YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e7d4ddcb254
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 0
Bugün : 54665
Dün : 58085
Bu ay : 1213510
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53358568
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

ERBAKAN HOCAMIZIN RUHANİYETİYLE

EDEP VE HİKMET DERSLERİ

            

FATMA BETÜL ERİŞKİN / KONYA / MAYIS 2022

2022 Mayıs ayının değişik günlerinde görülen rü’yalarda Aziz Erbakan Hocamız şöyle buyurdular:

“Gücünüzü, içinizdeki suni güçsüzlük duygusuyla ve ‘başaramam’ kuşkusuyla boğuşurken tüketiyorsunuz!”

“İnsan, zamanla başına gelen her şeyde Allah’ın nice hikmetini görüyor ve biliyor!”

“Kaza ve kadere rıza göstermeyenin, bu ahmaklığının devası yoktur!”

“Ya Rabbi; bizi bu dünyada bizden sonra gelenlerin, izlerimizle yollarını bulup takip edecekleri iz bırakan doğru yolun yolcularından et!” (Âmin.)

“Rabbin, senin ne söylediğinden çok ne yaptığına bakar!”

“Her an kâinatta sana ne gösterilmeye çalışıyorsa onu gerçekten ve gereğince görmeye bak; acele etme, içine sindir gördüklerini. Doğru anla, hissetmeye çalış… Bir şeyi yanlış anlamaktansa hiç anlamamak daha iyidir!”

“Bunca yıllık çalışmalarımız bize gösterdi ki, iki tip insanla yola çıkılmaz; 1) “Nereye?” diye sorup duran. 2) Yola çıkınca tez usanıp yarı yolda koyan!”

“Kötü insanlarla samimiyet kurar ve yakın arkadaş olursanız, iyi insanlar sizin hakkınızda kötü düşünmeye başlar. Sonra da iyi insanlardan uzaklaşıp mahrum kalırsınız!..

“Ya Rabbi, kalbimi Seninle (fikrinle, zikrinle ve şükrünle) dinlendir, zira dünya çok yorucu! Ya Rabbi, nasip ve müyesser et ki; özümden iman edip, gözünde hep var olayım, inşaallah!” (Âmin.)

“Unutarak sabredebilirsen bu en güzelidir. Kabul edip sabredersen bu en doğrusudur. Vazgeçip sabredersen bu en zorudur. Hele bir de işini Allah’a havale edip sabredersin, işte bu en âlâsıdır!”

“Sizden ne giderse, (Allah için her neyi verirseniz veya imtihan kasıtlı her ne elinizden alınıverirse) Allah katında onun yerine geçecek bir karşılık muhakkak vardır. Ama Hakkı kaybetmişsen, her şeyi kaybetmişsin demektir. Yani, kaybettiğin her şeyin yerine bir bedel bulunur. Mevlâ’yı kaybetmişsen O’nun yerine ne konulur!?

“Evlilik, bir çiçek bahçesi yetiştirmeye benzer; sürekli üzerinde çalışmak gerekir. Çaba sarf etmediğiniz takdirde yabani otlar etrafı sarmaya başlar ve çiçeklerinizi boğar!”

“Etrafınızdakileri sürekli azarlayarak uyarıyorsanız, bilin ki sorun karşınızdakilerde değil sizdedir. Çünkü yaptığınız şey karşınızdakileri aşağılamaktır, ve normal insanlar asla kimseyi aşağılamazlar!”

“Yanlışı alkışlıyorsanız, fikriniz ve irfanınız yoktur. Doğru ile yanlışı ayıramıyorsanız, aklınız yoktur. Yalana ve yalancıya sahip çıkıyorsanız, ahlâkınız yoktur!”

“Kendine bir ayet seç ve ömrünün sonuna kadar o ayete sarıl… ‘Yusbihul mer’u cemilen meal hubbi’ Yani; ‘Seven, sevdiğiyle güzelleşir.’”

“Milli Çözüm sohbetinden çıkınca sağda solda oyalanmadan hemen eve git. Yüzünü; eşin, çocuğun, evli değilsen annen baban görsün. Çünkü o yüze, sohbette Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz nazar etmiştir!”

“Ya Rabbi, gönlümü daraltan her şeyden kalbimi temizle!” (Âmin.)

“Sen sen ol, yürüdüğün yolun izine yük olma! Yük alan, sorumluluk taşıyan ve dava arkadaşlarının işini kolaylaştıran ol!..”

“Siz nereye gitseniz ve hangi halde iseniz, mutlaka Allah sizinle beraberdir. O halde kendinize sorun; Allah benimleyken ben kiminleyim?!”

“İnsanların birbirine kırılıp darıldıktan sonra, kalkıp birbirlerinin sırlarını ve ayıplarını başkalarına anlatması münafıklıktandır!”

“Hâlden anlayanlar yanında olmadıkça, yanındaki herkes seni hâlsiz bırakır!”

“Sevgiyi gerçek kılan şey mücadeledir. Muhabbet gayret gerektirir. Sevdiğinin gayretini çekmeyenin iddiası sahtedir. Öyle ise sevdiklerini, kendi kaderine ve savunmasız halde bırakamazsın!”

“Hayra niyet edince acele edin ki, nefsiniz size musallat olup da o hayırlı niyetinizden caydırmasın!”

“Dostlarınızla uğraşıp durursanız, düşmanlarınızla savaşamazsınız!”

“Doğru kararlar tecrübeyle oluşur, ama tecrübe ise yanlış kararlar sonucu olgunlaşır!”

          

ŞİİR:

“Mal Senin mülk Senin, buyuran Sensin

Hükmünü apaçık, duyuran Sensin

Yaratan, yaşatan, doyuran Sensin

Yine de kulların, şeytana tâbi

Ne kadar sabırlısın, affet Ya Rabbi!”

          

“Muhabbet duyduğunuz kişilere dikkat edin. Çünkü insan eninde sonunda muhabbet duyduğu kişinin kaderinden pay alır!” (Çünkü giderek sevdiklerinin ahlâkıyla ahlâklanır!..)

“Dünyadaki en büyük zenginlik nedir?” diye sorsalar, “Beni doğru anlayan birini sevmektir” diye cevap verirdim. “Daha büyüğü nedir?” diye sorsalar, “Beni doğru anlayan birisi tarafından sevilmektir!” derdim!

“Aman haa, etek dolusu para verip de Şeytandan dert satın almayın!” (Yani; lüzumsuz mal ve huzursuz arkadaş sahibi olmayın!..)

“Eğitimlerinizde kardeşlerimize nereye bakacaklarını gösterin, fakat ne göreceklerini söylemeyin!”

“Sizin davranışlarınıza bakıp da Milli Çözüm’e özenen insanlar yoksa, imanınızı gözden geçirin!”

“Eğer size şefkatimle değil, hak ettiğiniz şekilde davransam; o kadar üzülecek olanınız var ki!..”

“Bakınız, sevdikleriniz birer birer ölüp gidiyorlar, kopuyorlar hayattan. Şimdi bunca yaşanmışlıktan sonra bu insanların yaşadıklarının elbette bir hesabı olmalı öyle değil mi? Bu kadar insan kafa dinlemek için ölüyor olamazlar ki?!..”

“Eğer gerçekten dünya ve ahiret saadetini ve kurtuluşa ermeyi istiyorsan, Rabbini bileceksin! Yeter mi? Yetmez! Haddini de bileceksin!..”

“Sen Allah’ın kanununda, Ezeli takdir programında ve vaad buyurduklarında, zerre kadar bir sapma bulabilir misin? Sen hâlâ yalanda, yanlışta mısın, endişen ne için?”

“Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Anlattın, dinlemedi ve anlamadı ise imtihanı o kaybetti… Vazgeçip anlatmadın, dolayısıyla karşılaştığın kişi Hakkı ve hakikati duyamadı ise; işte o zaman sen kaybettin!”

“Sen anlatmaktan, çalışmaktan, değerlerini savunup sahip çıkmaktan vazgeçersen, kendi hikâyenin sonuna gelmişsin demektir. Oysa dünya serüveni ve kazananının belli olduğu Hak-Bâtıl mücadelesi kıyasıya sürüyor… Şimdi ister hikâyeni sonlandır; hükmen mağlup olmayı kabul et; ister hikâyene devam edip hükmen galip ol! Bu kârlı anlaşmayı ancak akılsız olanlar kaybeder. Bir de nasipsizler! Kıyamete kadar Rabbinizin nasibini kesmemesini dileyin. Dileyin ki, siz ölseniz dâhi açtığınız yoldan yürüyüp çalışmalarınızı sürdürenlerin kazancı, sizlere de yazılmaya devam etsin. Hem de çalışmasını sürdürenin sevabı da hiç eksilmeden. Bu ne büyük bir ikram Ya Rabbi, bu ne eli bolluk!” Zira Sen Ekrem-el-Ekreminsin!..

“İnsanların vazgeçemedikleri bazı zaafları vardır. Örneğin sevdiklerinde kusur ve kabahat; sevmediklerinde ise meziyet ve marifet görmezler!”

“Hepinizin kalpleri Allah’ın evi, nefisleriniz ise o evlere saldıran Ebrehe’dir. Kalbinizin de Ebabil kuşları vardır. Bu Ebabiller sabırdır, duadır, umuttur, sevmektir, samimiyettir, teslimiyettir!”

“(Unutmayınız) Helâlin hesabı, haramın azabı vardır!”

“Kalbin en güzel ibadeti sevmektir. Sevmenin en güzel tarifi ise; sevdiğine benzemektir!”

“Vallahi, edebi olmayan bir kişinin ilmü irfanı, sabrı olmayan bir kişinin dine bağlılığı ve sadakati, takvası olmayan bir kişinin de Allah’a saygısı ve yakınlığı gerçek değildir!”

“Bugünün sözü ne olsun, söyleyeyim mi? Şu hayatta yalnızca Allah’ın gözünden düşmekten kork!”

“Hâli sizi uyandırıp hayra ve huzura yöneltmeyen, sözleri sizi Allah’a ve cihat yolunda fedakârlığa teşvik etmeyen kimse, dava kardeşiniz bile olsa onunla arkadaşlık etmeyin. Siz sağlam durun, nuru sönmüş, ruhu çürümüş olanlar, kendiliklerinden davadan çıkıp gideceklerdir, çünkü bu kapı onların kapısı değildir. Ne demiştik? Kalbi Bizde olmayanın yolu Bize çıkmaz! O yolu kendileri tıkarlar!”

“Kendine bir ayet seç ve ömrünün sonuna kadar o ayete sarıl. Bak, Biz ömür boyu bu ayete sarılıp yaşadık:

(Ey Nebiyyi Zişan!) Rabbin için sabret. (Çünkü çok zor, zahmetli ve uzun vadeli bir imtihan sürecine girmiş oluyorsun, kâinat çapında önemli ve azametli bir inkılâp dönemine erişmiş ve kutsal elçilik görevine getirilmiş bulunuyorsun. Bütün düşman çevrelere ve şeytani güçlere karşı en büyük dayanağın ve kuvvet kaynağın, sabır, metanet ve dirayettir. İşte bu yüzden Allah yolundaki sıkıntılara göğüs gerip dayanıver ki, zafere ve Rıza-i İlahi’ye ulaşmanın yegâne çaresi ve reçetesi budur.) (Müddessir Suresi: 7)

 

5 1 vote
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Fatma Betül ERİŞKİN

Fatma Betül ERİŞKİN

Subscribe
Bildir
36 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Şükür
Bizlere bu güzel nimetleri bağışlayan Rabbimize sonsuz şükürler olsun, tabiki bu nimetinde şükrünü eda edebilenlerden olmak ümidiyle

Kendine bir ayet seç
Yoksa, insan öyle başıboş ve gayesiz (yaratıldığını; ‘kendi başına ve sorumsuz’ bırakılacağını) mı sanmaktadır? 75/16

SULTANIM EFENDİM…
[b]CİHANA SULTAN MISIN

Bunca gönül aldırıp
Cihâna sultan mısın?
Hükmün canlara geçer,
Can içinde can mısın?

Bakışın bin can alır,
Derdin yürekte kalır,
Gören kendinden varır,
Uşşâka Kur’ân mısın?

Uçan kuşlar uçunur,
Seni yel görse durur,
Devler hükmüne girer,
Belkîs, Süleyman mısın?

Yüzünden gün tutulur,
Ay doğmaya utanır,
Gören heybete kalır,
Yusuf-ı Kenan mısın?

Ölü görse dirilir,
Kalıbına can gelir,
Topraktan âvaz gelir,
İsa bin Meryem misin?

Aşkın dîne şûr eyler,
Arslana zencir eyler,
Katı taşı mum eyler,
Yoksa Ferhad sen misin?

Aşkın Hakk’a irgörür,
Ol gözler dîdâr görür,
Görenler baş indirir,
Canıma cânan mısın?

Yüzün dîdar nûrudur,
Saçın mi’rac dünüdür,
Gören cânın unutur,
Fahr-ı Âlem Sen misin?

Yunus sevdiğin gözle,
Aşk yolunu key izle,
Râzı gönülde gizle,
Söze hâkim sen misin?

Yunus Emre (k.s)[/b]

Lügat:
uşşak: aşıklar
şur: cezbe, manevi bir hal
zencir: zincir
didar: yüz, çehre
key: için, tâ ki, hangi, nasıl?

Allah’ım bizi gözünden düşenlerden eyleme
“Vallahi, edebi olmayan bir kişinin ilmü irfanı, sabrı olmayan bir kişinin dine bağlılığı ve sadakati, takvası olmayan bir kişinin de Allah’a saygısı ve yakınlığı gerçek değildir!”

“Bugünün sözü ne olsun, söyleyeyim mi? Şu hayatta yalnızca Allah’ın gözünden düşmekten kork!”

“Hâli sizi uyandırıp hayra ve huzura yöneltmeyen, sözleri sizi Allah’a ve cihat yolunda fedakârlığa teşvik etmeyen kimse, dava kardeşiniz bile olsa onunla arkadaşlık etmeyin. Siz sağlam durun, nuru sönmüş, ruhu çürümüş olanlar, kendiliklerinden davadan çıkıp gideceklerdir, çünkü bu kapı onların kapısı değildir. Ne demiştik? Kalbi Bizde olmayanın yolu Bize çıkmaz! O yolu kendileri tıkarlar!”

“Kendine bir ayet seç ve ömrünün sonuna kadar o ayete sarıl. Bak, Biz ömür boyu bu ayete sarılıp yaşadık:

“(Ey Nebiyyi Zişan!) Rabbin için sabret. (Çünkü çok zor, zahmetli ve uzun vadeli bir imtihan sürecine girmiş oluyorsun, kâinat çapında önemli ve azametli bir inkılâp dönemine erişmiş ve kutsal elçilik görevine getirilmiş bulunuyorsun. Bütün düşman çevrelere ve şeytani güçlere karşı en büyük dayanağın ve kuvvet kaynağın, sabır, metanet ve dirayettir. İşte bu yüzden Allah yolundaki sıkıntılara göğüs gerip dayanıver ki, zafere ve Rıza-i İlahi’ye ulaşmanın yegâne çaresi ve reçetesi budur.)” (Müddessir Suresi: 7)

EN BÜYÜK KORKUMUZ!
“Allahın Gözünden düşmek”tir..!
Yarabbi, Hayatımızı islah etmeden canımızı alma.. (Amin)

Deneyimlerim
Geçen Cuma vakti camiye girmek üzereyken köyümüzden Orhan abi diye biri denk geldi. Yıllardır görmemiştim ama beni görünce gerçekten memnun oldu, halimi hatırımı sordu. Sen beni büyük bir zandan kurtarmıştın dedi. Yıllar önce, biz de bir imam hatipli olarak bilindiğimiz için bana cevabını arkadaşlarından alamadığı bir soru sormuştu (ne olduğunu şimdi hatırlamıyorum ama yine denk gelirse soracağım). Sorunun cevabı Cuma hutbelerinde imamın okuduğu ayetlerden birinin içerisindeydi. Cevabını oradan verdim ve bu bir ayettir. Hatta o kadar meşhur bir ayettir ki her hafta camilerde imamlar okuyorlar demiştim. Mutmain bir şekilde ayrılmıştı. Şimdi yıllar sonra bile bunu hatırlayıp bana minnet ve şükranlık, hatta yaşı benden büyük olmasına rağmen saygı duyuyordu.

Şimdi diyeceğim o ki; sadece bir meselede açık ve net verilen cevaptan ötürü bu kadar mesut ve minnet duygusuyla dolu olan insan, benim duygularıma da ayna tutmuş oldu. Ben Aziz ve Muhterem Erbakan Hocam’dan neler öğrendim ve hâlâ öğreniyorum, Onu bize tanıtan Üstad Ahmet Akgül Hocamızdan -ki onu tanımasaydık Aziz Erbakan Hocamızı da böylesine anlayamazdık- o kadar çok şey öğrendik ve hâlâ da öğreniyoruz ki… Sonra onlara duyduğum minnet ve şükranlık duygusu hangi seviyede diye kendimi kontrol ettim ve mahcup oldum. Minnet ve şükran duyguları arttıkça onların fikir ve düşünceleri davranışlarımda ve ruhumda çok büyük bir etki uyandırmaya başladı. Bu yazıyı birkaç kez okudum, her seferinde yüreğim bir tanesine takılıyor ve anlıyorum. Demek ki her birinin ayrı ayrı üzerinde durulup anlaşılması, acele etmeden ruhumuza sindirilmesi ve yaşanması lazım.

Bu şükran ve minnet duygularının ne kadar etkili olacağına da yine Aziz ve Muhterem Erbakan hocamızın şu ifadeleri kaynak oluyor: “Hepinizin kalpleri Allah’ın evi, nefisleriniz ise o evlere saldıran Ebrehe’dir. Kalbinizin de Ebabil kuşları vardır. Bu Ebabiller sabırdır, duadır, umuttur, sevmektir, samimiyettir, teslimiyettir!” Samimiyetle seviyoruz elbette; ancak bu sevgi, samimiyet ve şükranlık duygusu gerçekten olması gerektiği gibi zamanla arttıkça üzerimizdeki etkisi de o derecede büyük ve etkili olabiliyor. Allah kendilerinden ve onları bizlere tanıtanlardan razı olsun.

Haziran Sonu Tez Gele
Vaktin birinde her vakit olduğu gibi filler çimeni çok çiğnermiş. Çimense yeter Allahım gayrı beni al dermiş. Ama bir mevsim, normalde yaz sonu kuruyan çimenler Haziran sonu gelmeden sararıvermişler.
Filler ise devam etmişler tabii yoluna.

Türkiyemiz ve Dünya’da
“ezilen otların” “ezen fillerden” kurtulacağı Haziran sonu ve Adil Düzen şimdiden hayırlı olsun.

Layık eyle ya Rab…
Sen anlatmaktan, çalışmaktan, değerlerini savunup sahip çıkmaktan vazgeçersen, kendi hikâyenin sonuna gelmişsin demektir. Oysa dünya serüveni ve kazananının belli olduğu Hak-Bâtıl mücadelesi kıyasıya sürüyor… Şimdi ister hikâyeni sonlandır; hükmen mağlup olmayı kabul et; ister hikâyene devam edip hükmen galip ol! Bu kârlı anlaşmayı ancak akılsız olanlar kaybeder. Bir de nasipsizler! Kıyamete kadar Rabbinizin nasibini kesmemesini dileyin. Dileyin ki, siz ölseniz dâhi açtığınız yoldan yürüyüp çalışmalarınızı sürdürenlerin kazancı, sizlere de yazılmaya devam etsin. Hem de çalışmasını sürdürenin sevabı da hiç eksilmeden. Bu ne büyük bir ikram Ya Rabbi, bu ne eli bolluk!” Zira Sen Ekrem-el-Ekreminsin!.. Bu dava Haktır,layık olabilmek ise bizim imtihanımızdır.

Razı olduğun kullar olmayı nasip et
“Ya Rabbi; bizi bu dünyada bizden sonra gelenlerin, izlerimizle yollarını bulup takip edecekleri iz bırakan doğru yolun yolcularından et!” (Âmin.)

Elmas değerindeki öğütler…
Hayat bir imtihandır. İmtihan da bir labirent gibidir. Labirent içerisinde hangi yola girersek attığımız o adımla hangi sonuçla karşılaşacağımızı, hangi adımı atmazsak nelerden mahrum kalacağımızı bize bildiren, bir anlamda bize kılavuzluk yapıp ışık tutan Erbakan Hocamızın manevi alemdeki bu hikmet ve edep derslerine hayran kaldım.
Ruhumuza ilaç gibi gelen bu elmas değerindeki öğütlerden Rabbim ders alıp hayatımıza da tatbik edebilmeyi nasip etsin inşallah. Amin.

Her daim Güncel rota , maddi manevî öğüt ve ikazlar.
“Milli Çözüm sohbetinden çıkınca sağda solda oyalanmadan hemen eve git. Yüzünü; eşin, çocuğun, evli değilsen annen baban görsün. Çünkü o yüze, sohbette Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz nazar etmiştir!”

“Sen anlatmaktan, çalışmaktan, değerlerini savunup sahip çıkmaktan vazgeçersen, kendi hikâyenin sonuna gelmişsin demektir. Oysa dünya serüveni ve kazananının belli olduğu Hak-Bâtıl mücadelesi kıyasıya sürüyor… Şimdi ister hikâyeni sonlandır; hükmen mağlup olmayı kabul et; ister hikâyene devam edip hükmen galip ol!

Sabırla Zafere İnşallah
İlmek ilmek dokuyup, arkadaş ve yareni,
Menzil görmek kendine vadedilmiş Cenneti,
Hak yolda terk eyleyip, malayani cinneti,
Sabırla direnerek zafere yolculuklar,
Aziz Hocam anlatır, yakındır o ufuklar!..

Allah bize verilen nimetlerden rızıklanma derecelerimizi, ilim ve hikmetten pay ve nasibimizi arttırsın…
[b]“Sizin davranışlarınıza bakıp da Milli Çözüm’e özenen insanlar yoksa, imanınızı gözden geçirin!”
[/b]

Dile Milli Çözümcüyüm dedirtmek kolaydır. Aslolan, KALBE Milli Çözümcüyüm dedirtmektir. Zira hâle yansıyan, ancak kalbe işleyenlerdir…

Sevgi, bağlılık bir iddiadır ve her iddia ispat gerektirir. Defalarca, samimiyetin denenecektir. Davanın çeşitli süreçlerindeki tavrın, desteğin değerlendirilecektir…
Ve en önemlisi de neyi niçin yaptığını, gerçek niyetini ve amacını Rabbin her zaman çok iyi bilecektir ve zamanı gelince herkese de gösterecektir…

Bu değişim, dönüşüm ve elenme sürecinde en büyük destekçin, dayanağın elbette Rabbin olacaktır. Rabbin sana olan desteğini, özel inayetlerinin yanısıra, verdiği nimet ve vesilelerle de gösterecektir.

Bu nimet ve vesileler ise: [u]Meali Kerim, Hocalarının öğretileri ve aynı yola baş koyduğunuz dava kardeşlerindir.[/u] Unutma ki:

[b]“Dostlarınızla uğraşıp durursanız, düşmanlarınızla savaşamazsınız!”[/b]

Önemli bir husus da şudur ki; [i]”Herkes kendi imtihanını yalnız vermek durumundadır. Herkesin gayreti ayarı kadardır. Herkesin ayarı nispetince de şeytan ve avanesi onlarla uğraşır, darlandırır…”[/i]

Anlıyoruz ki, her ne kadar bedenen insan içinde olunsa da, kalben; imtihanda olunduğu, kabirde ise kendi ellerimizin sunduklarıyla sorguya çekileceğimiz de unutulmamalıdır. Bu noktada nasıl ki bülbül güle, karga çöplüğe götürür; aynen öyle de yakınlık kurduğumuz kişilere dikkat edilmelidir. Bu nedenle;

[b]“Hâli sizi uyandırıp hayra ve huzura yöneltmeyen, sözleri sizi Allah’a ve cihat yolunda fedakârlığa teşvik etmeyen kimse, dava kardeşiniz bile olsa onunla arkadaşlık etmeyin. Siz sağlam durun, nuru sönmüş, ruhu çürümüş olanlar, kendiliklerinden davadan çıkıp gideceklerdir, çünkü bu kapı onların kapısı değildir. Ne demiştik? Kalbi Bizde olmayanın yolu Bize çıkmaz! O yolu kendileri tıkarlar!”[/b]

YA RABBİ LAYIK EYLE
“(Ey Nebiyyi Zişan!) Rabbin için sabret. (Çünkü çok zor, zahmetli ve uzun vadeli bir imtihan sürecine girmiş oluyorsun, kâinat çapında önemli ve azametli bir inkılâp dönemine erişmiş ve kutsal elçilik görevine getirilmiş bulunuyorsun. Bütün düşman çevrelere ve şeytani güçlere karşı en büyük dayanağın ve kuvvet kaynağın, sabır, metanet ve dirayettir. İşte bu yüzden Allah yolundaki sıkıntılara göğüs gerip dayanıver ki, zafere ve Rıza-i İlahi’ye ulaşmanın yegâne çaresi ve reçetesi budur.)” (Müddessir Suresi: 7)

El Aman Sultanım!..
Bu ne büyük ihsan, Rahmettir ey Can
Tenezzül buyurmuş, yüce Sultanım
Sefkati sonsuzdur,lakin azmadan
Resul rehber olmuş,can kardaşlarım…

Bizzat uyarıyor,aman ya Rabbi
Gazaptan rızana, koşam ya Rabbi
Şımarık nankörler,etme ya Rabbi
Sıdk ile bağlı kıl,ahde Sultanım…

Bunca kusur güna-hımıza rağmen
En Sadık Elçi’ye,talebe etmen
Nice elmas hikmet-leri bildirmen
Rahmetinden olsun,el-aman Sultanım!..

Ya Rabbi, hayırlı işlerimizi bize kolay kıl
“Hayra niyet edince acele edin ki, nefsiniz size musallat olup da o hayırlı niyetinizden caydırmasın!”

Hayat Bilgisi
Ne güzel buyurdunuz Aziz Hocamız!
Hayat dersleridir en güzelinden !
Okudukça mutlu olur ,tekrarlamak isteriz..
Çün nasihatlere uymak dilgeriz !
Bir cümlesine ciltler dolusu kitap yazılır!
Aziz Hocam yolunuz ,yolumuz bildik !
Rabbimiz ayırmasın ,talebe eylesin…

Hayra niyet edince acele edin ki, nefsiniz size musallat olup da o hayırlı niyetinizden caydırmasın!”
Hacer olunmadan hacı olunmuyor anlayacağınız. Onun gibi, rahattan vazgeçmeden, sayısız sıkıntı ve zorluk çekmeden, yarım yamalak değil, tam teslimiyet göstermeden, tam tevekkül etmeden, her fırsatta musallat olup seni kandırmaya çalışan, sürekli konuşup vicdanını duymana engel olmaya çalışan Şeytanı gerçekten taşlayıp içimizden ve çevremizden sürmeden iman edemezsin.Sen anlatmaktan, çalışmaktan, değerlerini savunup sahip çıkmaktan vazgeçersen, kendi hikâyenin sonuna gelmişsin demektir. Oysa dünya serüveni ve kazananının belli olduğu Hak-Bâtıl mücadelesi kıyasıya sürüyor… Şimdi ister hikâyeni sonlandır; hükmen mağlup olmayı kabul et; ister hikâyene devam edip hükmen galip ol! Bu kârlı anlaşmayı ancak akılsız olanlar kaybeder. Bir de nasipsizler! Kıyamete kadar Rabbinizin nasibini kesmemesini dileyin. Dileyin ki, siz ölseniz dâhi açtığınız yoldan yürüyüp çalışmalarınızı sürdürenlerin kazancı, sizlere de yazılmaya devam etsin. Hem de çalışmasını sürdürenin sevabı da hiç eksilmeden. Bu ne büyük bir ikram Ya Rabbi, bu ne eli bolluk!” Zira Sen Ekrem-el-Ekreminsin!..

Kaybetme ümidin, her nefes bir fırsat..
Rahmâni rüyalarda şüphe bulan, fesat,
Erbakani öğütlerle nefsü hevayı kes-at.
Bu halimi görenler derler tabi “heyhat!”
Kaybetme ümidin, her nefes bir fırsat..

İnci taneleri..
Şu yazilanlara biraz kulak verilip hayata gecirilse; hem dünyadaki hayatımız daha güzelleşecek hemde ukbâ hayatımız cennet ile rabbimizin rızası ile şereflenecek.Ne güzel ne sırlı nasihatler.Onca eziyetle onca sıkıntı çekildikten sonra okyanusun derinlerinden çıkarılmış inci taneleri misâli..

İyiki Milli Çözüm var…
Hayat gailesi içinde koşturmaktan, dünyaya ziyadesiyle dalmaktan tefekkürü ne az yapar olduk. Varlıkla imtihanı şükürle geçmek varken, unutup aldanmak da var. Hep daha fazlasını isteme, verilenle yetinememe hastalığına duçar olduğumuzdan şükrü de yitirdik. Hâlbuki, “Eğer şükrederseniz size elbette nimetlerimi artırırım.” (İbrahim, 14/7.) diye buyuran Cenab-ı Hak, lütuf ve keremiyle bize ikramlarını cömertçe sunmayı vadediyor. Nimeti bağlamanın, artarak devam etmesinin yolu çokça şükretmektir.

Madem ki ben senin Rabb’inim, terbiye edenim, sen de edebini her nefeste muhafaza et!” buyuruyor.

Rabbimin bizleri şükürde daim olanlardan kılması duasıyla…

Ya Rabbi, nasip ve müyesser et ki; özümden iman edip, gözünde hep var olayım, inşaallah!” (Âmin.)
[b]“Dünyadaki en büyük zenginlik nedir?” diye sorsalar, “Beni doğru anlayan birini sevmektir” diye cevap verirdim. “Daha büyüğü nedir?” diye sorsalar, “Beni doğru anlayan birisi tarafından sevilmektir!” derdim![/b]

[b]“Sizin davranışlarınıza bakıp da Milli Çözüm’e özenen insanlar yoksa, imanınızı gözden geçirin!”[/b]

[b]“Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Anlattın, dinlemedi ve anlamadı ise imtihanı o kaybetti… Vazgeçip anlatmadın, dolayısıyla karşılaştığın kişi Hakkı ve hakikati duyamadı ise; işte o zaman sen kaybettin!”[/b]

[b]“Hâli sizi uyandırıp hayra ve huzura yöneltmeyen, sözleri sizi Allah’a ve cihat yolunda fedakârlığa teşvik etmeyen kimse, dava kardeşiniz bile olsa onunla arkadaşlık etmeyin. Siz sağlam durun, nuru sönmüş, ruhu çürümüş olanlar, kendiliklerinden davadan çıkıp gideceklerdir, çünkü bu kapı onların kapısı değildir. Ne demiştik? Kalbi Bizde olmayanın yolu Bize çıkmaz! O yolu kendileri tıkarlar!”[/b]

Rabbim; hakkıyla hizmet etmeyi nasip eyle…
Âl-i İmran 147
O (Rabbani âlimler) sadece şunu söylüyorlardı: “Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki (cihad görevimizdeki ihmalkârlık ve) taşkınlıklarımızı bağışla. Ayaklarımızı (Hakk’ta ve cihad yolunda) sağlam tut (kaydırma). Kâfir (ve zalim) topluluk (ve teşkilat)lara karşı bize yardım et!”

https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/147

Amin
“Sizin davranışlarınıza bakıp da Milli Çözüm’e özenen insanlar yoksa, imanınızı gözden geçirin!”

“Ya Rabbi; bizi bu dünyada bizden sonra gelenlerin, izlerimizle yollarını bulup takip edecekleri iz bırakan doğru yolun yolcularından et!” (Âmin.)

Sana Sığındık
Rabbim sahip çık zor virajdır
Allah’ım sahip çık o nefis bende de var.
Eğer sonu Şeytan gibi kovulmaksa nafile cümle sevabım..
Az olduk azlarına sahip çık… Bizi azlarında tut…
Bizi benliğe, gaflete bırakma!..

Arkadaş-Dost
“Muhabbet duyduğunuz kişilere dikkat edin. Çünkü insan eninde sonunda muhabbet duyduğu kişinin kaderinden pay alır!” (Çünkü giderek sevdiklerinin ahlâkıyla ahlâklanır!..)

“Dünyadaki en büyük zenginlik nedir?” diye sorsalar, “Beni doğru anlayan birini sevmektir” diye cevap verirdim. “Daha büyüğü nedir?” diye sorsalar, “Beni doğru anlayan birisi tarafından sevilmektir!” derdim!

Kurtuluşa ermeyi istiyorsan!…
Eğer gerçekten dünya ve ahiret saadetini ve kurtuluşa ermeyi istiyorsan, Rabbini bileceksin! Yeter mi? Yetmez! Haddini de bileceksin!

Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân rahîm olan Allah’ın adıyla

Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. (Hakk hâkim olsun diye cihad etmeden cennet özleyenler ise boş bir aldanış içindedirler.) Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir. Bakara suresi 218

Doğrusu Allah, Kendi yolunda (tuğlaları ve bütün parçaları) sanki birbirine (kurşunla) kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak (irtibatlı, intizamlı ve itaatli bir teşkilat şuuruna ve ordu disiplini sorumluluğuna sahip olarak cihad edip) çarpışanları seven (ve destekleyen)dir. (Ferdi ve fevri hareket edenleri değil.) Saf suresi 4
(Ey Resulüm; Sen) O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın, şayet kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. O halde onların kusurlarını affet, bağışlanmaları (ve ıslah olmaları) için dua et. (Topluma ve teşkilata ait) İşlerde onlara danış. (Ama) Artık (kesin) kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven (ve işe başla). Çünkü Allah, tevekkül edip Kendine sığınanları sevmekte (ve desteklemekte)dir. Âl-i İmran 159
Ey Nebi(m), Sana ve Seni izleyen (tâbi olup rehber edinen) mü’minlere (her hususta) Allah kâfidir. (Allah’ın koruyup desteklediğine hiç kimse zarar veremeyecektir.)

Ey Nebi(m, hesap edilmeyen tehlikeleri önlemek, muhtemel sıkıntı ve saldırıları engellemek üzere) mü’minleri savaşa hazırlıklı olmaya (sürekli ve sistemli olarak) teşvik et. Sizden sabırlı (eğitimli, kararlı ve cesur) yirmi kişi(lik özel bir ekip oluşursa,) iki yüz kâfire galip gelirler. Sizden (sadık ve sağlam) yüz kişi(lik özel bir birlik hazırlanırsa; bunlar, iman sözleşmesindeki taahhütlerini unutanlardan; yani Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile) küfre sapanlardan bin kişiye galip gelirler. Bu, onların (Kur’an davetini ve akıbetlerini düşünmeyen) kavrayışı kıt ve anlayışsız bir toplum olmaları nedeniyledir. Enfal suresi 64-65
Mü’minler, ancak o kimselerdir ki; Allah’a ve O’nun Resulüne gerçekten (ve gönülden) iman etmişlerdir. Onlar Onunla (Resulüllah’la) beraber, toplumsal bir emir (sosyal ve siyasi bir konuyu) görüşmek üzere (toplandıkları ve çağrıldıkları) zaman, (sorumluluktan kaçmak için) izin almadan asla bırakıp gitmeyenlerdir. İşte Allah’a ve Resulüne hakikaten inanmış olanlar (cihad ve hizmetten ancak özürle ayrılan ve yetkili makamlardan) izin alan kimselerdir. Bu nedenle (ey Nebim) bazı (geçerli mazeret ve mecburiyetlerden dolayı) izin istedikleri vakitte, onlardan dilediğin kimselere müsaade et (ve çok önemli olan cihad görevini mecburen terk ve ihmal ettikleri için de) onlar hakkında Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah Bağışlayandır Esirgeyendir.

(Ey iman edenler ve toplum düzenine girenler!) Sakın Elçinin (ve temsilcilerinin talimat ve) davetini, aranızda herhangi birinizin diğerini (hizmete) çağırması gibi değerlendirmeyin. Allah sizden, birbirinizin (ve uydurma mazeretlerin) arkasına gizlenerek sıvışıp kaçanları (ve görevden kaytaranları çok iyi) bilir. Bu nedenle Elçinin (Kur’an’ın Adil Düzenine davetçilerin) emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın çarpmasından, yahut kendilerine acı bir azabın dokunmasından korkup çekinmelidirler!.. Nûr Suresi 62-63

NUSRET, GAYRETE AŞIKTIR!

Çalış çırpın yorulma, Hak davandan usanma
Çün Nusret-i İlahi, bu gayrete aşıktır…
Hikmetle bak her şeye, tesadüf olur sanma
Bil; inayet kuldaki, bu hayrete aşıktır…

Davasına aşıksa, yol zorluğu sorulmaz
Maksudunu arayan, çalışmakla yorulmaz
Dosta sadık sevdalı, sağa sola savrulmaz
Nazlıdır vuslat gülü, hoş hasrete aşıktır…

Her şey yaratan Allah, sebepler ancak faktör
Herkes imtihandadır, kader filminde aktör
Simülasyon kullanır, taşıyan külli traktör
Haddi zatında vahdet, bu kesrete aşıktır…

Günün sözü
Bu söz çok hoşuma gitti.
” Bu günün sözü ne olsun,
Söyliyeyim mi? Şu hayatta
Yalnızca Allah’ın gözünden
Düşmekten kork!”

Kalbin en güzel ibadeti sevmektir.
Kalbin en güzel ibadeti sevmektir. Sevmenin en güzel tarifi ise; sevdiğine benzemektir!

– Allahım Milli çözüm ekibini sevmekten geri koyma
Bizleri Milli çözüme benzet inşaAllah…

Sevgiyi gerçek kılan şey mücadeledir. Muhabbet gayret gerektirir. Sevdiğinin gayretini çekmeyenin iddiası sahtedir. Öyle ise sevdiklerini, kendi kaderine ve savunmasız halde bırakamazsın!

Sevdiğinin gayretini çekmeyenin iddiası sahtedir…
[b]“Sevgiyi gerçek kılan şey mücadeledir. Muhabbet gayret gerektirir. Sevdiğinin gayretini çekmeyenin iddiası sahtedir…”

“Sizin davranışlarınıza bakıp da Milli Çözüm’e özenen insanlar yoksa, imanınızı gözden geçirin!”

“Hâli sizi uyandırıp hayra ve huzura yöneltmeyen, sözleri sizi Allah’a ve cihat yolunda fedakârlığa teşvik etmeyen kimse, dava kardeşiniz bile olsa onunla arkadaşlık etmeyin. Siz sağlam durun, nuru sönmüş, ruhu çürümüş olanlar, kendiliklerinden davadan çıkıp gideceklerdir, çünkü bu kapı onların kapısı değildir. Ne demiştik? Kalbi Bizde olmayanın yolu Bize çıkmaz! O yolu kendileri tıkarlar!”

O yolu kendileri tıkadıkları halde; bazıları, “çirkefte dolaşıp şerefli sonuçlar umarak utanmadan: ‘Biz rüyalarımızda Erbakan Hocamızı niye göremiyoruz?’ diye yakınıyorlar(mış). Harama ve hayâsızlığa bakan gözler, nura bakamazlar!”

Çünkü; “Rabbin, senin ne söylediğinden çok ne yaptığına bakar!”

Yani, SÖZLER GÜNÜ KURTARSA DA nihayetinde ZAMAN SENİ AÇIĞA ÇIKARIR.

İyi de; “Sen Allah’ın kanununda, Ezeli takdir programında ve va’ad buyurduklarında, zerre kadar bir sapma bulabilir misin ki; hâlâ yalanda, yanlışta, hasette, fesattasın?”

Ama hâlâ, niye ben rüya göremiyorum, falan kişi görüyor diye karnından konuşup, “Kaza ve kadere rıza göstermeyenin, bu ahmaklığının devası yoktur!”

O halde: “Eğer gerçekten dünya ve ahiret saadetini ve kurtuluşa ermeyi istiyorsan, Rabbini bileceksin! Yeter mi? Yetmez! Haddini de bileceksin!..”

Oysa, bu “Âdemoğlunun övünecek neyi var ki?! Evveli nutfe, sonu cîfe…” (Hz. Ali (K.V.) Neysabûrî, II, 454) Buna rağmen yine de haddini aşıyor.

Netice olarak;

“Muhabbet duyduğunuz kişilere dikkat edin. Çünkü insan eninde sonunda muhabbet duyduğu kişinin kaderinden pay alır!” (Çünkü giderek sevdiklerinin ahlâkıyla ahlâklanır!..)

Ve: “Kalbin en güzel ibadeti sevmektir. Sevmenin en güzel tarifi ise; sevdiğine benzemektir!”

Velhasıl; sana bakan kişi, senin her halinle sende Erbakan’ı hatırlamıyorsa; üzgünüm ama sen SAHTESİN arkadaş!..[/b]

Hak-Batıl mücadelesi kıyasıya devam ediyor
“Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Anlattın, dinlemedi ve anlamadı ise imtihanı o kaybetti… Vazgeçip anlatmadın, dolayısıyla karşılaştığın kişi Hakkı ve hakikati duyamadı ise; işte o zaman sen kaybettin!” Hak-Batıl mücadelesi kıyasıya devam ediyor ve hiçbir şey tesadüfen olmuyor. Rabbim bizlere tam donanımlı olma becerisini, mücadece azim ve cesaretini, planlı ve programlı çalışabilmeyi, iletişim ve işbirliği sanatıyla hareket edebilmeyi ve bu uğurda kendisine kavuşmayı nasip etsin.

RABBİM YOLUNDAN AYIRMA!
O ki binbir nurun kamil temsilcisi
Hikmetli öğüt sözlerinin her birisi
Yolu dünya ahret kurtuluş reçetesi
Kainat incisi Nebiy-i Zişanın Varisi

Şeytanın kibiri, Allah’ın gözünden düşmesine sebep olmuş ve ebedi düşman kılınmıştı… Rabbimiz cümlemizi muhafaza buyursun..!
Böylesi edep ve hikmet derslerine nail olmayı lütfeden rabbimize şükürler secdeler olsun… Aynı zamanda bu edep ve hikmet derslerine ulaşmamıza ( Milli Çözüm hürmetine ) vesile olan kardeşimize hassaten teşekkürlerimizi dualarımızı belirtiriz… Allah razı olsun…

[b]“Bugünün sözü ne olsun, söyleyeyim mi? Şu hayatta yalnızca Allah’ın gözünden düşmekten kork!”[/b]

Şu hayatta Allah’ın gözünden düşmemenin yolu, Allah’ın yeryüzündeki hak elçilerinin gönlüne girebilmek , yetmez gönüllerinde kalabilmek oda yetmez gönüllerinde ölebilmek ile olacağı… Çünkü onların ruhları ve vucutları Allah’ın nuruyla vücut bulmuştur…

[u][b]Gönle girebilmek[/b][/u]; O’na tâbi ve taraf olmakla,
[u][b]Gönülde kalabilmek[/b][/u] ; Onların çağrılarını önemsemek, öncelemek , kavramaya anlamaya çalışarak yaşamak uygulamakla,….
Gönülde ölebilmek ise; hainliğe ve hıyanete düşmeden ruhumuzu o hal üzere teslim ederek çene kapamak ile olur galiba…

Karlı soğuk bir kış günü, Behaeddin-i Buhari hazretleri, hocası Seyyid Emir Gilâl hazretlerinin aşkına daha fazla dayanamayıp yollara düşer. Yara bere içerisinde, yarı donmuş vaziyette, çok uzaklardan gelip kendisini dergâhın kapısına gece vakti zor atar. Dışarıda gürültü olunca dergâhtaki bir talebe bakıp gelir. (Efendim, Behaeddin-i Buharî gelmiş) deyince, Emir Gilâl hazretleri, (Kimden izin alıp da gelmiş? Almayın içeriye. Dönsün geldiği yere!) buyurur. Giden talebe güçlükle, (Geriye dönün!) der ve içeri gider. Behaeddin-i Buhari, hayatının en büyük imtihanını o gün vermiştir. (İçeri giremedim, ama bari kapının eşiğinde öleyim) diye kapının önüne yatıp kendinden geçer.

Gece Emir Gilâl hazretleri, bir ara dışarı çıkar. Bir şeye bastığını fark eder. Eğilip bakınca, Behaeddin-i Buhari’yi görür. Kucaklayıp içeri alır. Elini yüzünü temizler. Yaralarını sarar. Behaeddin-i Buharî kendine gelince, (Ben neredeyim?) der. Hocası, (İyi yerdesin evladım) diye cevap verince çok sevinir. (Efendim, canımızı, malımızı, her şeyimizi, kabul etseniz de, reddetseniz de size feda ettik, buradan bir adım gitmeyiz. Ancak, biraz önce dışarı atılmışken şimdi içeride, hem de kucağınızdayım, bu şefkatin hikmeti nedir?) diye sorar. Emir Gilâl hazretleri, (Behaeddin, her şeyin iyiydi, fakat kalbinde, bana olan aşkın düşürdüğü, farkında olmadığın bir kibir vardı. Bu kibir çıkmadan oraya faydalı bir şey giremezdi. Bu yüzden onun çıkmasını istedim. “Onu içeriye almayın” demek, bana da ne kadar zor gelmişti. Elhamdülillah şu anda sendeki o kibir de yok oldu. Kalbimde ne varsa, hepsi senin olsun) dedi. İşte bundan sonra Behaeddin-i Buharî, Şah-ı Nakşibend hazretleri oldu.

ERBAKAN KİMDİR!?
Tevhid tebliğcisi, varisi Nebi

Merkez kutbuz zaman, Erbakan kimdir…

Hakkın temsilcisi, hayrın sebebi

Resul halifesi, kaym-makam kimdir

Hak huzur rehberi, Erbakan kimdir…

Her tavrı bir ibret, her sözü kitap

Çağrısı evrensel, âleme hitap

Bıkıp usanmadı, düşse de bi-tap

Hak Bâtıl ayıran, bu Furkan kimdir

Hâlâ anlamadın, Erbakan kimdir…

Eyvah bilinmedi, kadru kıymeti

Tarihlere örnek, kutlu hizmeti

Ruhen sadıklara, hazır himmeti

Bir ömür alnından, ter akan kimdir

Cidden düşün anla, Erbakan kimdir…

Rahman’ın nefesi, rahmet gölgesi

Kur’an davetçisi, ibret belgesi

Hak dava delili, hikmet bilgesi

Siyonist şeytana, recm çakan kimdir

Tanı ve tabi ol, Erbakan kimdir…

Mü’min başa kor mu, öyle her kepi

Dostu arayanın, aşktır merkebi

İnsanı kâmildir, irfan mektebi

Her iki cihanda, bir hakan kimdir

Anla ve uyan ki, Erbakan kimdir…

Kâfirler zalimler, nefret ekmişti

Münafık tiplerden, neler çekmişti

Hainler arkadan, hançer çekmişti

Nur yüzü, hak sözü; pir kokan kimdir

Sadıklar sultanı, Erbakan kimdir…

Darwinist yalanın, kökten iflası

Siyonist sarmalın, fikren imhası

Ondan öğrenmiştik, cehdi ihlası

Hicreti rıhleti, kalp burkan kimdir

Saygı şükranla an, Erbakan kimdir…

Kulluk şuuruyla, atağa kalktı

Nefsi siyasi cihat, birlikte yaptı

Şeriat tarikat, tek hakikattı

Can feda edip de, ser yakan kimdir

Hem zahid hem cahid, Erbakan kimdir…

Gönlümüz kendine, hayran etmişti

Bir devrim başlatmış, devran etmişti

Göçünce zındıklar, bayram etmişti

“Kurtulduk!” sanıp da, zil takan kimdir

Şeytanların hasmı, Erbakan kimdir…

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
36
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...