Şemdinli iddianamesini hazırlayan Savcı Kurban mı edildi?
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSYK), Şemdinli olaylarıyla ilgili iddianameyi hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'yı meslekten ihraç etti ve karar kesinleşinceye kadar açığa aldı.
Kurul, ayrıca Van Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Kaçan ile Başsavcıvekili İbrahim Özer hakkında ise başka bir müfettiş görevlendirilerek yeniden inceleme yapılmasını kararlaştırıldı.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in onayı ile Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu'nca Savcı Sarıkaya hakkında başlatılan soruşturma raporu, HSYK'da ele alındı.
Aynı zamanda HSYK'nın başkanı olan Adalet Bakanı Çiçek'in katılmadığı toplantıda, Kurul, Sarıkaya'nın Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre meslekten ihracına karar verdi.
Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin son fıkrası, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil, suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir" hükmünü içeriyor.
Karara, kurul üyesi Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga, "kınama cezası verilmesi" görüşüyle katılmadı. Savcı Sarıkaya, bu kararın yeniden görüşülmesini talep edebilecek. Bu istemi de yine Kurul karara bağlayacak.
Yeniden görüşmede de verilen karar değişmez ise Savcı Sarıkaya'nın buna da itiraz hakkı bulunuyor. Bu itiraz da Kurul'un 5 yedek üyesinin katılımıyla oluşan 12 kişilik bir üst kurul tarafından karara bağlanacak.[1]
Oysa Recep Tayip Erdoğan başında savcıya sahip çıkmış ve ne havalar atmıştı.
SESAR, Org. Özkök ile RTE arasında geçen diyaloğu AKP kulislerinde, Ankara'nın siyasi ve sivil olmayan kulislerinde dolaşan detayları ve Org. Özkök – Erdoğan diyaloğunun yakın çevreye yansıyanlarını yayınlamış ve sormuştu:
Bu diyalog aynen ya da mealen gerçekleşti mi?
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Başbakan, Şemdinli İddianamesi ile TSK'ya karşı sistematik saldırı yoğunlaştırılmıştır. Edindiğimiz bilgiler, sistematik taarruzun merkezinin yakın çevreniz olduğunu gösteriyor. TSK'ya karşı yürüttüğünüz sistematik psikolojik savaşta müsteşarınız, danışmanlarınız ve iktidarınıza destek veren dış odaklar var.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Sayın Paşam, biz hükümet olarak böyle bir komplonun içinde yer almayız. Ancak Şemdinli'deki olaya karışanların ordu içinde bir cunta kurdukları istihbaratı elimizde. Yaşar Paşa bu komplonun içinde. Elimizde yeterli delil mevcut.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : O zaman ne diye bunlar savcının iddianamesinde yer almadı? Açıkça iftira atıyorsunuz! Sayın Başbakan, TSK'da sizin konumunuzda bir komutan bulamazsınız. TSK'da terfiler dış etkilerle yapılmaz. Büyükelçi ricaları ile yapılmaz. TSK'da, partinizde olduğu gibi, cunta olmaz.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Sayın Paşam, iddianamede Yaşar Paşa ve bazı komutanlarla ilgili ibarelerin arkasındayım. Elimizdeki belgeler, deliller komutanların o bölgede suçlu olduğunu gösteriyor. Emniyet istihbaratının hazırladığı raporlar bu yönde.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Başbakan, çok tehlikeli bir güzergahta yol alıyorsunuz. TSK'daki tüm komutanlar canı pahasına görev yapıyor. O bölgede şehit verdiğimiz komutan, er, erbaş ve uzman sayısını biliyor musunuz? Sözleriniz savcının iddianamesinin çıkış noktasının Başbakanlık makamı olduğunu doğruluyor. Devletin kurumlarını birbiri ile çatıştırma gayreti içindesiniz! Emniyet İstihbarat Dairesi çalışmayı bir makamdan talep gelirse yapar. Sayın Başbakan, bizzat siz, müsteşarınız ve hükümetiniz en baştan beri TSK'ya karşı sistematik taarruz yapıyorsunuz.