GÖNÜL YAP, ÖLÜM YAKLAŞTI
Tüm kardeşler birbirini, sevip saysınlar gönülden
Bu dünyadan ahirete, göçmemize pek az kaldı…
Pişmanlığın faydası yok, çünkü sonrası ölümden
Yâr evlat makam ve maldan, geçmemize pek az kaldı
Hakiki kardeş olalım, göçmemize pek az kaldı…
Özür dile gönlünü al, kalp kırmışsan hem tamir et
Kine küslüğe değmiyor, bağışlamakmış marifet
Dünya fani ömür kısa, bâki olansa ahiret
Azrail’den ecel şerbet, içmemize pek az kaldı
Samimi kardeş olalım, göçmemize pek az kaldı…
Muhabbet merhamet lazım, haset hakareti bırak
Halka şefkat Hakka varır, kalma hiç Mevlâ’dan ırak
Kaderine tevekkül et, hesap mizan eyle merak
Ev yerine dar kabiri, seçmemize pek az kaldı
Sadık kardeşler olalım, göçmemize pek az kaldı…
Dost ahbap kabre taşırlar, üç beş gün yasın tutulur
Hizmet iyilik dışında, sonra hepsi unutulur
Kardeşine kem söz etme, sanma yenilir yutulur
İyi kötü neler yaptık, ölçmemize pek az kaldı
Sahici kardeş olalım, göçmemize pek az kaldı…
Helal edin hakkınızı, kucaklaşıp da sarılın
Hem hoş görün hatanızı, ne kızın ne de darılın
Uyarmak da Allah için, amma gülerek ayrılın
Dört metrelik bez kefeni, biçmemize pek az kaldı
Dürüst kardeşler olalım, göçmemize pek az kaldı…
Sizi üzüp kırdım ise, bağışlayıp rahatlatın
Dua edin dava için, kırık kalbim ferahlatın
Huzurla uçayım Dosta, bu ruhumu kanatlatın
Tutmaz olur ayağımız, sürçmemize pek az kaldı
Hep örnek dostlar olalım, göçmemize pek az kaldı…
Elbette zafer bekleriz, kutlu günler va’dedildi
Unutma hepsi hayaldir, nice bırakıp gidildi
Kardeşlerin kırma sakın, gönül yapan tatlı dildi
Milli Çözüm Sırat gibi, geçmemize pek az kaldı
Haydi kardeşler olalım, göçmemize pek az kaldı…

Necmettin Bey
Önce siz bir empati yaparak, kendinizi yıllarca temiz duygularını istismar edip, on milyonlarca liralık arsalarını, tarlalarını ganimet gibi devşirip mağdur ve mahrum bıraktığınız arkadaşlarınızın yerine koysanıza… Siz böyle aldatılıp oyalanıp, on milyonlarca liralık malının elinizden alınsaydı, hala böyle sakin ve böyle pişkin davranabilir miydiniz? Yoksa kendinizi her türlü haksızlık ve hırsızlık için özel yetkili mi görmektesiniz? Mahrum ve mağdur ettikleriniz hala vakur ve onurlu davranırken, siz üç beş soytarıyı kışkırtıp saldırganlık ve laf cambazlığı ile nereye varacağınızı zannetmektesiniz? Tevbe edip, gasbettiğiniz hakları ve borçları ödeyip, edebinizle bağışlanmayı beklemeniz gerekirken, bu hırsızlık ve hazımsızlığınızın başınıza ne işler açacağını sezmeyecek kadar beyniniz ve kalbiniz körleşti mi? Artık son uyarıyı ve son şansı da boşa harcayıp kendinizi ve çevrenizi heder etmeyin. Çünkü çırpındıkça batıyor, konuştukça kanatıyor ve sabır taşlarını çatlatacak sınıra yaklaşıyorsunuz!..Ekrem Başaran
Mücahit Halil, Akyüzüne Kara Etme!
Münafık, Dava Rehberini ve hizmet önderini istismar edip, kendisine samimiyetle bağlananların on milyonlarca liralık malına ve parasına konmak, bu hırsızlık ve haksızlığı deşifre edilince, samimiyetle tevbe istiğfar getirip özür dileyeceğine, sizin gibi çömezleri kışkırtıp haddini aştırmaktır.
Artık edebini takınmayanların, inanmadıkları bir hareket ve hizmet içinde durmaları da, asıl münafıklıklarının en açık kanıtıdır.
Ya adam olun, ya da nifakınızda boğulun!
Ali Çağıl
“Milli Mücahid’e” Erdemli Ol! Uyarısı…
Aziz Erbakan Hocamızı ve Muhterem Ahmet Hocamızı size, doğru yansıttığını sandığınız Ağabeyiniz, en sadık ve sağlam dava kardeşlerinin ve nice masum kişinin milyonlarca liralık arsasını, tarlasını, fabrikasını, hem de Erbakan ve Ahmet Hoca istismarıyla üzerine geçiren ve hâlâ bir pişmanlık bile göstermeyen şahıstır.
Önce bu ağır günahlarından tevbe edip açıkça özür dilesin ve on milyonlarca liralık gasbettiği kul hakkını nasıl ödeyeceğini söylesin…
Sonra ismi Ahmet Hoca’yla yan yana zikredilsin…
Edebinizi takının, balla çirkefi karıştırmayın…
Metin Çelik
Engin Bakan’a Ayar!
Nefsi ve dünyevi dürtülere kızıp köpürmek cahiliye ahlâkıdır. Ama bir mü’minin Hak’tan kayıp cehenneme kayıp yuvarlandığını gören vicdan ehlinin feryadı ise “Şefkat Çığlığıdır! ” Ama bunu cahil soytarıların anlaması imkânsızdır.
Ufuk Efe
Elbette zafer bekleriz, kutlu günler va’dedildi
Unutma hepsi hayaldir, nice bırakıp gidildi
Kardeşlerin kırma sakın, gönül yapan tatlı dildi
Milli Çözüm Sırat gibi, geçmemize pek az kaldı
Haydi kardeşler olalım, göçmemize pek az kaldı…
Ya Rabbi! VAADİNİ NE OLUR GERÇEKLEŞTİR…ŞEYTAN VE NEFİS TUZAGINA KARŞI BİZLERE YARDIM EYLE! AMİN
Aşkımız; Zamanın ve Kur’an’ın Tercümanınadır. Rabbimiz gereğini yerine getirmek için gayret ve çaba sarfedenlerden olmamızı lütfeylesin. Ve bunun gereğinin bir tanesi de Kur’an’ın Tercümanı olan Zata sadık olanlara sevgi kardeşlik besleyebilmektir.
Aşkı, Zamanın Tercümanını aramak olmayan,
Aradı buldu ise, ciddiyetle tâbi ve taraf olmayan,
Tâbi ve taraf oldu, samimiyetle bağlı olmayan,
Bağlılığını icraatıyla da tescil olmayan,
Yaptığı ettiği düşündüğü, O’na faydası olmayan
O Diyorsa Doğrudur, diye sadakatı olmayan,
Bir hesap-kitap uğruna gösterilen itaat sadakat hürmet ve fedakarlıklar, sahtedir.
Gözü kulağı eli dili kalbi beyni her bir azası ile sadakat göstermek, söyleneni yapmak , O’nu memnun etmek – O’nu anlamaya kavramaya ve yaşamaya çalışma gayreti ve çabası gütmek, dünya ve ahiret saadetimizin ilacıdır.
Zamanımıza ve Kur’an’a Tercüman olan ; tertemiz ve nurlu yüzüyle , hikmetli, yüksek ve benzersiz bir akla sahip olması, üstün ahlakına , isabetli konuşmaları, her hareketi hikmetli, aldığı her karar Allah’ın ilhamı ile isabetli olan, ERBAKAN’IN VE MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN KENDİSİ OLAN MİLLİ ÇÖZÜM’E – ÜSTAD AHMET AKGÜL’E şükranlarımı ve bağlılıklarımı arzederim.
KEHF SURESİ 110. AYET
De ki: “Şüphesiz Ben, sadece sizin benzeriniz olan bir beşerim; ancak Bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedilmektedir. (Ben size Allah’ın emirlerini tebliğ etmekteyim.) Kim Rabbine (O’nun rahmetine, cennetine ve rü’yetine) kavuşmayı umuyor (ve arzuluyor)sa, artık (İslami, insani ve milli görevlerini, meslek ve memuriyetini tam ve sağlam yaparak) salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O’na ortak etmesin (insanlara gösteriş ve riyakârlık yapıp amellerini boşa vermesin).”
Elbette zafer bekleriz, kutlu günler va’dedildi
Unutma hepsi hayaldir, nice bırakıp gidildi
Kardeşlerin kırma sakın, gönül yapan tatlı dildi
Milli Çözüm Sırat gibi, geçmemize pek az kaldı
Haydi kardeşler olalım, göçmemize pek az kaldı…
Dost ahbap kabre taşırlar, üç beş gün yasın tutulur
Hizmet iyilik dışında, sonra hepsi unutulur
Kardeşine kem söz etme, sanma yenilir yutulur
İyi kötü neler yaptık, ölçmemize pek az kaldı
Sahici kardeş olalım, göçmemize pek az kaldı…
Ahirette insanın eline sadece bu harman yeri olan dünya da yapıp etti ise o kalır. Ne ekersen onu biçersin çünkü Allah’ın kanunu budur. İyilik edersen ihlas ve ihsan içinde Allah sana verir cennet cemal O ki sonsuz adalet sahibidir ne ekersen onu biçersin…
TELEF OLAN ÇOKTUR, SADIK MÜMİN AZ KALDI
Hata günah kayarız, müstağni değiliz
Niyet ve tıynetimiz, kendimiz biliriz
Bazen tökezlesek, kalkmayı bilmeliyiz
Nasuh bir tövbe ile, şeytan seren az kaldı
Telef olan çoktur, sadık mümin az kaldı…
Kardeş malı devşirip, zulm ekip biçersin
Hırsızlık ve hazımsızlık, iman nasıl yeşersin
Maddi manevi rızkı, nefsinden mi bilirsin
Haram beş peşindesin, helal bir’ci az kaldı
Telef olan çoktur, sadık mümin az kaldı…
Köprü olsa kardeşin, basıpta geçme
Gözden düşsende, gönülden düşme
Mal makam uğruna, Salebe gitme
Kömür olmak kolay, elmas olan az kaldı
Telef olan çoktur, sadık mümin az kaldı…
Yapma be kardeş, nefsin haddini aştı
Vicdan terazine bak, gör nasıl şaştı
Üzülürüz haline, uykumuz kaçtı
Nuh’a iman edip, gemiye binen az kaldı
Telef olan çoktur, sadık mümin az kaldı…
Yazıp söylenenler, yaptıklarına aynadır
Biliriz sözlerimiz, mümin kalbe dokanır
Maksat yermek değil, seni hayra katmaktır
Bir avuç sadığız, Hakk’a çağıran az kaldı
Telef olan çoktur, sadık mümin az kaldı…
İnnemel mû’minûne ihvetun, sırrına erelim
Kendi nefsini değil, kardeşimizi seçelim
Rızkın sahibi Muğni,’dir, haddimizi bilelim
Dünyanın müşterisi çok, Ukba seçen az kaldı
Telef olan çoktur, sadık mümin az kaldı…
Gelene sevinir, gidene üzülürüz
Hak rızası için, aynı safta yürürüz
Fahr-i Kâinât’ın, Akgül açan gülüyüz
Hısım akraba gitti, Milli Çözüm yar kaldı
Telef olan çoktur, sadık dostlar az kaldı…
1- Müstağni : Gözü gönlü tok, elindekiyle yetinmesini bilen (kimse).
2- Tıynet : yaradılış, huy
3- Salebe : Zenginlik uğruna, Peygamberimizin (s.a.v.) “Salebe’ye, yazık oldu!” hitabına sahip olan kişi.
4- İnnemel mû’minûne ihvetun : “Muhakkak ki Müslümanlar ancak kardeştir” (Hucurat 10)
5- Muğni : Dilediği kulu her türlü ihtiyaçtan kurtaran (Allah cc)
Tövbe ve af ne güzel birşey
Bizler milli çözüm içerisinde imtihan ediliyoruz bilginiz olsun
Milli Çözümün Ruhuyla
Milli Çözüm canımız, ruhumuzdur beslenir,
İyiyle kötüyü ayırır, Hakkı bize seslenir.
Erbakan’ı sevdirir, Siyonizme vurdurur,
Eğer ben bensem, sebebi Milli Çözüm’dür.
Kucaklaştırır bizi, cihadı öğretir,
Kardeşliği pekiştirir, birliktir, ürettirir.
Adil Düzen’i anlatır, hepimize rehberdir,
Eğer ben bensem, sebebi Milli Çözüm’dür.
Mazlumun hakkını savunur, zalime karşı durur,
İslami dayanışma, gönülleri hep bulur.
Filistin davasında, safları sıklaştırır,
Eğer ben bensem, sebebi Milli Çözüm’dür.
Hak ve adalet için, yol gösterir önümüz,
D-8’le güçlenir, büyür gücümüz.
Erbakan’ın izinden, yürürüz hep birlikte,
Eğer ben bensem, sebebi Milli Çözüm’dür.
Bir insan kendi kusur ve kabahatlerini düşündüğünde, utancından başkasının yüzüne bakmaya mecali kalmayacaktır. Kendi hatalarını düzeltmekle uğraşmaktan, artık başkalarıyla vakit bulamayan insan, bahtiyar insandır.”
1- Her şeyden önce İslâmı temel kaynaklarından, doğru ve doyurucu biçimde öğrenmek, İslâmın her konudaki emrini bilmek,
Biz bunları Ahmet akgül hocamızdan ögrendik.
2- Öğrendiğimiz İslâmi esaslara göre yaşamak, Kur’an’ın hükmünü hayatımıza tatbik etmek,
3- Her yerde, her halde ve her meselede mutlaka İslâm’a göre yani İslâmca düşünmek.”
Yani, itikat ve ilmihal konularını öğrendiği ve bildiği bir kısım ibadetleri yerine getirdiği halde; ticaret, siyaset ve devlet hayatında müşrikler gibi düşünen, olayları batılı ve cahili ölçülerle değerlendiren bir kimse, hakikat nazarında mü’min sayılamaz.
Saadet Partisi Milli Görüşün adresi, MİLLİ ÇÖZÜM ise KENDİSİDİR. Şu halde ahir zamanın en büyük olayı cereyan ederken yüksek bir İmanla şeytanın şaheserine kafa tutarak oyunları bozan bir ELÇİ’ye taraf olma nimetinin şükrünü nasıl yapacağız? En azından bunu yapamasak bile NANKÖR olmaktan korkmalı, böylesine Kutlu birinin biz aciz kulları muhattap almasının kıymetini nasıl bir kenara koyabiliriz. Engin şefkat ve merhametiyle halen hastalıklarımızı tedavi için çırpınmasının hakkını nasıl ödeyeceğiz. Muhterem Ahmet Akgül Hocam biz şahidiz siz halen tüm insanlığın dertleriyle beraber bizler için çabaladınız. Sizi üzdük hakkınızı helal ediniz.
Gel dostum kibirden, “Ben”den uzak dur
Dinsiz felsefeden, fenden uzak dur
Nefsi siyasetten, sen de uzak dur
Sözleri tok özü, koftan usandım!..
KENDİNİ AKILLI SANAN SİNSİ KAFALARA:
“Kim Resul’e itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiştir. (Hz. Peygamber; hem tebliğ hem de teşri -hüküm belirleme- ile görevli ve yetkilidir.) Kim de (Resul’den ve Sünnet’inden) yüz çevirirse (o hüsrana düşecektir), Biz Seni onların üzerine zorlayıcı bir bekçi göndermedik ya!..
(Sana karşı) “Tamam-kabul!” (itaat edeceğiz) derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup geceleyin karanlıklarda (gizli odalarda ve kendi aralarında) toplanarak Senin söylediğinin tam tersini kurgular (ve konuşurlar). Oysa Allah, karanlıklarda (gizli ortamlarda ve sinsi kafalarla) neler kurduklarını (biliyor ve) yazıyor. Sen onlardan (bu tutarsız ve münafık tavırlarından) yüz çevir ve aldırma! Allah’a tevekkül et, Vekîl olarak Allah kâfidir.” Nisa: (80-81)
“(İslam davasını ve iktidar imkânlarını istismar ve suistimal ederek, aslında) Kendi nefislerine hıyanet edenleri de savunma. Çünkü Allah (CC) daima (ve her fırsatta) hainlik yapan ve günahlara dalan kimseleri asla sevmez.
Onlar (hıyanet ve kötülüklerini) insanlardan (sakınıp) gizlerler de Allah’tan (utanıp) gizlemezler. (Ve O’nun kahrına uğrayacaklarını düşünmezler.) Oysa, (Rabbinizin) asla hoşnut olmayacağı sözden (sinsi ve siyasi projelerden ibaret hıyanet girişimlerini) ‘geceleri (ve gizlice) düzenleyip kurarlarken’, O (Allah) onlarla beraberdir. Allah (kullarının) bütün yaptıklarını (ilmiyle ve kudretiyle) kuşatıvermiştir.” (Nisa: 107-108)
“SEN HERKESİ KÖR; ÂLEMİ SERSEM Mİ SANIRSIN?”
Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,
Âdem görünen harları âdem mi sanırsın?
(Dünyayı arasan binde bir insan bulamazsın,
İnsan görünümündeki eşekleri insan mı sanıyorsun?)
Bil illeti, kıl sonra müdâvâta tasaddî,
Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın?
(Önce hastalığın ne olduğunu bil, sonra tedaviye başla,
Her merhemi her yaraya merhem olur mu sanıyorsun?)
Hâlî ne zaman kaldı cihân ehl-i tama’dan,
Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın?
(Bu dünya ne zaman açgözlülerden yoksun kaldı,
Sen kendini bu dünyaya çok gerekli mi sanıyorsun?)
En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?
(En ummadığın senin içyüzünü keşfeder,
Sen herkesi kör, halkı sersem mi sanıyorsun?)
Rabbimiz bizleri şuurlu, samimi ve elçi ye tam itaatle bağlı olanlar dan eylesin..
Bu hikmetli,hakikatli,şefkat ve muhabbet dolu şiir nedeniyle;daralan yüreklere ferahlık…Hüzün dolu gönüllere surur bahşeden Rabbimize sonsuz hamd olsun…Resül’ün hayat bahşeden asil yaşamını kendisine örnek edinmiş..Onun yüce davasının sadık temsilcisi ve takipçisi olan,kendisine talebe olabilmeyi büyük şeref bildiğimiz Kutlu Elçi’nin müminler ve kardeşleri konusundaki hassasiyetini Tevbe 128 ayeti ne güzel tanımlamaktadır:
“Andolsun ki size kendi içinizden; (her türlü) sıkıntıya düşmeniz (ve zorluk çekmeniz) Onun gücüne gidip izzeti nefsine dokunan, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Elçi gelmiştir.”
Tevbe Suresi 128
Başta zalim nefsim olmak üzere!..Hiç birimizin kendimizi müstağni görmeden okumamızda çok büyük yarar olacak şu ayet ve hadislere kulak kesilmemiz de oldukça faydalı olacaktır:
“(Yoksa) Ben (böbürlenip) nefsimi temize çıkaramam (böyle bir düşünce peşinde değilim). Çünkü -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- gerçekten (her insandaki) nefis var gücüyle kötülüğü emredicidir. Şüphesiz, benim Rabbim, Bağışlayandır, Esirgeyendir.”
Yusuf Suresi 53
“Ama hayır; gerçekten insan, (eline imkân ve fırsat geçince, maalesef rütbesine ve servetine güvenerek şımarıp) azgınlaşmakta ve haddini aşmaktadır
Kendisini müstağni (ve müstesna) gördüğünden (ve artık kimseye ihtiyacım kalmadı zannettiğinden böyle davranmaktadır).”Alak Suresi 6-7
“(Unutmayınız ki!) Ancak (ve muhakkak) mü’minler kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin (ve bu amaçla, yeryüzünde etkin ve yetkin bir barış ve bereket düzenini yerleştirin) ve Allah’tan korkup (haksızlık ve ahlâksızlıktan) sakınıverin; umulur ki esirgenirsiniz.”
Hucurat Suresi 10
“(Eğer gerçekten iman ediyorsanız) Allah’ın ipine (Kur’an hükümlerine) hepiniz birden (el birliği içinde) sımsıkı sarılın. (Sakın) Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir vakit sizler birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. (Ümmet ve uhuvvet şuuruyla güç kazandınız.) Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, (Kur’an ve Resulüllah sayesinde) oradan sizi kurtarmıştı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.”
Al-i İmran Suresi 103
“Ey iman edenler! Allah için Hakkı (İslam’ın adalet nizamını) sağlayıp uygulayan (mü’minler) ve (hep haklıyı) savunan (hâkimler ve yetkililer olun) ve mutlaka doğruluk ve hakkaniyetle şahitlikte bulunan (daima Hakkı üstün tutan ve Adil Düzeni kurup korumaya çalışan) kimseler olun. (Tanık olduğunuz bir olayı olduğu gibi anlatın, yorum yapmayın, taraf tutmayın, hâkimi yanıltmayın.) Herhangi bir kavme (partiye, meşrebe, tarikata veya kişiye) olan kininiz (kırgınlık ve kızgınlığınız) sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin!.. (Karar verirken his ve heyecanlarınızla değil, aklınız ve vicdanınızla davranın, İslam’ı esas alın ve mutlaka) Adil olun ki takvaya yakın olan (ve yakışan) budur… Her halde Allah’tan korkun. Çünkü O bütün yaptıklarınızdan Haberdardır.”
Maide Suresi 8
Allah, zulme (haksız itham ve iftiralara) uğrayanlar(ın hâkim karşısında konuşup hakkını savunması) dışında, kötü sözün (ve çirkin işlerin) açığa vurulup söylenmesini sevmez. (Fitneyi azdırıcı ve huzur kaçırıcı konuşmalardan ve dedikodulardan sakınmak lazımdır.) Her şeyi hakkıyla İşiten ve Bilen Allah’tır.
Nisa Suresi 148
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah”ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman”ın din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl olmaz!”
(B6076 Buhârî, Edeb, 62)
“Ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) Zandan (ve tahmini kurgulardan) çoğunlukla kaçının; çünkü zannın (haksız ve alâkasız olan) bir kısmı günahtır (ve yalandır. Ve sakın) tecessüs de yapmayın (birbirinizin gizli ve ayıp yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini de yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte (nasıl) bundan tiksindiniz. (Öyle ise) Allah’tan korkup (başkalarına kötülük düşünmekten ve küçük düşürmekten) sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok Esirgeyendir.”
Hucurat Suresi 12
“Ey iman edenler! Allah için Hakkı (İslam’ın adalet nizamını) sağlayıp uygulayan (mü’minler) ve (hep haklıyı) savunan (hâkimler ve yetkililer olun) ve mutlaka doğruluk ve hakkaniyetle şahitlikte bulunan (daima Hakkı üstün tutan ve Adil Düzeni kurup korumaya çalışan) kimseler olun. (Tanık olduğunuz bir olayı olduğu gibi anlatın, yorum yapmayın, taraf tutmayın, hâkimi yanıltmayın.) Herhangi bir kavme (partiye, meşrebe, tarikata veya kişiye) olan kininiz (kırgınlık ve kızgınlığınız) sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin!.. (Karar verirken his ve heyecanlarınızla değil, aklınız ve vicdanınızla davranın, İslam’ı esas alın ve mutlaka) Adil olun ki takvaya yakın olan (ve yakışan) budur… Her halde Allah’tan korkun. Çünkü O bütün yaptıklarınızdan Haberdardır.”
Maide Suresi 8
“Şüphesiz ben ancak sizin gibi bir insanım. Zaman olur ki bana sizden davacılar gelir de bazınız (haksız iken) maksadını daha düzgün ve inandırıcı bir şekilde anlatmış olabilir, ben de o güzel ve düzgün sözleri doğru zannederek onun lehine hükmetmiş olabilirim. Böyle kimin lehine bir Müslümanın hakkını hükmetmişsem (o bilsin ki) bu, ancak ateşten bir parçadır. İster alsın ister bıraksın.” (Buhârî, Mezâlim, 16)
ELHAMDÜLİLLAH!
FİTNECİLERİN, KÖTÜ NİYETLİLERİN, HASETLERİN, ÇEKEMEYENLERİN OYUNU BOZULDU. KARDEŞLİK ORTAMI TEKRAR SAĞLAND!!!!
Gerçek şu ki; münafıklar Allah’ı aldatmaya (çalışmaktadırlar). Oysa asıl O (Allah) onları aldatıp (oyalamaktadır). Onlar ki namaza kalktıklarında, tembel ve isteksizce davranmaktadırlar, (her konuda) insanlara (yaranmaya çalışmakta ve) riyakârlık yapmaktadırlar ve Allah’ı çok az hatırlamakta (Kur’an’ı okuyup anlamaya ve zikirle uğraşmaya yanaşmamakta)dırlar. Nisa 142
Siyonist şeytana ve onun uşaklarına en okkalı tokatı vuran Milli Çözüm’e meşguliyet çıkarmak isteyen ancak bu sesi susturmak isteyene yardım eder. İşte bu nedenle en çok ihtiyaç duyulan zamanda şiirimizde geçen hakikatlerin muhatabı olduğumuzu bilmeliyiz.
Bak siyonist şeytan, kardeşimi boğazlıyor
Bizden para silah değil, kardeşim dua istiyor
Bana ne olmuş ki böyle nefsim azıtmış gidiyor
Daha kaç kere söylensin, nefsim dikkate alsana
Ya yüzünü dön davaya ya da yoluna baksana!
Milli Çözüm hürmetine, medet Ya Rabb…
Meali Kerim hürmetine, medet Ya Rabb…
Dost kardeşler hürmetine, medet Ya Rabb…
Akgül Hocam hürmetine, medet Ya Rabb…
Aziz Hocam hürmetine, medet Ya Rabb…
Affet Ya Rabb, tevbe Ya Rabb…
LütfetYa Rabb…
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun. Ve selamun alel mürselin Velhamdülillahi Rabbil alemin…
Amin Amin Amin…
SAMİMİYET VE ŞUUR!
Artık her yer kerbela ve
Umutlar yayılır günlere
İki yüzlü münafık tiplere
Sözüm duyarsız herkese
İkilik çıkarır hayırsız
Kalınırmı buna kayıtsız
Ulaşılırmı sonuca sabırsız
Başarı olur mu, mayasız
Ölümü düşünen kim
Haydi kalk ayağa yiğidim
Fitne kol geziyor, bilirim
Tam yıkıldı derken, dirilirim
Samimiyet yok, şuur yok
Boşa kürek çeken, pek çok
Mazlum aç iken, yatılırmı tok
İman nuruyla bakandan, kork…
Tövbeye mani 4 şart
– Günahına SEVİNMEK
– Günahıyla ÖVÜNMEK
– Günahını KÜÇÜMSEMEK
– Günahında ISRAR ETMEK….
Rabbim sahtelikten ve samimiyetsizlikten korusun…
Rabbimiz, kardeşliğimizi ve uhuvvetimizi daim kılsın. Kardeşliğimize halel getirecek söz ve davranışlardan bizleri muhafaza eylesin.
Şefkat, merhamet, saygı ve nezaketle hareket edenlerden etsin. Tüm hatalarımızı bağışlasın.
Milli Çözüme ve Üstad Ahmet AKGÜL Hocamıza sadıklardan ve samimiyetle gayret edenlerden eylesin.
Rabbim Muhterem Hocamıza hayırlı huzurlu bereketli ömürler ver.Onu başımızdan eksik etme tüm kardeşlerimizle uhuvetimizi ve mevedettemizi artır.Milli Çözüm üzere ayaklarımızı sabit kıl.Gayretimizi arttır.Bizleri rızai ilahine ulaştıracak ameller nasip et.Amin Amin Amin