YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e816bb5ebb0
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 1
Bugün : 9074
Dün : 56818
Bu ay : 1224737
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53369795
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

BAĞIMLILIK ESARETTİR, BIRAKABİLMEKSE ÖZGÜRLÜK

İmtihan kazanmak için, gayen kadar gayret lazım
Hak yolunda aktör gerek, olma şeytan filme figür…
Şu muhteşem kâinata, hayran olup hayret lazım
Nefsi dürtünü zayıflat, vicdan iraden ise gür
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

Kimi içki sigaraya, kimi pornoya bağımlı
Kimi kumara kadına, müzik zurnaya bağımlı
Gelen suyu musluk keser, akan kurnaya1 bağımlı
Ya nefsini dizginlersin, ya da olur sana çöğür2
Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…

Sevdiğine bağımlısın, her muhabbet esarettir
Allah için seviyorsan; Kur’an ölçü, ferasettir
Nefsini düşman bilerek, cephe açmak cesarettir
Nefse asla güven olmaz, çünkü nefis azgın öğür3
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

Kimi şöhretin peşinde, kimi şehvetin esiri
Kimi arsa kasa masa, para servetin esiri
Kimi haset hıyanetin, kin ve nefretin esiri
Neye yarar sinir öfke, hep çevrene bağır böğür4
Bağımlılık kadar tutsak, bıraktığın kadar özgür…

Geçmişten ders alır isen, geleceğin mir’at5 olur
Art niyetten geçmez isen, akıbetin berbat olur
Sabru sebat eyleyenler, dağı delen Ferhat olur
Dikkatle tarihte yürü, ibret ve hikmetle iz sür
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

Niçin yarattı Hak seni, hem nereye varacaksın
Çün eşrefi mahlukatsın, sen kılı kırk yaracaksın
Rabbe halife olmazsan, halkı nasıl saracaksın
Çıkar İblis gözlüğünü; artık şaşı bakma, düz gör
Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…

İşlediğin kötülükler, Hak yolunda önün tıkar
Aklı olan gözyaşıyla, daim günah kirin yıkar
En kıymetli sermayemiz, ömür hızla elden çıkar
Bil huzur kanaattedir, her nimete eyle şükür
Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…    

Yalnız Hakka gönül ver ki, O’na güven hürriyettir
İmandan ahlâktan uzak, tehlikeli zürriyettir
Halklar Hak’ta halkalansın, işte bu cumhuriyettir
Ya erdemli tedbirli ol, ya korona olup öksür
Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…

  1. Kurna: Çeşme ve hamamlarda su dolan mermer çanak.
  2. Çöğür: Sert ve iri diken.
  3. Öğür: Çiftleşme mevsimi gelen kızgın sığırlar.
  4. Böğürmek: İnek ve deve bağırması.
  5. Mir’at: Ayna.
5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Erdoğan BİŞKİN

Erdoğan BİŞKİN

Subscribe
Bildir
36 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Nefsî ve fânî tüm bağımlılıklardan arınıp özgürleşmek duasıyla…
Bir işin meydana gelmesi için gereken tüm esbaplar meydana gelse dahi, şayet Allah ol demezse gerçekleşmesi beklenilen olmaz.

Allah Ol demezse; şelaleler akmaz, düşmek üzere olan yaprak havada asılı kalır, ateş yakmaz, su boğmaz…

O hâlde hakikatte her işin faili O’dur.
Fakat tutup gafletle, sütü inekten, yağmuru buluttan bilsen…
Herhangi bir şeye el açsan, yardım umsan…
Yahut herhangi bir şeyin sana fayda veya zarar verebileceğine inansan…
O esbap her ne ise, her kim ise; O’na ilahlık addetmiş olursun. Ve ilahlığını kabul ettiğin her ne ise ona bağımlı ve kul olursun…

İşte bu yüzden,

[i][b]Olaylar, sebepler, kişiler; hepsi birer perdedir
Hakikat; esbap perdesin, yırttığın yerdedir
Kalbin bağladığın şey; prangadır, kelepçedir
Gafletin kadar tutsaksın,
Sezdiğin hikmet kadar özgür…
Sevdiğin kadar tutsaksın,
Şefkât duyduğun kadar özgür…

[/b][/i]

Hak İle Amel Eden Kurtulur
“Oysa dünya hayatı sadece bir oyun ve bir oyalanmadan başka bir şey değildir. Allah’tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınmakta olanlar için ahiret yurdu ise gerçekten daha hayırlıdır. Yine de aklınızı kullanmayacak (ve gerçeği anlamayacak) mısınız? En’am 32
Bu dünya, haramları terk eden kişiye nimet, ibretle bakana hikmet, ibadet edene ganimet, manasını anlayana selamettir.
İmam Rabbani Hz buyuruyor ki: Yavrum, bu, pek kötü olduğunu anladığın dünya, nedir biliyor musun? Dünya seni Allahu tealadan uzaklaştıran şeyler demektir. Kadın, çocuk, mal, rütbe, mevki düşüncesi, Allahu tealayi unutturacak kadar aşırı olursa, dünya olur. Çalgılar oyunlar (malayani) ile yani faydasız boş şeylerle vakit geçirmek (kumarlar, kötü arkadaş, kötü filmler, mecmu’a ve romanlar) hep bunun için dünya demektir.
Dünya ahiretin tarlasıdır. Din ile dünyayı birlikte kazanmak imkansızdır. İmam Gazali’nin de dediği gibi dünya ile ahiret Doğu ile Batı gibidir. Birine yaklaşan ötekinden uzak olur. Dünyalık şeylere ne kadar bağlanılırsa cennet yurdundan da o kadar uzak olunur.
Kişinin selameti ancak Yüce Hakkın zatından başka her şeyi kalbinden çıkarmasıyla mümkün olur. Allah’tan başka şeylerin sevgisinden ve bağımlılığından kurtulmanın en güzel yolu da, Resulullah’a (sav) tâbi olup yolundan gitmektir.

Dünyevi Tutkular Esarettir Uhrevi Uykular ise Özgürlük zgürlük
İnsanoğlu ölüm sonrasını değil iman ihtimal dahilinde dahi düşünmeden seksen, doksan, yüz hatta bin sene boyunca tüm Dünyevi arzularına ulaşarak hazlarını yaşasa sonunda ölüm anı gelip çattığında tüm geçmişini tutsaklıkla yaşanan bir andan ibaret olduğunu anlıyacaktır zira insanoğlu yaşam sürecinde bir an dahi akledip geçmiş yaşamına baksa ölüm anındaki aynı düşünce ve duygulara girmektedir

Tek Bir Merkeze Bağlı Olmak
Allah (Kendisine ortak koşanlar için şöyle) bir örnek vermiştir: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (hizmetçi) bir adam ile, sadece bir kişiye teslim olmuş (akıllı ve hayırlı) bir adam (düşünelim). Şimdi bu ikisinin durumu bir olur mu? (Bir tek kişinin emrinde ve hizmetinde olan; elbette daha huzurlu, daha hayırlı ve başarılı değil midir?) Hamd Allah’ındır. Ama doğrusu onların çoğu (gerçeği) bilmemektedir. Zümer 29

Bağımlılığın kadar tutsaksın, vazgeçebildiğin kadar özgür…
Eşrefi mahlukat olan insan Kalu Bela’da Rabbine bir söz vermiş ve bu sözünde ne kadar samimi olduğunu ölçmek için dünya denen imtihan meydanına gönderilmiştir. İnsanlar kendi özgür irade ve akıllarıyla ya Rablerine verdiği iman itaat ve cihad sözünde duracak ya da nefsine söz geçiremeyip her istediğini yaparak nefsinin ve şeytanın kölesi olup imtihanı kaybedecektir.

Bize bu sözümüzü unutturacak ve bu yoldan bizi alıkoyacak en büyük düşmanımız nefsimiz ve şeytandır. Aslında en büyük cihadı nefsimize karşı yapmaktayız. Nefsimiz bizlere birçok dünyalık hevesleri çekici göstererek her istediğimizi yaptığımızda bizi özgür zannettirerek aslında kendine köle hale getirmektedir. Mesele bunun farkında ve şuurunda olarak; irademizin bizi kontrol ettiği değil bizim irademizi kontrol edebildiğimiz bir dirayete sahip olabilmeye çalışmaktır. Ancak bu şekilde dünyevi bağımlılıklardan kurtulup özgürleşerek, vicdan ayarlarlarımızın bozulmasını engelleyip imtihanımızı kazanabiliriz.
Rabbimiz imtihanımızı kazanma yolunda gayretimizi artırsın bizi nefis ve şeytanın tuzağından alıkoysun İnşallah. Amin.

Ruh-u Huzur
Sırat-ı müstakimde, Hakka giden yola
Varmak ister isen, dünyada da hakkı kolla
Kimdir seni alıkoyan, nedir lağviyata boğan
Farkına varmak ister isen, birde ruh gözünle yokla
Vicdanını rahat kılan, Kur’an pusulandan ayrılma…
Hayat bir imtihandır, geri dönüp bakmak gerek
İlerlemek ister isen, doğru safı seçmek gerek
Azim ile çıktın yola, besmeleyle zirve kolla
Hâlıkın varlığını bilip, daima hizmet et halka…
İmanı ile amel etmeyen, amelini imandan sanır
Meal ile ruhu yıkayan, inşallah Er-Rahim sıfatın şerefine varır
Hayrın-şerrin hikmetini bilip, gönlünü huzurla dolduran
Beden zindanından kurtulup, Ruh-u huzurla şahlanır…

Ümit ve Korku
Yıllardır dinleriz en çok saygı duyduklarımızdan, yıllardır paylaşır sevdiğimiz dostlarımız.
İlgi, bilgiyi.
Bilgi, sevgiyi
Sevgi, sadakati
Sadakatse insana, insan olmayı, Kul olmayı, kul olarak nelerden uzak, nelere yakın olmayı, nelere yakın olursak mutlu huzurlu ve özgür olmayı becerir, şeytanı ve müttefiği nefsi yenebiliriz. Amma uzak olmamız gereken’e müttefiği nefs ile yakın olunursa, ne zincire vurulmuştur ama tutsaktır, ne hücrededir amma hapistir, Oysa ne dedi büyüklerimiz hürmet ettiklerimiz, dostlarımız sevdiklerimiz, ilgi bilgiyi, bilgi sevgiyi, sevgi sadakati getirir.
Bir ses yankılandı gök kubbe altında, Hayat İman ve Cihattır, önce ilgimizi çekti bu ses ve bu uyarı, baktık ki bu Ayet Allah’ın kelamı, her sözünü anlamaya çalıştık bazen kıt aklımız yetmedi bilenleri dinledik ama Elhamdülillah çok sevdik inandık. Çok merhametli çok şevkatli çok müşfik bütün insanlığı, bütün canlıları kucaklayan merhamet ehli bir insan. Bambaşka bir alem bambaşka bir yol bambaşka öğretmen. Kızılca kıyamet gibi ayrıldı aramızdan, bir kış günü yüreğimizi yaka yaka, bedenimizi dağlaya dağlaya. Dolmadı yeri yıllardır ve dolmayacakta. Sonra başka bir gün doğdu sanki ışıl ışıl, ama aydınlığı keskin, kalemi bazen baldan tatlı, ama hak edene kılıçtan keskin. Makaleler, Şiirler kitaplar anlatılacak gibi değil, derler ya yaşamak lazım.
Hiç durmadan yazdı hep öğretmeye çalıştı, öğrettikleri bize bambaşka bir yol oldu okadar çok şey öğrenildiki.Ne zaman ayağımız tökezlese de düşsek, her kalkışımızda daha bir korkarak, daha bir keskin daha ciddi tövbe ile toparlanmaya çalışır olduk düşmemek için. Zaman geçtikçe hafiflediğimizi önem verdiğimiz şeylerin Allah indinde hiç bir değeri olmadığını fark etmeye, oysa Allah için terk ettiğimiz her ne varsa, Onun hem Allah hem de Allah’ın sevgili kullarını bildiğini gördüğünü anladık. Ne zaman mı denirse terk etmeye başladığımızda, yalanı, haramı, makamı. Nereden anlıyoruz, bazen bir şiir’de bir sır perdesi aralanıyor, bir mısra nın bir kelimesinde, bazen bin bir müjde yağıyor bir Şiir’in on kıtasının her dörtlüğünde. Anladıkça, terk ettikçe özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı daha fazla tatmaya adeta bu tadı bütün organ ve uzuvlarımızla yaşamaya başladık Elhamdülillah. Ahiret Alemi hayret alemi dediğini duydum, önce şaşırdım, sonra sevindim, daha sonra korktum. Sonraları birliğin beraberliğin ümit olduğunu. Ümit ise imanın canı olduğunu öğretti bizlere. Her yazıda, her bu ve benzeri Şiir de, anladıklarımızla şaşırıyoruz, sonra iyi ki anladık diye seviniyoruz, sonra ğeç kalmamışızdır diye korkuyoruz, sonra bir ümit doğuyor içimize, insan bu bazen düşer ama çokta pişman olur bu bile bir şeydir kalkıp üzerini silkeleyip imanla şuurla devam edeceksin sözüyle. Velhasıl; İlgi bilgiyi
Bilgi sevgiyi,
Sevgi sadakati getirir sözü bize çok şey öğretti Elhamdülillah. Allah eksiklerimizi kusurlarımızı en kısa zamanda tamamlamayı, her türlü esaretten özgürlüğe kavuşmayı, ayaklarımız kaymadan Milli Çözüm kardeşliği ile sevdiğimiz özlediklerimize dünyada ve ahirette kavuşmayı nasip etsin. Amin.

Ahiret mi Dünya mı Bir Düşün !..
– “İslâm dini bir bütündür.
Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona Hak’tır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır.”

Necmettin ERBAKAN

BAĞIMLILIK ESARETTİR, BIRAKABİLMEKSE ÖZGÜRLÜK
Helal keyfe kafi, harama hiç bakmasak
Maddi manevi kederlerden kurtulsak
Ölmeden önce ölün, emrine uysak
Cennet neymiş, Cemalullah’a kavuşsak
Yaşadığımız kadar tutsak, öldüğümüz kadar özgürüz

Nefsini bilen Rabbini bilir.
İnsanız ve hepimizin nefsi var. İnsanoğlunun fıtratında vardır bu. Nefs; içimizdeki bütün kötü isteklerdir. İnsanı Allah’tan uzaklaştıran bütün şeytani hisler, nefsten ibarettir.
Bu dünyada imtihanı kazanabilmek için, Hak -batıl mücadelesinde Hak’kın tarafında olmak ve şeytani sistemin yıkılması için bütün gayretimizle çalışmaya gayret göstermemiz gerekmektedir.
Muhterem Üstadımız; bizlerin, kötü huylarımızdan, manevi hastalıklardan ve nefsi kötülüklerden kurtulmamız için gayret etmektedir.
Bu dünya okyanusunun suları bazen çok durgun, bazende korkunç dalgalar ve girdaplar halindedir. Bu sebeple okyanusu sağ-salim geçip sahile selamete ulaşmak için geminin sağlamlığı kadar dirayetli bir kaptana da ihtiyaç vardır. Eğer kaptan, fırtınalar esnasında gemisine hakim olamazsa, onu okyanusun girdaplarında helak eder. Fakat usta ve tercübeli bir kaptan, nice fırtınalar içinde bile salimen yol alır.
Rabbimize çok şükür ki Milli Çözüm gemisindeyiz.

Gönül kabemizi işgal eden ve gerçek özgürlüğe ulaşmaktan alıkoyan tüm putları ve lağviyatı kırma…
Nefse hoş gelen tüm masivaya muhabbet ve bağımlılık esaret, terki ise gerçek özgürlüktür.
İnsan bu esaret zincirlerini kırabildiği kadar nefis merhalelerini bir bir aşıp halife sıfatını kazanacaktır.
Her esaret aynı zamanda bir zafiyettir. Her zafiyet hak yoldan alıkoyan bir lağviyat…
Hasılı gerçek özgürlüğe Hakk’tan ve onun için olandan gayrı herşeye karşı muhabbeti gönülden çıkarılınca ulaşılacaktır.

**************
Şeytan insana en çok bağımlılıklarından, esaretinden, haktan gayrısına çokça muhabbet beslediklerinden yanaşır.
Bu yüzden Rabbimiz Vedd, Suva, Yeğus, Yeuk, Nesr putlarını missal verir Nuh Suresinde.
Çünkü onlar insanları yalnız Allah’a iman özgürlüğünden alıkoyup tutsak eden dünyalık şehvetleri temsil eden putlardır.
Tıpkı bunlar gibi aynı manaları taşıyan Lat, Menat, Uzza, İsaf ve Naile putları da Efendimiz’in (sav) yaşadığı dönem Kabe’de bulunan putlardandır.
Efendimiz (sav) nasıl ki ashabını manen olgunlaştırıp sonunda bu putları kırdırdıysa, gerçek Mürşidin metodu da aynıdır.
O, talebelerini manen olgunlaştırırken cihad ocağında iradelerini de kavileştirir. Çünkü irade esaretten kurtulmanın silahıdır.
Sonunda ayaklarına pranga olan bu gönül kabesinin putlarını kırmaları için onları iradeleriyle baş başa bırakır.
Ve sınav devam eder…

**************

Rabbimiz gönül kabemizi işgal eden ve gerçek özgürlüğe ulaşmaktan alıkoyan tüm putları ve lağviyatı kırma konusunda bizleri muvaffak kılsın. Amin…

RESULLERİN İZİNİ SÜR!..
Son menzile hızla gider,vakit hızar hayat biçer
Kurtul artık rezaletten,asıl nefsi yenmek hüner
Niyet Hakkı aramaksa,ayet-hadis,hikmet fener
Rabbe sığın haddini bil,kulluk ile geçsin ömür
Servet,şöhret,şehvet putun,kırar isen oldun özgür…

İşte Hakka ulaşacak,en kutlu yol ayan oldu
Akıl vicdan örtmez isen,tüm gerçekler beyan oldu
Kötü çirkin zulum hariç,gayrı kula helal oldu
Yol ikidir tercih senin,hayr tarafta nehirler gür
At esaret bağlarını,çıkardığın kadar özgür…

Hem nefsini hem düzeni, ıslah için görevlisin
Elçilerin müjdeleri,Mehdi Resul biatlisin
Mesihiyyet Işığı’nın,Üstad’ına talebesin
Nankör olan kaybedecek,Resüllerin izini sür
İffet cihat sadakatle,ruhun kuşlar kadar özgür!..

Hayat; İman ve Cihaddır
.
“İman: Allah’ın varlığına, birliğine, kitabına, şeriatına, va’dine, cennetine, her şeyine tam inanmaktır.

Cihad; o inandığını yaşamaktır.”

Cihad ehli olan bir Müslümanın, insanlara örnek olması bakımından, cismani ve ahlaki duruşuyla kendinden beklenenleri karşılaması gerekir.

Yalnız kaldığımızda da bunları hatırımızdan çıkarmamalıyız.

“Asıl pehlivan; rakibini mindere yatıran değil, nefsini yıkandır.”

Nefsimizle yaptığımız mücadelede ne kadar başarılı olursak diğer faaliyetlerimizde de o kadar sonuç alırız.

“Allah için O’nun uğrunda (ve O’nun rızasına uygun tarzda) hakkıyla cihad edin! O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur’an’da) da sizi “Müslümanlar” olarak isimlendirdi ki; Resul (Hz. Muhammed Aleyhisselam) sizin üzerinize şahit (örnek ve rehber) olsun, siz de insanlar üzerine şahitler (örnek mü’minler) olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a (Kur’an’a) sarılın ki, O sizin Mevlâ’nızdır, (sahibiniz ve sığınağınızdır.) O ne güzel (ve mükemmel bir) Mevlâ(dır) ve ne güzel (ve mükemmel bir) yardımcı(dır. Zafere ve başarılı neticeye ulaştırıcıdır… Ah bilseniz…)” Hacc: 78

ZİNCİRLERDEN KURTULMAK İÇİN
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan Elçiye (Hz. Muhammed’e) tâbi olurlar. Ki, O onlara ma’rufu (iyiliği) emreder, münkeri (kötülüğü) nehyeder, temiz şeyleri helâl, murdar şeyleri haram kılıp (öğütler) ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indirip hafifletir. İşte Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edip (işini kolaylaştıranlar) ve onunla birlikte indirilen nura (Kur’an’a ve Sünneti Resulüllah’a) tâbi olanlar, elbette kurtuluşa erenler bunlardır. (ARAF SURESİ 15.AYET)

Hakkı hak bilip batila galebe çalan ibrahimler musalar usalar kervanına bizleri de kattın sana allahım…
Şuurlu ve şerefli insan nefsani hislerinin ve dünyalık heveslerinin peşinde sürüklenmeyendir. Saplantılarının, alışkanlıkları ve bağımlılıkların kölesi değildir. Çünkü o özgür ve onurlu bir şahsiyettir. Çeşitli korkuların ve, boş kuruntuları nın esiri olanlar… uyuşuk pısırık ve Uyumsuz insanlar, meyveli bir ağaç olmadan çürüyen tohumlar gibidir. olgun insan kötülerle ve kötülüklerle mücadele etmeyi… toplumu ve tabiatı kirletenlerin üzerine gitmeyi kendisine amaç edinmiştir. Çünkü gerekli ve sürekli bir barış ve bereketin sağlanması için, önce ciddi ve cesaretli bir savaşın kazanılması gerekmektedir.. Bu nedenle önce kendi nefsiyle kavgaya girişip benlikten beleşçilik ten Bilgisizlik ve bilicsizlikten uzaklaşmayı… her türlü terslikten, tembellikten ve taklitçilikten kurtulmayı hedeflemiştir.. böyle kendi nefsiyle savaşıp vicdanı ile barışık yaşamayı beceremeyenler…. yüksek yaratılışına ve yeteneklerine uygun bir kimlik ve Uygar bir kişilik geliştiremeyenler, Sıradan ve silik birisi olarak tükenip gidecektir. Oysa her yerde varlığı ağırlığı ve saygınlığı olan kimse ile varlığı ile yokluğu belli olmayan ihtiyaç duyulup aranmayan ve bir işe yaramayan kişi ,niçin yaratildiginin kişi ile yaratılış amacını bilmeyen sadece kendi nefsi hevesleri için mazlumu ezip zalime ortak olan hatta zalimden daha zalim olan sözde dindar kahramanlar … adil bir düzen kurmak için canından malından dünyalık her şeyden vaz geçip kendini allaha hak davasına adayan yiğitlerle aynı olabilirmi ?… yarabbi bizi hak davan için canından malından geçen kulların arasına kat amin…

Doğru için yanlışlardan vazgeçmeli..
Bağlılık güzel ama bağımlı olmak çok zor. Bir şeyi çok fazla sevmemeli insan. Bir kuşu, bir kediyi… Ya da bir insanı. Bağımlısı olduğu her ne varsa, olmazsa olmaz gibi düşünmemeli. Hayatta her şeyin varlığını kabullendiği kadar, yokluğunu da göz önünde bulundurabilmeli. Tutunduğumuz değerler bizi biz yapan şeyler aslında. O yüzden neye tutunacağını bilmeli. Bağımlısı olduğu şeyler için asıl gayesini unutmamalı. Olgun bir insan gibi , ne için yaşayacağına, ne için öleceğine , ikisi arasında geçen zamanda neleri feda edebileceği konusunda doğru kararlar vermeli. Doğru bir hayat için yanlışlardan vazgeçmeli. Hayat eve sığar dediğimiz bu günlerde bunu düşünmek için çokça vaktimiz olacak…

BAĞIMLILIK ESARET, ÖZGÜRLÜK CESARETTİR!
Nefsi için sevmek bağımlılıktır…
Sevgi kadar bağımlı olur…
Bağımlığı kadar tutsak olur…
Tutsak olduğu kadar, şeytan filminde figüran olur!
Kurtulmak için gaye lazım gayret lazım!
Nefsi dürtüleri zayıflat lazım…
Nefsini dizginlemek lazım!
Nefsini düşman bilmek lazım!
Nefsine cephe açmak lazım!
………………………………..
Allah için sevmek, Kur’an-ı ölçü almak özgürlüktür…
Gaye kadar, gayret kadar özgür olur..
Esaretten kurtulup özgür olmak için…
İmtihan kazanmak için…
Art niyetlerden geçmek lazım…
İblis gözlüğünü çıkarmak lazım…
Geçmişten ders almak lazım…
Sabretmek, sebat etmek lazım…
Nimetlere şükür etmek, kanaat etmek lazım
Gözyaşıyla, günah kirlerini yıkamak lazım…
………………………………………………
Rabbimiz, bizleri bağımlılığın esaretinden kurtar.
Rabbimiz, bizlere özgürlüğün cesaretini ihsan eyle.

En büyük esaret, esaretliğin-köleliğin farkına varamamak.
Neyin kölesi olduğumuzu görmenin en kolay yolu ise zamanın rehberine-bilgesine bakabilmek, öğüt ve nasihatlerini dinleyebilmekten geçmektedir. Kendini özgür zanneden köle, köleliğini gösteren aynalardan kurtulmak(kaçmak) istemesi ise esaretle yaşamayı kabul etmek olsa gerek.

Hangi manevi makamda neyin kölesi olmuşsak; Şehvetin, haramın, alkolün, malın, eşin, çocukların, gıybetin, yalanın, kibirin, gelecek korkusunun, vesveselerin, cihatsızlığın, gafletin, kusur görmenin, göz zinasının, övülmenin, benliğin velhasıl neyin kölesi olmuşsak O’nu okuduğumuzda, dinlediğimizde karşımıza çıkmakta ve o halimizle yüzleşmekteyiz.

Samimiyet ehli kutlu şahsiyetlere bakarak-dinleyerek en kolay şekilde ehem konuları görebilirler. Bunu büyük bir nimet bilerek; ehemden (Haktan) kendisini uzaklaştırmak, esaret altında tutmak için şeytanın hücrelerine işlediği tüm bağımlılıklarını-köleliğini-batıl zihin oyunlarını zamanla fark eder ve bu halden kurtulmanın gayretinde olurlar.

Evet, Milli Çözümü-Üstad Ahmet Akgül’ü okumanın-dinlemenin-yaşamanın bizleri kölelikten (fetö ve türevlerinden, “İslam’ın devlet modeli olmaz” algısından, Siyonist oyunla Kuran’ın manasından uzak kalıp Allah’tan başka her şeyin kölesi olmaktan, “chp’mi gelsin” akp’ye mecbur olmaktan, Erbakan vefat etti “Yeni Bir Dünya Düzeni kurulmaz” kuruntularından, “Erbakan öldü üzerine beton çekiliyor artık Erbakanca duruş olmaz” dayatmalarından, hayal dünya gerçeğini unutulmasıyla düşülen kölelikten, kardeşliği unutturarak şeytanın dayattığı Kabil karakterinden ve sayamayacağımız sayısız kölelik-esaret ve dayatmadan) kurtardı.

Siyonist dünyada isyan çıkaran, nefse-şeytana köleliği asla kabul etmeyen bir hedef gösterdi. İnanan ve esareti kabul etmeyen Özgür Ruh, özgür ruhlara.

Bağlanma Özgür Ol!
Bağımlılık esarettir izlediğine dikkat et!
Kendini haramdan sakın yediğini bil ve seç!
Lakin haram girse vücuda etkisi sıkıntı olur!
Amelin zedelenir , ihlâsın çok zor olur !
Bağımlı olma yıpranma , herşey fani ve boşken!
Rabbine yanaş ve yaklaş ,o bire on verir iken !
Düşün bir hîçtin , harikulade yarattı !
Kendisini bildirip ,secdesine yakıştırdı !
Faniye bağımlılık ancak sana kambur olur !
Yüreğini ferah tut ,Rabbin Nurun Ala Nur !
Kurban olduk yoluna ,Rabbim şeytana uydurma !
Biran olsun şu nefsimle beni yanlız bırakma !

KUR ‘AN REHBER
Bismillahirrahmanirrahim

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin (Kur’an’a uyun), Peygambere (sünnetine tâbi olun), ve sizden olan “Ulu’l-Emr’e” (yani, inandığınız gibi hak ve hayır üzere sizi yönetenlere, gerçek ilim ve içtihat ehline) de itaat edin. Eğer herhangi bir hususta anlaşamayıp çekişirseniz, onu hemen Allah’a (Kur’an’a) ve Resulüne (Sünnete) arz edip (bunlara göre hüküm verin). Şayet Allah’a ve ahirete inanıyorsanız bu sizin için daha hayırlı ve netice olarak daha güzeldir. Nisâ süresi 59

Demek ki, gerçekten her zorlukla beraber (ona dayanacak ve aşacak bir) kolaylık vardır.

(Unutma) Muhakkak her zorlukla beraber, mutlaka bir kolaylık (ve rahatlık) vardır. (_Sabret, her usr; iki yusr doğuracaktır. Çünkü gerçekten her zorlukla beraber (iki kere) kolaylık bulunacaktır._) İnşirâh Suresi 5-6

(Hakkı hâkim kılmak, yurdunuzu ve onurunuzu korumak için yapılması emrolunan CİHAD yolunda uğranılan sıkıntılar) Allah’ın, iman edenleri (günahlardan) arındırıp temizlemesi ve inkâr edenleri yok etmesi için (bir imtihan)dır.

Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden (ve herkesin gerçek ayarını kendisine ve âleme göstermeden) cennete gireceğinizi mi sandınız? Âl-i İmran Suresi 141-142

ŞİİR

Yâri yarası olanlar, yarası yâr olan gelsin
Gönlünde bahar havası, kafası kar olan gelsin…
Hesabi olan riyakâr, hasbi olan fedakârdır
Sevdası âleme sığmaz, dünyası dar olan gelsin…

İkilik şirkinden uzak, kader sırrına kavuşan
Kesrette vahdeti bulan, vuslat zevkine karışan
Cümle cihanla barışık, canlı cansızla konuşan
Hasret ateşiyle işi, hep ah-u zar olan gelsin…

Azrail’e ödül verir, ölümü öldüren erler
Zalimlere izzetlidir, mazlumu güldüren erler
Hem, marifet bahçesinde, hikmet gülü deren erler
Nefsiyle bin kere ölüp, Hak ile var olan gelsin…

hür olmak, hür kalmak
İslam insanı özgürleştirirken diğer dinler insanı köleleştirip dar kalıplar içerisine girdirmektedir. Batıda skolastik düşüncenin gelişimi de bu yüzdendir. Dinimiz Cuma namazının kılınmasını bile hür olma şartına bağlamıştır. Asıl itibarı ile üretkenlik, fayda sağlama hür düşünceyle mümkündür. İnsan sadece dış etkenler tarafından değil iç dürtüler tarafından da köleleşebiliyor. Şiirde de geçen bağımlılıklarımız bizlerin düşünme, fayda üretme, girişimcilik gibi ve dahi Rabbimizin bizlere verdiği birçok özelliğimizi kullanmamızı engelliyor. Bu sebeple dinimizde toplumsal özgürlüğümüz için cihad emredilirken aynı zamanda ruhlarımızın özgürlüğü için nefsi terbiye tasavvuf terbiyesi adı altında müesseseleştirilmiştir.
Bu arada Siyonizm de boş durmamış, insanların ruhlarını esir almak için nefsi dürtükleyen birçok konuyu müesseseleştirmiştir. Elindeki küresel araçlarla bu nefsi dürtüleri insanların kullanımına sunmuş ve bu araçlarla insanların akıllarını esir almakta, dumura uğratmaktadır. Böylece aynı firavunun köleleri gibi ruhları esirleştirilmiş insanlar yine bu firavun sisteminin esiri olmaktadırlar. Kur’an ı Kerim’de geçtiği gibi firavun köleleriyle alay etmesine rağmen yine ona itaate devam ediyorlar ve bu aşağılık durumdan hiç rahatsız olmuyorlar. Yetmez siyonizmi tanıma gibi ve tedbir alma, melanetlerine karşı mücadele etme hasletlerini
yitiriyoruz. İşte bağımlılıklarımızın bizleri götüreceği nokta, yer. Belki kendimizce çok küçük görüyoruz ama küçük gördüklerimiz büyüdükçe bizi daha fazla esir alıyor. Bunun yanında toplumsal özgürlüğümüz için Rabbimizin emrettiği cihattan geri kalarak olarak hem dünyada rezil yaşıyor hem de ahirette hüsrana doğru gidenler kervanına katılıyoruz.
Hem toplumsal özgürlüğümüz hem de ruhsal özgürlüğümüz için bağımlılıklarımızla mücadeleye devam. Bu anlamda şiir bir terbiye metnidir.

İnsan gayret ettiği kadar değerlidir.
Rabbe halife olabilmek için gayret lazımdır. Ancak bağımlılık ve günahlar bizleri gayemizden de gayretimizden de koparıyor. Nefse esaretten kurtulmalı ve Allah için yaşamalıdır.

Zaman hızla akıp geçiyor ve asla geri gelmiyor. Akıllı insan gücü ve kuvveti yerinde iken hiçbir bahane ve özürün arkasına saklanmadan ve bağımlılıklarından kurtularak Allah için yaşamaya gayret edendir.

Özgürlük muradı
Masiva kementlerinden kurtar boynum, benliğimi
İrademi güçlü kıl ki, hatırlayım kulluğumu
Ayet hadis içtihatla anlatılan Hak yolunu
Kolay kıl bize Ya Rabbi, setr eyle tüm kusurumu
Özgürlük muradımız var, kabul eyle kovma kulu

YA RABBİ, İMTİHANIMI İMANIMDAN BÜYÜK ETME. AMİN!
Yaratılış gayemiz; Rabbimizi hakkıyla tanımak, bilmek ve Rabbimizin emrettiği üzere bu imtihan dünyasında şerefli bir kul olabilmek. ‘‘Nefsini bilen, Rabbini de bilecektir.’’ Öyleyse; önceliğimiz nefsimizi tanımak ve nefsimizin emmârelerinden tamamen kurtulmak. Bunun içinde sürekli vicdanımızı uyanık tutarak ve vicdanımıza kulak vererek; nefsimizi disiplinize edip, dizginleyip ve sürekli eğitip hayra hizmet ettirmeliyiz. Aksi halde hayvani ve şehvani duyguların kölesi ve basit korkuların ve arzuların esiri olursak; Allah muhafaza buyursun, hayvanlık hatta şeytanlık derecesine yuvarlanabiliriz.
Bizleri sürekli eğiterek, olgunlaşmamız ve şuurlu bir kul olabilmemiz için gayret gösteren Milli Çözüm Dergimizden Rabbim razı olsun. Ve bizlere böylesine bir nimeti lütfeden ve layık gören Rabbimize sonsuz şükürler olsun!..

Özgürlük
Yalnız Allah’a köle olup, tüm putlara** esaretten, nesfani bağımlılıklardan, zencirlerden kurtulmak ve gerçek özgürlüğe kavuşmak niyazıyla, teşekkür eder, saygılar sunarım.

**
“Put ki: arzularındır, yücelttiğin; taptığın
Çıkarların uğrunda, her haksızlık yaptığın
Ön yargın saplantındır, inat edip saptığın”

Nefis Terbiyesi
Müsade verilmiş diye
İblis her an tepende
Dünyalıklar İçin vesvese verir
Ayağını kaydırayım diye

Aslında çare bellidir
Râhman vermiş reçeteyi
Ölçü Kur-an ve Sünnettir
Ne mutlu yapabilene

YÜZÜMÜZ OLMASA DA..
İmtihanı kazanmanın şartı Allah’ın verdiği iman şuuruyla gayemize kilitlenip, davamızın yüceliğine yaraşır şekilde ihlas, gayret ve dikkatle çalışmalıdır.
Hepimizin dünyada oynayacağı rol, Kur an ve Sünnet ölçülerinde yaşamaktır. Rolünü en iyi oynayan kazanacaktır.
Bir diğer yol daha vardır. O da şeytanın filmi.
Kainatın mucizevi yaratılışını tefekkür ederek, sonsuz kainatın boşuna yaratılmadığı ve bu şaheserin öznesinin insan olduğu, Cenebı Hakkın fert olarak bizlere ne büyük değer verdiğini düşünüp; Emribil mağruf, nehyi anil münker sorumluluğumuzun şuurunda yaşamalıdır.
Nefsi dürtülerin esaretinden kurtulup vicdani yönlerimizi kuvvetlendirmeli.
“Her türlü dünyevi bağımlılık esarettir” şuuruna ermeli.
Dünyada imtihanda olduğumuzu, her an Allah’ın huzurunda imtihan verdiğimizin bilincinde yaşamalı.
Zilzal suresinin uyarısıyla; “Femen yağmel miskale zerretin hayran yareh, vemen yağmel miskale zerretin şerran yareh”ayeti dünya ve ahiret yaptıklarımızla karşılaşacağımızın ikazıydı.
Aziz Erbakan Hocamızın bir rüyadaki veciz sözüyle; “Aşk; her şeyi senin için yarattım diyen Rabbine, “herşeyi senin için terk ettim!” diyebilmektir. Sözünün özüne erişmeli.
Aziz Erbakan Hocamızın vecizesiyle; “(Ey Rabbim ve Sahibim..!) ne güzel şey Senden başkasını tanımamak ve Senden başkasını takmamak!”
Ölçüsüz tüm sevgiler insanın esaret zincirleridir. Gerçek özgürlük kuranın istediği ölçüde iman etmek ve yaşamaktır.
Yani İbrahim Peygamberin diliyle; “Allah’tan başka herşey bana düşmandır.” ferasetine ve kararlığına erişmeli.
Adil Düzen Kurma hedefi olanlar, Hakkın Düzenini temsil olgunluğa ermelidir.
Her mısraı inci-mercan olan bu hakikat sözler, kaynağını Kur’an ve sünnetten almaktaydı.
Allah her türlü kötü dürtü ve bağımlılıktan ve aşırılıklardan bizleri koruyup kurtarsın. Bu ulvi hakikatleri karakterimiz yapsın ve bizlerden razı olsun.
Yüzümüz olmasada, huzuru gökte.. kabulü duayı ol mubarek Nur-i Cemal’den umup isteriz.
Amin..

Özgürlük Nasip Et Ya Rab
Bizi hayata bağlayan, ceketimizi alıp bu dünyadan sıyrılmamızın önünde engel olan ne varsa… hırslarımız, tutkularımız, arzu ve isteklerimiz, şımarıklıklarımız, nefsi kaygılarımız, mallarımız, evlatlarımız, hanım ve çocuklarımız… O’nun sevgisi ve rızası haricinde olana bağlılığımız ve sevgimiz kadar tutsağız. Bunlardan ne kadar sıyrılabilirsek o derece özgürleşiriz. Rabbim lağviyatı bırakıp özgürleşebilmemizi nasip etsin. İşte gerçek kulluk da budur..

Aşırılıklarımız ve İmtihanımız
Aziz Erbakan Hocamızın 26.08.2020 Tarihinde görülen Rüya yolu ile bize ulaşan Muhterem Ahmet Hocamızın dediği şekilde” AHLAKİ TAVSİYELERİ VE İNSANİ PRENSİPLERİ” öğrettiği hikmetli sözleri sık sık tekrar etmeli ve aşırılıklarımız ile dünyada imtihanda olduğumuz asla unutulmamalıyız. Büyük zatların dahi ömürlerinin sonuna kadar aşırılıkları ile imtihan olduğunu örneklerle anlattıktan sonra ;
Aziz Hocamız;“Eveeettt, konuyla ilgili sayısız örnek verebiliriz ama biz günümüze gelecek olursak; aşırılığı gezip tozma olan, diyetini evine çakılarak öder… Aşırılığı sağlığa ve rahata düşkünlük olan, diyetini hastalıklarla öder… Aşırılığı malı-mülkü olan, diyetini yoklukla öder… Aşırılığı evlatları olan, diyetini duyarsız ve isyankâr evlatla öder… Aşırılığı herkesi kontrol budalalığı olan, diyetini hiçbir şeye müdahale edememekle öder… Aşırılığı herkese ama samimiyetsiz ve önce kendisi yerine getirmeye niyetsiz şekilde: “Hocam ne diyor? Bakın, talimatlara uyun” demek olan, diyetini talimatları hiiç üzerine alınmayarak ve bu elmas kurallardan mahrum bırakılarak öder… buyurmuşlardı. Unutmamalıyız ki nefsani ve şeytani düşünceler biz müsade ettiğimiz kadar içerimize yerleşecek ve bizi günaha sürükleyecektir. Rabbim aşırılıklarımızla bizi imtihan etme bizi verilen nimetler (Milli çözüm nimeti) karşısında nankör kılma. Her türlü nefsani aşırılıklarımızdan, masivadan sıyrılıp Allah (c.c) rızasına ulaşmak için cehdü gayret ile çalışmak duasıyla…

Yaratılış gayemiz
Yaratılış gayemiz ve imtihanı kazanmanın sırları şiir Sana sanatıyla ancak bu kadar anlatılırdı. Her birimiz için hem eğitici hem ders verici ve nefsimize ok gibi saplanan bu şiirden istifade edenlerden olmak niyazıyla

Sağlam Rehbere Tâbi Olmanın İtaat ve Sadakat Göstermenin Dünyadaki ve Ahiretteki Meyvesi
Nefsi ve şeytanı memnun edici hal – hareket – tavır -niyet – yaşayış – düşünüş – hayal ve ruyalarımız gibi herşeyden ;
-uzak kalmayı başarabilen ya da ,
-uzak kalmak için gayret ve çaba sarfeden ,
-uzak kalmak için gereğini yerine getirmeye takatının sonuna kadar uğraş veren kişi ÖZGÜRLÜĞÜ kazanandır… [ BU KAZANCI ELDE EDEBİLMENİN TEK BİR YOLU VAR: Sağlam bir REHBER’E %100 tâbi olmakla ( tam itaat ve sadakatle) mümkündür!.. İşte o SAĞLAM REHBER: MİLLİ ÇÖZÜM’dür.]
Tam tersiyle hareket eden ise özgür olduğunu sanan bir zavallı ve yürüyen canlı cenazeden ibaret nefse ve şeytana tutsak olmuş bir canlıdır!.. Rabbim bu halden muhafaza buyursun cümlemizi…!
Yazarımızın kalemine kuvvet… Hayatımıza müspet anlamda ve bu özgürlüğe kavuşmamıza vesile olacak olan yolların anahtarını verdiği için teşekkürlerimi arzederim.Rabbimiz İstifade edebilmeyi lütfeylesin!..
Saygılarımla…

RAHMANIN KULLARI
FURKAN SURESİ
Rahman’ın (akıllı ve hayırlı) kulları (onlardır ki;) gezip dolaştıkları (her) yerde, (münasip ve) mütevazi yürürler. Bilgisiz (ve görgüsüz) kimseler kendilerine sataştıklarında ise onlara: “Selametle (barış ve güvenlik içinde olun.)!” derler (ve geçiştirirler, gereksiz tartışma ve kapışmalara girişmezler).

25:64
Onlar, (Rahman’ın makbul kulları) gecelerini(n bir kısmını) Rablerine secde ederek ve kıyam halinde (namaz üzerinde) geçirirler. (Herkesin gaflet uykusunda olduğu yarı gecelerde onlar ihlasla ibadet halindedirler.)

25:65
Onlar, “Ya Rabbi, cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü cehennem azabı devamlıdır (ve çok şiddetlidir.)”

25:66
“Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” diye (yalvarıp dua edenlerdir).

25:67
Onlar infak edip (harcadıkları) zaman, ne israf edip savururlar, ne de (cimrilik edip) kısarlar; her ikisi arasında (kıvamında) orta bir yol tutan (hayırda harcayan, israftan kaçınan kimselerdir).

25:68
Ve (Rahman’ın sadık ve şuurlu kulları) onlar Allah ile beraber, başka ilaha dua edip yalvarmaya (tenezzül ve tevessül etmeyenlerdir; savaş ve meşru müdafaa gibi) haklı bir sebep olmaksızın Allah’ın haram kıldığı (hiçbir) canı öldürmeyen ve (asla) zina etmeyen kimselerdir. Çünkü her kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşıverecektir.

25:69
(Bunların) Kıyamet günü azabı kat kat ziyadeleşir. Orada zelil ve hakir olarak ebedi (cehenneme mahkûm edilir).

25:70
Ancak, her kim (kesin ve samimi bir) tevbe (ile inkâr ve isyandan dönerse) ve (gerçekten) iman edip (Hakka ve hayra yönelirse) ve (İslam’a ve insanlığa yararlı) salih ameller işleyip davranışlarını düzeltirse; işte böylelerinin kötülüklerini, Allah iyiliklere çevirir. Allah çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

25:71
Kim tevbe eder ve amel-i salih işlerse, O Allah-u Teâlâ’ya tevbesi makbul (olmuş ve O’nun rızasına kavuşmuş) olarak dönecektir.

25:72
(Ve yine Rahman’ın makbul kulları) Onlar yalan yere şahitlik etmeyenler, boş ve yararsız sözler (konuşulan yerde) eğlenmeyenler; böyle boş beleş konuşmalara (tartışmalara, sataşmalara) rastladıklarında ise vakarlı (ve ağır başlılıkla) oradan uzaklaşarak geçip gidenlerdir. [Not: Onurlu ve şuurlu mü’minler, televizyon dizilerinde, internet sitelerinde, gazete ve dergilerde rastladıkları; İslam’la alay eden, ahlâkı dejenere eden, şehveti körükleyen yayınlar ve programları derhal değiştiren ve ilgili mercilere gerekli tepkiyi gösterenlerdir.]

25:73
Ve onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatılıp anlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör (gibi) davranmayan (hemen kendini toparlayıp Kur’an’a uyan mü’minlerdir.)

25:74
Ve onlar: “Rabbimiz, eşlerimizden ve soyumuzdan bize, gözümüzün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl” (ki; şuurlu, onurlu ve huzurlu yaşanacak bir düzene ve döneme rehberlik yapalım) diyenlerdir. (Ve bu yönde çaba gösterenlerdir.)

25:75
İşte bunlar (var ya; ibadet, istikamet ve dini hizmet üzerinde) sabretmelerine karşılık, (cennetin en gözde konaklarındaki) odalarla ödüllendirilecek ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanıp (sevindirilecek ve şereflendirileceklerdir).

25:76
Orada ebedi kalıcılar olarak (sonsuz saadete erişeceklerdir); o, ne güzel bir karargâh ve ne güzel bir konaklama yeridir.

25:77
Ey Resulüm de ki: “Eğer sizin duanız (davanız, takvanız) olmasaydı, Rabbiniz size ne diye değer versindi? Fakat siz gerçekten yalanladınız (Kur’an’ın her hükmünün gerekli ve geçerli olmadığını söylediniz); artık (bunun cezası da mutlaka lazımdır ve azabı da) kaçınılmaz olacaktır (ve çekilecektir).”

Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…
Bağımlılık günümüz dünyasında, insanlık üzerinde din, dil, ırk, güçlü, güçsüz ayrımı yapmaksızın maddi manevi her türlüsü yayılmaktadır.

Bu, hem toplumların hem de kişiliklerin yaralandığı, zarar gördüğü çok geniş açıdan incelenmesi gereken bir insanlık sorunudur.

Bireysel açıdan ele alındığında karşımıza çıkan durum belli bir noktadan sonra kişilik kaynakları ile dayanmayı aşan ve insanı kölesi haline getiren bir karmaşalar yumağıdır.
Bir çeşit tutku ve esaret ilişkisidir.

RABBİM HİDAYEYTEN AYIRMASIN
Yüzüm kızarır hatamı, hatırladıkça Efendim

Sana mahcup ve mahzunum; utanıyorum Allahım!

Sermayemi sele verdim, iflas edüben tükendim

Hala, verdiğim sözleri, tutamıyorum Allahım!..

Acep içim dışa çıksa, yüzüme bakan olur mu?

Ayarım aşikâr olsa, adam yerine konur mu?

İnsafa gel, eya nefsim; yalancı şöhret, onur mu?

Şifasız Hastalık Yoktur İrade Eksikliğinden Başka
Rivayet edilir ki; İbn-i Sina’ya bir çocuk hasta getirilir. İbn-i Sina muayeneden sonra, 40 gün sonra gelmelerini söyler. 40 gün sonra geldiklerinde, “Bal yemesin, bal dokunur bu çocuğa” dediğinde, sorarlar: “E bu kadar kolaydı madem, 40 gün önce bunu neden söylemediniz” diye.
Der ki: “O gün bal yemiştim. 40 gün tesiri bedenimde devam edeceği için, o gün söylesem de, bir tesiri olmayacaktı. O günden sonra ise bal yemedim… “

İbn-i Sina: “Şifasız Hastalık Yoktur İrade Eksikliğinden Başka… Değersiz Bitki Yoktur Tanınmamasından Başka…” diyerek önemli bir hususa işaret etmiştir.

Bağımlılıklar; gerek nefsani (şöhret, şehvet, haset, kin, nefret, hıyanet, mal-mülk) ve gerek biyolojik (sigara, içki, uyuşturucu, porno) olsun, tamamı irade eksikliğinden kaynaklıdır. İrademizi Yüce İrade’nin emri doğrultusunda yönlendirmedikçe de, bu her türlü bağımlılıklardan kurtulmak mümkün görünmemektedir. Bir zamanlar, güçlü irade sahibi olmakla övünen birisi olarak, ne kadar güçsüz bir iradeye sahip olduğum, sadece aciz bir varlıktan başka bir şey olmadığım öğretildi, bununla imtihan edildim. O sebepten bu yorumu yapmaktan hayâ ederek yazıyorum bu satırları. Türlü bağımlılıkların esiri iken, hakkım ve haddim olmadığını düşünerek daha fazlasını yazmaya ise takat getiremiyorum…

ERDEMLİ HÜRRİYET
MİLLİ GÖRÜŞÜMÜZÜN KİMYASI OLAN ;
HAKKI ÜSTÜN TUTMAK
MANEVİYATCI OLMAK ve
NEFİS TERBİYESİNİ ESAS ALMAK UMDELERİNİ GÜNÜMÜZDEKİ ŞEYTANİ TEHLİKELERE KARŞI BİZİ UYANIK TUTACAK AYNI ZAMANDA SOSYAL VE AİLE YAŞANTIMIZI ERDEMLİ KILMAMIZA IŞIK TUTACAK ÇOK VECİZ, MUHTEŞEM BİR ŞİİR OLMUŞ. YÜREĞİNİZE SAĞLIK…
SELAMETLE…

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
36
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...