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Sayın Paşam, Yaşar Paşa'yı emekli ederiz.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Başbakan, ben TSK'yı ve paşaları savunma durumundayım, ama öncelikle devletimi, milletimi müdafaa mecburiyetindeyim. Hükümetin ve sizin Devlete, millete ve TSK'ya zarar vermenize, tahrip etmenize kesinlikle müsaade etmeyiz.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Bunu kamuoyuna söyleyiniz o zaman.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Başbakan, TSK tahriklere kapılıp hükümetinizi ve sizi hedef alsaydı, şimdi Türkiye'de halifelik ilan edilmiş olurdu. Sizleri kahraman yapmadan Anayasal çizgide mücadelemiz sürecek. Sizler milletin iradesi ile değil, bazı ülkelerin iradesi ile, bazı büyükelçilerin Türk kurumlarına müdahalesi ile iktidara geldiniz. Şimdi sizleri ve arkanızdaki güçleri çıldırtan da TSK'nın tahriklere kapalı olmasıdır. Sizler TSK'yı muhtıra vermeye ve sert çıkmaya zorlayarak halktan bu yolla destek devşiriyorsunuz. Halkın desteğini de başka devletlerin hizmetine sunuyorsunuz. Ama bir şeyi unutuyorsunuz Sayın Başbakan, TSK silahlı mücadelede gösterdiği başarıyı stratejide de göstermiştir.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Çok ağır ithamlarda bulunuyorsunuz Sayın Paşam. Biz bazı paşaların cunta kurduğunu söyledik.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Başbakan bu sözleriniz TSK'ya nifak sokmaya amaçlamaktadır. Yönetemediğiniz ülkeyi, yönetemediğiniz hükümeti TSK'nın çıkışlarının ardına saklamaya çalışıyorsunuz. Size bu fırsatı TSK vermeyecektir. Milletin sizin çapınızı ve gerçek yüzünüzü görmesini sağlayacağız. Ama sizleri kesinlikle kahraman yapmayacağız. Şaibeli iktidarın ve partilerin devri sizinle birlikte son bulacaktır.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Sert çıkışlarınız ekonomik krize sebep olur, ülke kaosa girer.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sizi kahraman yapmayacağız dedik. TSK savaşta usta olduğu kadar stratejide de ustadır. Geçmişte tekrarlanan hataları yapmayacağız. TSK'yı milletin gözünden düşürmeye çalışanlara ve TSK'yı siyasi ikballerine basamak yapmaya düşünenlere fırsat vermeyeceğiz. Sayın Başbakan, demokratik hukuk devletiyiz. Siz de demokratik hukuk devletinin çalıştığını bizzat görecek ve Yüce Divan'da hesap vereceksiniz. Türkiye'de Demokratik Hukuk Devleti TSK'nın güvencesi altındadır. TSK sizler gibi sorumsuz ve politik davranmaz. Stratejik davranır. Demokratik Hukuk Devleti'ni korur ve idamesini sağlar.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Sayın Paşam, Yaşar Paşa'yı savunmanızda yanlış bir şey yok! Ancak ortada bir cunta var.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Sayın Recep Tayyip Bey, cunta varsa, partinizde var. 28 Şubat'ta da aynı senaryo çalıştırıldı. Yine Emniyet İstihbarat kullanıldı. Ve sizi destekleyen ülkeler partinizi ve sizi iktidara taşıdı. Şimdi yine aynı oyunla TSK'yı pasifize ve tasfiye edip, BOP'a ya da aynı düzenlemede halifelik sistemine geçit bulmaya çalışanlara bu imkanı vermeyeceğiz. Türkiye'yi yine bir kaosla federatif yapıya geçirmeye ya da bölmeye çalışanlara kesinlikle müsamaha göstermeyeceğiz.
- – Recep Tayyip ERDOĞAN : Sayın Paşam, bizi ağır şekilde itham ettiniz.
