YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661b04d2e5d25
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 1569
Dün : 26764
Bu ay : 300155
Geçen ay : 453014
Toplam : 23079119
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

AIVMN Page 1AIVMN Page 2AIVMN Page 3AIVMN Page 4AIVMN Page 5

Yazının PDF halini okumak için…

 

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Veysel UZUN

Veysel UZUN

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Mücahit Dinç

Milli Çözüm Köprüdür!
Milli Çözüm; bu ülkede birlik ve dirlik istemeyen siyonist, emperyalist ve işbirlikçilerinin oyunlarını bozarak her hassas konuda olduğu gibi Alevi – Sünni kardeşliği içinde bir köprü vazifesi görmekte elhamdülillah..

Dilek Cengiz

İNSANI OLGUNLAŞTIRIP YÜCELTEN İSLAM’DIR
Bu Sırât-i Müstakim, Hakkın ihsanı
Yücelten İslam’dır, bilki insanı

(Bu dosdoğru yol Cenab-ı Hakkın bir ikramıdır,
İnsanı olgunlaştırıp yücelten ise İslam’dır)

N.Eryıldız

Allah’tan başkası yok oldu, yalnız O’nun sureti kaldı.
(Hakiki ve daimi varlık ise) Sadece Celâl ve İkram sahibi Rabbin vechidir (ki O’nun Zatı Bâki’dir).
(55:27)

V. Yahya Sadık

Ne Güzellik
Bir su misali akıp, gönlümüze işleyen ve nice dersler almak üzere bizleri tefekküre sevk eden güzellikler manzumesi bir eser… Milli Çözüm’e ve sayın yazarımıza istifademize sunmaları nedeniyle şükranlarımı arz ederim.

Mus ab

Milli Çözüme karşı olan Seyit Nesimi’ye de karşı olacaktı!
Hakikate tercüman olanlar her asırda yanlızlığa mahkum edilmek istenmiş maalesef.
Seyid Nesimi bugün gelseydi!
Demek ki; devletli, günün ilahiyat prof.u, tv hocası, kardeşlik diyerek kalleşlik/alçaklık yapan (işbirlikçilerin destekçisi) müritler ve şeyler, makamının elinden alınmasından korkan korkaklar, adaletsiz başkanın hışmına uğramaktan tırsan toplum demek ki Seyid Nesimi’yi yanlız bırakacaktı.

“Aleviyiz” deyip de aslından birlik ve bütünlüğe düşman olan bilge geçinenler de Seyit Nesimi’ye düşman olacaktı.
O’nu anlayan ve O’nun gibi, hakkın hakim olması için bugün çalışan “Milli Çözüm” zihniyetine sahip olanlar ancak Seyit Nesimi’nin sığınabileceği liman olacaktı.
Çünkü Üstad Ahmet Akgül Hocamız da Seyit Nesimi gibi toplum kesimlerinin ayrılık ve aykırılık konularını kaşıyıp kutulaştırmak yerine, yapıcı ve yapıştırıcı bir ahlakın yaygınlaştırılmasını gaye edinmişti.
Sadece bu bile yeryüzünün en azılı düşmanlarını kışkırtmaya yetiyor.

D.Görgülüler

Ey,yâr,sakın,naletlenmis şeytana uyma,onun sözüne,uyma yalanlarına inanma,tuzaklarına kapılma
• Ey iman edenler! Hepiniz birlikte (ve her hükmünde bir hayır olduğunu bilerek) topluca barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’ın selamet ve saadet düzenine) girin ve şeytanın (Siyonist ve emperyalist odakların) adımlarını (zalim planlarını ve teşkilatlarını takip ve tercih edip) izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır (bunu bilin ve ona göre hareket edin).Bakara 208ayet.

Hamza Seyyit

ADALET VAR MI?
Ha alevi ha Sünni bu ülkede adalet hangisine var. Tabiki hiçbirine. Yahu neyin peşindesiniz. Paranın baştacı edildiği şu dönemde düdüğü dürüstler, adam gibi adamlar çalmıyorsa ve paralıya hürmet geride kalanlara ikinci sınıf adam muamelesi yapılıyorsa, alevi de olsan hiçsin, Sünni de olsan hiçsin. Cemevinde de olsan varlıklıysan değerlisin, camidede olsan varlıklıysan şeyhsin, alimsin, hocasın.. Vs. Yani hiçkimse kendini süt limanında görmesin. O ki maddiyat ön planda gerisini konuşmaya gerek dahi yok

Necmettin

RABBE DAHA YAKIN!..
Seyyit Nesiminin bu hikmet dolu dizeleri,en doğru ve doyurucu şekilde;böyle bir sadelik ve hikmetle belki tarihte ilk defa açıklanmaktadır!..Böylelikle Alevi-Bektaşi kültürünün İslama bağlılığı, Sünnilik ve Aleviliğin aynı hakikatin farklı yansımaları olarak anlaşılmasının gerekliliği bir kez daha ispatlanmış olmaktadır!..Şiirin içerdiği derin-ufkî manayı günümüzde bir başka şekilde ve en özlü bir şekilde izah buyuran ,Üstad Ahmet AKGÜL Hocamızın aşağıda paylaştığımız şiirlerini de okuduğunuz zaman bambaşka ufuklara tekrar kanat çırptığınzı,RABBE DAHA YAKIN olduğunuzu göreceksiniz:

YÜCE HAKİKAT

Tüm mevcudatın madeni, ol kün emrinde saklıdır

Her şeyde aşikâr olan; Batın Sensin, Zahir Sensin

Hayır ve şer takdirindir, “Allah bir” diyen haklıdır

Nezirin yok, vezirin yok; Evvel Sensin, Ahir Sensin!

Garip şaşkın âşık ruhum, ilahi vuslatın arar

Tevfikin olmazsa ey Yar, tedbirlerim neye yarar

Vahdet iklimi saadet, ikilik şirk küfür zarar

Hidayet ve inayet kıl, kadirü hem Kahir Sensin!

Âlem nuruna pervane, rasat Cemale doğrudur

Kâinat fabrikasında, nizam Kemale doğrudur

Her şey planlı maksatlı, sanma zevale doğrudur

Sen, eya Rabbül-âlemin; her sanatta mahir Sensin!

Her şey başka bir harika, hepsi hikmet eseridir

Kudretinin meyvesidir, rahmetinin kevseridir

En mükemmel tecelliyse, Gül Muhammed cevheridir

Noksanlıktan münezzehsin, her kusurdan tahir Sensin!

Hepsi gerçeğin gölgesi, âlem hayal hakikat Sen

Binler Birin tecellisi, kurda kuşa kol kanat Sen

Hak arayan Müminlere; şeriat Sen, tarikat Sen

Övülen sevilen Rabbim, âlemlerde Fahir Sensin!

Her kürre ayrı bir devran, her hücre başka bir âlem

Her insan farklı bir dünya, ayrı lezzet ayrı elem

Hak-Batıl ayrı kutuplar, hep aynı kudretten kalem

İlm-ü hikmetin sonsuzdur, hiç tükenmez bahir Sensin!

Gönlüm dünyaya bağlanmaz, bu handa misafir diye

Sahte boncuk satsa idim, alırlardı safir diye

Aşikâr etsem aşkımı, damgalarlar kâfir diye

Dostlar bile hücum eder; “Numaracı sahir Sensin”!

Hâşâ yanlışın olur mu, her hükmün hak, hepsi güzel

Hem Adilsin hem Kerimsin, her takdirin en mükemmel

Ey Can, Hâkimi mutlaksın; tek Sultansın, Ebed Ezel

Pür nihan içre ayansın, hep dillerde şahir Sensin!

Cismim karıncadan zelil, ruhum kâinattan aziz

Hayalim cennetten yüce, halim kelebekten aciz

Ahmak insan dünya için, hak davadan verir taviz

Zi şuur neye yalvarsa; içyüzünde zamir Sensin!

Hikmet ile hoş görsem de, şeriatle boş veremem

Zalimlere buğz etmesem, Hak rızasına eremem

Mihnetle tohum ekmeden, nimet güllerin deremem

Ey Sahibü Kevnü zaman; Kuvvet Senin, Kadir Sensin!

Zerrelerde kürrelerde; hem hücrede hem Herkül’de

Atomlarda kuantumda; elementte molekülde

Göz kulak, dil ve beyinde; gonca gülde yanan külde

Celal Cemal sıfatınla, ayan olan Ğafir Sensin!

“Kelime-i tevhit” demek; “hakikatte birlik” demek

Rab: Batın, Muhammed: Zahir; bunu bilmek bütün emek

Cümle felek, insü melek; havada kuş, suda semek

Muhammed’in hizmetinde; Kur’an hükmün, Amir Sensin!

Dikkat kesil Ahmet Hoca, her zuhurda ayrı mana

Binbir yüzle tecellide, herkesi salmış gümana

Bir yüz ile görünseydin, kâfir de gelir imana

Âlem teşhir sahnesinde, Malikü Musavvir Sensin!

• Sahir: Sihir yapan, göz boyayan.

• Fahir: İzzet ve şeref sahibi, övülüp yüceltilen.

• Şahir: Şan ve şöhret bulan, meşhur olan.

• Bahir: Büyük Okyanus, Derya, Deniz.

• Safir: Çok kıymetli bir mücevher taş.

• Tahir: Tertemiz, saf ve yüce.

• Zamir: Her şeyin iç yüzü, özü, sırrı gizli benliği.

• Tevhit: Birleştirme, farklı görünenleri bir etme, her şeyi bir görme.

• Vahdet: Teklik, birlik, benlikten geçip Allah’a erişmelik.

• Musavvir: Tasvir eden, suret ve biçim veren, kâinattaki tüm varlıkların dengeli ve sistemli projelerini üreten.

• Teşhir: Sergi, gösterim merkezi, yüksek sanat eserlerinin galerisi.

• Semek: Balık çeşitleri, deniz ürünleri.

• Kevn: Yaratılan bütün varlıklar, kâinat.

• Güman: Kesin ve yakin kazanmamış tahmini umutlar ve bakış açıları

https://www.millicozum.com/mc/subat-2017/yuce-hakikat

Fatma Mert Bişkin

Şeytanın ipinizi gevşetmesine fırsat vermeyin!
Fazıl istersen;hakikate var!Sa’y eyle bu işe,gevşeme zinhar!…
“Erdem istersen bu gerçeğe uğraş ve ulaş…Gayret et,bu işte sakin gevşeme,geride kalma….!”
********
Allah’ın davasına sımsıkı bağlanmak gerektiği;,,dava için yapılan hizmetleri ve bu hizmetleri yaparken boşa zaman geçirdiğimizi,yaptığımız hizmetlerle ne insanlığın nede kendimizin kurtuluşa erişemeyeceği yanlışından kurtulmak,bu fısıltıların şeytanın sesi olduğunu bilmek ve bu sese kulak asmadan yolumuza devam etmek mecburiyetinde değilmiyiz?Zira;”Durmadan yol aldığımız sürece ne kadar yavaş gittiğimizin bir önemi yoktur.!”
Yaptığımız çalışmalarla kurtuluşa eremeyeceğimizi düşünerek şeytanin ipimizi gevşetmesine asla müsade etmemeliyiz!Mânâ aleminde Aziz Erbakan Hocamızın “şeytanin ipimizi gevşetmesj” konusu ile ilgili anlattıkları mükemmel bir kıssa geldi aklıma..Rabbimiz bu kıssadan en güzel şekilde hisse çıkarıp hayatımıza yansıtmamızı nasip etsin inşallah!
**********
“Allah’a bağlanmış ipinizi şeytanin gevşetmesine izin vermeyin..Gevşetse ne olur ki Hocam;ipi tamamen çözmedikten sonra”demeyin..
Bakın bir gün bir kadıncağız ahıra ineğinin sütünü sağmaya girer.İneğini sever okşar,Euzu Besmelesini çeker başlar ineğini sağmayaa.Bu esnada şeytan can sıkıntısıyla dolaşmaktayken,kadının sevgi ve şefkatle en önemlisi de Euzu Besmele çekerek ineğini sağmaya başladığını görür.”Buradan bana ekmek çıkmaz..Bu kadın herşeyi kitaba uydurarak hareket eti ama elim boş dönmeyeyim,bari buzağının (ineğin yavrusunun) ipini az gevşeteyim!” der ve ahıra girer.Buzağıya yaklaşır ipini hafifçe gevşetiir.Buzağı ipinin gevşediğini hissedince,başını sağa sola sallayarak oyun oynamaya başlar sonra yerinde yavaştan zıplayarak oyununa devam eder. Zıpladıkça ip tamamen çözülüür.Evet kadıncağız tüm işine usulüne uygun başlamıştır fakat,sürekli etrafı gözleyip ona göre hareketlerine yön vermesi gerektiğini unutmuştur!.. Kadının dalgınlığından yararlanan buzağı,ineğin yanına koşar sütten emmek ister.Kadıncağızın sağdığı sütün tamamını yere devirir.Kadın sağdığı süt yere döküldüğü için öfkelenir..O öfkeyle boşalan kovayı alır ve buzağıya bir tane vurur.Kova buzağının ters bir yerine gelir ve vurmanın etkisiyle yere düşer ölür..İnek annelik hissiyle yavrusunu öldüren kadına sert bir tekme atar,kadında tekmenin sertliği ile yere yığılır ölür.O esnada kadının kocası ahıra girer,ineğin çiftesiyle karısını öldürdüğünü görür.Gider tüfeğini alıp gelir tek kurşunla ineği öldürür.Kadının babası ahırdan silah sesi geldiğini duyunca koşarak ahıra gelir.Bakar ki;kızı kanlar içinde ölmüş yerde yatıyor damadının elinde de bir silah!. Kızını damadının vurduğunu zanneder ve getirir beylik silahını çeker damadını vuruur..
Sonra!Sonra;Kadının babası, polisiydi mahkemesiydi hapishanesiydi uğraşamam bu yaştan sonra der ve çeker silahını kendisinide vuruur..
Bütün olup biteni kenarda şaşkın şaşkın izleyen şeytan;”Ya Rabbi,görüyorsun benim bir suçum yok, ben sadece hafiften buzağının ipini gevşetmiştim!”deer..
********
Bu kıssadan ne çıkarmalıyız?Hissemiz ne olmalı?
İpin hafif gevşemesi,küçük bir günahın başlaması bizi önü alınmaz sıkıntılara büyük günahlara sevkeder.Şeytan arkasını getirir. Küçük bir taviz büyük büyük tavizlerin, büyük büyük günahların sebebi oluur.
O halde gerçeğe ulaştıktan,Hakkı batıldan ayırdıktan sonra,gücümüzün yettiğince gayret edip geride kalmamaya yani ipimizi gevşetmemeye dikkat etmemiz ve Fethe doğru yürümemiz gerekmektedir…
Kişi hak gözüyle bakınca okuyunca,çok ayrı gibi göründüğü Nesimi ile aynı gerçeği aynı manada gördüğünü farkedebiliyor.
O halde;hiç kimse bir diğer inanana ön yargı ile yaklaşmadan hakkın hakim olması yolunda beraber hareket etmeli,birbirinin sürekli kollamalı ve şeytanın hem kendisinin hemde kardeşinin ipini gevşetmesine asla müsade etmemelidir..

Fatma Mert Bişkin

Kula minnet eylemem..
Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırât-ı müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem..

Bir acâip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, hak kerim’dir yarına
Zerrece tamâhım yoktur şu dünyanın vârına
Rızkımı veren hüdâdır, kula minnet eylemem..

Oy Nesimi, can Nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatkârm Ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol Hani Settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem…
NESİMi

n.b.

Sırr-ı ezel oldu, gör âşikâra…
[b]Gör her katre oldu, muhît-i a’zem;
Hem her zerre oldu, Mesîh-i Meryem.[/b]

[b]Subhandır O İlah… Gizlisi zuhurunda olur… Tecellisi perdelenince açık olur. Bilinmesi, bilinmeyişinde saklı…[/b]

Her kime dünyada iken anlatmak istediğimiz nura kavuşmak hâsıl olur da, nefsini öbür âlemdeki hesaptan önce hizaya getirirse; kurtulmuşlardan olur…

(Sırru’l-Esrar / Seyyid Abdulkadir Geylani k.s.)

Velhasıl;

[b]Şu kim vahdet şarâbın hazm ide bezm-i şeri’atta
Tarîkatta odur kâmil, hakîkatta odur vâsıl

(Her kim vahdet şarabını şeriat meclisinde hazmederse,
Hak yolunda olgun insan olan odur, hakikatte kavuşan da odur.)[/b]

Azîz Mahmûd Hüdâyî

Hasan

14 Can ile ten oldu, aynı hakikat; Birleşdi şeriat, ile tarikat 14 (Ruh ile beden bir gerçeklikte vahdete erişti. Böylece şeriat ile tarikat da birleşti.)
[b]21
Çün mü’mine mü’minler, oldular mir’ât,
Mir’âtına bâk ki, tam görünür zât![/b]
21
(Değil mi ki mü’mine mü’minler ayna oldular.
Aynana bak ve orada aslını gör ey insan…)
[b]22
Her kimse ki içti, bu hikmet meyden,
Hayy-i ebed oldu, ol zat-ı Hayy’den…[/b]
22
(Her kim ki bu hikmet meyinden içti,
Zat-ı Hayy (Allah) katında ebediyen diriliğe erişti.)
[b]23
Kim nefsin tanıdı, ve bildi Rabbi;
O tevhid yolunda, hoş ekdi habbi.[/b]
23
(Her kim kendini tanıdı ve Rabbini bildi ise,
O tevhit ve ahiret yolunda yararlı tohumlar ekmelidir.)

[b]35
Bu Sırât-i Müstakim, Hakkın ihsanı
Yücelten İslam’dır, bil ki insanı.[/b]

35
(Bu dosdoğru yol Cenab-ı Hakkın bir ikramıdır,
İnsanı olgunlaştırıp yücelten ise İslam’dır.)

[b]41
Adem’de tecelli, kılmıştır Allah;
Kıl Adem’e secde, bulasın felah…[/b]

41
(Allah Adem’de tecelli ve tezahür etmiş durumdadır.
Sen de Adem’e secde et ki felaha, huzura ve kurtuluşa
ulaşasın.)

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
12
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx