Mes’ut Olmak İstiyorsan;
MES’UL OLDUKLARINLA, MEŞGUL OL!
Mes’ul olduğunla, meşgul olursan
Huzurla yaşarsın, değerlerinle…
Gaflet cehaletle, meşhur olursan
Ne farkın kalacak, diğerlerinle…
Sana verilmeyen, şeylere takma
Gayrının elinde, olana bakma
Hasetle hasretle, kendini yakma
Ferahlan şu sadık, “döğer”lerinle…1
Geçmiş elden uçtu, gelecek meçhul
Günün kıymetin bil, olursun has kul
Boş laf baş belası, kendinden menkul
Kalırsın keşkeler, “eğer”lerinle…
Dürüst ol doğruluk, iman mayası
Yalan haram işler, yoktur hayâsı
Gönül coğrafyanda, avuç ayası
Karartı mahveder, “meğer”lerinle…
İhlasla Allah’a, açsan derdini
Reddetmez Mevlâmız, mü’min merdini
Rasül bırakır mı, ümmet ferdini
Cihatta daim ol, “öğer”lerinle…2
Hep Allah’a isyan, kullara zulüm
Yaparsın seni de, yakalar ölüm
AKP-CHP, aynıdır gülüm
Ateşi boylarsın, “nöker”lerinle…3
Zalim ve hain, kardeşti Kabil
Adalet şefkatle, yaklaştı Habil
Kin düşmanlık gördü, buna mukabil
Dendi: “Gir Cennete, göğerlerinle…”4
Dünya tarlasına, tohum ekersen
İman cihat takva, fidan dikersen
Burda Allah için, kahır çekersen
Sefa sürersin dost, ciğerlerinle…
Malûmat çok ama, imalat yoksa
Edebiyat fazla, icraat yoksa
Malzeme yığmış ya, inşaat yoksa
İflas edersin sen, dülgerlerinle…5
Milli Çözüm şifa, ruhun “kür”letir6
Hak’tan ayrılırsan, Bâtıl kirletir
Hidayet karartır, kalbin körletir
Baş başa kalırsın, kengerlerinle…7
- “Döğer”ler: Müslüman Oğuz Türklerinin bir kabilesi. Sadık Milli Çözüm Ekibi.
- “Öğer”ler: Bilgili ve bilinçli kimseler. Seçkin kardeşler.
- Nöker: Gaddar Moğol askerleri. Azgın ve sapkın kişilerin takipçileri.
- Göğermek: Yeşermek, filiz vermek. İman temelleri ve salih ameller.
- Dülger: Ağaç ustası, marangoz.
- Kür: Tedavi seansları.
- Kenger: Sütünden sakız yapılan dikenli bitki. “Eşek dikeni” denilen yaban enginarı.

Şiirin başlığı bile hayatımızı nasıl idame ettirmemiz gerektiğine dair bir kadim söz niteliğinde. Bilgelik dolu bir pınardan geliyor. Bir reçete. Bizler maalesef bu düsturu tam uygulamadığımızda sıkıntılara maruz kalıyoruz. Peygamberimiz (sav) “Müminin bu dünyada bir tek derdi vardır, o da imanla göçüp gitmektir” buyuruyor. İşte bunu sağlamanın yolları şiirin her kıtasında en sade ve anlaşılır haliyle billur bir şekilde akıyor.
Dünya ve ahiret saadeti için mesul olduklarımızla meşgul olmalıyız. Hakk ile meşgul olmazsak batıl bizi işgal eder. Kim- ben mi, diye diye şeytanın partisinin flamasını sallarız. Şeytanın ve siyonizmin mıknatısı bizi çeker. Çekim alanına bir girersek kolay kolay da çıkamayız.
Kimseye değil, kendimize bakmalıyız. Önce gıybet etmemeli, yanımızda ettirmemeliyiz. “Derdimizi anlatıp rahatlayamayacak mıyız?” yalanına inanmayıp kardeşimin hakkını, etini yemeyeceğim diye kendimize söz vermeliyiz. Kendi hatalarının farkında olan insanın başkalarının hatalarıyla uğraşacak yüzü zaten bulunmayacaktır. Meveddetle yaklaşıp güzelliği başkasında, sıkıntıyı kendimizde aramalıyız. Aksi halde sen iyisin, hep onlar kötü fısıltı yalanına inanır, kendimizi bir yere koyar, nefsin bizi oradan indirmesine müsaade etmeyiz. Hayat bir olgunlaşma süreci ise önce tevbe edip, muhatabından helallik alıp yeniden ve yenide başlamalıyız.
MES’UT OLMANIN GİRİŞ KAPISINDA AKIL NİMETİNİ KULLANABİLMEKTEN GEÇMEKTE. AKLIMIZI KULLANABİLMENİN YOLU HAKKA TÂBİ VE TARAF OLMAKLA BERABER – HAKKA VE REHBER ŞAHSİYETE İTAAT VE SADAKATTEN GEÇMEKTEDİR!..
