YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6980c89935fa8
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 2 9 5
Bugün : 32057
Dün : 57744
Bu ay : 89801
Geçen ay : 1625042
Toplam : 48793114
IP'niz : 216.73.216.146

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Gelecek Öngörüleriyle Tanınan

Meşhur Amerikalı Ekonomist Prof. Noriel Roubini:

ABD MERKEZLİ KÜRESEL KRİZ KAÇINILMAZDIR!

Yale ve New York Üniversiteleri Profesörü, eski Beyaz Saray danışmanlarından olan ve ekonomi dünyasının en saygın internet sitesi sayılan RGE Monitör araştırma sistemini kuran Prof. Dr. Noriel Roubini:

Amerika’nın ve makro ekonomik programların ayarını bozan “gizli ve güçlü bir elin mevcudiyetini” ve “kimin bu batık (fiyatlanamayan) enstrümanları ve kredileri elinde tuttuğunun bir türlü bilinemediğini” söylüyor ve herkesin kaçınılmaz bir ekonomik kriz ortamına ve küresel finans iflasına hazır olması gerektiğini tavsiye ediyor!. Prof. Roubini:

Acaba, Piyasaları alt üst eden ve krizleri yönlendiren gizli bir el mi vardır? diye sormadan edemiyor!

Gelişmiş ülkelerin hisse senedi piyasaları deprem yaşayınca, Federal Reserve (Yahudi sermaye güdümündeki ABD Merkez Bankası) dayanamayıp, normal faiz toplantısından bir hafta önce ve yakın geçmişinde hiç yapmadığı bir şekilde, gecelik Dolar (Fed Funds) faizini 75 baz puan düşürerek % 3.50’ye çekmiş bulunuyor.

1 hafta bile sabredemeyen Fed bu kararla büyük bir itibar kaybı yaşamış oluyor. Piyasalarda uzun süre ABD ekonomisinin resesyona gireceği (haklı sebeplerle) ortaya konurken Fed ekonominin hiç de kötü olmadığını ve resesyona girmeden, biraz yavaşlayarak bu krizi atlatacağını öngörüyordu. Ama 75 baz puan indirim yaparken yaptığı açıklamada şimdi piyasalarla aynı görüşe geldiği görülüyor. Piyasaların diliyle “faiz eğrisinin (yani piyasaların) arkasında kalan” Fed simdi şiddetli faiz indirimleriyle “eğrinin önüne geçmeye” çabalıyor.

2006 yılında Türkiye’de yaşanan döviz krizinde de Merkez Bankasının aynı sorunu yaşadığı hatırlanıyor. Cari açık finansmanının kırılganlığı ve o dönemdeki global krizin yarattığı döviz talebi küçümsenince Merkez Bankası da “eğrinin önüne geçmek” için çok yüksek faiz indirimleri yapmak zorunda kaldı. Bir yerden sonra merkez bankalarının piyasalara bazı şeyleri dikte etme gücü yok. Türkiye örneğinde faizler artmasa değer kaybeden YTL birincil amaç olan enflasyon hedefini tamiri mümkün olmayan şekilde yerle bir edecekti. ABD örneğinde Fed işin içine girmese çöken borsalar ekonomiyi uzun sürecek bir resesyona sokacaktı. Her iki durumda da merkez bankaları kendilerinin istemedikleri ama piyasaların istedikleri şeyleri yapmak zorunda kaldı. Yine her iki durumda merkez bankalarından (ve Hazine’lerden) istediklerini alan piyasalar geçici olarak yatıştı ama krizden kurtulamadı.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) her şeye rağmen iyi dayanıyor. Ama Dolar/Euro faiz aralığı iyice açılıp da Euro kuvvetlenince ve Avrupa ekonomilerinden gelen kötü haberler iyice ivme kazanınca piyasalar o kaleyi de fethedecekler. ECB de mecburen Fed’i izleyerek faiz indirmeye başlayacak ve bu anlaşıldığı anda Euro da değer kaybedecek. Euro’nun gücü ECB’nin piyasalara dayanma gücüne bağlı.

Bundan sonra nelere hazır olmalıdır?

“Piyasalara ne verirseniz daha da isterler” şeklinde bir deyim vardır. Gerçekten de daha düne kadar 2008 Ocak sonunda 50 baz puan faiz indirimi yapması beklenen (istenen) Fed’in hemen 75 baz puan indirim yaptığı halde Ocak sonundaki toplantıda bir 50 baz puan daha indireceği, ve Mart ayında da 25 baz puan daha indirip Fed Funds faizini % 2,75’e çekeceği tahmin ediliyor. Artık bu aşamada Fed’in piyasaların istediklerine direnme gücü yok, büyük olasılıkla bu istenenleri yapmak zorunda kalacaktır.

Bu çerçevede iki senaryo ortaya koymak mümkün:

Birincisi, Fed’in faiz indirimleri (mevcut ve gelecekler), ABD Hazinesi’nin teşvik uygulaması ve sigorta regülâtörünün bankalar üzerinden sigortacıları kurtarma planı son derece olumlu karşılanacaktır. Bu sayede ABD’nin ve global ekonominin resesyona girmeden kurtulacağı ya da ABD girse bile kısa süreceği ve yayılmayacağı varsayılacaktır. O zaman da piyasaların düzeleceğine ve eskiye dönüleceğine oynanacak ve gerçekten de düşünüldüğü gibi olacaktır.

İkincisi, tüm bu gelişmeler (Fed’in faiz indirimleri, kamu teşviki, kurtarma planı) olumlu karşılanacak ama, ne resesyonun şiddet oranını ne de yayılmasını engellemeye yeterli olmayacaktır. CDO’ların yarattığı resesyon dönüp CDS’lerle bir kez daha vuracaktır. Resesyonun şiddeti ve süresi giderek büyüyecek ve tehlikeli boyutlara ulaşacaktır. Ama bunun böyle olduğu bilinse de büyük yatırımcılar bugün otoritelerin panikleyerek halde aldıkları önlemlerin yarattığı olumlu ortamı, kendi risklerini azaltmakta kullanacaklardır. Çünkü bunu ancak risklerin artık sona erdiğine ciddi şekilde inanılırsa yapacaklardır.

Doğal olarak, her iki senaryoya da prim veren ekonomistler vardır. Aşağıda Profesör Nouriel Roubini’nin bu ay içinde 2,75 baz puan Fed faiz indirimi öncesinde) hazırladığı bir değerlendirmenin birebir tercümesi yer almaktadır (yorum katmıyoruz ve zaten gerek de yok; yeterince açıktır).

Prof. Roubini’nin değerlendirmelerini buraya almamızın bir sebebi vardır. Yaklaşık iki yıl önce Singapur’daki IMF toplantıları sırasında kendisinden 2007 sonlarına doğru ABD’de ipotek krizi yaşanacağını ve ABD ekonomisinin bir resesyona gireceğini dinlemiştik. O dönemde bu konuyu ısrarla vurgulayan ve tarih verecek kadar bu öngörüye kendisini bağlayan başka bir “ünlü” ekonomist görmemiştik. Elbette bu doğru öngörünün de sebebi var. Roubini, uyduruk dergilerde yayınlanan literatür taramalarıyla profesörlük olanlardan değildir (zaten ABD’de bu pek olmuyor). Kendisi Harvard doktoralıdır, yüzlerce saygın yayını vardır. Yale ile New York Üniversitelerinde Profesörlük yapmaktadır. Ekonomist dergisi tarafından dünyadaki 1 numaralı ekonomi internet sitesi seçilen RGE Monitor isimli araştırma sitesinin kurucusu olup piyasalarla çok içli dışlıdır. Eski Beyaz Saray danışmanlarındandır. Geçmişine bakıldığında hep “karşıt/olumsuz görüş” sunma özelliği de yok.

Aşağıdaki değerlendirme birçok okur açısından “gamlı bir ekonomistin” bakış açısı olarak nitelendirilebilir. Ama yine de yukarıdaki senaryolardan birinde karar kılmadan okumakta fayda vardır.

Nouriel Roubini’nin bilimsel tespitleri ve beklentileri şu ana başlıkları taşımaktadır

Prof. Roubini yaptığı değerlendirmede 2008 yılında global ekonomik gelişmelere yönelik olarak aşağıdaki soruları yanıtlıyor:

1) ABD ekonomisi resesyona girecek mi, yoksa yumuşak inişle kurtulup geçiştirebilecek midir?

2) Piyasalardaki mevcut finansal kriz (likidite ve kredi sıkışıklığı) kötüye mi, yoksa iyiye mi gidecektir?

3) Fed faiz indirecek mi ve bu faiz indirimleri resesyonu önleyebilecek midir?

4) Diğer ülkeler ABD’deki ekonomik sorunlardan kendilerini ayrıştırabilecek midir, etkilenecek midir?

5) Global enflasyondan mı, yoksa tersine bir deflâsyondan mı endişelenmemiz gerekir?

6) Stagflasyon (ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyon ortamı) riski nedir?

7) Tüm bunlar, finansal piyasalar ve enstrümanların fiyatları açısından, ne anlama gelmektedir?

Özet cevaplar ve dikkat çekici uyarılar şunlardır:

  • ABD ekonomisi sert bir iniş (resesyon) yaşayacak ve bu uzun sürecek.
  • Likidite ve kredi krizi daha da kötüleşecek ve bu nedenle sistemik finansal kriz riski büyüyecek.
  • Fed’in faiz indirimi “çok az ve çok geç” olacak ve resesyonu önleyemeyecek.
  • Diğer ülkeler ABD’deki resesyondan ayrışamayacaklar, tersine ABD ekonomisine katılacaklar ve global ekonomi düşüşe geçecek.
  • Mevcut enflasyon baskıları (enerji, petrol, emtia fiyat artışları) ABD’deki resesyonla birlikte azalacak.
  • Tam bir stagflasyon ortamının oluşması için petrol fiyatlarında harici bir negatif arz şoku devreye girecek (İran’la bir savaş gibi).
  • Riskli yatırım araçları (hisse senetleri, konut, emtia, gelişmekte olan ülke piyasaları ve Dolar) olumsuz etkilenecek.

ABD Resesyonu ve Sistemik Finansal Kriz Arasındaki Fasit Daire Korkutmaktadır.

  • ABD ciddi bir resesyon yaşayacak (2008’in ilk çeyreğinden başlayarak en az dört çeyrek sürecek). Bu, 1990-91 ve 2001 yıllarında yaşanan hafif resesyonlardan çok daha uzun olacak.
  • Bu resesyon, yaşanan finansal kayıpları arttıracak (toplamda 1 trilyon $’dan daha fazla olmak üzere) ve daha büyük likidite ve kredi krizleriyle sonuçlanacak.
  • Sistemik bir finansal kriz ihtimali artacak.
  • Likidite ve kredi krizleri ekonomik darboğazı çok daha uzun süreli ve ciddi kılacak.
  • Sonuç olarak ABD ekonomik kriz ile, finansal kriz arasında bir fasit daireye girmiş bulunacak.

Neden ABD’de Resesyon (Ekonomik düşüş) kaçınılmazdır?…

  • Son gayrimenkul krizi (resesyonu) ABD tarihindeki en kötü gayrimenkul krizidir ve durum kötüleşiyor.
  • Finansal kayıplar yüksek riskli (ödeme gücü düşük kişilere verilen) ipotek kredilerinden düşük riskli (ödeme gücü yüksek kişilere verilen) ipotek kredilerine, ticari gayrimenkul ve otomobil kredilerine ve kredi kartlarına yayılıyor. Yakında şirket bonoları ve CDS’lere de (tahvil sigortalarına) yayılacağa benziyor.
  • Likidite ve kredi krizi global olarak da yayılıyor.
  • Petrol fiyatı varil basına 100 $’a kadar çıktı. Artış devam ediyor.
  • Şirketlerin yatırım harcamaları azalıyor. Ticari gayrimenkul yatırımları da giderek düşüyor.
  • İşgücü (istihdam) piyasası giderek zayıflıyor, daha az iş ve gelir yaratıyor.
  • Arz tarafında göstergeler (imalat sektörü endeksi, artan stoklar) resesyon sinyali veriyor.
  • Tüketici kesiminde ABD ekonomisinin %70’ini oluşturan ve çok artmış olan özel tüketim yavaşlıyor.
  • Net ihracatın ve kamu harcamalarının artması konut sektöründeki ve özel tüketimdeki düşüşü telafi edemeyecek gibi görünüyor.
  • ABD’de resesyon 2008 ilk çeyrekte resmen başlayacak, bu kötü gidişat durdurulamıyor.

Konut Balonu 2006 Yılından Beri Patlamış Durumdadır…

  • ABD tarihindeki en büyük gayrimenkul resesyonu yaşanıyor.
  • Yeni konut inşaatları %40’ın üzerinde, yeni ev satışları da %50’nin üzerinde düşmüş bulunuyor.
  • Halen satılmayı bekleyen yeni ve mevcut konut sayısı geçmişte görülmeyen seviyelere çıktı ve bu konut envanteri daha da büyüyecek görünüyor.
  • Bu nedenle konut fiyatları zirve seviyelerine göre reel olarak (enflasyondan arındırılmış olarak) %10’a varan oranlarda düşmüş oluyor.
  • Ama fiyatların dibe vurması için % 20 – 30 daha düşmesi gerekiyor.
  • Sektördeki arz fazlasının eriyebilmesi için yeni konut inşaatlarının bir %25 daha azalması ve yıllık 900 bin seviyelerine gerilemesi şart oluyor.
  • ABD ekonomisinin geneline yayılacak bir resesyon, gayrimenkul sektöründeki resesyonu daha da derinleştireceği ve uzatacağı düşünülüyor.

Bu, ABD tarihindeki en kötü gayrimenkul kaynaklı resesyon olayıdır.

Batık ipotek kredilerinin hızla artması ve bankaların teminatları (konutları) geri alması:

  • Ev fiyatlarındaki %20-30 civarındaki düşüş gayrimenkul kaynaklı varlıkları 4-6 trilyon $ azaltacak.
  • Sadece yüksek riskli kredilerde 2.2 milyon adet ev sahibi evini kaybetmek durumunda kalacak.
  • Konut fiyatlarının %30 düşmesi ile 10 milyon evin değeri karşılığında alınan kredinin altına düşmüş olacak ve ev sahipleri açısından kredilerini geri ödemenin anlamı kalmayacak. Krediyi ödemektense evi bankaya bırakması daha kârlı olacak ve bu kredileri batıracak başka bir faktör rolü oynayacak.
  • Bu, ABD tarihindeki en kötü gayrimenkul kaynaklı resesyon olacak.

Gelmekte Olan Tüketim Kaynaklı Resesyon Büyük Risk Taşımaktadır.

  • Özel tüketim ABD ekonomisinin %70’ini oluşturduğu için çok önemli bir öğedir.
  • 2006 yılına kadar ev fiyatları arttıkça ABD’Ii tüketicileri evlerini ATM makineleri gibi kullandı. Ev fiyatı (arttıkça aldıkları kredinin teminat değeri de artmış oldu ve bankalardan daha fazla kredi kullanabilmişlerdir.
  • Ama şimdi tasarruf yapmayıp da bu kredileri harcayan ABD’Ii tüketiciler/ev sahipleri tam da sahip oldukları evlerin fiyatları düşerken ağır bir borç yükü altında kalmış ve ezilmişlerdir.
  • Özel tüketim harcamalarındaki mecburi azalma ekonomiyi resesyona sürükleyecektir.
  • 2007 yılsonundaki tatil döneminde yapılan tüketim harcamaları 2006’ya göre (reel olarak) düşüktü ve 2008’de daha kötüleşecektir.

Fed Resesyonu Önleyebilir mi? Hayır!

Çünkü: Fed resesyon riskini hatalı bir şekilde küçümsediği için “eğrinin arkasında kalmıştır (önlem almakta gecikti)”.

  • Fed şu anda ne yaparsa yapsın geç kalmış olacak ve etkili olamayacaktır.
  • Ekonomi sadece likidite sıkışıklığı yaşamıyor. Aynı zamanda para politikasının faiz indirimleriyle çözemeyeceği iflas sorunu da vardır.
  • 2001 yılından sonra Fed faizleri %6.5’dan %1’e çekmiş ve uzun vadeli faizler de ise 200 baz puan gerilediği hatırlardadır.
  • Ama yine de o dönemdeki teknoloji balonunu yaratan yatırım patlamasının yarattığı fazla kapasite nedeniyle bir resesyon yaşanmıştır.
  • Bugün de gayrimenkul, dayanıklı tüketim ve taşıt sektörlerinde aşırı bir yatırım yapılmaktadır.
  • Yatırımların bu kadar patladığı dönemlerde yeni yatırım harcamaları faizlere duyarsız hale gelir. Faizleri hızla düşürseniz bile bu aşırı yatırım sorununu ve bundan kaynaklanan iflasları çözmek (eritmek) zaman alır.
  • Bugün Fed’in yapacağı faiz indirimlerinin bir sınırı olacaktır.. Enflasyon endişeleri, ABD’nin yüksek cari açığın finanse eden yatırımcıların yatırımlarını azaltmaları ve Dolar’ın hızla değer kaybetmesi gibi.
  • Fed’in faiz indirimleri 2001 yılında da görüldüğü üzere resesyonun ortaya çıkmasını durduramayacaktır. Ancak resesyonun çok fazla derinleşmesini ve çok uzun sürmesini engelleyecek, o kadar.

Bu ciddi likidite ve kredi krizi daha da kötüleşecek ve ürkütücü boyutlara ulaşacaktır.

  • Bugünkü durum çok ciddi bir finansal krizi ifade etmektedir.
  • Ünlü ekonomist Martin Wolfun tanımına göre Anglo-Saxon finansal sisteminin bir krizidir.
  • Roubini’nin tanımına göre ise finansal globalizasyon ve seküritizasyonunun (kredilerin tahvillere dönüştürülerek satılması işlevinin) ilk krizidir.
  • Kredi sıkışıklığı zamanla kötüleşecektir.
  • Zararlar giderek daha fazla yüksek riskli (ödeme gücü düşük kişilere verilen) ipotek kredilerinden düşük riskli (ödeme gücü yüksek kişilere verilen) ipotek kredilerine, ticari gayrimenkul ve taşıt kredilerine ve kredi kartlarına yayılabilir.
  • Sadece yüksek riskli ipotek kredilerinden yazılacak zarar 400 milyar $’ı bulabilir. Tüm finansal sistemdeki zararlar ise 1 trilyon $’ın üzerine çıkabilir.
  • Bu sadece kalitesiz (yüksek riskli, subprime) ipotek kredilerinden kaynaklanan bir problem değil. Aslında finansal sistemin kendisi kalitesizdir.
  • Bu nedenle sistemik (finansal sistemi toptan etkileyecek) bir finansal kriz riski yüksektir.

Neden Hatalı Kredi Kullandırımları Yapılmıştır?

1) Düzenleyici ve denetleyici kurumlar tam anlamıyla direksiyon başında uyudular.

  • Her türlü finansal mühendislik harikalarını övmekle meşguldüler.
  • İpotek kredilerinde de bu tür yeni ürünlere izin verdiler ve hatta desteklediler.
  • Serbest piyasa mekanizmalarının çalışmasını istediler.

2) Seküritizasyon zinciri (kredilerden tahviller yaratılırken izlenen adımlar) yanlış teşvik mekanizmaları kullanırken kredi kullandırım sürecinin denetimini güçleştirdi (zayıflattı). Bu süreçte görev alan herkes bir komisyon alırken kredi riski almadılar.

  • İpotek brokeri onaylanan kredi sayısı arttıkça gelirini arttırdı.
  • Gayrimenkul değerleyicisi evin değerini yüksek gösterdikçe yeni iş imkânı sağladı.
  • İpotek kredisi kullandıranlar bunları tahvillere dönüştürüp satarak yüksek komisyon gelirleri kazandı.
  • Bu tahvilleri alıp da finansal mühendislik harikası CDO’lar yaratanlar yine ciddi satış komisyonları aldı.
  • Bu CDO’lara yüksek not veren rating şirketleri bunun için ciddi “danışmanlık” ücretleri kaptı. Bu durum aynı zamanda “kuvvetler ayrılığı” prensibine de aykırıydı.
  • İllikit olup (istendiğinde kolayca satılamıyor olup) yanlış fiyatlanan bu CDO’lar nihayetinde bu sorunların hiç birinden haberi olmayan ve tam olarak nasıl bir enstrümana yatırım yaptığını bile bilmediği halde rating şirketlerine güvenerek karar veren yatırımcılara satıldı.
  • Kim CDO’nun CDO’sunun CDO’sunun (CDO³) ne olduğunu tam olarak anlayıp da doğru fiyatlayacaktı.
  • Bu seküritizasyon zincirindeki sorunlar taraflar arasındaki bilgi asimetrisi (farklılığı) ile, yanlış kredi müşterilerine kredi kullandırma hatasıydı.

Neden Para Politikası Bu Sıkışıklığı Çözmede Etkisiz Kalacaktır ?…

  • Merkez Bankalarının likidite ve kredi krizine karşı önlem olarak para pompalaması, ısrarlı şekilde yüksek seyreden Libor faizlerinin gösterdiği gibi, etkisiz kalacak, çünkü:
  • ¨ Bankaların dışında bu sorunları yaratan başka finansal kurumlar/fonlar varlığı bilinmektedir. (“gölge bankacılık sistemi”)
  • ¨ Kriz sadece likidite bulamama krizi değil, aynı zamanda kredi/iflas krizi niteliğindedir.
  • ¨ Riskten ziyade bir “belirsizlik” durumu söz konusudur ve kontrol edilemeyen bir el sezilmektedir (riskler fiyatlanabilir ama belirsizlik fiyatlanamaz) gerçeği ürkütmektedir!

Gölge Bankacılık Sistemi Kriz Döneminde Son Çare Olarak Merkez Bankalarından Likidite Kullanamaz Durumdadır…

  • Son yıllarda “Gölge Bankacılık Sistemi” hızla büyüdü:
  • ¨ Özel Sermaye Fonları ve Kaldıraçlı Şirket Satın Alımları
  • ¨ SIV ve Conduit gibi Bilânço dışı fonlar ve bunların fonlandığı “Varlığa dayalı Finansman Bonosu Piyasası”
  • ¨ Hedge fonlar, ve Kaldıraçlı (çok borçlanarak pozisyon alan) Spekülatif Yatırımcıları
  • ¨ Kamu fonlarını da içeren Para Piyasası fonları (Likit fonlar)
  • ¨ Yatırım bankaları ve aracı kurumları
  • ¨ Monoline adlı tahvil/kredi sigortacıları
  • Bütün bu banka-dışı oyuncular ciddi bir likidite sıkışıklığı ve vadesi geldiğinde yeniden borçlanamama sorunu yaşadılar; çünkü kısa vadeli ve likit borçlanıyorlar, ama uzun vadeli ve likit olmayan bir şekilde yatırım yapıyorlardı (kredi veriyorlardı).
  • Bu tür kurumların son çare olarak merkez bankalarına gidip likidite kullanma imkânları da bulunmamaktaydı..
  • O nedenle merkez bankalarının verdiği likidite bu tür ihtiyacı olan kurumlardan ziyade gelişmelerden korkup da gelecekte likidite bulmayacağı endişesiyle likidite stoklayan bankalara yöneldi. Halbuki bankalar istediklerinde zaten bu likiditeyi kullanabilirlerdi, bu kadar stoklamalarına gerek yoktu.

Sadece Likidite Bulamama Sorunu yok, İflas (Batık Kredi) Sorunu da Vardır…

  • Likidite Krizi ile Kredi Krizi’nin bir Karşılaştırması:
  • ¨ 1998 LTCM (adlı hedge fon) krizi: Sadece likidite problemi idi. O dönemde para politikasını gevşetip faizleri hızla indirmek işe yaradı.
  • ¨ 2007: Bugün faiz indirimleriyle çözülemeyecek ciddi batık kredi sorunları vardır:

– Kredilerini geri ödeme güçlüğü çeken ve ödeyemeyen milyonlarca ev sahibi

– 200 adet batık ipotek kredisi veren finansal kurum

– Batan çok sayıda müteahhit (ve inşaat şirketi)

– Bir çok kaldıraçlı pozisyon alan spekülatif fon (yatırımcı) yüzünden:

– Yakında şirketler arasında batık oranı artacak. 2006-2007 yıllarında anormal oranlarda düşük kalan şirket kredi tahvil batık oranı resesyonla birlikte 2008’de hızla yükselecek. Bu batıkları sigortalamanın (CDS’lerin) maliyetleri artacak.

Riske karşı belirsizlik, kafa karıştırmaktadır.

  • Risk ölçülebilir ve fiyatlanabilir. Ama “belirsizlik” ölçülemez ya da fiyatlanamaz durumdadır.
  • Globalleşen modern ve Anglo-Saxon finansal sistemi şeffaf değil ve bilgi eksikliği vardır.
  • 2 tür ölçülemez belirsizlik bulunmaktadır:

1) Kayıpların büyüklüğü bilinmiyor. Sadece yüksek riskli ipotek kredilerinde 200-300 milyar $ ve belki daha da fazla olabilir. Bu da konut fiyatlarının ne kadar düşeceğine bağlı. Kolayca satılamayan karmaşık CDO gibi egzotik enstrümanlar piyasalarda arz talebe göre değil bunları yaratanların kendi modellerinde fiyatlanabiliyor ama bu fiyatlama alıcıları ikna etmiyor.

2) Kimin bu batık (fiyatlanamayan) enstrümanları ve kredileri elinde tuttuğu bilinemiyor.

  • Bu belirsizlik güven kaybına neden oluyor ve “karşı taraf” riskinden korkanlar borç vermek istemiyor ve likidite stokluyor..

Neden Ayrışma (Decoupling) Değil de, Yayılma (Re-coupling) Yaşanır?

  • Diğer ülkeler/bölgeler ABD’deki sert resesyondan etkilenmeden büyümeye devam edebilecekler mi?
  • Eğer ABD ekonomisi resesyona girmeden yumuşak bir iniş yapabilse diğer ülkeler bundan fazla etkilenmeyebilir (ayrışabilir).
  • Ama sert bir düşüş (resesyon) yaşanması halinde diğer ülkeler de bundan etkilenecekler.
  • 2007 yılında ABD ekonomisi yavaşladığı için diğer ülkeler bundan etkilenmediler.
  • Ama Goldman Sachs ve Morgan Stanley gibi kurumların da öngördüğü üzere ABD ekonomisinin resesyon yaşayacağı 2008 yılı diğer ülkelerin ABD’deki sorunlardan etkilendiği yıl olacak.
  • ABD hapşırdığında diğer ülkeler de nezle olur çünkü ABD ekonomisi dünya ekonomisinin dörtte birini oluşturuyor.
  • Ve 2008 yılında ABD ekonomisi sadece hapşırmayacak, ciddi bir zatürree geçirecek. Dolayısıyla bunun diğer ülkelere/bölgelere de bulaşmasıyla global ekonomi ciddi şekilde yavaşlayacak.
  • Zaten Avrupa finansal piyasalarındaki düşüşlerden görüldüğü üzere finansal açıdan ciddi bir bulaşma oldu. Reel tarafta da olacak.

En Fazla Hangi Ülkelerde/Bölgelerde Risk Vardır?

  • Diğer ülkeler ABD’deki gibi geniş ve derin bir resesyon yaşamayacak. Ama ekonomik yavaşlama (durgunluk) bugünlerde öngörülenden çok daha şiddetli olacak.
  • 2008 yılında bazı Avrupa ülkelerinde resesyon riski artacak. (İngiltere, İspanya, İrlanda, ama aynı zamanda Portekiz, İtalya, Fransa, Yunanistan)
  • ABD ile yüksek ticaret hacmi olan ülkeler daha fazla darbe yiyecek (Meksika, Kanada, Çin, Doğu Asya)
  • Çin’de ciddi bir ekonomik yavaşlama riski başlayacak. (çünkü ekonomik büyüme net ihracata çok dayanıyor). Aynı risk (Çin’le olan ticaretleri nedeniyle) aynı zamanda Doğu Asya ülkeleri için de var.
  • Temel ekonomik göstergeleri zayıf olan, cari açığı, bütçe açığı ve bilanço sorunları olan (Türkiye gibi) gelişmekte olan ülkeler global kredi krizinden çok daha fazla etkilenecekler.
  • Asya, Latin Amerika, ve Afrika ülkeleri gibi emtia ihraç eden ülkeler de global ekonomi yavaşlayınca düşecek emtia fiyatlarından olumsuz etkilenecekler.

Enflasyon (Stagflasyon) mu, Yoksa Deflasyon mu olacaktır?…

  • Yüksek petrol, enerji ve emtia fiyatları.
  • Yükselen toplam (headline) enflasyon ve çekirdek enflasyon oranları.
  • Yükselen enflasyon ve stagflasyon (durgunluk + yüksek enflasyon) kuşkuları.
  • Ama stagflasyon için negatif arz şoku lazımdır.
  • ABD’deki resesyon ve global ekonomik yavaşlama talep tarafında negatif bir şokun neticesi olduğu için, enflasyon baskılarını arttırmayacak, tersine azaltacaktır.

Neden Global Ekonomik Yavaşlama Enflasyon Baskılarını Azaltacaktır?…

  • ABD’deki resesyon toplam talepte bir düşüşe neden olacak ve şirketlerin fiyatlama (fiyat arttırma) gücünü zayıflatacak.
  • İşgücü piyasasındaki zayıflama isçilik maliyetlerindeki artışı yavaşlatacak.
  • Yavaşlamaya paralel olarak global emtia talebinin azalması petrol, enerji ve diğer emtia fiyatlarını daraltacak.
  • Düşen talebe dayalı yavaşlama dünya genelinde enflasyon baskılarını azaltacak.
  • Ama stagflasyon, petrol fiyatlarını fırlatacak, İran’la bir savaş gibi büyük negatif arz yönlü şoklar gerektirir” belki bu da yaşanacak!..

Belli Başlı Yatırım Araçlarının Fiyatlarına Yönelik Çıkarımlardır:

  • Şirket batıkları arttıkça kredi maliyetleri ve CDS primleri de artıp ilerledi.
  • Riskli şirket kredilerinin risk primleri (Libor+) zaten 200 baz puandan 500 baz puana kadar yükseldi.
  • ABD’de ve diğer balon piyasalarda düşen gayrimenkul fiyatları gayrimenkul değerlerini (ve kredi teminatlarını) daha fazla düşürecek.
  • Resesyon finansal kayıpları arttırdıkça CDO’lar, varlığa (ipoteklere) dayalı menkul kıymetler ve benzeri türev enstrümanların zararları büyüyecek.
  • Finansal kurumların (bankaların) zararları zamanla artacak. Hisse senetleri daha da değer kaybedecek ve CDS primleri yükselecek.
  • Uzun vadeli devlet tahvillerinin getirileri çok gerileyecek.
  • Para politikası (kısa vadeli) faizleri ABD’de İngiltere’de ve Kanada’da düşecek. Euro bölgesinde ve Japonya’daki düşüşler daha sınırlı olacak.
  • 2008 yılı sonunda Fed Funds faizi %3’ün altına inecek.
  • Kısa vadeli faizler düşerken uzun vadeli faizler daha az düşecek ve böylece faiz eğrisi dikleşecek.
  • (Dış ticaret ağırlıklı) Dolar kuru daha da zayıflayacak. Sterlin ve Kanada Doları da aşırı değerli oldukları için değer kaybedecek.
  • (Türkiye gibi) Yüksek cari açık ve bütçe açığı olan ülkelerin para birimleri de değer kaybedecek.
  • Emtia fiyatları da aşağı inecek.
  • Altın fiyatları da hem ekonomik yavaşlama neticesinde yapısal talep azalacağı hem de enflasyon baskıları azalınca spekülatif talep gerileyeceği için düşecek.
  • Global yavaşlamada talep azalacağı için altın fiyatları da yüksek seviyelerinden düşüşe geçecek.
  • Temel ekonomik ve finansal göstergeleri zayıf olan gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvil fiyatları gerileyecek, para birimleri değer kaybedecek.

Sonuç…

  • 2008 yılında ABD ekonomisinde resesyon olacak, global ekonomi yavaşlayacaktır.
  • Merkez bankaları faiz indirimlerinde geç kalacaklar. Fed’in faiz indirimleri ABD’deki resesyonunu durduramayacaktır.
  • Global finansal sistemde 1 trilyon $’ın üzerinde ciddi bir zarar ortaya çıkacak ve sistemik riski (tüm sistemi etkileyecek bir sorun haline gelmesi riski) ile karşı karşıya kalınacaktır.
  • Diğer ülkeler de ABD’deki sorunlardan etkilenecekler, ayrışma olmayacaktır.
  • Sağlam nakitte (ve altın üzerinde) kalmak en doğru yatırım tercihi olacak. Riskli yatırım araçlarından kaçınılmalıdır.
  • Riskler daha şiddetli ve kalıcı şekilde (yukarı doğru) yeniden fiyatlanacaktır.
  • Kredi balonu partisi artık böylece patlayacak ve sömürü sermayesi batacaktır.

Tekrar etmek gerekirse Prof. Roubini’nin görüşleri birçok kişi için “aşırı endişeli bir ekonomistin” bakış açısı olarak görülebilir. Ne var ki, bu uzmanın görüşlerini tüm dünya okuyor, teorik bilgileriyle şekillenen kendi hayal dünyasındaki bir akademisyen olmadığını ve piyasaları çok iyi takip ettiğini bilerek yorumları değerlendirilmektedir. Ayrıca hepsi olmasa da birçok konudaki uyarılarında haklı olduğunu düşündüğümüzü ve şimdiden birçok uyarısının zaten gerçekleşmekte olduğu görülmektedir.”

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Subscribe
Bildir
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Picture of Selman YÜCEL

Selman YÜCEL

YORUMLAR

Son Yorumlar
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...