İslamcı Münafıklara Katlanan Erbakan Hoca’nın
TEKNOLOJİK SAVUNMA HARİKALARINI HAZIRLAMASI
Derunî merkezlerin ilgisi ve himayesi altında, Erdoğan iktidarlarının ise, zahiren mecburi himayesi ve istismar amaçlı siyasi ilgisi kapsamında; Özdemir ve Selçuk Bayraktarlara; projeleri ve bilimsel şifreleri Erbakan Hocamız tarafından teslim olunan… Resmi teşvikler ve himayeler neticesi; Hava, Kara ve Deniz Kuvvetlerimize ve İstihbarat birimlerimize çok önemli avantaj ve fırsatlar tanıyan bütün savunma ve haber alma teknolojileri bu süreçte başlatılmış ve tarihi başarılara ulaşılmış durumdaydı. Bu kutlu gelişmelerin Erdoğan’ın özel gayesi ve gayreti saymak yanlıştı ve yanılgıydı. Onların hangi odaklarca ve hangi maksatlarca iktidara taşındıkları ve orada tutuldukları açıktı. Ancak dış güçlere karşı bir de iç merkezlerin ve derunî güçlerin bulunduğu asla unutulmamalıydı. Kendisinin ve yakın çevresinin Siyonist mahfillerle iç içe oldukları, hatta şahsi çıkar ve siyasi makam uğruna işbirlikçilik yaptıkları saptanan kişilerin, tarihin seyrini değiştirecek böylesine stratejik sırları bilmesi zaten imkânsızdı. Ancak, kendi zulüm ve küfür saltanatını yıkacak olan Hz. Musa’yı, Firavun’un sarayında ve özel koruması altında yetiştirip saklayan Yüce Allah, bugün de elbet benzerlerini yapardı.
Erbakan Hoca 2006 yılında “Müslüman Topluluklar Birliği” toplantısını yapmıştı. Bizler de bu tür toplantıların birçoğuna katılmıştık. İşte Erbakan Hocamız böyle bir program esnasında yanındakilere “Özdemir Bayraktar’ı bulun. Selçuk’u da alsın, acil olarak buraya gelsin!” buyurmuşlardı. Erbakan’ın direktifi sonucunda hemen Selçuk Bayraktar’ın babası Özdemir Bayraktar aranmış, kısa sürede Özdemir Bayraktar ve Selçuk Bayraktar oraya varmışlardı. Erbakan Hoca Selçuk Bayraktar’a: “Selçuk, bilgisayarını açar mısın? Sunumu burada yapacaksın!” deyince Selçuk Bayraktar, İHA’ların ilk prototiplerinin görüntü ve teknik detaylarını İngilizce olarak anlatmaya başlamıştı. Çünkü salondakilerin %80’i İslam ülkeleri ve diğer ülkelerden temsilcilerden oluşmaktaydı. Selçuk Bayraktar, konusuna hâkimdi ve donanımlıydı. Sunumunu çok iyi yapmıştı. Sunum sonrası Erbakan Hoca salona dönerek: “Ağır sanayi trenini maalesef kaçırdık. Şimdi ülkelerimizde, bu türden yüksek teknoloji projelerine destek vermemiz lazımdır. Bir ülkenin şu kadar uçak gemisi varsa siz o sayıyı yakalayana kadar onlar daha fazlasını yapacaklardır, öyleyse masrafı küçük ama etkisi büyük teknolojik savunma sistemlerine yönelmemiz kaçınılmazdır!..” diye uyarmışlardı.
Selçuk Bayraktar’ın babası Özdemir Bayraktar, üniversiteden Erbakan Hoca’nın öğrencisi olmaktaydı. Refah Partisi’nde görev almıştı. Erbakan Hoca’nın Özdemir Bayraktar ile 2018’de medyada gizli fotoğrafları yayınlanmıştı. Erbakan Hoca vakit buldukça İHA ve SİHA’ların üretildiği fabrikaya ziyarete gidiyorlardı. Erbakan Hoca İHA-SİHA’ları şöyle anlatmıştı: “Bakın teknolojiyle artık şunlar mümkündür. Ben şimdi bu masada oturuyorum. Şurada bir düğmeye basıyorum. İstanbul Havaalanı’ndan pilotsuz bir uçak havalanıyor. O uçağın önündeki ekranda görülen ne varsa ben de önümdeki ekranda görüyorum. Ve karşımdaki kontrol panelinde düğmeye basar basmaz füzeyi fırlatıyorum ve düşman hedefleri berhava ediyorum. Hem de oturduğum yerde ve tek bir insan zayiatı olmadan… O halde gelin, biz bir teknolojik araştırma vakfı kuralım. Bu vakıf Amerika’dan da daha üstün füzeleri geliştirmeyi başarsın… Amerika’dan da daha üstün pilotsuz uçakları üretmeye başlasın… Kompütürle hedefi şaşmayan güdümlü mermileri, tanksavarları, uçaksavarları geliştirip Ordumuzun hizmetine hazırlasın… Evet, her şey hayalle başlar. Bunun temelinde ise inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız… Yeni bir dünya kurmak için, yeryüzünde hakkı hâkim kılmak için bunlar lazımdır ve yapılmalıdır. Bizim ecdadımız kuvveti değil hakkı üstün tutardı. Ancak kuvvetin gereğini kıymetini de biliyorlardı. Aynı zamanda da her yönden kuvvetli konumdalardı. Bunun için zaten Cenab-ı Allah, düşmanın silahından daha üstününü hazırlayınız diye emir buyurmuşlardır. Biz de daha üstün silahları hazırlamakla zaten görevliyiz ve yapmaktayız!..”
Aziz Erbakan Hocamız 2009’da, Bayraktar ailesinin sahibi olduğu Baykar Makina’ya yaptığı bir ziyarette şirketin anı defterine “Şahsiyetli Müessese” yazarak imza atmışlardı. İşte o el yazısı ve imzası bu savunma teknolojilerinin asıl Mimarı olduklarının kanıtıydı. İHA-SİHA’lar üretilmeden önce İsrail’den Heron alıyorduk. Bu Heronlar, görüntüleri Genelkurmay’a bir-iki saat geç veriyordu. Nedeni sonradan ortaya çıkıyordu. Heronlar aldıkları görüntüleri önce İsrail’e ulaştırıyor, İsrail de görüntüleri kesip biçerek bize teslim ediyordu. Hatta daha kötüsü oldu. Heronlar aynı zamanda Türk askerlerinin yerlerini de görüyordu, PKK’ya görüntüleri verip kaçmalarını ya da askerimize saldırmalarını sağlıyordu. Askerimizin nerede olduğunu ve nereden geçeceğini bilen PKK, birçok askerimizi şehit edip pusu kuruyordu. Heronların bize verdiği görüntülerde PKK’lıların yerlerini keserek veriyordu veya yanlış yerleri gösteriyordu. Uçaklarımız hep boş yerleri bombalıyor ve bu nedenle PKK ile gerçek bir mücadele olmuyordu. PKK-İsrail iş birliği yapılıyordu. Lakin Erbakan’ın proje ve destekleriyle Özdemir Bayraktar’ın İHA’ları buna darbe vurdu.
Dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli şöyle diyordu: “İsrail’den satın aldığımız Heronlar TSK’ya yanlış istihbarat veriyorlardı. Kullanımını İsrail’den gelen mühendisler yapmıştı. İstihbaratı onlar üretiyorlardı. Sonradan çoğunun yanlış olduğunu, dağ-taşı boşa bombaladığımızı anladık. Kendi İHA ve SİHA’larımızı yapıp havalandırdıktan sonra terörle mücadelede büyük başarılar kazandık. PKK’nın beli kırıldı. Heronlar gidince PKK’nın yol kenarlarına mayın döşeme yoluyla yaptıkları saldırılar sonlandı. PKK kan kaybetmeye başladı. 2013’ten bu yana tüm kritik karakollarda mini İHA üsleri kuruldu. Kurulumlarda ve eğitimlerde Selçuk Bayraktar bizzat bulundu. Artık karakollar İHA görüntüleriyle PKK tehdidini engelliyordu. PKK kıpırdayamaz hale geliyordu. Fransa SİHA-İHAları Afrika’daki sömürgeleri için tehlike olarak görüyordu. İsrail, Selçuk Bayraktar’a yönelik karalama kampanyası başlatıyordu. Selçuk Bayraktar’ın, aşırı bir Erbakan hayranı olduğu biliniyordu. 2014’te geliştirilen insansız hava aracının kuyruk numarasına TC ERB (Erbakan) yazdırıyordu ve bu İHA aracını sosyal medyada paylaşıp ömrünü Türkiye’mizin kalkınma mücadelesine adadığını belirtiyordu. Hatta ‘Mekânın cennet olsun Erbakan Hocam!’” yazmaktan sakınmıyordu.
İHA ve SİHA’nın girdiği yerde bir anda bölgesel dengeler değişiyordu. Zalim ve hâkim güçler bile ağız değiştiriyordu. Düşman bir anda haddini hatırlayıp Türkiye ile anlaşmak için masaya oturmaya karar veriyordu. Ardından SİHA’lar Akdeniz’e iniyordu. Akdeniz’de petrol ve deniz anlaşmaları, enerji politikaları değişiyordu. SİHA’lar Suriye ve Irak’a girince Rusya ve ABD politikalarını değiştirmek zorunda kalıyordu. Esed ve Rusya derin bir şok yaşıyordu. Libya çöllerinde Hafter güçleri ve yandaşları SİHA’lar için “bir anda ortaya çıkıp her şeyi yerle bir eden hayaletler ve cin birlikleri” olarak bahsediyordu. Bu durum bazı aşiretleri Mehdi’nin ordusunun geldiğini düşünmeye bile sevk ediyordu. “Çölün içinden bir anda görünmeyen bir kartalın çıkıp Hafter güçlerini yok ettiği” çocuklar arasında yayılıyordu. Ömer Muhtar’ın ruhunun geldiği bile söyleniyordu. Selçuk Bayraktar birkaç yılda “savaş uçaklarının pilotsuz yönetileceğini, bunun çalışmalarına başladıklarını” söylüyordu. “Yeter ki bir zamanlar ilk Türk uçağını yapan Vecihi Hürkuş, ilk uçak fabrikasını kuran Nuri Demirbağ’da olduğu gibi önümüz kesilmesin.” diyordu.
Kaldı ki bu İHA ve SİHA’lar, Erbakan Hoca’nın hazırladığı; Siyonizm’in zulüm saltanatını yıkacak, Amerika, Avrupa, Çin ve Rusya’yı hizaya sokacak teknolojik savunma harikalarının sadece fragmanı ve ön tanıtma hazırlıklarıydı!.. Barbar Batı’nın bütün silah sistemlerini ve tüm askeri birikimlerini etkisiz kılacak teknolojik harikaları kullanacak vakit ise yaklaşmıştı!
Erbakan Karşıtı Kadir Mısıroğlu’nun İngiliz İrtibatı!..
Rahmetli Erbakan Hocamıza taa Milli Selamet’in ilk dönemlerinde en ağır itham ve iftiraları atmaktan ve saf insanların kafalarını karıştırmaktan sakınmayan bu sinsi ve tehlikeli münafık Kadir Mısıroğlu, Recep T. Erdoğan gibilerin özel akıl hocası, hatta kendi ifadeleriyle “üstadları” konumundaydı. Bu karanlık kafalı Kadir Mısıroğlu, 7 Eylül 1983 yılında Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmıştı. Bunun üzerine önce 1980 sonlarında Almanya’ya kaçıp Frankfurt’a yerleşen, Atatürk ve Erbakan aleyhine fesatlıklar yürüten Kadir Mısıroğlu daha sonra İngiltere’ye iltica edip Londra’ya kaçmıştı…
Bu Kadir Mısıroğlu ve Şeyh Nazım Kıbrısi Londra’da buluşmuşlardır. 12 Eylül darbesinden kaçarak Almanya’ya sığınan Kadir Mısıroğlu, yaşadığı İngiltere yıllarında ilk iş olarak Nakşibendi şeyhi Nazım Kıbrısi’nin yanına taşınmıştır. Nazım Kıbrısi, Kadir Mısıroğlu’na sahip çıkmış, onun İngiltere’de kitap çıkarması için gerekli finansal desteği sağlamıştır. Mısıroğlu da Kıbrısi’nin yanında, Londra’nın kuzeyinde bulunan Şeyh Nazım Kıbrısi Camii’nde birlikte kalmışlardır. İşte bu caminin hikâyesi de oldukça enteresandır. Bu cami aslında bir havraydı ve burayı, meşhur ve mel’un Rothschild’lerin Yahudi ataları kurup kullanmışlardı. Bu havra Nazım Kıbrısi tarafından sözde satın alınıp cami ve tekke olarak kullanılmaya başlanmıştı. Lakin, Nazım Kıbrısi bu camiyi neredeyse onda bir fiyatına almışlardı. Çünkü Nazım Kıbrısi Camii’ni satan kişiler Rothschild Ailesine mensuplardı ve Şeyh Nazım’ı kendi güdümlerine almışlardı. Yoksa Rothschild’lere ait bir havraya sahip olmak imkânsızdı. Bu havra düşük bir bedelle Nazım Kıbrısi’ye satılıyor ve cami yapılıyordu. Peki neden? Çünkü Nazım Kıbrısi adlı Nakşibendi şeyhi, bir İngiliz hayranı ve MI6 bağlantılıydı. Kıbrıs Türkleri, Ada’da bağımsızlık mücadelesi verirken, bu Nazım Kıbrısi denilen şahıs, Dr. Fazıl Küçük ve arkadaşları aleyhine propaganda yürütüyor ve İngilizlerin Ada’daki sözcülüğünü yapıyordu. Nazım Kıbrısi’ye göre; Türk Mukavemet Teşkilatı kâfir sayılıyordu… Bakınız; Kurtuluş Savaşımızda Kuvayi Milliye’yi, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını hain ve kâfir ilan edenlerle ne kadar benzeşiyordu. Bunak Kadir Mısıroğlu’yla fikir ortaklıkları da buradan kaynaklanıyordu. Devir değişiyor, zaman değişiyor; ama bazı kansız takımının İngiliz hayranlığı, İngiliz ajanlığı ve topyekûn Haçlı Batı uşaklığı hiç değişmiyordu. Şeyh Nazım Kıbrısi’nin bu hıyanet faaliyetlerinin kayıtları MİT’te ve Emniyet Teşkilatımızda da mevcut olduğu biliniyordu. İşte, bu Nazım Kıbrısi ile Kadir Mısıroğlu, İngiltere’de MI6’in kontrolünde faaliyetlerini sürdürüyordu. Mesela, Kadir Mısıroğlu’nun kızı hastalandığında İngiliz Kraliyet Ailesi devreye giriyor ve kendi branşında İngiltere’nin bir numarası olan doktoru, İngiliz Hanedanı bunlara özel olarak tahsis ediyordu. Bu ayrıcalığın sebebini anlamayanlara artık sözümüz yoktu. Bu Nazım Kıbrısi’nin dünyanın dört bir yerinde müritleri bulunuyordu. Ama her ne hikmetse müritler hep İngiliz Milletler Cemiyeti’ne üye olan eski İngiliz sömürgesi ülkelerde yoğunlaşıyordu. Yani asıl görevi İngiltere adına oralardaki Müslüman kitleyi elde tutmaktı!.. Örneğin, bu Şeyh Kıbrısi, “Prens Charles’in (Şimdiki İngiltere Kralı’nın) Müslüman olup kendi tarikatına mensup olduğunu, ama durumu gereği bunu açıklayamadığını” söylüyor İngiliz gazete ve dergilerinde manşet manşet beyanatları yer alıyordu. Hatta Şeyh Nazım, Prens Charles’in sünnet olduğunu ve gizli namaz kıldığını söylüyordu. Oysa Yahudiler zaten sünnet oluyordu!.. İşte Sn. Erdoğan’ın Muhterem Üstadı Kadir Mısıroğlu da bundan dolayıdır ki tam bir Nazım Kıbrısi ve İngiliz hayranı oluyordu.[1]
20 Aralık 2010 Tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Haberi!
“Madenciler Şeyh Nazım’ı Ziyaret Etti!”
“Şili’de 69 gün maden göçüğü altında kaldıktan sonra hayata dönen ve dramları dünyanın bir numaralı gündem maddesi haline gelen Şilili madenciler KKTC’nin Lefke kasabasında yaşayan Nakşibendi Şeyhi Nazım Kıbrısi’yi ziyaret ederek duasını aldı. 33 madenciyi temsilen, Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden KKTC’ye geçen 4 madenci, ‘4 gündür Ada’dayız; Şeyh Nazım’a özellikle geldik. Çünkü yerin altındayken şeyh bizim için çok dua etmiş’ dedi. 4 madenciden Ömer Reygadas, Şeyh Nazım’ın bildiği birçok insandan farklı olduğunu belirterek, tecrübelerinden yararlanmak istediğini ifade etti. Şeyh Nazım ise, ‘Onlar yerin 700 metre altındayken dua ettim, bu kuvvet olmasa bir tanesi yaşamazdı, maddi imkânlarla bir günden fazla yaşayamazlardı. Bana inanan kurtulur, inanmayan gider Ankara’ya ameliyat olur (yani beyni yoktur!)’ demeye getirmiştir.”
Hatırlayınız 2010 yılında Güney Amerika ülkelerinden Şili’de bir maden kazasında, 33 madenci 70 gün kadar göçük altında kalmışlardı. Nazım Kıbrısi “Onlar yerin 700 m altında iken dua ettim; zaten gönderdiğimiz bu manevi kuvvet olmasaydı, onların bir tanesi bile yaşayamazdı…” gibi riyakâr ve sahtekâr iddialarda bulunmuşlardı. Malum İngiliz mahfillerin bu yoğun Şeyh Nazım reklamlarından etkilenen bazı maden mağdurları, daha sonra 7 Mayıs 2014’te Kıbrıs’a onu ziyarete geldikleri medyaya yansımıştı. Hatta bütün dünyada ve özellikle İngiltere etkisindeki Müslüman nüfusu yoğun ülkelerde, bu Kıbrıslı Şeyh Nazım denen şahsın kerametleri, medya marifetiyle sürekli gündeme taşınmaktaydı. 2010 yılında Şili’de meydana gelen ve 2 ay kadar mağdurlara erişilemeyen bir maden ocağı göçüğünde, Kıbrıslı Şeyh Nazım’ın özel duaları kerametiyle, sonunda bu madencilere ulaşılıp kurtarıldıkları haftalarca gazete ve TV’lerde anlatılmıştı, hatta o mağdurlardan bazıları Kıbrıs’a gelip Şeyh Nazım’la buluşmuş ve şükranlarını sunmuşlardı. Öyle ki bu reklâm heyecanları arasında Şeyh Nazım Kıbrısi; “yakınlarındaki bir mağarada Mehdi (AS) ile buluştukları ve yakında zuhur edip ortaya çıkacaklarını” anlatmaya başlamıştı.
Kadir Mısıroğlu’nun Atatürk Düşmanlığı ve İngilizlerle İrtibatı!
Dr. Rıza Nur’un hazırladığı ve güya Atatürk’ün aslını ve hayatını yansıttığı… Oysa akla, mantığa ve tarihi olgulara aykırı olarak pek çok yalan iddia ve iftiranın yer aldığı 3 ciltlik “Hayat ve Hatıratım” kitabının mikrofilmleri 1965 yılında İngiliz diplomat ajanlarca ve nasıl oluyorsa Kadir Mısıroğlu’na ulaştırılmıştı. Kadir Mısıroğlu bu kitabı 1967 yılında Durmuş Satılmışoğlu adına kurulan hayali Altındağ Yayınevi’nce yayımlamıştı.
II. Meşrutiyet’te iki dönem Osmanlı Mebus-u Meclisanı’na seçilmiş olan, Ankara BMM Sinop Vekilliği yapan Rıza Nur, 1. İcra Heyetinde (ilk Cumhuriyet Hükümeti’nde) Maarif (Milli Eğitim) Bakanlığına atanmıştır, 1921-1923 arasında ise Sağlık Bakanlığı yapmıştır.
Saltanatın kaldırılması teklifini Meclis’e sunan insandır. Daha sonra, umduğu makam ve çıkarlara ulaşamayınca Atatürk’e ters düşüp 1926’da Türkiye’den ayrılmıştır. Pek çok yalan ve hezeyanlarla dolu “Hayat ve Hatıratım” kitabını 1960’tan önce yayımlanmamak şartıyla 1935 yılında, İngiltere-Londra’daki British Museum’a emanet bırakmıştır. Ve işte bu kitap nasıl oluyor ve İngiliz derin devletiyle hangi bağlantıları bulunuyorsa, 1965 yılında Kadir Mısıroğlu’na ulaştırılmış ve 1967’de yayımlanıp dağıtılmış ve 1968’de tekrar yasaklanmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Karabekir Paşaların akıl hocası kendisi olduğunu aktaran… Ama dönüp başta Atatürk olmak üzere, bunların birçoğuna; “Babaları belirsizlik, eşcinsellik, yabancılarla işbirlikçilik” gibi iftiralar atan bu adam, daha önce yazdığı “Türk Tarihi” kitabında Atatürk’e övgüler sıralamıştır.
Rıza Nur’un “Hayat ve Hatıratım” kitabını, sırf Atatürk aleyhine yalan iddialar içerdiği için, kutsal bir emanet gibi yayımlayan Kadir Mısırlıoğlu “Atatürkçülerin yoğun baskısından ve can korkusundan dolayı” İngiltere’ye pasaport vizesi alan insandır.
Erbakan Hoca’nın kurduğu ROKETSAN tarafından teslimatı yapılan füze sistemleri şunlardı!
TAYFUN Balistik Füzesi:
TAYFUN Balistik Füzesi, Türkiye’nin şimdiye kadar envantere sunduğu bilinen en uzun menzilli balistik füze idi. İlk atışı Ağustos 2022’de gerçekleştirilen TAYFUN, 500+ kilometre menzile ve 1 metreden daha az sapma değerine sahip. TAYFUN, yalnızca 3 yıl içerisinde seri üretime geçmişti. Mobil lançerlerden fırlatılabilen sistem, yüksek hassasiyetli güdüm yapısı sayesinde komuta kontrol merkezleri, askeri üsler ve kritik altyapılara karşı etkili bir vurucu güç niteliğindeydi: TAYFUN’un geliştirilmesiyle birlikte Türkiye, balistik füze teknolojilerinde önemli bir eşiği geride bırakarak stratejik caydırıcılığını üst seviyeye getirmişti.
TAYFUN BLOK-4 Özellikleri
İlk tanıtımı IDEF 2025 fuarında yapılan TAYFUN BLOK-4, TAYFUN füze ailesinin en gelişmiş ve en ağır versiyonu olarak dikkat çekiyordu. Hipersonik hız kabiliyeti sayesinde mevcut hava ve füze savunma sistemlerini aşmaya yönelik geliştirilen sistem, yüksek sürat ve manevra kabiliyetiyle öne çıkıyordu. 7 tonun üzerindeki ağırlığı ve yüksek patlayıcılı parçacık etkili harp başlığı ile BLOK-4, stratejik hedeflere karşı çok daha yüksek tahrip gücü sunmayı hedefliyordu. Uzun menzil, yüksek hız ve gelişmiş harp başlığı kombinasyonu ile TAYFUN BLOK-4, Türkiye’nin stratejik vurucu gücünü bir üst seviyeye taşıyacak yeni nesil bir sistem olarak konumlanıyordu.
SİPER, uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi:
Türkiye’nin uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi projesi SİPER, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) hava savunma kabiliyetlerini önemli ölçüde arttıracaktı. Milli imkânlarla geliştirilen SİPER, farklı tehditlere karşı etkin bir savunma sağlayarak Türkiye’nin stratejik güvenliğine katkıda bulunacaktı.
SİPER’in Genel Özellikleri
SİPER, modern hava savunma gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmış bir sistemdir. Sistem, hava savunma planlama ve koordinasyonundan, birleştirilmiş hava resmi üretimine kadar geniş bir yelpazede yeteneklere sahiptir. İşte SİPER’in öne çıkan genel özellikleri:
Hava Savunma Planlama ve Koordinasyon Yeteneği: Hava savunma operasyonlarının etkin bir şekilde planlanması ve koordine olunması.
Birleştirilmiş Hava Resmi Üretimi: Farklı kaynaklardan gelen verileri birleştirerek kapsamlı bir hava resmi oluşturulması.
Çoklu Angajman ve Ardışık Ateşleme Sistemi: Aynı anda birden fazla hedefe karşı angajman yeteneği ve ardışık ateşleme imkânı.
Dost ve Düşman Tanıma Marifeti (IFF): Hedeflerin dost mu düşman mı olduğunun otomatik olarak belirleyebilmesi düşmanların korkulu rüyasıydı.
Otomatik Tehdit Yönetimi: Tehditlerin otomatik olarak algılanması ve yönetilmesi özelliğini taşımaktaydı.
Tehdit Değerlendirme ve Silah Tahsis: Tehditlerin önceliklendirilmesine ve uygun silahların tahsis edilmesine yardımcı olmaktaydı.
Manuel/Yarı Otomatik/Otomatik Angajman Yeteneği: Operatörün duruma göre manuel, yarı otomatik veya otomatik angajman modlarını seçebilme yeteneği vardı.
Çoklu-Hedef/Çoklu-Radar Füzyonu Özelliği: Farklı radarlardan gelen verilerin birleştirilerek hedef takibinin iyileştirilmesini sağlamaktaydı.
Füzeler ile Çift Yönlü İletişim Yeteneği: Füzelerin uçuş sırasında güncellenebilmesi ve kontrol edilebilmesine yaramaktaydı.
Aktif Radar Arayıcı Başlık ile Terminal Safha Güdüm Yeteneği: Füzenin son safhada hedefe daha hassas bir şekilde yönlendirilmesi özelliği taşımaktaydı.
Yüksek Etkili Harp Başlığı: Hedeflerin imha edilmesinde yüksek etkinlik sağlanması.
Telli/Telsiz Haberleşme: Farklı haberleşme yöntemleriyle iletişim imkânı.
Gündüz, Gece ve Kötü Hava Koşullarında Görev Yapabilmesi: Her türlü hava koşulunda operasyonel olması.
Link 16 Taktik Data Link ve JREAP: Türk Hava/Kara/Deniz Kuvvetleri komuta kontrol unsurları ile koordinasyon sağlanması.
Gömülü Simülasyon Özelliği: Personelin eğitimi için gömülü simülasyon sistemi vardı.
Füze Fırlatma Sistemi: Her bir fırlatma sistemi üzerinde 6 adet füze ile görev yapabilme.
Atmaca Gemisavar Füzesi:
ATMACA Gemisavar Füzesi, su üstü gemileri, denizaltı platformları, hava platformları ve kara araçlarından kullanılabilen yüksek performanslı bir füzedir. Roketsan tarafından geliştirilen ATMACA, 250 kilometrelik etkili menzili ile hareketli veya sabit hedeflere karşı güçlü ve hassas vuruş yeteneği sunmaktadır. ATMACA, radar arayıcı başlık, kızılötesi görüntüleyici, karıştırmaya dayanıklı küresel konumlama ve radar altimetre gibi gelişmiş teknolojilerle donatılmıştır. 750 kg ağırlığındaki füze, 220 kilogramlık yüksek patlayıcı, parçacık etkili ve penetrasyon etkili harp başlığı ile düşman gemilerine karşı etkili bir savunma ve taarruz gücü sağlamaktadır.
HİSAR-A Alçak İrtifa Hava Savunma Füzesi:
HİSAR Füze Fırlatma Sistemi Alçak ve Orta İrtifa Füzelerini kullanan çok amaçlı bir sistemdir. Alçak İrtifa Füzesi kullanan HİSAR A+ Füze Fırlatma Sisteminin komuta kontrol ve atış kontrol fonksiyonları KORKUT-AİC tarafından yürütülmektedir.
HİSAR-O (Orta İrtifa) RF Hava Savunma Füzesi:
HİSAR-RF Füzesi, HİSAR-O+ Füzesi ile hemen hemen aynı fiziksel yapıdadır. Radar arayıcı başlık kullanan HİSAR-RF Füzesi’nin, soğutmalı görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlık (IIR) kullanan ve atmosferik şartların getirdiği ısınma sorunundan ötürü menzilinde birtakım sınırlar bulunan HİSAR-O+ Füzesi’ne göre daha yüksek menzile sahip olacağı vurgulanmıştır.
Sungur Hava Savunma Füze Sistemi:
Türk Savunma Sanayisinin önemli bir ürünü olan SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, hareketli ve sabit hedeflere karşı üstün savunma kabiliyeti sunmaktadır.
Güdüm Sistemi; Kızılötesi görüntüleme (IIR),
Ateşle-Unut (Fire-and-Forget) özelliği, çoklu hedef angajman kabiliyeti taşımaktadır.
Operasyonel Avantajlar:
• Taşınabilir Tasarım: Omuzdan atılabilir veya araçlara entegre edilebilir.
• Hızlı Tepki Süresi: Düşük irtifalı tehditlere anında müdahale yeteneklidir.
• Platform Esnekliği: Kara araçları, deniz platformları ve sabit bataryalarla uyumlu haldedir.
“KARA ATMACA” Karadan Karaya Seyir Füzesi:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na uzun menzilden hassas vuruş yeteneği kazandıracak olan KARA ATMACA’nın geliştirilmesine ilişkin sözleşme 18 Ağustos 2021 tarihinde Savunma Sanayii Başkanlığı ile ROKETSAN arasında imzalanmıştı. Füze, yaklaşık 250 kilogram ağırlığında bir harp başlığına ve görüntüleyici kızılötesi (IIR) arayıcı başlığa sahip. KARA ATMACA, agresif manevralar gerçekleştirerek santimetre hassasiyetle belirlenen hedefleri imha edebilecek konumdadır.
ÇAKIR Seyir Füzesi:
ROKETSAN tarafından geliştirilen ÇAKIR Seyir Füzesi; kara, deniz ve hava platformlarından atılabiliyor. Füze, Kale Jet Motorları tarafından geliştirilen yerli ve milli KTJ-1750 turbojet motor ile çalışıyor. Görev planlaması sırasında tanımlanan üç boyutlu dönüş noktalarına göre hareket edebilen ÇAKIR, hedef üzerinde vuruş noktası seçimine ve özgün harp başlığına sahip. Füze; yüksek imha kabiliyeti, gelişmiş ara safha ve terminal güdüm sistemleriyle tüm hava koşullarında hedefe yüksek hassasiyetle angajman sağlayabiliyor.
SOM Seyir Füzesi:
SOM, muharebe sahası derinliklerinde yoğun bir şekilde korunan kara ve hareketli deniz hedeflerine karşı, hava savunma füze sistemlerinin menzili dışında, havadan karaya/satha kullanılan seyir füzesi olarak görev yapıyor. Menzili 250 kilometre olan, çeşitli harp başlıkları ve donanımlardan konfigürasyonları bulunan SOM, insanlı ve insansız hava platformlarıyla kullanılabiliyor.
T-107/122 Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) Silah Sistemi,
T-122/300 Çok Maksatlı ve Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) Sistemi,
ROKETSAN tarafından geliştirilen MAM-L Mini Akıllı Mühimmat Çeşitliliği,
İnsansız hava araçları (İHA), hafif saldırı uçakları ve kara araçları için geliştirilen MAM-T, MAM ailesinin en büyük ve en güçlü mühimmatları içerisindedir.
ROKETSAN tarafından geliştirilen TEBER Güdüm Kiti, Türkiye’nin yerli savunma sanayii projelerinden birisidir.
L-OMTAS, zırh delici tandem harp başlığı ile muharebe alanındaki zırhlı tehditlere karşı etkili lazer güdüm yeteneğine sahip orta menzilli bir tanksavar silah sistemidir.
Sözün özü:
SAHA 2026 Uluslararası Savunma Fuarı’nda tanıtılan, Türkiye’nin Kıtalararası Hipersonik Balistik Füzesi YILDIRIMHAN, özellikle Kuduz İsrail’i ve Uyuz Yunanistan’ı korkutup telaşlandırmıştı!.. 6 bin km menzile sahip YILDIRIMHAN Füzesi, Ankara’dan Tel Aviv’i ve Atina’yı rahatlıkla vuracak üstün nitelikler taşımaktaydı. Ve tabi; “At sahibine göre kişner!..” atasözü unutulmamalıydı!..
- Kadir Mısıroğlu’nun Şeyh Nazım Kıbrısi ile Londra’da buluştuğu videonun linki: www.youtube.com/watch?v=PKfQiyHnrOy&t=1s

CÜBBELİ AHMET “BEL’AM”CIK’I VE MAHMUT EFENDİ YAKINLARINA UYARI!
FETULLAH GÜLEN DOSYASI
Dünyanın Fikri Değişimi Türkiye’den, FİİLİ DEĞİŞİMİ İSE FİLİSTİN’DEN BAŞLAMIŞTIR!
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
FİLİSTİN’DE; BÜYÜK BAYRAMIN BÜYÜLÜ BAŞLANGICI VE ZEKİ GEÇKİL’İN ŞARLATANLIĞI
OĞUZHAN ASİLTÜRK’ÜN ERBAKAN’A İFTİRALARI
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
DİKKAT!? Soysuzların Soytarılığı!
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
KUR’AN’A TERCÜMAN, OLDUM KOVULDUM! (ŞİİR)
HİKMETLE BİRLEŞMEYEN BİLGİ, SAHİBİNE AĞIR GELİR VE ONU YAKMAYA BAŞLAR!..Şiirin genel hatlarından çıkan sonuç: Samimi…
Öncelikle bir hakkı haklıya vermek gerekir. Milli Çözümün 31 Ağustos 2025 tarihinde "Kemal Kılıçdaroğlu Haklıydı…
Mutlak Butlan Mevzusunu değerlendirirken 1 yılı geçkin süre öncesi kaleme alınan makaleyi de hatırlamak yararlı…
Milli Çözüm Feraseti Birkez Daha Haklı Çıkmıştı. Sn Kılıçdaroğlu Bu Kez Şansını İyi Kullanmalıydı…! Geçen…
Her parti temsilcileri Mutlak Butlan sonucuyla ilgili mahkeme kararıyla ilgili görüşlerini açıklama yapmışken acaba İktidar…
Necmettin Erbakan Hocamız; ABD yönetimi için "Terbiye edilmemiş vahşi aygır" tabirini kullanmıştı. Erbakan Hoca’nın "Vahşi…
Ülkemizin ve insanlığın kurutuluşa ermesi için ilk adım, bir Milli Mutabakat Hükümetinin kurulması olacaktır. Kılıçdaroğlu…
Siyasetin meşruiyeti yalnız sandıktan değil, vicdandan ve adaletten de beslenir. Eğer delegelerin iradesi şaibe altında…
Mevcut iktidarın ülkeyi soktukları ekonomik çıkmaz, mensuplarının ve yandaşlarının yurtdışındaki şahsi malvarlıkları ve diplomasideki cıvıklaşmış…
İYİ Kİ MİLLİ ÇÖZÜM VAR DEDİRTEN BİR MAKALE İLE YİNE BAŞBAŞAYIZ: MİLLİ ÇÖZÜM HAKKI HAK…