YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69f4732002de8
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 4 4
Bugün : 18632
Dün : 60722
Bu ay : 18632
Geçen ay : 1737715
Toplam : 53901405
IP'niz : 216.73.217.100

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

AHMET AKGÜL’ÜN HAYATI VE KİTAPLARI

KOKARYAKIT TEZEK!

Ben kokaryakıt tezek
Bir gün gelecek
Akaryakıtlar, tüpgazlar
Tutup elimi öpecek…

Ben kokaryakıt tezek
Bir gün gelecek
Elbet Hasanlar da
Fatmalar da gülecek…

Ben kokaryakıt tezek
Ey ülkemi yöneten zevzek…
Hiç haberin var mı
Ne haldedir Mazgirt
Ve Çemişgezek…

Ben kokaryakıt tezek
Ey sağcı-solcu
Alevi-Sünni diye
Uğraşan gerzek…
Bak Millet perişan
Hâlâ birbiriyle boğuşan ahmaktır…
Artık akıl
Ve vicdan olsun süzek…
Çünkü inançtır, ahlâktır
İnsana yakışan bezek…

KAHBE DÜNYA!..

Herkesin tapındığı bu hayat;
Bana çok yavan geliyor,
Oldukça basit ve bayat!…
Sevmek ve sarılmak istesem de;
Garip kuşkular,
Ve muzdarip duygular,
Hep beni engelliyor!..

Oysa ben gerçeği arıyorum…
Ama ne camide,
Ne cümbüşte,
Bir türlü bulamıyorum!?
Bu ne sahte bir hayat,
Bunalıyorum!..
Sonsuzluğu, ölümsüzlüğü özlüyorum
Bazen seziyorum, yaklaşıyorum
Ne çare, tutamıyorum, heyhat!..

Ne göktesin, ne yerdesin
Ey Yüceler Yücesi, nerdesin?..
Yalan bir dünya,
Yalama bir toplum,
Rol kesiyor herkes…
Yüzlerde maske,
Arkadan bıçaklıyor,
En iyi dostum.
Hiç doğmasaydım keşke!
Şarkılar yalan
Aşklar yalan
Beyefendi sahte, berduşu sahte
Sarhoşu sahte, sofusu sahte
İnkâr ederek can verir
Son nefeste!?

Solculukmuş, sağcılıkmış
Hepsi tuzak
Ve samimiyetten uzak…
Maneviyat, mezarlıkta kalmış..
Mertlik, mazide tutsak…

Bir sürü gavat
Boynunda gravat
Kimi din-iman satıyor
Kimisi avrat!..

Velhasıl, yalan dünya, hayal dünya
Uydurmaca, masal dünya..
Bazen tatlı bir rüya gibi,
Bazen kâbus misali,
Uyanınca, zeval dünya!..
Ey kör dünya,
Kirli dünya
Döne döne dönekleşmiş,
Gördün ya!
Ah be dünya,
Kahbe dünya!..

———————————————————————————–

● Hocamızın Başlıca Kitapları:

1- Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meal-i Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

2- Konularına Göre Ayetler: Kur’an-ı Kerim Fihristi (Yayına Hazırlayanlar: Osman Eraydın – Nail Kızılkan – Ufuk Efe)

3- Yüz Kur’ani Kavram ve Yorumları (Yayına Hazırlayan: Abdullah Akgül)

4- Hz. Muhammed ve Asr-ı Saadet (Yayına Hazırlayanlar: Osman Eraydın – Nail Kızılkan)

5- Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

6- Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

7- Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

8- Refah-Yol’la Rantiyenin Savaşı

9- İslam Davası ve Cihad Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

10- “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

11- Bizim Atatürk

12- Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

13- 15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

14- Hamas Şeytanı Şaşırttı ve Dünyayı Uyandırdı!

15- Siyaset ve Strateji Bilgeliği

16- Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

17- Osmanlı Sistemi ve Abdülhamid Siyaseti

18- İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

19- Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

20- Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

21- Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

22- AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi

23- Teşkilatçılık (İletişim ve İşbirliği Sanatı) Mesaj ve Metod

24- Başkanlık Diktatoryası

25- Milli Şuur ve Ordu

26- Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

27- Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

28- Din-Devlet ve Demokrasi

29- Din Dengedir İslam İlericiliktir

30- İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

31- Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

32- İslamcı Münafıklar ve Ulusalcı Sapkınlar

33- Milli Görüş’ün Marazlıları

34- (Kadiri – Haydari Tarikatı) Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

35- Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

36- Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

37- Ah-u Figan’ım (Şiir)

38- İsrail’in Şımarması ve Armageddon Savaşı

39- BDP’nin Özerklik Kalkışması

40- Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

41- Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din ve Devlet Tahribatı

42- Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

43- Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

44- Cezaevinde Yazdıklarım

45- 24 Yıl Öncesinden; AKP Gerçeği ve Akıbeti

46- Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

47- Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

48- Sabah Yakın Değil miydi?

49- Zafer Muştuları ve Fetih Hazırlıkları

50- Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

51- Hak Davanın Hokkabazları

52- ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri

53- Bir Devrim Yaşanıyordu!

54- Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

55- Siyaset Şehveti ve AKP’nin Şerbeti (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

56- AKP’nin Akreplikleri (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

57- Gaflet miydi, Hıyanet miydi?

58- Tahribat Ortakları: AKP’nin Arkası, MHP’nin Markası

59- Türkiye Tarihi Dönemeçteydi!

60- Erbakan’dan İntikam Alanlar

61- Ortadoğu’da Yaklaşan Armageddon Savaşı ve Hilal-Haç Kapışması

62- Tuz Kokarsa…

63- Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

64- Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

65- Başka Çare Kalmamıştı

66- Türkiye’nin Erdoğan’la Sınavı ve Ukrayna Savaşı

67- Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

68- Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

69- Dış Politikamız (I) BOP’un Temelleri (1988-1998)

70- Dış Politikamız (II) Yakın Tarihimizin Talihsiz Süreçleri (1998-2008)

71- Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

 

● Üstadımızın hazırladığı; İlköğretimden, Üniversiteye kadar öğrencilerimize inanç ve ahlâk esaslarını ve Milli-İnsani sorumluluklarını öğretecek Yardımcı Ders Kitapları:

72- 4. Sınıf – İlkokul-4 – İnanç Bir İhtiyaçtır; Güzel Ahlâk Amaçtır!

73- 5. Sınıf – Ortaokul-1 – Çocuklar Sizin İçin Yaratılış Harikaları ve Din Ahlâkı

74- 6. Sınıf – Ortaokul-2 – İslam; Doğal Hayat ve Güzel Ahlâktır

75- 7. Sınıf – Ortaokul-3 – Allah’a İman ve Ahlâk Kuralları

76- 8. Sınıf – Ortaokul-4 – Bilimin Işığında Allah’ın Varlık Kanıtları ve İslam Ahlâkı

77- 9. Sınıf – Lise-1 – Yaratılışın Bilimsel Kanıtları

78- 10. Sınıf – Lise-2 – İslam’ın Aydınlığı ve İmtihanın Şartları

79- 11. Sınıf – Lise-3 – Müslüman; Güzel Ahlâk ve Sorumluluk Taşıyandır

80- 12. Sınıf – Lise-4 – Gençliğin Ahlâki Sorunlarına Milli Çözüm Programı

81- Üniversite-1 – Yaratılış Sırları ve İslam’ın Esasları

82- Üniversite-2 – Allah’ın Varlığı ve İmtihanın Sırrı

83- Üniversite-3 – Olgun Müslümanın Hayatı ve İslam’ın Amacı

84- Üniversite-4 – İslam; İnsanlığın Huzur ve Barış Programıdır!

 

● Üstadımızın Kitaplarından Derlenen Yeni Kitaplar:

85- Ahmet Akgül’e Göre; Laiklik, Demokrasi ve Cumhuriyet Kavramları

      (Hazırlayan:)

86- Üstad Ahmet Akgül’e Göre; Irkçılıkla Milliyetçilik Farkı

      (Hazırlayanlar: Osman Eraydın – Nail Kızılkan)

87- Ahmet Akgül’ün; Alevilik, Bektaşilik ve Şiilik Yaklaşımı

      (Hazırlayan: Veysel Uzun)

88- Üstad Ahmet Akgül’e Göre; Kemalizm’le Atatürkçülük Farkı

      (Hazırlayan: Ufuk Efe)

89- Ahmet Akgül’e Göre; Ülke Sorunları ve Çözüm Yolları

      (Hazırlayan: Okan Ekinci)

90- Ahmet Akgül’e Göre; Genel Ahlâk Esasları ve Temel İnsan Haklarına Saygı

      (Hazırlayan: Mehmet Sıtmapınar)

91- Üstad Ahmet Akgül’ün; Siyonizm Saptamaları

      (Hazırlayan: Ali Çağıl)

92- Ahmet Akgül’e Göre; Yaratılış Sırları ve İman Unsurları

      (Hazırlayan: Halil Yaman)

93- Ahmet Akgül’e Göre; Din İstismarcıları ve Devrim Simsarları

      (Hazırlayan: Akın Cengiz)

94- Üstad Ahmet Akgül’e Göre; Tarikat Yozlaşması ve Tasavvuf İhtiyacı

      (Hazırlayan: Abdussamet Çağıl)

95- Üstad Ahmet Akgül’ün; Adil Medeniyet Programları

      (Hazırlayan: Osman Nuri Çelik)

96- Ahmet Akgül’ün; Tarih Yorumları – 2 Cilt

      (Hazırlayanlar: Kâzım Gülfidan)

97- Üstad Ahmet Akgül’ün; İlginç Anıları ve Rüyaları

      (Hazırlayan: Ramazan Yücel)

98- Ahmet Akgül’ün; İçtihad Perspektifi ve Orijinal Projeleri

      (Hazırlayan: Abdullah Akgül)

99- Ahmet Akgül’ün; Hikmet Uyarıları ve Veciz Uyarlamaları

      (Hazırlayan: Neslihan Bayraktar)

100- Üstad Ahmet Akgül Hocamızın; Tenkit (ve Tebrik) Yazıları – 2 Cilt

      (Hazırlayanlar:)

101- Ahmet Akgül’den; Siyaset ve Strateji Kuralları

      (Hazırlayanlar: Necati Akgül)

102- Ahmet Akgül’e Göre; Yönetme ve Liderlik Sanatı

      (Hazırlayan: Yakup Gözübüyük)

103- Ahmet Akgül’ün Saptamalarıyla; Erbakan ve İnsanlık Davası

      (Hazırlayan: Ahmet Cömert)

104- Ahmet Akgül’e Göre; Erdoğan ve Takımının Ayarı ve Tahribatları – 3 Cilt

      (Hazırlayanlar: Nail Kızılkan-Osman Eraydın)

105- Ahmet Akgül’e Göre; Fetullah Gülen’in Perde Arkası

      (Hazırlayan: Mehmet Akif Avcı)

106- Ahmet Akgül’ün Gözüyle; Farklı Kesimlerden İnsan Manzaraları – 2 Cilt

      (Hazırlayan: Osman Eraydın)

107- Ahmet Akgül Üstadımızdan; Erbakan Hoca’ya Yönelik İthamlara Yanıtlar

      (Hazırlayan: Halil Altuntaş)

108- Ahmet Akgül’den Kahramanlık Şiirleri (Hazırlayan: İsmet Sezgin)

109- Ahmet Akgül’den; Seçme Şiirler (Hazırlayan: Ömer Çağıl)

110- Ahmet Akgül’den Şiirler Harmanı (Hazırlayan: Orhan Yılan)

111- Ahmet Akgül’den Edep-İstikamet-Hikmet ve Hakikati Öğreten Şiirler

      (Hazırlayanlar: Yalçın Gözübüyük)

 

● Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

Haykırış (Şiir – Ali Çağıl)

Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar – Osman Eraydın)

Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Yaşanmış Fıkralar)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar – 2 Cilt

  (Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

(Bu Özgeçmişi: Osman Eraydın, Ufuk Efe ve Nail Kızılkan Hazırlamıştır)

  1. Prof. Dr. Tuncer Gülensoy – Ankara 1994
5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Osman ERAYDIN - Ufuk EFE - Nail KIZILKAN

Osman ERAYDIN - Ufuk EFE - Nail KIZILKAN

Abonelik
Bildir
11 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

AHMET AKGÜL!
Tek kişilik bir ordu…
Tek kişilik bir okul…
Ve tek kişilik bir kutlu oluşum; MİLLİ ÇÖZÜM ve Onun şahs-ı manevisi Ahmet Akgül..!

Gür Seda
Kıymetli yazarlarımız tarafından hazırlanan yazıda Üstad Ahmet Akgül Hocamızın ilim ve hizmet yolunda verdiği gayretin yanında en zor zamanlarda en gür seda ile Hakkı haykırması da ispat edilmektedir. Özellikle Adil Düzen için yapılan çalışmalar ve hazırlanan kitabın yabancı dillere çevrilerek tüm insanlığın haberdar edilmesi gayreti de Hak yola inancın göstergesidir. Milli Görüş Davasının ve Erbakan Hocamızın Manevi mirasının sahibi olan Üstad Ahmet Akgül Hocamızın ömrü bereketli, gayreti makbul olsun.

Çaresi yok kurtuluş için getirip anahtarları teslim edeceksiniz.
”Çaresi yok kurtuluş için getirip anahtarları teslim edeceksiniz.” Asırların Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
Ülkemizin kurtuluş adresinin sadece Milli Görüş’le mümkün olduğunu; terör belasından – ekonomik kuşatılmadan – ahlak ve maneviyat çöküşünden – siyasi laşkalıktan sadece ve sadece Milli Görüş prensipleriyle kurtulacağımızı, yaşanan son olaylarla Ülken insanı olarak bir kez daha idrak ediyoruz. Sorunlarımızdan kurtulmak için, Milli Görüş, haricinde denediğimiz her yol, Ülkemizi batağa sürüklemeketen öteye gitmiyordu. Bunun farkında olan dış ğüçler el mahkum olarak Milli Görüş’ün taklitlerini ortaya koysalarda bu çözümleride Ülke insanımızın tam bağımsızlığına ve şah lanışına değil; Ülkemizin yok olmasına kıl payı kalacak kadar yok oluşa gitmemize sebep oluyordu.
Erbakan Hocamızın ” getirip anahtarları Milli Görüşe teslim edeceksiniz, başka çaremiz yok” hakikati bugün her kesim tarafından “Erbakan ne kadar haklıymış, Erbakan çok ileri görüşlü bir insanmış, ah keşke Erbakan şimdi hayat olsa” şeklinde itiraf edilerek dile getiriliyor. Erbakan Hocamızın kurtuluş reçetesi olarak işaret ettiği ve her asrın kurtuluş adresi olan Milli Görüş’ü günümüzde ise en iyi anlamış şahsın Ahmet AKGÜL hocamız olduğunu herkes tarafından daha iyi anlaşıldı. İşi ehline teslim edilerek ancak siyonizm köleliğinden kurtula biliriz. Bu gerçeği görmek için Ahmet Hocamızın sadece bir kitabını veya bir konferansını samimiyetle, önyargısız incelendiğimizde; Erbakan Hocamızın Adil Düzen projelerine en bağlı cihat prensiplerini en iyi idrak eden şahsiyetin Ahmet hocamız olduğu Ay gibi Güneş gibi aşikar olacaktır.

Dünyam yeteri kadar ahiretim olsun
Bizi bütün eksikliğimize isyanımıza,günahımıza,kıymet bilmeyişimize… rağmen Milli görüş ve Milli çözüm de tutan Allah a sonsuz şükürler olsun. Eksiklerimizi tamamlayıp davamıza uygun hale getirsin bu yolda gayretli olanlardan kılsın.

Önce şu soruyu sormak gerekiyor; Bütün bu iman,kabiliyet,cesaret ve meziyetler neden 5-10 dil bilen prof a,zekasıyla icatlar bulup çığır açan bilim insanına,Kurana hafız olup mealini hazırlayana,ciltler dolusu kuran tefsiri hadis kitaplarını ezberleyene….. değilde neden Ahmet AKGÜL e nasip olmuştur.?

Ahmet hocamın sohbetinden dinlediğim bir anektodu aktarmak istiyorum. Adana da Oğuz boyları derneğinin konferansı öncesinde çimlerin üzerinde sohbet ederken 3 tip Müslüman dan bahsetmişti;

1- Dünyam tam olsun ahiretim olmasada olur.

2- Dünyam olsun ahiret de çadırda olsa yeter.

3- Dünyam yeteri kadar ahiretim olsun.

Ahmet Hocam Dünyam yeteri kadar Allah rızası ve ahiretim olsun gayretiyle dolmuş bir insan olduğu için Allah lütfetmiş seçmiş ve şereflilerden kılmıştır. Kendi ifadesi ile “bu iş bilgiyle,zekayla,yetenekle…. Olacak olsa bize sıra gelmez”. Allah Ahmet hocamızın ömrünü uzatsın,bereketli kılsın adil düzen i hakim kılmak için uğraştığı cihadında desteklemeyi yanında bulunmayı beraber cihat etmeyi Allah bizlere her daim nasip etsin ve Allah en şereflilerin arasına katsın,makamını yüceltsin.

Ahmet hocama sormak istediğim bir soru var “Dünyam yeteri kadar ahiretim olsun” nasıl anlamalıyız. Herhangi bir makam,zenginlik,güç,etkinlik,şöhret… bu noktada nasıl değerlendirilmelidir.

Bir ömre bu kadar
Bir soru sorulsun Kuran-ı kerimden ve o soruya yine Kurandan bir başka ayetle cevap verilsin. Yaşayarak öğrendim tecrübe ettim paylaşıyorum , bilmiyorum böylesine başka biri daha varmı ? Ahmet Hocamın ifadesi ile ALLAH cayı , bu kadar daha iyi bilen. Ve her şeyin karşılığını bir ayetle göstere bilmek, bu her ne olursa ticaret, siyaset, veya dünyevi işte bu hayranlık ve saygıyı hürmeti olağandan farklılığı üstada kazandırandır Vesselam. Rabbim; Üstadım Ahmet Akgül hocamdan bizleri ne çok uzak , ne çok yakın , Amma cennetinde omuz omuza diz dize olamıyı nasip etsin inşallah. Uzak kalmayı istemem , çok iyi bir rehber , tartışılmaz ahiret istikameti için çok iyi pusula okuyucusu yön tayin edicisi. Dünya ile ilgili çok iyi bir ekonomist, çok iyi bir tarihçi ,çok iyi uluslar arası ilişkilerci, ve Adil düzeni en ince ayrıntısına kadar mükemmel bilen yaşayan tek bir liderdir. Çok yakın olmak istemem zira o kadar net ve berrak bir aynaki ona baktığımda kendimdeki bütün kusur ve eksiklerimi görüyorum. Rabbim ne dünyada nede ahiretinde bizleri ayırmasın. Zira ALLAH ın vadi sizleri ahirette sevdiklerinizle haşr-ı edeceğim diyor. Allah vadinden asla dönmez. Rabbim bizleri bir ve beraber eyle .Amin. Bir ömre bu kadar çile ve bir ömürde bu kadar ilim. Elhamdülillah. Bir ömrün her yılına bir kitap sığmış çok şükür. Selam saygı ve hürmetlerimle .

hitabet ve bilgelik
malumunuz bugün tvlerde mitinglerde yazılı ve görsel basında bütün kesimler kendi fikrini söyler .dinleyiciler nerde pot kıracak veya hangi sözü ile zor durumda bırakırız dinleyişinden başka dinlemiyor.genel olarak ahmet hocamızın toplantı konferans radyo tv konuşmalarına baktığımız zaman bütün kesim ve görüşten insanlar can kulağı ve büyük bir heyacanla ve aynı zamanda erbakan hocamızı ve tarihimizi anlatırken tepki değil destek aldığını görürüz.

Öncümüz
Karanlık bir çağın içerisinde, her yönden kuşatma altına alınan bir çoçukluk dönemimizde manen elimizden tutan ve yaratılış fıtratımıza en layık mesajı veren,kalbimizde ve kavlimizde merhamet ve hamiliğini hissettiren Asil ve Güzel Öncü..!
Selam olsun Aziz Zatına

Eyvallah
Eski çalıştığımız iş yerinde, Turgut Özal zamanında Bulgaristan’dan gelen bir arkadaşımız anlatmıştı:

Bulgaristan’da bir şantiyede büyük tankların üzerinde kaynak yapıyorlarmış.

Olayı anlatan arkadaşımız o sabah yine tankın üzerine çıkmış, (yüksekte çalışacak olanlar önceden emniyet kemerlerini üzerlerine giyiyorlar ve yukarıya o şekilde çıkıyorlar) emniyet kemerinin bir ucunu da koruyucu halata takmış.

Hemen yanında kaynak yapan arkadaşına bakmış, emniyet kemerinin koruyucu halata takılı olmadığını görmüş.

Tutmuş onun kemerini de koruyucu halata bağlamış ve işine koyulmuş (kaynak yapmakla meşgul olan arkadaşının bundan haberi de yok).

Bir süre sonra, yanındaki arkadaşı yer değiştirmek isterken dengesini kaybetmiş ve tanktan aşağı yuvarlanırken (eyvah demiş işte şimdi öldüm) birden asılı kalmış (nasıl olur ben kemerimi koruyucu halata bağlamamıştım diye düşünmüş).

Onun emniyeti için, kemerini koruyucu halata, yanındaki arkadaşının bağladığını ve hayatının kurtulmasına sebep olduğunu anlamış.
…………

Bütün dünyaya huzur getirecek olan Milli Görüş-Adil Düzen programlarını hazırlayıp uygulamaya koyan Erbakan Hocamızı ve Milli Çözüm Dergisi, Kitapları, Konferanslarıyla bu kutlu davayı tüm dünyaya seslenen Ahmet Hocamızı ah bir anlayabilseler…

Eyvallah Ahmet Hocam.

HAKİKAT KILICI
Üstadımızın hayatı ve kısa özgeçmişini yazan kardeşlerimize teprik ve teşekkürlerimi sunuyorum .Rabbime sonsuz şükürler olsun. Üstadımız Ahmet Akgül hocamızla bizleri buluşturdu.Çok çileli bir hayatın içinden gelen Üstadımız imanı ile , sadakatıyla ,mertliği ve birazda sertliği ile sadıklara herzaman ümit ve can olmuştur ..Uzun yıllar ülkemizin her yerini gezmiş sohbet ve konferanslarla Milli görüşcülere sadıklara hakikatı aşılamış . Davamız içindeki Çıban başlarını önceden sezip deşifre ederek tahribatlarını engellemiş ,şimdiye kadar kim hakkında ne söylemişse hepside çıktı .Erbakan ve İslam düşmanı münafıkların haddini bildiren hakikat kılıcı Üstadımız .Aziz Erbakan Hocamızı en iyi anlayan ve anlatan olmuş . milli görüş erleri içerisinde sadıkların ve sahte kahramanların ayıklanmasına vesile olmuş Ülkemizde ve Dünya çapında Adil Düzen projelerinin nasıl uygulanacağını gelişen ve değişen sosyal ,siyasi ,eknomik,ahlaki sitemlere İslami yeni çözüm ve projeler geliştiren zamanımızın üstadıdır.Hain çevreler üstadımızı iyi tanıdıkları için onu hep engellemeye çalışmışlardır fakat o bütün engelleri aşıp amacına ulaşmada bir zaafiyet göstermemiştir.Milli görüş Davasına maksatlı olarak görevlendirilen O.Asıltürk ikibin yılında bir eğitim seminerinde Üstadımız Ahmet A kkül hocamız ile ilgili bir soru soruldu kendisi kaçamak bir cevap verdi ve toplantı iftar vakti olduğu için bitirdi .Sonrasında yemekte yanına oturdum Ahmet Akkül hocamızla ilgili sorulan soruyu açtım .Masada Birol Aydın da var idi.Uzun bir sohbet arasında O .Asıltürk Ahmet Akgül öyle bir şahsiyetki toplulukları arkasından sürüklemektedir. Ozaman neden yasaklıyorsunuz dediğimizde ,işin içinden çıkamayıp masayı terk etti . Bunu neden kısaca anlattım Üstadımız Ahmet Akgül hocamızı yasaklayanlar nasıl bir şahsiyet olduğunu bildikleri için engelliyorlar.Tabi bu yasak ve engellere uyan ve uygulayanlarda farkındalar ama menfeatlarına gelmediğinden ses çıkarmıyorlar.Bu tavırları onların zamanla hidayet lerinin kararmasına vesile olmakta.Ama korkunun ecele faydası yok taktirin önüne kimse gecemez.Üstadımızın bizlere olan hakkını ödeyemeyiz .Elimizden tutmasaydı kim bilir nerelerde olurduk.Dünyada cenneti Üstadımız ve sadık dostlarla yaşatan Rabbime sonsuz şükürler olsun.

Dönüm noktası “AHMET AKGÜL”
Bu yazıda sanki kendimden bahsetmiş gibi olacağım fakat; “Bunları yazmadan Muhterem Üstadımızı nasıl anlatabilirim ki?!” diye düşündüm. Yazı diyorum çünkü yazacaklarım bir yorumdan daha uzun olacak. Çünkü birkaç satırla Ahmet Hocamızı anlatmak benim için mümkün görünmüyor. Yazacaklarımdan dolayı; haddi aşmaktan Rabbımın affına sığınarak ve Muhterem Hocamın da hoşgörüsünü umarak derin bir nefes çekip “Bismillâh” diyerek başlıyorum.

Herhangi bir Milli Görüşçü’nün hayatı iki dönüm olarak incelenebilir.

Birincisi “Aziz Erbakan Hocamı ‘tanımak’ lütfuna nail olmak”tır.

İkincisi ise “Aziz Erbakan Hocamızın ‘hakikatini anlama ve vakıf olmak’ için Aziz Ahmet Hocamı tanıyarak-anlayarak, okuyarak ve sahip çıkarak o büyük lütfun tamamlanması”dır.

Cenab-ı Hakk; Aziz Erbakan Hocamızla tanışma ve karşılaşmamızı ve teşkilatlarda çalışmamızı 1990 yılında henüz 17 yaşındayken lütfetmişti. 1996 yılından sonra, maalesef, teşkilattan ve davadan bir kopuş sürecimiz olmuş; fakat 2007 yılında Aziz Hocamızın TV5 ekranlarında canlı yayınlanan “Türkiye Konferansları” serisinden birini tevâfuken izlemek suretiyle; Cenab-ı Hakk tevbe etmemizi ve tekrar davamıza dönüşü nasip etmişti. Ama asıl olarak Aziz Hocamızın hakikatine ve Özel mahiyetine vakıf olmak yani onu gerçekten tanımak ve anlamak ise, yine aynı günün gecesi, bilgisayar başına geçip arama motoruna , “Necmettin Erbakan” yazıp, bu vesileyle Aziz Üstadım Ahmet AKGÜL Hocamızı tanımamız ve O’nun yazılarını takip etmemizle birlikte başlamıştı.

2007 yılından 2009 yılına kadar; Muhterem Üstadım Ahmet Hocam ile ve tek bir Milli Çözümcü kardeşimle yüz yüze karşılaşmamış fakat Hocamızın eserlerini, videolarını ve siteden Milli Çözüm Dergisi’ni gece gündüz okuyarak; ve hatta geçmiş sayıları da tarayarak; Dinimi, Davamı, Aziz Erbakan Hocamızı, özellikle de kopuş sürecimizde etkili olan, davamızın içindeki sinsi yapılanmayı, Türkiye’deki ve Dünya’daki olayları ve siyaseti yeniden tanımaya ve anlamaya çalışarak geçirmiştim. O günler benim için sanki bir yolculuk gibiydi.

Dergideki yazılarında Muhterem Üstadımız, parti içindeki sinsi münafıkları deşifre ediyordu. Uzun süredir teşkilatta olmadığımdan, bu yazılanların “sağlama”sını yapamıyordum.

Bunlar sadece birer iddia mıydı yoksa gerçek mi?.. Neden dosdoğru gerçekleri yazan biri “Hakk dava”dan dışlanırdı ki? Ya Atatürk ile ilgili yazıları? Onlara ne demeliydi!?.. Bize yıllardır İmam Hatip hocalarının ve çevremizde hacı hoca geçinenlerin söylediğine göre Atatürk “din düşmanı”ydı… Okudukça da kafamda bir sürü sorular oluşuyordu.

Lakin dergiyi ve Hocamızın yazılarını okurken; okuduklarımı aynı zamanda Kur’an ve Sünnet terazisinde tartıyor; ne Kur’an’a ve Sünnet’e; ne de Erbakan Hocamızın öğretileri ve Milli Görüş ilkelerine aykırı hiçbir şey bulamıyordum. Yazılanlar içinde bu meyanda herhangi bir çelişkiye rastlayamıyordum. Vicdanım:

“Bütün bu hakikatleri bu kadar açık ve net ve de korkusuzca yazan bir kişi asla yalancı olamaz! O zaman Atatürk’le ilgili yazdıkları da kesinlikle doğru olmalı.” diyordu. Okudukça hayrette kalıyor ve şaşırıyordum çünkü o güne kadar doğru bildiğimi zannettiğim hemen her şeyin tersinden öğretilmiş olduğunu anlıyordum.

“E öyleyse, Hocamız teşkilatlara niçin alınmıyordu?” diye de kafamdaki soru işaretlerinden kurtulamıyordum.

2009 yerel seçimlerinin ardından yeniden teşkilatlarda fiilen görev alıyor ve iki yıldır beslendiğim Milli Çözüm yazılarından aldığım bilgiler doğrultusunda, parti içinde gerçekte neler olduğunu da gözlemlemeye başlıyordum.

Evet, çok şey Ahmet Hocanın yazdığı gibiydi.

İçeride Erbakan Hocamızla ilgili, dillendirilmeyen bir yasak vardı ve “Erbakan Hocamızın üzerine beton dökme” çalışmaları, O henüz hayattayken bile sinsice devam ediyordu.
Ve ne yazık ki tabanın büyük çoğunluğu bunun farkında bile değildi. Böylece Muhterem Ahmet Hocamın ferasetine ve basiretine bir kez daha hayran kalıyordum.

Bu arada; Parti içindeki faaliyetlerimizde, Milli Çözümden alıntılar yapıyor, teşkilat arkadaşlarıma okuyor ve özellikle kaynak ismi vermeden onları birçok hususta bilgilendiriyordum. Yazılardaki tesbitler öylesine seviliyor ve hak veriliyordu ki; sırf o yazılardan dolayı; bir anda partide parlamıştım ve her haftalık toplantıda yazı okumam için Başkanımız söz almamı istiyor ve bu uygulama rutin hale geliyordu.

Ta ki bir gün genç bir Milli Görüşçü toplantı esnasında ayağa kalkıp, söz alıp: “Sen bu yazıları nerden okuyorsun. Kaynağın nedir?” diye sorana kadar…

Kaynağımı açıklıyor: “Ahmet AKGÜL ve Milli Çözüm Dergisi” cevabını veriyor ve o günden sonra bazı kişiler tarafından neredeyse ajan ilan ediliyor ve tepki alıyordum.

Beni ajan ilan edenlerden etkili(!) ve yetkili(!) birinin ise; bir gün başka bir teşkilat mensubunu gizlice bir köşeye çekip; bir grup Milli Görüşçüye yapılacak eğitim programı için:

“Ahmet Akgül’ün ‘İslam Davası ve Cihad Kavramı.’ kitabını al ve Eğitimi bu kitaptan yap. Fakat kitabın üzerini kapla, sakın isim görünmesin. Sebebini ise sorma!” demesine şahit oluyor ve hayretimi gizleyemiyordum.

Hakk dava güttüğünü söyleyenlerin bu ikiyüzlü münafık tavırları ne kadar da tiksindiriciydi.
Bu ve benzeri birçok olaya şahit olduktan sonra; zaten Kur’an ve Sünnet’e aykırı bir yazısını görmediğim ve doğruluğundan emin olduğum Muhterem Hocam’a yapılan bu haksızlığa susmamalı; teşkilat içinde mücadelemi vermeli ve dava kardeşlerimi, özellikle de Oğuzhan Asiltürk tehlikesine karşı uyarmalıydım.

Şehir değişikliği nedeniyle gittiğim yerde ise, teşkilatta yine benzer olaylar yaşamıştım. Ahmet Hocamıza karşı tüm tabanın bilinçli bir şekilde kışkırtılmış olduğunu görmek üzücüydü. Orada da aynı mücadeleyi vermiş, hatta birçok kez onların yalanlarını, bizzat yüzlerine vurma fırsatını Allah lütfetmiş, fakat insanların, hem de Hakkı temsil ettiğini iddia eden insancıkların nasıl dönekleşebildiğine defalarca hayretle ve dehşetle şahit olmuştum.

Yaşadıklarımdan sadece iki örnek vermek istiyorum.

Aziz Hocamızın 2011 Şubat ayında vefatından yaklaşık dört ay sonra Haziran’da Genel Seçimler yapılacaktı. Seçim çalışmaları sırasında sokakta broşür dağıtırken bir ihtiyar amcayla karşılaştık. Teşkilat arkadaşlarımdan biri :
“İşte bu adam bu yörede Milli Görüş’ün canlı arşividir. Hem Erbakan hocamızın “sadık”ıdır. Erbakan hocayla ilgili her şeyi bilir. Ahmet Akgül’ü ona sorabilirsin.” dediler.
Hacı amca bizleri, çalışmalara biraz ara verip bürosunda dinlenmeye ve çay içmeye davet etmişti. Hep beraber gittik. Biraz sohbet ettikten sonra, Hacı Nail amcaya sordum:

“Hacı amca, sen Ahmet Akgül’ü tanır mısın?”…

“Nasıl tanımam, tabii ki tanırım.” dedi.

“Peki o zaman; madem tanırsın, onu nasıl bilirsin?.. Sence O herkesin iddia ettiği gibi, bu davanın içine sızmış bir ajan mıdır?”

Hacı Nail amcanın verdiği cevap tek kelimeydi:

“ASLA!”

Mustafa Nail Arıtaşı amcamızın ise kim olduğunu merak edenler şu linke tıklayıp Erbakan Hocamızın onun hakkındaki düşüncesini öğrenebilirler.

http://www.meydanistanbul.com/guncel-haber/erbakanin-olumu-eski-dostunu-aglatti-h1887.html

Ben o gün, aslında emin olduğum şeyi duymuştum Hacı amcadan. Bu vesileyle de , işte bir nevi “sağlama” yapmıştım. Fakat Ahmet AKGÜL hakkında tereddütlü olduklarını söyleyenler, onu yıllardır yakinen tanımalarına rağmen; her ne hikmetse(!) kendileri bunu sormayı akıl edememişlerdi ve Nail amcadan duyduklarına rağmen Muhterem Hocam konusunda bana muhalefet etmeye devam edip, yan çizip yamuklaşmışlardı.

Yaklaşık bir yıl sonra, 16 Temmuz 2012 tarihinde, teşkilat olarak bir piknik düzenlemiş ve Aziz Hocamızın asil evladı Sayın Elif Erbakan hanımı da davet etmiştik. Pikniğe katılanlardan bir kardeşimiz,
“Sayın Elif Erbakan’a bir soru sormak istediğini fakat çekinip utandığını” ifade etmiş ve soruyu benim sormamı istemişti.

Sormuştum:

“Elif hanım. Ben Milli Çözüm Dergisi ve Ahmet AKGÜL kitapları okuyorum. Arkadaşlarım ise, ‘Bizim bu konuda kafamız karışık. Duyduğumuza göre; Erbakan Hocamızın talimatıyla, Ahmet hocanın teşkilatlara girmesi yasaklıymış. Bunun doğruluğunu en iyi Elif hanım bilir’ dediler ve bu hususu size sormamı istediler.
Lütfen bize söyler misiniz; Ahmet Akgül Erbakan Hocamız tarafından yasaklı mıdır?”

Aziz ve asil Hocamızın asil evladı Elif Erbakan şu cevabı vermişti:

“Hayır!.. Ahmet Akgül Babam tarafından yasaklı değildir. Kendisi sadık ve samimi bir Milli Görüşçüdür ve Babamın Dostudur. Ve hatta biz aile dostlarıyız. Ailece de görüşürüz. Onun yasaklı olduğu söylentisi ise genel merkezdeki bir takım kimselerin uydurmasıdır… Tüm ömrünü ümmetin kurtuluşuna adamış ve her şeyini bu yolda harcamış olan Babama, Liderimize atılan büyük iftira nedeniyle üzüntülü günler yaşamaktayız ve ne yazık ki O’nun hırsız olmadığını ıspatlamak durumdayız. Bu ne kadar acı bir şey!… Bir düşünsenize!…”

diyerek; Ahmet Hocamızın yasaklı olduğu uydurmacasının kimin başının altından çıktığını da isim vermeden belirtmişti.

Ne ilginçtir ki; bunu duyan teşkilat mensupları ertesi gün çok sevdikleri(!) , dillerinden düşürmedikleri ve kendisine yakınlığı ile de sık sık övündükleri Elif ablalarını (Erbakan’ı ) “çok yanlış tanıdıklarını ve onun fitne çıkartıp dedikodu yaptığını” söyleyecek kadar alçalmışlardı.

Daha sonraları Milli Çözüm’den kardeşlerimle tanıştığımda ve bu yaşadıklarımı anlattığımda, aslında yaşadıklarımın gayet normal(!) olduğunu anlamış ve onların da benzer olayları yaşadığını ve sırf bu sebepten dolayı benim gibi teşkilatlardan uzaklaştırıldıklarını öğrenmiştim.

Şimdi tam da yeni bir kongrenin arefesinde olduğumuz günlerde bu Milli Görüşçü olduğunu iddia eden; üstelik de Aziz Hocamıza en ağır iftirayı atanları hala kutsayan bu şuursuz tabana:
”Ahmet AKGÜL ile ilgili bütün bu gerçekler ışığında; Hakk ve hakikat bu kadar ayan beyan orta yerde dururken, Hakkı ve hakikati görmezden gelenin, çarpıtanın, üstünü örtenin Allah Katında hükmü nedir? “ diye sormak lazım.
Lakin vakti zamanında çok sorduğumdan, bu saatten sonra onlara edilecek her bir kelimenin ancak vakit kaybı olacağına inanıyorum. Çünkü inanmak istemeyeni hiçbir şekilde inandıramazsınız.

Düşünsenize!..

Aziz ERBAKAN Hocamızın yanında 40 yıl duracaksınız. Fakat içinizden eğitimlerinize kaynak yapabileceğiniz bir kitabı dahi yazabilen bir tek adam çıkmayacak. Gizli saklı Ahmet Akgül okuyup-okutacaksınız. “Hadi davamızın selameti için Ahmet AKGÜL Hocamıza sahip çıkalım. Onu partide söz sahibi yapalım.” diyenleri ise görevden uzaklaştırıp hepiniz üç maymunu oynayacaksınız.

Aman Yarabbi!… Sizin adınıza bu ne büyük bedbahtlıktır.

Aziz Erbakan Hocamız toplantılarımızda: “Milli Gazete her sabah Pentagonun masasındadır” buyururlardı.
Milli Çözüm dergisi için ise; İsrail Büyükelçiliği:

“Atom bombasından daha tehlikeli” tesbiti yaptıklarına göre; İsrail’in, ABD’nin ve de her türlü işbirlikçi uşaklarının (Saadet partisindekiler de dahil) dergide yazılanları; hem herkesten önce, hem de harf harf takip ettiklerinden adım çelebi gibi eminim. Öyle ya; okumasalar nerden bilecekler tehlikeyi(!)…

“Ahmet Hoca bugün ne yazacakta, o bin bir suratlı maskelerimizden birini daha düşürecek acaba?!” diye korkudan tirtir titrediklerini görür gibi oluyor insan…
Amma velâkin korkunun ecele faydası yoktur.

Hakk gelince tüm bâtıl’lar eriyip yok olacaklardır.

Necmeddin Erbakan GÜNEŞ’tir.

Güneş balçıkla sıvanamaz. Üstü örtülemez. Gizlenemez. Ve esasında Güneş hiçbir zaman batmaz. Bizim Güneş’i görememeniz bu hakikati değiştirmez.

O sebepten dolayı O’nun üstüne “beton dökme” fikri muhaldir.

Ahmet Akgül AY’dır.

AY; Güneş’i göremediğimiz zamanlarda ışığını Güneş’ten alarak karanlığı aydınlatır. Dolayısıyla aslında karanlık da “yok”tur. Karanlık, sadece ışığı gör(e)meyenler için vardır.

Necmeddin Erbakan paha biçilemez bir HAZİNE’dir.

Hazineye ulaşmak, kilidini açmak ise ancak, anahtarla mümkündür.

Ahmet Akgül bu Hazine’nin ANAHTAR’ıdır.

Anahtara ulaşmadan hazinenin kapısından içeri giremezsiniz. O sebepten dolayı Akgül’ü okumadan Erbakan’ı anladığını iddia etmek ve O’nun yolundan gittiğini söylemek ya büyük bir yanılgıdır ya da en büyük bir yalandır.

Hz. ALİ (K.V.) Efendimiz bir sözünde: Âlim, câhili hemen tanır, çünkü daha önce o da câhildi. Câhil âlimi tanımaz, çünkü daha önce âlim değildi.” buyururlar. Şimdi bu mübarek sözlerden yola çıkarak şunları diyebiliriz.

Bilmek 3 türlüdür: İlm-el yakîn; Ayn-el yakîn ve Hakk-el yakîn.
Bilme dereceleri tartışmalı olmakla birlikte hemen hemen her Milli Görüşçü bilir ki;

Necmeddin Erbakan İlm-ü Ledün sahibidir.

Lakin; Ahmet Akgül de İlm-ü Ledün sahibidir.

Düşünsenize, bunca kelli felli sözde dava adamı içinde Erbakan’ın Hakikatini ve Özel mahiyetini tek bir kişi tanımıştı. Ve o kişi, parti içindeki tüm bu adam kılıklı zırcahil mahlukatın da baş düşmanıydı. Aslında Erbakan’a açıktan ve doğrudan düşmanlık edemeyenler, dönüp bir bahaneyle Akgül’e saldırırlardı.

Hem yıllardır bakan, müsteşar, prof vs. vb. binbir türlü dünyalık rütbesi olup da Erbakan’ın kırk yıllık dostu zannedilen zerzevatın Onu anlayamamalarının sebebi işte zırcahil olduklarının en açık kanıtı değil de nedir? Öyle olmasalardı, bu prof yaftalı zavallılar, feto denilen soytarıyı “muhterem bir alim ve heykeli dikilecek şahsiyet” diye övmezlerdi. Şimdi de büyük bir pişkinlikle “ ne olmuş yanıldıysak, cumhurbaşkanı bile yanıldı” diyecek kadar da bayağılaşıp basitleşmezlerdi herhalde.

Evet;

Necmeddin Erbakan İlm-ü Ledün sahibidir.
Keza Ahmet Akgül de İlm-ü Ledün sahibidir.

Çünkü alim alimi en başından beri tanıdı ve bildi. Ve bütün ömrünü bu hakikati yazmaya ve anlatmaya adadı.

Şimdi bu asrın problemlerini gerçekten çözmek istiyorsanız eğer; şunları da peşinen bilmelisiniz.

Ahmet Akgül’ün; ışığını Güneş misali Erbakan’dan alan “Bilge”liği olmadan bu çağın problemlerini aydınlatamazsınız!

Erbakan’ın; tüm insanlığın hem dünya hem de ahiret saadeti ve kurtuluşu için hazırladığı Adil Düzen projelerini kavrayamaz, uygulayamaz ve yeni bir dünyanın kapısını aralayamazsınız!

Çünkü kapının anahtarı bizzat Ahmet Hoca’dır.

Çünkü Erbakan’ın mümessili ve mütemmimi Ahmet Hoca’dır.

Ve ne mutlu biz Milli Çözümcülere ki; Cenab-ı Allah her İkisini de tanıma ve tabi olma şerefini bizlere lütfetmiştir.

Duamız şudur ki; Allah bizleri bu büyük lütfun nankörü eylemesin. Ayaklarımızı sabit kılsın. Ve bu imanla canımızı alsın. Amin…

AYIRMA!..
Ey,
Doğmadan önce
Müjdelenen!
Temiz bir soydan
Tertemiz anadan,
İzzetle gelen öncü!

Saglam karakter,
Mert bir kişilik!
Çocukluk temiz,
Biraz haşarı
Sığmaz kabına,
Belkide hazırlar
Mevla yarına!…

Gerçeği arar
Sahteyi sezer,
Asil ruhludur
Batıldan kaçar!
Hakkı buldu ya
Ömürden gecer!
Gençliği ender
Nesle rol model!

Haydar yoğurur
Sultanı bulur!
Hakikat mektebinde
Kendini bulur!
Birliği görür!…
Hikmeti anlar!
Vahdete ulaşır
Aşka garkolur!

Baksana ey,
O,
Bende-i Kur’an,
Sahib-i Furkan,
Yılmaz Mücahit
Olan!..
Keskin bir zeka
Yüksek bir akıl,
İlimde derin
Şuurda zirve!
Kutlu kalemle
Hakk’ı savunur!..

Zalime,haine,düşmana,
Kötüye-kötülüğe,
Vurur ha vurur!..
Siyonist şeytanlar
Nasıl kudurur?!..
Din düşmanı
Veya istirmarcının,
İçine durur!
İşbirlikçi döneğin
Çağdaş ibni Sebenin,
Nutku tutulur!..

Davayı,Vatanı,gerçeği
Korur!…
Hiç gözü korkmaz
Feraset ile,cesaret ile,
Tam iman ile!
Milli Çözüm’le,
Hakkı duyurur!..

Şahidiz Ya Rab
Dostunun,dostuna!..
Herkesi,
Hayran bırakan
İmanına,ihlasına,
Cesaretine,takvasına!
Cehdine-Cihadına,
İhsanına,sevdasına!..

Dosdoğru diyor diye,
Çektiği acılara,
Uğradığı ithamlara
İftiralara,
Dışlamalara,
Dişlemelere!…
Yabaniden görüyor ya,
Ya tanıyanın ettiği ne?!..

Her şeye ragmen
Sürekli artan,
Heyecanına,
Şevkine,
Sadakatına,
Adanmışlığına,
Adam gibi
Adamlığına!..

Vaad var,
Mujde var!
İnşallah
Görecek dünya,
Siyonist timsahın
Sökülecek dişleri,
Tam da burda,
Amik Ovasında!
Armegedon-Melheme-i Kübra’da,
Bir başka gelişiyle
Aziz Erbakan’la!…
Ögretisini öğrettiği,
Manen varis ettiği,
En sadık talebesi,
Bilge bir takipçisi,
Asil Üstatla!…

Şair demiş ya;
“Kimi Ahmet seni uzaktan tanır,
Kimi yaklaşır da kör olur gider!…”
Sonsuz şükürler olsun,
Tanıtana!..
Hiç layık olmasakta
Talebesi kılana!.
No’lur Rabbim;
Kalbimizi kaydırma,
Bizi bize bırakma,
Sadık Dost’tan ayırma!…

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
11
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...