YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661af86678d17
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 528
Dün : 26764
Bu ay : 299114
Geçen ay : 453014
Toplam : 23078078
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

AKDENİZ’DEKİ HAÇLI KUŞATMASI

VE

ERDOĞAN’IN G-20 TUTARSIZLIĞI

      

İstanbul hezimeti, AKP iktidarını sarsmıştı. HDP’ye “İmralı’yla irtibatı kesin!” tavrından “Artık Apo’yu dinleyin!” noktasına sığınmışlar, 14 bin oy farkına razı olmayanlar, 850 bin tokatla şaşkınlaşmışlardı. Bu yırtık artık dikiş tutmazdı, AKP parçalanacaktı.

Erbakan Hoca’nın Beygir Fıkrası:

1994’te Refah Partisi’nin adayı Yalçın Demir, Nevşehir Belediye Başkanlığı seçimini yüzde 32 oyla kazanmıştı.

DYP Nevşehir Milletvekili Esat Kıratlıoğlu, bazı oy pusulalarında DYP’nin amblemindeki At’ın sola baktığı gerekçesiyle seçim kuruluna itiraz etmiş; seçimlerin iptaline yol açmıştı. Ancak yenilenen seçimde SHP adayı da DYP adayı Taner Erdoğan lehine çekilmesine rağmen Refah Partisi, oylarını daha da arttırarak yüzde 45 oyla seçimi yine kazanmıştı. Bunun üzerine Erbakan Hoca şu meşhur benzetmesini yapmıştı:

“Yok, beygir sağa bakmışmış… Yok, sola bakmışmış… Bu şarlatanlıklarla bir yere varamazsınız… İşte beygir nalları dikti; şimdi ne yapacaksınız!?.”

Evet, AP’nin ve ANAP’ın devamı olan AKP’nin İstanbul hezimetini ve artı neticelerini en güzel anlatan bir anıdır.

Bu arada, AKP tarafından Ekrem İmamoğlu’na: “İstanbul rantını birlikte paylaşalım, Belediyede Meclis çoğunluğu bizde olduğu için senin de işlerini kolaylaştıralım!” teklifi yapıldığı kulislere yansımıştı.

Bunlar şahsi ikbal ve ihtiras hesaplarıyla uğraşırken, maalesef Türkiye Akdeniz’den kuşatılmıştı. ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri; başta Akdeniz’de ve Kıbrıs çevresinde yüzlerce savaş gemisiyle Türkiye adeta kıskaca alınmıştı.

Temmuz 2019’da İsrail’de; ABD, Rusya ve İsrail ortak güvenlik zirvesi yapmış, ama bu toplantı hakkında Türk medyasında, ne yandaşında ne karşıtlarında bir kelime olsun yer almamıştı.

ABD tam bir düşman tavrıyla F-35’leri Türkiye’ye vermeme kararı almış, S-400 aldığımız Rusya ise İdlib’te kendi güdümündeki rejim güçlerini kontrol noktamıza saldırtıp, askerlerimizin şehit olmasına yol açmışlardı. Ve Rus askeri ataşesi Genelkurmay’a çağrılmıştı.

Zaten tek ve gerçek milli tavır sadece Milli Savunma Bakanlığından gelmekte, Sn. Hulusi Akar: “F-35’ler Türkiye’ye verilmezse, NATO savunması zayıflar!” uyarısında bulunmuşlardı.

G-20 zirvesinde S-400’ler konusunda güya bir orta yol aranmıştı:

Türkiye bunları alacak ama ya kurmadan hangarlarda saklayacak veya Azerbaycan’a, Hindistan’a satacaktı.

Trump:Türkiye ne yapsın, Obama Patriot vermedi, o da Rusya’dan S-400 istedi…” şeklinde Erdoğan’ın geri adımını kolaylaştırmaktaydı.

Zaten kendi milli ve yerli savunma sanayimizi kurmadan S-400’leri de alsanız, Patriotları da alsanız, ABD ve Rusya’ya bağımlı kalacaktınız. Bu nedenle haykırıyoruz ki: “Marifet Başkan olmak değil, Erbakan olmaktır.”

Sn. Erdoğan G-20 zirvesinde Suud Prensi, Kaşıkçı katili Salman ile aynı karede poz dağıtmış ve hiçbir tavır koymamış, ama sonrasında; “Kaşıkçı cinayeti ve Mursi’nin defni mutlaka araştırılmalıdır.” diye hava atmıştı…

Bunlar, “Utanmazsan ve körkütük yandaşların varsa, istediğini konuş…” gerçeğinin muhataplarıydı.

Başkanlık sistemi, dış güçlerce ve tek elden ülkeyi yönetme tezgâhıydı. Günde 1000, ayda 30 bin kanun ve kararnameyi, Sn. Erdoğan’ın okuyarak imzalaması imkânsız olduğuna göre, hangi gizli ve kirli eller devreye sokulmaktaydı?

Maalesef AKP iktidarında; Türkiye Büyük Millet Meclisi, AB uyum yasalarını tasdik noteri yapılmıştı… AKP ile CHP Haçlı Avrupa’nın ahlâksız dayatmalarını kanunlaştırırken hiç kavga ettiklerine rastlanmamıştı.

