YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e7f7896fb9d
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 1
Bugün : 1737
Dün : 56818
Bu ay : 1217400
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53362458
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

5 Mart 2015 tarihinde LaleGül TV’de yayınlanan, “Bu Haftanın Sohbeti” programının son 15 dakikalık bölümünde, Ahmet Mahmud Ünlü (Cübbeli Ahmet) doğrularla yanlışları harmanlıyor, kendini yüceltmek için Erbakan’ı küçümsemeye yelteniyor ve şu talihsiz sözleri sarf ediyordu:

(Erbakan Vakfı’nın davetlisi olarak Bursa’ya gelen) “Şimdi Ahmedi Nejad, ne işi var yav? Yani sahabeyi sevmeyen adam, beni sevse ne olur? Yani bu adamlar niye geliyor buraya arkadaş? Bide bizim millet tezahürat yapmış ona. Yav, Suriye’de milleti kesiyor bu adamlar, bunun neyine tezahürat yapıyorsun? Ehlisünneti mahvetti bu adamlar ya. Yarabbi, Allah’ım feraset ver basiret ver, şuur ver ya rabb el-âlemin! Birkaç Suriyeli orda, çıkmış protesto ediyor, “biz mahvolduk bu İran’ın yüzünden” diye, onları da tartaklamışlar…

Erbakan Hocamız bu kafada değildi. Ben Ona bizzat dedim. Şurda evde hanımının vefatından sonra mevlit okundu, Ramazanda, Fatih camiinde. Resul Hoca, ben, bir de Mehmet Kaya mı vardı bizim dernek başkanı. Üç kişi idik, gecenin biri ikisi. “Hocam” dedim,  şu siyaset işini bırak! Zaten sen de diyorsun ki “Bizim müşahit bile bize rey vermemiş”, çünkü bir tane bile rey çıkmadığına göre müşahit de bizi kandırmış diyorsun. Yav ayıp oluyor (artık) biz üzülüyoruz dedim. Sen bu kadar evliya ulema görmüşsün, taa Ali Haydar efendiler falan hepsinin dersinde oturmuşsun. Biz dedim senden bu dine hizmet bekliyoruz. Şimdi yaşlısın, daha çok hizmet edersin. Bak dedim Hocam, sen öldüğün zaman Vehhabiler Vehhabiydi diyecek, İrancılar İrancıydı diyecek. Ne olur, şu siyaseti bırak da, beş-on vilayette büyük toplantı yapalım, “eğer ben siyaset yapmazsam, partililer gelmez, salon boş kalır” diye korkma, en önde ben oturacağım, cemaati de ben toplayacağım. Sadece ehlisünneti anlat. (sanki ömrü boyunca -hâşâ- yanlış şeyler anlatmış gibi) Ali Haydar Efendi kimdi, Mehmet Zaid Efendi kimdi, mezhepler niye lazım, tasavvuf niye lazım, bu gençliğe bir daha bir rehberlik yap dedim. (pis pis sırıtarak) Adamcağız böyle ağladı. “Kimse bana böyle bir yol açmıyor, bana böyle bir şeyi bir tek sen dedin, ne büyük bir şey söylüyorsun!” dedi bana. Zaten o sırada ağırlaşmıştı, ama yine de bir şey yapabilirdi, velâkin fırsat vermediler adama. Kendi adamları da hainlik ettiler. Adam ölür ölmez şimdi en yakınındakiler aleyhine konuştular… 

(Hoca) Adil Düzen’den bahsediyordu; ne demek Adil Düzen? Kur’an’dan bahsediyor, adaletten bahsediyor. Adalet nerde var? Adalet Kur’an’da var. Adamcağız ne dedi yani, ne yanlış etti… Vatanına milletine hiçbir hainlik etmedi, ama adama neler ettiler neler, onların da Allahu teala belalarını dünyada ahirette veriyor verecek…

Bahri Zengin diye bir adam vardı. O da O’nun baş adamlarındandı, partide. Bir gün (Erbakan’la birlikte) geldiler bizim eve, Efendiyi de bekliyorum gelecek diye, oturuyoruz. Benim kütüphaneyi gördüler böyle. O Bahri Zengin durdu baktılar şöyle.. “aa kitaplar maşallah” eee?  “Bu Buhari var ya” dedi, eee? “Hiç dedi bunda sosyalden bişe yazmaz” dedi, Erbakan Hoca bir bozuldu. O sırada (Bahri Zengin) “üç mezhepte namazları cem etmek var, bu Hanefi’de niye yok?” dedi yav. (Erbakan) Hoca durdu mübarek, “ya o hadisleri İmam-ı Azam senden önce görmüştür, sen ne konuşuyorsun! deyip ona onu susturdu, ama işte yanında böyle adamlar vardı mezhepsiz, ondan sonra İrancı, ondan sonra Vehhabi, ve adam da ne yapsın? Siyaseti biliyorsunuz Çıfıt çarşısı. Her kesim gelmezse, rey vermezse (işin yürümüyor). Böylece o adam da (Erbakan Hoca) perişan oldu gitti… Halbuki ilimle uğraşaydı.. Ehlisünnet düzenini insanlara anlatsaydı. Bir çığır açtı ama Allah daim etsin, maalesef safkan olmadı.”

Cübbeli Ahmet’in, haddini aşıp, çiğ ve çirkin bir şımarıklıkla:

Aziz Hocamızı “saflıkla, aklını fırsatını daha lüzumlu işler varken siyasetle uğraşıp israf yapmakla” itham etmek, ahmaklık olduğu kadar bir edep-hürmet hamlığıdır.

a) Öncelikle belirtelim ki: büyük şahsiyetler, her türlü insanı çevresinde ve hayırlı hizmette ve kendi özel kabiliyetleri istikametinde değerlendirebilen zatlardır. İnsanların bazı hataları ve yanlış saplantıları yüzünden onların doğal ve sosyal yeteneklerinden yararlanmamak, fıtratları ve fırsatları israftır.

b) Her konuda en güzel ve en mükemmel örneğimiz (üsvetün hasanetün) efendimiz, yakın çevresinde günahkâr (fasık) ve itikadı bozuk (münafık) tiplerin varlığına katlanmış, ıslahları için çalışmış, kabiliyetlerini hayra yönlendirmeye uğraşmış, açıkça fitne-fesat çıkarmadıkça onları dışlamamıştır. Bu Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin -hâşâ- “saflığının” değil, insafının ve insan taşımanın ispatıdır. Sıradan taraftar değil, hatta Uhud Savaşı’na mücahit (disiplinli ve güvenilir asker) olarak hazırlayıp birlikte yola çıktıkları insanların üçte birinin münafık çıkıp, hem de cepheden geri dönmesi yüzünden “nasıl peygamber ki, etrafına aldığı ve cihat için birlikte yola çıktığı insanların gerçek ayarını ve amacını bile önceden anlayamıyor? Gibi edep ve ahlak dışı ve İslam itikadına aykırı bir iddia nasıl temelinden yanlış ve yakışıksız ise, Hocamıza yönelik –güya O’na acıyor ve savunuyor rolüyle- bu ithamlar da o denli haksız ve hayâsızdır.

Siyasi cihadın önemine gelince:

Rahmetli Hocamızın defalarca vurguladığı gibi “dini kitaplarımızın yazdığı, âlimlerimizin anlattığı, Kur’an ve sünnetin buyruklarının lafta kalmayıp uygulanması ve İslam’ın bizzat yaşanması için “iyilikleri (İslam hükümleri) emredecek, kötülükleri (haram ve haksız işleri) men edecek –yani Emri bil maruf ve nehyi anil münker görevini yerine getirecek olan ancak devlet ve hükümet imkânıdır”, yani inançlı kadroların iktidar olmasıdır. Bunun en makul ve münasip yolu ise siyasi parti resmiyetinden yararlanmaktır. İşte bu siyasi gayret ve hizmetleri sonucu Erbakan hocanın bu dine, devlete, millete ve ümmete bizzat yaptığı ve dolaylı şekilde bazı odakları Müslümanlara taviz vermeye mecbur bıraktığı hizmetleri, bir asırdır diğer bütün cemaat, tarikat ve meşreplerin toplam hizmetlerinden kat kat fazladır.

İslam’ın asıl özelliği; sadece sohbet ve edebiyat değil, asıl tatbikat ve icraat dini olmasıdır.

Müslümanları siyasi şuurdan mahrum bırakmak, son iki asırdır Haçlı ve Siyonist mihraklarının en sinsi ve sürekli propagandasıdır. 1996 yılında Libya Evkaf Bakanı’nın davetiyle katıldığımız Trablus’taki Dünya Tasavvuf Kongresi’nde, 650 kadar çok seçkin ve seviyeli ilim, irfan ve devlet adamına, Erbakan Hocamızın görevlendirmesiyle “Adil Düzen’de Ahlaki Yapılanma” konusunu anlattığımızda, Şam Üniversitesinden bir Doçent Kardeşimiz bizi “Siyaset yapmakla suçlayınca, Nijerya Devlet Başkan yardımcısı kalkıp o arkadaşımızı: “Bu sözlerin nedeniyle, önce Efendimizden, sonra Raşit halifelerinden özür dilemen gerekiyor. Çünkü siyaset, hak ve adaletle bir devleti yönetme ve bozulan düzeni dengeleri yeniden ıslah edip İslamlaştırma sanatıdır ve başta Aleyhisselatü Vesselamın ve diğer Hülafanın mesleği ve icraatıdır. Bizim tarikatlarımızın çoğu ya Hz. Ebubekir Sıddık Hazretlerine veya Hz. Ali Efendimize dayanmaktadır, onlar da siyasetle meşgul olmuşlardır. Siyaseti dışlamak veya kötülemeye kalkışmak, hikmete de, edebe de, Dinimizin özüne de aykırıdır!” diyerek uyarmış ve salondaki ulema ve meşayihin takdirlerini toplamıştı.

Cübbeli’nin Adil Düzen cahilliği sırıtmaktaydı

Gelelim Cübbeli’nin “Adil Düzen” tarifine… Erbakan Hocamızın hazırlatıp insanlığa tanıttığı Adil Düzen, İslam’ın ekonomik, siyasi, ahlaki ve bilimsel (eğitim) esaslarına uygun yeni ve orijinal bir sistem durumundadır. Yüce Dinimizin iman, ibadet ve ahlak konularındaki temel esasları ve bunlara dayalı müçtehit imamlarımızın içtihatları ortadadır ve çok şükür en ince ayrıntıya kadar yanıtlanmıştır. Ama yukarıda saydığım 4 konuda, çok önemli temel kurallara, içtihat ve icmalara rağmen, çağımızın şartlarına, ihtiyaçlarına ve standartlarına uygun yeni kurum ve programları hazırlayan ve bir devlet düzeni olarak insanlığa sunan yegâne proje Adil Düzen çalışmalarıdır. Öyle anlaşılıyor ki, değil bir ilim adamı sorumluluğuyla, hatta gayretli bir mümin merakıyla bile, Cüppeli Hoca bunları okumamıştır, içeriğinden habersiz bulunmaktadır. Şimdi biz 700 sayfalık Adil Düzen kitabımızı kendilerine gönderiyoruz. Bunların yanlışlık ve noksanlıklarını –ki elbette olabilir- açığa çıkarması, doğrularını da ortaya koyması, böylece hem bizi uyarması hem de bu topluma İslami bir anayasa taslağı sunması farzdır. Bunu yapmıyorsa, ya cahildir ya korkaktır.

Bu tenkit ve teklifleri yaparken de, öyle “bunlar hangi ayet ve hadisten çıkarılmıştır?” gibi ilmi değeri olmayan ve cahilliğini örtmeyi amaçlayan sorulara sığınmak yerine, Adil Ekonomik, Siyasi, İlmi ve Ahlaki Düzen’le ilgili yüzlerce prensip ve projenin “hangi sarih ayetlere, sahih hadislere ve İcma-i ümmete aykırı” olduğu tek tek göstermesi ve doğru tercihleri de belirtmesi şarttır. Bu konuları kendi TV’lerinde ve cemaatleri önünde tartışıp ispatlamaya da biz her zaman hazırız ve memnuniyet duyarız. Öyle cami cemaatinin karşısına çıkıp ulema ve evliya rolü taslamak kolaydır ve ucuz kahramanlıktır.

“Güya Erbakan’a akıl vermiş” havasıyla kendisini yücelteceğini zanneden zavallılar, Hoca’nın bir ömür net ve mert şekilde mücadele ettiği ve bütün İslam dünyasını intibaha getirdiği şeytani Siyonist merkezlerin, içimizdeki basit işbirlikçileri ile biraz ters düştüğü için başına neler getirdiklerini ve Kur’ani iddialarından nasıl çark ettirip vazgeçirdiklerini, piyasaya saçılınca kimlerin yüzlerinin etini dökecek, hangi rezaletlerin tertiplenip kaydedildiğini iyi bilenlerin biraz daha edepli ve erdemli olmaları, kendi çıkarlarınadır.

Edep ve hürmet sınırlarını aşıp Erbakan Hocamızı; “bünyesinde İrancıları ve Vehhabi kafalıları barındırıp palazlandırmakla” itham edenler, bu tiplerin dış güçlerle pohpohlandığını ve Milli Görüş’ü batırmak için kışkırtıldığını, ama her birinin sonunda mecburen ayrılıp kaytardığını niçin atlamaktadır? Siyonist ve Haçlı Şeytanların İslam Dünyasını Şii-Sünni kavgasıyla boğuşturup kendilerine bağımlı ve muhtaç kılmaya uğraşırken Aziz Hocamızın tarihi D-8 oluşumuna önce İran ve Pakistan’ı katarak talihli bir gerçek barışı sağlama ve başarma çabalarını hala kavrayamayan kafalar Siyonistlerin kışkırttığı İran-Irak savaşında ve Haçlıların Libya saldırısında emperyalist ABD’nin mi tarafındadır? Hayır biz sadece İslam’ın, insanlığın ve mazlum halkların yanındayız.

Yoksa Bay Cübbeli, 26 İslam ülkesini parçalayıp büyük İsrail hayalini hedefleyen BOP’un eş başkanlığını yapan ve Haçlılarla bir olup Libya’yı yakıp yıkan Sn. Erdoğan’ın ve AKP iktidarının: faizi dünya gerçeği sayıp yaygınlaştırma, zina cezasını kaldırma, Kur’an’ın hayat ve huzur sigortası saydığı kısası-idamı çağdışı sayma, eşcinselliği meşrulaştırma, yerli ve milli sanayi kurumlarını satıp savma gibi tahribatlarına mazeret ve meşruiyet kazandırmak için mi, Erbakan Hoca’yı küçümsemeye, zavallı göstermeye, O’nun hakkında bir takım istifhamlar (yanlış ve asılsız algılar) oluşturup gözden düşürmeye uğraşmaktaydı? Üstelik bunlar Vehhabi Suud Krallığıyla stratejik ortaktı? Yoksa Bay Cübbeli, Amerikan kapatması ve Papalık hizmetkârı Fetullah Gülen gibi Erbakan’ın da oturup, sadece evliya menkıbeleri anlatarak toplumu uyuşturmasını mı arzulamaktaydı?

Bunlar Vahdet Gazetesi’ni çıkarmaya başlarken de Muhterem Babam ve Üstadım Ahmet Akgül Hocamız, oldukça duyarlı, tutarlı ve hayra teşvik amaçlı uyarılarda bulunmuş, çok önemli ve gerekli sorular sormuş, ama hala bir satır bile yanıt alınamamıştı.[1]

Şaşkınlık ve sahtekârlığın şahikası!

‘Cübbeli Ahmet Hoca, ‘Her Bir Uzuv için Şifa Ayetleri’ kitabında, bakın toplumu nelerle oyalayıp avutuyor ve hiç yüzü kızarmadan şunları söylüyordu: ‘Erkeğin tenasül uzvu için okunacak (Kur’an ayetleri) 4 tertip vardır:

1- Tertip: Bakara suresinin 260. Ayeti kerimesinin bir kısmı suya okunur. Sudan biraz alınıp tenasül uzvuna serpilir. Ve suyun kalanı içilir (miş!?)

2- Tertip: Tenasül uzvunun zayıflığının giderilmesi için el-Adiyat suresi okunup uzva üflenir (miş!?)

Şimdi zerre izanı ve vicdanı olanlara hatırlatıyoruz: Ümmetin ve aziz milletimizin ekonomik, siyasi, sosyal ve psikolojik binlerce sorunu varken ve Hocaların bunlara çözüm önerileri ve kurtuluş projeleri üretmeleri gerekirken, Müslümanları tutup ‘tenasül uzvunun zayıflığının izalesi’yle uğraşanlar ve Yüce Kur’an’ımızı bu safsatalara alet etmeye kalkışanlar, bir de utanmayıp Erbakan gibi bir dâhiye güya “akıl vermiş” rolü oynayanlar tek kelime ile zırvalamaktadır.

Cübbeli Ahmet Hoca, “Ehli Sünnet yoluna sahip çıkma ve bozuk itikatlara karşı Müslümanları uyarma” konusunda haklıydı. Çünkü Ehlisünnet İslam’ın temel kaynaklarına dayalı olarak en duyarlı ulemanın haklı ve hayırlı yorumlarını yansıtmaktaydı. Ancak bugün Cübbeli gibi Hoca takımının Ehlisünnet kılıfı altında, Haçlı (ABD ve AB) emperyalizmiyle ve Yahudi Siyonizm’iyle uyumlu, cihat ve Adil devlet şuuru uyuşmuş bir İslam anlayışını yutturmaya ve toplumu uyutmaya çalıştıkları sırıtmaktaydı.

Evet, cübbeli Ahmet Hoca acı bir gerçeğe parmak basmıştı: Erbakan Hoca’mızın etrafında fasıklar, fesatçılar, menfaatçiler hatta münafıklar ve ajanlar vardı.. Vefatından sonra da teşkilatlarının ve siyasi mirasının önemli noktalarını bu tipler kapmış ve kapatmışlardı… Ancak bu Aziz Hocamızın “Saflığı”değil, insan “sarraflığı”ydı. Tarih boyunca bütün şeytani odakların ve şer kurumların, en becerikli adamlarını, Nebilerin ve Hak dava rehberlerinin etrafına sokmaya ve camiasını saptırmaya çalıştıkları bir vakıaydı ve bu doğal bir tavırdı ve imtihan sırrıydı. Zulüm düzenlerinin ağır baskılarına ve etraflarının münafıklarca sarılmasına rağmen lider mümin şahsiyetler, haklı oluşumlarını başlatma ve önemli aşamalara taşıma başarısına –biiznillah- ulaşmışlardır.

