Artık, ABD'nin çöküş tarihi konuşuluyordu!
Dünya 1991 yılında Soğuk Savaş'ın bitmesi, komünizmin çökmesi ve Sovyetlerin çözülmesiyle ABD güdümlü tek kutuplu bir döneme geçti. Ama bu hiç uzun sürmedi. Bunun üzerinden 20 yıl geçmeden tek kutuplu dünya Bush'un maceralarıyla birlikte kutupsuz hale geldi. ABD Clinton ve Bush dönemlerinde tam 16 yılını heba etti. Clinton, ABD'nin beka ve hayatiyetini temin eden coğrafya olarak Ortadoğu'da barış temin edemedi. İsrail'in ihtiraslarını dizginleyemedi. Barış dönemi böylece barışsız bir şekilde bitti ve boşa gitti. Bunun üzerine iktidara oğul Bush geldi o da savaşlarda kazanamadı ve dost-düşmanın ittifakıyla ABD, treni ebedî olarak kaçırdı. Amerikan imparatorluğu (PNAC) rüyası yarım kaldı ve sona yaklaştı. Dolayısıyla Reagan'dan hemen sonra baba Bush döneminde başlayan tek kutupluluk, CFR Başkanı Yahudi Siyonist Richard N. Haass'ın da itirafıyla bitmiş ve yerini kutupsuzluğa bırakmıştır.
Yine aynı bağlamda, Newsweek editörü Ferid Zekeriya yeni bir kitap yazmış: The Post American World. ABD Sonrası Dünya veya dönem ve çağ anlamına gelebilecek kitabında aslında çok belli etmese de ABD'nin bitiş gongunu çalıyor. Her ne kadar kitabın tanıtımında ‘Bu kitap, ABD'nin çöküşünü değil yükselişini anlatıyor' dense de kazın ayağı hiç öyle değil. Her ne kadar güven vermeye yeltense de aslında kitabın başlığı bile şeamet tellâllığından başka bir şey değil. Amerikan Yüzyılı projesini fiilen nakzeden bir kitap. Hindistan ve Çin'in yükselişi ile ilgili Taha Akyol'un bir programına katılan Cem Kozlu bu meseleyi analiz etti. Bence pek muvaffak olamadı. Nedeni meseleye kompleksli olarak yaklaşması. Bakışının kompleksten ve Amerikan şaşaasından kurtulamaması. Taraflı bakmak; ister düşman cephesinden, isterse dost cephesinden olsun hiç fark etmez insanı yanıltır. ABD'nin dünya üretimi içindeki payının 1960'dan beri hiç değişmediğini ve eksilmediğini söyledi. Bence bir yanlışı var. Aslında, 1945'ten beri düştüğüne aksi yönde veriler var. O ise 1960 ile 2006 arasında bu payın yüzde 26 olarak fix kaldığını ileri sürdü. Ve sadece bununla da kalmadı ABD'nin her yönden eksiye doğru evrildiğine ve seyrettiğine dair birçok veriyi de göz ardı etti. Ferid Zekeriya'nın The Post American World kitabı güven tazelemeye matuf olsa da netice itibarıyla gerçekleri gizleyemiyor…
Peki tek kutupluluğun bitmesinden sonra dünya kutupsuz olarak yoluna devam mı edecek yoksa yeni bir kutup mu zuhur edecek? Buna muhtemel cevaplardan birisini Afganlı matematik dehası Sıddık Afgan veriyor. 31 Mart 1976 yılında ABD tarafından açıklanan 200 filozof arasında isminin 4. sırada yer aldığı bilinen ve öngörülerine önem verilen Sıddık Afgan, ABD'nin geleceğini analiz ediyor. Bize göre bu analizi akil bir Afganlının yapması hem çok manidar, hem de çok isabetli. Zira ABD Irak'ta hem Vietnam, hem de SSCB'nin Afganistan'da daha önce yaşadığı sendromu yaşıyor. Irak ve Afganistan imparatorlukların çöktüğü bir alan. İmparatorluklar mezarlığı. Afgan, "ABD, Ruslar gibi ideoloji sahibi değil. Sadece şahsî çıkar ve kâr gözetiliyor.
ABD için ‘insan hakları ülkesi' deniliyor ancak ABD, ülkesindeki insanlardan çok, beslediği köpeklerin haklarını ön plana çıkarıyor. 21. yüzyılda Amerika, artık değer kaybetmeye başladı ve çöküşe doğru gidiyor. Irak'a şahsî çıkarları için girdiler, imparatorluklarını yaymak istediler, ama başaramadılar. Afganistan'da da başarısız oldular. Çünkü onlar, "Afgan halkının çıkarlarını değil, kendi çıkarlarını gözetti. Afgan halkının güven ve kalbini kazansaydı, burada kaybetme şansı yoktu" diyor. ABD'nin yakın tarihte yıkılacağını öne süren Sıddık Afgan, "Aklını kullanmaktan yoksun ABD'nin ömrü çok kısaldı. SSCB için kullandığım formülü şimdi de ABD için kullandım. Buna göre ABD'nin yıkılışı 2013 olarak görünüyor. Bu işlemde hata payı 5 yıldır" ifadelerini kullanıyor. Sıddık Han'ın yeni kutup ile ilgi favorisi İslâm dünyası. Sıddık Afgan yakın tarihte yıkılacağını iddia ettiği ABD'nin ardından dünyanın yeni süper gücünün İslâmiyet olacağını da savunuyor.
Afgan, "Geleceğin hakimi inanç sahibi insanlar olacak" müjdesini vermektedir. ABD'nin kaderi 13 sayısıyla örülmüş gibidir. Bu devlet bir nev'î İsrail'in Onüçüncü Kabilesidir. Dolar üzerindeki piramitin masonik sembollerle bir ilişkisi olduğu gibi Deccal'a bakan bir yüzü olduğu bilinmektedir.[1] Velakibetü lilmuttakin." Yani "Mutlu son; (İslam ahlakına bağlı ve insan haklarına saygılı) muttakilerindir. Zafer ve İzzet; kötülüklerden sakınan ve iyilikleri savunup, mazlumlara sahip çıkan kimselerindir".
İran, petrolü artık avro ve "yen"le satıyordu!
Dünyanın en büyük dördüncü petrol üreticisi olan İran'ın, petrol satışında artık doların yerine avro ve Japon Yeni kullandığı belirtildi. İran Milli Petrol Şirketi uluslararası ilişkiler direktörü Hüccetullah Ganimiferd, yarı resmi Fars ajansına yaptığı açıklamada, geçen yıldan beri İran'ın petrol ticaretini avro ve yenle yaptığını ifade etti ve "Artık petrol ticaretimizden dolar tamamıyla silindi" dedi. İran'dan petrol alan taraflarla bu konuda uzlaştıklarını belirten Ganimiferd, petrolü Avrupa ülkelerine avro, Asya ülkelerine Japon Yeni'yle sattıklarını, dolar dışı bütün paraları da kabul ettiklerini kaydetti. Böylece emperyalist ABD'nin ve Siyonist İsrail'in İran tedirginliğinin asıl nedeni de anlaşılır hale gelmişti.
İran, ABD'nin, nükleer programı nedeniyle BM Güvenlik Konseyi aracılığıyla yaptırım kararları aldırmasının ardından, geçen yılın başından itibaren dolarla petrol ticaretini durdurmuş, petrol satışını geçen yıl sonu itibariyle de yüzde 90 oranında dolar dışı dövizlerle yaptığını haber vermişti.
Ekonomi ve strateji uzmanlarının şimdi: "İran atom bombasıyla yenemeyeceği Amerika'yı, şimdi petrolü Avro ile satış kararıyla dize getirebilir" yorumları dikkat çekiciydi.
"Bugün milyonlarca Amerikalı, elektronik gözlerin, elektronik kulakların, bilinmeyen ispiyonların, yalan makinalarının, gizli ses kayıt aygıtlarının, bürokratik soruşturmaların oluşturduğu kola-hamburger ve fuhuşla yemlenen bir akvaryumda yaşamaktadır.[2]
Gorbaçov İstanbul'da Ne Arıyordu?
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin dağılmadan önceki son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov Mayıs ortasında İstanbul'daydı. Gorbaçov, İstanbul'da düzenlenecek olan Uluslararası Ulaştırma Kongresi'ne katıldı. Gorbaçov'la birlikte İspanya eski Başbakanı Jose Maria Aznar da İstanbul'a gelenler arasındaydı. Gorbaçov'u Atatürk Havalimanı'nda Rusya Konsolosluğu yetkilileri karşıladı. Türkiye, artık evrensel toplantı ve oluşumlara ev sahipliği yapmaktaydı.
Rusya, Çin ve Hindistan bölgesel işbirliği toplantısı gerçekleşiyordu
Rusya, Çin ve Hindistan dışişleri bakanları Rusya'nın Ural bölgesi Yekaterinburg şehrinde toplanacaktı. Asya'nın dev ülkeleri bölgesel işbirliği, ekonomik gelişim ve ortak güvenliği konuşacaktı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi ve Hindistan Dışişleri Bakanı Pranab Mukherjee'nin gündeminde küreselleşme ve uluslararası sorunlar da vardı. İlk defa üçlü olarak bir araya gelen dışişleri bakanları zirve sonrası ortak bir bildiri de yayınlayacaktı. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Boris Malakhov zirve ile ilgili yaptığı açıklamada tarafların iklim değişiklikleri konusunda da müzakerelerde bulunacağını hatırlattı. Üç gün sürecek zirvenin son gününde Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim'in de zirveye katılması planlanmıştı. Brezilya özellikle enerji alanında işbirliği ve enerji güvenliği konusunda bölge ülkeleri ile istişarelerde bulunacaktı. Rusya'nın yeni seçilen lideri Dmitri Medvedev de ilk ziyaretini Çin'e gerçekleştirecek olması anlamlıydı.
5 nci AB-Latin Amerika zirvesi yapılıyordu
Peru'nun başkenti Lima'da Avrupa birliği ile Latin Amerika ülkelerinin buluştuğu zirvenin beşincisi yapılıyordu. Zirvenin sonunda "Lima Deklarasyonu" yayımlayan elli kadar ülkenin devlet ve hükümet başkanı veya temsilcileri, küresel ısınmaya karşı önerilerde bulundular ve yoksullukla mücadele ve gıda krizinin çözüm olanakları ortaya koyuluyordu. Bu arada Avrupa Birliği cinsinden bir Güney Amerika birliği oluşuyordu.
Güney Amerika'da yeni bölgesel birlik oluşuyordu
Güney Amerikalı 12 ülkenin lideri, kıtada siyasi birliği ve ekonomik entegrasyonu geliştirmeyi amaçlayan yeni Güney Amerika Birliği Unasur'un doğduğunu ilan ettiler. Brezilya'nın ev sahipliği yaptığı zirvede, 12 ülkenin devlet başkanları, Güney Amerika Ülkeleri Birliğini (Unasur) kuran anlaşmayı imzaladılar. Ancak, liderler savunma ve ticaret konularında görüş farklılıklarını aşamadılar. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, zirvede konuşmasında Avrupa Birliğinin bölgesel versiyonu olarak yorumlanan Unasur'u selamlayarak, diğer Latin Amerika ve karayip ülkelerini de bu girişime katılmaya davet etti.
Bu arada AB, Rusya ile görüşmeye hazırlanıyordu
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Koucher, AB'nin Rusya ile kesilen stratejik ortaklık anlaşması görüşmelerine gelecek günlerde başlamaya hazır olduğunu belirtiyordu. Kouchner, Rusya'nın başkenti Moskova'da Rus dengi Sergey Lavrov ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, başta Litvanya'nınki olmak üzere müzakerelerin önündeki engellerin kalkacağına inandığını, bu ay ya da gelecek ay Rusya'ya bu işbirliği anlaşmasıyla ilgili öneride bulunma şansları olacağına inandığını söyledi. Lavrov da Rusya'nın bu görüşmelere uzun süredir hazır olduğunu kaydetti. Ekonomik ve siyasi konuları içeren yeni bir stratejik ortaklık anlaşmasına varmaya çalışan Brüksel ve Moskova, müzakerelere Rusya'da yapılacak zirvede başlamayı ümit ediyor. AB ülkelerinden bir tek Litvanya, Gürcistan ve diğer eski Sovyet ülkeleriyle "dondurulan sorunlar" ve bir boru hattı anlaşmazlığı yüzünden Moskova ile müzakerelere karşı çıkıyor. Sarkozy'nin mektubunu ileten Kouchner, Medvedev'e, "Sizinle, bu sürede ilişkilerimizi nasıl geliştirebileceğimizi müzakere etmek isterim" diyordu.
ABD batıyor, Çin yükseliyordu
Evet, Amerika dünyanın en büyük ekonomik, teknolojik ve askeri gücüdür ama ciddi sorunlarla karşı karşıya… Ekonomisinde krizler eksik olmuyor, dünya ekonomisindeki payı yavaş da olsa azalıyor. Üstün askeri gücüyle Afganistan ve Irak'ı kolayca işgal etti ama düzeni sağlayamadı, askeri bakımdan çıkmaza girdi, terörle de baş edemiyor… Artık Amerikalı gençler matematik ve fen sınavlarında Asyalı çocukların gerisinde kalıyor… Bunlar uzun vadeli çöküşün işaretleri!
İngiliz imparatorluğunun çöküşünün işareti de, Afrikalı Boerlerin 1899'da başlayan isyanı karşısında düştüğü aczdi! Amerika'nın Afganistan ve Irak'ta düştüğü acz gibi… Öbür yanda, Asya'da Çin ve Hindistan yükseliyor. Hem coğrafi genişlikleri, hem iki milyarı aşan nüfuslarıyla şimdiden ekonomik alanda bir dünya gücü haline geldiler bile. Evet, hâlâ fakirler, hâlâ teknoloji üretemiyorlar, teknolojiyi ya Batı'dan alıyorlar veya taklit ediyorlar. Ama gidişleri yükselme yönünde.
Demek ki,"Batı'nın çöküşü", buna karşılık Uzakdoğu öncülüğünde "Doğunun yükselişi" başlamıştır!
Polonya geri adım atıyordu
Rusya'nın Çin'le birlikte Bush yönetimine füze uyarısı karşılık buldu; Varşova ABD'nin güvenlik garantisi vermemesi durumunda füzelerin topraklarına yerleştirilmesine izin vermeyeceklerini açıkladı.
ABD'nin İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerden yönelebilecek nükleer füze tehdidine karşı koyma bahanesiyle Doğu Avrupa'ya kurmaya çalıştığı füze savunma sistemine ilk kez Rusya ve Çin birlikte karşı koydu. ABD'yi ‘dünyanın stratejik güvenlik dengesini bozmakla' suçlayan liderlerin açıklaması füzelerin yerleştirileceği Polonya'nın geri adım atmasına neden oldu. Varşova ABD'nin güvenlik garantisi vermemesi durumunda füzelerin topraklarına yerleştirilmesine izin vermeyeceklerini açıkladı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk yaptığı açıklamada Amerika'nın ulusal güvenliği garanti edici bir çalışma ortaya koymadan füzelerin ülkesine yerleştirilmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Tusk, "Eğer Varşova füzelerin yerleştirilmesine izin veriyorsa, ABD de Polonya ordusunun modernizasyonunu sağlamalı ve ulusal güvenliğimizi garanti altına almalı." dedi. ABD'nin hala stratejik ortakları olduğuna işaret eden Tusk, "ABD ile ilişkilerimize zarar vermek istemeyiz. Ancak müzakerelerde aceleci olmaya gerek yok. Güvenliğimizin gözle görülür bir şekilde iyileşmesi gerekiyor." şartını dile getirdi.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de düzenlediği basın toplantısında Varşova'nın füzelerin yerleşmesi durumunda Rusya'nın denetim yapmasına izin vereceklerini açıkladı. Denetim izni Rusya'nın sürekli gözlemci bulundurma talebini karşılamıyor.
Füze savunma sisteminin ikinci ayağı olan Çek Cumhuriyeti ise radar siteminin ülkelerine yerleştirilmesi ile ilgili kararı onayladı. Hükümetin kararının hem Parlamentodan geçmesi, hem de Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus tarafından da onaylanması gerekiyor. Çek Cumhuriyeti radar istasyonunun yanında Amerikan ordusunun da Çek'te bulunmasını sağlayacak ikinci bir askeri işbirliği anlaşması da imzalıyor. Prag SOFA anlaşması olarak bilinen Amerikan ordusunun Çek Cumhuriyeti'ne yerleşmesi kararını füze radar sistemi ile birlikte ele alıyor.
Diğer taraftan ABD Senatosu savunma bütçesi görüşmelerinde Doğu Avrupa'ya yerleştirilecek füze savunma sistemi harcamaları ile ilgili 2009 için yarı yarıya kesintiye gitti. Bush yönetiminin talep ettiği 712 milyon doları fazla bulan senato yüzde 52 kesintiye giderek 370 milyon dolara onay verdi. Senato'nun Haziran ayında füze savunma sistemi ile ilgili yasa tasarısını ele alması bekleniyor.
Siyonistlerden Moon'a ‘Nakba' tepkisi geliyordu:
İsrail ülkenin kuruluş gününde Mahmud Abbas'ı arayarak, bu günü "Nakba" yani "Felaket Günü" olarak nitelendiren Filistinlilerle dayanışma içinde olduklarını söylediği iddia edilen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a tepki gösterdi.
İsrail radyosunda yayınlanan habere göre, bir BM sözcüsü, Genel Sekreter Moon'un Filistin Lideri Abbas'ı telefonla aradı ve Nakba Günü'nde Filistinlilerle dayanışma içinde olduklarını söylediğini kaydetti. Öte yandan, BM'deki İsrail misyonunun, Moon'un bürosunun konuyla ilgili resmi bir bildiri yayınlamasının ardından, konunun açıklığa kavuşturulması için uğraş verdiği öğrenildi. İsrail'in BM Büyükelçisi Yardımcısı Danny Carmon, yaptığı açıklamada, "Nakba, İsrail devletinin meşruiyetinin (!) altını oymak için Arap propagandasının kullandığı bir araçtır. Bu sözcük, BM'nin kelime dağarcığında yer almamalıdır" ifadesini kullandı. Filistinlilerle sürdürülen barış müzakerelerini yürüten İsrail heyetinin başında yer alan İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni de, Filistinlilerin nakba kelimesini konuştukça bağımsızlığa ulaşamayacaklarını söylemişti. Livni, "Filistinliler nakba'yı lügatlarından çıkarttığı gün, kendi bağımsızlıklarını kutlayabilecekler" demişti.
İsrail kurulduğundan beri komşularına saldırıyordu!
Siyonist İsrail'in kuruluş aşamasındaki 1947-48 yılları arasında Filistinlilerin üçte ikisi topraklarından edilmiş ve yerlerine Yahudiler yerleştirilmişti. Yahudi devleti, Nazi Soykırımı sona erdikten 3 yıl sonra 1948'de ilan edilmişti. İsrail, kuruluşunun hemen ardından Filistin'in BM planı doğrultusunda bölünmesine karşı çıkan Arap komşularıyla savaşa girişmişti. İsrail'in devlet ilan edilmesi Filistinlilerce her yıl El Nakba, yani 'Felaket Günü' olarak anılıyor. Bu süreçte 700 bin Filistinlinin kaçmak ya da evlerini terk etmek zorunda kaldığı belirtiliyor. 1949 yılında imzalanan ateşkesten sonra, 1950 yılında Ürdün resmen 1947 öncesi Filistin topraklarını yani Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ü kontrol altına almış, daha sonra İsrail, düzenlediği saldırılarla bu bölgeleri de işgal etmişti.
Dünyada hiçbir devletin kafa tutmaya muktedir olamadığı sistem, insan haklarının, özgürlüklerin, silahın, paranın, gücün simgesi Amerika… Tabi bunlar sadece birilerinin kitlelere karşı duyurulmasını istedikleri kavramlardan ibaretti. Aslında Amerika denen yapının, ne olduğu incelendiğinde zahirde Amerika diye bir olgunun olmadığını anlamak zor değildi. İstihbaratından devlet yönetimine, dini inancından enternasyonal kuruluşlarına kadar aslında sadece kâğıt üzerinde olan bir Amerika olduğunu akıl sahipleri bilmekteydi. Yani arkasında var olan apaçık bir Siyonizm gerçeğini. Öncelikle bu tezimizin bir siyasi kurgulama ya da ideolojik hayal ürünü olduğunu düşünenler olabilir. Ancak perdenin arkasına biraz dikkatlice baktığımızda, aslında Amerika'yı insanlığın kıyımında kullananların bu gerçeği hiç de gizlemediklerini görmekteyiz. Amerikan devletinin yapısını ve mahiyetini anlamak için öncelikle bazı gizli gerçekleri gün yüzüne çıkarmamız gerekir. Mondializm (siyonizmin kökeni) ve Siyonizm gerçeği…
Bugün dünya üzerinde halkların sevmediği, hatta nefret ettiği; soykırımcı, zalim, emperyalist bir Amerika'yı kimler insanlığın başına bela etti? Bu sorunun cevabını yine Amerikan Başkanı Bush'tan alalım; henüz 3-4 yıl önce tüm dünyanın, NATO'nun, BM'nin gözü önünde Irak'a giren Amerika binlerce masum insanı katlederken Amerikan Başkanı Bush operasyondan saatler önce "bu bana tanrının emridir.." demişti. Ancak kimse bu sözün ne manaya geldiğini merak bile etmedi; herkes "bu bir demokrasi operasyonu" sözüne kilitlendi. Evet bu sadece gösterilen sebepti. Aslında Amerikan Başkanı Bush'un "tanrının emri" sözleri tesadüf değildi. Nitekim F. D. Roosevelt "Politikada hiçbir şey tesadüfî değildir. Bir şey vuku buluyorsa o hadisenin önceden planlandığından emin olabilirsiniz" demesi bunun en güzel örneği idi. Bush bir şeyleri gerçekleştirmek için tanrıdan emir aldığını dünyaya haykırmaktan çekinmemişti. Peki neydi Bush'un bahsettiği bu tanrısal görev? İşte bu aşamada cevabı, Amerika'nın kurulduğu dönemlerde aramak gerekirdi.
[1] Bak: El Hatm el Azim lilvilayat el müttehide el Amerikiyye: Rumuz ve delelat, Nizar Muhammed Osman, El Liva dergisi, Ekim 2007, Hartum
[2] Vance Packard – Zor Devlet kitabının yazarı

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
Allah (CC) Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır! “Şeytan'ın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"…
Bu reçeteleri bizlerin anlayabileceği şekilde şiir haline getiren muhterem Üstadımızdan Allah razı olsun.. Katmanlarını kavrayabilmeyi,…
Milletimizin artık bu Suriye yalanlarına kanmaması gerekiyordu. Şara'nın gelişinin ilk gününden bu yana sürekli olarak…
ADİL DÜZENE DAYALI YENİ BİR DÜNYA MUTLAKA KURULACAKTIR. "Feth-i Mübin gerçekleşecek!.. Eğer sana, ‘bunlar hayal,…
Hakk; değişmeyen, dönüşmeyen, özelliğini ve güzelliğini yitirmeyen doğrular ve değerler anlamını taşır. Bunlar, her zaman…
Şara yönetimindeki Suriye’nin Erdoğan Türkiyesi’nin değil, İsrail ve ABD’nin güdümünde yol alması ve elimizden kaymasını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze’ye konteyner…
ÜLKEMİZİN ACİLEN MİLLİ MÜTABAKATA İHTİYACI VARDI! Erbakan Hocamız iktidar ortağıyken 11 ay boyunca bir Filistinli…
Zafer sırrı inançta, sanma ki tankta imiş!.. "Bizim inancımızın ve davamızın %90'ı ahiret hazırlığı ve…
Yıkılışı görenler altında kalmamak için ben demiştim demeye getiriyorlar. Gerçi ne derlerse desinler o yıkıntının…
Kendi yapacakları melanetlere, Aziz Erbakan Hocamızın ismini kullanarak millet nezdinde meşruiyet kazandırma çabasına girişmeleri; asıl…