Sağanak yağmur altında, gülenle ağlayan fark edilememektedir.
İftira çamuru atıldığında, masumla suçlu olandan hangisinin daha çok kirlendiği pek seçilememektedir.
Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın olan eğridir. Çünkü onun doğru sayılması ve doğru diye sunulması şansı daha yüksektir.
İşte bu yüzden tarih boyunca bütün müfteriler, bütün hileciler; hep doğrularla yanlışları, haklılarla haksızları karıştırarak insanları aldatma ve mazlumları karalama yoluna gitmişlerdir.
Sapla samanı harmanlayarak, şapla şekeri birbirine katarak; buğdayı tozlu, şekeri tuzlu gösterme gayreti, çok eski ve maalesef etkili bir suçlama yöntemidir.
Bu tavır aynı zamanda; özü ve yüzü karaları ve karanlık odakları aklama ve suçluları temize çıkarıp gözlerden saklama taktiğidir. Acaba, Türkiye’yi aylar ve yıllarca meşgul eden; taraf olanlar-karşı çıkanlar, avukatlığına soyunanlar-savcılığını yapanlar diye halkı ikiye bölen şu Ergenekon davası da, gerçekten derin ve darbeci çeteleşmeleri, kirli ve tehlikeli ilişkileri açığa çıkarıp kökünü kurutmayı mı; yoksa asıl hıyanet girişimlerini ve cinayet şebekelerini örtüp gündem saptırmayı, dış güçlerin ve iş birlikçilerin yolunu temizleyip işlerini kolaylaştırmayı mı hedeflemiştir?
Hukuk; tarafsız ve ön yargısız olarak herkesi aynı ölçülerle tartan ve fitne fesatları cezalandıran bir adalet terazisi midir, yoksa güçlü olanların ve iktidar imkânlarını kullananların kendi keyfine göre yorumlayıp yontacağı, haksızlık ve hilekârlıklarına meşruiyet kılıfı uyduracağı bir gerekçe ve istismar aleti midir?
Tarih, yanlış ve yakışıksız eylemleri için, sürekli doğru söylemlere sığınanların; ve yine haksız ve ahlaksız hevesleri için, görünürde haklı ve hayırlı yöntemleri kullananların hayret verici hikayelerine şahittir. Resmi ve hukuki yollarla nice kof kuklaların kahraman, nice sadık ve sağlam insanların sahtekâr yapıldığı bir dünyada yaşadığımızı herhalde unutmamak gerekir. Her resmi olanın hakiki (gerçek), her hukuki olanın da, vicdani ve ahlaki olmadığını, artık herkes bilmektedir.
Üstelik; “Hükümet, Milli iradenin temsilcisidir, Milli irade ise hukukun üstünlüğü prensibinin üzerindedir” gibi çarpık bir mantıkla, AKP Meclisteki sayısal gücüne, AB ve ABD desteğine güvenerek hukuku sakız gibi çiğnemekte ve demokrasiyi despotizme çevirmektedir. Ergenekon davasına farklı, ama Deniz Feneri yolsuzluğuna ise ayrı özen ve ölçü kullanan kafalar, yarınlarından ve bir gün yargılanacaklarından gaflet içerisindedir.
Örneğin; (gavura) Taraf gazetesindeki eski Aksiyon’da yazan, yani Fetullahçı olan ve nedense bu tür bilgi ve belgeler hep kendisine sızdırılan kişinin ortaya attığı: “Genel Kurmay’ın Fetullah Gülen’i ve AKP’yi bitirme planı” iddialarının, acaba ılımlı İslamcıların ve işbirlikçi iktidarın TSK’ya yönelik bir sivil ve Siyonist darbe hazırlığı ve suni belge sahtekarlığı olma ihtimaline niye hiç değinilmemiş ve değerlendirilmemişti?
Bu ciddi ve endişe verici karine (ipucu) ispat edilirse, darbe ve hıyanet suçuyla kimler hesaba çekilecekti!?
Ergenekon operasyonlarıyla Türkiye’deki derin ve gizli çıbanların deşileceğini ve böylece bağırsakların temizleneceğini ve dolayısıyla AKP’nin böylesine milli bir misyon üstlendiğini sananlar da; bu davanın sadece devlete ve Cumhuriyete sahip çıkanları sindirmeyi amaçladığını savunanlar da yanılmaktaydı. Ama sömürü arabalarının atlarını değiştirmek isteyen Siyonist ve sabatayist merkezlerin, sonunda arabadan da olacakları ve bu senaryonun milli bir dönüşümle sonuçlanacağı da muhakkaktı ve yakındı.
İşte,Osmanlının yıkılışını hazırlayan; Emperyalist Batı uşaklığı ve Müslüman Türk düşmanlığı yapan İttihat ve Terakkicilerin Siyonist aynası:
Belge/ 1921’den Mason Diploması

En yüksek rütbeye çıkan sivil “jeneral”, Türkçü geçinen sabatayist bir sahtekardı!
23 Ocak 1921 tarihinde, İskoç Riti’ne bağlı Osmanlı Mason Locası tarafından verilen diploma, Halid Habab’ı Masonlukta en yüksek seviye olarak bilinen 33. dereceye çıkarmıştı. Diplomanın üzerinde “Saniyi Azam-ı Kâinat Şerefine” yani “Evrenin Ulu Mimarına” başlığı var. Kartalın altında da “Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet, İttihat, Kuvvet, Terakki” kelimeleri yer almıştı. “Şehadetname” bölümünde ise “Türkiye ile tevabii dahilinde makbul ve kadim İskoçya Tariki’nin Şura-i Âli’si, (yani: Türkiye de ve tabi ülkelerde geçerli, olan kadim İskoçya Mason Tarikatının Yüksek Şurası ) konsistuarda Prens Ruvayal Sekre 32. rütbelerinde bulunan birader-i Azizimiz Halid Habab’ın, Suveren Gran Enspektör Jeneral 33. rütbesine isad edildiğini tasdik ve beyan eyler” cümlesi yazılmıştı.
Ve günümüzde; Ergenekoncuların Masonluk Bağlantısı!
Ergenekon isimli yapılanmanın, kökü dışarıda masonlarla olan ilişkisine bir delil daha ortaya çıkmıştı. Her fırsatta milliyetçilikten ve muhafazakârlıktan dem vuran, kendisini Anadolu çocuğu olarak niteleyen ATO Başkanı Sinan Aygün’ün, Hür ve Kabul Edilmiş Mason cemiyetine üye yapıldığı üst aramasında loca kimliğinin çıktığı, Aygün’ün emniyet sorgusunda bunu kabul ederek “kamuoyunda buranın çok gizli bir birim olmasından etkilenerek mason olma kararı aldığını” beyan ettiği anlaşılmıştı.
Kendilerini ulusalcı olarak niteleyen bazı Ergenekon sanıklarının, Atatürk’ün kapattığı Masonlarla olan bağlantıları kafaları karıştırmıştı. Masonların düzenlediği toplantılara katılıp konuşmalar yapan Ergenekon sanığı emekli Org. Hurşit Tolon ve Mason olduğunu Silivri’de görülen Ergenekon davasının çapraz sorgusunda itiraf eden Ümit Sayın‘dan sonra, kendisini milliyetçi-muhafazakâr olarak niteleyen ATO Başkanı Sinan Aygün’ün de, Hür ve Kabul Edilmiş Mason locasına kayıtlı olması şaşkınlığa yol açmıştı. Hür Masonların Fetullahçıların slogan yaptığı ‘Hoşgörü’ isimli locasında ‘Entered Apprentice’ derecesi ile kaydı bulunan Sinan Aygün’ün emniyet sorgusunda bunu doğruladığı kesinlik kazanmıştı.
Loca numarası: 94/154
Ergenekon iddianamesi ek delil klasöründe yer alan bilgiye göre Sinan Aygün’ün gözaltına alındığında yapılan üst aramasında mason kimliğine rastlandığı, kimlik üzerinde yapılan detaylı incelemede Aygün’ün Siyonist ve Yahudilerin maşası Mason yapılanmasının “Hoşgörü–101” koduyla kurduğu locaya 94/154 şifre numarasıyla kayıtlı olduğu saptanmıştı.
“94’te meraktan masonluğa girmiş, güya sonra istifa etmiş, ama her ne hikmetse mason loca kimliğini 12 yıldır üzerinde sürekli taşımaya özen göstermiş!?
İşte o belge:

Yorum: Atatürkçülükle Masonluğu bağdaştıranlar, yalancıdır ve istismarcıdır. Çünkü Atatürk “kökü dışarıda fesat ve hıyanet ocakları” ve şeytan tarikatı olduğu gerekçesiyle Mason Localarını kapatmıştır. Ergenekon çirkefine bulaşan bazı nesebi karışıkların Atatürkçü ve ulusalcı geçinmeleri ise; hem gizli ve kirli mahiyetlerini örtmeye, hem de sürekli istismar ettikleri Atatürkçülüğü ve orduyu kendilerinden gösterip kötülemeye ve gözden düşürmeye yönelik bir şarlatanlıktı. Ve hatırlanacağı gibi; Müslüman soslu ve zenci postlu Siyonist Yahudi kuklası Barak Hüseyin Obama’nın Demokrat Partisi Kuzey Carolina Eyaleti Genel Sekreteri Joy Joyhjson ve genç kocası Joseph craic, şeytan tarikatı olan satanistlik suçuyla gözaltına alınmıştı.
Yoksa, Ergenekon dalgaları, toplumu oyalamayı, dikkatleri suni senaryolara kaydırıp, “Mayınlı arazi oyunları” gibi Siyonist kuşatmayı kolaylaştırmayı mı amaçlamıştı?
600 km’lik Suriye sınırı boyunca tüm Kıbrıs’ın 2 katı, Gazze’nin 3 katı büyüklükte, yeraltı kaynakları ve verimli tarım imkânları bakımından oldukça stratejik ve ekonomik önem taşıyan topraklarımızın, 50 yıllığına ve güya mayınlardan temizleme karşılığında İsrail’e peşkeş çekmek konusunda AKP iktidarının ısrarı; bu gaflet ve hıyanet kokan girişimlerin perde arkasının mason ve marazlı medyanın özenli saklaması ve halkımızla dalga geçer gibi, hala Ergenekon dalgalarını öne çıkarıp suni gündemler oluşturması, aslında Siyonist İsrail’in “Arzı Mevud” hayaline hizmetin bir parçasıydı. Bu konularda ki tertipler de, tepkiler de, mason localarınca planlanmaktaydı.
Mayınlı arazi tartışması ve Yahudilerin Kerkük’e dönüş macerası
Ürdün’de Düstur gazetesinden Hayat Huveyk Atiye’nin yazdığı bir makale ciddi bir yankı uyandırmıştı. Atiye, Irak asıllı İsrailli Yahudilerin büyük bir yoğunlukla Kerkük’e döndüklerini yazmıştı. Bunun üzerine Vecdi Enver Merdan isimli başka bir yazar konuyu daha etraflıca olarak ele almıştı. İki yazarın temas ettiği husus, daha önce Türkiye’de özellikle Urfa taraflarında Yahudilerin arazi satın aldıkları rivayetlerine benzer olarak avdeti (dönme) Yahudilerin üçe beşe bakmayıp Kerkük arazilerini ederi üzerinden kapatmalarıydı. 1952 yılında Irak’tan ayrılan ve İsrail’e göç eden Yahudiler tam 51 yıl sonra yeniden Irak’a dönmüşlerdi. Ve bu konuda yerli masonlardan büyük destek görmüşlerdi. Geçenlerde ölen Cafer Numeyri, Musa Operasyonu ile Falaşa Yahudilerinin İsrail’e göçüne yardım ve hizmet etmişti. Bundan dolayı İsrail liderleri, Fas Kralı Beşinci Muhammed, Ürdün Kralı Birinci Abdullah veya Şerif Hüseyin, Cafer Numeyri ve Enver Sedat’ı asla unutmuyorlar. İsrail tarihinde onlar Yahudilere hizmeti geçmiş en önemli “goyim” yani yabancı hizmetkârlar arasında anılıyorlar. 2003 yılından itibaren Şaron’un dostları arasında olan Bremer veya Gardner gibi Amerikan valileri ve yöneticileri İsrail’in ve Yahudilerin yeniden Irak’a dönüşünün önünü açmışlardı. İşte 9 Nisan 2003 tarihinden itibaren Yahudiler Mezopotamya’ya dönmeye başladılar. İlk fasılda Bağdat’a dönüyorlar. Irak asıllı, Irak lehçesi Arapça ile İngilizceyi gayet iyi konuşan bu Yahudiler işe ölüm mangaları ve infaz timleri kurarak başlıyorlar. İsrail’in bekasına hizmet babından meşhur ve etkili gazeteci, ilim adamı, siyaset adamı, yargıç ve pilot gibi önemli alanlarda görev yapan bin kadar insanı infaz ediyorlar.
Bu ölüm mangasının daha sonra 450 sayısına tekabül eden yarısı Kerkük’e taşınıyor. Kerkük, Basra ile birlikte Irak’ın en önemli şehirleri arasında yer alıyor. İsrail açısından gayet hassas bir bölgenin göbeğinde bulunuyor. Kerkük Valiliğinin yakınlarında güvenli evler kuruluyor. ‘CIA Kürtleri’ olarak da anılan ‘Guam Kürtleriyle’ birlikte infaz timlerini burada oluşturup merkeze çıkardıkları mezhep ve kabile kavgaları bölgeye taşınıyor.
Bunun için Türkmen ve Kürt partilerin merkezlerine yönelik olarak suikastlar düzenleniyor. Türk, Kürt ve Arap hedeflerine yönelik kundaklamalar yapılıyor. Mezhep kavgası ve ateşinden sonra bir de ırk kavgası çıkarmak isteniyor. Böylece Pandora’nın kutusundaki bir gizli bölme daha açılıyor ve şeytanın planı yürürlüğe konuluyor. Babil’i ve Bağdat’ı nasıl unutmuyorlarsa Kerkük’ü de unutmuyorlar. Burada üç peygamberin bulunduğunu ve Danyal Aleyhisselam’ın Buhtunnasır veya Babilliler tarafından hapsedildiğini ileri sürüyorlar.
Buhtunnasır burada Kerkük Kalesini yaptırıyor ve Kerkük Kalesi civarına bir de Sirdap inşa ediyor. Sonra Abbasiler döneminde bu Sirdapta Peygamberler makamı ve camisi yaptırılıyor. Türkmenler burasına Danyal Peygamber Camii diyorlar. Yahudiler bu camide Yom Kippur’u anıyorlar. İhtifaller düzenliyorlar. Müslümanlar da müsamahalarıyla buna izin veriyorlar. Bu bölgeye Türkmenler, Topkapı diyorlar.
Kerkük’ün Yahudiler açısından iki önemi bulunuyor: Şintoist eğilimli olan Yahudiler atalarının izlerini taşıdığı için neredeyse bu bölgeyi ikinci bir ağlama duvarı yapmak istiyorlar. Kerkük’ü ikinci bir Kudüs olarak görüyorlar. Kuzey Iraklı Kürtler daha ziyade dünyevi dürtülerle burasını kutsal kentleri, Yahudiler de ikici Kudüs’leri olara görüyor. Dolayısıyla Kuzey Iraklı Kürtlerle Yahudilerin şehirle ilgili algıları birbirini besliyor. İkinci neden ise dünyevi. Irak’ın petrol rezervlerinin yüzde 60’ı Kerkük menşeli. Ve kaba bir hesapla buradan Türkiye’ye sevk edilmeye başlanan petrolle ilgili altyapı harcamaları 7 milyarı doları buluyor. Lakin ince bir hesapla bu rakam 16-24 milyar dolar arasında değişiyor. Para kokusunu alır da Yahudiler hiç bigane kalırlar mı? Dolayısıyla Amerikalılar burasını kovboy diyarı yaparken Yahudiler de işret diyarı veya ikinci bir Las Vegas yapmak niyetindeler. Merdan’ın yazısında korkunç bir iddia var. O da şu: Kürt federe devletinin bekası noktasında İsrail devleti Barzani ve Talabani’ye şu garantiyi veriyor: Suriye, Türkiye, Irak ve İran’dan gelebilecek tehlikelere ve tehditlere karşı Kürt devletini korumak ve onun hamisi olmak. Petrol ve stratejik ortaklık karşılığında İsrail’in uhdesinde ve yükümlülüğünde olacak. Kürt federe devleti varlığına yönelik tehditleri İsrail bertaraf edecek. Daha önce de ABD benzeri bir garantiyi Suudi Arabistan’a vermişti. 1940 ve 1950’li yıllarda petrol karşılığında, ABD, Suud rejimini korumayı taahhüt etmişti. Şimdi aynısını İsrail’in Kürtlere yaptığı söyleniyor. Kerkük bölge devletlerinin sınırlarının buluşma noktası. Adeta bölge kavşağı. ABD, Irak’ı İsrail’in bekası için işgal etmişti şimdi de İsrail aynı anlayışla Barzani-Talabani saltanatını ilelebet koruma taahhüdünde bulunuyor.”8[1]
Savcılardan Genelkurmay’a ‘Belgeler askeri mi?’ sorusu yöneltilmişti
Ergenekon savcıları ele geçen belge ve dokümanları Genelkurmay’a göndererek, gizlilik derecelerini ve askeri belge olup olmadıklarını sorup öğrenmek istemişti. Genelkurmay, bazı belgelerin ‘gizli’ niteliğinde, bazılarının ise ‘sahte’ olduğu yolunda görüş bildirmişti.
Savcılar ayrıca emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un da aralarında bulunduğu asker sanıkların telefon konuşma kayıtlarını da göndererek konuşma içeriklerinin de değerlendirilmesini istedi. Belgeleri inceleyen Genelkurmay Başkanlığı, savcılara “inceleme sonuç raporu”yla cevap verdi. Bu cevaplar, Ergenekon 2. iddianamesinin ek klasörlerine girildi.
15 CD, 6 klasör belge Genelkurmay’a gönderilmişti
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar, 9 Temmuz 2008’de soruşturmada ele geçen askeri içerikli belge ve bilgileri 15 adet CD, 1 adet DVD ve 3 dosya, 6 klasör halinde Genelkurmay Başkanlığı’na göndererek bu bilgi, belge ve dokümanların askeri belgelerden olup olmadığını ve gizlilik derecesinin incelenerek savcılığa bildirilmesini istemişti.
Genelkurmay, belgeler üzerinde incelemeleri tamamladıktan sonra hazırladığı, “İnceleme Sonuç Raporu”nu “kişiye özel, Sayın Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün dikkatine” ibaresiyle 14 Ağustos 2008’de Savcı Öz’e göndermişti. Raporda yapılan incelemenin sonuçları çizelgelerle ayrıntılı olarak yer almış ve şu ifadelere yer verilmişti:
“Söz konusu çizelgelerde, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait değildir’ ve ‘mevcut kayıtlarda rastlanılmamıştır’ ibaresi bulunan belgelerden bazılarının, askeri belgelerin yazım teknikleri taklit edilerek meydana getirildiği, bilgisayar ortamında bulunan bazı dosyaların bilgisayar özellikleri değiştirilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir bilgisayarda yazılmış gibi gösterildiği, dosyalara ait teknik özelliklerin kurgulanmak suretiyle üzerlerinde değişiklikler yapılmış olabileceği, bazı belgelerin ise geçmişte bilgisayar ortamında yapılmış taslak çalışmalar olabileceği değerlendirilmektedir.”
“İncelenen belgeler içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait ve niteliği bakımından ‘Devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgiler’ ile ‘Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgiler’ kapsamında belgelerin olduğu tespit edilmiştir. Bu belgelerin şüphelilerin eline nasıl geçtiği belirlenememiştir.”
Telefon görüşmelerinin içeriği
Raporda; Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Levent Ersöz, Veli Küçük, İlker Güven, Fikri Karadağ, Mehmet Zekeriya Öztürk, Muhammet Yüce gibi emekli askerler ile Emin Gürses, Kemal Aydın, Ercüment Ovalı, Hayrettin Ertekin, Neriman Aydın, Durmuş Ali Özoğlu, İbrahim Özcan, Murat Avar, Siyami Yalçın, Erkut Ersoy, Erol Ölmez gibi sivillerin yaptıkları ve bazı askerlerin isimlerinin de geçtiği telefon konuşmaları için de değerlendirmeler yer almıştı:
“Söz konusu şahıslar tarafından yapılan bu konuşmalarda, bazı emekli ve halen görevde olan askeri şahısların isimleri de geçmektedir. Bu konuşmaların; daha önceki dönemlerdeki görev arkadaşlığı ve tanışıklık gibi eş dost konuşmalarını içeren sosyal içerikli görüşmeler olduğu değerlendirilmektedir.
Asker olduğu değerlendirilen şahısların görüşmelerinde içerik itibariyle herhangi bir suç unsuru bulunmamakla birlikte, disiplin hukuku açısından incelemeler devam etmektedir. Ayrıca kendisine rütbeli şahıs görüntüsü veren bazı kişilerin çeşitli oluşum ve ticari kuruluşlarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile yakın ilişki içinde olduğu yönünde izlenim yaratarak menfaat temin etmeye çalıştıkları, konuşmalarında ve ilişkilerinde askeri terminoloji kullandıkları da tespit edilmiştir.”
Eruygur, ‘Büyükanıt’ı zehirleme planı’ sorusuna yanıt vermemişti
Ergenekon ikinci iddianamesine ait ek klasörlerde emekli Orgeneral Şener Eruygur’a emniyette sorulan sorular da yer almıştı.
Eruygur’a sorulan en ilginç soru ise, “Genelkurmay Başkanımız Sayın Yaşar Büyükanıt’ı zehirleme planlarını niçin yaptınız?” oldu. Eruygur bu soru karşısında susma hakkını kullandı.
Eruygur’a İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde sorulan soru şöyle: “Özden Örnek’in Filiz isimli bayanla sizin bir şeyler karıştırdığınızı söylediği, hatta Yaşar Büyükanıt’ı zehirlemeye kadar varan planlar hazırladığınızı, internet ortamında Yaşar Büyükanıt’ın 3 villa sahibi olduğu, İmar Bankası’ndan para çektiği, Sevil isimli bir şahıs ile beraber asker işi yaptıkları gibi konularda haberler çıktığı ve bu haberlerin sizin tarafınızdan yaptırıldığı şeklinde ellerinde tespitler olduğu anlaşılmıştır. “Genelkurmay Başkanımız Sayın Yaşar Büyükanıt’ı zehirleme planlarını niçin yaptınız? Genelkurmay Başkanımız Sayın Yaşar Büyükanıt hakkında internette çıkan haberleri servis yapma amacınız neydi? Açıklayınız.”
‘Ergenekon’ ilk kez ABD Dışişleri raporuna girmişti
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yıllık Terörizm Raporu’nun Türkiye bölümünde ilk kez Ergenekon soruşturmasına yer verilerek “Dava detayları karanlıkta ve örgütün varlığı halen tartışmalı” yorumu yapılmıştı.
2008 Türkiye değerlendirmesinde Devrimci Karargâh, DHKP-C ve İBDA-C aynı paragrafta yer alırken, PKK ve türevlerini Türkiye’deki en güçlü terör örgütü olarak tanımlanmıştı.
Raporda Ergenekon soruşturması ile ilgili şu ifadeler kullanılmıştı:
“İçinde eski askerler, bürokratlar, siyasetçiler, gazeteciler ve yeraltı dünyasından isimlerinin de yar aldığı Ergenekon adlı bir yapılanmaya yönelik operasyonlar 2007’de başladı ve 2008 yazına kadar devam etti. Örgüt üyesi olduğu iddia edilen isimler terör suçu dahil olmak üzere birkaç suçtan mahkemeye çıkarıldılar. Ancak, davanın detayları karanlık ve örgütün varlığı yıl 2008 sonu itibariyle tartışmalı kaldı.”
“İBDA-C’nin El Kaide ile bağlantılı olduğunu” iddia eden rapor, Devrimci Karargâh’ı da, “Anti-emperyalist, anti-Siyonist, polis ve askere saldırılar düzenleyen bir örgüt” diye tanımladı. Türkiye’deki önemli terör örgütleri arasında DHKP-C ve Türk Hizbullah’ı da yer almıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, 2008 Kasım’ında Mersin Limanı’nda İran’dan Venezuella’ya gitmekte olan yüklü miktarda nitrat ve sülfitin yakalandığı operasyona da raporunda yer verirken, “aralarında laboratuar parçaları da bulunan bu teslimat, aralık ayında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu uzmanlarına teslim edildi. Teslimatın içeriği halen belirsiz” açıklamasını yapmıştı.
Ergenekon Davasında endişe verici gelişme:
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gibi önemli ve hayati bir kurumunun, Ergenekon davasıyla ilgili olarak, Susurluk kazasında ölen ülkücü mafya Abdullah Çatlı’yla Abdullah Öcalan’ı birlikte gösteren fotomontaj resimleri mahkemeye “delil” olarak gönderecek kadar “gerçekleri çarpıtma ve saptırma” girişimlerinin yoğunlaştığı, sapla samanın biribirine karıştırıldığı ve devlet organlarının bile, biribirini aldatmaya ve ayağını kaydırmaya çalıştığı bir düzen artık çürüyüp yırtılmıştı ve asla dikiş tutmazdı. Yeni bir dönem ve milli bir değişim kaçınılmazdı. Stratejik kurumların biribirlerine, halkın ise maalesef devletine güveninin kalmadığı bir ortam, toplum için tehlike çanlarıydı.
[1] http://www.asharqalarabi.org.uk/mu-sa1/b-mushacat-2568.htm Nakil: M.Özcan

Gerçek Paşalar ve Mason maşalar!
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/yazargoster.php?haber=14326
Birilerinin İsrail’i, Mason locaları, ABD ve AB’si olabilir.. Türk’ün ise Allah(c.c.)’ı var
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/yazargoster.php?haber=630
Gerçek Paşalar ve Mason maşalar!
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/yazargoster.php?haber=14326
Birilerinin İsrail’i, Mason locaları, ABD ve AB’si olabilir.. Türk’ün ise Allah(c.c.)’ı var
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/yazargoster.php?haber=630
ASIL AHMAKLIK SİYONİZM UŞAKLIĞI, ABD VE AB ŞAKŞAKCILIĞIDIR.
Bazı “alçak”ların şu “ahmak”lığına bakın…
Efendim “TSK’yı savunmayın. Onlar Amerikan uşağıdır. Ergenekoncuların çoğu da bunlardandır…”
Peki iyi de; sizin kahraman sanıp sahip çıktığınız Recep Tayip Erdoğan ve Fetullah Gülen de açıkça Amerikan kuklası hatta BOP eş başkanı değiller mi?
Siyonist gavurlar, ABD ve AB bunlara madalya vermemiş mi? Evet…
Peki öyle ise ABD uşağı dediğiniz TSK’yı savunmak ahmaklık ise, aynı ABD’nin daha derin kuklası olan ve kucağında oturan insanları kahraman sanmak, ahmaklıktan öte bir alçaklık olmaz mı?
Kaldı ki her kurum ve kesimde satılık ve sapık insanlar görülebilir. Siyonist uşağı mason hainler sadece orduya değil, partilerden tarikatlara, medyadan sivil organizasyonlara, bürokrasiden okullara, yani her tarafa sızdıkları bir gerçektir.
Bu nedenle Ordu gibi, Polis gibi bütün Milli kurumlara sahip çıkmak, ama kirli ve şaibeli kişileri hedef alıp ortaya koymak lazımdır.
Kısaca ahmaklıktan da çok aşağı, sizlere layık nice çukurlar vardır!..
Kaldı ki Ahmet Akgül, iddia ve iftira ettiğiniz gibi, Ergenekoncuları savunmuyor, tam aksine onların masonik bağlantılarını ve dış dayanaklarını deşifre ediyor.
Ergenekon senaryolarıyla, Türkiye’mizin dibine konulan dinamitlerin gizlendiğine dikkat çekiyor ve bize göre doğru yapıyor!
Ama telaşa gerek yok, yarasalar ve yarası olup gocunanlar istemese de güneş doğacak ve herkesin ayarı ortaya çıkacak…
ASIL AHMAKLIK SİYONİZM UŞAKLIĞI, ABD VE AB ŞAKŞAKCILIĞIDIR.
Bazı “alçak”ların şu “ahmak”lığına bakın…
Efendim “TSK’yı savunmayın. Onlar Amerikan uşağıdır. Ergenekoncuların çoğu da bunlardandır…”
Peki iyi de; sizin kahraman sanıp sahip çıktığınız Recep Tayip Erdoğan ve Fetullah Gülen de açıkça Amerikan kuklası hatta BOP eş başkanı değiller mi?
Siyonist gavurlar, ABD ve AB bunlara madalya vermemiş mi? Evet…
Peki öyle ise ABD uşağı dediğiniz TSK’yı savunmak ahmaklık ise, aynı ABD’nin daha derin kuklası olan ve kucağında oturan insanları kahraman sanmak, ahmaklıktan öte bir alçaklık olmaz mı?
Kaldı ki her kurum ve kesimde satılık ve sapık insanlar görülebilir. Siyonist uşağı mason hainler sadece orduya değil, partilerden tarikatlara, medyadan sivil organizasyonlara, bürokrasiden okullara, yani her tarafa sızdıkları bir gerçektir.
Bu nedenle Ordu gibi, Polis gibi bütün Milli kurumlara sahip çıkmak, ama kirli ve şaibeli kişileri hedef alıp ortaya koymak lazımdır.
Kısaca ahmaklıktan da çok aşağı, sizlere layık nice çukurlar vardır!..
Kaldı ki Ahmet Akgül, iddia ve iftira ettiğiniz gibi, Ergenekoncuları savunmuyor, tam aksine onların masonik bağlantılarını ve dış dayanaklarını deşifre ediyor.
Ergenekon senaryolarıyla, Türkiye’mizin dibine konulan dinamitlerin gizlendiğine dikkat çekiyor ve bize göre doğru yapıyor!
Ama telaşa gerek yok, yarasalar ve yarası olup gocunanlar istemese de güneş doğacak ve herkesin ayarı ortaya çıkacak…
OKutmak Lazım…
[quote]Ahmak oğlu ahmaklar asalet sahibinin bu asil Türk Milleti olduğunu bilmez de milletin asaletini kendinde görme paranoyasına kapılırlar.Kursaklarına giren her bir lokmanın bu asil,bu çilekeş ve bu mazlum milletin alın terinin karşılığı olduğunu unutma nankörlüğünü gösterirler.Milletin namusunu korumak için teslim edilen silahları milletin namusuna tecavüz için kullanırlar.Ardın da binbir türlü mavallarla eskiye dönerler.Arkalarında bıraktığı zulüm,işkence ve soygunun faturasını ekmeğini yedikleri bu millete ödedirler.Milletin kadim düşmanı olan uruma,urusa kin duymak yerine milletin bizzat kendisine düşman olurlar.Hayali iç düşmanlar yaratma senaryoları devreye sokarlar.Millet her defasında bu senaryoları çöpe atar ama onlarda senaryo bitmez.Bu senaryolar biterse varlık nedenlerinin tehlikeye düşeceğinin korkusunu yaşarlar.Bu asil millet anasının,bacısının namus ve şerefini koruyacak iman,ahlak,cesaret vesair donanıma dün olduğu gibi bugünde sahiptir.Kimsenin himmetine,inayetine muhtaç değildir.Birilerinin kompleklerine,böbürlenmelerine,afra,tafralarına bu milletin karnı tok.
[/quote]
Şu ana kadar okudğum en güzel yorumlardan biri olmuş…. Darwinizm ideolojisinin yansımaları olarak, buyuk kütlesel halkları yonetmek için, kendi hıyanet, dolandırıcılıklarınının ve sömürülerinie zemin hazırlamak için halklara korkular üreten yöneticileri olmuştur, ancak halklar İslamın anlayışı ile yönetildikleri vakit gerçek demokrasiyi ve insan haklarını bulmuştur…
Dediğiniz gibi bu millet çilekeş, asil ve her türlü ahlaki ve sosyal donanıma sahiptir, ama keşke bu yazıyı bu çilekeş, asil millete güvenmeyip, kendini koruması için Amerikanın kucağına oturan ve orada geride bıraktığı bu millete uzaktan kerametler satan kişiye okutsa idik. BU asil milete güvenemeyip, dünya gemisnin kaptanlığını ABeDe’ye verilmesi için fetvalar veren zata okyutabilsek, yanına ensesi kalınları alıp ta geride, garip gurabaya sabırlar ve kesesinden vaadler satan zata okutabilsek….. Kendisnin talkımı verip, o bitmeyen hastalığı ile ABEDe’de kucaktan kucağa gezen şahsa okutabilsek… Ama onun hastalığı geçmez, zira ABeDe’nin doktorları onun hastalığını tedavi edemez, zira onun hastalığınıun çaresi ancak bu asil, fedakar ve cefakar, ferasetli miletin ellerindedir, gelecek ve bu millete yapmış olduğu kötülüğü itiraf edip, herşeyin aslına döneceği o günden evvel cemaatini abd ve siyonizmin taşeronluğundan gerçek Hakk yolune gitmelerini telkin ve itiraf edecek….
OKutmak Lazım…
[quote]Ahmak oğlu ahmaklar asalet sahibinin bu asil Türk Milleti olduğunu bilmez de milletin asaletini kendinde görme paranoyasına kapılırlar.Kursaklarına giren her bir lokmanın bu asil,bu çilekeş ve bu mazlum milletin alın terinin karşılığı olduğunu unutma nankörlüğünü gösterirler.Milletin namusunu korumak için teslim edilen silahları milletin namusuna tecavüz için kullanırlar.Ardın da binbir türlü mavallarla eskiye dönerler.Arkalarında bıraktığı zulüm,işkence ve soygunun faturasını ekmeğini yedikleri bu millete ödedirler.Milletin kadim düşmanı olan uruma,urusa kin duymak yerine milletin bizzat kendisine düşman olurlar.Hayali iç düşmanlar yaratma senaryoları devreye sokarlar.Millet her defasında bu senaryoları çöpe atar ama onlarda senaryo bitmez.Bu senaryolar biterse varlık nedenlerinin tehlikeye düşeceğinin korkusunu yaşarlar.Bu asil millet anasının,bacısının namus ve şerefini koruyacak iman,ahlak,cesaret vesair donanıma dün olduğu gibi bugünde sahiptir.Kimsenin himmetine,inayetine muhtaç değildir.Birilerinin kompleklerine,böbürlenmelerine,afra,tafralarına bu milletin karnı tok.
[/quote]
Şu ana kadar okudğum en güzel yorumlardan biri olmuş…. Darwinizm ideolojisinin yansımaları olarak, buyuk kütlesel halkları yonetmek için, kendi hıyanet, dolandırıcılıklarınının ve sömürülerinie zemin hazırlamak için halklara korkular üreten yöneticileri olmuştur, ancak halklar İslamın anlayışı ile yönetildikleri vakit gerçek demokrasiyi ve insan haklarını bulmuştur…
Dediğiniz gibi bu millet çilekeş, asil ve her türlü ahlaki ve sosyal donanıma sahiptir, ama keşke bu yazıyı bu çilekeş, asil millete güvenmeyip, kendini koruması için Amerikanın kucağına oturan ve orada geride bıraktığı bu millete uzaktan kerametler satan kişiye okutsa idik. BU asil milete güvenemeyip, dünya gemisnin kaptanlığını ABeDe’ye verilmesi için fetvalar veren zata okyutabilsek, yanına ensesi kalınları alıp ta geride, garip gurabaya sabırlar ve kesesinden vaadler satan zata okutabilsek….. Kendisnin talkımı verip, o bitmeyen hastalığı ile ABEDe’de kucaktan kucağa gezen şahsa okutabilsek… Ama onun hastalığı geçmez, zira ABeDe’nin doktorları onun hastalığını tedavi edemez, zira onun hastalığınıun çaresi ancak bu asil, fedakar ve cefakar, ferasetli miletin ellerindedir, gelecek ve bu millete yapmış olduğu kötülüğü itiraf edip, herşeyin aslına döneceği o günden evvel cemaatini abd ve siyonizmin taşeronluğundan gerçek Hakk yolune gitmelerini telkin ve itiraf edecek….
AHMAKIĞIN TARİHCESİ
Ahmak oğlu ahmaklar asalet sahibinin bu asil Türk Milleti olduğunu bilmez de milletin asaletini kendinde görme paranoyasına kapılırlar.Kursaklarına giren her bir lokmanın bu asil,bu çilekeş ve bu mazlum milletin alın terinin karşılığı olduğunu unutma nankörlüğünü gösterirler.Milletin namusunu korumak için teslim edilen silahları milletin namusuna tecavüz için kullanırlar.Ardın da binbir türlü mavallarla eskiye dönerler.Arkalarında bıraktığı zulüm,işkence ve soygunun faturasını ekmeğini yedikleri bu millete ödedirler.Milletin kadim düşmanı olan uruma,urusa kin duymak yerine milletin bizzat kendisine düşman olurlar.Hayali iç düşmanlar yaratma senaryoları devreye sokarlar.Millet her defasında bu senaryoları çöpe atar ama onlarda senaryo bitmez.Bu senaryolar biterse varlık nedenlerinin tehlikeye düşeceğinin korkusunu yaşarlar.Bu asil millet anasının,bacısının namus ve şerefini koruyacak iman,ahlak,cesaret vesair donanıma dün olduğu gibi bugünde sahiptir.Kimsenin himmetine,inayetine muhtaç değildir.Birilerinin kompleklerine,böbürlenmelerine,afra,tafralarına bu milletin karnı tok.
AHMAKIĞIN TARİHCESİ
Ahmak oğlu ahmaklar asalet sahibinin bu asil Türk Milleti olduğunu bilmez de milletin asaletini kendinde görme paranoyasına kapılırlar.Kursaklarına giren her bir lokmanın bu asil,bu çilekeş ve bu mazlum milletin alın terinin karşılığı olduğunu unutma nankörlüğünü gösterirler.Milletin namusunu korumak için teslim edilen silahları milletin namusuna tecavüz için kullanırlar.Ardın da binbir türlü mavallarla eskiye dönerler.Arkalarında bıraktığı zulüm,işkence ve soygunun faturasını ekmeğini yedikleri bu millete ödedirler.Milletin kadim düşmanı olan uruma,urusa kin duymak yerine milletin bizzat kendisine düşman olurlar.Hayali iç düşmanlar yaratma senaryoları devreye sokarlar.Millet her defasında bu senaryoları çöpe atar ama onlarda senaryo bitmez.Bu senaryolar biterse varlık nedenlerinin tehlikeye düşeceğinin korkusunu yaşarlar.Bu asil millet anasının,bacısının namus ve şerefini koruyacak iman,ahlak,cesaret vesair donanıma dün olduğu gibi bugünde sahiptir.Kimsenin himmetine,inayetine muhtaç değildir.Birilerinin kompleklerine,böbürlenmelerine,afra,tafralarına bu milletin karnı tok.
En asıl Ahmak o dur ki!
Galip Temelli ‘ye
yahu en asıl ahmak odur ki; TSK-Türk Ordusunu 3-5 çabulcu ve işbirlikçiden ibaret sananlardır…. O senin dediklerin ki f-tipi de aynı torbadandır, bu vucudun olu hucreleridir, sanma ki onlarda bu vucuttandır, onlar bu vucudun uzamış tırnaklarıdır, kesileceği gune kadar iğrenç görüntüleri ve altlarında tuttukları pislikler ve mükroplarla beraber gidecekleri çöpü beklerler….
Asıl ahmak odur ki, eğer ordu sandığınız gibi olsaydı, çoktan f-tipinin hocası soluğu Türkiyede almış arkasında ise, Türk milletinin bacısının, anasının namusunu korusun diye conileri de beraberinde getirmiş idi…..
Bu ordu her daim Hakkın koruyucusu olmuştur, müslüman oladan evvelde böyle idi, ve Talas savaşından sonrada bu artık bir bayrak yarışı misali, ileride alınacak bayrağın bir nevi devir teslimi oldu….
Ama ahmak odur ki bu gerçekleri göremeyen, görsede anlamayan, at sineği misali, f-tipi işbirlikçilerinin bir taraflarında kuyruk kırbacı yıyene kadar dolananlardır…
bugun hala oğullar analarına ana diyor ve babalarını biliyor iseler, bu Türk ordusu ve Türk Subayı (emir komuta zincirindeki erbaş-generale kadar) sayesinde olmuştur…..
Asıl istenilen, ki asıl ahmaklar bunuda anlamayaz, türk subayının asaletini ve dirayetini kırmaktır….
Asıl ahmak odur ki bindiği dalı , üzerinde tüm namusu ile kesendir….
En asıl Ahmak o dur ki!
Galip Temelli ‘ye
yahu en asıl ahmak odur ki; TSK-Türk Ordusunu 3-5 çabulcu ve işbirlikçiden ibaret sananlardır…. O senin dediklerin ki f-tipi de aynı torbadandır, bu vucudun olu hucreleridir, sanma ki onlarda bu vucuttandır, onlar bu vucudun uzamış tırnaklarıdır, kesileceği gune kadar iğrenç görüntüleri ve altlarında tuttukları pislikler ve mükroplarla beraber gidecekleri çöpü beklerler….
Asıl ahmak odur ki, eğer ordu sandığınız gibi olsaydı, çoktan f-tipinin hocası soluğu Türkiyede almış arkasında ise, Türk milletinin bacısının, anasının namusunu korusun diye conileri de beraberinde getirmiş idi…..
Bu ordu her daim Hakkın koruyucusu olmuştur, müslüman oladan evvelde böyle idi, ve Talas savaşından sonrada bu artık bir bayrak yarışı misali, ileride alınacak bayrağın bir nevi devir teslimi oldu….
Ama ahmak odur ki bu gerçekleri göremeyen, görsede anlamayan, at sineği misali, f-tipi işbirlikçilerinin bir taraflarında kuyruk kırbacı yıyene kadar dolananlardır…
bugun hala oğullar analarına ana diyor ve babalarını biliyor iseler, bu Türk ordusu ve Türk Subayı (emir komuta zincirindeki erbaş-generale kadar) sayesinde olmuştur…..
Asıl istenilen, ki asıl ahmaklar bunuda anlamayaz, türk subayının asaletini ve dirayetini kırmaktır….
Asıl ahmak odur ki bindiği dalı , üzerinde tüm namusu ile kesendir….
KİM AHMAK
Murat34’e
Asıl ahmak nato tezgahından geçip siyonist madalyaları ile taltif edilen,kendi milletinin inanç,ahlak,kültür ve geleneklerine savaş açan,yedi sülalesini dokunulmaz ve imtiyazlı kılan,ABD li conilerden aldıkları yardımlarla darbeler ve ihtilaller yapan ,anayasasında yazılı olduğu halde demokratik,laik ve sosyal hukuk devletini bir türlü kabul etmeyen bir silahı gücün ,karısının,bacısının namusunu koruyacağına inanandır.
KİM AHMAK
Murat34’e
Asıl ahmak nato tezgahından geçip siyonist madalyaları ile taltif edilen,kendi milletinin inanç,ahlak,kültür ve geleneklerine savaş açan,yedi sülalesini dokunulmaz ve imtiyazlı kılan,ABD li conilerden aldıkları yardımlarla darbeler ve ihtilaller yapan ,anayasasında yazılı olduğu halde demokratik,laik ve sosyal hukuk devletini bir türlü kabul etmeyen bir silahı gücün ,karısının,bacısının namusunu koruyacağına inanandır.
aynası iştir kişinin lafa bakılmaz
Galip Temeli’ye;
yazıyı okumamışsınız, bu tür stratejik seviyedeki örgütlerin hepsinin arkasında gladio yada daha net bir tabir ile, cia-mossad destekli şebekeler vardır…. Operasyonun emride ABD debn çıkmıştır, aslında cia-mossad eski atlarını değiştirerek yerine taze atları koyma niyetindedir, ümraniye davası oalrak başlayan bu dalga daha sonra kimler tarafından çıkartıldığı imza atar gibi adına ergenekon denmiş ve hatta kurtuluş harbinin mimarları olan kuvayi milliye ve Atatürk e kadar uzatmaktan çekinmemiş ve gerek kinayeli gerek ise aleni bunun yazıp çizmişlerdir. oysaki bu operasyon cambaza bak oyununa dönmüştür, millet bununla oyalanırken alttan mayın muyun, petrol boru hatları, vs vs gibi dümenlr döndürülmüştür….. Yahu bu nasılş bir şebeke ki hala masonlarla bir bağlantısı bulunamamış, hala aktif siyasetçilerle bağlantısı bulunamamış bulunanlarda hep iktidar partisinin başkanlarına marazı olan insanlar, yada muhalefet yapan adamlar…..
Bak zamanında bu dümen ABD’de oynandı, adına da Mcarty dönemi denmiş ve komünist avı adı altında cadı avına dönmüştür…..
BAz birbirmizi akandırmayalaım, gerçektan vatanı için gizli kirli örgütlerden temizlemek isteyen kimseler bu şekilde davranmaz, işi magazine ve romana dondurduler… bunların niyetleri sadece eski yuvalanmış ekibi tasfiye ederk yerlerine kendileri geçmek ve bunu da yapar ıken asıl amaç olan f-tipi yapılanmaya geçit vermeyen ve f-tipinin hala yuvalanamadığı TSK’yı yıpratma operasyonudur…..
Asıl ahmak kişi odurki, kendi ordusunu sırtlanların önüne atmaya çalışan, daha sonrada karısının, bacısının namusunu korusun diye amerikan conilerinden medet umandır….
aynası iştir kişinin lafa bakılmaz
Galip Temeli’ye;
yazıyı okumamışsınız, bu tür stratejik seviyedeki örgütlerin hepsinin arkasında gladio yada daha net bir tabir ile, cia-mossad destekli şebekeler vardır…. Operasyonun emride ABD debn çıkmıştır, aslında cia-mossad eski atlarını değiştirerek yerine taze atları koyma niyetindedir, ümraniye davası oalrak başlayan bu dalga daha sonra kimler tarafından çıkartıldığı imza atar gibi adına ergenekon denmiş ve hatta kurtuluş harbinin mimarları olan kuvayi milliye ve Atatürk e kadar uzatmaktan çekinmemiş ve gerek kinayeli gerek ise aleni bunun yazıp çizmişlerdir. oysaki bu operasyon cambaza bak oyununa dönmüştür, millet bununla oyalanırken alttan mayın muyun, petrol boru hatları, vs vs gibi dümenlr döndürülmüştür….. Yahu bu nasılş bir şebeke ki hala masonlarla bir bağlantısı bulunamamış, hala aktif siyasetçilerle bağlantısı bulunamamış bulunanlarda hep iktidar partisinin başkanlarına marazı olan insanlar, yada muhalefet yapan adamlar…..
Bak zamanında bu dümen ABD’de oynandı, adına da Mcarty dönemi denmiş ve komünist avı adı altında cadı avına dönmüştür…..
BAz birbirmizi akandırmayalaım, gerçektan vatanı için gizli kirli örgütlerden temizlemek isteyen kimseler bu şekilde davranmaz, işi magazine ve romana dondurduler… bunların niyetleri sadece eski yuvalanmış ekibi tasfiye ederk yerlerine kendileri geçmek ve bunu da yapar ıken asıl amaç olan f-tipi yapılanmaya geçit vermeyen ve f-tipinin hala yuvalanamadığı TSK’yı yıpratma operasyonudur…..
Asıl ahmak kişi odurki, kendi ordusunu sırtlanların önüne atmaya çalışan, daha sonrada karısının, bacısının namusunu korusun diye amerikan conilerinden medet umandır….
AJAN,PROVAKATÖR
Devlet içinde hukuk dışı hareket eden, adam öldüren,haraç alan her türlü provakatif eylemi yönlendiren,Türk milletinin gelişme ve kalkınmasına mani olan,rüşvet,yolsuzluk,ahlaksızlık gibi her türlü meniyeti işleyen,mezhep ve meşrep çatışmaları yaratarak ülkeyi kanlı bir iç çatışma ve savaş ortamına sürükleyen ,darbeleri,ihtilalleri teşvik eden bir yapılanma varsa adı ister ergenekon,ister gladyo,ister,kontgerilla ve her ne karnı ağrı olursa olsun bu yapının varlığını görmeyenler bu yapının ya bizzat içindedirler ya da ajanıdırlar.Sağır sultan dahi duyacak ,ürperecek ama bazı milli görüşçüler hala atatürkçülük adı altında bu yapıya destek verecekler.Buna inanmak için dünyanın en safı ve en enayisi olmak gerek.Milli görüş ve kemalizm nasıl bağdaşıyor.Elbette bağdaşmaz ama içine sokulan ve çok üst derecelere kadar getirilen yüzlerce ajan ve provakatörlerle bu iş böyle bağdaştırılır.Sanki birileri TSK ya düşmanık yapıyor başka birileri de TSK yı çok sevdiği için onu korumaya çalışıyor.Böyle ahmakça düşünceler artık çöpe atıldı.Yıllardır bu yalan ve mavalları söyleyip her türlü pisliği,iğrençliği yapanlar bugün artık deşifre oldu.Türkiye topraklarında yaşayan her fert buna terör örgüteri de dahildir hiç kimse ülke sınırlarını koruyacak bir orduya asla düşman değidir ve olmamıştır.İtiraz ordunun illegal faaliyette bulunarak ülke insanının dünya ölçeğinde bir yaşam kalitesinden mahrum bırakılmasıdır.Devletin bir silahlı gücünün bir ülkenin gelişmesine,halkının refahına,evrensel hukukun güvencesine,temel hak ve hürriyeterin kullanılmasına karşı durması sorgulanmaktadır ve sorgulanacaktır.
AJAN,PROVAKATÖR
Devlet içinde hukuk dışı hareket eden, adam öldüren,haraç alan her türlü provakatif eylemi yönlendiren,Türk milletinin gelişme ve kalkınmasına mani olan,rüşvet,yolsuzluk,ahlaksızlık gibi her türlü meniyeti işleyen,mezhep ve meşrep çatışmaları yaratarak ülkeyi kanlı bir iç çatışma ve savaş ortamına sürükleyen ,darbeleri,ihtilalleri teşvik eden bir yapılanma varsa adı ister ergenekon,ister gladyo,ister,kontgerilla ve her ne karnı ağrı olursa olsun bu yapının varlığını görmeyenler bu yapının ya bizzat içindedirler ya da ajanıdırlar.Sağır sultan dahi duyacak ,ürperecek ama bazı milli görüşçüler hala atatürkçülük adı altında bu yapıya destek verecekler.Buna inanmak için dünyanın en safı ve en enayisi olmak gerek.Milli görüş ve kemalizm nasıl bağdaşıyor.Elbette bağdaşmaz ama içine sokulan ve çok üst derecelere kadar getirilen yüzlerce ajan ve provakatörlerle bu iş böyle bağdaştırılır.Sanki birileri TSK ya düşmanık yapıyor başka birileri de TSK yı çok sevdiği için onu korumaya çalışıyor.Böyle ahmakça düşünceler artık çöpe atıldı.Yıllardır bu yalan ve mavalları söyleyip her türlü pisliği,iğrençliği yapanlar bugün artık deşifre oldu.Türkiye topraklarında yaşayan her fert buna terör örgüteri de dahildir hiç kimse ülke sınırlarını koruyacak bir orduya asla düşman değidir ve olmamıştır.İtiraz ordunun illegal faaliyette bulunarak ülke insanının dünya ölçeğinde bir yaşam kalitesinden mahrum bırakılmasıdır.Devletin bir silahlı gücünün bir ülkenin gelişmesine,halkının refahına,evrensel hukukun güvencesine,temel hak ve hürriyeterin kullanılmasına karşı durması sorgulanmaktadır ve sorgulanacaktır.