YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
698036871f370
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 3
Bugün : 11114
Dün : 57744
Bu ay : 68858
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48772171
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Küresel terör konusunda önemli çalışmaları olan Prof. Dr. Nurullah Aydın, Dağlıca’daki terör eyleminin İran’a saldırı hazırlığı yapan ABD’nin Türkiye’yi kendisine mecbur bırakma projesinin bir parçası olabileceğini söylemişti.

Küresel terör konusunda önemli çalışmaları olan Prof. Dr. Nurullah Aydın, terör örgütünün ABD tarafından Pasifik Okyanusu ile Filipin Denizi arasında Guam Adası’nda eğitildiğini belirtip. Guam Adası’nın Japon Denizi’ne hâkim noktada stratejik konumdaki bir ada olduğunu söyleyerek, bu adada yaklaşık 3-5 bin peşmergenin eğitime tabi tutulduğunu ve bunların arasında çok sayıda PKK militanının olduğunu dile getirmişti. Burada, Kuzey Irak’ta oluşturulacak devlette görev alacak nitelikli elemanların eğitildiğini belirten Aydın, “Devlet alanındaki tüm bürokratik oluşumu tamamlayacak eğitim verildi. Bunlar CIA tarafından verilmektedir. Barzani askerlerinin istihbarat eğitimini de MOSSAD yürütmektedir. “ABD ordu envanterindeki 150 bin silah kaybolmadı, Barzani ordusuna verildi. PKK da bundan yararlandı. Kandil’de, Urfa’da bulunan silahlar bunlardır” demişti.

Barzani ordusuna verildi. PKK da bundan yararlandı. Kandil’de, Urfa’da bulunan silahlar bunlardır” demişti.

“Terör eylemleri ABD-İsrail-Peşmerge ortak operasyonudur”

Türk-Kürt çatışma senaryosu uygulandığını ve gerçekleştirilen saldırıların PKK tarafından yapılmadığını ifade eden prof. Aydın, “Son saldırılar; eğitimsiz, çoğu okuma yazma bilmeyen PKK militanlarının yapabileceği bir iş değildir. Bu, PKK görüntüsü altında ABD-İsrail-Peşmerge ortak operasyonudur. Bu şekilde yorumlamamızın nedeni şu; Dağlıca’da bir kısım askerimiz şehit olup bir kısmı yaralanırken, bir kısmı da hiçbir yara bere olmadan, yağdan kıl çeker gibi esir alındı. Bu askerler nasıl oluyor da o kadar sarp kayalıklardan PKK üslerine götürülebiliyor. Bunun başka bir izahı olamaz.”

Irak’ta etnik ve mezhep ayrışması projesi, PKK adlı sanal örgüt eliyle Türkiye’de gerçekleştirilmeye çalışılıyor. PKK ve PEJAK, Barzani, Talabani ordusuyla bütünleşmiştir. ABD, bölgede Kürt devlet projesinin çekirdek yapılanmasını sağlamıştır. Amaç, Kuzey Irak Kürt yapılanmasının baltalanmaması, İran’a yönelik ABD-İsrail askeri harekâtına karşı çıkan Türkiye’yi işbirliğine mecbur etmektir. “Bu eylemleri Kuzey Irak’ta kurulmak istenen devlet oluşumunun Türkiye ayağı olarak görmelidir. “ABD, İsrail ve İngiltere’nin muhtemel bir İran operasyonu için Türk İstihbaratı ve Genelkurmayı da dâhil olmak üzere bir planlama sürdürülmektedir. Bu operasyon öncesi Türkiye ayağının kilitlenmesi ve başta İran’la doğalgaz anlaşmasını bozmak ve Türkiye’deki kara ve deniz üslerini kullanabilmek amacıyla terör eylemleri gerçekleştiriliyor.

“İleri teknoloji ağıyla bölge gözetim altında”

ABD’nin bölgeyi gözetim altında tuttuğunu vurgulayan Aydın, “İnsansız uçaklarla bölge sürekli kontrol altındadır. Türkiye ve İran askeri hareketlenmeleri, uydu ve yer haberleşme ağıyla Barzani-ABD-İsrail tarafından tespit edilmektedir. Türk ordu birlikleri haberleşme şifre ve kodları ABD ve İsrail teknolojisi ile iç içe olduğundan TSK’nın istihbarat ve haberleşme ağı takip edilmektedir. Bu insansız uçaklarla nokta vuruşlarıyla insanların öldürüldüğünü, İran’a bir saldırı düşünen ABD-İsrail ikilisinin İran’ı gözetim altında tuttuğunu kaydetmişti.

Eğitim Kampı: Guam Adası

Prof. Dr. Nurullah Aydın, ABD’nin aralarında PKK’lılarında bulunduğu 3-5 bin peşmergeyi Pasifik Okyanusu ile Filipin Denizi arasında Guam Adası’nda eğittiğini söyleyerek, bu eğitimde Kuzey Irak’ta oluşturulacak olan devlet için bürokratik oluşumun sağlandığını söylemişti

Yine Guam’da terör eylemlerini gerçekleştirecek teröristlerin profesyonel eğitim alarak eylemler gerçekleştirdiğine ve Dağlıca’daki terör eylemi sırasında “Teröristler arasında Amerikan ordusundan askerlerin olabileceği”ne dikkat çekmişti.

Çuvalcılar ne yapmak istiyor, kimin adına konuşuyor?

“(+) BİR” programında Mithat Bereket’in sorularını cevaplayan ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski İran ve Irak direktörü Michael Rubin, PKK terörünün sona erdirilmesi için Kuzey Irak yönetimini adres gösterdi. “Barzani’nin Kuzey Irak’ta teröristlere sağladığı korumanın sona erdirilmesi ABD’nin görevi” diyen Michael Rubin, “Bu güvenli bölge varolduğu sürece terörizm sürecek ve Türkiye büyük bir krizden sadece bir bomba veya bir saldırı uzakta olacak” diye konuştu.

Rubin, “Dürüst olmak gerekirse, ben, Kuzey Irak kaynaklı terörün Barzani İmralı’daki Abdullah Öcalan’a katılıncaya veya Kuzey Irak’ı terk edinceye kadar sona ereceğini sanmıyorum” dedi. Rubin, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’ı da şehit askerlerin cenazelerine katılmadığı için eleştirdi.

Neo-conların önde gelen isimlerinden Rubin, söz konusu açıklamalarıyla Türkiye’nin sınır ötesi operasyonunu açıkça destekliyor. Ancak bir taraftan Washington’dan yapılan resmi açıklamalar Türkiye’nin olası operasyonuna karşı çıkarken, diğer taraftan ABD’yi Irak bataklığına sokan ve bu yüzden Amerikan yönetimindeki etkileri tartışmalı hale gelen neo-conların neden Türkiye’yi Kuzey Irak’ta görmek istedikleri önemli bir soru işareti. Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesi konusunda bu kadar ısrarcı olan Aynı neo-conların, Türk askerinin başına çuval geçirenler olması ise diğer bir düşündürücü nokta.

Dehşet senaryosu uygulamaya mı konuluyor?

Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz Haziran’da Türkiye, Hudson Enstitüsü’nde konuşulan dehşet senaryosunu tartışıyordu. Amerikalı muhafazakârların önde gelen isimlerinin çalıştığı Hudson enstitüsünde Türkiye masası şefi Zeyno Baran bir toplantı düzenlemiş, toplantıya Türkiye’nin Washington askeri ateşesi, Celal Talabani’nin oğlu Kubat Talabani gibi isimler de katılmıştı.

Toplantıda “Türkiye’de yaşanacak bir terörist saldırı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın öldürülmesi”nden sonra Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesiyle sonuçlanacak olayları konu edinen bir senaryo ele alınmış, bu senaryo gazeteci Yasemin Çongar’ın toplantıyı BBC’de haber yapmasıyla Türkiye’nin gündemine düşmüştü. Şimdi ise Türkiye, gerçekleştirilen terör saldırılarıyla karşı karşıya ve sınır ötesi operasyon hazırlıkları yapıyor. Yaşanan son gelişmeler ve neo-conların sergiledikleri tavır, akıllara “dehşet senaryosu uygulamaya mı konuluyor?” sorusunu getiriyor.

Emekli Albay Erdal Sarızeybek’in iddiası: PKK’nın kasası İsviçre’de bulunuyor!

Emekli Albay Erdal Sarızeybek, terör örgütünün kasasının İsviçre’de olduğunu, bu banka hesaplarının ortaya çıkarılması durumunda PKK’nın bağlantılarının ortaya çıkacağını söyledi. Sarızeybek, “İsviçre’deki bu kasanın para trafiğini ortaya çıkarırsanız, her şeyi bulursunuz. Kimlerin o hesaba para aktardığını ve kimlerin hesabına para aktarıldığını görürsünüz” dedi. Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek, PKK terör örgütünün para kasasının İsviçre’de olduğunu, bu banka hesaplarının ve örgüt arşivlerinin ortaya çıkarılması durumunda PKK’nın varlık sebebinin ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Bir dönem Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bölücü terör örgütüyle sürdürülen mücadelelerin değişik aşamalarında görev almış Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek ile strateji uzmanı Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, Ordu’da konferans verdiler. Emekli Gazi Binbaşı Yusuf Ziya Çol’un oturum başkanlığı yaptığı ‘PKK Terörü ve Kuzey Irak Gerçeği’ konulu konferansta konuşan Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek, Türk güvenlik kuruluşlarının PKK terör örgütünün her şeyini bildiğini ancak iki açığını bulamadığını belirtti. Örgütün para kasasını ve arşivinin bugüne kadar bulunamadığına dikkat çeken Sarızeybek, “Örgütün para kasası İsviçre’de. İsviçre’de banka hesapları var. Bu kasanın para trafiğini ortaya çıkarırsanız, her şeyi bulursunuz. Kimlerin o hesaba para aktardığını görürsünüz. O hesaptan kimlerin hesabına para aktarıldığını bulursunuz. PKK’ya kimlerin ve kimlerinde PKK’ya yardım ettiğini bulursunuz. Maalesef bugüne kadar bu para kasasına ve banka hesaplarına ulaşılamadı. Ayrıca örgütün arşivlerine bugüne kadar ulaşılamadı. Bu arşivlere ulaşılsa, terör olaylarının hepsinin iç yüzünü bulursunuz. Kimin hangi eylemleri yaptığını, hangi istihbarat örgütlerinin PKK’ya yardım ettiğini bulursunuz. Ülkemizde hangi siyasetçilerin PKK ile anlaşma yaptığını görürsünüz. O arşivleri bulamadık. Bunları bulsak PKK çözülür” diye konuştu.[1]

Kaynak’ın ilginç Kuzey Irak senaryosu: PKK tasfiye edilecek, Türkiye’nin rızası ile Kürt devleti kurulacak

MİT eski mensubu Mahir Kaynak, ABD’nin Kuzey Irak’tan çekilerek bu bölgeyi Türkiye’ye bırakacağını söyledi. Karşılığında ise Türkiye’nin gözetiminde Kürt Devleti kurulacağını iddia etti. Kaynak, “PKK tasfiye edilecek. Türkiye ve ABD ortak operasyon yapacak. ABD’nin isteği, Türkiye’nin rızası ile Kürt Devleti kurulacak. Bu Türkiye’nin aleyhine olmaz. Türk askeri de Kuzey Irak’ta kalacak” dedi.

Kanal A’da “Görüş Farkı” programına katılan MİT eski mensubu Mahir Kaynak, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Mahir Kaynak, önümüzdeki günlerde Murat Karayılan gibi PKK elebaşlarının tıpkı APO gibi paketlenerek Türkiye’ye teslim edileceğini de söyledi. İşbirlikçi olan Talabani ve Barzani’nin işini bizzat ABD’nin bitireceğini de ifade eden Mahir Kaynak’ın bir çarpıcı öngörüsü de “Ticarete meraklı olan Barzani TÜSİAD’a üye olabilir” oldu.

Irak’ta Barzani ve Talabani’nin kredisini bitirdiğini söyleyen Kaynak, dünyanın tepkisini çeken bu ikiliyi bundan sonraki dönemde zor günlerin beklediğini kaydetti. Barzani ve Talabani’nin çevre ülkeler tarafından büyük tepki çektiğini işbirlikçi olarak bilinen bu ikilinin akıbetinin de tüm işbirlikçiler gibi olacağını ileri sürdü. Kaynak, “İşbirlikçi kullanılır ve atılır” dedi. Kaynak, Amerikan yönetiminin Barzani ve Talabani’yi kurbanlık seçtiğini beslenip palazlandırıldığını artık kesilme vaktinin geldiğini söyledi.

Kürdistan’ı Türkiye’ye Kurdurtmak

Sn. Şevket Eygi’nin dediği gibi:

Başlangıçta şöyle kandırdılar: “Hele Kuzey Irak’ta bir Kürdistan kurulsun… Sonra Türkiye ile birleşir, siz de büyümüş olursunuz…”

İçeride de Kürtleri devletten soğutmak için ne lazımsa yaptılar. Kürdüm demek yasak, Kürtçe konuşmak yasak, üst veya alt Kürt kimliğinden bahsetmek yasak.

ASALA’nın faaliyetlerine son verdirdiler, yerine PKK’yı çıkarttılar. Terör bahane… Milyarlarca dolarlık Uyuşturucu/Beyaz pazarı… Silah ve cephane kaçakçılığı ve Kürtleri kışkırtma işinde paravan olarak kullandılar.

İsrail, Kürdistan’ın kurulması için 50 yıldan beri çalışıyor. Burada Müslüman görünen Kürt Yahudileri, şimdi orada koyu Yahudi militanı gibi davranıyorlar.

ABD ve İsrail, bütün güçlerine rağmen Kürdistan’ı kuramazlar. Bunun için mutlaka Türkiye’nin yardımına ihtiyaçları var. Türkiye ve AKP ise bu işi doğrudan yapamaz, o halde dolaylı şekilde yaptırılacaktır.

PKK’nın gölgesinde şimdiye kadar yüz milyarlarca dolar kara para elde edildi. Bunların yüzde 49’u terör masraflarına, yüzde 51’i rantçıların cebine akmıştır.

ABD ve İsrail, kesinlikle PKK’yı bitirmezler. Onu şeklen bitirirlerse, başka isimde bir terör teşkilatı getirirler yerine.

Örtülü ödenekten kimlere ve niçin milyarlarca dolar akıtıldı?  Niye bunları yazamayız ve açıklayamayız?

Amerika casus uydularla, pilotsuz uçaklarla PKK teröristlerini bize bildirecekmiş, biz de onları vuracakmışız… Kargalar bile gülüyor…

Güneyimizde Kürdistan kurulmuyor, ikinci bir İsrail oluşuyor!..

Kürdistan mürdistan derken güneyimizde ve Irak tarafında birileri dolar milyarderi yapılmış, böylece kafasından ve kasasından İsrail’e bağlanmıştır.

Sınırın kuzeyinde de yine dolar milyarderleri türedi. Bunların hepsi Kürt mü? Hayır, çoğu Yahudidir. İçlerinde Türkler de vardır.

19’uncu asırda başlayan Şark meselesi ve Türkiye’yi parçalama hedefi hala sürüp durmaktadır.

Oysa Kürt meselesi Washington’da değil, Ankara’da çözüme kavuşturulmalıdır,

Ayrı bir Kürdistan hevesi, PKK terörizmi, Kürt milliyetçiliği ve Kürtçülük düşüncesi en fazla Kürtlere zarar verecek ve huzurlarını bozacaktır.

PKK terörünün gölgesinde uyuşturucu, silah, cephane, yakıt kaçakçılığı yaparak, büyük paralar vuranlar bu ülkede korkusuzca, güven içinde, şan ve şerefle yaşıyor ve işlerine devam ediyor…

Birilerinde bunların listesi yok mudur?.. Vardır vardır vardır.

DVLT’in istihbaratı bunları bilmiyor mu? Biliyor biliyor biliyor…

Uyuşturucu, silah, cephane, yakıt kaçakçılığı devam ediyor mu? Ediyor ediyor ediyor…

Zavallı halkın bunlardan haberi yok. “Tunceli’de bir Mehmetçik daha şehit düştü…” Feryatlar, figanlar, gözyaşları… Beride Türkiye’nin bütünü yaralanıyor, geleceğimiz karartılıyor aldıran yok.”

8 askerin teslimi başımıza çuval geçirme olayından bile daha alçaltıcıydı

8 askerin teslim yöntemi Türkiye için bir yüzkarasıdır, bir utanç kaynağıdır, daha önce askerlerimizin başına çuval geçirilmesinden çok çok daha vahimdir ve bu manzaraya sebep olan herkes bunun hesabını mutlaka vermelidir.

PKK, Amerika’nın desteğinde, sınırımızın neredeyse sıfır noktasında karşısına TBMM üyesi milletvekillerini dizerek, Apo resimli sözde Kürt bayrağının süslediği bir masada teslim tutanağı düzenliyor. Orada bulunan herkes PKK teröristlerinden oluşan “ihtiram kıtasını” selamlıyor. Sonra da askerler iade ediliyor. İnsanın aklı almıyor böyle bir kepazeliği.

Oysa, eğer Türkiye gerçekten güçlü bir ülke ise, rehin tutulan askerlerini böyle şamatalı törenlere bırakmadan, operasyon yaparak kendi getirmeliydi. Benim askerimin, benim polisimin, benim MİT’imin, artık başka ne varsa, hiç mi istihbaratı yok? Rehin tutulan askerlerin nerede olduğunu öğrenecek kadar da mı bölgede güçlü değiliz?[2]

Bölücü terörü besleyen ve bu aşamaya taşıyan güçler belli: ABD-AB ve İsrail

Haziran ayından bu yana teröre verilen kurban sayısının yüzleri bulması, hem terör örgütünde kendi silahları çıkan hem de Türkiye’yi yıllardır oyalayan ABD’ye duyulan öfkeyi bir kat daha arttırdı. Bir yıl boyunca Terörle Mücadele Koordinatörlüğü gibi bir mekanizma ile Türkiye’yi oyalayan ABD, en son geçen hafta Irak’taki kukla hükümet ile Türkiye arasında imzalanan ‘terörle mücadele anlaşması’ ile yeni bir oyalama sürecini başlattı. Ancak terör örgütünün dün 15 şehit, bir hafta öncede Şırnak’ta 12 masum insanı katletmesi bardağı iyice taşırdı. 22 Temmuz seçimlerinden hemen önce tırmanan bir seyir izleyen terör konusunda; artık gerçek muhatap olan ABD’ye karşı ciddi bir yaptırım ve uygulama beklentisi had safhaya çıktı. Halk, hükümetten stratejik müttefik ABD’ye açık bir tavır konmasını ve ilişkilerin ciddi şekilde bir kez daha gözden geçirilmesini bekliyor.

Perde arkasında ABD vardı.

Terör örgütünün arkasında olduğu defalarca belgeleriyle ortaya çıkan ABD, tüm Türkiye’yi yasa boğan son baskından sonra tamamen hedef tahtasına oturdu. Terör örgütünü kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan ABD, yıllardır Türkiye’yi oyalıyor.

2006’nın Ağustos ayında icat edilen üç taraflı terörle mücadele koordinatörlüğü bir yıl içinde iflas etti. PKK ile mücadele etmek için; Türkiye, ABD ve Irak ile birlikte oluşturulan özel koordinatörlükte, ABD’den eski NATO Başkomutanı emekli Org. Joseph Ralston, Türkiye’den eski İkinci Ordu Komutanı emekli Org. Edip Başer ve Irak’tan Sünni-Arap bir general olan Amir Amet Hassun yer aldı.

“Oyalanıyoruz”

Türkiye’nin oyalandığını düşünen Edip Başer, daha sonra  “Bu mekanizma artık bitti. Bir kapı kaldı, onu da açıp Haziran’da ayrılıyorum” deyince hükümet tarafından görevden alındı. Ve bu süreçle, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik muhtemel bir harekâtı tam bir yıl boyunca oyalandı.

ABD’nin yine terörün tırmandığı son 3 aylık süreçte, sürekli gündeme getirilen Kuzey Irak’a yönelik sınır ötesi operasyon baskısını yumuşatmak için geçtiğimiz hafta Irak ile Türkiye arasında ‘Terörle Mücadele İşbirliği Anlaşması’ imzalandı. ‘Sıcak takip’ konusunun yer almadığı anlaşma, klasik metinlerin ötesine geçmedi. Türkiye’yi belli bir süre daha oyalama taktiği olacağı daha ilk günden ortaya çıkan anlaşma, iki ülkenin kendi topraklarının üs olarak ve terör saldırılarında kullanılmasını önlemekle yükümlü hale getiriliyordu.

Anlaşmanın hükmü kalmadı

Ancak anlaşmadan bir hafta önce Şırnak’ta yol kesen teröristler minibüs tarayarak Beşağaç mevkisinde 12 masum insanı katletti. Anlaşmadan bir hafta sonra ise, Gabar Dağı’nda 13, Şırnak’ta 1 ve Lice’de 1 olmak üzere 15 şehit verildi. Terör ateşini azaltacak anlaşmanın daha şimdiden bir hükmü kalmadı.

Öte yandan yıllardır ABD’nin gizli şekilde PKK ile temasta olduğu iddiaları hep gündeme getirildi. Ancak son dönemde Irak’ta kaybolan binlerce silahın teröristlerin eline geçtiği ileri sürülüyor. Özelikle ele geçirilen ölü teröristlerin yanında bulunan USA patentli silahlar, bu iddiaların gerçekliğini ispatlıyor.

Irak’ta direnişçilerle mücadele için gönderilen 125 bin 163 tabancadan, 2006’da 13 bin 180’i kaybolmuş durumda. Türkiye’deki cinayetlerde kullanılan ünlü Glock marka silahların terör örgütünün eline geçtiği ileri sürülüyor. Yine 2004-2005 yılları arasında Irak’ta kaybolan 190 bin silahın, büyük bir bölümün PKK’nın eline geçtiği tahmin ediliyor. 

Terör stratejisi; Dr. Abdullah Özkan önemli noktalara işaret ediyordu:

“Ülkemize yönelik terör saldırılarında son aylarda ciddi bir artış gözleniyor. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde değil, büyükşehirlerde de terörist eylemler toplumda korku ve tedirginliğe yol açıyor.

Son günlerde sıklıkla duyduğumuz şehit haberleri hepimizin canını sıkıyor, toplum olarak öfkemizi artırıyor. Şehit haberlerinden sonra yetkililerin “hesabı sorulacak” türünden açıklamalar yapmaları da tepki topluyor, çünkü hesap sorulması için gerekli hazırlıkların yapılmadığına inanılıyor.

Kamuoyunda Türkiye’nin dört başı mamur bir “terörle mücadele stratejisi” olmadığı inancı giderek güçleniyor. Kurumlar arası diyalog ve işbirliğinin yeterli düzeyde olmadığı ifade ediliyor.

Örneğin, ABD ile ortak işbirliği çerçevesinde kurulan ve başına emekli orgeneral Edip Başer’in getirildiği “Terörle Mücadele Koordinatörlüğü”nün neden yeterince işlevsel hale getirilmediği sorgulanmıyor. Edip Başer’in niçin daha sonra görevden alındığı ve kurumun şimdi ne yaptığı bilinmiyor.

Ankara’da arada bir toplanan “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” var, bu kurulun terörle mücadele stratejisine hangi katkıları yaptığı, nasıl bir yol izlenmesi konusunda hangi önerilerde bulunduğu konusunda da kamuoyu yeterli bilgiye sahip değil.

Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde terörün dış bağlantılarına dikkat çekmiş, terör örgütünün tankının bile olduğunu ifade etmişti.

Peki, Türkiye toprak bütünlüğünü tehdit eden terörü besleyen yabancı ülkelerle ilgili hangi girişimlerde bulunuyor, hangi ülkeleri ciddi biçimde uyararak gerekli önlemleri alıyor?

Bakanlar Kurulu, haftalık toplantılarında terör tehdidine ne kadar zaman ayırıyor, terörle ülkemize nelerin yaptırılmak istendiğini görerek hangi girişimlerde bulunuyor?

Başbakan ile Genelkurmay Başkanı suni gündemlerin ne kadar dışına çıkıp, bölücü terörle ilgili olarak hangi sıklıkla görüşüyorlar, ne gibi önlemlerin geliştirilmesi konusunda ortak kararlar alıyorlar?

Ya, Türkiye Büyük Millet Meclisi?

Niçin terörü masaya yatıran bir genel görüşme yapmıyor? Milli iradenin temsil edildiği TBMM’de tüm siyasi parti temsilcilerinin destek verdiği kararlı ve akılcı bir terörle mücadele yol haritası çizilmiyor?

Ordumuzun başkomutanı Cumhurbaşkanı, terörün ülkemize verdiği zararın artığı bir süreçte devreye girmek için acaba neyi bekliyor? Çankaya köşkünde çok geniş katılımlı bir “terör zirvesi” ile devlet aklının ortaya konulması, terör stratejilerinin belirlenmesine katkı verilmesi gerekmez mi?

Şu unutulmamalı; Terörle mücadele ederken öfke ve hırs yerine akıl ve sağduyu tercih edilmeli, terörist ile bölge halkı birbirinden çok iyi ayrılmalı, hukuk devleti ilkesine riayet edilmeli ve bu sürecin sabır gerektirdiği akıldan çıkartılmamalıdır.

Ve artık ABD ve AB’den bizim terör sorunumuza çözüm bulmalarını beklemekten de vazgeçilmelidir. Geçmişte yaşananlar göstermiştir ki, her iki küresel güç de terörü kendi çıkarları için kullanmaktan çekinmemekte, bizi de oyalamayı sürdürmektedir.

Türkiye devlet ve milletiyle ele vererek terör belasının üstesinden gelebilecek güçte bir ülkedir. Yeter ki birbirimizle uğraşmaktan vazgeçelim, bir ve beraber olalım.[3]

Her cinayetin altından neden ABD silahı çıkıyor

Bir hafta içinde 30 civarından asker/sivil öldürülüyor! Birkaç yıldır, Türkiye’de işlenen cinayetlerin hemen hepsinde ABD silahları kullanılıyor. PJAK’ı kurup İran’a saldırtanlar, K. Irak’tan Türkiye’ye C-3 ve C-4 sevkıyatları yapanlar ve Glock’ları Türkiye’ye yönlendirenler aynı güçler. Bu siyasi bir hesap.

Danıştay saldırısında, Hrant Dink cinayetinde, Rahip Santoro cinayetinde Amerikan silahları kullanıldı. PKK Amerikan silahlarıyla öldürüyor. Ya, Türkiye’nin bir çok bölgesinde patlayan bombalar? Ya, patlamayan yüzlerce kiloluk bombalar? Ya depolanan patlayıcılar?

Hepsi K. Irak’tan geldi, geliyor, gelmeye de devam edecek? PKK mı üretti bu bombaları? K. Irak yönetimi mi? Irak mı? Hayır! Müttefiklerimiz üretti. Anadolu’nun bir çok yerine sevkıyatını da onlar yapıyor? Şehirlerimizi, kasabalarımızı, limanlarımızı yollarımızı bu sevkıyat için kullanıyor. Yeri gelince patlatılacak bombalar için kullanıyor. Onlar müttefiklerimiz? Ne talihsizlik!!

Her saldırının her cinayetin bir şekilde ABD ile bir bağlantısı çıkmıyor mu ortaya? Sebebi şu ya da bu! Sonuç ne sonuç! Bu ülkenin insanları, askerleri, Türkü-Kürdü kim olursa olsun artık ABD silahlarıyla ölüyor. Bu en önemli gerçek değil mi?.. K. Irak’ı füze üssüne dönüştürenler, PKK’yı silahlandırıp Türkiye’ye saldırtanlar, PJAK’ı kurup İran’a saldırtanlar, K. Irak’tan Türkiye’ye C-3 ve C-4 sevkıyatları yapanlar ve Glock’ları Türkiye’ye yönlendirenler aynı güçler. Bu siyasi bir hesap. Bu hesap, PKK ile varmak istenen hesabı tamamlayan bir hesap…  Şimdi;

Patlayan bombaları, patlamayan bombaları, patlayacak olan bombaları düşünelim. PKK saldırılarını, Anadolu içlerine doğru yaymayı planladıkları istikrarsızlığı düşünelim. Bu istikrarsızlık ve acının arkasında hep aynı güçlerin çıkmasının tesadüf olup olmayacağını düşünelim.

Bu sırada; Irak’taki ABD güçlerinin kullandığın yakıtın yüzde yirmi beşinin Habur’dan gittiğini, lojistik desteğin yüzde elliden fazlasının İncirlik’ten sağlandığını, işgal için giden savaş gemilerinin Türk limanlarında ikmal yaptığını, Türkiye’nin ABD’den milyarlarca dolarlık daha silah almayı planladığını düşünelim…

Ne garip bur durum. Tehdit oradan geliyor, besleyen dostlarımız. Üzerine gitmemizi engelleyen dostlarımız. Yüzyıllarca birlikte yaşadığımız insanlarla bizi karşı karşıya getiren dostlarımız.[4]


[1] (iha)

[2] 08.11.2007 / Can Ataklı / Vatan 

[3] 10.10.2007 / Milli Gazete

[4] 09.10.2007 / İbrahim Karagül / Y. Şafak

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Nevzat GÜNDÜZ

Nevzat GÜNDÜZ

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...