YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
669108c281507
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 8 2 9
Bugün : 16885
Dün : 32513
Bu ay : 293671
Geçen ay : 783727
Toplam : 25351346
IP'niz : 35.172.230.21

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

FİLİSTİNLİ MÜCAHİTLER DESTANLAR YAZMAKTA;

İŞBİRLİKÇİ HÜKÜMETLER İSTİSMARCILIK YAPMAKTAYDI!..

          

2021 Ramazan ayı sonunda başlatılan; Filistin’de yaşanan Siyonist işgalci vahşetini, sadece işbirlikçi ve istismar tıynetli iktidarın yandaşlarından ve kiralık medya organlarından izleyenler yanılgıya ve yılgınlığa kapılmaktadır. Oysa aslında soylu ve şuurlu Filistinli Müslümanlar şu anda orada diriliş destanları yazmakta, hatta kutlu zafer muştuları yaşatmaktadır. Siyonist İsrail terör şebekesini, “Yenilmez bir organize” ve arkasındaki ABD ve AB’yi; “Karşı gelinmez güçler” olarak gösteren yayınlar, yazılar ve yorumlar kasıtlıdır.

Bu tezgâhı bozmak ve olaylara doğru açılardan bakmak üzere; “(Münafık ve marazlı insanlara) Onlara (İslami cihadla ve toplum huzuruyla ilgili) güven veya korkuya dair bir haber gelse, (yetkililere danışmadan) onu hemen yayarlar (rastgele konuşur ve yazarlar). Halbuki o (haberin yayılıp yayılmaması ve nasıl yorumlanması gerektiğini) Peygambere veya içlerindeki (yetkili ve bilgili) emir sahiplerine götürüp iletselerdi, aralarında akıl ve anlayış erbabı kimseler, onun ne olduğunu (İslami hareketi ve ümmeti ilgilendiren bu tür haber ve söylentilerin ne maksatla çıkarıldığını ve ne anlama geldiğini) bilip öğrenirlerdi. Eğer size Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı (böyle baştan ve irtibattan kopuk rastgele haber ve yorum yazdığınızdan dolayı) pek azınız hariç (birçok işinizde) şeytana uyup gitmiştiniz. (Öyle ise cihad ve normal hayat ortamında basın-yayın ilkelerine dikkat ediniz.)” (Nisa: 83) ayeti üzerinde yoğunlaşmak ve gereğini yapmak lazımdır.

Bu arada Kudüs TV gibi kanalların da; Filistin duyarlılığı ve ulaştırdığı yardımları nedeniyle belli bir mezhebi ve ülkeyi öne çıkarıp övmek ve diğerlerini önemsiz göstermek gibi gereksiz bir tarafgirlikten uzak, tüm ümmetin sesi konumunda daha sorumlu ve şuurlu bir yayın politikası izlemesi, değerini ve güven dengesini daha da arttıracaktır.

Rahmetli Erbakan Hocamızın: “Eğer iman varsa, imkân da vardır!” buyurdukları hakikat Filistin’de ortaya çıkmıştır!

Evet, mü’min ve mücahit Filistin halkı samimi cihatlarının ve sabr-u sebatlarının karşılığında, hiç umulmadık imkânlara ve fırsatlara kavuşmuşlardır.

Zalim ve işgalci İsrail rejimi karşısında sergilediği mücadeleyle destan yazan Filistin direnişi, kendilerinin olduğu gibi ümmetin de onurunu korumaktadır. Gazze’deki Müslümanlar yıllardır uygulanan abluka ve kısıtlı imkânlara rağmen ürettikleri silahlarla işgal altındaki toprakları füze yağmuruna tutmaktadır. Attıkları binlerce füzeyle çok sayıda Siyonist askeri cehenneme yollayan ve işgalcileri sığınaklara kaçıran Filistin direnişi, Erbakan Hocamızın: “Eğer iman varsa imkân da vardır!” sözünün doğruluğunu bir kez daha ispatlamıştır!

Siyonist İsrail rejiminin Gazze’ye uyguladığı abluka dolayısıyla türlü imkânsızlıklarla boğuşan Filistin direnişi, tüm olumsuzluklara rağmen destanlar yazmaktadır. Ortaya koyduğu mücadele ile Müslümanların gurur kaynağı olan Filistin direnişi, İsrail rejimine unutamayacağı tokatlar atmaktadır. Siyonist zalimlerin korkulu rüyası olan direnişçiler son bir haftalık süreçte işgal güçleri karşısında imanın gücünü ortaya koymaktadır.

HAMAS’ın askeri kanadı konumundaki İzzeddin El-Kassam Tugayları ile İslami Cihad’ın askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri, işgalci İsrail rejimine tarihinin en zor günlerini yaşatmaktadır. İsrail işgali altındaki toprakları füze yağmuruna tutan Filistin direnişi, çok sayıda işgalci askeri öldürürken işgalciler ise korkudan sığınaklara saklanmaktadır. Direnişin füzeleri karşısında büyük bir endişe yaşayan işgalcilerin içerisinde bulundukları korku kameralara da yansımaktadır.

Sirenlerin Duyulmasıyla Sığınaklara Kaçılmaktadır!

Filistin direnişinin Gazze’den İsrail işgali altındaki topraklara yönelik attığı füzeler, işgal altındaki topraklarda acil durum sirenlerinin çalmasına yol açmıştır. Sirenlerin çalması ile birlikte işgalciler büyük bir panik yaşarken, konuya ilişkin görüntüler işgalcilerin korkaklığını gözler önüne çıkarmıştır. Kameraya yansıyan görüntülerden, İsrail rejiminin Güney Bölgesi Komutanı Eliezer Toledano’nun çalan sirenlerin ardından nasıl korkup sığınağa kaçtığı anlaşılmaktadır. İsrail rejiminin Güney Bölgesi Komutanı Toledano, Filistin direnişinin önde gelen isimlerinden Muhammed Deif ile Yahya Sinvar’ı öldürmeyi amaçladıklarını açıklamıştır.

Direniş, İstediği Noktayı Hedef Almaktadır!

Türlü imkânsızlıklara rağmen İsrail rejimine karşı ortaya konan direniş, tüm dünyada büyük bir saygıyı uyandırmıştır. Filistin direnişi, Gazze’deki zor şartlara rağmen İsrail rejiminin saldırılarına karşı gerçekleştirdiği savunmayla, çok iyi bir şekilde hazırlandığını kanıtlamıştır. Filistin direnişi, askeri kapasitesini ciddi oranda artırırken, İsrail işgali altındaki toprakların kuzeyinin dahi vurulabilmesi herkesi şaşırtmıştır. Öte yandan Filistin direnişinin İsrail işgali altındaki topraklara yolladığı füzeleri noktasal olarak istediği noktaya fırlatabildiği anlaşılmaktadır.

İşgal Topraklarına Binlerce Füze Fırlatıldı

Gerek Filistin gerekse İsrail rejimi medyasında yayınlanan info grafikler, Filistin direnişinin işgal güçleri karşısındaki başarısını ortaya koymaktadır. Yayınlanan grafiklerde Filistin direnişinin, İsrail rejiminin çok çeşitli noktalarını vurabilmesinin yanı sıra atılan füzelerin isabetini ileri bir sıklıkla gerçekleştirebildiği anlaşılmıştır. Son açıklanan sayılar doğrultusunda geçtiğimiz bir hafta içerisinde Gazze’den İsrail işgali altındaki topraklara 3 bin 100 roket atılmıştır. Abluka altındaki Gazze’de bu denli sayıda füzeye sahip olunuşu Filistin direnişinin zafere giden yoldaki inanç ve azminin kanıtıdır.

İnançlı Filistin halkı şu ayetlerin tecellisi, hatta canlı temsilcileri olmuşlardır!

Nice az ve zayıf topluluklar, nice azıtmış ve güçlü kalabalık oluşumlara galebe çalmışlardır!

(Derken) Talut (yanında kalan az sayıdaki) orduyla birlikte (savaşmak üzere bulundukları yerden) ayrılıp (yola çıktığında:) ‘Doğrusu, Allah sizi (önümüze çıkacak) bir ırmakla imtihan edecektir. (Susamanıza rağmen, karşıya geçinceye ve ben size izin verinceye kadar) Kim bu (su)dan içerse, (artık) o benden değildir. Kim de -eliyle bir avuç hariç- doyasıya tadıp içmezse o bendendir. (Anlarım ki sadık ve sağlam birisidir)’ dedi. (Ama) Küçük bir kısmı hariç, hepsi o sudan içmişlerdi. Nihayet (Talut ve) iman edenler beraberce (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur’ diyerek (fesada yönelmişlerdi). Allah’(ın va’adine, nusretine ve rahmetine) kavuşacaklarına iman ve itimatları (ve Rablerine hüsnü zanları tam ve sağlam) olanlar ise dediler ki: ‘Allah’ın izniyle, nice az (ama itaatkâr ve sebatkâr) topluluk, çok daha kalabalık (ve güçlü sanılan) topluluklara galip gelmiştir. (Çünkü) Allah sabreden (mü’minlerle) beraberdir.’” (Bakara: 249)

“Hatırlayın ki bir zaman siz çok azdınız, yeryüzünde (ve ülkenizde) müstaz’aftınız (zayıf bırakılmıştınız, bulunduğunuz her) yerde hırpalanmakta, (hakaret ve haksızlığa uğratılmaktaydınız. Hatta o hale gelmiştiniz ki) insanların sizi kapıp götürmesinden (tutuklayıvermesinden) korku duymakta (ve kuşku içinde yaşamaktaydınız. Ama Allah C.C. bütün bu olumsuz şartlarda bile) size sahip çıktı ve barındırdı. Sizi (manevi) yardımıyla destekledi (ve başarılı kıldı. Sizi en güzel şekilde) ve en temiz şeylerle rızıklandırdı… Ta ki şükredesiniz (şuurlu ve sorumlu davranasınız).” (Enfal: 26)

Mücahitlerin kimisi, dini ve davası için verdiği ahdini ispatlayıp hayatlarını kurban kılmıştır, kimisi de asla yılgınlık göstermeden sırasını bekler durumdadır!..

“Mü’minlerden öyle (mert ve metin) er kişiler vardır ki, Allah üzerine yaptıkları ahde (iman, itaat ve cihad sözlerine) sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (Hakk uğrunda canını vermiştir), kimi de (gönülden cenneti ve şahadeti umup) beklemektedirler. Onlar hiçbir vazgeçme ve yan çizme (bedel ve bahane) ile (Allah adına verdikleri sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzap: 23)

Bir anne düşün ki; üç oğlunu aynı gün içerisinde, ayrı saatlerde şehit verip toprağa yatırmıştır. Şehit yavrularını öpmüş, koklamış; Rabbine uğurlamış: “Onların yerine ben varım. Maalesef ki, Allah’ın davasına, şehit olan evlatlarımın arkasından sürebileceğim bir evladım daha kalmadı! Ancak evlat yeniden olur, fakat Mescid-i Aksa yeniden olmaz, din-dava yok olmamalı” diyerek şehit evlatlarının elinden düşen sapanı ve silahı almış ve azgınlaşmış şeytan Siyonistlere; “Yıkılmadık, ayaktayız!” mesajını vermekten geri kalmamıştır. Dünyada hiçbir güç, işte bu imanın karşısında duramayacaktır…

Onlar canları ve malları karşılığı cenneti satın almışlardır!

“Hiç şüphesiz Allah, mü’minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda çalışıp-çarpışırlar, (gerektiğinde) öldürürler ve öldürülürler; (bu) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir va’addir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde (ey mücahit mü’minler) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Çünkü mücahit mü’minler ebedi cennete erişeceklerdir.)” (Tevbe: 111)

İsrailli azgın ve sapkın Yahudileri korkudan sığınaklara sokan füzeleri ve roketleri, aslında Allah fırlatmaktadır!..

“(Aslında) Onları (savaşta saf dışı bıraktığınız düşmanları) siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, düşmana karşı top güllelerine ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da (ey Nebim!) Sen atmadın, fakat Allah attı (ve düşman hedefleri etkisiz bıraktı. Bunu da) Mü’minleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, İşitendir, Bilendir.” (Enfal: 17)

İsrail’in kanlı saldırıları sonrası, Hamas’ın füzelerle karşılık verip Netanyahu yönetiminin en çok güvendiği savunma sistemlerinden Demir Kubbe’nin aşılarak Tel Aviv’in hedef alınması, İsrail’de güvenlik endişelerine yol açmış ve panik başlatmıştır.

“Gazze’den tek tek ya da az sayıda füze aynı anda fırlatılmış olsaydı, belki bu durum Demir Kubbe sistemi açısından büyük ihtimalle problem olmayacaktı. Ancak, kısa süre içerisinde yüzlerce füze fırlatılınca, İsrail’in savunma sistemi bunların hepsini birden karşılamada zorlanmıştır. Bu durum karşısında, Tel Aviv’in ya da İsrail’e ait kritik tesislerin yüzde yüz güvenlik garantisinin olmadığı anlaşılmıştır. 

Bir yandan İsrail’in Arapların yoğun yaşadığı yerleşim yerlerinde iç savaş görüntülerini andıran görüntüler ortaya çıktığı, öbür yandan da İsrail, dünyanın en büyük açık cezaevi olarak nitelendirilen abluka altındaki Gazze’ye yeniden ağır saldırılar başlattığı ortamda; İsrail’in övünç kaynağı olan ve hiçbir zaman kurtulamadığı güvenlik paranoyasına karşı, elindeki en etkili silahlardan biri olarak sanılan Demir Kubbe Sistemi, Filistinli mücahitlerce fırlatılan füzeler karşısında şaşkınlığa uğramıştır. Çünkü bu füzelerin bir kısmı Demir Kubbe’yi yırtarak hedefine ulaşmış, Aşkelon’daki Petrol ve Elektrik tesislerinde yangınlar çıkarmıştır.

Ayrıca; Aşdod Liman’ı vurulmuş, İsrail’in canını yakan ve caydırıcı etkileri olan sonuçlar karşısında, Siyonistler bocalamaya başlamıştır.

Hain ve gafil ülke yöneticilerinin; “İsrail’le baş edemezsiniz, onlarla uzlaşma yoluna gidin!” teklif ve tehditleri, Filistinli Mücahitlerin imanını ve azmini kamçılamaktadır!

“Bir kısım (korkak ve münafık) insanlar (sadık ve sağlam mü’minlere): ‘Kesinlikle (kuvvetli ve tehlikeli düşman olan) insanlar size karşı toplanıp (bir şer ittifakı kurdular.) Aman ha, onlardan korkun (ve uyuşun. Çünkü bunlarla başa çıkmanız ve başarılı olmanız imkânsızdır.)’ dediklerinde, bu (tehdit ve teklifler sadık mü’min ve mücahitlerin) imanlarını artırıp (moral ve maneviyatlarına güç katmıştır; çünkü onlar:) ‘Allah bize yeter. Ve O ne güzel (ve en mükemmel) Vekîl’dir. (Biz O’nun emrinde, O da bizimle beraber olduktan sonra, O’nun izni ve iradesi dışında hiçbir güç bize zarar veremeyecektir)’ diyerek (dik duran sadıklardır).” (Al-i İmran: 173)

Filistin kahramanları, süper şeytanlara ve kahpe düşmanlara direnişin ve onları şaşkına çevirişin simgeleri olmuşlardır!

“(Kâfirlere ve zalim düzenlere karşı) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye girmeyin (ümitsizliğe düşmeyin). Eğer gerçek mü’minlerden olursanız zaten en üstün sizsiniz. (Ve galip geleceksiniz.)” (Al-i İmran: 139)

“Ey iman edenler! (Din ve dava uğrundaki zorluklara, hayatın ve cihadın sıkıntılarına) Sabredin ve sabır üzerinde yarışın, (Allah’la, peygamberlerle, cihad emirinizle, Hakk yoldaki cemaatinizle) irtibatınızı koparmayın, kararlı ve sebatlı davranın (ve nöbet ve hizmet yerlerinizi terk edip ayrılmayın. Bu emirlere karşı gelmek hususunda) Allah’tan korkun ki kurtuluşa ve başarıya (felaha) ulaşasınız!..” (Al-i İmran: 200)

Filistin’e destek çıkanlar, aslında dinimize, devletimize, millete ve ümmete, yani kendimize; haysiyet ve hürriyetimize sahip çıkmaktadır!

(Ey Müslümanlar!) Size ne oluyor (ve nasıl bir vicdani sorumsuzluğa kayıyorsunuz) ki; “Ya Rabbi, ehli (ve idarecileri) zalim olan şu ülkeden (ve şu düzenden) bizi kurtar, bize Kendi katından bir sahip gönder ve bize Kendi rahmetinden bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran; erkek, kadın ve çocuklardan oluşan aciz ve çaresiz kimseleri kurtarmak için Allah yolunda (çalışıp) çarpışmıyorsunuz? (Bu duyarsızlık ve nemelâzımcılık imani ve vicdani bir tavır değildir). [Not: Bugün Anadolu’muzdaki milyonlarca Suriyeli sığınmacının; Afrika’da, Asya’da ve Güney Amerika’daki milyonlarca aç, biilaç, çıplak ve muhtaç Müslümanların ve farklı din ve kavimden nice mazlum ve mağdur insanların ezilmesine ve sömürülmesine yol açan bu zalim ve Siyonist sistemi yıkacak ve yeryüzünde Adil bir Düzen’i kuracak niyet ve gayreti taşımayanları Cenab-ı Hakk bu ayetle ve şiddetle ikaz etmektedir.]”

(Halbuki, gerçekten) İman edenler; Allah yolunda (Hakk ve adalet hâkim ve Müslümanlar galip olsun diye) çarpışıp çırpınırlar. İnkâr edenler (ve münafık kimseler) ise, tağut yolunda (zulüm ve sömürü düzenleri sürsün diye) çırpınıp çarpışırlar. O halde siz (mü’minler iseniz); şeytanın dostları olan (inkârcılar ve münafık)larla çarpışın. Ve kesinlikle şeytanın hile ve tuzağı pek zayıf (ve temelsizdir.)” (Nisa: 75-76)

“(Göstermelik hayır dağıtmaktan ve reklâm amaçlı cami yaptırmaktan öte) Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı (Beytullah’ı) onarmayı (bile), Allah’a ve ahiret gününe iman edip (sevabını sadece O’ndan umarak) Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Cihadla diğer hayırları bir tutmakla aldanmaktasınız. Bunlar) Allah katında asla bir olmazlar. Allah (Hakk hâkim olsun ve insanlar huzura kavuşsun diye yapılması farz olan cihadı terk ederek kendisine ve milletine) zulmeden bir topluluğu hidayete ulaştırmayacaktır.” (Tevbe: 19)[1]

Artık Müslümanların; “Hepsinin tek bir kaderleri ve tek bir medeniyetleri olduklarını, bu kutsal topraklarda tek bir vücut oldukları ve orada aslında kendilerini savundukları” gerçeğini anlamaları lazımdır. Aksi halde, Siyonist Theodor Herzl’in dediği gibi “Mescid-i Aksa yıkılacaktır.

Hristiyan din adamları ve mensupları da, mazlum Filistin halkının yanında durmalıdır. Çünkü Filistin’deki Hristiyanlar, Mescid-i Aksa’nın kapısı önünde set oluşturup Siyonistlere orayı kapatır ve Aksa’ya ayak basmalarına engel olurlarsa sahip oldukları kimliğin hakkını vermiş olacaklardır. Fanatik Yahudiler, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıl dönümünü İbrani takvimine göre, “Kudüs Günü” olarak kutlamaktadır. Bu kişilerin oluşturduğu örgütler, bu yıl 9-10 Mayıs tarihlerine denk gelen “Kudüs Günü” nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın çağrıları yapmışlardır. Ardından kutsal mekânımıza saldırıp, Müslümanlara kan kusturmuşlar ve son sistem silahlarla Gazze’yi yıkmaya başlamışlardır.

İslam ülkeleri yöneticilerinin Filistin Direnişine katkı olarak ACİL ve GEÇİCİ tedbir destekleri şunlardır:

1- Malatya Kürecik Üssü’nden ve ABD üzerinden Siyonist İsrail’e teknolojik bilgi aktarımı derhal sonlandırılmalı, bu kapsamda İncirlik Üssü de Siyonist ve emperyalist hedeflere kapatılmalıdır!

İsrail’in belli periyotlarda gerçekleştirdiği ve her defasında da dozajı biraz daha artırdığı zulüm ve barbarlıklarına karşı yapılan kınamalar, kitleleri teskin etmek için kurulan süslü ve sert ama kof ithamlar veya uluslararası topluma yönelik “sloganik laflar”, ciddi ve caydırıcı birer tepki olmaktan uzaktır. Devletler, sivil toplum kuruluşu değildir; konuşmak, tweet atmak veya kınamaktan öte uygulamaya koyacağı argümanları vardır. Siyasi veya ekonomik yaptırımlarda bulunmak, ilişkileri kesmek, uluslararası hukuku harekete geçirmek gibi birçok gerçekçi tedbire başvurmaları lazımdır.

Ancak bütün bunları yapmak yerine, sabah akşam kınarsanız, sivil toplumun yaptığı iyi niyetli eylemleri yeterli sayarsanız, ekonomik anlamda “dişe dokunur” yaptırımlara başvurmazsanız, ortaya konan irade “aksiyoner” değil de ancak “reaksiyoner” olur, ki işgalcinin istediği tam da budur zaten.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanı olduğu 54. Hükümet döneminde, 20 Şubat 1997’deki “Türkiye Tarafından Hebron’a (El-Halil) Askeri Personel Gönderilmesi Hususunda Hükümetin Yetkili Kılınması İçin Anayasa’nın 92’nci Maddesine Göre İzin Verilmesine Dair” 487 no’lu Karar ile Türk askerinin Filistin’e gönderilmesi örnek alınmalıdır. Bir koalisyon hükümeti olmasına rağmen bu karar çıkarılmıştır. Bununla birlikte, Erbakan Hoca, İslam ülkelerinin kendi meselelerini aktif bir şekilde çözebilmeleri ve ekonomik-siyasi bir güç odağı olmaları için D-8 birlikteliğini hayata geçirmeyi başarmıştır.

Benzer bir tavrı Suudi Kralı rahmetli Faysal Bin Abdülaziz de yapmıştı. “Arap Milliyetçiliği” yerine “İslam Birliği” siyasetini önceleyen Faysal, 1973’teki Yom Kippur Savaşı’nda yenilen İsrail’den yana tavır alan ABD ve Batılı ülkelere yönelik olarak petrol ambargosunu başlatmıştı.”[2]

2- Filistin’e Barış Gücü yollanması, D-8 ülkeleri aracılığıyla gündeme taşınmalıdır… Böylece hem Sünni hem Şii İslam dünyası tek vücut olarak devreye sokulmalıdır…

3- Türkiye, Mısır ve Suriye, Filistin’le derhal “Ortak Deniz Yetki Alanları ve Doğalgaz Araştırmaları” anlaşması imzalamalıdır!..

“Filistin’deki iki başlılığın İsrail’in elini güçlendirdiğini, Hamas ve El-Fetih’in birlikte hareket etmesi gerektiğini artık anlamamız lazımdır. Bizim Akdeniz üzerinden Filistin’le komşu olduğumuz unutulmamalıdır. Bu komşuluğun getirdiği avantaj iyi kullanılmalı, Filistin’le bir anlaşma yapılmalıdır. Türkiye’nin sınırlandırma anlaşması yapacağı yer Gazze Şeridi olursa kimse karşı çıkamayacaktır. Filistin ve Gazze’de aynen Libya’daki gibi bir pozisyon da oluşturulması imkânı vardır. Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na (East-Med) Filistin üye olabiliyorsa bizimle de anlaşma imzalaması doğaldır. East-Med üyeliği, Filistin’in Doğu Akdeniz’de kıyısı olan başlı başına uluslararası bir birim olduğunun kanıtıdır. Böyle bir anlaşma, East-Med üzerinden Türkiye’ye karşı oynanan oyunu da lehimize çevirmiş olacaktır. Bu bizim açımızdan stratejik bir satranç hamlesi konumundadır. Bu anlaşma imzalandığı takdirde Filistin’in denizlerdeki doğalgazdan hak alması sağlanacaktır. Filistin’e destek olurken, Yunanistan ve Rum Kesimi’nin de oyunu bozulacaktır. İsrail, Doğu Akdeniz’deki ittifakları gereği görüntüde karşı çıksa da, East-Med’e üye Filistin’in yapacağı böyle bir anlaşmaya çok büyük tepki koyamayacaktır. Hem Filistin, hem Doğu Akdeniz’deki kazanımlar düşünüldüğünde, böyle bir anlaşmanın tam zamanıdır. Bu anlaşma, Filistin’in uluslararası tanınırlığına büyük katkı sağlayacağı gibi, reel politik açıdan Filistin’e uluslararası desteği de arttıracaktır. Böyle bir gelişme karşısında İsrail uluslararası camiada başkalarıyla bambaşka şekilde karşı karşıya kalacak ve sıkışacaktır.

Filistin’in BM’de tanınmaması da önemli bir sorun sanılmamalıdır. Çünkü bir devletin devlet olabilmesi için BM tarafından tanınması şartı bulunmamaktadır. 1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi’ne göre sınırları, halk niteliği kazanmış insan topluluğu ve bir yönetimi olan her ülke ile ekonomik ve diplomatik ilişkiler kurulmaktadır.” tespit ve teklifleri uygulanırsa çok önemli fırsatlar sağlayacaktır. Zaten Gazze’de tüm bu şartlar vardır. Tayvan buna açık bir örnek sayılır. O zaman bu anlaşmayı imzalarız, sadece BM nezdinde kayda aldıramayız. Ama önemli olan anlaşmanın yapılmasıdır. KKTC ile 2011’de imzaladığımız kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması da buna en büyük örnek konumundadır. Bu anlaşma, KKTC de BM üyesi olmamasına rağmen geçerliliğini korumaktadır.

4- Gazze’ye özel yöntemler ve sistemlerle, SİHA’lar ve füze rampaları sokulmalı, acilen ve yeterli şekilde gıda ve ilaç yollanmalıdır.

5- İslam ülkeleri arasında ortak ve şuurlandırıcı-moral ve motivasyon aşılayıcı TV yayınları başlatılmalıdır!

Böylece, en az 5-6 dilde;

İsrail’in Siyonist amaçları ve sistemli katliamları,

Filistin halkının direniş destanı ve ibretli başarıları anlatılacak…

İslam dünyasının ve tüm duyarlı insanların sorumlulukları hatırlatılacaktır…

Ama asıl sonuç alıcı ve kalıcı tedbir ise, kararlı bir şekilde ve ortak bir girişimle İsrail’e müdahale edilip hizaya sokulmasıdır!

Bu ise, D-8 girişiminin devreye sokulması ve Sünni-Şii tüm İslam ülkelerinin birlikteliğinin sağlanması ve dünyadaki duyarlı devletlerin ve derneklerin desteğinin alınmasıyla mümkün olacaktır. Görünüşte çok zor sanılsa da gerçekte gayet kolaydır ve sonunda doğal karşılanacaktır. Ama bunun için de, öncelikle Türkiye’de kararlı ve inançlı bir iktidara ihtiyaç vardır… Evet önünde sonunda, ama mutlaka; İslami kaynakların “Melheme-i Kübra=Büyük Yaralanma”, Batılıların ise “Armageddon” dedikleri tarihi hesaplaşma yaşanacaktı ve o günler hızla yaklaşmaktaydı!

Netanyahu’yu suçlayıp, Siyonizm’i saklama Çabaları!

Filistin’e Destek Gösterisine Katılan Şuurlu Bir Kardeşimiz Anlatmıştı:

11 Mayıs 2021 tarihinde, İsrail İstanbul Başkonsolosluğu önünde “Filistin’e destek İsrail’e telin” amaçlı gösteriye katıldım. Gösteri alanına vardığımda kürsüden bir hatip yapılan eylem üzerine konuşma yapıyordu. Konuşmasında: “Kıymetli arkadaşlar, bugün burada Filistin’deki kardeşlerimiz için toplandık. Allah razı olsun. Bizim burada toplanmamız Filistin’deki kardeşlerimize de moral oluyor. Eylem amacına ulaşıyor. Öyle ki, şu an İsrail içerisinde de gösteriler yapılmakta. İsrail’de yaşayan Filistinliler tarafından sokaklarda araçlar yakılıyor, karakollar basılıyor. Bu yapılan eylemlere Netanyahu karşıtı Yahudiler de iştirak ediyor. Bakın kardeşlerim! Bizim amacımız Netanyahu’yu indirmek. Biz yaptığımız hareketlerle orada bize destek olan Yahudileri üzmemeliyiz. Netanyahu aynı Hitler gibi dünyada Yahudi düşmanlığını körüklemek istiyor. Bizler buna müsaade etmemeliyiz. Yahudileri üzmemeliyiz!” diyordu. Gösterinin amacına uygun olmayan ve hatibin kendi niyetini ve Erdoğan iktidarının zihniyetini ortaya koyan bu konuşma nedeniyle ben yüksek sesle: “Ne diyor bu adam?” diye bağırdım. Etrafta bir uğultu oluştu. Ardından yeşil yelek giymiş görevlilerin yanına gittim. Kendilerinin İHH’dan olduklarını anlayınca, “Kim bu konuşan!?” diye sordum. İHH başkanı Bülent Yıldırım olduğunu söylediler. Konuşmamız sırasında, Bülent Yıldırım hâlâ “Yahudileri üzmemeliyiz!” deyip duruyordu. Orada bulunan gruba: “Aynı şeyleri mi duyuyoruz, bu adam ne diyor?” dedim. Sanki hiç duymuyor gibi boş boş bakınca, “Yahu kundaktaki çocuklara kadar canımıza kast etmişken, Yahudileri üzmeyeceğiz diye telkin vermek de neyin nesi? Biz buraya Filistin’e destek mitingine mi, yoksa Yahudileri üzmeme eylemine mi geldik?” dedim. Bana, “Bülent başkan muhaliftir, herkes bilir. Öyle demek istemedi” dediler. Ben de “Ben Milli Görüşçüyüm. Ne demek istediğini anladım. Netanyahu gider, Olmert gelir. Olmert gider, Peres gelir. Hâlâ mı bunların ne olduğunu anlayamadınız. Kendisine söyleyin, biz buraya Yahudi sevmeye değil, kardeşlerimize destek olmaya geldik. Elbette bazı iyi niyetli ve insaf ehli Yahudilerle, Siyonist fikirli zalimleri ayıracağız. Ama Büyük İsrail hedeflerini ve destek verenlerini asla unutmayacağız!..” deyince artık cevap vermediler ve öylece ayrıldım. Evet, hem Erdoğan iktidarının hem yandaş ve yalaka takımının, hem de böylesine kiralık ucuz kahramanların sırıtan münafıklığı: Siyonizm’in, Büyük İsrail Projesinin, mel’un Yahudilerin sinsi ve vahşi hedeflerinin saklanarak, sadece Netanyahu gibi yönetici teröristleri suçlamaktı!..

Yani daha önce Abdurrahman Dilipak’ın da itiraf ve ifşa ettikleri gibi, Erdoğan iktidarı ve yandaşları: “AKP kurulurken, Siyonist merkezlerin iktidara taşıma karşılığı dayattıkları:

1- Gerekirse İsrailli yöneticileri suçlayacak, ama Siyonizm’e ve Büyük İsrail hedeflerine asla sataşmayacaksınız…

2- Erbakan’ın D-8’ler ve Adil Düzen projelerini bırakacaksınız…

3- Ilımlı ve Haçlı AB yasalarıyla uyumlu bir İslam’ı savunacaksınız…”

Şartlarına hâlâ uyulmakta ve halkımız avutulup uyutulmaktaydı!..

 


[1] [Not: Bu mealler Ahmet-Abdullah Akgül Mealinden alınmıştır.]

[2] burakkillioglu@milligazete.com.tr – 18 Mayıs 2021

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
15 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
N. Gündüz

Siyonist işbirlikçiler foyanız ortaya çıktı…
Bütün İslam ülkelerindeki ve Ülkemizdeki Siyonist işbirlikçileri; sizlerden korkmuyoruz. Ancak Allah tan korkmaktayız. Siz makam ve menfaatlerinizin elinizden çıkmasından o kadar korkuyorsunuz ki bu korkuyla birlikte onurunuzu ve her şeyinizi kaybedeceksiniz.
Artık bu pisliklerinizin hangisine Hikmet uyduracaksınız. Kürsü kabadayısı İslam ülkelerinin liderleri foyanız ortaya çıktı. Artık o makamlardan çok yakında ineceksiniz. Siyonist ağabeylerinizde size sahip çıkamayacak.
Filistindeki zulme İktidar ve muhalefet hepsi de sınıfta kaldı. Hepsi aynı merkezden yönetilmekte. Ey müslüman ne zaman uyanacaksınız. Sizde bu zulme ortak oldunuz. Reisinize yine Hikmet uydurmaya devam edin bakalım.

Yakup G.

Şanlı, Hikmetli ve İbretli Cihad…
Filistinli kardeşlerimizin şanlı cesaret ve direnişi ve zalim İsraili hizaya getirişi ümmetin şerefini kurtarmıştır.

AKP ve RTE gibi sözde Müslüman iktidarlar ise bu sınavda sınıfta kalmışlardır. Bu durum ile inşallah gayretullah aşka gelmiş ve RTE ve hükümeti en rezil şekilde tepetaklak olacakları gelişmeler yaratılmıştır.

Şanlı cihad süresince bazı sadık ve gönül ekranı tertemiz kardeşlerimizin gördükleri rüyalar ile Efendimiz Aleyhisselatuveselam’ın bizzat müdahale ettiği ve Aziz Erbakan Hocamızın ve Allah’ın görünmez ordularının bizzat ruhen destek verdikleri müjdesine hem gelişmelerle şahit olduk hem de israilin ateşkese mecbur kalarak diz çökmesiyle.

Bu süreç Allah’ın izni ve nusreti ile inşallah kukla hükümetlerin düşürülmesi, milli mutabakat hükümetinin kurulması, 3. Dünya savaşının Aziz Erbakan Hocamızın şanlı ordumuzun ilgili birimlerine emanet bıraktığı üstün teknolojik silahlarla çok kısa sürede ve çok az zaiyatla siyonizmin yıkılmasına, israilin burnunun kırılmasına ve ABD, Rusya gibi süper güçlere ayar verilerek yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünyanın kurulması ile taçlanacaktır. İnşallah o gün Kudüs de Mescid-i Aksa’da tüm sadıklar hep birlikte zafer için şükür namazı kılacaktır.

Necmettin

SİYON BOYNUNA SATIR!..
Filistinli mücahitler,kubbeleri deliyor
Siyon piyon medya moral,bozmak çin uğraşır
İşbirlikçi dönek laftan, öte bir şey bilmiyor
ER olan Hocam gibi,asker koyar,düşman şaşır!..

Hamd ola kuduz israil,barış dilenir oldu
Mümin arslan yürekler,kükredi de sırtlan korktu
Alçak Kubbe tamirine, zaman kazanır oldu
Yahudi uşakları, silah bırak der kıvranır!..

Gölge etmeyin yeter,başka ihsan istemez
Kürecik’i bile korku-sundan boşalt diyemez
Milli Çözüm çare sunar,sağır kulak işitmez
Erbakan Teknolojisi,siyon boynuna satır!..
Fethi Mübin geliyor,her yer kokacak ıtır!..

Veysel

Engeller Yurt İçinde
Katil İsrail’in saldırıları sonrası tüm dünyada ve ülkemizde, mezhep meşrep ayrımı olmadan herkes yapılan zulümlere karşı tepki göstermişti. Zerre kadar izan insaf sahibi olan herkesin yüreğini titreten mazlum gözyaşları İsrail denen terör şebekesine karşı insanları tepki göstermeye sevk etmişti. Ülkemizde ve dünyamızda bunlar olurken; ciddi ve caydırıcı aksiyonlar yerine hükümetler dedikodu kıvamında açıklamalar yapıyordu. Oysa yapılacaklar belli ve yazıda da sıralanmış durumdaydı. Ancak hala bop eş başkanı ve adl yahudi örgütü madalyası sahibi olanların çözüm önerisi ise aklımızı başımızdan alacak nitelikteydi. Kendisi Doğu Kudüs diye bir yer bulmuş, burayı da üç dinin temsilcilerine yönetilmek üzere devretmeyi önermişti. Biz bu politik dehayı kurtuluş savaşımız öncesinden hatırlıyoruz. Düşmana teslim edilmek istenen ülkemizi alana kadar ödenen bedelleri unutanlar olduğu gibi unutmayanlar da var!

Osman Nuri

“Rahmani”lerle “Şeytani”lerin Çekişmesi MEHDİ’YLE DECCAL’İN FİNALİ VE İŞBİRLİKÇİLERİN AKIBETİ
“Rahmani”lerle “Şeytani”lerin Çekişmesi MEHDİ’YLE DECCAL’İN FİNALİ VE İŞBİRLİKÇİLERİN AKIBETİ

İnsanlık tarihinin en önemli devrimlerinden ve en görkemli değişimlerinden olan Mehdiyet hareketinin, öyle ucuz şekilcilik ve taklitçilikle, kof ve kuru şöhret ve özentiyle yürütülmeyeceği kesindir.

O büyük devrim liderinin:

1- Psikolojik ve sosyolojik üstünlük

2- Politik ve pratik üstünlük

3- Teknolojik ve ilmi üstünlük

4- Stratejik ve siyasi üstünlük

5- Ekonomik ve askeri üstünlük

gibi seçkin yetenek ve yetkilere sahip olması gerekir.

MAKALENİN TAMAMI İÇİN: https://www.millicozum.com/mc/temmuz-2014/rahmanilerle-seytanilerin-cekismesi-mehdiyle-deccalin-finali-ve-isbirlikcilerin-akibeti

Muhyiddin-i Arabi’nin müjdeleri:

Muhyiddin ibn-i Arabi’nin, Fütühat-ül Mekkiye; Kıyamet Alâmetleri, s. 186’da ise şu hadis aktarılıyor:

[b]”Allah’ın bir Halifesi daha vardır ki, yeryüzü zulüm ve haksızlıklarla dolduğu zaman zuhur edip çıkacaktır. Yeryüzünü adalet ve sükûnetle dolduracaktır… Peygamber’in (SAV) yolundan gidecektir ve O hiç yanılmayacaktır. Çünkü Onun görmediği yerde doğrultan bir meleği vardır… Dediğini yapacak, bildiğini haykıracaktır; Allah Ona o kadar güç verecek ki, bir gece içinde zulmü ve ehlini ortadan kaldıracaktır. Dini ikame edecek, İslâm’ı ihya edecek, önemsenmez bir hale geldikten sonra ona (Kur’an’a) tekrar kıymet kazandıracak, ölümünden sonra onun hükümlerini diriltip uygulayacaktır. Asrında cahil, bahil ve korkak olan bir adam hemen âlim, cömert ve cesur olacaktır. Kılıçla (son sistem teknolojik silahlarla Deccal’in zulüm düzenini yıktıktan sonra, insanları) Allah’a çağıracak; Hakka ve hayra karşı çıkanı ve kafa tutanı perişan edip etkisiz kılacaktır.”[/b]

Saffet

Ey Samimiyetsiz Ve Etkisiz Yetkililer
Bugün hükümetin alacağı bir kararla Kürecikteki radarların kapanması ile İsrailin Demir kubbe savunması sistemi körelecektir. Çünkü Filistinin attığı füzeleri daha yaklaşmadan İsrail yok edebilmektedir. Kürecik kapatılırsa radarların körelmesi sonucu atılan füzeler hedefe varmak üzere iken fark edilecek ve Filistin füzeleri hepsi olmasada çoğu birbölümü hedefini vurmuş olacaktır. Şimdi Filistin konusunda samimi ise hükümet işte size iyi bir fırsat! Ancak yapmassınız veya yapamassınız Aziz Erbakan Hocamızın buyurduğu gibi “bunun için sizde maya yok maya maya” Hamurunuz belli sizi göreve getiren aynı siyonist ve emperyalist baronlar sizin yularınızı elllerinde tutmaktadırlar. Televizyonlarınızda filistinin cansiperane savunmasını bile millete izlettirmekten acizsiniz. Gerçekte ise Filistinli mücahidlerin büyük başarı sağladıkları duymaktayız. Ancak siz cılız kınamalarla halkı oyalamaktasınız. Çünkü İsraillileri korkularından tir tir titreden korkudan sığınaklara fare gibi tıkayan Filistinin direniş azmini Müslümanlara TV’lerden gösterirseniz İslam aleminin umutları artacak ümmet bilinci pekişecek İsrail’in YIKILMAZ OLMADIĞI tüm dünyaya ispat edileceğinden korkmaktasınız. Ancak Ancak haşa Fil Suresi ile dalga geçen siyonistlerin eğlencesi çok yakında İnşaAllah ebabil kuşlarıyla dağıtıp tarumar edilecek.

Fil Suresi (1-5)

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

(Ey Nebim!) Rabbinin (Kâbe’yi yıkmaya gelen kâfir Ebrehe’ye ve) Fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? (Anlatayım mı?)
(Allah) Onların ‘tasarladıkları planlarını’ boşa çıkarmadı mı?
Hani onların üzerine (sürü sürü) ebabil kuşlarını (ve uçan intikam araçlarını) yollamıştı.
Onlara gökten ‘pişirilip-sertleştirilmiş (kurşun misali) balçık taşları’ atıyorlardı.
Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kılmış (hepsini helak edip kırmıştı). [Not: Bugün de Müslümanlara saldıran ve İslam’ın kökünü kurutmak üzere çeşitli hesaplar yapan zalim kâfirlerin (Ebrehe’nin Fil’lerine karşılık bunların) uçak, gemi ve füze FİLO’ları, inşaallah Ebabil kuşları benzeri ileri teknoloji harikaları ve Allah’ın nusret ve inayet zuhuratıyla darmadağın edilip yenilgiye uğratılacaktır.]

Abdussamet Çağlar

Kazananlar ve Kaybedenler
Müminlerin imanla gerçekleştirdiği bu zaferi ilgili ayetleriyle bize açıklayıp aydınlatan ve sorunun uluslararası hukuk bağlamında çözüm yollarını bize anlatan Muhterem Ahmet Akgül Hocamızdan Allah razı olsun.

Filistin’de bugün demir kubbe delik kubbe olmuştur.
Filistin’de bugün iman, azim ve cesaret kazanmıştır.
Filistin’de bugün Bakara 249 ayeti tecelli etmiştir.
Filistin’de bugün garipler, azlar kazanmıştır.
Filistin’da imkanın imanla ortaya çıktığına inanlar kazanmıştır.
Filistin’de bugün Allah’ın boyasıyla boyananlar, Allah’ın partisinden olanlar kazanmıştır. .
Ve Filistin’de bugün Milli Görüş kazanmıştır.

Ve yine;
Sudan kanarak içenler, Manayı unutanlar, maddeye tapanlar kaybetmiştir.
Aksa imamının İslam devleti yöneticilerine yaptığı yardım çağrısına kulak tıkayanlar imtihanı kaybetmiştir.
Kınamakla aldatanlar ve aldanmak isteyenler kaybetmiştir.
Tuttuğu takım kadar evinde gündem yapmayanlar imtihanı kaybetmiştir.
İslam Birliği değil AB peşinden koşanlar kaybetmiştir.

E.Çağıl

Zalimler
Âl-i İmran 12
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
(Ey Elçim!) İnkâr ve nankörlük edenlere de ki: “Yakında (sisteminiz ve tüm tedbirleriniz çöküp yıkılacak ve) yenilgiye uğratılacaksınız ve (dünyada rezil olduğunuz gibi ahirette de) toplanıp cehenneme atılacaksınız!” O ne kötü bir yataktır. (Ne kahredici bir zindandır.)

https://www.mealikerim.com/3/ali-imran/12

Zalimler planlarınız tutmayacak ve mağlup olacaksınız… Zalimler için yaşasın cehennem.

Cengiz

ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR
“İMAN VARSA İMKAN DA VARDIR!” N.Erbakan!

Filistindeki Şanlı Direnişe Selam Olsun!..

Rabbim Ümmete Kardeşlerine Sahip Çıkma Siyonizmi Bertaraf Edecek İlmi Siyasi Askeri Atılımlar Yapacak Şuur Ve Samimiyet Versin!.Yazıda dikkat çekilen iman ve istikamet şuuruna erdirsin!. Hiçbir işbirlikçi zihniyetle müminlerin problemlerinin çözülemeyeceği idrakini versin!..

Kim ne düşünürse düşünsün kim ne yaparsa yapsın İnşallah sadık müminler zafere izzete ulaşacaklardır!.. Allah’ın rızasının davasının yolunda olanlar kazanacak zalimler kafirler işbirlikçiler münafıklar tarihi bir hezimete uğrayacaklardır!.

Makalede ülke ve İslam ülkeleri yönetimlerinin yapmaları gereken stratejik ve imani reel adımlar açıkça belirtilmiş yol gösterilmiştir. Bu stratejileri bu eylem planlarını uygulamayanlar zulümlerin ortağı olmaya devam edecektir. Bir an önce İslam Birliği D-8 Adil Düzen yoluna girilmelidir. Ve bilinmeli ki inatla Siyonist stratejiye hizmet yolunu seçenlerden bunun hesabı elbette sorulacaktır.

“ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR”

Musa Harun KESKİNSÖZ

İSRAİL TESLİM BAYRAĞINI ÇEKTİ
Büyük bir iman ve inançla, tüm dünyaya örnek olacak direniş örneği gösteren Filistinli Mücahitler, bu kararlı ve mücadeleci tavırları ile Siyonist şeytan İsrail köpeklerini dize getirip, teslim bayrağını çekmeye mecbur bıraktılar. Soysuz kuduz İsrail şeytanı ateşkes yapılması için adeta yalvardı. Milli Çözüm herzaman olduğu gibi yine haklı çıktı. Filistin’de mücahitler destan yazdı. İşbirlikçi iktidarlar milleti uyutmak için istismar yolu izlemeye devam ettiler.

Arzu  Akdağ

Zafer inananların’dır.
Rabbin koruduğuna, kim zarar verir

İnayetin karşısında, hıyanet erir

Hem takdirin dışında, ne başa gelir

Kalblere huzur sunan, iş bu irfandır

Cesaretin kaynağı, sağlam imandır!

(Kâfirlere ve zalim düzenlere karşı) Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye girmeyin (ümitsizliğe düşmeyin). Eğer gerçek mü’minlerden olursanız zaten en üstün sizsiniz. (Ve galip geleceksiniz.)” (Al-i İmran: 139)

Elhamdülillah Milli Çözüm hakka tercüman.. Bu hüzünlü günlerde ,ümidimizi sürekli diri tutmaya yetişen aradığımız ilaç .. Allah c.c sizden razı olsun Hocam. Zafer inananlarındır.. Rehberimiz Kur’an apaçık bunu belirtmektedir. Herkes bu imtihanda kendine yakışanı yapmaktadır.Rabbim Hak yolda ayaklarımızı sabit kılsın, zalime karşı daima dik durmayı nasip etsin. Zalimlerin ve işbirlikçilerin akıbetini tez zamanda göstersin inşallah.

Mus ab

Milli Çözüm, İsrail Zulmü Karşısında Mazeret Sunanların Foyalarını Dökerken Filistin’in Şanlı Direnişini İlan Ediyordu
“Yenilmez bir organize” ve arkasındaki ABD ve AB’ye; “Karşı gelinmez güçler” olarak gösteren yayınlar, yazılar ve yorumlar kasıtlıdır.”

Evet makalemizin dikkat çektiği gibi işbirlikçi medya “her şeye gücü yeten ve baş edilmesi mümkün olmayan(!) İsrail, ABD, AB portesi çizerken ve bu baş edilmez güçlerin müsaade ettiği kadar direniş gösteren ezik, çaresiz Filistin tablosu göstermekte” Halbuki yine makalemiz, zalimi güçlü gösterme eğiliminde olan kuruluşlardan haber geldiği zaman Müslümanın Nisa: 83 ayetinin uyarılarını dikkate alarak hareket etmesi gerektiğini hatırlatmaktaydı.

Kaldı ki “Rahmetli Erbakan Hocamızın: “Eğer iman varsa, imkân da vardır!” buyurdukları hakikat Filistin’de ortaya çıkmıştır!” ve işgalci İsrail rejimine tarihinin en zor günlerini yaşatmakta fakat özellikle medyada bu durum saklanmakla Filistin’e bir darbe daha vurulmakta,
“Nice az ve zayıf topluluklar, nice azıtmış ve güçlü kalabalık oluşumlara galebe çalmışlardır!” gerçeğinin canlı şahidi olmaktadırlar.
Hatta makalemiz “Demir Kubbe Sistemi, Filistinli mücahitlerce fırlatılan füzeler karşısında şaşkınlığa uğramıştır. Çünkü bu füzelerin bir kısmı Demir Kubbe’yi yırtarak hedefine ulaşmış, Aşkelon’daki Petrol ve Elektrik tesislerinde yangınlar çıkarmıştır.” Müjdesini vererek “İsrail’le baş edemezsiniz, onlarla uzlaşma yoluna gidin!” teklif ve tehditlerinin Allah’ın kuvvet ve kudreti, hesap edilmeden söylenen zırvalar olduğu da göstermektedir.

“Filistin’e destek çıkanlar, aslında dinimize, devletimize, millete ve ümmete, yani kendimize; haysiyet ve hürriyetimize sahip çıkmaktadır!”
Gerçeği de asla unutulmamalıydı!
Üstadımızın, İslam devletlilerinin, İsrail zalimliği karşısında alacağı tedbirleri sıralarken; daha ilk maddede özellikle işbirlikçilerin foyalarını döküyor “halk gibi” protestodan ileri gidemediklerini sadece milletin gazını aldıklarını gösteriyordu.
İşte o ilk madde:
1- Malatya Kürecik Üssü’nden ve ABD üzerinden Siyonist İsrail’e teknolojik bilgi aktarımı derhal sonlandırılmalı, bu kapsamda İncirlik Üssü de Siyonist ve emperyalist hedeflere kapatılmalıdır!

Evet Filistin zulmünün son bulması ve İsrail’e haddinin bildirilmesi için sadece horozlanmanın İsrail’in için fasa fiso olduğu açıktı. Çözüm “ERBAKANCA HAREKET EDİLMESİYDİ” diyerek, Üstadımız tarihi bir örneği verip İsrail karşısında devlet olarak nasıl tedbir alınacağını gösteriyor, İsrail zulmü karşısında mazeret sunan AKP’nin de ayarsızlığını gösteriyordu:
İşte o tarihi örnek:
“Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanı olduğu 54. Hükümet döneminde, 20 Şubat 1997’deki “Türkiye Tarafından Hebron’a (El-Halil) Askeri Personel Gönderilmesi Hususunda Hükümetin Yetkili Kılınması İçin Anayasa’nın 92’nci Maddesine Göre İzin Verilmesine Dair” 487 no’lu Karar ile Türk askerinin Filistin’e gönderilmesi örnek alınmalıdır. Bir koalisyon hükümeti olmasına rağmen bu karar çıkarılmıştır. Bununla birlikte, Erbakan Hoca, İslam ülkelerinin kendi meselelerini aktif bir şekilde çözebilmeleri ve ekonomik-siyasi bir güç odağı olmaları için D-8 birlikteliğini hayata geçirmeyi başarmıştır.”

N. Bayraktar

Akıl Bir Nurdur
[b]Akıl bir nurdur.

Ve akıl bir temyiz yeteneğidir; karşılaşılan her işte, her olayda, her durumda nasıl davranılması gerektiğinin yolunu gösteren, hayrı-şerri ayırma kabiliyetidir.

Kişi; ya okuduğunu-duyduğunu-gördüğünü anlamaktan acizdir, veya işine geldiği gibi anlamaktadır.

Anlamaktan aciz ise, gafil ve cahildir. Dilerse ve gayret ederse öğrenebilir. Gafletten uyanabilir ve cahilliği gider. Yani nuru artar…

İşine geldiği gibi anlıyorsa gönül gözü perdeli, kalbi hastalıklı biridir. Niyetini düzeltmeden, hakikate kör-sağır yani nurdan mahrum bırakılır. Cahil bile değildir. Gafilden de öte haindir. Allah kalplerin hainliğini ise en iyi bilendir.

Lakin her hastalığın bir belirtisi vardır. Kalbin durumu, genelde gözlerden okunur, dillere ve tavırlara yansır. Ama açık açık söylenmez hainlikler… Sizden olduklarını söylerler, ama satır aralarını okunduğunda, hal-hareket ve tavırlara bakıldığında, rol yapıldığı sırıtır. Feraset sahibi mü’minler, bu alametleri sezerler, bunların duruşundan bakışından yazdıklarından konuştuklarından ayar analizi yaparlar. Çünkü Allah’ın nuruyla bakarlar.
Allah’ın nuruyla bakanı kandırmak ise çok zordur.

Sürekli kandırıldığını iddia edenler ise işte, ya akıldan noksan bir gafil ve cahildir, ya da etrafını kandırmaya çalışan nursuz bir haindir.

Özün özüne gelirsek:

Cahil, gafil ve hain arasında yine de pek bir fark yoktur. Çünkü Allah; “bilmiyordum” mazeretine sığınanları mazeretini kabul etmeyecek, “neden öğrenmedin? sana yeterli ömür vermedim mi? öğrenmen için elçiler göndermedim mi?” diye soracaktır.

Aziz Hocamızın ifadesiyle:

“Ama” sözü kaçak yoldur (ve nefsi mazeret kapısıdır), seni yanlışa kaydırır. En hafif yanlışın bile, aslında koyulan kurala yan yol açmaktır. Yan yollar ise her zaman seni doğru yoldan saptırır. Ve eğri giden ok, doğru hedefe ulaşmayacaktır…

Bu böyledir, daha da inanmayan açıp Allah’ın Kitabına bakabilir. Veya Nisa 83 Ayeti ile birlikte Vâkı’a Suresi 79. Ayetini tekrar tekrar okuyabilir.

Gönül gözündeki perdeden dolayı okuduğunu anlayabilirse tabii…

[i]“Ki Ona (Kur’an’a) temizlenip arınmış olanlardan başkası temas kuramaz. (Gusülsüz ve abdestsiz dokunamaz.)” [Bu ayetle; maddi ve manevi kirlerden, şehvani ve şeytani fikirlerden kurtulamayanların, Onun hakikatine ulaşamayacağı ve Kur’an’ın mesajını kavrayamayacağı da ikaz edilmektedir.][/i][/b]

N.Gündüz

BOP eşbaşkanı kof kanamasıyla kaldı…
Kınama mesajlarının, sokakta tepki göstermelerinin önemli olduğunu ancak sonuç alma konusunda belirleyici değildir., “Bugün Filistin’in yüzde 85’ini işgal eden Siyonist İsrail devletini kınamak, tepki göstermek İnsanların , müslümanların doğal ve yapması gereken bir görev ve mesuliyettir.Fakat devletlerin kınamayla yetinmesi kabul edilemez. İsrail’e ister terörist, ister katil densin siyasi, ekonomik, askeri ilişkiyi sürdürenlerin inandırıcılığı olmaz.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, İsrail’e “terörist” diyor ama demir ve çimento satılarak işgal yerlerindeki güvenlik duvarının yeni açılan yerleşim yerlerinin hammaddesi sağlandı. İsrail, Türkiye’nin 20 yıl içinde en fazla ticaret yaptığı 20 ülke arasında yer aldı. TÜİK verilerine göre Türkiye 2018 yılında İsrail’in en fazla ihracat yaptığı 8. ve en fazla ithalat yaptığı 3. ülke olmuştur.
Son söz olarak hatırlatmak isterim ki; İsrail’i bu kadar cesaretlendiren, ABD ve onun öncülüğündeki Batılı emperyalist ülkelerin ve BOP eş başkanı Erdoğan’ın verdiği destek ile birlikte , Arap ülkelerindeki kukla yönetimlerin İsrail ile yakınlaşıp işbirliği içinde olmaları ve İsrail terör devletinin sürdürdüğü vahşete karşı seksizlikleridir.
Zafer mutlaka inananların olacaktır. Buna İmanımız tamdır İnşallah.

Musa Harun KESKİNSÖZ

ALLAH RAZI OLSUN
Milli Çözüm ekibinden ve Ahmet Akgül Hocamızdan bu hassasiyetli yaklaşımlarından dolayı Allah razı olsun

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
15
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx
Paylaş...