Erbakan Hoca’ya“siyaseti bırakırsam çevreme kalabalık toplayamam” diyorsan, söz ben senin toplantılarını hınca hınç dolduracağım” diyerek, zırvalayan zavallı!… Erbakan Hoca, Allah’ın inayeti ve manevi cazibesiyle hem de dünya Siyonizm’ine ve işbirlikçi etkin yerli Mason çevrelere rağmen çağlayan mitinglerinde milyonları toplayıp coşturan, ölümünde bile tarihin görmediği bir coşku seli ile yine milyonları saatlerce mübarek cenazesinin ardından koşturan Zattır. Sen kim oluyorsun da Hoca’yı kendin gibi kalabalık meraklısı sanıp böylesine küstahça tekliflerde bulunuyorsun? Senin bu tutarsız ve ayarsız tavrını görünce şimdi CHP’ye yamanan Mehmet Bekaroğlu’nun Sn. Erbakan sizin yerinizde olsam, parti parasında hileli harcama bahanesi ile verilen haksız cezayı gider hapishanede çekerim, böylece halkın gözünde manevi kahraman haline gelirsin” şeklindeki teklifi karşısında Aziz Hocamızın “Bakın Mehmet Bey tam soyadına uygun bir teklif yaptı!” yanıtını hatırladım. Malum “Bekaroğlu, evli olmayan yani nikâhsız birinin evladı” anlamını taşımaktadır. Ama O bu sözdeki ince ayarı ve bu uyarıyı bile, aynı senin gibi anlayamamıştı. Erbakan Hoca kendisine: senden önce hiç kimse böyle bir beyinsizlik ve edepsizlikte bulunmamıştı!” demeğe çalışmış, ama zavallı bunun bile farkına varamamıştı. Çünkü “siyasi cihattan vazgeç” demek, “devlet ve hükümet imkanlarını İslam’ın ve Müslümanların değil, masonların ve münafıkların güdümüne bırak!” ahmaklığını kusmaktı..

Siyasi cihat ve Milli iktidar olmadan, Müslümanlar “Namaz kılan köleler” konumundan kurtulamayacaktı.

Erbakan Hoca F-4 Üreten Fabrikayı Satın Alıp Türkiye’ye Taşıyacaktı!

Şu günlerde peş peşe düşen F-4 savaş uçakları ile ilgili tarihi bir gerçek ortaya çıkmıştı. Türkiye’de ilk kez yerli Gümüş Motor ve Devrim Otomobilinin 1960’larda üretimine öncülük eden Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, F-4’ün şirketi McDonnell Douglas’ı satın alıp, yenilerini Türkiye’de üretimine başlayacaktı. Ancak uluslararası Siyonist sermaye çeteleri ve yerli işbirlikçileri 28 Şubat Postmodern Darbesi ile buna engel olmuşlardı.

Son aylarda Malatya ve Konya’da düşen ve 6 şehidi kurban verdiğimiz savaş uçakları F-4 ile ilgili bir bilgiyi Milli Gazete gündeme taşımıştı. Refahyol Hükümeti’nin devrilmesine sebep olabilecek kadar büyük olan savunma sanayimizle ilgili bilgiye göre, Erbakan sayesinde; ekonomik kriz yaşayıp batmak üzere olan F-4 Phantom’un da üreticisi olan McDonall Douglas firması Türkiye tarafından satın alınıp fabrikası, bütün ekipmanları ile Türkiye’ye kurulacaktı. Ancak milletin önünü kesen hain güçler ve dava dönekleri AKP’liler bu tarihi fırsata engel olmuşlardı. İşte Cübbeli gibilerin aklının yatmadığı veya kasıtlı olarak toplumdan sakladığı Erbakan gerçeği bunlardı.

Süreç Şöyle Başlamıştı:

Refahyol Hükümeti iktidara geldiği 1996 Haziran’ından sonra Başbakan Erbakan yerli savunma sanayi ve sivil uçak üretimi için güvendiği bürokratları atamıştı. O sıralarda Amerika’da ekonomik kriz yaşayan ve F-4’lerin de üreticisi olan ve MD 90 geniş gövdeli sivil yolcu uçaklarını da üreten McDonall firmasının bu durumu Erbakan’ın dikkatinden kaçmamıştı. Şirketle ilgili ön fizibilite ve alt yapı çalışmalarını yürüten ekip, daha sonra McDonall Douglas firmasının sahibi ile bir dizi gizli görüşmeler yapmıştı. Erbakan’ın talimatları doğrultusunda hareket eden bürokratlar, sivil uçak fabrikasının tamamıyla satın alınarak Türkiye’ye taşınmasını zamana yayarak 5 yıl içinde çalışan Amerikalılar yerine tamamen Türk mühendis ve işçilerin kontrolüne alınacaktı. Sivil havacılıkta geniş gövdeli yolcu uçağı MD 90 üretiminden sonra ise, fabrikası Türkiye’ye getirilerek deneyim kazandıktan sonra savunma sanayine öncelik tanınacaktı.

Erbakan Uçak Fabrikasını Türkiye’ye Taşıyacaktı!

Başbakan Erbakan’ın büyük bir gizlilikle yürüttüğü McDonall Şirketini satın alıp Türkiye’ye taşıma girişimi, uluslararası derin yapıları kuşkulandırmıştı. Harekete geçen küresel savunma lobisi, Türkiye’de 28 Şubat Darbe Planı yaparken, öte yanda büyük uçak firmaları Mc Donall Douglas’a hemen müşteri çıkıp bu yolu kapatmıştı. Böylece Yahudi Boing firması, McDonall’ı satın alarak merg denilen birleşmeye mecbur kalmıştı.

Erbakan’ın yerine, seçimsiz bir şekilde post modern darbe ile iktidara getirilen Anasol-D (Yılmaz, Ecevit-Sezgin) Hükümeti, bütün bu çalışmaları tarihin tozlu raflarına kaldırdıktan sonra THY için 4,5 Milyar Dolarlık 54 adet uçak alım işini yabancı firmalara aktarmıştı. O günden beri Türkiye, yolcu uçaklarını da, savaş uçaklarını da Batılılardan almakta, modernizasyonunu ise İsrail’e yaptırmaktaydı. Ve işte bu uçaklar da patır patır düşüp parçalanmaktaydı.[2] Dindar kahraman rolü oynayan AKP iktidarları ise diğerlerinden daha Amerikancı ve Batı bağımlısı çıkmıştı.

Velhasıl Cübbeli Ahmet gibi akıl ve irfan fukarası laf cambazlarının bir türlü kavrayamadığı Erbakan’ı Siyonist lobilerin beyin takımı çok daha iyi anlamış ve gerekli tedbirleri almışlardı.

Sahi bu arada, Cüppeli Hz.lerinin açıkça çattığı ve hakaretler yağdırdığı İran eski cumhurbaşkanı Ahmedi Necat’ı davet edenler ve Erbakan’ın maddi ve manevi mirasını istismar edenler acaba nerelere saklanmışlardı? Bu itham ve isnatlara hak ettiği cevapları vermeleri gerekirken hangi hayal gemilerinde tur atılmaktaydı? Ve yine, seçim öncesi muhterem Cübbeli’nin evine–ayağına gidip diz çöküp himmet bekleyen Sn. SP yetkilileri, -ki bunların en yoğun olduğu Beykoz ve benzeri yörelerde, oylarının tamamına yakını faizci ve fuhuşçu AKP’ye aktarılmış belki de gizli pazarlıklarla satılmıştı- şimdi Aziz Hocamıza yönelik Cübbeli’nin bu patavatsızlıklarına niye bir yanıt vermeye yanaşmamışlardı?

Şimdi sizlerle İslam Dininin sosyal ve ekonomik yönleriyle ilintili ilginç bir araştırmanın sonuçlarını paylaşacağım. 2010 yılında George Washington Üniversitesi’nden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari’nin uluslararası bir akademik dergide (Global Economy Journal) yayımlanan “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami?” adlı bilimsel makale oldukça aydınlatıcı ve şaşırtıcıydı.

Makale İslam Dininin ekonomik ve sosyal gelişmeler üzerinde bağımlı mı yoksa bağımsız bir değişken mi olduğu? sorusundan yola çıkarak hazırlanmıştı. İslam asıllı bu Amerikalı araştırmacı yazarlar, din eğer bağımsız bir etken ve değişken ise; politik ekonomi, ekonomik performans, etkin üretim kapasitesi, çalışma ahlakı gibi konuları etkileyen ve disiplinize eden bir değişken olabileceği görüşünü paylaşmışlardı.

 Bu Profesör araştırmacılar; İslami öğretilerin, insanlara verilen özgür iradenin dışında, sosyo-ekonomik kurallar, politik sistem ve programlar, ahlaki ve hukuki nizamlar ve Adil yönetim esasları gibi konuların nasıl şekillendirilmesi hususunda prensipler getirdiğini vurgulamış ve günümüzde pek çok İslam âliminin fark etmediği veya gizlediği bir gerçeğe parmak basmışlardı. İslam öğretisinde, toplumun haklarının kişinin haklarından daha önemli ve öncelikli sayıldığını belirten yazarlar, bunu sağlayan kurallararasında “zarar verilmemesi, israf ve tahribin engellenmesi, gereksiz lüks ve şatafatın hoş görülmemesi, ahlaki olmayan yollarla gelir üretilmemesi” konularını örnek olarak sunmaktadır. İslam’da kişisel mülkiyet haklarının korunduğunu, ancak toplum çıkarlarıyla çatıştığı durumlarda toplum menfaatinin ve devlet düzeninin öne çıktığını savunmaktadır.

ABD’li bilim adamları ve yazarları, İslam dininin ortaya koyduğu ekonomik ve sosyal ilkelerin temelinde iktisadi adalet ve sürdürülebilir büyüme, yaygın refah ve istihdam, İslami ekonomik ve finansal teamüllerin uygulanmasının olduğunu anlamışlardı. Bu çerçevede, dünya ülkelerini sıralamak için kullandıkları İslam’dan kaynaklı 12 temel prensibi şöyle sıralamışlardı:

1- Toplumun tüm üyelerine eşit iktisadi fırsatlar,

2- İktisadi adalet kuralları,

3- Sözleşmelerin ve mülkiyet haklarının korunması,

4- Çalışmak isteyen herkese istihdam imkânlarının oluşturulması,

5- Eşit eğitim imkânlarının sağlanması,

6- Yoksulluğun önlenmesi ve temel ihtiyaçların karşılanması (gıda, yiyecek, elbise, sağlık gibi),

7- Vergilerin belirli ve seçkin grubun değil toplumun diğer ihtiyaçlarının karşılanması için kullanılması,

8- Tabii kaynakların toplumun bugünkü ve gelecekteki üyeleri düşünülerek harcanması,

9- Yolsuzlukların önünün tıkanması,

10- Destekleyici bir finansal sistemin oluşturulması,

11- Faizin kaldırılması da dahil yeni ve adil kredi sisteminin kurulması,

12- Devlet yapısının bu ihtiyaçları karşılayacak verimlilik ve etkinlikte olması,

Yazarlar bu kuralların Kur’an-ı Kerim ve hadislerde bahsedilen kurallarla uyumlu olduğunun altını çizdikten sonra, çeşitli uluslararası istatistikleri de kullanıp dünya ülkelerini puanlayarak İslam’a yakınlık oranlarına göre sıralamışlardı:

Sonuçta ortaya çıkan duruma göre ilk sırada Yeni Zelanda, 8. Sırada İngiltere, 13. Sırada İsviçre, 17. sırada Almanya, 25. Sırada ABD yer alıyor sıralamada. 104 devlet ve 104 devletçik arasında yapılan sıralamadaki en yukarıda yer alan İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülke 38. sıradaki Malezya’ydı. Türkiye ise ekonomik ve sosyal alanda İslamilik” sıralamasında ancak 103. sırada yer almıştı. Bu makale aslında, ister Müslümanların ister Müslüman olmayanların yaşadıkları ülkelerde ekonomik ve sosyal ilerlemenin ancak İslami prensiplerle olacağını ortaya koymaktaydı. Yazarlara göre, Müslümanların çoğunlukta oldukları ülkeler maalesef İslami prensiplerden uzaklaştıkları için geri kalmışlardı.[3]

Tekraren; önemle ve özellikle hatırlatalım ki, bu sıralama, İslam ülkelerindeki Müslümanların iman ve itikat bağlantılarıyla ve ibadet hayatıyla ilgili duyarlılık derecesini değil, yaşadıkları ülkelerdeki Devlet düzeninin, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik politik disiplininin, hukuki prensip ve sistemlerin İslam’ın özüne ve öğretilerine ne denli yakın veya uzak oldukları gerçeğini araştıran yabancı ve tarafsız bilim adamlarının, istatistiklere dayalı sonuçlarıdır. İşte bu araştırma Cübbeli Ahmet, Fetullah Gülen gibi tarikat ve cemaatlerin ve AKP gibi sözde dindar hükümetlerin, Müslümanları gerçek Kur’an düşüncesinden ve İslami değer ve dengelerden ne denli uzaklaştırdıklarının bilimsel fotoğrafıdır.

 

Rehman and Askari: How Islamic are Islamic Countries?

APPENDIX 2 (Addendum):                  

OVERALL ISLAMICITY INDEX RANK

 

Countries

{208}

Overall Islamicity Index Rank

(OIC countries are highlighted)

New Zealand1
Luxembourg2
Ireland3
Iceland4
Finland5
Denmark6
Canada7
U.K.8
Australia9
Netherlands9
Austria11
Norway12
Switzerland13
Belgium14
Sweden15
Portugal16
Germany17
Bahamas18
France18
Czech Rep20
Estonia21
Costa Rica22
Spain23
Barbados24
U. S.25
Slovenia26
Hong Kong, China27
Latvia28
Japan29
Malta30
Hungary31
Slovak Republic31
Italy33
Chile34
Lithuania35
Cyprus36
Singapore37
Malaysia38
Panama39
Trinidad and Tobago40
Poland41
Mauritius42
Croatia43
St. Vincent and the Gren44
Namibia45
Greece46
Jamaica47
Kuwait48
Uruguay48
South Africa50
Botswana51
St. Lucia52
Ghana53
Argentina54
Brazil55
Mexico55
Bulgaria57
El Salvador58
Philippines59
Dominica60
Israel61
Monaco62
Lesotho63
Bahrain64
Brune65
Romania66
United Arab Emirates66
Belize68
Andorra69
Cayman Islands70
Seychelles71
Fiji72

 

Uganda73
Tanzania74
Antigua and Barbuda75
Gabon75
Jordan77
Thailand78
Grenada79
San Marino79
China81
Nicaragua81
Cape Verde83
Macao, China83
Tunisia83
Colombia86
Dominican Republic87
Peru88
India89
Aruba90
Russian Federation91
Honduras92
Greenland93
Guyana94
Netherlands Antilles95
Mozambique96
Mongolia97
Macedonia, FYR98
Oman99
Suriname100
Bosnia and Herzegovina101
Ukraine102
Turkey103
Maldives104
Liechtenstein105
Korea, Rep.106
Kazakhstan107
Timor-Leste107
Senegal109
Albania110
Moldova110
Qatar112
Puerto Rico113
Armenia114
Kiribati115
Sri Lanka116
Georgia117
St. Kitts and Nevis117
Morocco119
Northern Mariana Islands119
Papua New Guinea119
Zambia119
Bolivia123
Gambia, The124
Azerbaijan125
Ecuador125
Guatemala127
Belarus128
Malawi129
Mali130
Saudi Arabia131
Burkina Faso132
Vanuatu133
Vietnam134
Rwanda135
Paraguay136
Kyrgyz Republic137
Korea, Dem. Rep.138
Virgin Islands (U.S.)139
Indonesia140

 

Venezuela, RB141
Madagascar142
Palau143
Kenya144
Guinea145
Samoa146
Benin147
Pakistan147
Cuba149
New Caledonia150
Nepal!151
Bangladesh152
Egypt, Arab Rep.153
Cambodia154
Tonga155
Burundi156
Swaziland156
Lebanon158
Zimbabwe159
Algeria160
Micronesia, Fed. Sts.161
Cameroon162
Iran, Islamic Rep.163
Myanmar164
Central African Republic165
Bermuda166
Bhutan167
Sierra Leone168
Afghanistan169
Guam170
Congo, Dem. Rep.171
Togo172
Turkmenistan173
Nigeria174
Uzbekistan174
Haiti176
Tajikistan176
American Samoa178
Cote d’Ivoire179
Ethiopia180
French Polynesia181
Congo, Rep.182
Equatorial Guinea183
Lao PDR183
Serbia and Montenegro185
Syrian Arab Republic186
Marshall Islands187
Faeroe Islands188
Niger189
Guinea-Bissau190
Solomon Islands190
Sao Tome and Principe192
Djibouti193
Liberia194
Mauritania195
Libya196
Chad197
Yemen, Rep.198
Angola199
Comoros200
Iraqi201
Channel Islands202
Sudan202
Eritrea204
Isle of Man205
Somalia206
West Bank and Gaza207
Mayotte208

 

 **http://www.bepress.com/gej/vol10/iss2/2 DOI: 10.2202/1524-5861.161


 

[1]Bak: Milli Çözüm Dergisi 137. Sayısındaki (Şubat 2015) “Vahdet” Gazetesi ve Hikmet Terazisi başlıklı yazı

[2] Bak: 11 Mart 2015 Milli Gazete Ahmet Yavuz ve Ahmet Açıkay haberi.

[3] Bak: Küresel Bakış. myulek@aya.yale.edu

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ubeydullah AYGÜN

Ubeydullah AYGÜN

Subscribe
Bildir
26 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Çanakkale Savaşı Cübbeli gibi Münafıklar Yüzünden Yaşanmıştır!
“Sofuluk satıyorsun, elinde boy boy tesbih
Çevrende dalkavuklar; tapınır gibi, lâ-teşbih!
Sarık cübbe ve şalvar; hepsi istismar, riya
Şekil yönünden sanki; Ömer’in devri, güya !..
Herkes namaz oruçta; hepsi sözünü dinler
Zikir Kur’an sesinden, yerler ve gökler inler!
Ha bu din, iman, takva; inan ki hepsi yalan
Sen onları kendine, taptırırsın vesselam!
Derdin davan sadece, hep nefsi saltanatın
Şimdilik putu sensin, tapılan menfaatin!
Hey kukla kafalı adam, dinle sözümü tut
Bunların dilinde Hak; ama kalbi dolu put!…”

Mehmet Âkif Ersoy

“Savunan Adam”ı değil de bu Züppeli savunan Sakallı Hüsnüler?
Tüm ömrünü İslam davasına adamış, son nefesine kadar “biz bu işi makam için değil , Allah rızası için yapıyoruz” diye haykırmış, ehli sünnetin kanayan yaralarına çareler üretmiş, Allah’ın davasından dönmeyip, şu asırda İslam’ı tek Savunan Adam’a değil de, İslam Birliği yerine afedersiniz tenasül uzuvlarının zayıflığına çare bulan bu Züppe herife inanan Sakallı Hüsnü’lere birkaç basit sorum olacak;

1- Madem, idda ve de iftira ederek uydurduğun diyalog, merhum Nermin Erbakan hanımefendinin vefatında yani 2005 yılında gerçekleşti. 2015 yılına kadar, 10 senedir neden sustun, vefat etmiş kendini savunamıcak durumda olan ve milyonların ömrünü cihad üzerine yaşadığına şahitlik ettiği bir İslam liderine bu iftirayı , tam da seçim arefesinde neden attın? Erbakan Hocamız hayattayken neden sustun, neden korktun?

2- Merhum hocamızın vefatının sene-i devriyesi nedeniyle, hocamızı anma programına gelen Ahmed-i Nejad madem , ehli sünneti katlediyordu… Neden Erbakan Hocam, D-8 i kurduğunda reddiye yayınlamak yerine yalakalık yaptın? Neden iftira attığın olaydan sonra 2009 yılında Erbakan Hocam , Iran’a resmi ziyaret düzenleyip, Ahmedi Nejad ile görüştüğünde bu söylemi yapıp eleştirmedin ?

3- Madem Ahmedi Nejad, ya da Iran Esad yönetimiyle bir olup, ehli sünneti katlediyordu da.. Neden tüm İslam alimlerini bir araya toplayıp, bu mezhep savaşını başlamadan durdurmak için çaba göstermedin de sustun?

4- Siyonizme karşı savaşmak için siyasi yasaklı olmasına rağmen Erbakan Hocamız canla başla şuurla mezhep gözetmeksizin İslam Birliği kurmaya çabalarken..Sen , 15 senedir AB , NATO, BM peşinde koşan, faizi, zinayı, domuz etini serbest bırakıp ehli sünneti yozlaştıran, ve Papa heykeli altında bu ümmeti intihara iten AB anlaşmalarına imza atan, zamanında Esad la kanka olan, İsrailden cesaret ödülü alan, Erkabakan hocama iftira attığın o 2005 yılında, İsraili ziyaret edip, siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in mezarında saygıyla eğilen Erdoğan’a , muhteşem sarayına kavuştuğu gün ilk Papa’yı kabul eden Erdoğan’a , 30 ayrı resmi toplantıda biz BOP projesinin eşbaşkanıyız diyen Erdoğan’a … Neden reddiye yayınlamadın, neden eleştirmedin, neden sustun, neden susmaya devam ediyorsun. ( Susmanın sebebini , hapisten çıkmak için verdiğin sözlerden de biliyoruz ).

5- be vicdansız herif, Erbakan Hocam bu ümmetin kurtuluşu için, o inanmadığınız İslam Birliği için Libya’ya , İran’a giderken, canla başla çalışırken..Senin Malta’da jet-ski üzerinde ne işin vardı? Siyonizme karşı İranla İslam Birliği kurmak üzere çalışmalar yapılırken, senin hapse girmene sebeb olan FAS’lı kadınlarla ne işin vardı ?

Ey sakallı hüsnüler, aklınızın tek çalıştığı yer olan tenasül uzuvlarınıza Kur’an okuyup üflemek yerine, biraz da açın Cihad ayetlerini okuyun, beyninize, körelen vicdanınıza , imanınınza üfleyin… Tağut sistemi kabul edip, tağut sistemin , siyonizmin emrettiği şekilde bu dini yaşıyor gibi görünüp, din şarlatanlığı yapıp, bu ümmeti yozlaştırmayın!!!

En azından şu iki ayeti okuyunda, münafık mısınız değil misiniz bir tartın ..

Nisa 60-61
” Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut’un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. : Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin” denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.”

Kaçmayın gelin, şu soruların cevabını verin adam gibi…

Utanmıyorsan
Bütün Peygamberlerim (a.s.)ortak sözü” utanmıyorsan her şeyi yapabilirsin”. Kendi yaptığı döneklikleri unutan, akıl fukarası, geçmiş alimlerin yazdığı kitapları okuyup orda yazılanları kendi ilmiymiş gibi halka satanlar (ki bilgisayarlar daha alim o zaman) ama iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak gibi en yüce görevi cemaate vaaz vermek olarak algılayıp ümmetin sorunlarına hiçbir çözüm üretemeyen, pohpohlanma delisi insanlarda utanma kalmamıştır ve bu gibilerinden her şey beklenir. Sen kim bir dehaya akıl vermek kim? Her şeyi bırak yaptığı ince eleştirileri bile “elifi görse mertek sanır” hesabıyla anlayamayacak adam akıl verecek. Cenabı Hakk’a şükürler olsun, daha bu dünyadayken Hocamızı sevdiğini göstermiştir. Bunun ispatı Hocamızın Cenazesidir. Bir millet arkasından yürümüş ve o günkü soğuğa rağmen defnediline kadar ayrılmamıştır. Hem de milletin her kesiminden katılımla ve devlet töreni olmamasına rağmen. Neyse herkes cibilliyetinin gereğini yerine getirir.

İSTİSMARCILAR DÖNEKLERDEN AŞAĞIDIR!
Erbakan çeşmesi yapacam diye Milli Görüşçülerden para toplayıp paraların akibetinden hesap veremeyen istismarcı… Şimdi dilinizimi yuttunuz cüppelinin bu hakaretine cevap veremiyorsunuz sizigidi cüppeli tiyniyetlileeer. Yoksa size bunlar oymu vermeyecek…Uyuzhan’la fıtratınız aynı…Hatta Cüppeli şarlatanıylada…

Niçin ilim adamı olarak kalmadınız da siyaset yaptınız?
[url]https://youtu.be/1i3IzbtbHvI[/url]

belam
Bel’am: Din bilgici olmasına rağmen, zalimlerin ve kafirlerin keyfine hareket eden ve ezbere fetva veren tipler.

Bu şiir hatırladınmı bay Cübbeli
ŞİİR

İçleri riya, nifak; gurur kibir yuvası

Zahiren bürünürler; sarık ile cübbeye!

Şehvet şöhrete tapar; kalbi şeytan kovası

Çalışıp ulaşmamış; bir tek helal habbeye!

Ondan bundan çaldığın; ilim diye satıyor

Kendin cennetlik sanıp; sağa sola çatıyor

Üç gram nafileye; bin bir hava katıyor

Bak, müfessir geçinen; manen müflis hoppaya!

Hep tavsiye ediyor; el âleme takvayı

Nefsine uyduruyor; ucuz kolay fetvayı

Zekât, hayır paradan; kesiyor “katkı payı”

Utanmadan harcarlar; on bin dolar küpeye!

Bin yıl öncede yaşar; o günkü yorumlarla

Kur’an: uğraşın diyor; bugünkü sorunlarla

Aynı saftalar, çağdaş; Firavun Karun’larla

Hakla Batılı koyar; bir siyasi kefeye!

Din tüccarı
Ey cübbeli senki okumuş ilim yutmuş adam olarak Allahın her türlü kelamını bilmene rağmen Dünyalık imkan ve baklantiler için Ahiretini ucuza satacak kadar cahilsin.İki gün kodesde kaldın elinde avucundaki bütün manevi değerleri heba ettin keşke cahil olaydında beğenmeiğiniz dansöz tanyeli bile Ben Irakda müslümanları öldüren Amerikan Conileri için oynamam diyecek kadar şeref ve haysiyet sahibi olaydız.Size ilmen bir şey anlatılmaz bu saatten sonra israf olur.Siz ancak hakettiğiniz dilden konuşmak icap eder.
peşinde sürüklediğin onca insanı yanlış yönlendirerek onlarında vebaline giriyorsun.
Sana hakkımızı helal etmiyoruz.Bundan böyle de her şarlatanlığın için gereken cevabı alacaksın.Azda olsa bu ülkede hala Erbakancıyım diyecek samimi sadıklar var.Allah onlara inşallah fethi nasip edecek.
siz istemeseniz bile………….
Zafer inananlarındır ve zafer çok yakındır..

sakallı hüsnü cübbeli.
1-Yoksa Bay Cübbeli, 26 İslam ülkesini parçalayıp büyük İsrail hayalini hedefleyen BOP’un eş başkanlığını yapan ve Haçlılarla bir olup Libya’yı yakıp yıkan Sn. Erdoğan’ın ve AKP iktidarının: faizi dünya gerçeği sayıp yaygınlaştırma, zina cezasını kaldırma, Kur’an’ın hayat ve huzur sigortası saydığı kısası-idamı çağdışı sayma, eşcinselliği meşrulaştırma, yerli ve milli sanayi kurumlarını satıp savma gibi tahribatlarına mazeret ve meşruiyet kazandırmak için mi, Erbakan Hoca’yı küçümsemeye, zavallı göstermeye, O’nun hakkında bir takım istifhamlar (yanlış ve asılsız algılar) oluşturup gözden düşürmeye uğraşmaktaydı? Üstelik bunlar Vehhabi Suud Krallığıyla stratejik ortaktı? Yoksa Bay Cübbeli, Amerikan kapatması ve Papalık hizmetkârı Fetullah Gülen gibi Erbakan’ın da oturup, sadece evliya menkıbeleri anlatarak toplumu uyuşturmasını mı arzulamaktaydı?

2-İslam’ın asıl özelliği; sadece sohbet ve edebiyat değil, asıl tatbikat ve icraat dini olmasıdır.

3-yükseklere tükürdün cübbeli,yine döndü dolastı balgam yuzune düştü.

Müslümanlık şuur dinidir, şekilcilik dini değildir.
Erbakan Hocamız; “Ilımlı İslam ne demektir” sorusuna cevap olarak;
1987’de toplanan Siyonizm İsrail’in kurulması için 3 karar aldı. 1- Toprak taleplerini geri çeviren Abdülhamit Han tahtan indirilecek, 2-Osmanlı yıkılacak, 3-İslam ortadan kaldırılacak. İlk İkisi gerçekleşti. Peki İslam’ı nasıl ortadan kaldıracak dünya Siyonizmi? İki şekilde.
1-İslam’ı yasaklayarak 2- İslam’ın özünü değiştirerek
Dünya Siyonizmi bu ikisini de deniyor ve hem yasaklama, hem de özünü değiştirme yolunda çalışıyor. Ne diyor; namaz kılın, oruç tutun, hac yapın, ama Siyonizmin düzenine karışmayın. Onlar dünyanın hakimi, siz köle olacaksınız. Müslümanlık kölelik kabul etmez. La ilahe illallah demek; Yalnız Allah’a kul olunur, başkasına kulluk edilmez demek. Müslümanlık (Siyonizimle mücadele etmek) bütün insanlığın saadeti için hakkı hakim kılmak için çalışmak demektir. Bunu yapmazsan bütün insanlığın sömürülmesine yardımcı oluyorsun demektir. Bak birileri çıkıyor bizde imam hatip mezunuyuz, bizde eski Milli Görüşçüyüz diyorlar ve İslami sözler sarf ediyorlar ama, İslam’ın özünden bahsetmiyorlar.
Müslümanlık şuur dinidir şuur şuur şuur, şekilcilik dini değildir.

Şuur neymiş; Siyonizmi (Tagutu) tanımak ve sonra tüm Müslümanlara tanıtmak, onun insanlık ve Müslümanlık aleyhine aldığı kararları önceden sezip (ferasetiniz ve ilminiz yeterse) insanları uyandırmak ve hukuki ve meşru ölçüler içinde mücadeleye hazırlamak.
Şekilcilik dini neymiş; Siyonizmin İslam’ı yok etmek için aldığı; 1-Yasaklama, 2- Özünden (Cihat ruhunu yok etme) iki karara; Şekilcilikle ve İslam’ı zorlaştırarak (özünden uzaklaştırma ve yasaklama ile aynıdır) siyonizmin istediği sonucu yardım etme ve siyonizme köle yapma sanatı veya aymazlığı/hainliği.
Sonuç: İbadetlerin önem sırasını değiştirmek ŞİRKtir. Bugün İnsanlığın ve Müslümanlığın birinci görevi Siyonizmin esaretinden (köleliğinden) kurtulmaktır. Bu kölelik Ekonomik, Siyasi, Ahlaki dejenerasyon, İlmi ve teknolojik olarak devam ederken ve (Hocamızın tarifiyle) bu durum “LA İLAHE İLLALLAH” ile uymazken… Müslümanların bir an evvel Yalnız Allah’a kulluk edecek bir düzeni kurmaları her şeyden önce gelir. İşte bu düzen: Ekonomik, Siyasi, İlmi ve Ahlaki 4 temel unsurdan oluşan ADİL DÜZEN dir.
Tüm insanlığı ve Müslümanlığı Siyonizmin esaretinden kurtaracak bir düzeni ve teknolojiyi hazırlayan ve ömrünü buna adayan birine, akıl vermeye kalkan Cübbeliye ve onun gibilerine her zaman hak ettiği cevabı veren Milli Çözüm’e teşekkürler. İyi ki varsınız. Allah sizden razı olsun. Sayenizde Kıblemiz her zaman KABE oluyor.

Cübbeli Şarlatan…Cübbelitaparlar Ne Peki ?
Bugün bir video izledim …cübbeli cevap vermiş gûya …

videonun linki : https://www.facebook.com/video.php?v=991801517504458

Özrü de kabahatinden büyük…Özür dilediği filanda yok aslında …
Kıvırma ve durumunu kurtarmaya çabalamış sadece …

Cübbeli tıyniyetinin gereğini yapıyor aslında ve Aziz Erbakan Hocam’ın nur aynasında kendini tarif ediyor …

Beni asıl üzen Milli Görüşçülerin genişliği ve duyarsızlığı …

Bazısı daha da ileri gidiyor ve cübbelitaparlık yapıyorlar … ve cübbelinin sözlerine kılıf uyduruyor ve teviller yapıyorlar …

iyi de …ne kadar da akplilere benziyorlar bu halleriyle …hiç mi fark etmiyorlar acaba?

yoksa” her ruh kendine benzeyen ruhu çeker ve sever ” sözünün gereği ;onlar da milli görüşçü kılıklı ama cübbeli ruhlu bozuk tıyniyetli kişiler midir?

Mübarek Hocama; uyuzhan ve takımı asrın iftirası atıldığında da aynı davranışı sergilediklerine göre ; insan düşünmeden edemiyor tabii…

Dava kardeşliği ,biyolojik kardeşlikten öncelikli ve üstün kardeşliktir …

Ama ne uyuzhan severler ne de cübbeli taparlar benim kardeşim değildir ve olamazlar! …

düdük cümbüşcüye
ÖNCELİKLE OKURLARIMIZDAN ÖZÜR DİLİYORUM ,HERZAMAN YAPTIĞI DÜDÜKLÜĞÜ YİNE YAPMIŞ .UTANMAZ ADAM SEN DEĞİLMİSİN YURT DIŞINDAN NEFSİNİ TATMİN İÇİN ONLARCA KADIN KETİRİP EYLNİRKEN ,BİRİLERİDE KAMERAYA ALIP SONRADA ŞİMDİ AÇIKLAMAYACAĞIM ,İŞLERİ YAPINCA KODESE GİRDİN.UTANMADAN ÇOÇUKLAR GİBİ AĞLAYIP YALVARAN NE OLUR BENİ BURADAN ÇIKARIN DİYE FERYAT EDEN ZINDIK.ŞİMDİ KİM SANA BU CESARETİ VERDİKİ ZIRVALADIN,BEYİNSİZ HADDİNİ BİL..YOKSA YALVARMANDA FAYDA VERMEZ.SEN HEP BAYANLARINAN UĞRAŞTIĞINDAN ERKEK GÖRMEMİŞSİN.SENİN GİBİ ŞARLATAN LAR BİZİ İYİ TANIR.AVUKATLARINI GÖNDERİP YALVARAN BENİ REZİL ETMEYİN ELİNİZDEKİ BELGELERİ 9 YAŞINDAKİ COCUĞA TEC..ETTİĞİ MAHKEME KARARINI YAYINLAMAYIN DİYEN BELAM ÇIKLAR SUS TU.ŞİMDİ SENİMİ PİYASAYA SÜRDÜLER ?EY CÜBBELİ ŞARLATAN MAHMUT EFENDİYİ DE İSTİSMAR ETME O ZAT YAZIK.CEMAAT İCİNDE SENİ NE MELANETLER YAPTIĞINI BİLMEYEN YOK .TABİ ŞEYTANIN İŞİNE YARADIĞINDAN SENİ KULLANIYORLAR , SEN DE KENDİNİ ADAM ZANNEDİYORSUN.BENDEN SANA NASİHAT .O YURT DIŞINDAN GETİRDİĞİN BAYANLARIN YANINA ÇIKARKEN O CÜBBENİ ÇIKAR .GÜZEL BİR PAPAZ ELBİSESİ GİY Kİ .MÜSLÜMAN ZANNETMESİNLER .SONRA ONLARA NASİHAT ET .KALKIP BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERE KARIŞMA.ERBAKAN HOCAMIZA SEN NASİHATI BIRAK HOCAMIZDAN NASİHAT AL Kİ BELKİ ADAM SINIFINA GİRERSİN.CÜBBE VE ŞALVARINDAN YAPTIĞIN PİSLİKLER AKIYOR FARKINDAMISIN.HADİ ALİMSEN YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ NASIL OLAÇAK ,BUNA AKLIN BİLE YATMAZ.ADAM OL ADAM.

Cübbeli Ahmet’e Hediyemiz Olsun!..
Tv’lere çıkarılınca afedersiniz bir şey oldum sanıyor kendini.KİM ERBAKAN’A HAVLARSA Dışgüçler o kimseleri Başbakan, cumhurbaşkanı, amir , adam yerine koyma, halk önünde parlatma öne çıkarma gibi durumlarla onure eder. Maddi yemlemeleride perde gerisinden gelir tabi…
”Başbakan ve Cumhurbaşkanı Olmak Kolaydır, Zor olan ERBAKAN olmaktır”

Cübbeli Ahmet’e Hediyemiz Olsun!..

ŞİİR

İçleri riya, nifak; gurur kibir yuvası
Zahiren bürünürler; sarık ile cübbeye!
Şehvet şöhrete tapar; kalbi şeytan kovası
Çalışıp ulaşmamış; bir tek helal habbeye!
Ondan bundan çaldığın; ilim diye satıyor
Kendin cennetlik sanıp; sağa sola çatıyor
Üç gram nafileye; bin bir hava katıyor
Bak, müfessir geçinen; manen müflis hoppaya!
Hep tavsiye ediyor; el âleme takvayı
Nefsine uyduruyor; ucuz kolay fetvayı
Zekât, hayır paradan; kesiyor “katkı payı”
Utanmadan harcarlar; on bin dolar küpeye!
Bin yıl öncede yaşar; o günkü yorumlarla
Kur’an: uğraşın diyor; bugünkü sorunlarla
Aynı saftalar, çağdaş; Firavun Karun’larla
Hakla Batılı koyar; bir siyasi kefeye!

MİLLİ GÖRÜŞ TEŞKİLATLARININ NEDEN SESİ ÇIKMAZ
Ey Milli Görüşçü Teşkilatlar
Neden bir basın toplantısı yapıp ta bu cübbeli denen şarlatanın agzının payını vermezsiniz. Değer vermiş oluruz mu sanıyorsunuz. Adam canlı yayında ERBAKAN hocaya iftira ve hakaretler yağdırıyor oy kaybederiz diye mi sesiniz çıkmaz… BİRİSİ SİZİN ANNENİZE AİLENİZE ŞAHSINIZA HAKARET İFTİRA ETSE SESSİZMİ KALIRDINIZ .. KALDI Kİ DAVAMIZIN LİDERİNE VE İNSANLIĞIN YÜZAKI MUHTEREM ERBAKAN HOCAMIZA karşı işlenen bu sütü bozukluğa nasıl sessiz kalırsınız… yeterin artık sesinizi çıkartın…TABİ BAŞTA ERBAKAN VAKFI yoneticilerine de seslenmek lazım neden sessiz kalıyorsunuz… yine bu işi MİLLİ ÇÖZÜM HALLETTİ. BU YAZI GERCEKTEN MUHTEŞEM BIR CEVAB OLMUŞ YUREGINIZE SAGLIK…

hakikat
dergi yöneticilerine özellikle ahmet akgül hocamıza çok teşekkür ediyorum.

Erbakan’a düşman olan, Şeytanın dostu olur!
Öncelikle hayatını insanlığın saadeti ve dünyanın geleceği yolunda harcayan büyük lider Erbakan Hocamıza, hele kendisinin Allah’ın Rahmetine kavuştuktan sonra bile, hakkında gerçekleri saptırarak uluorta arkalarından konuşan bazı kendini bilmez saman sığırlarına karşı sessiz kalmayıp, [b]“Haksızlığın karşısında susan, dilsiz şeytandır”[/b] hadisi şerifin gereğini yerine getiren Milli Çözüm yazarı kardeşimizi içtenlikle tebrik ediyorum.
Yazının başlığında ifade edildiği gibi alim geçinen Cübbeli ve Fetullah hocaların şarlatanlıklarına bizler çok sıkça şahit oluyoruz ve olacağız. Bunu da biliyor ve bekliyoruz. Bu melanetsiz hocaların Erbakan Hocamızı karalayarak hedef almaları da dış güçlere ve içerideki işbirlikçilerine yaranmak amaçlıdır. Erbakan Hocamıza ve Milli Görüşe saldıranların puan topladıklarını ve elüstünde tutulduklarını da biliyoruz. Başlığın ikinci kısmında yazılan “Adil Düzen” Şuurunun Yozlaştırılması ifadesiyle de, hoca diye bilinen zavallıların aracılığıyla, Erbakan Hocamızın altyapısını hazırlayıp insanlığın Siyonizm sömürü sisteminden kurtuluşunu sağlayacak olan Adil Düzenin yozlaştırılması kastediliyor.
Ancak Siyonist Yahudi lobileri uşaklığa razı olan bu tip akılsızları ve laf cambazlarını kullanarak Adil Düzen devriminin gerçekleşmemesini ve hiç olmazsa engelleyebilmeleri için bir süre daha geciktirerek zaman kazanmak istiyorlar.
Cenab-ı Hakk [b]“İnsanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmediniz”[/b] (Nisa: 58) ayetiyle buyurduğu ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimizin [b]”Bir saat adaletle hükmetmenin yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlıdır” [/b]hadisi şerifiyle bizleri hem müjdeleyip, hem de uyardıkları apaçık ortadadır. Bu tavsiye ve ikazları dikkate alarak gereğini yapmak biz Müslümanlara farzdır. Şu anda adaletle hükmetmek ve hayrı yürütmek için [b]“Hükümet”[/b] olmak yeterlidir. [b]“Hükümet”[/b] olmak için de siyasetle meşgul olmak gerekmektedir. Erbakan Hocamız da siyaseti seçmiş bizlere de bu yolda mücadele etmemiz için sürekli tavsiyelerde bulunarak mücadele ve çalışma sahaları açmıştır. Çünkü;
[b]SİYASET: Hak ve adaletle toplumu idare etme mesleğidir. İnancımıza göre bu meslek mukaddes ve mübarektir. [/b]
Fakat insanların öldüklerinde kabir azabından korunmaları için yanmayan ve yakmayan kefenleri aşikâr fiyatlarla taraftarlarının almaları için satışa sunan imansız ve vicdansız Cübbeli gibi sahtekârların Erbakan Hocamızı ve yaptıklarını anlamaları mümkün değildir. Anlamalarını da beklemek ahmaklıktır. Şükürler olsun Milli Çözüm Erbakan Hocasının yolunda korkusuzca gerçekleri haykırmaya devam ederek, bizlerin şuurlu bir Müslüman olmamızı sağlıyor.
Cenab-ı Hakk Erbakan Hocamızı anlamamıza ve O’na taraf olmamıza sebep olan Ahmet Akgül Hocamızdan razı olsun.

Cübbeli ahmet şaşırma,!
Ey zübbeli ahmet yine bonzaimi kullandin

Cübbeli Hocaya Yakıştıramadım
Allah Cübbeli Hoca’ya Feraset versin!!! Cihad şuuru versin!!! Hiç yakıştıramadım Cübbelİ Hocaya!

Ilımlı İslam’ın (Yahudi köleliğinin) Cübbesini (kamuflajını) çıkaran Milli Çözüm!
Cübbe altına gizlenerek; Cihat şuuru olmayacak, sömürüye sesi çıkmayacak, zülüm düzenine karışmayacak, Yahudi kölesi olacak, ama namaz kılacak, oruç tutacak ılımlılar olsun ve Düzeni Yahudi tanzim etsin diye Milli Görüşçülerin arasında kamufle olmuş (kendisini gizlemiş), Cübbelilerin cübbesini çıkarıp, altındaki sinsi İslam düşmanlığını deşifre eden Milli Çözüm’den Allah Razı olsun!

DOKUNMAYIN MAZLUMUMA!
DAHA DÜN CEZAEVİNDEN ÇIKMAK İÇİN HER TÜRLÜ SOYSUZLUĞU YAPMAKTAN KAÇINMAYACAĞI MESAJI VEREREK, BENİ NE OLUR ÇIKARTIN ARTIK HÜKÜMETİ
CEMAATİ(YANİ İSRAİL VE ABD) ELEŞTİRMEYECEĞİM. YANİ BEN GÖRÜNDÜĞÜM GİBİ TAKVA SAHİBİ BİRİ DEĞİLİM. EN KÜÇÜK BİR SI KINTIDA DİNİMİ İMANIMI DAVAMI BIRAKIRIM DEMEYE GETİRDİĞİ AÇIKLAMASININ ARDINDAN SERBEST BIRAKILDI. TABİKİ ŞİMDİ HER SEÇİMDE OLDUĞU GİBİ BU SEÇİMDEDE SAF MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERİ KANDIRMAK VE SEÇİM GÜNÜ YİNE OYLARIN AKPYE KAYMASINI SAĞLAMAK İÇİN ŞARLATANLIĞINI ORTAYA KOYUYOR. AMA BU ZAVALLI AKLI KIT, KULLANILMAYA MÜSAİT KÜÇÜK BEYİNLİ KEDİ CİĞERLİ ADAMCIĞIN UNUTTUĞU BİRŞEY VAR. ARTIK HİÇBİRŞEY ESKİSİ GİBİ DEĞİL. ÇÜNKÜ GERÇEK VE ŞUURLU MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜNDE BUGÜNDEN SONRADA BU SOYSUZLUĞUNUZA MÜSAADE ETMEYECEKTİR. BUNU KULAĞINIZA KÜPE EDİN. KİMSE BİZİ UYARMADI DEMEYİN. BAHANENİZ YOK. ÇÜNKÜ MİLLİ ÇÖZÜM GÖZÜNÜZÜN İÇİNE VE İLİKLERİNİZE KADAR YAZILARI VE YORUMLARIYLA İNİYOR. GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN. HA BU ARADA EY MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER ERBAKAN HOCA BUNLARIN AYARINI ORTAYA KOYMUŞTU. UNUTTUNUZ MU YOKSA. ŞAŞIRMAM.

SUSANLAR KUSANDAN ALÇAK
Bir mü’mine, iftiraya

Susanlar, kusandan alçak!

Her hileye, entrikaya

Susanlar, kusandan alçak!

Tek Allah’a biat eden

Malla canla, cihat eden

Kutlu Zat’a, isnat eden

Susanlar, kusandan alçak!

“Hırsız” diyen, Hocasına

Lanet karı, kocasına

Kül atılmış, goncasına

Susanlar, kusandan alçak!

Vicdan sönmüş, yok gayreti

Ne tepkisi, ne hayreti

“Dilsiz Şeytan”, çok iğreti

Susanlar, kusandan alçak!

Hoca gibi şahsiyeti

Tan edenin, pis niyeti

Yok bunların, haysiyeti

Susanlar, kusandan alçak!

Unutma, fani cihandır

Hakkı tutan, şeref Han’dır

Elbet hayat, imtihandır

Susanlar, kusandan alçak!

İslam, Allah yapısıdır

Saadet, Hak kapısıdır

Münafıklar, kir pasıdır

Susanlar, kusandan alçak!

Milli Görüş, Hak’ka ricat

Dik durmayan, bulmaz necat

Ey vefakâr, ehli cihat

Susanlar, kusandan alçak!

Kalbi kara, AK sanıyor

Adı HAS ya, pak sanıyor

Cahil onu, HAK sanıyor

Susanlar, kusandan alçak!

Haydi diril, doğrul artık

Dost uğrunda, yoğrul artık

Hainlerden, kurtul artık

Susanlar, kusandan alçak!

Yer demir gök bakır iken
Yapamadığına gıpta etmek, hayran olarak hayırlı insan ilim sahibinin işidir. Herşeye gevezelik etmek bir şey söylemek ise kitap yüklü eşşek işidir, Eşşe’ğe biraz ayıp oldu ama neyse. Noel Baba uydurmasının kahramanının yerine talip olan,ağızdan geleni söyleyip ceza evine girince kardeşlerim şekerim 400 lerde içeride çürüyorum kurtarın beni diye yalvaran, Cemaat ‘in şımarık tipidir cüppeli.Erbakan hocamı, Fatih Altaylı ile karıştırdı galiba, televizyon kanallarında bilmeyene ilmiyle şamata,kakara kikiri yapan garip bir aykırılıktır İslâma.Kendisine hocam şeçimler yaklaşıyor ne yapacağız oyumuzu kime vereceğiz diyen cemaat üyesine tabii ki mevcut iktidara vereceğiz diyen beklentili bir zavallı dır cüppeli.Hocam uslubunca cevap vermiş cüppeli ye, haddini bilsin girmesin bu konulara.Bir gün olur bela olur mahmut hocanın başına,bu garip her şeye konuşan adam.Yer bakır gök demir ken doldursun dünyalık heybesini, siyonizm ile cihada aklı ermez hoş yüreğide yetmez.Buğulu cama yazılı isim gibi güneşte buharlaşır gider ne isim kalır nede cüppeli.

Cübbelinin bilinç altı müslümanlığı
Zırlalamalar devam::

[b]Biz dedim senden bu dine hizmet bekliyoruz. Şimdi yaşlısın, daha çok hizmet edersin. [/b]

Ba ba ba …. Yaşlanınca daha çok hizmet edermiş, yahu Zübbeli bu din ihtiyarlar dini mi? Tabi senin için dine hizmet pöstekede oturmak olduğu için ihtiyar olunca kadayıf olmuş bir taraflarınız daha rahat oturur postekede dimi…. Tabi ya Zübbeli, gençken, yüzecen, “Jet Ski’nden inmeyecen ihtiyarlayınca da yapacak başka iş bulamayınca müslümancılık oynayarak dine DAHA İYİ HİZMET EDECEN di mi?? Hay senin ilmine , hay senin din anlayışına…

Kabın içinde ne varsa dışa onu sızdırmışşş İşte sizin müslümanlık anlayışınız… Hepinizin içi geçmiş, çürümüş iken Erbakan Hocamız son nefesine kadar yüreği 18’lik bir gencin heyecanı ve dinamizmi ile çarpardı…Sizler bu dini ihtiyarlar dini yapmaya heveslisiniz ya sizden zaten ıkına ıkına da ancak böyle bir tavsiye çıkardı…

OKUMAYIN…!
Bu yorum, bir RÜYANIN ve NEBEVİ bir ruhsat doğrultusunda kaleme alınmıştır.
ERBAKAN HOCA buyurdular ki “Asrımızı Kur’an’a Uyarlayın”. Şimdiki “BEL’AM”CIK lar bunu kabullenmeyip, Kur’an-ı nefislerine uydurup dünya devşireceğiz diye ısrar ettiler. Hatta işi o kadar abarttılar ki koca sakallı, şalvarlı, cübbeli, zübbeliler Talk- Show vari dini program diye ekranları işgal ettiler. Hatta bazıları açık açık şaklabanlığa soyundular, ERBAKAN gibi şahsiyete İSLAM – ADAB öğretmeye kalktılar.
Ey “BEL’AM”CIK …! İSLAM nedir? Bu Asra nasıl uyarlanır diye hiç düşündün mü!?…
Oğlum İslam-ı anlamak “Jet Ski”ne binmeye benzemez..!
Senin hedefinde; İslam’da SİYASİ, ASKERİ, İLMİ, EKOMOKİK DÜZEN, nedir, nasıl uygulanır diye bir çalışma bir proje var mı!? Hani faizli düzenin bankalarından maaşını alıyonya…
-İSLAM BİRLİĞİ
-İSLAM ORTAK PAZARI
-İSLAM BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİ
-İSLAM SAVUNMA PAKTI..
Hiç GAİLEN oldu mu..!?
Yok yok oğlum “BEL’AM”CIK , bu iş “Jetin Ski”ne binmeye benzemez..
Hem senin İSLAM- MÜSLÜMAN diye bi derdin oldu mu..!?
Hani IRAK, SURİYE, MISIR, LİBYA bölündü, namuslar telef oldu, katliamlar yaşandı. Ülkemde, ALEVİ- SÜNNİ, TÜRK- KÜRT kavgası çıkarılarak ülkem bölünmek isteniyor. Bunun için bir ÖNERİN, MİTİNGİN oldu mu?
Az bi sıkıyosa Erdoğanın Papaya Penah iltifatından, evlilerin zinasının suç olmaktan çıkışından, bunların milletvekillerinin hadlerini aşıp, ben HZ. Muhammedim zırvalarını gündeme taşı ve konuş. Davudoğlun’un, Fransadaki Siyonistlerle beraber yürüyüşünden bahset…
Olmadı, olamaz… Kodesten çıkmadan peşin peşin yemin ettin…
Bu “NEYİN BEDELİDİR Kİ” (?) sende KIŞKIRTICILIĞA soyundun..!?
Oğlum “BEL’AM”CIK;
Bundan sonra YÜKSEYE TÜKÜRMEYE KALKARSAN…
ANANIZKİM..! AVRADINIZKİM..!
Hepsini.. Yazacam.. DEMEDİ DEME..!

Cübbelinin bilinç altı müslümanlığı
1 haftaya yakındır Cübbelinin Merhum Hocamız aleyhine ekranlarda kustuğu çarpıtılmış sözlerinden oluşan kusmuklarını izlemekle meşgulüz…

Fakat merdi kıpti kendini överken aslında günahlarını, suçunu itiraf edermiş misali, Cübbelinin kusmukların arasından , midemizin kaldırdığı ve sabrımızın dayandığı kadarı ile, bilinç altında yatan müslüman resmine bir ışık tutacağım…

1- Utanmadan Hocamıza “Biz dedim senden bu dine hizmet bekliyoruz.” diyor… Yahu bu nasıl bir hadsizlik ve edepsizliktir… Hiç mi drisek çürttüğün tasavvuftan nasip almadın, boşuna dememişler

Ehl-i irfan Arasında Aradım Kıldım Taleb, Her Hüner Makbul İmiş İllâ Edeb İllâ Edeb

Edep, edep…..

Son 40 sene içinde Erbakan hocamın islama, insanlığa, bu memlekete her türlü hizmetlerini saymaya insanı ömrü yetmez iken, bu şartlı tahliye ile salıverilen zatı hangi edep ile böyle bir sözü sarf etmiştir??

Değil o hizmetleri yapabilmen idrak edebilmen bile imkansız gözükmektedir…

‘Erbakan Hoca’ya onu ancak bir deli söyler.
http://www.ajans5.com/detay/2015/03/12/cubbeli-nin-o-sozlerine-yalanlama-geldi.html

Ajans5.com olarak meseleyi takip ettik ve Cübbeli’nin bahsettiği o toplantıya katılan Hocaefendilere toplantının içeriğini sorduk.

Cübbeli Hocaya onu söylemedi, söyleyemez

İsmini şuanda açıklamayacağımız bir Hocaefendi o görüşmede Cübbeli’nin Erbakan Hoca’ya öyle bir şey söylemediğini ifade ederek, ‘Erbakan Hoca’ya onu ancak bir deli söyler. Zaten Cübbeli öyle bir şey söyleseydi o görüşme saatlerce sürerdi. Fakat kısa sürdü. Ömrünü siyasetle geçirmiş, siyaseti bir Cihat olarak gören bir insana gel siyaseti bırak demeye Cübbeli’de biz de cesaret edemeyiz.’dedi.

Cübbeli mevzuları karıştırıyor

Cübbeli yaptığı konuşmada kendisinin Erbakan Hoca’ya ‘Siyaseti bırak, gel Ehli Sünnete hizmet et’. Dedim oda ağladı.’ Demişti. Fakat olayın aslı o değil. O görüşmede Erbakan Hoca ağladı fakat bunun sebebi Cübbeli’nin sözleri değil, Nermin Erbakan’ın ümmet duyarlılığıydı.

Nermin Erbakan Irak için 27 gün yatağa yatmadı

Erbakan Hoca’nın o görüşmede ağladığını doğrulayan Hocaefendi, ‘Erbakan Hocamız ağladı. Fakat ağlamasının sebebi Hatice Nermin Erbakan’la ilgiliydi. Irak savaşında Hatice Hanım 27 gün yatağına yatmamış, bir sandalye üzerinde oturmuş, orada uyumuş. Erbakan hocamız ve ailesi de neden böyle yaptığını yatıp dinlenmesi gerektiğini kendisine söyleyince, ‘Irak’ta kardeşlerimizin namusu kirletilir, katledilirken ben nasıl yatağımda uyurum cevabını aldığını söyledi. Bu olayı bize tam anlatamadı ve ağlaya ağlaya tamamlayabildi. ‘dedi.

Yani yalancının mumu yatsıdan önce söndü…

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
26
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...