- – Org. Hilmi ÖZKÖK : Hayır itham etmedim. Gerçekleri ortaya koydum. TSK'yı pasifize ederek, bölgeden tasfiyeye zorlayarak BOP'a alet olacaksınız. Bu Türkiye'nin felaketi olur, buna izin vermeyiz. Şahsınızda, Dışişleri Bakanı'nı, Maliye Bakanı'nı, Meclis Başkanı'nı, İçişleri Bakanı'nı ve bir defa daha sizi ikaz ediyoruz. Yanlış yapıyorsunuz. TSK gayrı meşru hükümetinizle Demokratik Hukuk Devleti içinde nasıl mücadele edeceğini bilir. Aynı konsepti, Sayın Cumhurbaşkanı'na da aktaracağım. Sayın Erdoğan, TSK'da makam ve rütbe üzerinden operasyon yapamazsınız. Tüm paşalar memleket için, bayrak için, devlet için, vatan için her türlü ikbali ellerinin tersi ile itebilirler. Ama sizler iktidara gelmek için köleliği kabul edersiniz. Görüşme bitmiştir.[2]
Tarihin ve Talihin Dönüşü
Org. Özkök – Başbakan RTE görüşmesi, Org. Yaşar Büyükanıt – Başbakan RTE görüşmesinden önce yapılıyor.
Her iki görüşmede TSK'nın kararlı duruşu, tutarlı stratejisi ve AKP hükümetine yönelik tutumu ve taktikleri satır aralarından rahatlıkla okunabiliyor.
Aynı şekilde Başbakan RTE'nin de her iki görüşmede de önce sıkı bir biçimde savunduğu, sonra da terk etmeye hazır olduğu bir pozisyon göze çarpıyor.
Başbakan RTE her iki görüşmede;
- Şemdinli İddianamesi'ne sahip çıkıyor,
- Hükümetin elinde sağlam deliller bulunduğunu öne sürüyor,
- Çok sıkışınca TSK'nın tutumunun ekonomik krize sebep olacağını ileri sürüyor, blöf görülünce bazı güç odakları ile anlaştığını Türkiye'de TSK'nın tutumuna rağmen ekonomik kriz olmayacağını savunuyor.
- Paşaların, konuya hakimiyeti karşısında yavaşça geri adım atıyor.
- Bizzat Başbakan'ın ve hükümetin duruşundan, hükümetin ve RTE'nin Güneydoğu'dan TSK'yı tasfiye etmeye ve Türkiye'yi bölmeye yönelik bir eylemin içinde bulundukları izlenimi ediniliyor.
Hem Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök hem de Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt'ın Başbakan'a karşı sergiledikleri tutumdan da ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.
Bu tablo;
- TSK'nın AKP Hükümeti'ne karşı en başından beri bir strateji benimsediği ve bu çerçevede hareket edip dikkatli davrandığını
- Hükümetin ve AKP'nin tüm politik, idari, hukuki, dış politika ve ekonomik icraatlarını çok yakın takip ve analiz ederek gerekli pozisyonu ve önlemleri aldığını,
- AKP Hükümeti'ne karşı "tepkisiz" durma stratejisi uyguladığını ve stratejinin AKP'nin tüm iç ve dış hatlarını, gerçek niyetini, çapını ve yönetsel kabiliyetini ortaya çıkardığını,
- Tepkisiz durma stratejisi çerçevesinde AKP'nin zaaflarının AKP'yi çözmesine zemin hazırlayıcı bir tutum izlendiğini ve bunun da başarılı olduğunu,
- Tepkisiz durma stratejisinin Türkiye'yi bölmeye, sömürmeye ve kontrol altına almaya yönelik iç ve dış aktörlerin "suç üstü" yakalanmasına imkan hazırladığını
- TSK'nın AKP'nin verdiği tüm tahribatları telafi edecek politik, ekonomik, idari ve hukuki önlemleri aldığını,
- TSK'nın AKP'nın tüm tahriklerine rağmen sert çıkışlar ve müdahaleler yapmayarak hükümeti ve RTE'yi "kahraman" statüsü kazandırmadığını,
- AKP'nin TSK'yı tahrik ederek yeni bir mağdur psikolojisi üreterek bu psikolojiden elde ettiği güçle, Türkiye'de sistemi değiştirmeye yönelik gizli hedefler taşındığını
- Hükümetin arkasında; ABD, İngiltere, İsrail, Fransa ve Almanya gibi devletlerin millet iradesinden daha belirgin şekilde yer aldığını ve destek çıktığını,
- Hükümetin gayrı meşru niteliğinin ve mazisinin TSK tarafından değerlendirildiği ve boyutun AKP ile arkasındaki güçleri bloke ve kontrol etmek için kullanıldığını,
- Hem Org. Özkök'e yönelik "Cumhurbaşkanlığı'nı istiyor", hem de Org. Büyükanıt'a yönelik "Genelkurmay Başkanlığı'nı hemen ilan etmek istiyor" gibi değerlendirmelerin Genelkurmay tarafından benimsenen strateji çerçevesinde analiz edildiği ve böylece AKP'nin seslendirdiğini iç ve dış odakların taleplerini ve hamlelerini çözmede etkin bir argüman olarak ele alındığını,
- TSK'da yekvücut bir duruş olduğunu, Orduyu bölme senaryolarının tutmadığını
- Tepkisiz durma stratejisi ile TSK'nın hemen herkesin maskesini düşürmeyi başardığını
- TSK'nın Org. Özkök'ün deyimi ile hem savaşta hem de siyasal stratejide "usta" laştığını,
- TSK'nın bu süreçte "beynini ve bilgiyi" kullanan birinci sınıf ülkenin, birinci sınıf kurumu olduğunu ve rolünü iyi oynadığını hep birlikte görmüş olduk.
Buna rağmen, bazı ülkelerin içerideki uzantıları (Doğramacı, Eczacıbaşı, Zeynel Abidin Erdem) ve AKP iktidarı yakalandıkları suçüstü durumunun farkında olmadan hala Türkiye'yi bölmeye yönelik söylemler demetini dile getirmeye devam ediyorlar. (Ve intihara gidiyorlar)
Bu arada:
- Güneydoğu'ya 250 bin asker kaydırılıyor!
- K.K.K. Karargahının Gabar dağlarına taşındığı söyleniyor!
- İran, belki de Amerika tarafından sıkıştırıldığı için, Türkiye'ye dostluk mesajları vermek üzere, PKK'ya yönelik, kendi Kuzeybatı bölgesinde, hatta Irak içlerine doğru sınır ötesi operasyonlar yapıyor.!
Şimdi acaba:
- Güneydoğu'ya kaydırılan 250 bin askerle ırak sınırında sıfır noktasında konuşlanan 15 bin komandı, sadece PKK'lıları kovalamak için mi bu hazırlığı yapıyor?
- Yoksa ABD'ye ve işbirlikçi AKP'ye rağmen Türk Ordusu Irakta insiyatifmi alıyor?
- Veya, İrandan gelebilecek muhtemel tehdit ve tehlikelere karşı tedbir mi alınıyor?
- Ya da, Irakta batağa saplanan ve başarısız olan Amerikan askerlerinin boşluğunu, Türk Ordusu tarafından doldurulmak mı isteniyor?
- Amerika'nın güya PKK'lıların yerlerini ve hareketlerini izleyip, Türkiye'ye bildirdiği balonları, niye şişirilip kamuoyuna sunuluyor?
Bekleyip Göreceğiz!…
[1] 21 Nisan 2006, Milli Gazete, Sh:11
[2] SESAR, 19 Nisan 2006 Tarihli Rapor

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Yine içimizi dışa döken, halimize ayna tutan bir yazımız olmuş, elhamdülillah!İnsan denen mahlûkatın kâinat ile,…
Makalenin içeriği son derece öğüt verici ders verici tefekküre boğucu uyanık olmamızı ve böylesi bir…
Dışına aldanmayın, bozuk içleri Derlenip def ederiz, soysuz hiçleri Kâfirler ürkütemez, Milli güçleri Eba Eyyub,…
Siyonist işbirlikçilerinin, "ABD'nin ırak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün…
Ahmet Hoca haykırır; duyarsız insan Anlamaz duygularım, ayarsız insan Akıl vicdan Kur’an’a, uyarsız insan Sultan…
MİLLİ ÇÖZÜME TAVIR ALANLARA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA! Milli Çözüm; Kutuplaştırılmış toplumları barıştırarak yaşanabilir bir Dünya…
Siyonizm'in İran'a 4 bir yandan saldırdığı ve tüm vekil güçlerini bu yolda kullandığı şu dönemde…
Sivil Savunma = Kuvayı Milliye; yani Halkın Silahlı Gücü.Dünyada ve bölgemizde yaşanan çok tehlikeli olayların…
İnsanlar duymak istedikleri şeyler söylendiğinde, bunları yalan olarak görmeme eğilimine kaymıştır. İnsanların büyük bir kısmı…
Gerçeğe dönülmediği takdirde batılıların ülkemizi saha savaşı ile değil ekonomik savaşla,daha çok borca sokarak yeraltı…