YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e7b8f4a09ab
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 0
Bugün : 51479
Dün : 58085
Bu ay : 1210324
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53355382
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

BELKİ DE SON UYARIDIR!

       

Bilgiçlik taslamak, cahillik örtmez

Okuyup anlamaz, bi-kasip1 insan…

Numara cömertlik, bahillik2 örtmez

Hürmet kıymet görmez, o ta’zip3 insan…

        

Yıllardır boşa mı, emek çekeriz

Çorak tarlaya mı, tohum ekeriz

Biz olgunluk netlik, özen bekleriz

Öğrenip kaydeder, musahip4 insan…

        

Sorup araştırmaz, cahil kalacak

Etrafına nasıl, ışık salacak

Yüzme bilmez derin, derya dalacak

Kendi helakine, müsebbip5 insan…

      

Milli Çözüm hastır, hayra hizmettir

Bu yolda uğraşmak, büyük kısmettir

Sadıkların ismi, Nail İsmet’tir

Sonunu düşünür, muhasip6 insan…

        

Yüz kere uyardık, hâlâ duyarsız

Meal mana bilmez, gider ayarsız

Yorum yazmaz; kendin, yormaz tutarsız

Bu nasıl davaya, müntesip7 insan…

        

Unutma her hata, vicdan ayartır

Sonra mahcup eder, yüzün karartır

Boş bir pişmanlıkla, ömür sarartır

Saygısız kaygısız, na-hasip8 insan…

        

İlimle zikirle, huzra doyardım9

Kur’an ikliminden, hikmet duyardım

Uyar mı uymaz mı, son kez uyardım

Hakk yoldan savrulur, bi-sahip10 insan…

        

Ben yoruldum canlar, yoğrulmadınız

Tam gönülden Dosta, doğrulmadınız

Hocanız üzmekten, yorulmadınız

Hayırdan mahrumdur, bi-nasip11 insan…

      

Üzülme Ahmedim, olura bırak

Sadıka yakın dur, kazibe ırak

O ki irfan kısır, vicdanı kurak

Yeter hak dostluğa, münasip12 insan…

        

         

1- Bi-kasip: Kârsız, kazançsız, çabasız, amaçsız.

2- Bahillik: Cimrilik, pintilik, bencillik.

3- Ta’zip: Eziyet eden, sıkıntı veren.

4- Musahip: Samimi sohbet arkadaşı.

5- Müsebbip: Sebep olan.

6- Muhasip: Hesap eden, akıbetini düşünen.

7- Müntesip: Bağlı irtibatlı.

8- Na-hasip: İtibarsız, itimatsız ve asılsız kimse.

9-(Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, onlar (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an meali okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)” (Ra’d Suresi: 28’inci Ayet)

10- Bi-sahip: Sahipsiz, başıboş.

11- Bi-nasip: Nasipsiz.

12- Münasip: Uygun, yaraşır.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Rahmet PAKGÜL

Rahmet PAKGÜL

Subscribe
Bildir
33 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Uyarı
Bataklık ortamda, açtık gözleri
Sayende serpildik bir gül misali
İstemesekte pislettik, dalı dikeni
Sultanım Güneşim, ne olur usanma
Karanlıkta bırakıp, öldürme bizleri.

Bu son uyarı, ağır geldi nefsime
Düşündüm durdum pişmedim, niye
Şeytanın çelmesi, düşürdü hep yere
Gafil yatma Yalçın, uyan gerçeğe
Yeter süründüğün, dal artık derine.

Kapına Eşik Olmaya Geldik
Tüm ümmetlerin dilde ortak duası
Ahir zaman rehbere, talebe olmak niyazı
Şükür kavuştuk en güzel dostunun mirası
Kabul buyursa kapına eşik olmaya geldik

TENBEL VE DUYARSIZ, HAYRA VARAMAZ!..

Davaya gönülden, hadim olmayan
Hikmet diyarına, asla çağrılmaz…
Laçkalaşmış nefse, hâkim olmayan
Gaflet girdabından, çıkıp ayrılmaz…

Kim ki hizmet için, kalkıp koşarsa
Manevi zevkini, tadıp coşarsa
Dünya tutkuların, çözüp boşarsa
Onda nefis Şeytan, asla karılmaz1…

İstiyorsan olsun, Hakk senden razı
Tam Kıtmir misali, olmalı tazı
Bir kilo altına, bin günlük kazı
Yapmazsan bil hazi-neye barılmaz2…
Halis gayretliye, ilham yetişir
Kötü niyetliye, evham erişir
Dosta üstadına, itham söyleşir
Şer kafadan Şeytan, asla ayrılmaz…

Takvayı kendine, edinsen azık
Kur’an’ı hak ölçü, fetvayı hazık3
Tenbel teneşirlik, vah sana yazık
Kadere inanan, Dosta darılmaz…

Anlattım uyardım, yazdım yokladım
Nice kusurları, silip akladım
Özel konuları, örtüp sakladım
Gizli sırlar mikro-fona bağrılmaz…

Yeter kendine gel, silkin be kardeş
Ciddi bir besmele, ilkin be kardeş
İmtihan verirsin, bil ki be kardeş
Büyük mahkemede, kimse kayrılmaz…

“Ben kurtuldum…” sanmak, Şeytani ruhsat
Haydi doğrul diril, kaçmadan fırsat
Madem Hak rızaya, ulaşmak maksat
Mü’min boş bahane, bulup sarılmaz…

Her mü’min herkesi, insafla tartsın
Dost kıymetin bil ki, şerefin artsın
Sadık kişi suçu, niye abartsın
Bir kem söz yüzünden, kafa yarılmaz…

Yormaz yorum yazmaz, ilgisiz adam
Bilgelik taslıyor, bilgisiz adam
Boşverir saygısız, sevgisiz adam
Ey can bu kafayla, hayra varılmaz…

Dürterek gevşekler, yük taşırlarmış
Tenbeller ensesin, hep kaşırlarmış
Söz tutmaz; çiğ kalır, pek hışırlarmış4
Zafer yolcuları, bıkmaz arılmaz5…

1- Karılmak: Karışmak, iş birliği yapmak.
2- Barılmak: Eski Türkçede; gidilmek, yetişmek.
3- Hazık: Maharetli, işin ehli, mütehassıs.
4- Hışır: Olgunlaşmamış meyve, çiğ kalmış yemek.
5- Arılmak: Yorulmak, usanmak

Allah Bizi Affetsin!
Milli Çözüm hastır, hayra hizmettir
Bu yolda uğraşmak, büyük kısmettir
Sadıkların ismi, Nail İsmet’tir
Sonunu düşünür, muhasip insan…

Yüz kere uyardık, hâlâ duyarsız
Meal mana bilmez, gider ayarsız
Yorum yazmaz; kendin, yormaz tutarsız
Bu nasıl davaya, müntesip insan…

Rabbimiz, ders alıp toprlananlardan eylesin.
Bizi bize bırakmasın…

Tövbe
Ne Allah’a gereği gibi kul olabildim
Ne de Hocalarıma yakışır bir talebe
Huzurunda çok mahcubuz!
Tövbe Allah’ım tövbe!

Rahmetine çok muhtacız!
Yalnızız hep zarardayız…
Samimiyetten uzağız…
Tövbe Allah’ım tövbe!

Ya Hak,Bizi Ayırma!..
Akil isen uyarı,canadır gönlüm
Ne duyup gördünse,ibrettir sana
Anlamazdan gelmek,ölümdür ölüm
Sakın leke getirme,kutlu kervana!..

Düşünde akleyle,eğer insansan
En azim nimetle,ikram oldunsan
Bahası gerekir,hamde koyulsan
Sadık erlik yaraşır,mümin adama!..

İkaz ve ihtarlar, ıslahın için
Nefs şeytan bir olur,helakın için
Asla duyarsız olma,felahın için
Hor olan vicdanı,boğar daima!..

Belki bu son şansın,dahası yoktur
Himmet et Sultanım,kusurum çoktur
Rahmetinden gayrı,sığınak yoktur
Hak bizi Milli ,Çözümden ayırma!..

Bizi Hak davaya nankör etme Allahım
Yıllardır boşa mı, emek çekeriz
Çorak tarlaya mı, tohum ekeriz
Biz olgunluk netlik, özen bekleriz
Öğrenip kaydeder, musahip4 insan…

Sorup araştırmaz, cahil kalacak
Etrafına nasıl, ışık salacak
Yüzme bilmez derin, derya dalacak
Kendi helakine, müsebbip5 insan…

Şu binlerce kişi (oldukları halde cihaddan kaytarmak ve güya hayatlarını garantiye almak için), ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp kaçanların durumunu görmedin mi? (Ne garipti!) Oysa Allah ‘ölün’ derse ölecekler, ‘yaşayın’ derse yaşayacaklar(dı ve her şey Allah’ın takdirindeydi). Allah insanoğluna fazıl (ihsan ve ikram) sahibiydi. Fakat insanların çoğu şükretmeyip nankörlük etmektedirler.

Bakara-243

Ya Rabbi sen tut elimizden
Allah’ım gayret ver ayağımızı kaydırma… Aziz Erbakan Hocamızla ve Üstadımızla gönül bağımızı koparma…

GAYRETSİZ TEMENNİ; DUA DEĞİLDİR!

Sadık mü’min Hak’tan, cayıp ayrılmaz

Erdiren takvadır, heva değildir…

Riyakâr sahtekâr, asla kayrılmaz

Boş beleş iddia, dava değildir…

Sakın ha haine, gafile kanma

Nefsine kapılıp, ateşte yanma

Yanlışı haksızı, uyarın amma

Kimseye hakaret, reva değildir…

Tahta kaşık olur, kılıç yapılmaz

Mürşit rehber olur, hâşâ tapılmaz

Kur’an ölçü olsa, asla sapılmaz

Haramlar hep derttir, deva değildir…

Sadıklar kadere, asla darılmaz

Maksudu Hak ise, posta sarılmaz

Gevşeklikle kutlu, Dosta varılmaz

Karton kutu olur, tava değildir…

Gayesi Hak olan, gayretli gerek

Dosta hayran olan, hayretli gerek

Aşık vuslat için, hasretli gerek

Gayretsiz temenni, dua değildir…

Uyuşuk dolaşma, yorul ve yoğrul

Kur’an Meal oku, diril ve doğrul

Ne çekti ecdadın, Osman Ertuğrul

Hayat imtihan; zevk, sefa değildir…

BOP başına sahte, kılıf örülmüş

Büyük lider diye, öne sürülmüş

Kukladan kahraman, nerde görülmüş

Onun derdi dünya, Mevlâ değildir…

Nefse ağır gelen, mizanda ağır

Sen usanma; daim, Kur’an’a çağır

Amma duymaz; çün kalb, kulağı sağır

Bozuk vicdan kutlu, yuva değildir…

Gayretsiz gayeye, ulaşmak muhal

Sefersiz zafere, kavuşmak hayal

Elbet galip gelir, hem Haç’a Hilal

Amma dünya Cennet, Me’va değildir

Affet bizi Muhterem Hocam.
“(Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, onlar (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an meali okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)” (Ra’d Suresi: 28’inci Ayet)
_——————————————————–

Talibi değilim, kof sıfatların
Özüm sözümle davama, mal olsam!
Allah için koşan, asil atların
Ayağının dibindeki, nal olsam!

Kapına Tövbeye Geldim
Uyudum gaflet ile
Uyardın Rahmet ile
Bırakma beni bana
Kapına tevbeye geldim

Şükür uyaranın var
Yuların tutanın var
Hale zorlayanın var
Kapına tevbeye geldim

Deryaya dalmak için
Safta tutunmak için
Hakta sabit kalmak için
Kapına tevbeye geldim

Ahreti önceleyip
Zahmeti göğüsleyip
Yeniden besmele çekip
Kapına tevbeye geldim

ALLAH’IM BİZİ SENSİZ BIRAKMA
Cümle kâinat tabiat, hep rahmet eserindir
“Kün” emriyle oldurursun, havlü kuvvet Senindir
Lütfeyleyip zaferini, has kulların sevindir
Ki va’din haktır Allah’ım, hoş ahtına sığındık…

Hem ibadet istikamet, bile inayetindir
Şaşırıp da savruluruz, tutan hidayetindir
Ayet Hadis akıl ilim, Dinü diyanetindir
Ya İlahi İsm-i Azam, has adına sığındık…

Hâşâ haddime mi düşmüş, Sana akıl vereyim
Hep yalvarıp yakarırım, ki lütfuna ereyim
Cehdü sebattır görevim, hepsi kulluk gereğim
İnsan arzda halifendir, velahtına sığındık…

Aşkın ateşiyle, kalpte közümle
Rü’yete mazhar kıl, iki gözümle
Sadık mü’minlerle, Milli Çözüm’le
Döşeği bahçene, sermeye geldim
Göster cemalini, görmeye geldim…

Dost yolunda can kan, ter akan ile
Bâtıl tepip Hakka, her bakan ile
Nebiler şehitler, Erbakan ile
Cefanın sefasın, sürmeye geldim
Çok özledim ey Can, görmeye geldim…

(Şimdi bunlar mı hayırlıdır, yoksa) Gece yarıları kalkıp namaz için kıyama duran ve secdeye varanlar, canı gönülden itaat edip ahiretten korkan ve Rabbinin (rızasını ve) rahmetini umanlar mı? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler (ilim sahibi kimselerle cahiller) bir olur mu? Şüphesiz, ancak temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.” Zümer suresi 9

“Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona Ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun (halifelik makamına hürmet) için secdeye varın!” Hicr suresi 29

Kabul Kıl Kapına Geldim…
Kabul Kıl Kapına Geldim…

Ya Rabbi Sen affeyle, hep Elçini üzeriz
Tehir ve tembellikte, türlü kusurlar ederiz
Şeytan sağdan yanaşır, gafletlere düşeriz
Ya Halimu Tevvab, bin pişman tevbeye geldim…

Kusurumuz çok hangi, birine yanalım
İşin sonunu düşünmek, akıl der Sultanım
Dört ölümün dördüncüsü, “bilgiçlik” ey vicdanım
Musibetlerden ders alıp, nefsi dizgine geldim…

Hak hakikat gerçeği, anlatan yoktur
Cennette huri gılman, söyleyen çoktur
Un tuz suları var, mayaları hiç yoktur
Milli Çözüm Hak dava, hakikati bulmaya geldim…

Birçok kapı gördüm, müridi çoktu
Namaz niyaz var amma, cihadı yoktu
Kutup denen belamların, hırkaları gocuktu
Hak Dost kapında, kıtmir olmaya geldim…

Sohbetinizle ruhum, canlandı tenimde
Cümleden âla imiş, zatınıza olmak bende
Fikir zikir şükürle, hamd ederim Rabbime
Kardeşim hitabına, mazhar olmaya geldim…

Rahmetinle yargıla ya Râbb, güvenmem amelime
Biran bile bırakma, beni kendi nefsime
Nefis şeytan pusu kurmuş, beklerler siperde
İnşallah zalimlere, kor vermeye geldim…

Hakkı Hak olarak görüp, tabi olmaya
Batılı batıl bilip, kökünü kazımaya
Deccalin beynine, gürz tokmağı vurmaya
İsa Mesih, Ordu hazır, er olmaya geldim..

Tevbe ya Rabbi tevbe,
Geri çevirme kapına geldim…

Yarabbi mahcup eyleme!..
Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan ve Yarabbi gazabından yine sana sığınırız.. Sen bizlere yolunda hizmetkar olacak hidayet, feraset,dirayet lutfeyle.. Hakkı gören göz, kelamını haykıracak yürek nasip eyle.. Zaman zaman unutup hatalar etsek de acziyetimizin farkındayız.. Bizi bize bırakma, bizi nefsimize, bizi şeytanın eline bırakma.. Yarabbi ellerimizi bırakma ki kendi kahrımızın müsebbibi olmayalım.. Amiin..

.
İşler ve kişiler “sonuç”larına göre değerlendirilir. Bu yüzden, “Rağbet akibetedir” denilmiştir. Yani sonuç kıymetlidir. Bu nedenle “Allah akibetimizi hayreylesin” duası oldukça anlamlı ve önemlidir. Uzun bir zaman ibadet ve istikamet üzerinde görünmek, hayırlı hizmetlerde önde yürümek, ama sonunda gizli veya açık delalete ve hıyanete yönelmek, her birimiz için büyük bir tehlikedir ve tabi, sonunda her şey ve herkes aslına rucû edecektir. Ve herkesin aslını ve gerçek ayarını en iyi bilen ise cenab-ı hakk’ın kendisidir. “Hz. Musa şöyle dedi: Rabbim, kendi katından kimin hidayet getirdiğini ve hayırlı akibetin kime nasip olacağını en iyi bilendir. Muhakkak ki zalimler asla felaha erişemeyeceklerdir.”[1]

Tasavvufta, yüksek makamlara erişenlerin en büyük korkusu, ayak kayması sonucu aşağı derecelere düşmektir. Merdivenin birinci basamağından düşenle, minareden düşenin durumu elbette aynı değildir. Üniversite imtihanlarını sadece birkaç puanla kaybedenlerin veya katıldığı bir maraton koşusunun sonuna yaklaşırken tıkanıp terk edenlerin , herkesten daha çok dizini döveceği ve pişmanlık göstereceği kesindir.

Üstelik, haklı bir davada uzun zaman çalışan ve öne çıkarılanların nefislerine uymaları halinde verecekleri zararda maalesef o nispette büyümektedir.

Çünkü hem cemaat bunlara itibar ve itimat etmekte, hem bunlar teşkilatın bazı sırlarını ve sıkıntılarını da bilmektedir.

Velhasıl, Allah’ın rızasını gözeterek, sabır ve samimiyetle hizmete devam edenler uzun zaman dışlansa ve mahrum bırakılsa da, sonunda mutlaka onlar kazanacak ve felaha ulaşacaklardır.

” Hz. Musa kavmine dedi ki; Yardımı (yalnız) Allah’tan isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü bütünüyle allah’ındır ve kullarından (sadakatini denediğini ve) dilediğini ona varis kılacaktır. Ve mutlu son muttakilerin olacaktır.”[11]

Amin inşallah
Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, onlar (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an meali okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)” (Ra’d Suresi: 28’inci Ayet)

ŞUUR
Nefsinle fani ol ki, beka bulasın
Sonsuzluğun yolu fenadan geçer
Terbiyeni takın ki takva bulasın
Kulluğun yolu, hamdu senadan geçer

Geçmiş ve gelecek hep şu andadır
Olmuş ve olacaklar huzurundadır
Kamiller bu gerçeğin şuurundadır
Olgunluğun yolu ilm-i manadan geçer

Halin gibi, hayalin de düzelttir
Huzurda kal sana düşen edeptir
Bil ki gaflet, mahrumluğa sebeptir
Mevlâyı özleyenler dünyadan geçer

Ahmedim, bir hiçsin, unut sen seni
İkilikten kurtul, at vesveseni
Tüm zerrâtı âlem duysun sesini
Dere-i nefsi atlayan, deryadan geçer

Bilgiçlik taslamak, cahillik örtmez
Ben yoruldum canlar, yoğrulmadınız

Tam gönülden Dosta, doğrulmadınız

Hocanız üzmekten, yorulmadınız

Hayırdan mahrumdur, bi-nasip11 insan…

Ey nefsim! Hâlâ uyarılıyorsan, bil ki merhamettendir…
“[u]Bir mümin üç gün art arda ilim öğrenmeyi ve kitap okumayı keserse, manevi halleri alt üst olur. Kendisi farketmese dahi[/u]…” -Gazali-

Söyleyeceklerimi evvela KENDİ NEFSİME hitaben söylüyorum;

[b]Hangi mazeret seni okumaktan alıkoydu?
İlim Çin’de miydi?.. Uzak mıydı, erişmek çok mu zordu?
Başını soktuğun evin mi yok, karnın mı aç, telefonun mu yok, okuma yazman mı yok, gözlerin mi kördü?.. Meali, dergiyi elinden çekip alan, vazgeç diye işkence eden, kızgın kumlara yatırıp üzerine ağır kayaları bastıran mı vardı?..

Yoksa basit bir “can sıkıntısı” mı… Mazeret değil, bahane mi sendeki… Günü planlamayışın ve boş tv, söz, insanlarla vakit harcayışından mı emirlere vakit bulamadın!.. Nasıl bir davayla muhatap olduğunun farkında mı değilsin be gafil!! Yahut Hocam dediğin Zât’ın ehemmiyetini mi idrak edemedin? Yoksa Allah merhamet eder diyerek tembelliğine avukat mı tutmuştun nefsini… Uyarı uyarı uyarı… Kaçını “Bu uyarı BANA” diyerek üzerine aldın? Kaçını… Yoksa her uyarıyı bir başka kardeşine mi geldi sandın….

Allah senden vazgeçerse, seni kan bağın mı koruyacak? Makamın mı? Birkaç amelin mi? Bu zamana kadarki -ne kadarı ihlaslı Allah bilir- hizmetlerin mi?? Senin sorumsuzluğunla bu dava zarara uğrar da sanmayasın… Zira sen, Allah’ın büyük planında bir hiçsin sadece… Sen bu davada hizmet ederek onca günahını, isyanını, kalbinden geçen kötü niyetleri affettirebilirsen ne mutlu… Hem bilmez misin, “Allah dilerse dinine bir fasık, facir ve kafir eliyle de yardım eder”…
[/b]
[b]Yani SEN bu davaya muhtaçsın! SEN okumaya muhtaçsın… SEN dosta, kardeşliğe muhtaçsın… SEN emre itaate muhtaçsın… Ne tembellik, ne gurur, ne kin, ne kibir… Eğer iman kalbinde olgunlaşmışsa hiçbir mazeret seni bir emri yerine getirmekten, okumaktan, alıkoymazdı… Dön bir imanına bak…[/b]

Şimdi kalk, doğrul, diril, kendine gel… Allah senden vazgeçmeden, sen masivadan geç… Hocan seni silmeden, sen boş uğraşlarını sil… Hâlâ uyarılıyorsan bunu da merhamet bil!! Muhatabının, davanın ehemmiyetini ve bu nisbette de vebalini düşün… Silkelen, güzelce bir tövbe et ve gönülden bir besmeleyle “[b]Yeniden davama er olacağım![/b]” de… Oku, itaat et ki ilim dolasın, felah bulasın, kutlu günlere hazır olasın…

Muhterem Hocam…
Kur’an-ı meslek seçtin, öğretirsin bizlere,
Bu güzel anahtarı verdin bizlere ,
Kırk yıl köle oluruz bir harf için sizlere,
Cennet’in Kokusunu SÜR bize Muhterem Hocam!
Rabbimin ilk Kelamı oku oldu kullara,
Önce Kur’an-a koşun sonra diğer kollara,
Bu Yüce Emir için düşmüşüz bu yollara,
Faydalı ilimleri SER bize Muhterem Hocam!

Hakk’a şükrü sunalım, Ol Nebiye Selamı,
Dünya güzel ahlakta bulsun Kutsal İlamı,
Kur’an-ın Ahlakını KAR bize Muhterem Hocam!
Yaşımız geldi geçti, mahrum kaldık bu Yoldan,
Açtın bize gönlünü, ilme kavuştuk boldan,
Gülleri sundun bize, deriyoruz her daldan,
Tebessüm siman ile VAR bize Muhterem Hocam

YARABBİM BİZİ ÖĞÜTLERE VE UYARILARA UYANLARDAN EYLE
Muhterem Ahmet Akgül Hocamızın samimiyetle ve merhametle yaptığı öğütler ve uyarılar bizim için şifalı merhem gibidir.
Hakkı hak olarak gösteren yazan konuşan haykıran , Batılıda batıl olarak gösteren mücadele eden Milli Çözüm ve Aziz Erbakan Hocamızın En Sadık Talebe Ve Takipçisi Muhterem Ahmet Hocamızın Nezdinde Lütfedilen Bu Eşsiz Nimete Sonsuz şükürler olsun.
Rabbimiz, biz indirdiğine inandık ve gönderdiğin elçiye tâbi olduk. Böylece bizi (imana ve İslam’a tanıklık eden) şahitlerle beraber yaz”……. Amin

Dua kalbin anahtarıdır
Rabbimin bizlerre verdigi büyük bir nimettir milli çözüm safinda olmak inşallah kalbimize bir uyanış versinki Mevlam daha gayretli daha azimli hem bu dünya hem ahiretimiz için çabalayan kullarindan olabilelim ,okuduklarımızı anlayıp hayatımıza geçiren gerçek mumin olabilmeyi dava kardeşlerimizin tüm sıkıntılarına menfaatimiz ve çıkarımız hiç bir ayrımcılık olmadan Allah rızasını gözeterek canla başla kendi yükümüz gibi sırtlanlayı öğrenebilelim, Dava uğruna çabamızı ,gayretimizi ,gücümüzü arttırması için ALLAH’A birbirimize duada bulunalım inşallah.

“Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.”

Haşr 10
(Ayrıca) Onlardan (Muhacir ve Ensar’dan) sonra gelen (mü’min)ler de şöyle derler: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin. [Not: Müslümanların, din kardeşleri ile aralarındaki ilişkide, karşı tarafı incitecek bir söz söylemek, öfkelenmek, saygıya uygun düşmeyen tavırlar sergilemek gibi, birlik ruhunu zedeleyecek her türlü tavırdan sakınmaları gerekir. Her mü’min bir diğerine karşı olabildiğince fedakâr ve sabırlı hareket etmelidir. Bu gerçek ve samimi sevginin gereğidir, tüm mü’minlerin benimsemesi gereken üstün bir ahlâk örneğidir.]

Dava yüreğinde ne kadar yer tutuyorsa;o kadar umrundadır..
Yüz kere uyardık, hâlâ duyarsız
Meal mana bilmez, gider ayarsız
Yorum yazmaz; kendin, yormaz tutarsız
Bu nasıl davaya, müntesip insan…
“Zaman yaratılmış bir şeydir her anda yaratılmaya devam ediyor..Okumaya zaman bulamıyorum,yoruma zaman bulamıyorum.Hele yaşamaya hiç zaman bulamıyorum diyemezsin.Heran yaratılmaya devam eden zamanı bulamıyorum demek aslında “istemiyorum” demenin sencesidir…”Verilen görevi yapmamanın hiç bir bahanesi olamaz elbette.Hem Hocamızı üzmüş yormuş,hemde hanemize ihmal günahı eklemiş oluruz.Ama inanıyoruz ki;”Allah dinini düzelten kişinin dünyasını da düzeltir..”Ya Rabbi;bizler dinimizi Meali Kerime sarılarak düzeltme hedefi ve gayretindeyiz.Umuyoruz ki;dünyamızı ve ahiretimizi de düzeltmemizi nasip edeceksin.Dünyayı değiştirmeye talip olarak çıktığımız bu yolda kendi iç dünyalarımızı değiştirip düzeltip Sana has kul,Efendimize has ümmet,Muhterem Hocamıza has ve sadık öğrenciler olmayı nasip et ve Fethi mübini bizim ellerimizle gerçekleştir..

Bir hizmetin bir hareketin bir ibadetin makbul olması için gereken şartlar:
Bir hizmetin bir hareketin bir ibadetin makbul olması için gereken şartlar:
1- Allah emrettiği İÇİN yapılacak
2- Emrettiği ŞEKİLDE yapılacak
3- Emrettiği KADAR yapılacak
4- Emredilen ZAMANDA ve MEKANDA yapılacak
5- Emredilen ÖNEM SIRASINA göre öncellenecek

9 tane İ yi çok iyi bilmek gerektiği üzerinde durur. Bunlar:
1. İnanç sahibi olmak : Güçlü bir imana sahip olunmadan zorluklar ile mücadele edilemez.
2. İhlas sahibi olmak : Yani mevki, makam, şan, şöhret, mal-mülk peşinde koşmamak. Riyadan (ikiyüzlülük, çifte standart, reel politik) uzak bir şekilde Allah rızası için çalışmak .
3. İttika sahibi olmak : Allah tan başkasından korkmamak, hakikati, doğruyu ifade etmekten çekinmemek.
4. İttifak içinde olmak : Yol, dava arkadaşlarıyla çekişmemek ve hoşgörülü olmak.
5. İyi ahlak sahibi olmak : Hırs, haset, kin, kibir, yalan, iftira gibi erdemsizliklerden uzak durmak. Yani nefse esir olmak değil, nefsi terbiye etmek.
6. İhsan sahibi olmak : Görevin, sorumluluğun mahiyetine uygun ve en güzel şekilde yapılması şarttır.
7. İstişare ile çalışmak : Kendi görüşünü mutlak doğru olarak görmemek, irfan gereği yanılabilir olacağını kavramaktır.
8. İtaat etmek : Ortak görüş, düşünce ve kararlara uymak.
9. İstikamet sahibi olmak : İslam ın diğer buyruklarına ve ibadetlerine riayet etmek.
Bunlara ilaveten sadakat i de unutmamak gerekir

9 – İ” Reçetesi ve Ahlak Kuralları:
1- İyi Ahlak ve İffet: (Günah ve Kötülükten sakınma. İnsaniyetli, iyi niyetli olma)
• “Kötü ambalajlı baklavayı, kimse yemek istemez ve satın almaz.”
• “Yalan kötüdür. Ama liderine, ağabeyine ve dava kardeşine yalan söylemek ise, onlara küfürdür!”
2- İzzet-i Nefis: (İslami Vakar sahibi olmak, Gururlu değil, Onurlu yaşamak. Şeref ve haysiyetini korumak.)
• “Lakayt, Laçka, Laubali Mü’min olmaz.”
• “Arsız, ayarsız ve duyarsız tavırlar, hayra alâmet sayılmaz.”
3- İkram ve İltifat: (Paylaşmacı ve barışçı davranmak.)
• “Cimri, bencil ve beleşçi insan, dost bulamaz!”
4- İrtibat ve İtaat: (Teşkilat düzenine ve Disiplinine uymak, İttifak kurmak.)
• “Sürüden ayrılanı kurt kapar!”
• “Ekipten kopan, takipten çıkar ve istikametten sapar!”
5- İstişare ve İşbirliği: (Danışma ve Dayanışma içinde olmak.)
• “Danışan dağlar aşar, sormayan düzde şaşar.”
6- İşgüzarlık ve İnkişaf: (Çalışkan olmak, kendini geliştirmeye ve sürekli yenilemeye bakmak.)
• “Yürüyen kirpi, yatan tilkiden daha çok yol alır.”
7- İhtimam ve Dikkat: (Allah’ı görüyor gibi ibadet, imtihan oluyor gibi hizmet yapmak.)
• “Ahiret kaygısı taşımayanlarda, kanun korkusu da olmazsa; görevini yavaşlatır ve zihniyeti yamuklaşır.”
8- İddia ve İnat (Hak’ta sebat): (Yılmaz ve Yorulmaz bir kişilik kazanmak. İradeli ve dirayetli davranmak.)
• “Yorulmayan yoğrulmaz; yoğrulmayan doğrulmaz.”
9- İrfan, İnce Kavrayış ve İletişim: (Feraset ve hikmet ehli olmak, halden anlamak, insanların önceliklerine ve özelliklerine saygı duymak, sorunlarına ve ihtiyaçlarına uygun davranmak.)
Kaynak: http://www.millicozum.com

İnsanlığın tek kurtuluş adresi [b]Milli Görüşün temsili Milli Çözümdür.[/b] Böylesine mühim bir vazifeyi yüklenmiş olan[b] “Milli Çözümün” [/b]içerisinde olmak hem en büyük şeref hem de en büyük sorumluluktur. Bir ihmalkarlık, ciddiyetsizlik, umursamazlık… kat be kat tahribata sebep olacaktır. Kurtuluşun adresi olan Milli Çözümde; Büyük şerefleri kazanmak ve ağır veballeri sırtlanmamak için yukarıda paylaşılan altın kuralları canla başla uygulamaya ve bu çerçevede hareket edilmesine çalışılmalıyız.
Rabbimiz bizleri, bilerek veya bilmeden; insanlığın kurtuluş hareketi olan Milli Görüşün temsili Milli Çözüme zarar vermeye çalışan, hainlik eden nankörlerden, gafillerden etmesin.

Ya Rabbi,Anlayışımızı artır
Vicdanına kulak ver, mikyas3 akıl izandır

İslam saadet yolu, Kur’an mihenk4 mizandır

Dediklerim gerçektir, sanma ki suizandır

Her şeyi gören bilen, Allah bize nazırdır!
Mikyas:kıyaslama yapan ölçü
Mihenk:en hassas ayar tespiti
(Ahmet Hocamızın VİCDANIM RAHAT DEGİL şiirinden alıntıdır)

Bırakma Ya Rabbi
Bunca nimet, bunca fırsat eldeyken
Şımartma Allah’ım, kovma kapından
Uslanmaz kafamla, nefsim bendeyken
Bırakma kendime, koru Allah’ım..

Ömür tükeniyor, fırsat kaçıyor
AMAN DOSTLAR
Ömür tükeniyor, fırsat kaçıyor
Yeşillerim döndü, gazele dostlar!
Güz ayında güller, soluk açıyor
Gayrı belim nasıl, düzele dostlar!

Nefsimi azdırdı, şeytan kefere
Gaflet yaraşır mı, mü’min nefere
Hazırlık yapmadım, sonsuz sefere
Artık uyanayım, tez hele dostlar!

Dünyaya tapındım, dinle avundum
“Bir tövbe kurtarır”, diye savundum
Bağışlanmak için, bu son umudum
Yüzüm döndüm Ebed, Ezele dostlar!

Son pişmanlık para, edecek sandım
Allah’la aldatan, Bel’ama kandım
Dünyalardan doydum, candan usandım
Gönül verdim solmaz, güzele dostlar!

Dava Kıtmirleri, neyler madalya
Can feda kılmışlar, Yüce Mevla’ya
Aşkın şehitleri, sığmaz manaya
Girmeyin pek fazla, özele dostlar!

“Çok ayet, geçersiz!”, diye konuşan
Günahla yoğrulup, haramla coşan
Faiz parasıyla, Umreye koşan
Çürük imanını, tazele dostlar!

28 Kasım 2016
Yazar Fatma Betül ERİŞKİN

Uyarılara Uymak!
Ya Rabbi!
Uyarıldığı halde uyarıları işitmeyenlerin…
Uyarıldığı halde uyarıları dikkate almayanların…
Uyarıldığı halde uyarılara uymayanların…
Uyarıldığı halde laf dinlemeyenlerin…
Uyarıldığı halde söz tutmayanların…
Uyarıldığı halde uyarılardan ders almayanların…
Uyarıldığı halde hatasını kabul etmeyenlerin…
Uyarıldığı halde uyarıları alay konusu edinenlerin…
Uyarıldığı halde uyarıları ciddiye almayıp unutan, böylece nefsi arzularına yönelenlerin…
Uyarıldığı halde uyarılarından yüz çevirip inkâra ve isyana yönelenlerin…
Uyarıldığı halde uyarıları yalanlayanların…
Uğrayacakları kötü ve feci akıbetten muhafaza eyle!

Ki onlar (müjdelenmiş mü’min kullar, her konuda yazılan ve konuşulan) sözü (dikkatle) dinleyip duyarlar, (ama bunlardan Kur’an’a ve vicdana en yakın bulduğuna ve) en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onla
Hidayeti ve istikameti bulan) Şunlardır ki, onlar (tam ve sağlam) iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikriyle itminana (huzur ve sükûnete) erişmiştir. Şunu kesinlikle biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (O’nu devamlı hatırlayıverip, emir ve yasak çizgisinde hareket etmekle ve sürekli Kur’an meali okuyup düşünmekle) mutmain olup (huzur iklimine ve Hakke’l-yakin -kesin iman- derecesine yetişir.)” (Ra’d Suresi: 28’inci Ayet)

Affet Allahım
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-inzar ediciler olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltip (hidayet ve istikamet yoluna girerse), artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
(En’am Suresi 48)

Ancak bu (uyarıların) ardından (ölmeden önce pişman olup vicdanlarına uyarak); tevbe edenler, salih olarak davranıp (tekrar Hakka dönenler) başka. Çünkü Allah, gerçekten Bağışlayandır, Esirgeyendir.
(Âl-i İmran Suresi 89)

Rabbim bizleri tevbesinde samimi olan , sorumluluklarını kuşanan kullarından eylesin (amiinn)

EY CAN SANA BELKİ SON NASİHATTİR!..
Kur’an ile, öğüt verir
Akil olan, kulak verir
Bu sözlerden taşlar erir
İnci mercan hazinedir!..

Hem itilse, kakılsa da
Bilen dahi, dışlasa da
O var,kimse kalmasa da
Davasına, sahiplenir!..

Bilgi-hikmet,okuludur
Aşk heyecan-la doludur
Hem yiğit hem,sadık kuldur
Hocama Has Talebe’dir…

Milli Çözüm-den çağırır
Daim Hak der, de bağırır
Ey Can dinle, söz sanadır
Belki bu son, nasihattir!..

-Alıntı-

“Ya Rabbi, Ellerimizi tut, Ayaklarımızı ve Kalplerimizi dinin ve davan üzere sabit kıl”
“Hz. Peygamber Efendimizin tavsiyesiyle; “Allah’ın ve Resulüllah’ın ahlâkıyla ahlâklananlar” ve Kur’an’ın ifadesiyle; “Allah’tan kendilerine güzellikler (ve üstün özellikler) geçmiş bulunanlar”[1]… Zahmet içindeki rahmeti, zorluk içindeki hikmeti, ibadet ve teslimiyet içindeki saadeti fark edip, zevk edip yaşayanlar kazanacaklardır… Ve sonuna, yani ölüm anına kadar hayırda yarışanlar… İyilerle kötülerin, sağlamlarla çürüklerin… Elmaslarla kömürlerin… Mü’minlerle kâfirlerin denenip elenmesi için, bu dünyada imtihanda bulunduğunun ve her an ayrı bir imtihana tâbi tutulduğunun şuuru ve sorumluluğu içinde davrananlar kurtulacaklardır… En başa çıkılmaz sıkıntılar… En dayanılmaz sarsıntılar ve en aşılmaz görünen sorunlar karşısında, kısaca Kur’an’ın “yüreklerin hançereye dayandığı anlar”[2] diye tarif ettiği durumlarda bile, metanet ve istikametini bozmayan ve Allah’ın razı olduğu tavırdan ayrılmayanlar… Kısaca, ömür boyu küfürle ve kötülüklerle boğuşanlar, sonunda ayetlerin haber verdiği şekilde “yeryüzünün varisi ve insanlığın hamisi” olacaklardır.”

[b]”Oysa bize; İslam davası ve insanlık sevdasıyla yola çıkanlar ve asla hedefinden şaşmayanlar lazım… Bize nefsi arzularını yaşamak için değil, kutsi değerleri ve duyguları yaşatmak için, yanıp tutuşanlar lazım… Bize resmiyet ve mecburiyetle değil, samimiyet ve teslimiyetle çalışanlar lazım… Bize, sürekli itekleyerek ve sürükleyerek, emirle ve talimatla değil, öğütle ve işaretle koşuşanlar lazım… Ücretle iş yapan kiralıklar değil, özveriyle çırpınan sadıklar lazım… Görünürde halk ile, hayrın hizmetinde, ama gerçekte ise Hak ile, huzur zevkine ulaşanlar lazım… Bize, ele geçirdiklerine sevinip şımarmayan, yitirdiklerine ise dövünüp darılmayan… Yani kader sırrına kavuşanlar lazımdır…”[b]

“Unutmayınız ve kendinizi sadece kendinize ait sanmayınız! Çünkü sizin üzerinizde Yüce Yaratıcınızın hakkı vardır… Size hidayet ve huzur yolunu gösteren Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın hakkı vardır. Üzerinizde, bu kutlu Dini, Milli ve manevi değerleri bize ulaştıran tüm Sahabelerin, Âlimlerin, Şehitlerin hakkı vardır. Özellikle, bizler için bin türlü sıkıntıya katlanan ve şefkat kanatlarıyla saran ana-babalarımızın hakkı vardır. Üzerimizde Hocalarımızın, ülkemizde üreten, didinen tüm vatandaşlarımızın, hatta tüm insanlığın ve gelecek kuşakların hakları vardır. Öyle ise herkese karşı sorumluluklarınızı kuşanarak yaşayın!.. Ve asla nankörlük yapmayın!”

Başarı ve bilgelik kuralları yazısından alıntıdır

Milli Çözüme Hizmetkar Eyle Allahım.
Rabbim Milli Çözüme layık eylesin.Tembellik edip mahcup etmesin,  gereken çabayı sarfettirsin inşAllah. Milli Çözüm özümüzdür. Kulluk bilinci aşılayan ilacımız, gönlümüze huzurdur. Üstadımız Ahmet Akgül Hocamıza müteşekkiriz.  Kur’an  Mealine sarıldık , Hakkı bildik, Batıla taraf olmadık sizinle. Allah c.c  razı olsun.
“Milli Çözüm hastır, hayra hizmettir
Bu yolda uğraşmak, büyük kısmettir.”


Allah ne belam etsin ne cahil
Lütfedip uyardın ya, kârımdır
Vicdan bir çiçek, nefsim gafil
Nasihat nasibim, kisbi-i kârımdır

Milli Çözüm
Bu yüksek zekâ,bilgi ve hikmet dolu manzumeler inşallah bir gün okullarda ders olarak okutulur.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
33
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...