Çok önemli olmasına rağmen, nedense marazlı medya atlamıştı; sadece Ulusal Kanal haber olarak aktarmıştı.
Amerika'nın meşhur savaş gemisi Eisenhover, Akdeniz'de Kıbrıs açıklarında ve Suriye yakınlarında demirliyor.
ABD'nin Siyonist Yahudi Ankara Büyükelçisi küstah Ross Wilson'un özel davetiyle Genç Parti milletvekili Emin Şirin, AKP milletvekili Vahit Erdem, ATO başkanı Sinan Aygün, CHP milletvekili Damla Gürel, bu Yüzen Saraya çağırılıyor.
Genelkurmay Başkanımıza ve komutanlarımıza; "Bunlar boşuna hava atıp fossuruyorlar" anlamında "kakafoni-kuru gürültü" çıkarıyorlar şeklinde hakaretler yağdıran ve maalesef yaptığı yanına kar kalan Ross Wilson Yahudisi, kullanıp yıprattıkları ve çöpe atmaya hazırlandıkları AKP'nin yerine yeni piyonlar ve yapılanmalar oluşturuyor.
Tabi Emin Şirin gibi sahte kahramancıklar da, Ross Wilson'un ve temsil ettiği Siyonist Gizli Dünya İmparatorluğunun gözüne girmek üzere, bu çağrıya dört nala koşuşturuyor!..
Mason ve fason Salamon Demirel'in de çerez olarak kullanıldığı yeni oluşum hazırlıklarını önce Mahir Kaynak açıklamıştı:
‘Demirel'li Ulusalcı Oluşum' Hazırlığı Var!
Eski MİT mensubu Prof. Dr. Mahir Kaynak, Hizbuttahrir tarafından Fatih Camii avlusunda düzenlenen gösterinin arkasında dış güçler olabileceğini söyledi. İktidara karşı yeni alternatifler üzerinde durulduğunu savunan Kaynak, "Demirel'in başını çektiği, Baykal ve ulusalcıların da destek vereceği yeni bir oluşum hazırlanıyor." dedi. AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Metin Külünk ve ailesinin sahibi olduğu İnanç Dış Ticaret Hizmetler Grubu, dün ‘Küreselden Yerele Türkiye'yi Konuşuyoruz' toplantılarının 17'ncisini düzenledi. ‘Küresel Güvenlik' başlıklı oturumda bir konuşma yapan Mahir Kaynak, Hizbuttahrir olayını, ABD'nin küresel sermayeden yana tavır alan Türkiye'ye yönelik ‘bir işaret fişeği' olarak nitelendirdi. Hizbuttahrir'in çıkışını 28 Şubat öncesindeki Müslüm Gündüz ve Aczmendilere benzeten Kaynak, Türkiye'de Bush destekli yeni bir alternatifin hazırlandığını öne sürdü. Yeni oluşumda 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in başı çekeceğini iddia eden Kaynak, CHP lideri Deniz Baykal ve ulusalcıların da bu çizgide buluşacağını kaydetti.
Bu arada ABD'nin Yeni Başkan Adayı John Mccain İstanbul'da Cem Uzanla Buluşmuştu:
Cem Uzan'ın ABD İle Kürdistan Pazarlığı
ABD'li Senatör: Türkiye-Kürdistan Federasyonu kuruluyor…
Cem Uzan Ve Emin Şirin'in yanıtı: Önce Türkiye-Azerbaycan Federasyonu kurulsun, Nahçıvan-Azerbaycan arasında bize bir koridor verin, biz de Ermenilere bazı topraklar verelim, ondan sonra Kürdistan olur!..
Senatör: Kürdistan nasıl olsa kuruluyor, kabul edin ve rolünüzü üstlenin!
ABD Arizona Senatörü John McCain'le Cem Uzan, 26 Ağustos günü İstanbul'da, Ulus'taki Sunset Restoran'da bir araya geldiler. 3 Amerikalı senatörün daha katıldığı görüşmede, İstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin de hazır bulundu.