Artık Melheme-i Kübra, Hz. Peygamberimizin haber verdiği “Büyük Yaralanma ve Tarihi Hesaplaşma”, Armageddon kapışması kaçınılmazdır. Zaten Siyonist İsrail çeteleri Mescid-i Aksa’nın altını oymaya başlamışlardır.

Ankara Büyükelçiliğine; hem de 2 yıl araştırdıktan sonra, Yahudi David M. Satterfield atanmıştı…

Sn. Erdoğan G-20 zirvesinde; “Yahu sizin yüzlerce savaş geminiz, Doğu Akdeniz ve Türkiye çevresinde ne aramaktadır?” diye soramamıştı.

Erdoğan’ın; Türkiye mültecilere kucak açtı, başka ülkeler yeterli yardımı yapmadı. Bu konuda daha duyarlı olmaları lazımdır!” sözlerini ise, Suriye’de yeni katliamlar başlayacak ve Türkiye’ye yeni mülteci akını başlayacak! Bu konuda Erdoğan’dan söz alındığı şeklinde anlamalıydı. Çünkü Büyük İsrail için Suriye’nin boşaltılması lazımdı.

Bu AKP ile CHP 40 konuda aynıdır:

Ey AKP’li şeyhler, hocalar, dervişler; cevap verin:

– Faizi CHP uygulasa günah, AKP uygulasa mübah mı olmaktaydı?

– Kumarı CHP uygulasa haram, AKP uygulasa helâl mi sayılmaktaydı?

– Fuhşu, zinayı CHP yaygınlaştırsa ayıp, AKP uygulasa sevap mıydı?

Ey Erdoğan; “Düşman güçlerini, sizin gafletiniz Akdeniz’e getirmiştir.”

Hülagü ve Kadıhan Hikâyesi oldukça anlamlı ve uyarıcıdır.

Sakalı bitmemiş âlim Kadıhan, Hülagü’nün otağına bir deve, bir keçi ve bir horozla gider.

Hülagü: “Sizce beni buralara ne getirdi?” diye sorar.

Kadıhan: Bizim gaflet ve günahlarımız, Hak’tan ayrılmamız ve fitne fesada kaymamız getirdi… Siz Allah’ın bize bir adalet ve intikam kamçısı yerindesiniz.”

Bu sefer Hülagü: “Peki beni buralardan ne geri götürür?” diye sorunca;

Kadıhan: “Biz mü’minlerin tevbe edip Hak’ka dönmesi, Kur’ani kuralları sahiplenmesi, Hz. Peygamberin Sünnetine ve sistemine yönelmesi, birlik ve dirlik içinde cihat etmesi, seni ve zulüm sistemini bertaraf edecektir.” yanıtını verince zalim ve kâfir Hülagü sarsılır.

AKP iktidarının ruh aynası ve yüz karası olan; Erbakan Hoca’nın Trabzon’daki harabe evi, bunların vefasızlık ve vicdansızlık fotoğrafıdır.

Peki, SP yetkililerinin duyarsız tavrı neye yorulmalıydı?

Ya oğlu Fatih Erbakan’ın ilgisiz davranması nasıl okunmalıydı?

CHP-AKP Aynı Saatin Yelkovan ve Akrebi Gibidir!

AKP ve CHP’nin temel zihniyet ve istikamet bakımından çok farklı ve aykırı sanılmaları tam bir aldatmacadır. Aksine kırk yönden bunlar aynıdır.

1- Her ikisi de AB’cidir. Bunlar egemenliğimizin AB’ye devrine rıza göstermektedir… Her ikisi de bağımsızlık haklarımızın AB’ye terkini istemekte, bunu gaye edindiklerini söylemektedir. Bu noktada, örneğin; “Subaylar Sivil Mahkemede mi, Askeri Mahkemede mi Yargılansın?” tartışmaları ve taraf gibi davranmaları, rol gereğidir. Çünkü AB’ye alındıktan sonra zaten askerimizi de polisimizi de sivilimizi ve siyasetimizi de haliyle AB kurumları yargılayıp yönetecektir…

2- Her ikisi de ABD’cidir. Amerika bunların “Tağutu-Tanrısı” yerindedir.

3- Her ikisi de İsrailcidir. Bunlar, İsrail’in bölgemiz ve ülkemizdeki yüksek çıkarlarını(!) gözetmektedir ve zaten İsmet İnönü hükümeti 1948’de İsrail’i ilk tanıma şerefine(!) ermiştir. Sn. Recep T. Erdoğan ise 2016’da İsrail’le normalleşme anlaşmasını imzalamıştır.

4- Her ikisi de Yahudi Lobicidir. Hem AKP hem CHP onların himmet ve himayesine taliptir.

5- Her ikisinin de önemli yönetici ve milletvekillerinin bir kısmı Mason Locası üyesidir.

6- Mason Locasının tahribatlarına ve gizli diktatoryasına her iki parti de tepkisizdir. AKP Dinimizi, CHP devrimi istismar edicidir…

7- Her iki partide de Sabataist ve Karaim Yahudileri üst görevlerdedir. Yan kuruluşları ve yandaş sivil oluşumları da Soros’un beslemeleridir.

8- Her ikisi de Batı taklitçisidir. Eski Milli Eğitim Bakanı ve AKP kurucularından Hüseyin Çelik, Erdoğan’ın kendisini yeni partiye davet ettiğinde;

“Ben, kurulacak partinin Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet partilerinin devamı veya başka bir versiyonu olması halinde böyle bir partinin içinde yer almayacağımı; ancak merkezde, ayakları geniş basan, dini değerler üzerinden değil, demokratik değerler platformunda siyaset yapan bir partinin kurulması halinde, severek böyle bir oluşumun içerisinde yer alacağımı söyledim. Kurulması gereken partinin, olması gereken ve olmaması gereken özellikleri ile ilgili bazı detayları dile getirdim. Sayın Erdoğan bana: “Kurmak istediğimiz parti, tam da sizin bu çerçevesini çizdiğiniz partidir”dediğini kişisel internet sitesinde açıklamıştır. (Bak: 23 Mart 2016) Bu itiraflar; Erdoğan’ın, Erbakan’ın Milli Görüş ve Adil Düzen projelerini askıya alma ve Siyonizm’in hedeflerini kolaylaştırma karşılığı iktidara hazırlandığının da kanıtı yerindedir.

9- AKP-CHP, her ikisi de NATO taraftarı ve sadık müttefikidir.

10- Her ikisinin de fikir babaları ve danışmanları Rotary ve Lions müdavimleridir.

11- Her ikisi de İttihat ve Terakki’nin, Siyonist Yahudi Lobilerinin takipçisidir.

12- AKP-CHP, hiçbirisi Milli ve yerli bağımsız proje üretemezler, bunlar taşeron tatbikçilerdir.

13- Her ikisi de faizcidir. Faizsiz bir düzen için hiçbir girişimleri görülmemiştir.

14- Her ikisi de IMF kefalet kurumu aracılığı ile Siyonist bankerlerden borç dilenmektedir.

15- AKP ve CHP’nin yandaş zenginleri farklı ama ikisi de rantiyecidir.

16- Her ikisi de manevi-ahlâki tahripçidir. Hele AKP döneminde ailevi ve ahlâki çöküşe hız verilmiştir.

17- Bunların ikisi de Bilderbergcidir ve Millici değil, küreselcidir.

18- AKP ve CHP, ikisi de Davos müşterisidir.

19- İkisi de KKTC’yi AB önünde bir engel görmektedir ve taviz için takiyye yürütmektedir.

20- İkisinin de politikası; Türk tarımının öldürülmesi ve insanımızın gâvura muhtaç hale getirilmesi yönündedir.

21- AKP-CHP, her ikisi de çiftçimizi İsrail’in geni bozuk tohumlarına mahkûm hale getirmişlerdir. Halk sağlığımız İsrail firmalarına feda edilmiştir. İsrail ise AKP’nin bu kıyağına karşı, Miraç Gecesi TRT’ye Mescid-i Aksa’dan (daha ziyade Kubbet’üs Sahra görüntülü ve tartışma yaratan) yayın yapma izni vermiştir. Ve böylece dindar halkımız uyutuluvermiştir.

22- AKP ve CHP, bunların ikisi de vergiyi fakirden; işçi, köylü ve esnaf kesiminden alıveren zihniyettedir.

23- İkisi de krediyi halk kesimlerinden toplayıp kendi zenginlerine vermektedir. Rahmetli Mustafa Koç ve kardeşi, ailesiyle birlikte vefatından bir gün önce Ankara-Aksaray’da Sn. Cumhurbaşkanı’nın özel misafirleri olacak kadar samimilerdi. Yani; “gündüzleri hacılarla hocalarla, geceleri ise Koç’larla Localarla beraberlerdi”.

24- Bunların her ikisi de “Ruhban okulunun açılması” gibi azınlıkları azdıracak taleplerin hizmetçisidir.

25- AKP, dindar-muhafazakâr kesimleri CHP ile; CHP ise çağdaş geçinenleri AKP ile ürkütüp korkutarak oy devşirmektedir. Yani tahterevallinin denge partileridir.

26- Zaten; Recep T. Erdoğan’a Başbakanlık yolunu CHP, Sn. Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığı koltuğunu ikisi birlikte açıvermişlerdir.

27- Bu partilerin her ikisi de ülke yararını değil, parti ve yandaş çıkarını düşünmektedir.

28- CHP ve AKP’nin “görünüş”leri ve “yaşam biçimleri” sizi aldatmasın. Çünkü “görüş”leri ve “gaye”leri birdir.

29- Her ikisi de Milli ve yerli bir hukuk ve ahlâk düzenini değil, Batı’nın dayattığı haksız ve ahlâksız sistemleri ve demokratik cilalı despotik yönetim biçimlerini tercih etmektedir. Bu nedenle; AB’den talimatla gelen uyum yasalarını, AKP ile CHP hemen el ele vererek, birlikte Meclis’ten geçirmektedir.

30- AKP; bir zamanlar doğrudan, şimdi perde arkasından BOP’un Eşbaşkanlığını yürütürken, CHP İsrail’e dolaylı yandaşlığını sürdürmektedir.

31- İkisi de yargıyı siyasallaştırma hevesindedir. Birisi Ergenekon davasının avukatı, diğeri savcısı gibi hareket etmişlerdir. Aynı tavır HSK’nın tayin ve terfi yetkisine müdahalede de görülmektedir.

32- AKP-CHP, her ikisi de aynı Siyonist odakların Türkiye değneğinin sağ ve sol uçları gibidir ve zulüm sisteminin temel çıbanlarına dokunmayan pansuman tedbircilerdir.

33- Her ikisinin yöneticileri de evrensel boyutları ve yeni medeniyet programları olan Milli, ilmi ve insani projeler üretmekten aciz ve bilgisizdir. Ulusal ve uluslararası çapta misyon ve vizyon fakirleridir.

34- CHP; Kemalist kesimlerin ve Alevi kardeşlerimizin, AKP ise Masonik merkezlerin ve din sömürücülerinin sözcüleri rolüyle siyasi rant devşirmektedir. Hiçbiri kucaklayıcı, kurtarıcı ve bağımsız teoriler ileri sürememektedir.

35- CHP; Mason ve Moon tarikatının, AKP ise uzun yıllar zalim gâvurlarla diyalog ve dayanışmacı cemaatin hizmetine girmiştir ve Milli Birliğimizi tahribatçı takımının temsilcisidir.

36- Her ikisinin de en büyük endişesi, Milli Görüş zihniyetidir ve en ciddi tepkileri hâlâ Erbakan çizgisinedir. CHP; Milli Görüş karşıtlığıyla, AKP ise Milli Görüş kaçkınlığıyla, ABD ve AB ağabeylerinin gözüne girmişlerdir.

37- AKP ve CHP’nin karşılıklı ve danışıklı kavgaları millete hizmet yarışı düşüncesi değil, Siyonistlerin sömürü arabasına “onun yerine, bizi yemleyip koş…” hevesi ve çekişmesidir.

38- AKP ile CHP’nin kalıpları ve kılıkları farklı da görülse, kafa yapıları ve kankaları (Mason kardaşları) aynı olan partilerdir. Bunlar çağdaş Firavunların; birisi smokin yakalı ve fötr şapkalı, ötekisi külahlı ve çarşaflı kâhyaları ve köleleri yerindedir…

39- Bu iki partiyi farklı zannedenlere, öncelikle, “Zındık” ve “Münafık” kavramlarını çok iyi öğrenmeleri tavsiye edilir.

40- AKP’nin “Muhafazakâr ve Reformist”, CHP’nin “Çağdaş ve Kemalist” geçinmeleri; hanımlarının farklı giysiler içinde görünmeleri ve her ikisinin değişik geçmişten gelmeleri, sadece rollerinin gizlenmesine ve kontrollerinin daha kolay yürütülmesine yöneliktir. Elbiselerinin rengi, modası ve astarı farklı da olsa, kumaşları ve asılları aynı maddedendir.

Demek ki; Ya Adil Düzen’e geçilecek veya bugünkü adi ve Siyonist sömürü sistemleri insanlığı ezecektir!.. Bu nedenle Milli ve haysiyetli bir mutabakat girişimi mutlaka gereklidir.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Ramazan YÜCEL

Ramazan YÜCEL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
13 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
ELİF ÇAĞIL

Zafer Çok Yakın
İnsanlık zulüm ,eziyette aff!
Gül gibi mazlumlar gömülmekte ahh!
Çocuklar hep mazlum üzülmekte ahh!
Rabbim neolur vadin hak ,nasip eylesen!
Güzel günler çok yakın , gülsün ebeden!

A.Hakan

Aziz Erbakan Hocam Hürmetine
Her türlü günah, gayretsizlik zafer yollarını kesmiş olsa bile ALLAH CC Aziz Erbakan Hocamızın azim, gayret ve mücadelesi hürmetine Allah CC Adil Düzenin hakimiyetiyle Deccalizmi Zelil, Sadıkları Muzaffer edecektir. Kaldı ki; Aziz Hocamızın dilinden düşürmediği “Allah Nurunu Tamamlayacaktır.” vadi, Saf suresi 68 ayetinin mealidir.
Kâfirler istemese bile..

Saffet

Yan yana duruyorsunuz, üst üste duruyorsunuz, alt alta duruyorsunuz, ne yaptığınız ortada.
Aziz Erbakan Hocamız bir konuşmasında AKP ve CHP’nin aynı olduğu birbirinden farklı olmadığını şu sözlerle dile getirmişti.”Siz hiçbiriniz saadet getiremezsiniz. Yıllardan beri biriniz gidiyor, öbürünüz geliyor. Yan yana duruyorsunuz, üst üste duruyorsunuz, alt alta duruyorsunuz, ne yaptığınız ortada. Memleketin durumu ortada”
Ve yine haklılığı birkez daha tescillenmiştir.
Birbirleri ile horoz dövüşü yapan AKP ve CHP zihniyeti Faiz ve fuhuş sistemini destekleyen AB uyum yasaları altında toplum çürütülmektedir.Ailelerin feryadı arşı titretmektedir.
Hak batıl savaşı elbette kıyamete kadar sürecektir.Ancak önemli olan Hak tarafında bulunmak ve bu uğurda cehdi gayret göstermektir.Bugün bu görevi Milli Çözüm yani şahsı manevisi üstad Ahmet Akgül en üst perdeden dile getirmektedir.Başka çaresi yok getirip anahtarları teslim edecekleri günlerin arefesindeyiz İnşaAllah

Kemal Serkan

Hak ile Batılın mücadelesi şeklinde devam eden insanlığın imtihan sürecinde yine HAKK herzamanki gibi haklılığını tescil eden bir makale!..
Hak ile Batılın mücadelesi şeklinde devam eden insanlığın imtihan sürecinde yine HAKK her zaman ki gibi haklılığını tescil eden bir makale!..

– Akp-Chp nin birbirinden farklı olmadığı (Neden AKP CHP SADECE dersiniz diyenlere görüntüde iktidar ve ana muhalefet bu ikisi olduğu için bu 2 isim zikrediliyor. Ya değilse diğer 60 partininde bunlardan farkı olmadığı zaten aşikar çünkü onlarda bu ”40 aynısı” diye ifade edilenleri sahipleniyorlar. Sadece Milli Görüş Saadet Partisi – Milli Çözüm hakkı temsil etmekte olduğu gerçeğini artık sağır sultan duyuyor duydu..

– Aziz Erbakan hocamızın kurduğu D 8 ler hareketini aktif hale getirmek dururken canlı hale getirmek dururken hiç o tarafa basan yok G 20 DEN MEDET UMAN BU ZİHNİYET değişmedikten sonra bu haçlı kuşatmasından ne kurtulunulur ne de huzura erilebilir. Bu işbirlikçi kafaların bir an evvel yerlerine MİLLİ MUTABAKAT yolu ile Milli Kafa gelmeli ve siyonizin Akdenizde tarihin çöplüğüne gömülmeli ve Adil Düzen Medeniyeti artık insanlığa hediye edilmeli…

Artık MİLLİ MUTABAKAT kurulup hareketlenmeli ve gereğini yapmalıdır tüm kurumlardaki Kuvayi Milliye ruhuna sahip kafalar….

Yakup G.

tarihe düşülen bir not….
Aziz Erbakan Hocamızın “AKP doğruya en yakın gözüken eğridir ve asıl en tehlikeli olan da budur” ve “AKP çikolatayı zehre batırarak millete sunan bir partidir” sözleri bu makale ile te’vil edilmiştir.

Aziz Erbakan’ın hatırasına, Milli ve Manevi davasına sahip çıkmayanların, uzaklaşanların, gömleği çıkaranların “karşı mahalle” bildikleriyle bir farkı kalmayacaktır elbette. Çünkü siyonist kuklacılar birini sağ, diğerini sol elleriyle oynatıp toplumu kendi çıkarları ve ülke ve millet aleyhine yönlendirmektedir.

Bunca haksızlık ve ahlaksızlığa keramet uydurmak İnsanca ve Mümince bir yaklaşım değil, aksine firavun sistemine itaatin zuhurudur. Gerçek müminler haksızlık ve ahlaksızlığı kardeşi yapsa bile karşısında duranlar ve önlemek için mücadele edenlerdir.

İşte bu makale tarihe düşülen bir not, hesap gününde sunulacak bir belgedir.

Ramazan YÜCEL

Zafer inananlarındır.
Güneş doğduğunda nasıl karanlıklar yok oluyorsa dünyamızdaki her türlü baskı, zulüm ve haksızlık da inananların çalışmalarıyla yok olacaktır. İnanıyorsanız en üstünsünüz. Zafer ise elbette inananlarındır ve zafer yakındır. İşte bizim davamız budur. Ne mutlu bu hak davada canla başla koşanlara..!!

Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN

necmiye topcu

Yakında sizinde aslınız astarınız ortaya çıkacak
Türk siyasi hayatı gerçekten ibret verici hadiselerle doludur .siyasi tarihimizde bir tarafta ülkesine hizmet için gecesini gündüzüne katan asil devlet adamları .
diğer tarafta üç kuruşluk menfaat için 40 Takla atan şahsiyet fukaraları vardır .
90 yıllık siyasi geçmişimizde milletin emanetini canı pahasına koruyan kahramanlarımız olduğu gibi darbecilere selam duran tankları görünce sıvışıp kaçan korkaklar da vardır .
Türk siyasetinde ülkenin bekası için kurşun yağmur altında kenetlenen de olduğu gibi ülke düşmanlarına yancılık yapmayı siyaset zanneden muhterislere de rastlanır .
Bu ülkenin siyasi geçmişi bir bakıma Erdem’li siyaset yapanlar ile ahlaksız ilkesiz mücadele yapan siyasilerin mücadelesine şahit olmuştur.
farklı partiler ve politik karakterler üzerinde bu iki anlayış birbiriyle mücadele içinde olmuştur.
Aziz hocamızın dediği gibi hak batıl mücadelesinde ya haktan tarafsın ya batıldan
Madeni Çürük himmeti düşük olanlar zahirde insanların imreneceği bazı ‘“etiket”ve “ ganimetlere”ulaşsalar ve güya başrollerde oynasalar bile ,
bunlar aslında er veya geç boyası dökülünce foyası anlaşılacak kalaylı bakır misalidir,.

Mus ab

Bir kez de Milli Çözüm’ün Hatırlattığı Gerçekleri Zaman İspat Etmeden Kabul Edelim!!!
Dün, Feto’nün tüm değerlerimize karşı olan tavırları, Milli Çözüm tarafından tek, tek nasıl izah edildi? Sağır sultanın bile duyacağı, ilkokul seviyesinden, Prof. una kadar ve her kesimin anlayacağı şekilde izah edildi. Gerçekler tüm açıklığıyla ortada olduğu halde; Feto’ya (ABD’ye- makama- ihaleye) gönlünü kaptıranların gözleri görmez, kulaklarını duymaz oldu. Sonuç “ülkemiz eşkıyaların kirli ayakları altında belki on yıl belki bir ömür ezilecekti!” ki; Allah’ın izniyle Kahraman Ordumuzun milli refleksi, Milli Çözüm’ün yıllarca verdiği emek sayesinde ülkemiz sonu görünmeyen uçurumun yarısından döndü. Sonuç olarak; Feto’nun ve gönüllülerinin yüklendiği vebal hiç birinin altından kalkamayacağı kadar ağır bir vebal. Dünyada bir kısmı kısmen çekilse de(işten atılmalar, hapis korkusu, terörist damgası, milletin yüzüne bakamayacak hale gelmek, bir ömrü hizmet ediyorum diye İsrail’e uşaklık etme pişmanlığı yaşansa da), asıl korkulacak yer ahiretteki hesap değil mi?
YAKIN TARİHİMİZDE FETO GİBİ İBRETLİK BİR ÖRNEK DURURKEN; MİLLİ ÇÖZÜM ’ün MAKLEMİZDE HATIRLATTIĞI GERÇEKLERDE, AYAN BEYAN MEDYALARDA YANKILANIRKEN Mİ YANİ İŞ İŞTEN GEÇTİĞİ ZAMAN MI BU GERÇEKLERİ KABUL EDECEĞİZ?

Orhan Atay

Saflar ayrılıyor.
Yıllar yılı oldu Milli Çözüm dergisi baş yazarı Üstad Ahmet Akgül hocam. Aylık dergide ve bu sitede, kaynağı Kur-an ve Hadislerle ve Erbakan hocamın öğrettikleri ile bu günlerin, artık son günler olduğunu taraf ve safların ayrılacağını yazalı.
Taraf ve saflardan kastı ise sadece Türkiye değil, yada İslam alemi değil, dünyanın tamamını kapsayan saflaşmanın olacağını yazalı, konferanslarında, kitaplarında anlatalı.
Yani bir tarafta Siyonizim ve taraftarları, yani siyonizmle dünyayı sömürenler, diğer tarafta ise bu sömürünün zulmün altında inim inim inleyen İslam alemi ve insanlığın tümü.

Evet yolun sonuna gelindi kimin için diye sorulursa ? Siyonizim ve taraftarları olanların. Almanya başbakanı Merkel Almanyanın 85 milyar Euro fazlasına ve hiç bir sıkıntısı görülmemesine rağmen, siyaseti bıraktığını açıklaması neden acaba, atık ayakta duramayacak kadar felçli titrek bir hasta oluşunda dolayımı ?, yoksa gördüğü gerçeğin karşısında geçirdiği felç’in den dolayımı. İngiltere göya güneşin batmadığı medeniyetler ülkesi neden kafası kopmuş bir tavuk gibi çırpınıp duruyor. AB ve ayrılma arasında. Hastalarına bile reçete yazamayan sağlık giderleri dibe vurmuş ingiltere, ekonomisi dibe vurmuş sömürebildiği ülke Hindistan, Avusturalya, zenginleri ile Kanada dan başka elinde birşey kalmamış, elinde birkaç tümüyle modernizasyonlar karşısında ilkelleşmiş teknolojisi ile, ne oldu bu gerici çağdışı yönetimi Kraliyetle kaldıki krallık denmesine rağmen yıllardır bunak,alkolik bir kraliçe ile yönetilen ingiltereye ne oldu. Totoş bir başkandan ümit bekleyen Fransa ne oldu, Macron deli dana gibi her yere koşuyor. Kendilerince öve öve bitiremedikleri tarihlerine rağmen, bir liboş un layt yönetimine kalarak bitişlerini ilan ediyorlar. Rusya bir insan ömründen bile kısa süren kominizim sonrası çılgınca ekonomik çözümler üretmeye çalışan, Suriye politikasında Türkiye nin milli güçlerinin iki dudağını arasında geleceği olan, güya tarihin koca Rus imparatorluğu ne oldu bu rusya ya. Orta doğu yıllar yılı bir yada ikisi hariç çadır devleti anlayışı ile paramparça oldular, nerede o şaşaa, debdebe, ihtişam yok oluyorlar. Olamayacak şey Suud Amerikan krallığı vatandaşına vergi uyguluyor bitmiş ekonomi nedeni ile Aramkoyu dünya borsasına sokmaya çalışıyor. Saymakla bitmeyecek dünya ülkeleri karışıklığının sebebi ne?. Bunca dünya ülkesi karışıklığına rağmen. İktidarı ve yandaş siyasi yöneticilerine , çok büyük hayati hatalarına rağmen, Parlayan yıldızı ve her geçen yükselen değerleri ile Türkiye Cumhuriyeti.
Evet saflar ayrılıyor, Yıllardır süren hak ile batıl şavaşının sonuna gelindi. Ne zaman başladı bu şavaş diyenlere ise Erbakan hocamın binlece kere söylediği gibi 5765 sene dir devam ediyordu diyoruz. Allah ın her anın kitabı Kur-an ve Resurullah ın (SAV) hadislerini
Erbakan hocamın bizlere öğretip emanet ettiklerini anlayarak ve hayatımıza uygulayarak . Bu batıl siyonist düzenin savaşı kaybedeceğini görüyor ve inanıyoruz Elhamdülillah. Evet ya Haktan yana olup huzur sukünet ve mutlulukla yaşayacak bu insanlık yada pisi pisine geberip Cehennemi boylayacaklar, bu kadar kolaymı diyenlere evet bu kadar kolay ve net diyoruz. Bir makalede bu kadar çok can alacı konun işlendiği bir hecesine dahi eklenecek veya çıkarılacak bir şet olmamasına rağmen, yorum ekledik sürçü lisanımız af ola. Ellerinize sağlık, dillerinize sağlık,İmanınıza bereket, kaleminiz keskin olsun. İman ve sağlıkla kalın. Amin.

Necmettin

ÇIKIŞ YOLUNU BULMAK İÇİN!..
Ülkemiz maddi-manevi her yönden belki tarihinin büyük kuşatmasıyla karşı karşıya olduğu halde!..İktidar mensuplarının hala şahsi ikbal,rant ve koltuklarını koruyup- güçlendirme histerisinden kurtulamamış olmaları!..Ve elim manzaraya rağmen hala bu hastalıklı hallerinin gün geçtikçe artarak devam etmesi, devlet sistemimizin gördüğü belkide en büyük bir AYMAZLIK halidir!..

Ülkemiz maalesef işbirlikçi iktidar ve tüm temel meselelerde ortak zihniyet ve politika sahibi işbirlikçi muhalefetiyle, bir nevi “RUH İKİZİ” gibidirler!..Makalede yüksek bir basiret ve isabetle ortaya konulan “40 AYNILARI”tespitleri itiraza yer bırakmayacak ölçüde yerinde tespitlerdir.

Peki böyleyse ne olacaktır?!..Türkiye bu büyük kuşatmadan nasıl kurtulacak ve gelecek nasıl şekillenecektir?..Arayan bulacaktır!..Tüm bunların doğru ve doyurucu yanıtlarını sahiden merak edip dert edinen kimseler, tüm ön yargı ve saplantılarından kurtularak samimiyet ve dikkatle olaylara yaklaşırsa, o vakit gerçekleri görecek ve içinde yüksek bir umut ve milli bir heyecan duyacaktır!..Nasıl mı?..Bunun cevabını ciddiyetle bulmak isteyenler MİLLİ ÇÖZÜM’ü takip etmek durumundadırlar!..

Necmettin Harun GÜL

ŞAHİT OL YARAB ŞAHİT OL YARAB ŞAHİT OL YARAB
Ömrünü Milli Görüş saflarında geçirmiş bir kardeşiniz olarak şunu belirtmek istiyorum. Çok küçük yaşlarda Milli Gençlik Vakfında ve Refah Partisi bünyesinde faaliyetlere başladığımız o dönemlerde, gerek MGV, gerek Refah Partisi ve Milli gazetenin en önemli organizasyon ve programlarında teşkilat mensuplarına ve halkımıza Milli Görüş, Erbakan hocamız, dava şuuru, teşkilatçılık, ülkemiz ve dünya üzerinde oynanan oyunlar ve sorunlar, ve bu sorunlara çözüm önerileri ve kurtuluş reçetesi gerçeğini anlatan, doyurucu ve anlaşılır bir şekilde aktaran birisi olarak tanıdığım en etkili kişi Ahmet Akgül Hocamızdı. Çünkü onun sohbetlerine, konferanslarına ve seminerlerine katılan herkes tereddütsüz, “Ahmet hocanın sohbetinden çok istifade ettik. Konuları çok mükemmel ve anlayacağımız şekilde aktarıyor. Çok iyi bir hatip. Hem sorunları hemde çözüm önerilerini o kadar güzel ortaya koyuyor ki, hem rahat anlıyoruz hemde bilmediğimiz, haberimizin dahi olmadığı konuları bu sayede öğrenmiş oluyoruz. Milli Görüşü, Erbakan Hocamızı ve Teşkilatçılığı onun sohbetleriyle öğrendik ve davaya ve liderimiz Erbakan Hocamıza bu şekilde bağlanıp teşkilatlarda canla başla çalışmaya başladık” gerçeğini dile getirip, ifade ediyorlardı. İşte o gün bugündür tanıdığım ve yakınen takip ettiğim Ahmet Akgül Hocamız, inanç, şuur, ihlas, bilgi, kararlılık, söylem, duruş, netlik, mertlik, fedakarlık, sadakat, davaya bağlılık, vefa, çalışkanlık ve cesaret konularında hiç değişmeden ve en küçük bir taviz dahi vermeden yoluna devam ediyor. Onun bu net duruşu tabiki içerideki ve dışarıdaki hainleri ve şeytani oluşumları rahatsız edecek ve uykularını kaçıracak hatta kendisine açık gizli düşmanlık besleyenleri çatlatacaktı. Yıllardır bu hain takımı ve kıskançlık damarı ağır basan zavallılar Hocamızın önünü kesmek, hayırlı hizmetlerini engellemek ve toplumun onun yazdıklarını ve konuştuklarını okuyup duymaması ve gerçeği görmemeleri adına her türlü şeytanlığa başvurmuşlar ama başarılı olamamışlardır. Çünkü bu zavallıların unuttukları bir hakikat vardı. Oda, Cenab-ı Hak inananların ve kendi yolunda kendi rızasını kazanmak için çalışanların yanındaydı. Allah sadık bir kulunun yanında oldumu hangi güç Rabbimizin O kuluna zarar verebilir. Evet Ahmet Hocamız tüm baskılara, dedikodulara, iftiralara, fitnelere, mahkemelere, sürgünlere, tehditlere, olumsuzluk ve her türlü yasak oluşum ve ortamlarına karşı, taviz vermeden, boyun eğmeden, yılmadan, yorulmadan, eş, dost, akraba, ve insanlar ne der, ne düşünür gibi düşüncelere kapılmadan, inançla, şuurla ve cesaretle yoluna devam etmiştir ve bu kararlılıkla Cihat yolunda ve Allah (C.C)’nun rızası doğrultusunda nefesinin son anına kadarda mücadelesine devam edecektir inşallah. Adil Bir Düzenle Yeni Bir Dünyanın kurulması yolundaki büyük gayret ve çalışmalarının hayırlı sonuç ve neticelerinede ulaşacaktır inşaallah. Evet tek ölçüsü Kur’an ve Resulullah olan, Milli Görüş davasını ve Erbakan Hocamızı en iyi şekilde anlamış, anlatmış ve hayatına ve yaşamına yansıtmış, Siyonist şeytanın sömürü sistemi ve saltanatının nasıl yıkılacağını, başta ülkemiz olmak üzere, islam coğrafyası ve tüm insanlığın kurtuluşunun Adil Bir Düzenle mümkün olacağını dile getirerek tüm sorunlara Milli Çözüm önerileri sunmuş olan Ahmet Hocamızın bugüne kadarki Hak davada ve hayırlı hizmet sahasındaki tüm mücadelesine biz şahidiz. Rabbim Hocamızdan razı olsun. ŞAHİT OL YARAB ŞAHİT OL YARAB ŞAHİT OL YARAB

Ömer ali

Bir söz
Erbakan hocamız ne buyurmuşlardır;Milli Görüş ve diğerleri

N.Gündüz

Zafer inanalarındır.
Evet İstanbul seçimlerinin tekrarlanması bu Akp iktidarının parçalanmasının başladığını göstermektedir. On yedi yıldır ülkede satılmadık yer, kapatılmadık faprika kalmadı. Ülke tarihinde böyle pervasızca yolsuzluk yapılmadı. Buna rağmen Akp nin peşinde giden bu insanlar bu yapılanları görmelerine rağmen alkışlamaları ve her seçimde destek vermelerinin sebebini acizane Muhterem Erbakan Hocamız’ın kıymetini bilmemenin bir cezası olarak görmekteyim.
Refahyol hükümetinin kısa bir zaman içerisindeki yaptıklarına ve Erbakan Hocamız’ın gayretlerine karşı nankörlüğümüzün şimdi bedelini ağır ödemekteyiz.
İslamcı zannettiklerimiz bile Adil bir düzen istememekte ve gayretini hiç çekmemekte. Ama Rabbimizin izni ve inayetiyle Hak hakim olacak buna iman etmişiz.
Bu siyonist sistemin işbirlikçileri yıllardır farklı partilerle göstermelik kavgalarla makam ve mevkilerini korumuşlardır. Akp ve CHP nin farklı olmadıklarını,ne güzel makalede ifade edilmiş.
Biz kalabalığa değil.
Hakka tabi olmuşuz
Zaferide ondan bekliyoruz.
Hak gelince batıl zail olur.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
13
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx