydiniz!..
Kaldı ki; örnek ve gerçek siyaset, yani hak ve adaletle devleti yönetmek, başta Hz. Peygamber Efendimizin, Raşit ve Kâmil halifelerin, seçkin sahabelerin, tüm müçtehit ve mürşitlerin kutlu mesleğidir. Bu kutlu ve onurlu mesleği küçümsemek hiç kimsenin haddi değildir!.. Çünkü “Bir saat adaletle hükmetmek, yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlıdır.” (Hadis) Adaletle hükmedebilmek için ise hükümet ve siyaset gereklidir.
İşte Siyasi Mes’uliyetin ve oy vermenin dünyevi ve uhrevi sonuçları:
“(Gerçekten) İnkâr eden ve küfre giren kimseler (şunlardır ki) onlar şöyle derler: “(İşimize gelmediği ve sıkıntıya sevk ettiği için) Biz (kesinlikle ve hiçbir şekilde) bu Kur’an’a da, ondan önce gelen kitaplara da inanmayacağız. (Çünkü biz gerçeği değil, keyfimizi ve dünyamıza gerekeni aramaktayız.” Bu şeytani inatları ve bozuk fıtratları yüzünden akılları yattığı halde, bile bile Kur’an’ın adalet hükümlerini ve ahlâki prensiplerini inkâr ve itiraz eden) Zalimleri, Sen Rableri huzurunda (yaptıklarının hesabını vermek üzere) tutuklanmış vaziyette (iken) eğer bir görsen! (ki o zalimler: a- İmkân ve iktidarlarıyla kibirlenip büyüklük taslayan yönetici tabakası, b- Ezilen, sömürülen ve sindirilerek zayıf ve çaresiz bırakılan, ama gaflet ve cehaletle yine de zalim yöneticilerin peşine takılan halk tabakası olarak iki kısımdır.) Bunlar birbirlerini (suçlayıp) karşılıklı söz döndürüp laf dalaşı yaparak; müstaz’af zalimler, müstekbir zalimlere derler ki; “Eğer siz (başımızda) olmasaydınız (iktidar konumunda iken adil ve ahlâki esaslara göre davransaydınız,) herhalde bizler de (Hakka inanan ve hayra uyan) mü’min kimseler olacaktık. (Hain güçlerden ve şeytani çevrelerden de destek alarak; faiz ve sömürüye dayanan ekonomik sisteminizle… Ahlâki ve manevi değerlerden yoksun eğitim düzeninizle… Baskıcı ve barbar yönetim ve yöntemlerinizle bizleri yoldan çıkardınız. Ey Rabbimiz, asıl suçlu ve sorumlu olan bu gaddar ve hilekâr idarecilerimizdir!” deyip kurtulmaya çalışacaklardır.)
(Bunun üzerine büyüklük taslayan) Müstekbir (ve mücrim yöneticiler), müstaz’af (zayıf sayılan halk kesimine dönerek) şöyle diyecekler: “Size hidayet (rehberi Kur’an ve hakikat önderi Peygamber) geldikten (ve hepiniz Hakka ve hayra davet edildikten) sonra, biz mi sizi ondan (İslam’ın adalet nizamından zorla) çevirip alıkoyduk? Hayır! (Fikirlerimizin ve fiillerimizin bâtıl ve bozuk olduğunu bile bile, hidayet yolunu değil, bizi tercih edip seçtiniz, sevdiniz ve desteklediniz…) Aslında siz mücrim (suçlu ve hain) kimselerdiniz!..” (Sebe’ Suresi: 31 ve 32. ayetler)[5]
Hem “Euzu billahi mineşşeytani vessiyaseti” diyeceksiniz, hem de Üstad’ın “kendisinden sonra gelecek ve saadet düzenini getirecek zatın Siyaset dairesinde hizmet edeceğini” söyleyip bekleyeceksiniz!?… Ve hâlâ bu çelişkiyi fark etmeyeceksiniz!?
Ve keşke; Kur’an’ın sarih ayetlerinde ve Resulüllah’ın (SAV) sahih hadislerinde, net ve kesin olarak emrolunan durumlarda veya yasaklanan konular hatırlatıldığında: “Ama Üstad Hazretleri şöyle davranmışlar… Filan ağabeyimiz şöyle yorumlamışlar!..” gibi ne imani ne ilmi hiçbir geçerliliği olmayan gerekçelerle Bâtıla ve Batılılara taraf olma illetine ve zilletine düşmeseydiniz!.. Tarih boyunca İslami toplulukların, en çok, “mürşitlerinin ağabeylerinin ve liderlerinin sözlerini, Allah’ın ve Resulüllah’ın önüne geçirdikleri… Yani ayetleri ve hadisleri kendi hoca efendilerinin sözlerine göre eğip büktükleri için sapıtıp Hak yoldan çıktıklarını bilerek hareket etseydiniz!..
“Ey iman edenler, (hiçbir meselede ve hiçbir şekilde, sakın) Allah’ın ve O’nun Resulü’nün önüne geçmeyin (Onların sözlerine kendi keyfinizce yorumlar getirmeyin ve kendi tahmin ve temennilerinizi onların üstünde tutuvermeyin) ve Allah’tan (gereği gibi korkup) sakının. Şüphesiz Allah, (her şeyi ayrıntılarıyla) İşitendir, Bilendir.
Ey iman edenler, sakın seslerinizi de (Hz.) Peygamberin sesinin üstünde yükseltmeyin (kendi görüşlerinizi, Allah elçisinin sağlam hadis ve hükümlerine tercih etmeyin) ve birbirinize bağırıp çağırdığınız gibi, (kabalık yapıp) Ona da yüksek sesle (ve edepsizce) konuşmayın! Çünkü (aksi halde) siz farkında ve şuurunda değilken, amelleriniz boşa çıkıverir.” (Hucurât Suresi: 1-2. ayetler)[6] İlahi buyruklarına uyarak her meseleyi ve her şahsiyeti, Kur’an’ın ölçülerine ve Resulüllah’ın öğretilerine göre değerlendirseydiniz!..
Evet Bediüzzaman, Kur’an’ın birçok ayetini ve kendi anlatısıyla ilgili bölümlerini ve yine bazı hadis-i şerifleri; iman hakikatleri ve ahlâk prensipleri doğrultusunda, inkârcılık akımını çürütmek amacıyla, kendi dağarcığındaki çağdaş = müspet bilimlerden de yararlanarak ve ilham cinsinden manevi bir yardımla Risale-i Nur eserlerini meydana getirmişlerdir. Bunlar elbette önemli ve tarihi hizmetlerdir. Ancak Risale-i Nur, Kur’an’ın ve İslam’ın tamamı değildir, tartışmasız ve noksansız “mutlak doğru”ları yanında, hatalı içtihatları ve yanlışları da olabilir; özellikle siyasi şuur ve sorumluluk bilinci ve İslami düzenin hayati önemi konuları eksiktir. İbadet ve ilmihal konuları zaten verilmemiştir, çünkü bu hususlarda yazılan pek çok eser bulunduğundan gerek görülmemiştir.
- Haberler.com – 14 Kasım 2024
- Maide Suresi: 51. Ayet – https://www.mealikerim.com/5/maide/51
- Nisa Suresi: 60. Ayet – https://www.mealikerim.com/4/nisa/60
- Maide Suresi: 90-91. Ayetler – https://www.mealikerim.com/5/maide/90:91
- Sebe’ Suresi: 31-32. Ayetler – https://www.mealikerim.com/34/sebe/31:32
- Hucurât Suresi: 1-2. Ayetler – https://www.mealikerim.com/49/hucurat/1:2

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
SİYONİZM'İN SÖMÜRÜ DÜZENİNİN ÇÖKÜŞÜ VE VAKT-İ MERHUN'A RAMAK KALA!.. (Vakt-i Merhun= Kararlaştırılmış ve Yaklaşmış Olan…
Siyonizm’in teknoloji tuzağı! Amerikan Doları üzerindeki Masonik "Her Şeyi Gören Göz" (Providence Gözü), genellikle bir…
Milli Çözüm haricinde şu Koca memlekette iktidarın korkusundan, nemelazımcılık anlayışından kaynaklı herkes bu hakikatlere kulak…
Makalede belirtildiği gibi faize ödenen paralar korkunç boyutlara ulaşmıştı. Peki bu borçlanmalar ne için hangi…
HALKIMIZDAKİ NEME LAZIMCILIĞIN SEBEBİ!!!!.... Ne günlere kaldık, gaflet bürümüş Vicdanlar kararmış, beyin çürümüş “Neme lazım”cılık,…
Bütün insanlık Faizle sömürülmekte, insanca yaşamdan mahrum bırakılmaktadır. Aziz Erbakan Hocamız bir konuşmasında; "Şimdi öyle…
BÜTÜN MESELE; İNSANLIĞI İFSAD EDEN Mİ YOKSA İNSANLIĞI ISLAH EDEN BİR DÜZENİN Mİ TARAFTARISIN?!!!! Malumunuz…
'bu irade ve hareketi devam ettiren Allah’tır. O, ne zaman derse ve nasıl isterse o…
BİZ BU "ZİLLETİ" HAKETTİK. DEVLET BAŞKANI DA YAPARLARSA ŞAŞIRMAYIZ ARTIK. 3 YIL ÖNCE AYNI CENAH…
ELİNDE İPLE APOYA MEYDAN OKUYANLAR, BUGÜN O İPİ KENDİ BOYUNLARINA GEÇİRMİŞ VE SİYASİ İNTİHARA YÖNELMİŞ…