ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2403
mod_vvisit_counterDün4283
mod_vvisit_counterBu Hafta9992
mod_vvisit_counterGeçen hafta35024
mod_vvisit_counterBu Ay15784
mod_vvisit_counterGeçen Ay183380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18113885

IP'niz: 3.235.227.117
Bugün: 04 Ağu 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12689470

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

RÜYA ALEMİNDE ERBAKAN HOCANIN ÇOK İBRETLİ VE HİKMETLİ UYARISI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 30
ZayıfMükemmel 

 

RÜYA ALEMİNDE ERBAKAN HOCANIN

ÇOK İBRETLİ VE HİKMETLİ UYARISI

        

FATMA BETÜL ERİŞKİN - 06.03.2021

         

Rüyamda; telefonuma görüntülü arama çağrısı gelmiş olduğunu fark ediyorum. Telefonum genelde sessizde olduğundan aramayı fark etmemiş, sonrasında görmüş oluyorum. Numarayı tanımadığım halde, normalde yapmadığım bir şey yapıyorum ve numarayı görüntülü arıyorum. İkinci çalışında telefon açılıyor; Aziz Erbakan Hocamız beyaz bir gömlek giymiş halde ekranda görünüyorlar. Benim bulunduğum yer kış mevsimindeyken, Erbakan Hocamızın bulundukları yer ılık bir yer olacak ki, üzerlerinde yalnızca gömlek bulunuyor. Mübarek kolları sıvanmış, yakaları da bir düğme açıkmış. Mübarek boyunları ve gömlek yakaları arasına beyaz bir mendil koymuşlar. Mübarek saçları da ıslanmış halde oluyor. Erbakan Hocamız yarı öfkeli, yarı üzgün bir ses tonuyla: "Esselamü aleyküm. Görüyor musun, insanoğlu ne kadar tuhaf. Arpa eker fakat buğday hasat etmek ister. Sonra da buna ciddi ciddi öfkelenir. Hayır, ne bekliyorsun ki? Biçtiğini beğenmiyorsan ektiğine bakacaksın! Seçimini yaptınsa, katlanması gereken de sensin. Yanlış seçim ve uygulamaların için gördüğün muamele de, dünyada da ahirette de adil olacaktır. Doğru yaşarsan doğru kişilerle karşılaşırsın. Hak ile olursan, her şart ve koşulda haklı olursun. İnsanlığın kurtuluşunu istersen, o insanlarla sen de kurtulursun. O kurtuluş ve refah için çalışır ve gayret sarf edersen, önünden, arkandan, gördüğün görmediğin birçok yardımcının, senin kurtuluş ve refahın için çalıştığını görürsün. Secde için alnını yerlere sürer, Hakkı tutup kaldırmak için çabalarsan, başını ve izzetini gökyüzünde, Allah'ın görünen görünmeyen ordularının önünde, komutasında görürsün! Bu böyledir. Peki, tersi olunca ne olur. Doğruymuşsun gibi görünüp yanlış hareket edersen; yanlış kişiler yoldaşın olur, yanlışın melikine; şeytana hizmet edersin ve bu senin vicdanına hiç ağır gelmez olur! Hakkın karşısında olursan, bâtılın tarafında olmuş olursun. Hakkı kendine düşman edersen, her şart ve koşulda, dünya ve ahirette yenilmeye, kaybetmeye mahkûm olursun. İnsanlığın ifsadı, ezilmesi, zulüm görmesi için çalışır veya kurtuluşu için çaba sarf etmezsen, sonsuz bir bunalımla, huzursuzlukla, mutsuzlukla kaybeder, ezilir, mutsuz, huzursuz, bedbaht bir şekilde yaşar ve o şekilde de geberir gidersin! Önünden, arkandan, görünen, görünmeyen sayısız görevli, işine set çekmeye, sürekli seni engellemeye, yaptıklarının sonunun gelmemesine görevli kılınır. Değer mi? Yerde ve gökte, dünya ve ahirette zelil, bayağı, yüzükoyun ateşe sürüklenmeye değer mi? Üç günlük dünyada, gelenin gittiğini göre göre, en yakınlarının yaşıtlarının biir bir imtihanını vermeye gittiğini göre göre, bu neyin hırsı? Bu neyin hazmedemeyişi?

Siz Milli Görüşü neye, nereye, kime yamamaya çalışıyorsunuz? Bu, Allah'ın davasıdır, Peygamberlerin davasıdır. Sizin gerçekleri söylemez ve doğrulara dönmez dilleriniz, hudut bilmez ve dava gayreti çekmez kapkara olmuş kalpleriniz çok yakında çürüyüp toprak olacakken, her türlü tahribata rağmen hâlâ arkamızdan gelmeye gayret eden, kalbinde sevgimizi barındıran, Biz adres gösterdik diye de SP’den kopup gidemeyen bir avuç dava insanının vebaline girmeye, onları Siyonizm’e uşak olmuş yapıların ve kapıların duvarında tuğla yapmaya utanmıyor, bu konuda Allah'tan korkmuyor musunuz?" buyurdular. Benim şaşkın bir şekilde baktığımı ve anlamaya çalıştığımı görünce gülümsediler. Erbakan Hocamız: "Ne oldu, korktun mu?" buyurdular. Ben: "Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti Aziz Hocam. Ben ne yaptım, hangi yanlışın içine düştüm ki Aziz Hocamızı bu kadar kızdırdım ve bütün bu sözleri duydum. Ben sizin bu cümleleri kuracak kadar üzülmenize dayanamam ki Aziz Hocam!" dedim. Erbakan Hocamız: "Sözümüz elbette sana! Amma bu yanlışları sen yaptığın için değil, sen sözcü olduğun için sana. Bu sözleri ilet diye sana. Biliniz ki; Biz ahirete her geleni karşılıyoruz. Elbette bunların da sırası geliyor, bunları da karşılayacağız. Bakalım ak koyunun, kara koyunun ortaya çıkacağı o gün ne yapacaklar? Nasıl oynayacaklar? Ellerini sıkı sıkı tuttukları karanlık yapılar, o gün bunları aydınlatacak mı sanıyorlar? Yok, öyle olmadığını senin Benim kadar da iyi biliyorlar! İki daha sıçrasınlar bakalım. Asıl konacakları yere geliyorlar, nefesleri sayılı... Tik tak, tik tak, tik tak… Saat işliyor, pil yavaştan da yavaş; pilleri bitti bitiyoor. Siz hiiç canınızı sıkmadan, keyfinizi kaçırmadan, yaptığınızı yapmaya, (Milli Çözüm Dergisini ve kitaplarını çıkarmaya ve Ahmet Akgül’ün hazırladığı Meal-i Kerim’i okumaya) daha fazla gayretli olmaya devam edin. Allah size kutlu ve uğurlu bir yol açmıştır ve o yolu kapatmaya kimsenin gücü yetmeyecektir!" buyurdular. Ben: "İnşallah Aziz Hocam; Rabbimizin inayeti, Sizin dua ve himmetiniz, Muhterem Ahmet Hocamızın gayret ve öğretisiyle, son nefesimizi verinceye kadar bu yolda gayret etmeyi dileriz!" dedim. Erbakan Hocamız: "Dileyene dileği verilir. Buğday eken buğday biçer, hiç tasa etme. İnsanın ölümü kendi kıyametidir. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Hazretleri: "Bu evde (Beytullah’ta) tavaf kesildiği vakit kıyameti bekleyin!" buyurmuşlardır. Bakınız, Kâbe’de tavaf durdu. Belki de bu kıyamet, kişilerin imanlarının kıyametidir! Nesillerinin kıyametidir! Ahmet’i özledik. Bir bakın bakalım, Ramazan’da buralara gelebiliyor musunuz?" buyurdular. Ben: "Geliriz tabi ki Aziz Hocam. Oruçlu olunur, ama uçak, tren, zorlanılmaz. Makam-ı Şerifte buluşmuş oluruz!" dedim. Erbakan Hocamız: "Hayır hayır, makamda değil, umrede buluşalım diye istedik. Gelinebiliyor mu bir bakalım. Ahmet Elazığ'a gitmeyiverir. Osman, Nail, Necmettin, Sen… Bir bakın bakalım, buralara gelinme imkânı var mı?" buyurdular. Ben: "Osman Nuri Çelik Abiyi mi kastettiniz Aziz Hocam?" dedim. Erbakan Hocamız: “Yok yok, Çelik değil; Eraydın!" buyurdular. O şekilde uyandım.

        

Te’vili:

● SP’yi ve Milli Görüşçüleri, AKP’nin veya HDP’nin kuyruğuna takmak isteyen yetkililerin bilinçli bir hıyanet; onları destekleyenlerin ise gaflet ve cehalet içinde bulunduklarını…

● Bunları açığa vuran ve dava mensuplarını uyaran Milli Çözüm’ün çok haklı ve hayırlı bir görev yaptığını…

● Hainlerin yakında ve mutlaka belasını bulacakları kutlu bir değişimin yaşanacağını…

● Aziz Hocamızın Umre ziyaretine davet buyurduğu kardeşlerimizin ve tüm Milli Çözüm Ekibimizin, özverili ve halis niyetli gayretlerinin (inşallah) Allah katında makbul sayılacağını…

Haber veren ve müjdeleyen bir rüyayı sadıkadır. En doğrusu Allah katındadır.

Makale Paylaşım Sayısı: 307

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR