AHMET ZAFER AKGÜL (15)
EY GAFİL, DÜŞÜN!
Erbakan’a ihanet bedeli, geçtin makama
Kibrin gözünü kör etti, döndün Firavun’a
Kalbin zift tutmuş gibi, daldın gaflete ve nifaka
Senin iman pilin bitmiş, anca kendini ve aileni düşün…
Kur’an’ımız hep uyarır, bu hayat gelip geçici
Artık al eline, sen de Adil Düzen’i
Bırak Batı’ya tapmayı, bunların hepsi kan emici
Rahat bırak sadıkları, ne olacaksın akıbetini düşün…
Bilerek Hakkı itip, Bâtıla kaydıysan eğer
Kalbine mühür vurup, masona yarandıysan eğer
Erbakan’a yüz çevirip, karanlığa daldıysan eğer
Bu makamlarda çok kalmayacaksın, karanlık kabrini düşün…
Hesap günü mahşere kalkınca, hepinizin tutuşur paçası
Lakin o gün sahte dostlar dağılır, boşa çıkar hainlerin çabası
Uyarıları dinlemezsen, olursun Bâtılın oyuncağı
Sen önce tahribatlarına tevbe et, samimiyetle ahiretini düşün…

(Ey gafil ve cahil insanlar!) Allah’tan başka taptıklarınız (kendinize kurtarıcı ve şefaatçi yaptıklarınız) sizler gibi (aciz ve muhtaç) kullardır. Eğer (iddianızda, yani şirk koştuklarınızın etkili ve yetkili oldukları konusunda) doğru iseniz, hemen onları (gıyaben) çağırın da size icabet etsinler (ve yardıma gelsinler de görelim).
(A’raf Suresi 194)
DAHİLER, YALNIZ KALINCA DEVLEŞİR !
“Tek kişilik bir ordu ” Prof.Dr. NECMETTİN ERBAKAN
Yeryüzünde Gizli Dünya Devletini kuran, süper güçleri kendi güdümüne sokan, BM ve NATO gibi evrensel kuruluşları emperyalist amaçları için kullanan Siyonist odaklardan içimizdeki mosanik mihraklara… İslam düşmanlarından, istismarcı münafıklara… Marazlı medyadan, menfaatçi tarikatlara kadar; tüm şer cephesiyle ayrı ayrı uğraşmak zorunda kaldığı yetmiyormuş gibi; Milli Görüş sayesinde şöhret ve etiket sahibi olan, ama sonra hıyanet edip ayrılan ve malum merkezlere satılan bir sürü dönekle karşılaşmasına rağmen; yine de bunca engeli aşması, davasını bugünlere taşıması ve zafere yaklaşması, “tek kişilik bir ordu” tanımının en açık kanıtıdır.
https://www.millicozum.com/mc/2006/agustos-2006/dahiler-yalniz-kalinca-devlesir/
Firavunlar, Kendilerini En Güçlü Zannettikleri Dönemde Yıkılmaya Mahkumdur!
Yusuf 110
Hatta ki (sonunda görevli) resuller (halktan) umutlarını kestikleri, (şeksiz ve şeriksiz iman eden çok az kimselerin bile cihaddan ve davadan yan çizdikleri,) artık kesinlikle tekzip edilip benimsenmedikleri (kavimlerinin asla gerçek imana gelmeyecekleri ve Hakk çağrıya-davaya destek vermeyecekleri zan ve) kanaatinin (iyice yerleştiği) bir sırada, (aniden ve beklenmedik şekilde) yardımımız onlara yetişip gelmiş (zafer kapıları açılıvermiştir. Böylece) Bizim dilediğimiz (ve desteklediğimiz) kimseler kurtuluvermişti. Azgın mücrimler takımından ise zorlu azabımız (ve intikamımız) asla geri çevrilmeyecektir. (Yani; bir avuç mücahit ve müstakim mü’minin, sayıca ve imkân bakımından en zaif ve en çaresiz göründükleri bir süreçte, onlar zafere eriştirilecektir.)
Allah Hocalarımızdan razı olsun inşaAllah
ERBAKAN KİMDİR!?
Tevhid tebliğcisi, varisi Nebi
Merkez kutbuz zaman, Erbakan kimdir…
Hakkın temsilcisi, hayrın sebebi
Resul halifesi, kaym-makam kimdir
Huzur rehberi, Erbakan kimdir…
Her tavrı bir ibret, her sözü kitap
Çağrısı evrensel, âleme hitap
Bıkıp usanmadı, düşse de bi-tap
Hak Bâtıl ayıran, bu Furkan kimdir
Hâlâ anlamadın, Erbakan kimdir…
Eyvah bilinmedi, kadru kıymeti
Tarihlere örnek, kutlu hizmeti
Ruhen sadıklara, hazır himmeti
Bir ömür alnından, ter akan kimdir
Cidden düşün anla, Erbakan kimdir…
Rahman’ın nefesi, rahmet gölgesi
Kur’an davetçisi, ibret belgesi
Hak dava delili, hikmet bilgesi
Siyonist şeytana, recm çakan kimdir
Tanı ve tabi ol, Erbakan kimdir”
Dergimizden alıntıdır
Furkan 55
(Zavallı şaşkınlar ve sapkınlar) Allah’ı bırakıp kendilerine (gerçek anlamda) yarar ve zarar sağlayamayacak olan şeylere (zalim kişilere ve ülkelere) kulluk (ve hizmet) ediyorlar. İşte (asıl tehlikeli ve gizli) kâfir olan; kendi Rabbine (ve sadık mü’minlere) karşı (şeytani güçlere) arka çıkandır (veya; asıl kâfir, Rabbin hükümlerine karşı gelenlere destek olandır).
https://www.mealikerim.com/25/furkan/55
MaşaAllah… 15 yaşındaki bir gencimiz… Demek ki sorumluluk duygusuyla yetişen yetiştirilen bir insan, yaşı etiketi ne olursa olsun imani olgunluğun , dünyaya geliş amacının farkında olan nice doçentlere – profesörlere – ordinaryus proflara kök söktürecek bir hidayete ferasete ve dirayete sahip olabiliyor… Öncelikle kıymetli şairimiz Ahmet Zafer kardeşimizi tebrik ediyorum , insanların en hayırlısı insanlığa faydası dokunandır diyen Efendimiz SAV. ‘in ve Kur’an’ın müjdelerine , Aziz Erbakan Hocamızın öğretilerine öğütlerine ve O’nun en sadık takipçisi ve devamı olan Milli Çözüm’ün Rehberliğinde; insanlık kurtulsun diye faizin kaldırılması için kumarın yasaklanması için içki uyuşturucu benzeri insanlığı mahveden çökerten şeylerin kaldırılması için, fuhşun her çeşidi kaldırılsın, edebe ahlaka dayalı bir aile ortamı huzur ortamı sağlansın diye, insanımızın her birine insanca yaşayacağı hukuki ahlaki ekonomik şartlar hazırlansın diye, İslam Birleşmiş Milletleri – İslam Ortak Pazarı- İslam Savunma Paktı – İslam Ortak Parası – İslam Kültür İşbirliği Teşkilatı gibi hakka ve adalete dayalı Adil Düzen projelerinin ve Aklı selime, Müspet ilme, Tarihi birikim ve tecrübeye, Vicdani kanaat ve tatmine ve ilahi dine göre doğru olan bir sistemin hakim olması yolunda gayret ve çaba sarfetmeye yönelik ömür tüketmeyi bedenimizi çürütmeyi, bizlere örnek olduğu ve kaleme aldığı bu şiiri için tekrar teşekkürlerimi tebriklerimi bildiririm..
Sözlerimi kıymetli şair Ahmet Zafer Bey kardeşimin şu dizeleriyle sonlandırmak istiyorum:
Kur’an’ımız hep uyarır, bu hayat gelip geçici
Artık al eline, sen de Adil Düzen’i
Bırak Batı’ya tapmayı, bunların hepsi kan emici
Rahat bırak sadıkları, ne olacaksın akıbetini düşün…
Bilerek Hakkı itip, Bâtıla kaydıysan eğer
Kalbine mühür vurup, masona yarandıysan eğer
Erbakan’a yüz çevirip, karanlığa daldıysan eğer
Bu makamlarda çok kalmayacaksın, karanlık kabrini düşün…
Ahmet Zafer’in ifadesiyle İMAN PİLLERİMİZİ her daim dolu tutmak olgunlaştırmak için her daim HAKKTAN VE HAKK DAVADAN yana olmak ve o yolda gayret çaba gösterebilmek duasıyla!..
“Zalimi, haksızlığı, ihaneti göremedim, bilemedim, anlayamadım” diye kimsenin mazeret üretemeyeceği bir dönemde yaşıyoruz. Her şey tüm açıklığıyla cereyan ediyor. Hak apaçık ortada! Haksızlık, zulüm, ahlaksızlık, yalan, dezenformasyon da artık çok net bir şekilde görülüyor.
Kur’an’a ve Aziz Erbakan Hocamız’a uygun “hakikati” eğip bükmeden, açık ve hikmetle, dile getiren adres bellidir.
Bile bile bu hakikatleri inkâr edip Hakkın merkezine düşmanlık yapanlar –Ergenekon ve sayısız açılan davalar ve çeşitli entrika iftiralarla tuzak kurmaya çalışanlar– da ortadadır.
Hainlere, işbirlikçilere (çıkar, makam, ahmaklık, kin, haset vb. sebeplerle) destek çıkanlar da ortada.
Zalime, haine, yalana, ihanete değil de; bunlara karşı çıkanları (Hamas’ı, Hak davayı savunan merkezi) suçlayacak kadar (Abdulaziz Bayındır’laşan) azgın takım da gün gibi ortadadır.
“Ve diyecekler ki: ‘Ey Rabbimiz! Gerçekten biz ‘Sadat’ımıza (bazı kötü niyetli tarikat ve maneviyat rehberlerimize ve hoca efendilerimize) ve ‘Kübera’mıza (devlet, siyaset ve servet büyüklerimize ve hizmet ağabeylerimize aldanıp haksız ve ahlâksız işlerine) itaat ettik. (Bu iki sınıfın vaazlarına ve va’adlerine inanıp peşlerinden gittik. Onlar ise bizim iyi niyetimizi ve teslimiyetimizi istismar edip, bizleri kâfir ve zalim sistemlere peşkeş çekip aldatmışlardı.) Böylece onlar bizi Hakk yoldan saptırmışlardı.” (Ahzâb: 67)