YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a93fb55b8f0c
0
0
171,117,28,27,170,6401,6356,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 2 5 1
Bugün : 22467
Dün : 63322
Son 30 gün : 1772815
Toplam : 60863622
IP Adresiniz : 216.73.217.1

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

ÖĞÜT VERMEKLE ÖVÜNMEK AYRIDIR
VE
KARAKTER ÇOCUKLUKTA OLUŞMAKTADIR

  1. https://www.mealikerim.com/93/duha/11
  2. https://www.mealikerim.com/18/kehf/66:67:68
  3. https://www.mealikerim.com/18/kehf/86:95
  4. Bak: Yaşam Editörü Ö. F. Kino
4.8 18 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Neslihan BAYRAKTAR

Neslihan BAYRAKTAR

Subscribe
Bildir
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

Milli Çözüm Üniversitesi toplum mühendisliğinin en alt kurumu olan aileden başlayarak tüm insanlığa hayırlı hizmet edecek ilişkileri Kur’an ve Sünnet ışığında bizlere sunulmuştur. Adeta insanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği evreler insanın kişilik ve karakterini oluşturmaktadır. Amaç tüm insanlığa barış ve huzuru getirecek yaratılış gayesine uygun bir yaşam sonunda Allahın rızasına ulaşacak olgunluğa ulaşacak hayırlı hizmetlerin yapılmasıdır. Çün insan Allahın yeryüzündeki temsil makamın sıfatı gereği çevresi ile ilşkili olarak topluluk halinde bir çok ilişki içerisinde kendi kusur ve eksikliklerini tamamlamak için çalışmaktadır. Herzaman bazı zaaf ve eksikler ise yaratılış gereği doğal ve tabidir. Kuranda anlatılan kıssalar ise bizlere en mükemmel klavuz yapan örneklerdir. Çocuklarımızı bu örneklere uygun olarak yetiştirip olgun ve doygun bir birey olarak şekillenmesini sağlamalıyız. Yoksa hiç birşeyden memnun olmayan özellikle bu günün kanayan yarası “Z” kuşağı denen çatışmacı, doyumsuzsuz, çalışmadan kolay yoldan helal haram ayırmadan kazanmanın derdinde olan bir nesil yetiştirilmiş olacaktır. Buda siyonist aklın bir planıdır. Şuurlu bir nesil ancak Milli Çözüm fikriyatıyla yetişecek insanlığa huzur ve barış medeniyetini inşaa edecektir. Tüm emeği geçenlere ayrı ayrı teşekkürü borç biliyorum. Saygılar sunuyorum. İyiki varsınız..

“Ve (Sana lütfettiği bütün bu üstün fazilet ve meziyetlerden dolayı, övünmek ve böbürlenmek için değil, ama sevinmek ve şükretmek niyetiyle) Rabbinin nimetini (anıp minnet ve memnuniyetle) hatırlat ve anlat (ki Makam-ı Mahmud’a ulaşasın.)” (Duhâ 11)
https://www.mealikerim.com/93/duha/11

Allah’ın nimetlerini şükür makamında aktaranlara; “kendini beğenmek ve beğendirmek, nefsini övmek ve böbürlenmek…” şeklinde iftira atıp, itiraza, ithama ve ifsada başlayanlar böylece, asıl kendi gizli çıbanlarını, nankörlük ve fesatlık çabalarını açığa vurmuş olmaktadırlar.

Tevazu gösteriyorum numarasıyla veya kalbinde hastalık bulunan bazı haset ve enaniyet sahipleri itiraz, itham ve ifsad yapacak diye Allah’ın nimetlerini şükür makamında aktarmaktan vazgeçilmemelidir.

Hakkı getirmiş olan ve gönderilen diğer elçileri de doğrulayanlara; “kuracağınız yeni düzenle büyüklük ve üstünlük size kalsın diye mi bize geldiniz!” iftirası atmaktadırlar.

“(Onlar ise Hz. Musa ve Harun’a:) “Siz bizi, babalarımızı-atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden (mevcut sistemden) çeviresiniz de, bu memlekette (kuracağınız yeni düzenle) büyüklük (ve üstünlük) siz ikinize kalsın diye mi bize geldiniz? Biz sizin ikinize de inanacak (getirdiğiniz dine ve düzene uyacak) değiliz” demiş (zulüm ve zillet üzerinde inat etmiş)lerdi.” (Yunus 78)
https://www.mealikerim.com/10/yunus/78

Nasıl huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmemiz konusunda çok anlamlı hazırlanmış bu makaleden dolayı Milli Çözüm’e teşekkürlerimizi sunuyoruz. Makaledeki öğüt ve kriterler; kendi bireysel yaşamımızdan tutun aile kurup iyi bir nesil yetiştirme ve toplumla barışık halde yaşayıp toplumsal gelişime katkı sunmak hususunda bize rehberlik ediyor. Ayrıca rehberliklerine itibar ettiğimiz insanların; kendilerine Cenabı Hakk tarafından verilmiş özel yetenek, bilgi, birikim ve tecrübelerini anlatmalarını örnek almak, yaşamımızı planlı hale getirmek ve daha üretken olmak (maddi ve manevi) yerine olumsuz eleştir konusu yapmak akıl karı değildir. İnsan şu soruyu sormalı; bana yapılan rehberlik beni Allah’a (c.c.) isyanamı teşvik ediyor, yoksa itaate ve sonsuz mutluluğa mı? Bizi Allah’a (c.c.) kulluğa sevk eden bir rehberliği bulmuş isek kaybetmemek için çaba göstermeli ve bu nimetin kadrü kıymetini bilerek hareket etmeliyiz.

Nimeti anlatmak şükür, nimeti kendine mal etmek ise kibirdir.

İlâhî lütufları hatırlatmak, insanları hayra teşvik etmek ve Rabbine şükretmek içindir; böbürlenmek ve üstünlük taslamak için değil.

Peygamberlerin ve salih insanların anlattıkları meziyetler, kendilerini yüceltmek için değil, insanlara örnek olmak ve hakikati göstermek içindir.

Karakter bir anda oluşmaz; çocuklukta atılan küçük tohumlar, yıllar sonra büyük bir ağaca dönüşür.

İnsan, güçsüzlere karşı tavrıyla, eleştiri karşısındaki olgunluğuyla, eline geçen yetkiyi nasıl kullandığıyla, zorluk anlarındaki duruşuyla ve sözleriyle davranışları arasındaki uyumla, gerçek yüzünü ortaya koyar.

Asıl fazilet, konuşmakta değil yaşamakta; öğüt vermekte değil örnek olmakta gizlidir. Çünkü insanın değeri, sahip olduğu imkânlarla değil, o imkânları hangi ahlâkla kullandığıyla ölçülür.

Kısacası; şükür kibir değildir, tevazu eksiklik değildir. Güzel karakter, çocuklukta filizlenen; sabır, merhamet, samimiyet ve sorumlulukla olgunlaşan en büyük nimettir.

Rabbimizin esirgediği dışında nefsimizi temize çıkaramayız…

Makaleyi okurken , Hz. Yusuf (as) ın ,Mısır kralına ihanet etmeyip haklı olduğunun halk nazarında da öğrenilmesi karşısında takındığı olgun örnek davranışı hatırlamış olduk…

(Yusuf, kadınların Mısır Melikine gerçeği itiraf ettiklerini öğrenince aracıya şunu söyledi:) “Bu (girişimim), onun (Vezirin) yokluğunda gerçekten kendisine ihanet etmediğimi ve Allah’ın ihanet edenlerin hileli-düzenlerini kesinlikle başarıya eriştirmeyeceğini kendisinin de bilip öğrenmesi içindi. (Kendimi iftiradan, çevremi de su-i zandan kurtarmam icap ederdi.)

(Yoksa) Ben (böbürlenip) nefsimi temize çıkaramam (böyle bir düşünce peşinde değilim). Çünkü -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- gerçekten (her insandaki) nefis var gücüyle kötülüğü emredicidir (ve günahlara meyillidir). Şüphesiz, benim Rabbim, Bağışlayandır, Esirgeyendir.”

Yusuf Suresi 52,53

Çünkü mükemmeliyetçi çabalar, sağduyu ve toplumsal ilgi ile birlikte ortaya çıktığı müddetçe sağlıklı ve yararlı sayılmıştır.”

Makalede geçen bu cümle gerçekten çağımızın en temel hastalıklarından birinin şifası mahiyetindedir. Günümüz ebeveynleri çocuk yetiştirirken bireysel saiklerle mükemmelliyetçi bir tutum sergilemekte çocuğu kendisi için mükemmel olma yönünde güdülemektedirler. Bu yöntemin akabinde bencil, doyumsuz çocuklar yetişmektedir. Ama bu mükemmelliyetçilik bireysel bir saikle değil topluma faydalı olma güdüsüyle şekillendiğinde insanlığa faydalı bireyler yetişecektir inşallah.

Öğüt Vermekle Övünmek Ayrıdır ve Karakter Çocuklukta Oluşmaktadır” başlıklı makale; İslami hakikatler ile modern psikolojinin esaslarını fevkalade bir telif anlayışıyla bir araya getiren müstesna bir çalışma olmuştur.
​Makalede “Tahdis-i Nimet” kavramı etrafında yapılan izahatlar; niyet, ihlas ve üslup arasındaki ince çizgiyi son derece sarih bir biçimde ortaya koymaktadır. Cenab-ı Hakk’ın lütfettiği meziyetleri, şükür ve örnek teşkil etme niyetiyle paylaşmak ile nefsi öne çıkarma riyakarlığı arasındaki fark, Kur’an-ı Kerim’deki peygamber kıssaları (Hz. Hızır, Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman A.S.) üzerinden örneklendirilerek zihinlerdeki tüm şüpheleri izale etmiştir.
​Ayrıca metnin ikinci kısmında, bir insanın gerçek seciyesini gösteren 5 temel ölçüt ile Alfred Adler’in Bireysel Psikoloji kuramına yapılan atıflar oldukça kıymetlidir. Karakterin teşekkülünde ilk çocukluk yıllarının, aile ortamının ve “aşağılık/yetersizlik duygusunu telafi etme” çabasının belirleyici rolü, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) toplumsal dayanışmayı emreden nebevi muştusuyla nihayete erdirilmiştir. İnsanın ancak toplumsal ilgi ve ümmet bilinciyle kâmil bir şahsiyete bürünebileceği vurgusu, günümüz insanının en çok muhtaç olduğu reçetedir.

Makalede okuduğumuz “tahdis-i nimet” (Allah’ın nimetlerini şükür makamında aktarmak) kavramını insanlara anlatma hükmü, bize İsra ve Miraç mucizeleri sonrasında yaşananları hatırlattı.

Müşrikler ve kalbinde hastalık olanlar; “Bir gecede Mescid-i Aksa’ya gidip oradan göğe yükselmek imkansızdır. Muhammed bizi kandırıyor, gösteriş ve riyakarlık yapıyor,” diyerek onunla alay ettiler. Hatta bazı zayıf imanlıların bu imtihan karşısında dinden döndüğünden bahsedilir.
Oysa müşriklerden bu durumu fırsat bilip Hz. Ebû Bekir’e koşanlar olmuş ve “Bak, arkadaşın neler söylüyor!” demişlerdi. Hz. Ebû Bekir Efendimiz ise tarihe geçecek o muazzam bağlılığı göstererek, “O söylüyorsa şüphesiz doğrudur,” demişti. Bu olay üzerine kendisine “Sıddîk” (en sadık, doğrulayıcı) unvanı verildi. Topluluğun bir kısmı inkârı seçerken gerçek müminlerin imanı ise katlanarak artmıştı.

Yaşayacağımız örneklerde verilen millî çözüm nimetinin büyüklüğü yanında çok ufak kalacak ama bizi sevindirmesi, mutlu edip örnek teşkil etmesi gereken nimetler kafamızı karıştırıyorsa bunun aslında bir eleme imtihanı da olabileceğini bilmek gerekir. Bu noktada, Miraç sonrasındaki tavırlardan hangisine benzediğimize dikkat etmeliyiz.

Hz Resulüllah (sav) şöyle buyurmuştur :

“Ben Adem oğullarının efendisiyim, ancak övünmek yok” veya “Ben peygamberlerin sonuncusuyum, ancak övünmek yok”

Alemlere Rahmet olarak gönderilen, insanlığın Yüce Şahsiyetinin, bu mübarek sözlerinin bir tefsiri hükmünde kaleme alınan bu makalenin, ilkokuldan üniversiteye, iş hayatından ibadet ortamlarına kadar her koşulda işlenmesi temel bir zorunluluktur..

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazın.x
Paylaş...