Bu sorunun cevabını bulmak üzere kafa yorduğumuzda:
Önce imani ve itikadi açıdan; kesinlikle inanıyor ve biliyoruz ki:
Allah kimi takdir etmişse, ezelde kimi tayin etmişse, O kişi cumhurbaşkanı olacak ve tabii ki, kader buna uygun ortamı ve şartları da hazırlayacak…. Hiçbir güç buna mani olamayacaktır.
"(Bile bile inkar eden) Kafirler hoş görmese (Müslüman geçinen münafık tipler ve) müşrikler istemese de, Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır."[1]
[1] (Saff:8, Tevbe:32)
Akli ve vicdani açıdan düşündüğümüzde ise; diliyoruz ve ümitle bekliyoruz ki:
Kuvayı Milliye, yani Milli, yerli ve haysiyetli cephe; aziz milletimiz adına ve ülkemiz yararına, kimi tensip ederse (münasip görürse) ve tabi demokratik teamüllerle ve milli iradeyle, o kişi cumhurbaşkanı olacak!..
Sünnetullah (ilahi, tabii ve tarihi kuralları); Türkiye'nin özel şartları; ülkemizin, bölgemizin ve insanlık aleminin ihtiyaçları; ilgili ayet ve hadislerin işaret ve ihbarları; büyük alimlerin beşaret (müjde) ve yorumları, ittifakla bizi şu sonuca götürüyor:
ABD'nin, AB'nin ve İsrail'in kuklası değil, Mason localarının, Medya patronlarının ve sermaye baronlarının maşası değil; Yahudi lobilerince doldurulmuş danışmanların oyuncağı değil; sahte reklamların, rüşvet madalyaların ve sistem dolaplarının adamı değil!…
Tam aksine ve talihli bir gelişmeyle:
Milli duruş ve şuur ehli, bilgili, birikimli ve becerikli…
Siyonist ve emperyalist güçlerin hiç sevmediği ve istemediği…
Gerçek bir iman, yüksek bir irfan ve örnek bir izan sahibi!…
Sadece Müslümanların değil, tüm mazlum ve mağdur insanların tensip ve tasvip edeceği. Milletimizden, yani bizden ve içimizden birisi; şanlı tarihimizin temsilcisi; Oğuzların ve Yavuzların varisi;
İlmi ve İslami gerçekler doğrultusunda, asri ve insani gereksinimlere çareler üretecek hidayet, feraset ve dirayet nasiplisi bir şahsiyet, cumhurbaşkanı olacak!…
Cumhurdan, yani Tayip Erdoğan %95 diye azaltmaya çalışsa da, yüzde doksan dokuzu Müslüman olan asil Türk toplumundan kopuk; tarihimize ve töremize soğuk; niyeti, tiyniyeti ve zihniyeti bozuk birisi…
Siyonist şeriat devleti İsrail'e ve antilaik-emperyalist haçlı şeriat düzeni Vatikan devletçiliğine hayran olup, bunların yetkili kişilerini dini kıyafetleriyle ağırlamayı şeref sayıp, İslamiyetten ve başörtüsünden gıcık alan, Yahudi uşağı ve Hıristiyan aşığı bir meymenetsiz…
Masonların müttefiki, Moonların müridi, Fetullahçıların, Amerikancı ve Avrupacı tarikatların müntesibi bir kişi, artık asla ve kata Mustafa Kemal'in makamına oturamayacaktır!…
Mahzun mü'minleri teskin ve teselli için, ruhları yatıştırmak ve toplumları alıştırmak üzere, kaderin cilvesi ve rahmeti ilahinin tecellisiyle, bazı önemli olaylar; "vukuundan önce, şü'yu bulmaktadır"
Yani, takdir edilen tarihi ve talihli dönüşümler, meydana gelmeden önce, onun gerçekleşeceği konusunda; gönüllerde ümitler ve beklentiler yeşermeye; müjdeleyici rüyalar görülmeye, bu doğrultuda yorumlar ve yazılar dillendirilmeye başlamaktadır.
Şimdi Nahl Suresinin 74-77 ayetlerini konumuz ve umudumuzla münasebeti nedeniyle ibretle ve dikkatle okuyalım:
74: "Artık Allah'a benzerler aramaya (bazı güç odaklarını, hâşâ O'nun misli, dengi ve şeriki gibi değerlendirip sapıtmaya) kalkışmayın. Çünkü (her şeyin hakikatini ve hikmetini) Allah bilir, siz bilmezsiniz."
75: "Allah, hiçbir şeye güç yetirip beceremeyen ve başkalarının mülkünde (ve güdümünde) hareket eden(birisi) ile; kendisine tarafımızdan güzel bir rızık (çeşitli ve etkili nimet ve fazilet) verdiğimiz, böylece ondan, gizli ve açık infak eden (toplum kendisinden fayda gören) kimseyi örnek gösterdi; (şimdi) bunlar hiç eşit olur (ve aynı tutulur) mu?…"
76: "Allah (yine) şu örneği de verdi: İki kişi (düşünün ki); bunlardan birisi dilsiz (gerekeni ve gerçekleri konuşmaktan aciz), hiçbir işe (kendi inisiyatifiyle) güç yetiremeyen (cesaret ve gayret göstermeyen çaresiz ve beceriksiz) ve her yönüyle efendisinin (zalim güçlerin ve hain çevrelerin) üzerinde (denetiminde basit ve bereketsiz bir kukla) ki, onu hangi yöne gönderse (kendi başına) bir hayır ( ve yararlı hizmet üretip) getiremez!…"
Şimdi bu (kişi), (eline imkan ve iktidar geçince) Adaletle emreden (işlerini Hakka, hayra ve halka uygun yürüten) ve dosdoğru bir yol üzerinde (adil bir düzen istikametinde) hareket edenle, eşit olabilir mi?
77: "Göklerin ve yerin gaybı (ezeli kader programı) Allah'a aittir. Saatin (Büyük devrim ve değişimin vaktinin) emri de (Allah'a göre sadece süratli bir) göz açıp kapama gibidir. (veya bekleyin) çok daha yakın, (bir gelecektir)şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir."

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah'ım ayakları kayan aklı kayan Fikri Kayan zikri Kayan kullarından eyleme Rabbim...
Hakikatin Üzerine Örülen Zırh; İdeolojik Duvarın İnşası ve İlahi Uyarılar… Türkiye’de siyaset, milletin asıl dertlerini…
Böylesi Küstahların Karşısında, Bunların İşbirlikçileri Olduğu Müddetçe hayırlı ve yararlı işlere imza atılması mümkün değildir.…
Bir nizam kuralım; vicdana, ilme akla Kur’an’a uygun Herkes hakkına kavuşsun ki, artık olmasın vurgun…
Muhyiddin Arabi, Hallacı Mansur ve Yunus Emre örneklerindeki hakikatler üzerinden (O zatların makamına ve mertebesine…
GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMAK GİBİ BİR HUYU VARDIR. YALAN SADECE KENDİNİ BİTİRİR. YALANLA KAZANABİLECEĞİN NE DÜNYA…
Cihat ve içtihat olmadan… Siyonizm yıkılmadan… İslam Birliği, Adil Düzen kurulmadan… Siyonist ve emperyalistlerin Şeytani…
Yalan, sadece bir dil hatası değil, insanın hakikatle bağını koparan ve imanı zaafa uğratan derin…
MÜMİN YALAN SÖYLEMEZ Yalan sözün esiri olma Fani olan dünyaya dalma Heybeni günahla doldurma Yaklaşma…
Buhrandan Bahara Yöneliş... Toplumsal yozlaşma, dışa bağımlılık ve manevi değer kaybı giderek artmaktadır. Çözüm ise;…