ARZ-I ŞÜKRANIM!
İktidara uşak, olmayım diye
Tutup zindanlara, çağlattın şükür!
İmandır bize en, büyük hediye
Kara yüzümüzü, ağarttın şükür!
Âlemde her şeyin, gerçek sahibi
“Adl”in zerreleri, ölçecek gibi
Nefs putum boynuna, geçecek ipi
Hidayet sırrınla, yağlattın şükür!
Sendendir sevgi, övgü ve yergi
Nimet ve fazilet, İlahi vergi
Kudret çarşısında, hikmetli sergi
İbretle imanım, çoğalttın şükür!
Dalalete dalmış, akıl donmuştu
Manevi dünyamın, nuru sönmüştü
Bu kalbim kuruyup, çöle dönmüştü
Gönül çeşmem açıp, çağlattın şükür!
Bâtıldan boşalttın, Hak’la doldurdun
Dünya tutkum sevdan, ile öldürdün
Üzülürken bile, yüzüm güldürdün
Yine rızan için, ağlattın şükür!
Kadermiş hükmünü, her an yürüten
Gün olur uçuran, bazen sürüten
Küfür ve günahtır, ruhu çürüten
Can yaram belayla, dağlattın şükür!
Rabbim beni bana, bırakmadın hiç
Her darlıktan sonra, tattırdın sevinç
Lütfunla ayakta, altmışında dinç
Türlü hastalığım, sağalttın şükür!
Dert içinde gizli, dermanı sezdim
Ne vara güvendim, ne yoktan bezdim
Nice yıl gaflette, avare gezdim
Aşkın kapısına, bağlattın şükür!

AŞK KAPISINA BAĞLATTIN ŞÜKÜR!..
Taptığınız ayağımın altında
Muhyiddin-i Arabi hazretleri, büyük veli ve müctehid idi. Konya’ya gelip, Sadreddin-i Konevinin üvey babası oldu. Nakil ettiği bilgilerin hepsi, birer vesikadır. Devlet ve mevki sahiplerinden çok hediye gelir, hepsini fakirlere dağıtırdı. Beş yüzden fazla kitap yazdı. Cahiller, buna zındık dedi. İbni Teymiyye gibiler kâfir dedi. Âlimler, ârifler ise, veliy-yi kâmil olduğunu anladı.
Muhyiddin-i Arabi hazretleri, Şam’da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar. Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı. Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler.
Muhyiddin-i Arabi hazretleri bir seferinde, “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” buyurmuştu.
Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam’a geldiğinde; “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar” sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. [Sin’den murad Selim, Şın’dan murad Şam’dır.] Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.
Ayrıca Muhyiddin-i Arabi’nin vefatından önce ayağını yere vurarak, “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı. Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, “Siz, Allahü teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz” demek istediği anlaşıldı.
https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2361
SEVDİRDİN
Bu dualara gönülden AMiN!
Beni bana bırakmadın şükür!
Erbakan Hocamıza eyledin talebe!
Ahmet Hocamla çağlattın şükür!
Milli Çözümcü dostlar edindirdin!
Allah için sevmeyi bile sevdirdin,
Yolunda kıtmırın olabildiysek,
Bu şeref bize yeter,ağlattın şükür!
Çok Şükür Milli Çözüm Hizmetkarıyız
Dert içinde gizli, dermanı sezdim
Ne vara güvendim, ne yoktan bezdim
Nice yıl gaflette, avare gezdim
Aşkın kapısına, bağlattın şükür!
Tüm dertlerimiz için şifa kaynağı Yüce kitabımız Kur’anı Kerimdir.Bediüzzaman’ın da dediği gibi, ‘Kur’ân hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattır, hem şeriattır, hem sadırlara şifa, mü’minlere hüdâ ve rahmettir.’ Biz Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet (vesilesi) olan şeyleri (gerekli hüküm ve haberleri) indiriyoruz. Oysa O, zalimlerin ise ancak zararını (hüsran ve hırçınlığını) artırır.(İsra 82)
Nefsi benlik ve bencilliklerimiz yanında çektiğimiz sıkıntı ve cefalar önce bize hakir görünsede işin neticesine baktığımızda aslında bizim nefsi putlarımızı yıkmamızda bize şifa niteliğinde olduğunu görmekteyiz.
Herşeyin aslında hiç hükmünde olduğu sadece Rızası aranan Rabbimizin,varlığının tek olduğunu bilip varlığa savinmek yokluğada üzülmek beyhude bir davranış ve beklentidir.Her halde yaratılış gayemize odaklanmak Cehdü gayret içerisinde ömür sermayemizi tüketmek sonundada Rabbimiz katında iyi bir kul olarak şeref kazanmak Hakkın ve Hakikatin Yani Milli görüşün Milli Çözümün hizmetkarı olmak şükürlerin en büyüğünü gerektirir.
Milli Çözüm’e niçin şükranız sıralamaya çalışalım:
* Akp’nin günahlarına ortak olmadık. (“Şayet bu tezkere geçer de, Irak’ta Müslüman kanı akıtılırsa, o kadar Müslüman’ın kanını bırakın, bir tek bebeğin kanının akıtılması karşısında bile, siz değil, yedi göbek sülaleniz başınızı secdeden kaldırmasa da bu vebalin altından kalkamazsınız!” [b]Aziz Erbakan Hocamız[/b] Irak zulmüne ortak olacakları bu sözlerle uyarmıştı! Akp’nin ekonomideki, ahlak ve maneviyattaki tahribatları ise ayrı bir facia. Çok şükür Milli Çözüm vesilesi ile Akp’ye taraf olarak bu günahlara ortak olmadık.)
“Kim (İslam’a ve insanlığa yararlı) iyi bir işe (haklı ve hayırlı bir kişiye) aracılık ederse, onun da o işten bir sevabı ve nasibi vardır. Kim de kötü bir işe aracılık yapar (yanlış ve yararsız neticelere şefaatçi ve yardımcı olur)sa, onun da (bu kötülüklerden elbette) günahı ve payı olacaktır. Allah her şeyin (ve herkesin) üzerinde koruyucu ve hesap sorucu olandır (ve hak ettiği karşılığı verendir).” Nisa 85
* Yeryüzünde “Kur’an’ın mana ve mesajının doğru ve günümüze yönelik mesajının anlaşılması” için en çok gayret eden Milli Çözümdür. (Bu enerji karşısında Kur’an’la tanıştık, Yüce Kitabımızı anlamak ve yaşamak için gayretle dolduk)
* Kutlu bir şahsiyet olan [b]Aziz Erbakan Hocamızı[/b] tanımaya ve davasını yaşamaya başladık.
* Yeryüzünün kurtuluşuna vesile olacak tek çare [b]“Adil Düzen”[/b] projelerinin tarafı olduk. (Tüm insanlığın kurtuluşu için gayret (Cihat) etme fırsatı yakaladık)
* Sadece batıl partilerin değil sahtekâr tarikatların (Fetö…), sapık ilahiyat vb. Pof.larının, münafık marazlı (durduyan, Dilipak…) kesimlerin ağından (zihin işgalinden ve ahlaksızlıklarından) kurtulduk.
* [b]Milli Çözüm [/b]şuuru ile aile saadetimizi artırıp, İslam kardeşliğini tattık.
* Siyonizm’in oyununa gelip Donkişot gibi yel değirmenlere (Atatürk’e, TSK’ya veya Siyonizmin gösterdiği yanlış herhangi bir hedefe) saldırmadık. Her birinin kıymetini ve ehemmiyeti kavrayıp gerçek düşmana “Siyonizm’e ve işbirlikçilerine” yöneldik.
Daha ötesini sayfalarca yazmak mümkün sadece bunlar [b]Milli Çözüm’e ve Üstad Ahmet Akgül Hocamıza[/b] taraf olup yolunda gayret etmeye yetmez mi?
