Get Adobe Flash player
Reklam

ÖNEMLİ OLAN SONUÇTUR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

İşler ve kişiler "sonuç"larına göre değerlendirilir. Bu yüzden, "Rağbet akibetedir" denilmiştir. Yani sonuç kıymetlidir. Bu nedenle "Allah akibetimizi hayreylesin" duası oldukça anlamlı ve önemlidir. Uzun bir zaman ibadet ve istikamet üzerinde görünmek, hayırlı hizmetlerde önde yürümek, ama sonunda gizli veya açık delalete ve hıyanete yönelmek, her birimiz için büyük bir tehlikedir ve tabi, sonunda her şey ve herkes aslına rucû edecektir. Ve herkesin aslını ve gerçek ayarını en iyi bilen ise cenab-ı hakk'ın kendisidir. "Hz. Musa şöyle dedi: Rabbim, kendi katından kimin hidayet getirdiğini ve hayırlı akibetin kime nasip olacağını en iyi bilendir. Muhakkak ki zalimler asla felaha erişemeyeceklerdir."[1]



[1] Kassas; 37

 

Bir Hadis-i Şerif bu konuyu şöyle izah etmektedir.

                   "Sizin her birinizin anne ve babasının maddeleri, kırk gün anasının rahminde toplanır. Sonra yine o kadar bir zaman zarfında katı bir kan pıhtısına dönüşür. Sonra yine bu kadar bir zaman içinde bir çiğnem et halini alır. Sonra bir melek gönderilerek O'na ruh üfürülür ve melek şu dört kelimeyi; yani rızkını, ecelini, amelini, şaki mi, said mi olduğu meselesini yazmakla emrolunur.

                   Ben kendisinden başka hak ma'bud olmayan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz (önceleri) cennet ehlinin (iyi) ameli ile amel etmekte devam eder, öyle ki kendisi ile cennet arasında bir karışlık bir mesafe kalır. Ama bu noktada (takdir) yazısı onun önüne geçer. Bu sefer cehennem ehlinin düşünce ve davranışlarına yönelir (ve sonunda cehenneme sürüklenir.)

                   Ve yine sizden biriniz (önceleri) cehennem ehlini (kötü) amelleri ile amel eder, öyle ki kendisi ile cehennem arasında bir karışlık mesafe kalır. Ama tüm bu sırada (takdir) yazısı önüne geçer. Bu defa o kişi cennet ehlinin düşünce ve davranışlarına yönelir ve sonunda cennete girer."[1] Yani Cenab-ı Hakk herkesin hakiki niyetini ve mahiyetini ezelden bilmektedir ve akibetini önceden görmekte ve tesbit etmektedir.

                   Başka bir Hadis-i Şerifte ise Efendimiz şöyle buyurdu:

                   "Sizden hiç biriniz ve yaratılmış hiçbir nefis müstesna olmamak şartıyla, muhakkak herkesin cennetteki ve cehennemdeki yerini Allah (takdir edip) yazmıştır. Ve yine herkesin (şaki) bedbaht veya said (bahtiyar) olduğu da yazılmış (karara bağlanmış) tır.

                   Bunun üzerine Sahabeden biri sordu:

                   Ya Resulallah, öyle ise bizler ameli (hayırlı hizmet ve ibadeti) terk edip bu (takdir) üzerinde durabilir miyiz?

Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle cevap verdi:

Saadet ehli (ömrünün sonunda) iyilik (ve cennet) ehlinin ameline varıp ulaşır. Şekavet ehli ise (sonunda) kötülük (ve cehennem) ehlinin ameline (ve ahvaline) varıp ulaşır.

                   Size düşen, hayır ve hizmet yolunda çalışıp çabalamaktır. "Küllün müyesserün lima hulike lehu" "Herkes ne için yaratılmışsa, o kendisine muvaffak ve müyesser kılınmıştır. Saadet ehline, cennettekilerin ameli, Şekavet ehline ise cehennemliklerin ameli kolaylaştırılmıştır." dedi.Ve resulallah (s.a.v) şu ayeti okudu:

a)"Kim ata ve ikram eder (Yardımlaşmayı, paylaşmayı ve barışı sever)

b)"(Gizli-açık) Allah'tan korkar (günah ve kötülükten sakınır)sa

c)Ve en güzel (davayı ve daveti ve hakkı savunan şahsiyeti) tasdik eder (ve ona tabi olursa)

Onu en kolaya (Hidayet ve cennet yoluna) muvaffak vemüyesser kılarız.

Her kim de,

a)Cimrilik ve bencillik eder (ve sadece şahsi menfaatini ve rahatını düşünür) se,

b) Kendisini yeterli ve müstağni görüp (islami hareketlere ve ilmi cemaatlere tenezzül etmezse )

c) En güzel (davayı ve daveti ve Hakkı söyleyen şahsiyeti) de yalanlar (tekzip ve terk ederse)

O'na da zorluk ve horlukları (cehennem ve cehalet yolunu açar ve kolaylaştırırız."[2]

                   Evet, önemli olan akibettir. Akibetimiz ise, niyetimiz, asliyetimiz, gayemiz ve gayretimizle yakından ilgilidir.

                   "Kim (samimi ve sevimli) davranışlar içinde (sorumlu ve şuurlu bir mü'min olarak) kendisini bütünüyle Allah'a teslim ederse, o en sağlam kulpa yapışmış (ve kurtuluşa ulaşmıştır.) Zaten bütün işlerin sonu Allah'a dönecektir." [3] ayetide bu gerçeği haber vermektedir.        

                   Haklı ve hayırlı bir davanın uzun müddet içinde ve önünde bulunup ta sonradan makam ve menfaat hırsıyla liderine ve hareketine karşı hıyanete yeltenen... Zaferin gecikmesi veya ganimet taksiminde umduğunu elde edememesi yüzünden ümitsizliğe düşen ve bu gibi nedenlerle fitne ve fesat oluşumlarıyla işbirliğine girişen kimselerin akibetleri hayırlı gelmeyecektir.

"Yeryüzünde gezip dolaşın da daha önce (nankörlük ve hıyanet edenlerin) akibetlerinin nasıl olduğunu görün: Ki onların çoğu (yegâne kudret ve nimet sahibi olarak Allah'tan başkalarına meyleden) müşriklerdir."[4]

                   "De ki, yeryüzünde dolaşın (ve tarihten ibret alın da, görün davetçileri yalanlayanlar) nasıl bir sonuca ulaşmıştır."[5]

                   "Bak ki, mücrim (günahkar ve isyankar) ların sonu ne kötü olmuştur."[6]

                   "Bakınız  (ve ibret alınız) ki fesat çıkaranlar nasıl bir akibete uğramıştır."[7]

                   " Şimdi bak hele, hain ve zalimlerin sonu nereye varmıştır."[8]

                   " Bak gör ki, uyarıldığı halde ( laf dinlemeyen ve hatasını kabul etmeyen benlik ve kibir ehlinin) sonu nasıl noktalanmıştır."[9]

                   Gibi ayetler, katı yürekli ve kötü niyetli olanların ve Hak dava içinde fesat çıkaranların hep kötü akibetlere uğradıklarını haber vermekte ve bizleri ikaz etmektedir.

                   " Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur."[10] Ayeti de bu acı gerçeği bildirmektedir.

                   Tasavvufta, yüksek makamlara erişenlerin en büyük korkusu, ayak kayması sonucu aşağı derecelere düşmektir. Merdivenin birinci basamağından düşenle, minareden düşenin durumu elbette aynı değildir. Üniversite imtihanlarını sadece birkaç puanla kaybedenlerin veya katıldığı bir maraton koşusunun sonuna yaklaşırken tıkanıp terk edenlerin , herkesten daha çok dizini döveceği ve pişmanlık göstereceği kesindir.

                   Üstelik, haklı bir davada uzun zaman çalışan ve öne çıkarılanların nefislerine uymaları halinde verecekleri zararda maalesef o nispette büyümektedir.

                   Çünkü hem cemaat bunlara itibar ve itimat etmekte, hem bunlar teşkilatın bazı sırlarını ve sıkıntılarını da bilmektedir.

                   Velhasıl, Allah'ın rızasını gözeterek, sabır ve samimiyetle hizmete devam edenler uzun zaman dışlansa ve mahrum bırakılsa da, sonunda mutlaka onlar kazanacak ve felaha ulaşacaklardır.

" Hz. Musa kavmine dedi ki; Yardımı (yalnız) Allah'tan isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü bütünüyle allah'ındır ve kullarından (sadakatini denediğini ve) dilediğini ona varis kılacaktır. Ve mutlu son muttakilerin olacaktır."[11]

                   Sabır belki acıdır, ama meyvesi ve neticesi tatlıdır. Allah'ın rızasını her şeyin üstünde tutanlar ve davanın hatırına her türlü sıkıntıya katlananlar sonunda mutlaka karlı çıkacaktır. Sadık ve samimi olanları ise, en iyi Allah tanımaktadır. Haşa, Allah'ı atlatmak ve aldatmak ise imkansızdır."[12]

                   "Öyle ise sabret. Çünkü ( hayırlı ve şerefli) sonuç (sabredip) sakınanlarındır."[13]

Ülkemiz de de milli ve yerli düşünceye sahip onurlu ve olumlu şahsiyetler bir dönem dışlansa ve saldırıya uğrasa da, sonunda toplum kendi tercümanları olan bu kişilere sahip çıkacak, sömürü ve sindirme temelinde kurulan despotizm düzeni yıkılacak... Temel insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına dayalı, yeni İslam medeniyetini merkezi Türkiye olacaktır.

                   Yaratılan her şeyi, yaratandan ötürü sevecek, din ve kavim farkı gözetmeksizin insan olan herkese merhamet ve adalet gösterecek, yerli ve milli kalkınma hamleleri ve hizmetleri ile gönülleri feth ederek saadet yolcularu hedefine ulaşacaktır.

                        



[1] Müslim. Kitabül kader, hadis no:2643

[2] Leyl:5-10 (Bak: Sahih-i Müslim Kader Kitabi, Hadis no:2647

[3] Lokman:22

[4] Rum:42

[5] En'am: 11

[6] Araf: 84

[7] Araf: 86

[8] Yunus: 39

[9] Yunus: 73

[10] Talak: 9

[11] Araf: 128

[12] Ankebût: 4

[13] Hûd: 49


Bu yazarin diger makaleleri

28 ŞUBAT'IN TÜRKÇESİ: ERBAKAN KARŞITLIĞI EMPERYALİZM UŞAKLIĞIDIR
E. Orgeneral Tuncer Kılınç'a ve Aydınlık'a Göre: "28 Şubat, demokrasinin...
Devami
PKK AMERİKA’NIN MAŞASI, BDP İSE ÖCALAN’IN KAPATMASIDIR! PEKİ, ERGENEKON KİMLERİN HESAPLAŞMASIDIR?
Eski İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu, Kürt sorununun çözülmesi için...
Devami
ABD, KABALİST KÂHİNLERİN VE SİYONİST HAİNLERİN ELİNDEN KURTULACAK MI?
Kabala safsataları Hürriyet Gazetesi tarafından benimsetiliyor! İsrail'de dört gün süren...
Devami
YA BU KİM?
  Bünyemize sızmış virüs gibidir Adına bakmayın, aslı Türk değil! Dıştan görünüşü,...
Devami
YÜCE HAKİKAT (ŞİİR)
  YÜCE HAKİKAT      Tüm mevcudatın madeni, ol kün emrinde saklıdır Her şeyde...
Devami
RUSYA TUZAĞIN FARKINA VARDI
  Rusya’yı Suriye batağına çekmek ve özellikle Türkiye ile bozuşturup birbirine...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6237

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR