Hatırlarsınız, hem fazilet partisini ele geçirme sürecinde, bunu başaramayınca, yeni kurulan AKP'ye genel başkan, sonra başbakan hatta cumhurbaşkanı seçilme öncesinde Recep T. Erdoğan:
"Milletim hangi hizmeti reva görürse yerine getiririm"
"Milletin tercih ve taktirine saygı gösteririm"
"Ben her konuda sadece milletime güvenirim"
"Milletimin en doğru ve en uygun kararı vereceğine eminim" gibi lafları dilinden düşürmezdi. Ancak Recep Bey'in "Milletim" dediği, herhalde Yahudi Lobileriydi. Çünkü, Şevket Kazan ağabeyinin kendisine özellikle okuması ve gereğini yapması için verdiği Erol Toy'un "İmparator" kitabında, ABD'ye ve Yahudi Lobilerine rağmen hiç kimsenin hiçbir yere gelemeyeceği belirtilmiş ve pek çok ülkede iktidara gelen Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit türü siyasilerden örnekler verilmişti.
Ama şimdi AKP'ye açılan kapatma davası ve Tayip Bey'i saf dışı bırakma ve siyasi mevta yapma hazırlıkları karşısında, dikkat ettiyseniz, artık hiç "Milletinden, Milletin tercih ve tensibinden" söz etmemekteydi. Çünkü o Millet dediği Yahudi Lobileri, sömürü arabasının yorulan ve yıpranan atlarını değiştirmeye karar verdiğini fark etmişti.
Ve bu aşamada gerçek Milletin, yani % 99 Müslüman Türk olan halk kesiminin ise aslında demokrat köleler haline getirildiğini ve dört beş yılda bir sandığa gidip masonik diktatorya düzenine meşruiyet kazandırma dışında hiçbir etkinlik ve yetkinlik reva görülmediğini, Tayip Erdoğan da çok iyi bilmekteydi.. Ve işte bu nedenle artık "Milletim" demekten vazgeçmişti.
28 Şubat muhtırasına ve Refah Partisinin kapatılmasına arka çıkıp alkış tutan: Avrupa'sından Fetullahçılarına tüm dış güçlerin ve işbirlikçilerin, şimdi AKP'nin hamisi ve demokrasi havarisi kesilmeleri oldukça sırıtan sahte bir tepkiydi.
Anayasa Mahkemesi, o günkü yasalarla RP'yi kapatamayacağı için, Siyasi Partiler Kanununun: Parti kapatma için, "hüküm giyme şartını" içeren 103. maddesini iptal edip, ondan bir hafta sonra kapatma kararı alabilmiştir.
Ve ne marazlı medyadan, ne masonlardan, ne de İslamcı münafıklardan bu hukuk skandalına karşı hiçbir tepki gelmemişti.
Deniz Baykal CHP'si, Recep T. Erdoğan'ın siyasi yasağının kaldırılmasını ve AKP'nin kapatılma davasının dayanaksız kalmasını sağlayacak yasa değişikliğine destek verirken, yani şimdi "Bunlar eski Milli Görüş talebeleridir ve laik rejim için potansiyel tehlikedir" dediği ekibin önünü açarken demokrasi kahramanı havası estirmekteydi.
Hatırlanacağı üzere:
Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türk Ceza Kanunu (TCK)'nun 312. maddesinden mahkumiyeti bulunan Tayip Erdoğan'ın genel başkan olamayacağı gerekçesiyle AKP'ye ihtar göndermişti. Ardından 22 Ekim 2002'de kapatma davası açıvermişti. Ancak 27 Aralık 2002'de yapılan anayasa değişikliği ile Tayip Erdoğan hakkındaki yasak kaldırılıp engel giderilmişti. Böylece Sabih Kanadoğlu'nun AKP hakkındaki kapatma istemi etkisiz hale getirilmişti.
Bugün; "Anayasanın parti kapatmayı zorlaştıracak şekilde değiştirilmesinin "yargı sürecine müdahale sayılacağını" söyleyenler de, tam bir sahtekârlık ve çifte standart sergilemekteydi. Örneğin DSP, MHP ve ANAP hükümeti 2001 yılında HADEP davası görüşülürken;
a) Parti kapatma için odak şartını getiren
b) Anayasa Mahkemesi üyelerinin 6'ya 5 yerine 7'ye 4'le parti kapatma kararı alabileceğini 149. maddeye ekleyen değişiklikleri getirmişti; yani milliyetçi MHP ile sosyalist DSP PKK'nın o günkü temsilcisi olan partinin kapatılmasını zorlaştırmak peşindeydi.
Bütün bunlardan şu sonuç ortaya çıkıyordu: Avrupa'sı Amerika'sı, solcusu sağcısı, Masonları münafıkları, din düşmanları, din istismarcıları, hepsinin korktuğu ve karşısında birlikte saf tuttuğu tek şahsiyet TC. 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'dan başkası değildi…
Ve bu toplum, Milli Görüşe sahip çıkmadığı müddetçe bu zillet ve sefaletten kurtulmayı hak etmeyecekti.
Erdoğan'ı siyasetin çöp bidonuna atmak istiyorlar
Başbakanın:"Neyden geri adım atacağım?" efelenmesi, Cumhurbaşkanlığı Abdullah Gül'e verilince: "Hiç muğber değilim" cümlesindeki ses telleri kadar iç acıtıcı ve üzüntü vericidir.
Bu yüz ifadesini ağır bir yaramazlık yapan, ancak yaptığının farkına vardığında artık her şeyin çok geç olduğunu anlayan çocuklarda da görürüz. Cezasına razı gibi görünmeye çalışır bir tavır sergilemektedir.
Ama dikkat edilsin…
Cezasına razıymış gibi görünme çabası, cezanın infazı sürecinde "arıza çıkarmayacağı" anlamında düşünülmemelidir.
"Neyden geri adım atacağım?" sorusu, çok sinsi sıkıntılı ve hırçınlıklar içermektedir.
Başbakan, nereden geri adım atacağını gerçekten bilmemektedir. Nereden geri adım atacağını bilmeyen bir başbakan egemenlerin işine hiç gelmeyecektir.
Geldiği nokta büyük ölçüde kendi hırsının, ölçüsüzlüğünün, hoyratlığının sonucudur. Bünyesi nobranlık, kibir ve kendini büyük görme gibi şeytani duygulara yenilmiştir.
Aralarında Haşim Kılıç'ın bile bulunduğu "Türban düzenlemesi kapatma getirir. İktidarınızı riske atıyorsunuz" diyen sesleri duymazdan gelmesine kim bilir ne denli pişmanlık göstermektedir.
Artık, karşılıklı olarak son barutlar atıldı.
AKP'yi kapatma davasını açanlar da, Ergenekon soruşturmasının cılkını çıkaranlar da geri adım atmanın 'ebediyen kaybetmek' anlamına geldiğini gayet iyi bilmektedir.
Geri adım atıldığı an Ergenekon da, kapatma davası da, sahiplerine 'bumerang' silahı gibi geri dönecektir. Vay kaybedenin haline!
Bu tehlikeli süreçten Erdoğan'ı kurban ederek sıyırmaya çalışanlar türemiştir. Başbakan'ın kellesini 'tanrılara' altın tepside sunmaya hazırlananlar kulis halindedir.
Erdoğan onların kim olduklarını biliyor. Sofrasındaki 'yehudaları' da, "Harun'un suretine bürünmüş şeytanları" da iyi tanıyor. Bütün öfkeli söylemleri aslında karşıtlarına değil, kendi içindeki 'yehudalara' yöneliktir. Erdoğan' bugünden itibaren böyle okumak gerekiyor. (Çünkü hıyanetin nasıl yapıldığını, velinimetlerine nasıl çelme takıldığını kendisi çok iyi biliyor.. M.Ç)
Erdoğan'ın kurban ediliş süreci başlamıştır.
Suret-i haktan görünerek türban düzenlemesine destek veren MHP'nin de bu işe büyük katkısı olmuştur. Uyguladıkları hesaplı politikalar da AKP'yi havalara sokmayı başarmıştır. Ve şimdi Recep T. Erdoğan'ın: Türbanla ilgili anayasa değişikliğini MHP de destekledi. Niye ona mahkeme açılmıyor? diye sızlanmaktadır.
'Sivil toplum örgütleri' denilen küresel sermaye maymunları ile medyanın kandan beslenen dolar maaşlı vampirleri 'uzlaşma' soytarılığından vazgeçsin…
Artık Başbakan'ın geri adım atma şansı yok. Onu bu noktaya siz getirdiniz. Ergenekon savcısı ile Şamil Tayyar da tüy diktiler!
Ancak, kafasında bir planın olduğu, güvendiği refiklerini etrafına toplayarak bir 'çelik direnç çekirdeği' oluşturmaya çalıştığı anlaşılıyor.
İyi niyetli görünerek kendisine: "geri adım atması gerektiğini" söyleyenlerin üstünü çizmek üzere tespit ediyor.
Eğer bu süreçten sağ salim çıkarsa vay onların haline!
Erdoğan, birilerinin daha şimdiden Gül-Şener-Hisarcıklıoğlu ekseninde kendisine yer aradığının da fena halde farkında ve en büyük kîni bunlara duyuyor. Onlar şu anda bulanık havada hata yapmamak için: "Herkes bir adım geri atsın" şeklindeki 'makul çoğunluğun' safında duruyor. Erdoğan'ın ayağı kayar kaymaz görün siz ihanetin, kahpeliğin bin bir türlüsünü… Eee, etme bulma dünyasıydı..
Bu gelişmeler bağlamında, Balkan ziyaretinin 'perde arkasını' da biz yazalım:
Erdoğan, Tiran'dan yardımcıları Cemil Çiçek' ile Hayati Yazıcı'yı aramıştı.
"Herkes bir adım geri" kampanyası hakkında bilgi almıştı.
İşin başını çekenlerle, perde arkasında duranların terkibine baktığında, "Erdoğan'ı Kurtarmak" adı altında vizyona sürülmüş olan filmin aslında "Erdoğan'ı tarih sahnesinden silmek" filmi olduğunu anladı.
Kimlerin kendisiyle sonuna kadar gidebileceği, kimlerin gemiyi terk edeceğinin hesaplarını yaptı. Ve yardımcılarına şu talimatı verdi:
"Ben gelene kadar grubu dik tutun, milletvekillerini motive edin. Bizi tuzağa çekmeye çalışanlar var. Geri adım atmayacağız. Anayasa değişikliği çalışmaları tamamlansın, gerekirse referanduma gideceğiz"
Erdoğan'dan ölümlerden ölüm beğenmesi isteniyor…
Ya Anayasa Mahkemesi'nin giyotinine boynunu uzatacak, yada 'radikalliğin' karanlık sularında kaybolacak…[1]
Flash TV'de yeni yayına konulan "Gerçek Gelecek" adlı programda VERSO Genel Başkanı Araştırmacı Erhan Göksel: "Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan'ı devre dışı bırakmak istiyor" iddiasını ortaya atmıştı.
Gül'e karşı son derece sert bir üslup kullanan Göksel'in, Tayyip Erdoğan için çok dikkatli söylemleri gözden kaçmamıştı.
Erdoğan'ın "alternatifi olmadığını" savunun Erhan Göksel, aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştı:
"Abdullah Gül, hiç bir zaman kendi ayaklarının üzerinde durmamıştır. kestaneleri hiç bir zaman kendi eliyle tutmamıştır"
"Gül ve ekibi, Tayyip Erdoğan'ı silip kendileri AKP ile yola devam etmek istiyor"
"Türban sorununu Türkiye'nin başına ilk kez açan Gül'dür… Gül'ün eşi, Leyla Şahin'den önce Türkiye'yi AİHM'e şikayet etti. Ama toplumun hafızasını boşaltan medya bunu da unutturdu.."
"Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe buluşmasında Genelkurmay Başkanı'na 'Gül cumhurbaşkanlığına aday olmayacak' dedi mi, demedi mi? Genelkurmay Başkanı'nın da, Başbakan'ın da özel hayatı olamaz. Ne konuştuklarını kamuoyuna açıklasınlar.."
"Sayın Başbakanın çevresi bir karınca sürüsü. İnsan karınca sürüsü üzerinden ancak bir karınca boyu yükselir" (Yani Recep T. Erdoğan oldukça akıllı ve hiç kimseye muhtaç olmayacak kadar birikimli ve başarılı bir insanmış!.. M.Ç.)
Tayip dönemi bitmiştir
"32. Gün" programına katılan Türkiye'nin en ünlü komplo teorisyenleri AKP'nin içinde bulunduğu durumu ve gelecekte neler olacağını tartıştı. Mahir Kaynak, Yalçın Küçük ve Erol Mütercimler'e göre: "yaşadığımız siyasi kriz ortamı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı tasfiye etmek için hazırlandı."
Bu üç şahsiyette, doğruları eksik anlatarak gerçekleri çarpıtmak ve dış güçlerin işine yarayacak şekilde olayları yorumlamakla tanınmıştı. Çünkü bu zevat Amerika ve İsrail'in yenilmezliğini ve bunlara rağmen Türkiye'nin hiçbir başarı üretemeyeceğine inanmıştı. Halbuki, evet AKP dağılacak, ama milli ve yerli bir dönem doğacaktı..
Mahir Kaynak AKP'ye açılan kapatma davasın bir operasyon olarak algıladığını söyledi ve operasyonu yürütenin de MHP olduğunu vurguladı.
M. Kaynak'a göre önümüzdeki günlerde "AKP kapatılacak. Erdoğan ve Gül siyasi yasaklı olacak. Erdoğan elimine olurken, Gül mağdur konumuna çıkarılacak. Ve artık AKP'nin manevi liderliğini Abdullah Gül yapacak. Ve bunu küresel sermaye ayarlayacak!
Erol Mütercimler ise içinde bulunduğumuz "kavgayı" ABD'ye yeni aktör yaratma senaryosu olarak tanımladı. "Bu aktörün Recep Tayyip Erdoğan olmayacağı 22 Temmuz seçimlerinde de biliniyordu" diyen Mütercimler de MHP'nin önemli bir oyuncu olduğunu hatırlattı. "Recep Tayyip'e komplo kurulmuştur, bunda bir kuşku yoktur, Erdoğan Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasını istemiyordu, hemen MHP araya girdi ve Gül'ü köşke çıkardı. Şimdi Türban meselesinde de Tayyip Erdoğan MHP'nin tuzağına yine atladı.
Mütercimler'e göre "şu anda Ali Babacan'ın başbakanlığı için her şey hazırlanıyordu. Abdullah Gül Cumhurbaşkanı, Babacan başbakan olacak. Ve başkanlık sistemi kurulacaktı."
Yalçın Küçük ise:
"Ben AKP açılır ama kapatılır. Gül'e, Erdoğan'a ve Bülent Arınç'a siyası yasak gelir" demiştim zaten, diye sözlerine başlayarak çok kesin bir dille konuştu: Tayyip Bey bitmiştir. Bağımsız olur gibi düşünceler yersizdir. Zaten Tayyip Bey Türkiye'de bekçilik bile yapacak durumda değildir. Çünkü sağlığı buna müsait değildir. Yaşar Paşa gördüklerini anlatsa, bana hak verilecektir."
Yalçın Küçük Abdullah Gül'ün durumuna ilişkinse "Bu davadan sonra Gül de, Erdoğan da orada kalamaz" demiştir.
[1] 26.03.2008 / Fatma Sibel Yüksek / www.acikistihbarat.com

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…