Şirin'in çevresine anlattığına göre, ABD'li Senatör McCain, "Türkiye-Kürdistan federasyonu kuruluyor, tavrınızı belirleyin" dedi. Uzan ve Şirin, Senatör'e şu karşılığı verdiler: "Önce Türkiye-Azerbaycan Federasyonu kurulsun, Nahçıvan-Azerbaycan arasında bize bir koridor verin, biz de Ermenilere bazı topraklar verelim, ondan sonra Kürdistan olur!"
Emin Şirin, İran'ı "Başdüşman" İlan Etti
Bu arada Emin Şirin de, "Türkiye'nin baş düşmanının İran olduğunu, esas tehlikenin buradan geldiğini" öne sürerek, "ABD ile, İran tehlikesine karşı işbirliği yaparız" dedi.
Ancak Amerikalı Senatör ve Başkan Adayı John McCain, üst perdeden konuştu: "Kürdistan nasıl olsa kuruluyor, federasyonu kabul edin ve rolünüzü üstlenin!"
ABD Arizona senatörü John McCain, Bush'un ikinci kez seçilmesini sağlayan adam olarak biliniyor. Savaş pilotu olarak Vietnam saldırısına katılan ve uzun yıllar orada esir yaşayan McCain'in, 2008 yılında Cumhuriyetçi Parti'den Başkan adayı olması bekleniyor.
"Milli" Maskeli Genç Parti, Meclis'te
Cem Uzan, görüşme sonrası restorandan Emin Şirin'le birlikte ayrıldı. Fotoğraf almaları için gazetelerin magazin muhabirlerine özellikle haber verdiren Uzan, çok neşeli görünüyordu. Cem Uzan, gazetecilere "Lübnan, Irak ve Türkiye'nin menfaatlerini konuştuk" dedi.
Uzan'ın arkasından restorandan çıkan Şirin, magazin muhabirlerine yaptığı değerlendirmede Cumhurbaşkanı Sezer'e yüklendi. Emin Şirin, Lübnan'a asker gönderilmesine karşı çıktığı için Sezer hakkında; "Sayın Cumhurbaşkanı dünyadan bihaber" diye konuştu. Şirin daha sonra Vatan gazetesine "Bana göre Türkiye bölgeye gönderilecek gücün üçte birini karşılamalı ve komutanlığı ele almalı" diyordu.
Emin Şirin, görüşmeden 1 ay sonra, 28 Eylül günü TBMM Başkanlığı'na gönderdiği yazıda, Genç Parti'ye katıldığını bildirdi. Böylece, Genç Parti TBMM'de temsil edilmeye başlandı.
Irak tezkeresi tartışmaları sırasında AKP'den istifa eden Emin Şirin, ABD'nin hizmetinde "milli" maskeli bir partiyi Meclis'e taşıdı.
Cumhuriyetçilerin Etkili Senatörleri
Cem Uzan, gazetelere haber uçururken, ABD'li senatörlerle birlikte fotoğraflarının çekilebileceğini duyurmuştu. Ancak gazeteciler geldiklerinde, senatörlerin erken çıktığını öğrendiler.
Zeynep Gürcanlı, Vatan gazetesinin 27 Ağustos günkü sayısında yayımlanan haberinde, yemeğe katılan, Bush'un partisine mensup diğer ABD senatörlerini ve görevlerini de tanıttı:
Georgia Senatörü Saxby Chambliss, Senato İstihbarat ve Silahlı Kuvvetler komisyonları üyesi.
Güney Carolina Senatörü Lindsay Graham, Senato Silahlı Kuvvetler, Bütçe, Gazilik İşleri ve Yargı komisyonları üyesi.
Florida Senatörü Mel Martinez, Senato Dış llişkiler, Yaşlılar, Bankacılık ve Enerji komisyonları üyesi.
