YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
661b08c61a235
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 7 6 1 9
Bugün : 1662
Dün : 26764
Bu ay : 300248
Geçen ay : 453014
Toplam : 23079212
IP'niz : 3.238.235.248

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIĞINA

KARŞI ÇIKANLARI İYİ TANIYIN!

      

Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığına:

A- Sn. Recep T. Erdoğan, kurmayları, yandaşları ve kiralık yazar ve yorumcuları şiddetle karşıydı… Hatta Kılıçdaroğlu’nun açık farkla seçimi kazanacağı kuşkularını gizlemeye çalışsalar da korkuları yüzlerine yansımaktaydı ve niyetleri sırıtmaktaydı!..

B- Altılı Masa’daki ittifak ortakları ve hele İYİ Parti ve kurmayları, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşıydı… “Kazanacak bir aday lazım!..” bahanesine sığınsalar da, bunun altında çok daha derin hesapların yattığı açıktı. Oysa İYİ Parti’ye, emanet 15 (on beş) Milletvekili katarak ayakta kalmasını ve siyasette söz sahibi olmasını Sn. Kılıçdaroğlu sağlamıştı. Bu vefasızlığın ve insafsızlığın altında neler yattığını anlamadan gerçek niyetlerin ve Siyonist projelere hizmet eden işbirlikçilerin anlaşılması imkânsızdı…

C- Temel Karamollaoğlu’nun, hem geçen seçimlerde hem bu süreçte, Kılıçdaroğlu’na karşı Abdullah Gül’ü ortaya atması da manidardı. Bu Abdullah Gül ki; Tayyip Erdoğan’dan önce, resmen ve alenen Erbakan Hoca’ya başkaldırmış ve Recai Kutan’a karşı SP Genel Başkanlığı’na aday olmuş insandı. Onun için Erbakan Hoca’nın: Siyonist İsrail baltasına, İslamcı sap olmuş kişi…” dediği unutulmamıştı. Yani Temel Bey’in hâlâ bu Abdullah Gül sevdasını hayra yormak ahmaklıktı!..

Ç- Güya solcu, sosyalist ve CHP’li tavır takınan, ama Siyonist ve emperyalist odakların adamı oldukları, onların ağzıyla konuşmalarından anlaşılan yazar ve yorumcu takımı da, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşıydı!?

D- Bunlardan daha enteresanı, CHP teşkilatlarında ve Kemal Bey’in etrafında bulunup da, Siyonist saplantılı ve Masonik bağlantılı insanlar da Sn. Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşıydı, daha doğrusu “çomak sokmak ve karıştırmak” için fırsat kollamaları dikkatlerden kaçmamaktaydı!..

Peki bütün bunları nasıl yorumlamak lazımdı?

1- Sn. Kılıçdaroğlu Altılı Masa’yı kuran ve Millet İttifakı’nı ayakta tutan insandı…

2- Kılıçdaroğlu İYİ Parti’yi canlandıran ve barajı aştırıp siyaset imkânı sağlayan insandı… Hatırlanacağı üzere 15 Milletvekili CHP’den ayrılıp İYİ Parti’ye katılmışlardı ve Meral Akşener bu jestinden dolayı Sn. Kılıçdaroğlu’na teşekkür ve takdirlerini sunmuşlardı.

3- Devletin işleyişini tanıyan bir insandı…

4- Erdoğan’ın ve iktidarlarının talan ve tahribatlarına dirayet ve cesaretle karşı duran bir insandı…

5- Adaylığı konuşulanlar arasında; toplumun çok önemli kesimine ve hele kararsız kimselere umut ve heyecan aşılayan bir insandı.

Öyle ise, onun adaylığına karşı çıkan, ciddi ve gerçekçi bir aday da ortaya koyamayan ittifak ortakları, acaba neyi amaçlamaktalardı ve kime çalışmaktalardı?

6- Ve hele Sn. Kılıçdaroğlu’nun birçok konuşmasında, bir Kur’an ayetine dayanarak ve Rahmetli Erbakan’ın sloganına sahip çıkarak “Hak gelince, Bâtıl zail olup gidecek!” çıkışı acaba kimlerin canını sıkmıştı?

İYİ Partililer, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına Neden Karşıydı?

2021’den beri Meral Akşener’in yardımcılarından, Kılıçdaroğlu’na yönelik açıklamalar soru işaretlerine yol açmaktaydı.

Seçim tarihi yaklaştıkça en merak edilen soruların başında, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının kim olacağıydı. Son dönemlerdeki performansına bakanlar, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı öne çıkıyor” değerlendirmesini yapmaktaydı.

Ama birileri ve özellikle İYİ Parti yetkilileri, sürekli İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ismini öne çıkarmaktaydı.

26 Kasım 2021 Cuma günü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İstanbul’da katıldığı bir açılışta, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik “Bu çalışma performansınızın devamını dilerim, çünkü Cumhurbaşkanlığı seçiminde lazım” çıkışı kafa karıştırıcıydı. Akşener’in bu sözleri sosyal medyada, İmamoğlu’nun adaylığına göz kırptığı şeklinde yorumlanmıştı.

Ancak İYİ Parti’den asıl dikkat çeken açıklamaların, bunun ardından peş peşe genel başkan yardımcılarından gelmesi enteresandı.

İlk olarak İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Habertürk muhabiri Mahir Kılıç’a yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası Cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili “Kendisinden talip olduğunu duymadım. Herkes idealist davranmalı. Nefis zamanı değil” demiş ve kazanamama ihtimali olan bir isme “evet” demeyeceklerini açıklamıştı.

Bu açıklamadan sonra İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı yine Habertürk’e yaptığı açıklamada, “Kemal Bey, Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Ancak adayların tespiti sırasında en fazla seçilme ihtimali olan ve birinci turda seçilmeyi sağlayacak, bunu riske sokmayacak adayın tercihi doğru olur” demekten sakınmamıştı. Anlaşılan bunları bu şekilde birileri doldurmaktaydı. Eski bir CHP’li olan, şimdilerde İYİ Parti Genel Başkan Danışmanı olarak görev yapan Aytun Çıray da benzer ifadeler kullanmıştı. Ancak Kemal Özkiraz: “Kemal Kılıçdaroğlu Alevi ve Solcu olduğu için İYİ Partililer onun Cumhurbaşkanı adaylığına sıcak bakmıyor!” şeklinde iddialar ortaya atmışlardı.

“Meral Akşener’den, Kılıçdaroğlu’na “Aday Olma!” mesajı mıydı?

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, Altılı Masa liderlerinin Saraçhane’de Ekrem İmamoğlu’na destek mitinginin, fiilen seçim kampanyalarının başlangıcı olduğunu belirterek, ‘Akşener’in vücut dilini şu sıralar iyi izlemek gerekiyor’ diye yazmıştı. “Akşener bu hareketle Kılıçdaroğlu’na ‘Ağabey, kendi adaylığını ilan etme’ mi demek istiyordu?” diye soran Yetkin, Akşener’in vücut dilini şu sıralar iyi izlemek gerektiğini vurgulamıştı.

DEVA lideri Ali Babacan’ın İmamoğlu’nun uğradığı yargı haksızlığıyla beraber HDP’nin önceki eş başkanlarından Selahattin Demirtaş ve CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndan alınan Canan Kaftancıoğlu’nu anması dikkatlerden kaçmamıştı.

Ama günün en enteresan hareketini mitingin sonlarına doğru Akşener yapmıştı. Akşener adeta İttihat ve Terakki’nin İkinci Abdülhamid’e yüklenmesi gibi -söylemesi zor da olsa- “kahrolsun istibdat (baskı), yaşasın hürriyet” sloganını tekrarlamıştı.

Akşener’e dek İmamoğlu, liderleri anons edip kürsüye kadar eşlik ederek sonra geri çekiliyordu. Ama Akşener İmamoğlu’nun çekilmesine izin vermedi, “sen kal” dedi; elini tutup bir süre öyle konuşmuşlardı. Bu tutum diğer partileri dalgalandırmıştı. Acaba Akşener bu hareketle Kılıçdaroğlu’na “Ağabey, kendi adaylığını ilan etme” mi demeye çalışmıştı?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkan ve üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak kararı verilmesinin ardından (oysa henüz yargı süreci tamamlanmamıştı, en hızlı haliyle bile sonucun seçim öncesine alınması imkânsızdı.) Metropoll Araştırma’nın sahibi Özer Sencar, kasım ayında davaya ilişkin yaptıkları anketin sonuçlarını paylaşmıştı.

Metropoll Araştırma’nın Türkiye’nin Nabzı Kasım 2022 araştırmasında “Sizce Ekrem İmamoğlu’na açılan dava gerçekte bir hakaret davası mıdır yoksa siyasi bir dava mıdır?” sorusunu katılımcıların yüzde 17.6’sı “Hakaret davasıdır”, yüzde 44.6’sı “Siyasi bir davadır”, yüzde 30.9’u ise “Davadan haberim yok” şeklinde yanıtlamışlardı.

Son seçimde AKP’ye oy verdiğini belirten katılımcıların yüzde 40’ı davadan haberdar olmadığını belirtirken, “Siyasi bir dava” diyenlerin oranı yüzde 28.3 olarak saptandı. AKP’li olup da “Hakaret davası” diyenlerin oranı ise yüzde 24.2’de kalmıştı.

Cumhur İttifakı’nın bir diğer ortağı olan MHP seçmeninin ise yüzde 32.9’u davadan haberdar olmadığını vurguladı. Yüzde 39.8’i “Siyasi bir dava”, yüzde 22.2’si ise “Hakaret davası” olduğuna inanmaktaydı.

Artık herkesin şunu anlaması lazımdı: İktidar kesiminin ve arkasındaki merkezlerin hesabı açıktı;

“Görünüşte İmamoğlu’na ateş edelim ama gerçekte Kılıçdaroğlu’nu vuralım. Masa’nın 6 ayağını ve hatta 7 ayağını “Kılıçdaroğlu mu – İmamoğlu mu?” diye ikiye çatlatalım. Bunları birbirleriyle boğuşturalım ki, halk onları umut olarak görmekten uzaklaşsın!”

“Ekrem İmamoğlu’nun kendine açılan hakaret davasından 2 yıl 7 ay mahkûmiyet kararı alması, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından panik, İmamoğlu tarafından ise sevinçle karşılandı. Karardan önce Berlin’e giden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, acil olarak ilk uçakla geri döndü, ancak Ekrem İmamoğlu’nun Meral Akşener’le o neşeli fotoğrafı vermesine engel olamadı.

Yargıdan çıkan bir hapis kararını insanların sarılarak sevinçle karşılaması sahiden ilginç bir durum. Zaten bu ceza onun Cumhurbaşkanı adayı olmasına engel değil. Bu karar İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkilemesi yönünden yok hükmünde sayılır.” diyen Mehmet Barlas gibi yandaş takımındaki telaş ve tedirginlik giderek artmaktaydı…

Yandaşların Sevinç Çığlıkları!

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in milletvekillerine yaptığı “Benimle bu kutlu yürüyüşe var mısınız?” çağrısını Cumhurbaşkanlığı adaylığı sinyali olarak yorumlamıştı. Abdülkadir Selvi’ye göre: Şimdiye kadar “Ben başbakanlığa talibim” diyen Akşener, bu sözleriyle ilk kez Cumhurbaşkanı adaylığını açığa vurmuşlardı.

Hatırlanırsa, Kemal Kılıçdaroğlu da CHP’nin İzmir Seferihisar kampında, “Siz gerçekten benimle birlikte misiniz?” diye çıkış yapmıştı. Kılıçdaroğlu daha kürsüden inmeden Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş destek tweet’leri atmıştı. Bu gelişme üzerine Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığı kesinleşti yorumları bile yapılmıştı. Şimdi Meral Akşener’in, “Benimle bu kutlu mücadeleye var mısınız?” çağrısı da aynı şekilde algılanmıştı. Akşener, Cumhurbaşkanı adaylığı sinyalini verdi diyen yandaşların bu sevincinin altında yatan ne olaydı?

Sn. Erdoğan’ın Yorumları ve Alâkasız Yaklaşımları!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İBB’nin Hiranur Vakfı’nın binasını mühürlemesini “Belediye Başkanı şov yapıyor” şeklinde değerlendirirken, Ekrem İmamoğlu davasıyla ilgili hiçbir yorumda bulunmamıştı.

6 yaşındaki çocuğun evlendirilmesi konusuna değinen Sn. Erdoğan’ın; “Şimdi bu konuyla ilgili bile Sayın Kılıçdaroğlu bir şeyler söylüyor. Kılıçdaroğlu’nun bu konularda biraz insafı olsa, önce kendi partisinin içerisindeki tacizlere, tecavüzlere yolsuzluklara bir bakmasında fayda var. Şu anda kendi partisi kaynıyor, tacizlerle kaynıyor. Yani neredeyse Türkiye’de hiçbir il yok ki oradaki teşkilatında bu tür taciz, tecavüz olmasın. Ama bakıyorsun bazıları şov yapıyorlar. Hatta kalkıyor belediye başkanı, işte bu vakfın uzantısı vakfa giderek, o vakfın kapatılması gibi şeylerle şov yapıyor!” diyerek alâkasız yorumlarla konuyu saptırmaya çalışması dikkatlerden kaçmamıştı!

ABD’nin İmamoğlu Çıkışı ve Perde Arkası!

İmamoğlu’na YSK üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle verilen hapis cezasına bir tepkinin de ABD’den gelmesi enteresandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “ABD, Türk mahkemesinin İmamoğlu’nu 2 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırması ve siyasi faaliyetlerden menetmesinden büyük bir üzüntü duymuş ve hayal kırıklığına uğramıştır. İmamoğlu’nun mahkûmiyeti insan hakları, temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğüne saygı ile çelişmektedir. Hükümeti, hak ve özgürlüklere saygı göstermeye çağırıyoruz.” sözleriyle bu kararı kınamıştı.

Oysa bu tezgâhın arkasında ABD’nin ve Siyonist mahfillerin parmağı aranmalıydı. Çünkü Kılıçdaroğlu’na karşı İmamoğlu’nun parlatılması bir Siyonist plandı. İmamoğlu mağduriyet edebiyatıyla öne çıkarılacak, Kılıçdaroğlu da bu propaganda dalgasına mecbur ve mahkûm bırakılacaktı.

İstanbullular İradelerine Sahip Çıkmışlardı!

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis ve siyasi yasak kararının ardından İstanbullular Saraçhane’de toplanmıştı. Bu buluşmaya, ceza sonrası toplantı kararı alan Altılı Masa liderlerinin yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katılmıştı.

Saraçhane meydanını dolduran binlerce İstanbullu, “Hak, hukuk, adalet”, “Hükümet istifa” sloganları atmıştı. Altılı masa liderlerinin birer konuşma yaptığı buluşmada ‘adalet’ vurgusu öne çıkmıştı.

Mitingde ilk sözü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu almış, “Bu dava Ekrem İmamoğlu davası olarak algılanmamalıdır… Bu dava ülke davasıdır, bu dava adalet davasıdır, bu dava eşitlik davasıdır. Çünkü biz bu davayı çocuklarımıza güçlü ve demokratik bir Türkiye bırakma davası olarak görüyoruz. Ben, sen ya da o değil, herkes kazanacak. Herkes kazanacak ve her şey çok güzel olacak” şeklinde konuşmuşlardı. Anlaşılan kendisini “Cumhurbaşkanlığı havasına” iyice sokmuşlardı…

Memduh Bayraktaroğlu’nun İlginç Saptamaları

“…İmamoğlu’nun bu duruşması bilhassa bugünlere kadar adeta kasten sarkıtıldı. Önce beraat kararı verecek olan hâkim görevden alındı. Artık belliydi ki hâkim beraat kararı verecek; görevden aldılar. Bir süre daha bekletip, işte bu hâkim atandı. Duruşmada İmamoğlu’nun avukatına; “Bu laf yani ahmak lafı Yüksek Seçim Kurulu’na kullanılmamıştır” diyerek bir nevi ihsas-ı rey açıkladı. Yani “Bu mahkemeden beraat çıkacağını” imaya çalıştı.

…Neyse, işte bugün yargılama yapıldı ve bir karar vermek neredeyse saat 10:00’dan 18:00’e kadar, yaklaşık 8 saat uzadı. Tabi hâkim yalnızdı, yani sağ tarafında bir üye, sol tarafında bir üye yoktu. Burası bir Asliye Ceza Mahkemesi… Ağır Ceza Mahkemesi olsa anlarım. “Hâkimler karar için süre aldılar, odalara çekilip, aralarında tartıştılar, sonra da kararı açıklamak için duruşmaya katıldılar” desek bu doğaldır… Yahu burası Asliye Ceza Mahkemesi, tek hâkimi vardı… Bu neyin arası tartışması?! Acaba ortada müthiş bir pazarlık mı yapıldı?

Sonra Sn. Meral Akşener ve kurmayları ve hatta Fox TV Ana Haber sunucuları “İmamoğlu seçim yasaklısı haline geldi, İmamoğlu’na siyaset yasağı geldi…” demeye başlamışlardı. Ya ayıptır ya, ayıptır ya… Türkiye’nin en çok izlenen ana haber kanalı böyle bir haber ve hata yapmazdı. Yahu Ekrem İmamoğlu’na siyaset yasağı falan konulmamıştı. Henüz seçimlere 6 ay vardı. Üstelik İmamoğlu’nun 7 gün içinde İstinaf Mahkemesi’ne başvurma hakkı vardı. O aylar alacaktı… Ardından Yargıtay süreci başlayacak, yine aylar geçmiş olacaktı. Yani bu seçimlerden önce aleyhte bir kararın çıkması ve İmamoğlu’na siyasi yasak konulması imkânsızdı!.. Buna rağmen güya taraftar takımının hemen mağdur edebiyatı yapmaları kasıtlıydı. Anlaşılıyor ki böyle bir senaryo hazırlanmıştı!..

“Yahu anlayın artık diyorum ki, ‘Erdoğan’ın kafasında bir tek şey var. Kemal Kılıçdaroğlu aday olmasın da kim aday olursa olsun’ diye düşünüyor, bu yönde planlar kuruyor, anlayın artık!..

Biz Ekrem İmamoğlu’yla Akadlar Polis Okulu’nda ne güzel beraber çalıştık. Bizim Atatürk Yeşilköy Hava Limanı’nı yıkan müteahhidin işinde. Erdoğan’ın ne kadar müteahhit dostu varsa, yani pek de legal iş yapmayanlar; yani milletin anasını ağlatanlar… Hepsi İmamoğlu’nun arkadaşı, abisi, can dostlarıydı… Hatta bir kısmıyla ortak inşaat bile yapmıştı. Şimdi uyarıyorum, aman yaygara koparanlar durun yahu, bu ne tahrik, bu ne teşvik ya, bu ne bağırmalar, çağırmalar, konuşmalar, amacınız ne? Bunlar yanlış şeyler kardeşim. Bunlar yanlış şeyler. Allah korudu. Bu gece, birileri gitseydi İmamoğlu’nun o yaptığı meydan mitinginde ya bir şeyler yapsaydı? Abi çok geç saatte, 14’te 13’te 15’te karar verilmiş bir toplantı. İnsanlar birden toplandılar. Emniyet tedbir alamamış, engellemeye kalksa, başaramazdı… Peki ya provokatörler devreye sokulsaydı!? Allah korudu. Aman Ekrem Bey kardeşim. Aman ey siz dostlarım, arkadaşlarım, sevgili CHP’liler, sevgili İYİ Partililer, bilhassa sen sevgili Meral kardeşim… Ya yapmayın, etmeyin ya. Bu yaptıklarınızın hepsi yanlış! Germeyin bu ülkeyi, bu ülkeyi germeyin. Üstelik görüyoruz ki bu karardan çok memnunsun Meralciğim. Ben bütün gece gördüm seni. Sen bu alınan mahkeme kararından çok mutlusun! Sevgili Ekrem İmamoğlu da bu karardan çok memnun!”[1]

Oysa; “Eğer siyasette vefa varsa öyle arkadan dolaşmalar olmamalıydı. Öyle ABD büyükelçileri ile görüşmeler falan yapılmamalıydı. Sn. Ekrem İmamoğlu, Sn. Mansur Yavaş, diğer CHP B. Şehir Belediye Başkanları toplumda tanınmamalarına rağmen, Sn. Kılıçdaroğlu bunları aday yapmıştı. Bir iletişim stratejisi olarak adaylıklarını onaylamıştı. Altılı Masa’yı kuran irade ile ilgili tanınmamış kişileri aday yapmaktan sakınmamıştı. Sn. Kılıçdaroğlu’nun bu perspektifidir ki CHP Belediye başkanlarını ve CHP’yi bu konuma taşımıştır.

Sn. Kılıçdaroğlu, helalleşme çağrısıyla ve attığı duyarlı adımlarıyla Türkiye siyasetinde çok önemli bir çığır açmıştı. Bu nedenle Sn. Kılıçdaroğlu parlamenter sisteme geçişte mevcutlar içinde Cumhurbaşkanlığının en uygun adamıydı.

Cumhurbaşkanı adayının elbette devlet tecrübesi olmalıydı, temsil makamında olmalıydı, dürüst, namuslu ve güvenilir olmalıydı… Sn. Kılıçdaroğlu siyasete adım attığında, Sn. Deniz Baykal’dan parti merkezi için teklif yapılmıştı. Kılıçdaroğlu çalıştığı şirkete gidip diyor ki: “Siyaset yapmak istiyorum, parti meclisinde görev almak istiyorum, dolayısıyla ben artık şirketteki görevimden affımı diliyor, ayrılmak istiyorum.” Şirket yetkilisi: “Siz şirkete çok şey kattınız, şirkete devam edin, ama parti meclisinde de görev yapabilirsiniz.” teklifini sunuyor, ama Kılıçdaroğlu yine “yok” diyor. “Etik olarak ayrılmak gerektiğini düşündüğünü belirtiyor.” Sonra, Yönetim Kurulu Başkanı diyor ki: “Kılıçdaroğlu’nun çok emeği var. Biz aylığını devam ettirelim, kendisine katkı sunalım.” Sn. Kılıçdaroğlu 5 ay sonra emekli maaşını almaya gittiğinde bankamatiğe kartını taktığında bakıyor ki çok fazla para var. Anlıyor ki 5 aylık maaşını şirket yatırmış. O parayı şirkete hemen iade ediyor, hem de faiziyle beraber. Türkiye siyasetinde görmek istediğimiz aslında bu dürüst ve ilkeli yaklaşımdır.” diyenler haklıydı.

 


    [1] Memduh Bayraktaroğlu – 14 Aralık 2022 / https://www.youtube.com/watch?v=khXVSmObky4

 

 

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Ahmet AKGÜL

Ahmet AKGÜL

Yorumu Takip Et
Bildir
guest
18 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Harun G.....

İşin içinde işi görmek…
Milli Çözüm neredeyse 20 yıldır gerçekten de olaylara hep farklı bir pencereden bakarak ufkumuzu açıyor. Konuşulmayanı konuşup yazılmayanı yazıyor. Bu da elbette ve pek tabiidir ki yüksek bir feraset gerektirir. Oyun içinde oyunu görmek, Siyonizm’in oyunlarına gelmemek için Milli Çözüm okumak gerekir.

Ömer Ali

Ortaklığın arka yüzleri
Adaletin olmadığı yerde korku hâkim olur. Korku ise her türlü maslahat ve menfaatı ya zayıflatır ya da tamamen ortadan kaldırır. Bunun neticesi olarak toplumda muhabbet zarar görür. Toplumları ayakta tutan ise fertlerin birbirini sevip saymalarıdır. Ferdin kendine güvensizliği ferdi, eşlerin birbirine güvensizliği aileleri, ortakların birbirine güvensizliği ortaklığı, öğretmenin öğrenciye, öğrencinin öğretmene güvensizliği eğitimi, toplumun hâkime güvensizliği adaleti, askerin komutanına, komutanın askere güvensizliği galibiyetleri, halkın hükümete, hükümetin halka güvensizliği iktidarları, hizmet edenlerin amirlerine, amirlerin de hizmet edenlere güvensizliği hizmeti, kulların Allah’a (celle celâlühu) güvensizliği de dini imanı yıkar. Öyleyse emniyet ve itimat ferd, aile ve toplumların yegâne temel unsurudur. Bunları kaybedenler her şeyini kaybeder. Birbirine güvenmeyenlerin veya farklı planları olanların aynı ortamda kalma zorunluluğu onları perişan eder.
Makaleyi tarafsız ve dikkatle okuyup anlamaya çalışırsak çözümü bulacağız demektir.

Vahdet Nazlı

Planların üstünde plan vardır
Batılın planları asla bitmeyecek silahları hep değişecek ama asla vazgeçmeyecekler. Ama elbet bunun bir sonu olacaktır.

Mitingde ilk sözü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu almış, “Bu dava Ekrem İmamoğlu davası olarak algılanmamalıdır… Bu dava ülke davasıdır, bu dava adalet davasıdır, bu dava eşitlik davasıdır. Çünkü biz bu davayı çocuklarımıza güçlü ve demokratik bir Türkiye bırakma davası olarak görüyoruz. Ben, sen ya da o değil, herkes kazanacak. Herkes kazanacak ve her şey çok güzel olacak” şeklinde konuşmuşlardı. Anlaşılan kendisini “Cumhurbaşkanlığı havasına” iyice sokmuşlardı…

Mücahit Dinç

Allah’ın dediği olur…
Milli Çözüm yine haklı çıktı…
Adaylar arasında oyu en çok olan, adaylığa en uygun ismin Kılıçdaroğlu olduğunu defalarca yazılmıştı.
Özellikle son yaşanılan olaylar siyonizm ve işbirlikçilerinin Kılıçdaroğlu’nu istemediğini açıkça ortaya koyuyor.
Yıllardır muhalefetin insanları AKP’ye mahkum etme, kucağına itme oyunu İnşallah bu seçimde bozulacak.
“Siyonizm’in en büyük hedefi AKP’yi iş başında tutmaktır.” Prof.DR. Necmettin ERBAKAN

Cansel

Çünkü: “Cephe”si çözülmeden “veche”si (gerçek yüzü) görülmeyecektir.
Konuya farklı bir pencere açağını ve manzarayı daha geniş bir açıdan görebilmeyi sağlayacağını düşünerek, daha evvel dergimizde yayınlanan, “ŞAHSİYET VE SAMİMİYET ANALİZİ” başlıklı yazımızdan alıntı yapmak isterim…

[b]”Etiket ve etkinlik sahibi bir kişinin veya ekibin, çeşitli girişim ve gayretlerinin gerçek hedefini belirlemek… Ve neye-kime hizmet ettiklerini bilmek için; önce bunların hangi cephede olduklarının tespiti gerekir.
Acaba:
Milli ve yerli cephede mi, yoksa hain ve kirli cephede mi?
Dış güçlerin güdümünde mi, Kuvayı Milliye çizgisinde mi?
Şeytani ve şerli ekipten mi, yoksa Rahmani ve insani düşüncede mi?
AB’ci ve ABD’ci mi, yoksa Avrasya’cı ve D-8’ci mi?
Kısaca: Siyonist ve emperyalist hizmetçisi mi, yoksa haysiyetli bir direnişçi ve Adil Düzen’ci mi?
Sorularının doğru cevabı bulunmadan, partilerin, liderlerin ve kanaat önderlerinin; sözlerindeki ve girişimlerindeki asıl amaçlarını sezmek imkânsız gibidir.
Çünkü: “Cephe”si çözülmeden “veche”si (gerçek yüzü) görülmeyecektir. Safı ve tarafı bilinmeden, samimiyet ayarı ölçülemeyecektir.
Bir insanın veya camianın, hangi kutupta yer aldığını öğrenmek için de:
• a- Ergenliğinden erişkinliğine, sürdüregeldiği hayat serüveni; söylemleriyle eylemleri arasındaki tutarlılık seviyesi…
• b- Masonik ve münafık merkezlerin bu kişi veya ekibe karşı olumlu veya olumsuz tepkisi dikkate alınarak, uygun bir tespit ve teşhis yapılabilir.
Böyle bir tespit yapıldıktan ve hangi safta oldukları, aşağı-yukarı anlaşıldıktan sonra: Onların safına ve sıfatına uygun düşmeyen bazı görüş ve girişimlerini; aksine yorumlamak ve kendi konumuna ve karakter yapısına uygun siyaset ve stratejiler aramak gerekir. Yani hain cephedeki dış güdümlü şahsiyet ve hareketlerin, bazı hayırlı ve yararlı çıkışlarında bir aldatma ve art niyet…
Milli cephedeki kişi ve ekiplerin bazı zararlı ve tutarsız görünen tavırlarında ise; yine bir mazeret ve siyaset aramak kaçınılmaz hale gelir…”

Yazının tamamı için:

https://www.millicozum.com/mc/nan-2005/hset-ve-samet-anal
[/b]

Saffet

İmamoğlunu Adaylığa Kim Hazırlamaktaydı
Göreve geldiği günden beri hem ABD Büyükelçiliğiyle hem de Başkonsolos’la yürüttükleri ilişkinin Flake’in görev döneminde de daha iyi yerlere gelmesini dileyen İmamoğlu, “Türkiye’nin her zaman iyi ilişkilerde olmasının çok değerli olduğunu bildiğim Amerika Birleşik Devletleri sürecinde, İstanbul’un da iyi ilişkilerin önemli bir merkezi olmasını diliyorum.” diye konuşan imamoğlu ocak ayının başlarında yaptı bu benzeri görüşmelerle adamımız sensin izlenimi veren arkasındaki yahudi lobileri mi sorusunu aklımıza getirmekteydi.CHP genel merkezinden daha da yetkili gibi davranıp sayın Kılıçdaroğlunu pasifize etmek ve hele son yaşanan olayla mağdur rolü ile toplumun teveccühünümü kazanmak istiyordu durup bir düşünmek gerekiyordu

Hasan Çelik

Sn. Kılıçdaroğlu parlamenter sisteme geçişte mevcutlar içinde Cumhurbaşkanlığının en uygun adamıydı.
Sn. Kılıçdaroğlu, helalleşme çağrısıyla ve attığı duyarlı adımlarıyla Türkiye siyasetinde çok önemli bir çığır açmıştı. Bu nedenle Sn. Kılıçdaroğlu parlamenter sisteme geçişte mevcutlar içinde Cumhurbaşkanlığının en uygun adamıydı.

Cumhurbaşkanı adayının elbette devlet tecrübesi olmalıydı, temsil makamında olmalıydı, dürüst ve namuslu ve güvenilir olmalıydı… Sn. Kılıçdaroğlu siyasete adım attığında, Sn. Deniz Baykal’dan parti merkezi için teklif yapılmıştı. Kılıçdaroğlu çalıştığı şirkete gidip diyor ki “Siyaset yapmak istiyorum, parti meclisinde görev almak istiyorum, dolaysıyla ben artık şirketteki görevimden affımı diliyor, ayrılmak istiyorum.” Şirket yetkilisi “siz şirkete çok şey kattınız, şirkete devam edin, ama parti meclisinde de görev yapabilirsiniz.” teklifini sunuyor, ama Kılıçdaroğlu yine yok diyor. “Etik olarak ayrılmak gerektiğini düşündüğünü belirtiyor.” Sonra, Yönetim kurulu başkanı diyor ki Kılıçdaroğlu’nun çok emeği var. Biz aylığını devam ettirelim, kendisine katkı sunalım. Sn. Kılıçdaroğlu 5 ay sonra emekli maşını almaya gittiğinde bankamatiğe kartını taktığında bakıyor ki çok fazla para var. Anlıyor ki 5 aylık maaşını şirket yatırmış. O parayı şirkete hemen iade ediyor hem de faiziyle beraber. Türkiye siyasetinde görmek istediğimiz aslında bu dürüst ve ilkeli yaklaşımdır.” diyenler haklıydı.

A.Kadir CEYLAN

KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIĞINA KARŞI ÇIKANLAR
Artık Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkanları daha iyi tanıyoruz.

Veysel

Haklılık Pusulası
İlginç ve detayları netleştirici bir seçim dönemi yaklaşıyor. İktidar açısından seçimi kaybetme korkusunun iyice tüm sinir uçlarına erişmesiyle gizli saklı ne kadar odak varsa birer birer aşikar oluyorlar. Yine sözümona muhalefet kanadında yer alıp gerçekte ise mevcut düzenin devamı için yürekten çalışan pek çok isim de iktidardan yana açıktan tavır alamasa da en güçlü rakibi yani sn. Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vurmaktan çekinmiyorlar. İşte onların bu çaresiz ve kontrolsüz saldırıları da ortaya koyuyor ki mevcut iktidar ve iktidara taşıyanlar mevcut ana muhalefet liderini karşısında görmek istemiyor. O zaman tüm göbekten bağlılar feryat figan etse de ülkenin yeni bir tiyatroya ihtiyacı olmadığı açıktır. Lazım olan şey gayret gösteren, farklı tarafları inisiyatif alıp bir araya getiren kişiye en azından sahip çıkmaktır. İşte Milli Çözüm bunu yapmıştır ve yine bize yolu gösteren bir pusula vermiştir.

Mus ab

Kaypak Hain Siyaset MİLLİ değil gayri milli karanlık bir duruştur!
İYİ Parti’ye, emanet 15 (on beş) Milletvekili katarak ayakta kalmasını ve siyasette söz sahibi olmasını Sn. Kılıçdaroğlu sağlamış,

Sn. Ekrem İmamoğlu toplumda tanınmamasına rağmen,
Sn. Kılıçdaroğlu bunu aday yapmıştır.

Buna rağmen bu vefasızlığın ve insafsızlığın altında neler yattığını anlamadan gerçek niyetlerin ve Siyonist projelere hizmet eden işbirlikçilerin anlaşılması imkânsızdı…

“Eğer siyasette vefa varsa öyle arkadan dolaşmalar olmamalıydı. Öyle ABD büyükelçileri ile görüşmeler falan yapılmamalıydı.” vurgusu asla unutulmamalıdır.

Kaldı ki bu vefasızlık; vicdanlı, akıllı, bilge, şahsiyetli, onurlu… bir insanın tavrından ziyade kaypak, nankör, hileci bir Yahudi zihniyetini hatırlatmaktadır.
Haliyle bu kafa yapısı, insanlığın yaralarını daha çok azdıracaktır.

Necmiye

Aynı senaryo aynı film ,yazın oynayın ,ama unutmayın bu film artık tutmaaaaz.. bu sefer öyle bir fragman hazirlaniyorki bakın geliyor gelmekte olan …
Artık herkesin şunu anlaması lazımdı: İktidar kesiminin ve arkasındaki merkezlerin hesabı açıktı;

“Görünüşte İmamoğlu’na ateş edelim ama gerçekte Kılıçdaroğlu’nu vuralım. Masa’nın 6 ayağını ve hatta 7 ayağını “Kılıçdaroğlu mu – İmamoğlu mu?” diye ikiye çatlatalım. Bunları birbirleriyle boğuşturalım ki, halk onları umut olarak görmekten uzaklaşsın!”Oysa bu tezgâhın arkasında ABD’nin ve Siyonist mahfillerin parmağı aranmalıydı. Çünkü Kılıçdaroğlu’na karşı İmamoğlu’nun parlatılması bir Siyonist plandı. İmamoğlu mağduriyet edebiyatıyla öne çıkarılacak, Kılıçdaroğlu da bu propaganda dalgasına mecbur ve mahkûm bırakılacaktı.
Aynı film aynı senaryo ama milli çözüm bu oyunu bozacaktır inşallah .
Cumhurbaşkanı adayının elbette devlet tecrübesi olmalıydı, temsil makamında olmalıydı, dürüst ve namuslu ve güvenilir olmalıydı..

O.Ekinci

İnsan kendi yaptığını iyi bilir
Bazıları kendilerinin nasıl kahramanlaştırıldığını ve o süreçleri iyi bildiği için gelecegi görmeye başladı kullanıldı posası çıktı ve artık atılacak. Eh kafirlerke işbirliği yapmak böyle bir sonu kabullenmeyi gerektirir. Tabii telaşlı olacaklar, anlamsız tepkiler verecekler. Hem bu dünyayı hem de ahireti kaybetmek böyle bir şey.

Hüseyin Selman

OLAYLARA VE YAŞANANLARA ŞUURLU BİR BAKIŞ MİLLÎ VE İLMÎ ÇÖZÜM
Artık herkesin şunu anlaması lazımdı: İktidar kesiminin ve arkasındaki merkezlerin hesabı açıktı;

“Görünüşte İmamoğlu’na ateş edelim ama gerçekte Kılıçdaroğlu’nu vuralım. Masa’nın 6 ayağını ve hatta 7 ayağını “Kılıçdaroğlu mu – İmamoğlu mu?” diye ikiye çatlatalım. Bunları birbirleriyle boğuşturalım ki, halk onları umut olarak görmekten uzaklaşsın!”

Makaleden Özet Alıntı

Musa Harun KESKİNSÖZ

İMAMOĞLU, AKŞENER VE KARAMOLLAOĞLU AÇIKÇA ERDOĞAN’A ÇALIŞIYORLAR!
Bakmakla görmek aynı şey değildir. Olayları ve gelişmeleri değerlendirirken bu pencereden bakmak çözümlemeyi kolaylaştırır. Benim partimin genel başkanı, benim liderim, benim şeyhim hiç yanılmaz, yanıltmaz, bilge adam bilmeyecekte biz mi bileceğiz gibi yaklaşımlar toplumun gerçeği görüp algılama yapmasının önündeki en büyük yanılgı ve engeldir. Gerek Meral Akşener’in İmamoğlu ve Mansur Yavaş konusundaki inadı ve üzerine basa basa dile getirmesi, gerekse Temel Karamollaoğlu’nun her seçim döneminde Abdullah Gül’ün başkan adayı olmasını istemesi ve özellikle İmamoğlu’nun bu yöndeki tavırları gösteriyor ki, Kılıçtaroğlu’nun adaylığının önünü keserek ve bir şekilde altılı masayı dağıtarak, Erdoğan’ın önünü açmak ve işini kolaylaştırarak seçimi kazanmasına olanak sağlamak. Yirmi yıldır denenmiş ve Türkiyeyi ahlaki, maddi ve manevi olarak uçurumun kenarına getirmiş olan Akp’nin ve Cumhur ittifakının karşısında denenmemiş olan Millet ittifakının adayının bu kadar kazanmaya yakın olduğu bir ortamda, bu zikzaksal yaklaşımları yapan altılı masanın ortaklarının asıl amaçlarının ne olduğunu görmek isteyenlere, son zamanlardaki açıklamalara ve diyaloglara bakmalarını öneriyoruz.

Necati

ORBAN’IN MACARİSTAN’DA YAPTIĞININ BİR BENZERİ TÜRKİYE’DE YAPILMAK İSTENİYORDU!
Erdoğan, seçimleri kazanabilmek için Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın attığı adımları izliyordu.
Macaristan’da 6 muhalefet partisi otoriter sağcı lidere karşı bir ittifak çatısı altında birleşmiş, seçimi kaybetme tehlikesini sezen Orban seçim günü LGBTİ ve aile konusunda referandum düzenlenmişti. Orban seçim boyunca dini siyasetle birlikte kullanmış muhafazakâr seçmeni de kendi tarafına çekmeyi başarmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Orban taktiği” kullanarak 2023 kampanyasını ‘Başörtüsü yasaklarının kaldırılmasına ve ailenin korunmasına ‘Evet’ diyenlerle ‘Hayır’ diyenler’ ayrışmasına dayandırmak istemektedir.
Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın “Orbak taktiği” kullanıp seçimi kazanma stratejisini fark etmiş, “başörtülü kadınlar için yasal güvence” teklifini getirmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun “başörtülü kadınlar için yasal güvence” teklifini eleştirmiş, el yükselterek anayasa değişikliği önermişti.
AKP’nin ‘Başörtüsü yasaklarının kaldırılması ve ailenin korunması’ ile ilgili anayasa teklifinden hemen sonra, AKP’nin zinayı suç olmaktan çıkarmak, aileyi yok eden ve LGBTİ gibi sapkınlıkları serbest bırakan yasaları çıkarmak gibi bütün ahlaki ve manevi tahribatlarına kılıflar uyduran yandaş sivil kuruluşların “aileni koru ifsada dur de” diye meydanlara inmeye başlaması Orban taktiğinin Türkiye’de de uygulanacağını göstermekte, Siyonist işbirlikçilerinin desteklenmesi için Milli Görüş hainlerine alan açılmaktaydı.
Kemal Kılıçdaroğlu Karar Gazetesi’ne verdiği röportajda:
“… Yine istismar etmek istiyor. ‘Vay sen nasıl baş örtülülerin kılık kıyafetiyle uğraşmıyorsun, yine eskiden olduğu gibi itiraz et’ demek istiyor. Biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Bu alanı tümüyle siyasetin dışında düşünmemiz lazım. Erdoğan niye istismar etmek istiyor bunu, ben adım gibi eminim bir madde değil birden fazla madde getirecek, işte nasıl biz bunu siyasette kullanırız, nasıl malzeme yaparız diye. Orban’ın Macaristan’da yaptığını bir benzerini Türkiye’de yapmak istiyor. Bilmiyoruz kaç madde. Bizim yasa önerimize ters düşmüyorsa niye karşı çıkalım. Neden referanduma gitsin? O kendi kendine itiraz eden var diye düşünüyor. Başörtüsüne itiraz eden yok ki…” ifadelerini kullanmıştı.
İşte Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkanların şeytani niyetleri!
Orban taktiğinin Türkiye’de uygulanabilmesi için Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi gerekiyordu. İktidar kesiminin ve arkasındaki merkezlerin hesabı açıktı; “Görünüşte İmamoğlu’na ateş edelim ama gerçekte Kılıçdaroğlu’nu vuralım. Masa’nın 6 ayağını ve hatta 7 ayağını “Kılıçdaroğlu mu – İmamoğlu mu?” diye ikiye çatlatalım. Bunları birbirleriyle boğuşturalım ki, halk onları umut olarak görmekten uzaklaşsın!”

Osman Nuri

Bu makalenin her paragrafı iyiyi güzeli doğruyu faydalıyı ve adil olanı haykırma ve hakim kılma vazifesi ifa edilmiş…Tebrikler Milli Çözüm!..
Evet tek kelimeyle MUHTEŞEM bir makale… MUHTEŞEM ÖTESİ HİDAYET – FERASET – DİRAYET üzere işlenmiş hazırlanmış bir makale… Makalenin her paragrafı iyiyi güzeli doğruyu faydalıyı ve adil olanı haykırma vazifesi ifa edilmiş… Muhterem Üstad Ahmet AKGÜL Hocamıza sonsuz şükranlarımı arzediyorum… Hakkın yeryüzündeki temsilcisi MİLLİ ÇÖZÜM’Ü ve Batılın yeryüzündeki temsilcisi SİYONİZMİ tanımadan anlamadan hadiseleri ne anlayabiliriz nede kavrayabilir ve dosdoğru okuyabiliriz… Gerçekten Milli Çözüm’e minnettarlığımızı arzetmeden geçemeyeceğim…

[u]Makalede geçen şu ifadeleri yinelemek istiyorum: [/u]

[u][b]…
Artık herkesin şunu anlaması lazımdı: İktidar kesiminin ve arkasındaki merkezlerin hesabı açıktı;

“Görünüşte İmamoğlu’na ateş edelim ama gerçekte Kılıçdaroğlu’nu vuralım. Masa’nın 6 ayağını ve hatta 7 ayağını “Kılıçdaroğlu mu – İmamoğlu mu?” diye ikiye çatlatalım. Bunları birbirleriyle boğuşturalım ki, halk onları umut olarak görmekten uzaklaşsın!”
…[/b][/u]

[u][b]Oysa bu tezgâhın arkasında ABD’nin ve Siyonist mahfillerin parmağı aranmalıydı. Çünkü Kılıçdaroğlu’na karşı İmamoğlu’nun parlatılması bir Siyonist plandı. İmamoğlu mağduriyet edebiyatıyla öne çıkarılacak, Kılıçdaroğlu da bu propaganda dalgasına mecbur ve mahkûm bırakılacaktı.[/b][/u]

Halil Gürel

Teşekkür ediyorum
Hem siyasi , hem ilmi ve bir o kadar da önemli bir yazı tebrik ve teşekkürlerimi iletirim

Mustafa Yaprakcı

Altısını oturtan güç
Makaledende anlaşılacağı üzere asla birleşmesi mümkün olmayan ve enkaz devralmak istemeyen Zeki Müren siyasetiyle uğraşıp dolaylı siyonizme destek veren partileri biraraya getiren bir el var. Buna rağmen her bulduğu fırsatta ağa babalarına (siyonizme) çalışmaktan geri durmayanlar elbette var. Ancak kazananın kim olduğunu görmek için sonuca bakmak lazımdı. Her zamanki gibi yine Milli Çözüm Allah’ın izniyle haklı çıkacaktı. Bu sefer tarihi mazlumlar yazacaktı.

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
18
0
Yorumunuzu okumaktan memnuniyet duyarızx