YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
6a5b7333e5ca3
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 1 0 0 9 1
Bugün : 21108
Dün : 53755
Son 30 gün : 1699036
Toplam : 58336149
IP Adresiniz : 18.97.9.175

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

Cumhur İttifakı’nın Körfez Savaşı Ayıbı ve Kayıbı!
ABD VE İSRAİL’İN YENİLGİSİ
İRAN’IN DİRENCİ VE GALİBİYETİ

  1. Mustafa Kaya – Milli Gazete
  2. İsmail Kuz
  3. Yeni Şafak – 12.06.2026
4.7 13 oy
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Abone Ol
Bildir
9 Yorum
En yeni
En eski En Çok Oylanan

ÜLKEMİZİ KİMLERİN YÖNETTİĞİ ve KİMLERE UŞAKLIK ETTİĞİNİN VE YARIM ASIRDIR İKTİDARDA KALMALARINI SAĞLAYAN KİRLİ GÜÇLERE OLAN SADAKATLERİNİN GÖSTERGESİDİR ŞU AÇIKLAMALAR:

” … Ve asla unutmayınız ki; İran’ın bu dirayetli direncinin Allah’ın izniyle, ABD ve İsrail’i hizaya getirmesinin ve böyle bir barışa mecbur etmesinin en önemli sebeplerinden birisi de; Rahmetli Erbakan Hocamıza itimat ve itibar ederek O’nun kutlu tavsiyelerine kulak vermeleri… Ve özellikle savunma teknolojileriyle ilgili orijinal projelerini yerine getirmeleridir… Şimdi AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın binlerce ağır günahları ve tahribatları arasında, bu son İran-İsrail, ABD savaşında, bazen açıkça bazen münafıkça Amerikan ağzıyla talihsiz sözler etmeleri ve İran’a gözdağı vermeye yeltenmeleriydi. Ki bu ayıp ve kayıp yedi sülalelerinin mahcubiyetine yeterdi!..”

 “Ve asla unutmayınız ki; İran’ın bu dirayetli direncinin Allah’ın izniyle, ABD ve İsrail’i hizaya getirmesinin ve böyle bir barışa mecbur etmesinin en önemli sebeplerinden birisi de; Rahmetli Erbakan Hocamıza itimat ve itibar ederek O’nun kutlu tavsiyelerine kulak vermeleri… Ve özellikle savunma teknolojileriyle ilgili orijinal projelerini yerine getirmeleridir…”
 
İRAN ERBAKAN HOCAMIZIN BİR KISIM TEKNOLOJİLERİ İLE VE YAPMASI GEREKENLERİ KISMEN DE OLSA  YAPARAK BÜYÜK BİR ZAFER ELDE ETTİ. ABD NİNDE İSRAİLİNDE YENİLEBİLECEĞİNİ HERKESE GÖSTERDİ.  KEŞKE AYNI DİRAYETİ ÜLKEMİZİ YÖNETENLERDE YAPABİLSEYDİ. BU GÜN NE GAZZE DE NE DOĞU TÜRKİSTANDA NE YERYÜZÜNÜN HERHANGİ BİR YERİNDE MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZ YAŞADIKALRI ACILARI YAŞAMAZLARDI. KUVVET KUDRET SAHİBİ YALNIZ CENABI ALLAHTIR. ABD Yİ VE DİĞER GÜÇLERİ KUVVET KUDRET SAHİBİ SANANLAR İRANIN ABD Yİ VE İSRAİLİ DİZE GETİRİŞİNDEN DERS ALMALILARDI.
 
İRAN’IN KAZANDIĞI BU SAVAŞLA BİRLİKTE ABD İSRAİLİ GÖZDEN ÇIKARDIĞI DA AŞİKAR OLDU. İSRAİL YIKILACAK ARKASINDAN DA ABD YIKILACAK DAĞILACAK İNŞALLAH. 

Hz. Ali (RA) ilelebet yolumuzu aydınlatan şu pusulayı vermiş bize: “Haksızlığa karşı susarsanız, hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.”

İşbirlikçi zihniyetlerle, Siyonist ve emperyalistlerin haksızlıkları karşısında, hak ve şeref korunamazdı!
İşbirlikçi zihniyetlerin bağımsız bir dış politikası bulunmamaktaydı.
İşbirlikçi zihniyetin sözde dış politikası; uluslararası ilişkilerde olayları yönlendirmek veya gündem belirlemek yerine, Siyonist ve emperyalist güçlerin kararlarına ve gelişen olaylara göre yalnızca tepki veren (reaktif) bir konumda kalmaktı.
İşbirlikçi zihniyetlerin kendilerina ait bir dış politika stratejisi olmadığından risk alamazlardı.
İşbirlikçi zihniyetler uluslararası dengeleri koruma bahanesiyle, asıl kendi iktidarlarını korumaya odaklanırlar; olaylar gerçekleşmeden önce önlem alamazlar; sadece kriz çıktıktan sonra pozisyon alırlar; Siyonist ve emperyalistlerin açtığı alanlarda siyaset üretir ve onların kararlarına uyum sağlamayı dış politika diye yutturmaya çalışırlardı.

İşbirlikçi iktidarın kendi güdümlerinde olduğunu bilen Siyonist ve emperyalist merkezler, Türkiye’nin potansiyel imkân ve fırsatlarını cesaret ve dirayetle kullanacak bir iktidardan kuşkulanmaktaydı.
Türkiye’de Adil Düzencilerin iktidara taşınması, Siyonist ve emperyalist odakların korkulu rüyasıydı!.. Çünkü İsrail açısından asıl mesele; Türkiye’nin siyasi, tarihi, sosyal ve kültürel potansiyelini açığa vurmasıydı!..

Ve asla unutmayınız ki; İran’ın bu dirayetli direncinin Allah’ın izniyle, ABD ve İsrail’i hizaya getirmesinin ve böyle bir barışa mecbur etmesinin en önemli sebeplerinden birisi de; Rahmetli Erbakan Hocamıza itimat ve itibar ederek O’nun kutlu tavsiyelerine kulak vermeleri… Ve özellikle savunma teknolojileriyle ilgili orijinal projelerini yerine getirmeleridir… Şimdi AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın binlerce ağır günahları ve tahribatları arasında, bu son İran-İsrail, ABD savaşında, bazen açıkça bazen münafıkça Amerikan ağzıyla talihsiz sözler etmeleri ve İran’a gözdağı vermeye yeltenmeleriydi. Ki bu ayıp ve kayıp yedi sülalelerinin mahcubiyetine yeterdi!..

Son düzenleme 19 gün önce Necati Akgül

Avrupa Birliğinin ekonomik, siyasi ve hukuki yaptırımlar bağlamında özellikle Türkiye Cumhuriyeti aleyhine uzun yıllar boyunca bir çember ve set olarak kullanılması, şüphesiz Siyonist ceryanın bir ürünüydü.!

Temeli güce ve tahakküme dayanan bu suni refah ve yapay hukuk medeniyetinin hizaya sokulması, Siyonizm inancını artık ciddiyetle öğrenip, kendisini bu zehirden kurtarması ve yükselen değer olan İslam Medeniyeti ile samimiyetle yüzleşip ortak değerler üzerinden bir barış ve saadet dünyasına adım atması gerekliydi..

Trump’ın Avrupa, İsrail ve Abd nin Siyonist yapısı arasında oynamış olduğu rol, makalede de işaret edildiği üzere belki de ve özellikle AB’deki siyonist yapının dağılmasına ve Türkiye’nin yönetiminde bulunan, 24 yıllık Avrupa Birliği bağımlısı Akp İktidarına rağmen, İslam medeniyetinin ve Millî Çözüm’ün Adil Düzen programlarına dünyanın mecbur kalmasına vesile olacaktı!!

Josef, Hazeikel ve İsmail’in siyonizmin tüm etkisini yitirip yıkıldığı bir dünyada ;
Adalet, Barış, Güçlü Demokrasi, Kalkınma, Refah ve Saygınlık üzerine inşa edilecek bir Adil Düzen medeniyetinde yaşama hakkına sahip olacağı günler yakındır..

Cihadın izzet, uşaklığın ise zillet olduğunu özellikle 28 Şubat 2026’dan beri, İran ve Türkiye hükümeti üzerinden bir kez daha anlamış olduk.

Trump ve Netanyahu’nun birbirine düştüğünü, ABD’nin ve İsrail’in yenilmişliklerini kabadayı vari söylemlerle ve can çekişen hayvanın tepinmesi andıran saldırılarla kapatmaya çalışmalarını görmek; Kur’an’ı Kerim’de Haşr suresi 14. ayeti kerimenin mucizesini görmemizdir:
Haşr 14
Onlar, (Siyonist ve emperyalist odaklar) iyice korunmuş (sağlam tedbirler alınmış) şehirlerde veya surlar-kaleler gerisinde (ve demir kubbeler içerisinde) olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşa girişemezler (ve kendilerine güvenemezler. Müşriklerin ve münafık kesimlerin) kendi aralarındaki çarpışmaları (birbirlerine kin ve haset duyguları) ise pek daha şiddetlidir. Sen onların (zahiren) birlik ve dirlik (içerisinde olduklarını zan ve) hesap edersin; oysa onların kalpleri paramparça vaziyettedir (çıkarları ve ihtirasları uğrunda her an kapışmaya hazır haldedirler). Bu, şüphesiz onların akletmeyen (ve imana gelmeyen) bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.
https://www.mealikerim.com/59/hasr/14

Tabi siyonistlerin ve işbirlikçilerinin bu vaziyetini kullanıp, bu belaları ümmetin ve insanlığın başından def edecek zeka seviyesi yüksek, plan ve projesi hazır, bağımsız bir ruha sahip liderlere ihtiyaç vardır. Bu yüzyılda Rabbimizin gönderdiği bir rahmet olarak Erbakan Hocamız insanlığın barış ve huzur içinde yaşayacağı zemin hazırlamış olup, Hocamızın plan ve projelerini uygulamak ise O’nun sadık takipçileri Milli Çözüm ekibine nasip olacaktır İnşaallah. Trump’ı yüzyılın lideri kabul eden, onlar (siyonistler ve siyonizmin jandarması ABD) tarafından verilen görevleri izzet ve şeref kabul eden korkaklar ve işbirlikçiler bu işleri yapamaz.

Son yaşamış olduğumuz İran – Abd barış süreci de gösteriyor ki Haşr Suresi 14. Ayette Rabbimizin buyurduğu kâfir ve zalimlerin kalplerinin paramparça olduğu, birliklerinin menfaat üzerine olduğu ve en ufak menfaat ayrılığında dağılabileceklerini dolayısıyla onların akletmeyen bir topluluk olduğunu görmüş oluyoruz. Bununla birlikte İslam toplumlarının birlik içinde olmalarının kendilerine rahmet bereket, güven ve huzur getireceğine de şahit oluyoruz. Aziz Erbakan Hocamızın kurmuş olduğu D8 şu an aktif edilmiş olsaydı ne Ortadoğu da ne başka bir yerde kan ve zulüm olmazdı. Ne Abd İran’a ne İsrail Filistin e bir kurşun dahi sıkamazdı.. Maalesef ki Türkiye mizdeki işbirlikçi akp iktidarı sayesinde son 24 yılda Irak, Suriye,Libya, Lübnan, Filistin, Yemen ve İran milyonlarca mazlum katledildi…

Onlar, (Siyonist ve emperyalist odaklar) iyice korunmuş (sağlam tedbirler alınmış) şehirlerde veya surlar-kaleler gerisinde (ve demir kubbeler içerisinde) olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşa girişemezler (ve kendilerine güvenemezler. Müşriklerin ve münafık kesimlerin) kendi aralarındaki çarpışmaları (birbirlerine kin ve haset duyguları) ise pek daha şiddetlidir. Sen onların (zahiren) birlik ve dirlik (içerisinde olduklarını zan ve) hesap edersin; oysa onların kalpleri paramparça vaziyettedir (çıkarları ve ihtirasları uğrunda her an kapışmaya hazır haldedirler). Bu, şüphesiz onların akletmeyen (ve imana gelmeyen) bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.

Günümüz mandacılarının kumdan kaleleri sallandıkça rezillikleri daha fazla açığa çıkıyordu. İktidarları boyunca bir Emperyalist ABD’ye bir hırsız dolandırıcı Avrupa’ya bir Siyonist İsrail’e Dümen kıranlar şimdi ne yapacağını şaşırmış durumdaydı.

Makalede de belirtildiği gibi bu dönemde İran’a aba altından sopa gösterme girişiminde bulunanlar bu rezillik yetmezmiş gibi bir de durmaksızın uluslararası topluma seslenmeye devam etmektelerdi. İktidarları boyunca kapısında bekledikleri Avrupa Birliği, ne Gazze’de ölen çocuklar ne de İran’da ölen çocuklar için hiçbir müdahale yapmazken Petrolleri kesilince ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Savunduğu hiçbir insani değeri içinde barındırmayan iki yüzlü AB bunca gelişmeye rağmen hala Ezanı yasaklama kanunları çıkarmaya gayret etmekteydi.

Tulsi Gabbard Kimdi?

2022 yılında, Demokrat partiyi savaş çığırtkanlığı yapmakla ve elitlerin kontrolünde olmakla suçlayıp, Trump’ı desteklemek için Cumhuriyetçi Partiye geçmiş eski bir asker.

 Trump tarafından Ulusal İstihbarat direktörlüğüne, yani istihbaratın başına getirilen bu isim, ABD ve NATO’nun genişleme politikasını ağır dille eleştiren,
Esad ile gizli görüşme yapıp ABD’nin terör örgütlerine verdiği desteği kesmesi gerektiğini açıktan savunan,
Ukrayna’ya verilen desteğin kesilmesini savunduğu için ‘Rusya yanlısı’ olmakla suçlanan, İran savaşına kökten karşı, ABD derin devletini ve küresel sistemi açıktan eleştirmekle tanınan bir isim.

19 haziranda eşinin rahatsızlığını gerekçe göstererek görevinden istifa etmeden hemen önce, ABD’nin 1984-2022 dönemi ulusal alerji ve bulaşıcı hastalıklar direktörü ve pandemi dönemi başdanışmanı Antony Fauci ile ilgili açıkladığı ‘Fauci Dosyası’ olarak bilinen istihbarat dosyalarını açıklamıştı.

 Anthony Fauci ‘maske-mesafe-karantina -ekonomik kapanma’ fikirlerinin mucidiydi.

 Açıkça yurt dışında bulunan, karanlık amaçlı biyoloji laboratuvarları ABD tarafından finanse edildiğini ve bu laboratuvarların başında ise covid-19 virüsünün çıktığı Vuhan şehrindeki virüs araştırma merkezi olduğunu belgeleriyle birlikte paylaşmıştı.

 Laboratuvarların büyük kısmı Rusya ile savaşta olan Ukrayna’da bulunmaktaydı. Ayrıca ebola ve kuş gribinin yaygın görüldüğü Uganda, Kenya, Nijerya, Kamboçya, Filipinler ve Tayland’da ve komşumuz Gürcistan’da bu laboratuvarlardan vardı. 

Peki buraya nasıl gelinmişti? 

29 Mayıs 2026 tarihinde Trump tarafından, 400 sayfayı aşkın geniş yetkili bir kararname yayınlanmıştı. Beyaz Saray Bütçe Ofisi(OMB), bilimsel hibelerin verilme sürecinin uzman kurullardan alınıp, başkanın atadığı siyasi temsilcilerin onayına bağlanması istenip, ‘İşlev kazandırma’ adı verilen tehlikeli virüs araştırmalarına sağlanan tüm federal fonların tamamen yasaklandığı açıklanmıştı. 

 1 Ekim 2026’da tamamen kalıcı hukuki mevzuat haline gelecek olan düzenleme henüz yürürlüğe girmeden, Trump tarafından siyasi inceleme gerekçesiyle maddi destekler zaten askıya alınmıştı. Tam bu noktada, Trump için ‘bilimsel destekleri siyasallaştırıyor ve Amerika’nın bilimdeki başarılarının önünü kesiyor’ eleştirileri yapılırken, Tulsi Gabbard tarafından gerçekler ortaya dökülmüştü.

 Kısaca Trump, ABD’ nin biyolojik silahlara verdiği desteği kesmiş, buna gerekçe olarakta covid-19 virüsünün ABD fonları tarafından desteklenen merkezlerin çıkardığını bile açık etmişti.

 Tüm bu detaylar 
ABD’nin kendi içinde bir temizleme yapmaya çalıştığını, yani siyonizm den kurtulmak istediğini bir kez daha göstermişti.

Makalemiz; güç, adalet, direniş ve ümmetin yaşadığı acılar üzerine, sert bir muhasebe niteliği taşıyor.

Zalimin vicdanına değil, mazlumun direnişine güvenilmesi gerekir.

Gücün hukuku belirlediği bir dünyada, hakk ancak; hikmet, cesaret ve kararlı duruşla korunabilir.

Petrolün bir damlasına, insan hayatından daha fazla değer veren küresel anlayış ve düzen, iflas etmeye mahkumdur.

Haklı olmak tek başına yeterli değildir, hakkı savunacak irade, birlik ve caydırıcı güç bulunmadıkça, adalet tesis edilemeyecektir.

Zulme karşı susmak, yalnız hakkı değil, onuru da kaybetmektir.

Tarihi değiştiren, yalnız haklı olmak değil; hak uğrunda bedel ödemeyi göze alabilmektir.

Kuvvete ve sömürüye dayanan küresel ve emperyalist siyonizm çökmeye mahkumdur. İnsanlığın tek kurtuluşu ise; Hakka, adalete ve merhamete dayanan, Adil bir Düzen’dir.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
9
0
Görüşlerinizi duymak isteriz, lütfen yorum yazınız.x
Paylaş...