[b]Bin kere yeter, nasip eden Rabbimize Sonsuz Şükür. [/b]
Elhamdülillah
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Şu halde hamd (her türlü övgü ve şükür); göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.
(45:36)
Sonsuz Şükür
Fâtır 10
Kim izzet ve şeref istiyorsa (bilsin ki) izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır (ve O’nun yolunda aranmalıdır). O (Rabbimize) ancak (tevazu ve teslimiyetle yapılan övgüler ve şükürler gibi) güzel sözler yükselir. (Bu güzel dua ve zikirleri de sadece) Salih ameller (ve halis niyetler kabul ettirip) Allah’a ulaştırabilir. Ama kötülükler (ve şeytani niyetler)le hile ve tuzak kuranlara (halkı aldatmak için dini duyguları ve değerleri istismara kalkışanlara) gelince, onlar için de çetin bir azap vardır ve tuzakları (şeytani tasarıları) boşa çıkacaktır.
Rabbimiz şeytanın oyuncağı olmaktan yine Sana sığınırız…Bizleri rızana kavuşup sevinenlerden eyle…
Ey Ulu Sultanımız c.c. Bizleri günümüzde HAKKA TERCÜMANLIK eden Milli Çözüm’e ve Muhterem Ahmet AKGÜL Hocamıza tâbi ve taraf olmamızı lütfeyledin, ARZ-I ŞÜKRANIMIZDIR..!
Ey yüceler yücesi rabbimiz…
Kainat ve içindekiler , canlı cansız tüm yaratılmışlar, rabbimizin tecellilerindendir malum
Ve bu tecellinin en büyüğü en yükseği ise alemleri O’nun yüzüsuyu hürmetine yarattığı Hz. Muhammed s.a.v. Efendimizdir… Allah’ı tanımak kavramak Peygamberimizle olduğu gibi, şuan günümüzde de Allah c.c.’nü ve Efendimizi hakkıyla tanıtmaya çalışan da, Hz Mevlana’nın kullandığı ifade ile ” Asrımızın Muhammedi ” olan Aziz Erbakan Hocamızın hayatı, yaşantısı ve insanlığın saadeti için gece demeden gündüz demeden cihad etmesiyle ve hazırladığı Adil Düzen Pojeleriyle ve kendinden sonra , bizlere en büyük hediyesi ikramı olan Muhterem Üstadımız Ahmet AKGÜL Hocamızı tanımamızı O’na bende olmamızı lütfettiler..
Etrafımıza bir bakıyoruz ki, yüzlerce dini cemaat, medrese, tarikat, vakıf, dernek, sivil toplum kuruluşları , partiler, akademisyen toplulukları, proflar doçentler, …vb. topluluklar ilim ve bilim kuruluşları var. Yaşadığımız bu dönemde ki düzenimizden faizci kapitalist sömürü düzeninden kurtulmak isteyen rahatsız olanlar olsa da , bu sömürü haksızlık düzeninin yerine yeni ve adil bir dünya kurma projesi olan tek bir ekip -hareket var MİLLİ ÇÖZÜM ve Üstad Ahmet AKGÜL Hocamız…
Ya rabbi sana sonsuz şükürler ediyoruz ki;
– Zinayı suç olmaktan çıkaran AKP’nin kuyruğuna yapışanlardan kılınmamamız için ,
Avrupa’nın ABD’nin İsrail’in işbirlikçisi ve uşağı olan AKP’nin kuyruğuna yapışmamamız için,
-Her daim haksızlıklara karşı dilsiz şeytan olmamak, haktan haklıdan hayırdan yana olmamız için,
– Nefsimizin , dünyalık servet ve riyaset sevgisini öldürebilmemiz için, insanların rağbetini hürmetini beklemek yerine kesret içinde vahdet olgunluğuna erebilmemizi sağlamak için, “Allah’tan gayrı ibadete, hizmet ve hürmet edilmeye ve rızasına erişilmeye layık ve müstahak hiçbir zat bulunmamaktadır” hakikatine erişmemiz için,
-“Her türlü şirk ve şekavetten kurtulmuş olgun ve onurlu bir müminin tek maksadı ve gerçek muradı ancak Allah’tır” şuurunu irfanını kazanmış olarak bir ömür, yaşam sürmemiz için,
– “Hakiki ve daimi mevcut ancak ve yalnız Allah-ü Teâlâ’dır. Ezeli ve Ebedi olandır. Diğer bütün varlıklar, Yüce Rabbimizin her an yaratmasıyla oluşan gölge ve geçici varlıklardır” gerçeğini kavramamız ve bu gerçeğe uygun tarzda hayatımıza yön vermemiz için,
…..vb….için, zamanımızda Hakka Tercümanlık yapan, Aziz Erbakan Hocamızın en sadık talebesi ve takipçisi olan, Adil Düzenci ve Adil Düzen’i en iyi anlamış kavramış hakkında kitap yazmış, Kur’an’ı – Sünneti kendine rehber edinmiş olan Muhterem Ahmet AKGÜL Hocamıza BİZLERİ BENDE KILDIN, YOLUNUN YOLCUSU ETTİN, O’NA TÂBİ VE TARAF OLMAMIZI LÜTFEYLEDİN…. ARZ-I ŞÜKRANIMIZDIR…
(Ardından Adem’e ve sülalesine) Dedik ki: “Hepiniz oradan (cennetten aşağıya-dünyaya) inin (ki imtihan başlasın)… Bundan sonra size Benden bir hidayet (rehberi) geldiğinde, kim Benim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara:38)
Elhamdülillah
“Rabbim beni bana bırakma. ” (amin)
Batıl’dan boşaltıp hakla dolduran
Üzülürken bile, yüzümüzü güldüren
Her darlıktan sonra, sevinci veren
Zorluktan sonra kolaylığı gösteren..
Allah’a sonsuz şükürler olsun. Verdiği nimetlerin kıymetini bilenlerden eylesin..
Kıymet Bileydim
Ne olur verilen bunca nimetin,
Değerini görüp, kıymet bileydim…
Düşmanı kahredip, dostu güldürüp,
Gönül huzuruyla hayat süreydim…
Hakka çağırıyor kutlu nidalar,
Ders alan kurtulur, silinir paslar,
Cennete kalmadan ferahlar canlar,
Ferahlayan gönlü elde edeydim…
Aşkın kapısına, bağlattın şükür!
Çok şükür Elhamdülillah
Aşkın kapısına, bağlattın şükür!
Hâl ehli olmak ne demektir? “Uygun düşmek, yerinde görülmek” (yani kulluğun edebine ve erdemine ermek) demektir. Yetişmek, pişmek ve olgunlaşıvermek demektir! Hâl; kulun hayırlı ve yararlı sonuçlar üretme hususunda Hakk’ın Yaratma sıfatıyla zuhur etmesi ve eserlerin O’nun himmetiyle meydana gelmesidir. Unutmayın ki; görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hâl ehli olandır. Acı su da, tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanmayın. Görünüşte herkes insandır, ama gerçek insan, hâl ehli olandır.
Hâl; kalbe hulûl edip manevi sağlığa kavuşturan, veya saf zikrin kalbe girmesini sağlayan ve yok olmayan şeydir. Sizler Milli Çözümcüler olarak; her biriniz inşaallah hâl ehli olmak zorundasınız. Biliniz ki dosta düşmana hâl ile öğüt veren, kâl ile (sözle) öğüt verenden çok daha etkili ve hayırlıdır!”
Bin şükür
Batıl davada, makam yerine
Hakk davada kıtmir, edene şükür
Niteliksiz sürüye, biat yerine
Bir avuç eyledin, bin şükür