Dört ABD'li senatör, Türkiye'den Gürcistan'a gittiler. Sözde "Küresel Isınma ve Etkileri'" için incelemelerde bulunmak üzere seyahate çıkan ABD'li senatörlerin programında Karadağ, İtalya ve Grönland vardı.[1]
MGK Genel Sekreter Adayı Barzani'ye Hayranlık Duyuyordu!
Hükümet Kararnamesi, ABD Gezisinden Sonra
Dışişleri Bakanlığı'nın yeni büyükelçiler kararnamesi, Gül'ün ABD gezisinin ardından açıklanacak. Hükümetin MGK Genel Sekreter adayı şimdi Varşova büyükelçisi olan, dışişleri eski istihbarat genel müdürü Ecvet Tezcan, Irak işgalinden sonra ziyaret ettiği Barzani'yi demokrasi kahramanı ilan etmişti.
Dışişleri Bakanlığı'nın büyükelçiler kararnamesiyle birlikte Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de değiştirilecek. İlk sivil Genel Sekreter olan Yiğit Alpogan'ın Londra'ya gönderilmesi kesin gibi. Peki yerine kim getirilecek? Sivilleşme adı altında etkinliği azaltılan MGK'nın başına yine bir büyükelçinin atanması gündemde. Hükümetin adayı Varşova Büyükelçisi Ecvet Tezcan. Ecvet Tezcan, bu görevinden önce merkezde İstihbarat Genel Müdürü olarak görev yapıyordu. İki yıl önceki MGK atamasında da adı gündeme gelen Tezcan, Barzani hayranı. Evet Tezcan, başkanlık ettiği dışişleri heyetiyle birlikte 24 Mayıs 2003'te, yani Irak işgalinden iki ay sonra Süleymaniye'ye gitmiş ve Barzani ile görüşmüştü.
'Demokrasi Kahramanı Barzani'
Görüşme olağandışı açıklamalarla hatırlanıyor. Ecvet Tezcan, bir dışişleri görevlisi gibi değil, adeta siyasi parti lideri gibi konuşmuş ve şunları söylemişti:
"Çok teşekkür ediyorum. Hakikaten övgüyle ifade edildiği gibi Irak'ın bu bölgesinde 11 yıldır ve onun liderliğinde özgürlük ve demokrasi yaşanıyordu. Kendisine teşekkür ediyorum. Türk Devleti'nin ve Türk Ordusu'nun katkısıyla olduğunu söylemesine, biz Türkiye olarak tabiki kuvvetli ve laik demokratik bir Irak'tan yanayız. Bunun için de KDP'nin bu tecrübesi ile demokratik tecrübesiyle çok iyi katkılarda bulunacağını ve Irak'taki diğer bütün insanlarıyla birlikte yeni bir Irak kuracağını diliyor ve bekliyoruz."
Türkiye'nin savunduğu tezlere taban tabana zıt olan bu sözler, büyük tepki çekmişti. Benzer ifadeleri aynı dönemde Amerikan Başkanı Bush da dile getirmiş ve Irak'ın kuzeyindeki kukla Kürt Devleti'nin tüm Irak için örnek olduğunu öne sürmüştü.
CHP'yi ABD'ye bağlamayı başaramayan Yaşar Nuri Öztürk de yeni oluşuma sulanıyordu:
"Diyaloğun sonu Hıristiyanlık" Çıkışıyla Ayağına Yer Ediyordu!
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk; "Anadolu topraklarında 1000 yıldan fazla yaşanan İslam, ‘Ilımlı İslam' haline getirilmek isteniyor, namaz Hristiyanlaştırılıyor, cami kiliseleştiriliyor. Bunu, küresel güçlerle Hristiyan güçler planlıyor." 1500 yıldır ilk defa, karma namaz Türkiye'de görülüyor. "Bunun, dini öğeleri kullanarak iktidar olmuş bir parti döneminde yapılması ve parti danışmalarından birisinin eşinin de burada yer alması önemlidir" diyor ve yeni oluşumlara hazırlanıyor.
Ertuğrul Özkök: "Bana göre ‘Kalvinist Müslüman' hareketin lideri Fethullah Gülen'dir" diyor… Ertuğrul Özkök, Doç. Dr. Sönmez Kutlu'nun "İmam Matüridi ve Maturidilik" kitabını okusun. Görecektir ki, Kayseri'de "İslami Protestanlık" gibi gösterilen iktisadi gelişmenin ana kaynağı, Türklerin genlerinde bulunan Maturidi felsefesidir. Zaten, Protestanlık veya Kalvinizm, Maturidi'de billurlaşan, ama binyıllar öncesinden var olan Türk kozmolojisinin kötü bir taklididir. Bizim yapacağımız iş, Maturidi'nin İslam anlayışını öğrenmek ve o kanaldan Türk kozmolojisini, yani kendimizi tanımaktır. Biz kendimizi tanımadığımız için, Türk kozmolojisinin taklidi olan ama esasen Zerdüşt ve Hermes'e dayanan ve ahlakı hiçe saydığı için emperyalistleşen Protestanlıktan, Kalvinistlikten medet umanlar, zavallı kitleleri peşinden sürükleyebiliyor![2]
Mason Transfer
30 yıl Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliğinde baş hukuk danışmanı olarak görev yapan ve "Kırmızı Kitap" diye bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin mimarlarından Mustafa Ağaoğlu, İstanbul milletvekili Yaşar Nuri Öztürk'ün genel başkanı olduğu HYP'ye geçti. Öztürk, Ağaoğlunun "Mason" kimliği konusunda; "Beni ilgilendiren devletteki birikim ve kimliktir" dedi. Mustafa Ağaoğlu da, mason kimliğini bugüne kadar gizlemediğini ve partiye katılırken de açıkça dile getirdiğini söyledi, "Yaşar Hoca ile aynı kulvarda siyaset kararı verdiğini" vurguladı.[3]
Sebatayist Kumpas!
Türkiye'nin önündeki en önemli problem ne ‘bölücülük', ne ‘etnik ayrışma' ne de ‘parçalanma' falan değildir!..
‘Büyük sermaye', tamamen Sebatayistlerin tekelindedir!.. Topluma yön veren ‘siyaset' ve ‘bürokrasi' dolaylı bir şekilde Sebatayistlerin emrindedir!.. ‘Toplumsal tercihler' üzerinde etkili olan ‘kültür' ve ‘sanat' faaliyetleri Sebatayistlerin kontrolü altındadır!.. ‘Medya', Sebatayistlerin ‘beyin yıkama' aracı haline gelmiştir!.. Öyle ki, Sebatayistlerin ‘ordu' içerisinde dahi yuvalandıkları iddia edilmektedir!.. Sık sık şikayet konusu olan ‘milli ve manevi değerlerdeki yozlaşma', aslında Sebatayistlerin medya aracılığı ile uyguladıkları ‘sistemli' bir ‘dejenarasyon' politikasının sonucudur!.. Sebatayistler, bir taraftan Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne pazarlayarak, ‘kendi asli hedeflerinden' uzaklaştırmak istiyorlar!.. Yine Türkiye'yi hem ‘Türk dünyasından', hem de ‘İslam dünyasından' kopararak, ‘bölgesinde hiç bir hedefi olmayan', ayakta durabilmek için ‘İsrail ile işbirliği içinde olması gereken' bir ülke haline getirmek istiyorlar!..[4]
Milliyetçi, Muhafazakar ve Kahraman Mehmet Ağar da Koyu Amerikancı ve İsrail Aşığı Çıkıyordu:
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın, "Dağda silahla gezeceklerine düz ovada siyaset yapsınlar" önerisini yapmadan kısa bir süre önce TÜSİAD ve TESEV'in önde gelen yöneticileriyle bir araya gelerek PKK konusunu masaya yatırdığı ortaya çıktı.
Ekim ayı başında yapılan ve büyük bir otelde yemekli olarak gerçekleştirildiği belirtilen görüşmede Mehmet Ağar; Güler Sabancı, İshak Alaton, Can Paker, Cem Boyner ve Mehmet Altan'la bir araya geldi.
Görüşmelerde ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu konusunun ele alındığı dile getiriliyor. DYP Genel Sekreteri Kamil Turan, görüşmelerin gayet doğal olduğunu savunarak "Bu tür temasların arkasında bir şey aramamak lazım" dedi.
Başka toplantılar da var
Ağar'ın İstanbul'daki iş çevrelerinin desteğini almak istediğini söyleyen DYP'nin eski yöneticilerinden Prof. Dr. Nurullah Aydın ise Ağar'a çok sert eleştiriler yöneltti.
Mehmet Ağar'ın bu çıkışı, TÜSİAD'ın PKK ve Güneydoğu ile ilgili raporları ve TOBB'un Doğu Ergil'e hazırlattığı "Doğu Raporu" çerçevesinde yaptığını savunan Aydın, şunları söyledi:
"Bir toplantı değil, birkaç toplantı yapıldığı bilgisi bende var. Hatta bu toplantıların birinin Açık Toplum Enstitüsü'ne yakın bir yerde yapıldığı bildiriliyor."[5]
Ertuğrul Özkök abisi de, Tayip Erdoğan'a tavsiyelerini esirgemiyordu:
28 Şubat Öcülerinin Hezimeti
'Eski bir sosyolog olarak hep şu tezi savundum: 12 Eylül darbesinin, solcu ve ülkücü hareket üzerinde "terbiye edici" bir etkisi olmuştur.
28 Şubat'ın da din eksenli siyaset yapan çevreler üzerinde benzer bir etkisinden söz edilebilir.
Evet, AKP 28 Şubat'ın türevidir.
Ama AKP aynı zamanda "Erbakan zihniyetinin tasfiyesidir."
Bu açıdan bakıldığında, her iki olaydan da "demokrasinin balans ayarı" olarak söz edebilirsiniz.
Yine o nedenle her iki olaydan sonra da, bazı insanlar "döneklikle", suçlanmayı göze alarak dar cemaatlerinden kurtulmuşlardır.
Başbakan Tayyip Erdoğan'a tavsiyem; Uyanan bu sivil sese kulak vermesidir.
Çünkü oradan çok samimi, çok yapıcı ve Türkiye'yi gerçekten seven bir ses yükseliyor.
Yanlışları gösteriyor, doğruları destekliyor.
O ses cemaatçi değil.
Biat değil, eleştiri kültüründen geliyor.
Çağdaş, müreffeh ve demokratik bir Türkiye istiyor.
Kafasını cemaat bunkerinden çıkarmış, başkalarına da kulak veren bir ses bu.
İttifak ve Yeni Oluşum Arayışı Siyasetin Gündemini Isıtıyor
Uzun zamandan sonra genel seçimler ile cumhurbaşkanlığı seçimini aynı yıl içinde yapacak olan Türkiye, siyasi alanda hareketli günlere hazırlanıyor. Mevcut partilerin AK Parti'ye güçlü alternatif olarak görülmemesi, hem sağ hem de sol cephede yeni oluşum çalışmalarına yol açıyor. ıÜüSağda yeni parti kurmaya çalışan isimlerin başında eski Başbakan Mesut Yılmaz, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna geliyor. Solda ise Devrimci İşçi Sendikası Konfederasyonu (DİSK), Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay'la eski Saadet'li Mehmet Bekaroğlu'nun çalışmaları dikkat çekiyor. Yine ıÜükasasında yaklaşık 100 milyon YTL bulunan DSP'nin, CHP ile birleşebileceği konuşuluyor. Uzun süredir 'tabela partisi' durumundaki Genç Parti de İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in ardından yeni transferler peşinde. Bütün bu çabaların seyrinin ekim ve kasım aylarında netleşmesi bekleniyor.
Gürtuna, Hevesli Görünüyor!
Turkuaz Hareketi adıyla siyasi çalışmalar başlatan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna, kuracağı partiyle AK Parti'ye alternatif olmayı hedefliyor. Gürtuna, Türk siyasal kültürünün dayanışma yerine çatışmaya odaklandığı, iktidarın beceriksizliği ile muhalefetin basiretsizliği sonucu siyasetin sokağa kaydığı görüşünde. Gürtuna hedeflerini ise; "Toplumun bütün kesimlerinin bir araya getirilebileceği; sevgi-saygı-tarih ve bu ülkenin geleceği üzerine odaklanmış bir siyaset anlayışını hakim konuma getirmek istiyoruz." şeklinde özetliyor. Gürtuna'nın son genel seçimlerin yıldönümü olan 3 Kasım'da parti dilekçesini İçişleri Bakanlığı'na sunduğu biliniyor.
DİSK, Sendika Gücüyle CHP'ye Yükleniyor
Siyasetin sol kulvarında en somut girişim, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) öncülüğündeki 10 Aralık Hareketi'nin çalışmaları. Pasif konumda olan sol siyasi isimleri bir araya getirerek çeşitli toplantılar yapan hareket, AK Parti iktidarına yönelik eleştirilerinin yanı sıra anamuhalefetteki CHP'ye de sert suçlamalar getiriyor. Konfederasyonun hedefi, sosyal demokrat alanında bir alternatif olmak. Harekete Gaziantep Eski Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Celal Doğan, CHP İstanbul Milletvekili Bülent Tanla, eski DİSK Başkanı Rıdvan Budak ve çok sayıda eski siyasetçi destek veriyor. Oluşumun bu ay içinde 'siyasi parti' olarak ortaya çıkacağı öne sürülüyor. CHP içindeki muhalefetin liderliğini yapan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve ekibi de, artık parti kurma seçeneğini ciddi olarak düşünmeye başladı. Sarıgül'e yakın isimlerden CHP İstanbul Milletvekili Hasan Aydın, "Biz elimizi taşın altına koymaktan çekinmeyiz. Çalışmalarımız devam ediyor. İktidarı elde etme gücünü kazandığımız anda partiyi kuracağız" diyor.
Günay ve Bekaroğlu El Ele Geziyor!?
Siyasetteki en ilginç oluşumu ise eski CHP'li Ertuğrul Günay'la, eski Saadet Partili Mehmet Bekaroğlu'nun başını çektiği hareket oluşturuyor. Sağ ve solu birleştiren oluşumun sloganı: "Ezberi bozmak, kalıpları kırmak." Önümüzdeki günlerde bir manifesto yayınlayarak kamuoyuna açıklanacak olan hareket, ardından da bir 'parti' olarak siyaset arenasına çıkacak. Hareketin önemli aktörlerinden birinin de eski ANAP milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş olduğu belirtiliyor. Uzun süredir Siyasal Düşünce Platformu adı altında bir araya gelen sağın ve solun önemli isimleri, mevcut siyasi partileri ve liderleri eleştiriyor, iç ve dış politikada farklı bir yaklaşım benimsiyor.
CHP ile DSP Arasında Yakınlaşma Seziliyor!
Yeni oluşumların yanı sıra, her seçim öncesinde olduğu gibi birleşme ve ittifak tartışmaları da önümüzdeki günlerin öncelikli siyasi konularından biri olacak. Bu konudaki en bariz yakınlaşma CHP ve DSP arasında yaşanıyor. CHP lideri Deniz Baykal, eski DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'i kabulünde siyasi partilerle birlikte hareket etmeyeceklerini; ancak kasasında yaklaşık 100 milyon YTL olan DSP ile birleşebileceklerini belirtmişti. Bu çağrıya "CHP bizi YTP gibi yutamaz." diyerek tepki gösteren Zeki Sezer, geçtiğimiz günlerde CHP'ye "birlikte hareket etme" çağrısında bulundu. Sezer, Baykal'a önce birlikte 1 milyon kişi toplayıp AK Parti'ye tepki göstermeyi teklif etti, ardından da "DSP ile CHP arasında işbirliği, güç birliği yapılması gerekir. Bunda samimi olarak uzlaşmak zorunludur." diyerek seçim ittifakı yapmak istediklerini açıkladı. İki parti arasında önümüzdeki günlerde bu konuda görüşmeler yapılabileceği konuşuluyor.
Cem Uzan, Yeniden Meydanlara Hazırlanıyor!
2002 seçimlerinin sürpriz partisi olan Cem Uzan liderliğindeki Genç Parti, konserli ve 'ekmek arası köfteli' mitinglerin ardından yüzde 7 gibi çok ciddi bir oy almış, aynı zamanda DYP ve MHP'nin barajı geçmesine engel olmuştu. Uzan Holding'in tüm mallarına el konulmasının ardından ekonomik açıdan büyük sarsıntı yaşayan Cem Uzan'ın partisi, uzun süre 'tabela partisi' olarak kaldı. Ancak genel seçimlere bir yıl kala yeniden faaliyetlerini yoğunlaştırdı. İlk olarak 3 parti değiştirdikten sonra boşta kalan milletvekili Emin Şirin'i transfer etti. Meclis'in açılışında Genel Kurul locasında hazır bulunan Uzan'ın AK Parti ve CHP'li bazı küskün milletvekilleriyle görüşmeler yaptığı iddia ediliyor. Uzan'ın önümüzdeki günlerde de Anadolu turuna çıkıp, beyaz gömleğiyle halka seslenmesi bekleniyor.
Yıprandığını Düşünen Mesut Yılmaz, Cem Kozlu'yu Öne Sürüyor!
Başbakanlığı döneminde gerçekleştirilen Türkbank ihalesinde ülkeyi zarara uğrattığı gerekçesiyle Yüce Divan'da yargılanan Mesut Yılmaz, davanın ardından yeniden başladığı siyasi yolculuğunda henüz somut bir adım atamadı. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve ANAP'ın eski kurmaylarıyla uzun görüşmeler yapan Yılmaz'ın, Erkan Mumcu liderliğindeki Anavatan'a dönmek yerine yeni bir oluşumda söz sahibi olmak istediği kesinleşti. Liberal-Demokrat çizgide bir parti tasarlayan Yılmaz'ın 'yıprandığı' gerekçesiyle şimdilik liderlik yapmayacağı, bu konuda eski ANAP milletvekillerinden Cem Kozlu'yu öne süreceği belirtiliyor.[6]
"Baraj Altındaki Partiler, Anavatan Veya DSP Çatısı Altında Toplansın" Çağrısı Yapılıyor…
Hükümete karşı alternatif arayışı, ilginç ittifak girişimlerine sahne oluyor. Eski Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit'in sonuçsuz kalan "sağı ve solu birleştirme" turlarına benzer bir adım da Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Başkanı Cem Toker'den geldi. ıÜü"Siyasetin aykırı siması" Besim Tibuk'un veliahtı, kapı kapı dolaşarak anketlerde baraj altında gözüken partilere ittifak önerisi yapıyor. Toker, ziyaretlerine Anavatan lideri Erkan Mumcu, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'den başladı. LDP'nin ittifak önerisine göre, baraj altında kalması muhtemel gözüken partiler, Anavatan veya DSP çatısı altında seçime girecek. Bu iki partinin ittifakın 'lokomotif gücü' olacağını söyleyen Toker, "Barajı aştığımız takdirde en az 50-55 milletvekilimiz olacak. Anavatan ve DSP yirmişer sandalye alsın. Geri kalan da diğer partiler arasında dağıtılsın." diyor.
Toker'in bu ilginç çalışması, şimdiden yankı buldu. Zaman'ın sorularını cevaplayan DSP lideri Sezer, henüz bir yanıt vermediklerini söylerken, "Fakat gerçekten ilginç bir teklif!" değerlendirmesinde bulundu. Toker'e göre, Mumcu da LDP'nin planına sıcak bakıyor. Toker, kendi çalışmalarının sadece 'sol'u kapsamadığını, Saadet Partisi'nden İşçi Partisi'ne kadar geniş bir yelpazeyi içine aldığını kaydediyor. Nitekim birbirlerine taban tabana zıt iki parti lideri Toker ve İşçi Parti (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Taksim'de buluşarak 'ittifak'ı tartıştı. Görüşmenin perde arkasını anlatan Toker, Perinçek'in yaptıkları öneriye 'sıcak' yaklaştığını söyledi. İP liderinin Türkiye'nin sorunlarına çözüm önerileri içeren bir açıklama talep ettiğini de aktaran Toker, "Teklifimizi parti organlarıyla görüşüp değerlendireceğini söyledi. Ben de ona, hayalimin Ankara'da birçok liderin bir masa etrafında toplanması olduğunu söyledim" ifadelerini kullandı. Toker, ittifak görüşmelerine salı günü Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk'le yapacağı görüşmeyle devam edecek. İttifakla ilgili teklif götürülmeyecek olan iki parti ise Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve Genç Parti (GP). Toker, DTP'nin Türkiye'nin partisi olma konusunda 'samimiyet' sorunu yaşadığını, GP lideri Cem Uzan'ın ise banka olaylarından dolayı isminin şaibeli olduğunu belirtiyor. Cem Toker, düşüncelerinin hayat bulması halinde, Besim Tibuk'u da Meclis'te görmek istediklerini dile getiriyor.[7]
Hepsi AK Parti'ye Alternatif Olmak İstiyor
Toplumsal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) Başkanı ve eski CHP Genel Sekreteri Erol Tuncer, siyasetteki yeni arayışların hem iktidarın hem de muhalefetin başarısız olduğu yönündeki inançtan kaynaklandığını belirtiyor. ıÜüKamuoyu yoklamalarına rağmen AK Parti dışında bir 'siyasi alternatif'in henüz olmadığını belirten Tuncer, her oluşumun 'iktidara alternatif' amacı taşıdığını kaydediyor. Tuncer, şöyle devam ediyor: "Seçmenler iyi ve sağlıklı bir seçenek arıyor. Hem sağda hem de solda parçalı bir durum var. Bazıları, bu parçalılık durumunu gidermeye çalışıyor ve 'güçleri birleştirmek' için çalışıyor. Ancak bundan da umudunu kesenler 'yeni parti' için çalışıyor. Yeni parti kurmanın çok zor bir iş olduğunu söylemek gerekir. Henüz ne sağda ne de solda mevcut partilerin yerini alabilecek bir oluşum veya parti yok. Ancak önümüzdeki 1 yıl içinde her şey olabilir. Çünkü bu iş siyasettir; AKP de iktidara gelmeden sadece 14 ay önce kurulmuştu."
[1] 1 Ekim 2006 / Aydınlık
[2] Arslan Bulut / Yeniçağ / 27.1.2006
[3] 27 Ocak 2006 / Sabah
[4] İsrafil Kumbasar / Yeniçağ /1.3.2006
[5] 30 Ekim 2006 / Açıkistihbarat.com
[6] Habip Güler – Haber Analiz / Zaman / 08.10.2006
[7] Emre Soncan / Zaman / 08.10.2006

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…