Milli Çözüm şifa, ruhun “kür”letir
Hak’tan ayrılırsan, Bâtıl kirletir
Hidayet karartır, kalbin körletir
Baş başa kalırsın, kengerlerinle…
Evet Milli Çözüm çıktığı günden buyana yani 1 Ocak 2004 tarihinden beri işte web sayfası burda. Açalım hangi yazıyı hangi şiiri hangi video konferansı açarsak açalım hepsi taptaze hakikatı gerçekliği korunmakta.
Ne zaman ki Milli Çözüm’ün Kur’an’a Tercüman olduğu hususlardan ayrı davrandık, ayrı baş çektik, ayrı ve çeşitlilik sunduk, özden ayrıldık, o an hep yanlışlara battık battıkça battık battıkça battık…
Allah’ın dilemesiyle battığımız an Rehberimizin merhametiyle himmetiyle tekrar Şeytan’dan Allah’a sığındık Milli Çözüm’e kulak kabarttık doğru icraatlarda bulunmaya başladık neyin hayra neyin şerre hizmet ettiğini ayırt edip iyiden doğrudan güzelden faydalıdan ve adil olandan yana tavır sergilememiz mümkün oldu…
Ne zaman tersini yaptık, şeytana hizmetkarlığa kalkışmış olduk tabi şeytana hizmetkarlığa kalkışanlar, hidayeti kararır ve kalbi körelir iyi doğru güzel faydalı adil olandan yana tavır sergilediklerini sanırlar ve Aziz Erbakan Hocamızın ifadeleriyle ” Kim ben mi ben hiç şeytana (siyonizme) hizmet eder miyim? türküsünü söylete söylete kendi ordusunda askerlik yaptırır Şeytan ( Siyonizm) ” diye buyururlardı.
Ruhumuza şifa olan ve ruhumuzu kürleten yani tedavi eden olgunlaştıran doyuran Milli Çözüm’e tâbi ve taraf olmayı – söylenene güzel söze itaat etmeyi – yazılana uymayı rabbimiz cümlemize lütfeylesin.
Çünkü; fani algılar ve duygular için, harama bulaşmaya, haksızlık yapmaya, günahlara dalıp ahiretimizi yıkmaya , kalp kırmaya ve Allah’ın rızasını rıdvanını sonsuz ve kusursuz cennet hayatını elimizden kaçırıp korkunç cehennem azabına müstahak olmaya değmemektedir.
İnsan, kendisine düşen sorumluluklarla ve Allah’ın kendisine verdiği değerlerle meşgul olduğunda huzur bulur; ancak gaflet, cehalet ve şöhret hırsına kapıldığında sıradanlaşır ve manevî değerlerini kaybeder. Başkasına verilene göz dikmek, başkasının elindeki nimetle kendini yıpratmak insanı içeriden tüketir; haset, hasret ve kıskançlık kişiyi yakıp bitirecektir. Bu yüzden kişi kendi sadık dostlarıyla, kendi nasibiyle ve Allah’ın takdiriyle yetinmeyi öğrenmelidir.
Zamanın kıymeti çok büyüktür; geçmiş geri gelmez, gelecek belirsizdir. Bu sebeple insan bugünü değerli kılmalı, ömrünü “keşke”lerle, “eğer”lerle, boş sözlerle tüketmemelidir. Doğruluk imanın özüdür; yalan ise gönlü karartan, insanı erdemden uzaklaştıran bir haramdır. Bu yüzden doğruluk, ihlas ve dürüstlük bir müminin ana mayasıdır.İnsan derdini ihlasla Allah’a açtığında O kulunu geri çevirmez. Peygamber de ümmetini yalnız bırakmaz. Mümin, imanıyla, salih amelleriyle ve cihad şuuru ile dimdik durmalı; övülmeye layık işler yapmalıdır. Zalim düzenlerin, haksız güçlerin, çıkar peşindeki siyasî yapıların peşine düşenler onların akıbetine ortak olur. Zalimle yürüyenin sonu ateştir; mazlumdan yana olanın ise yüzü gülecektir.Hakk’a bağlayan yolun bir şifa , hak ölçülerinden uzaklaşanların ise bâtılın kirine, karanlığına ve dikenli bir yalnızlığa mahkûm kalacaktır İman, doğruluk, ihlas, cihat şuuruyla yaşayanlar kurtuluşa ererken, gaflet, haset, yalan, dünya hırsı ve zalimlerle beraberlik insanı hem dünyada hem ahirette mahfu perişan edecektir.
Milli Çözüm İman pilimizin garantisidir. Kaybedersek giderek pilimiz boşalır en sonunda çok hidayetimiz Allah korusun kararmasına neden olacaktır
MESUL OLDUKLARINLA MEŞGÜL OLURSAN YANLIŞ İŞLER YAPMAYA FIRSATIN ZAMANIN OLMAYACAKTIR. RABBİMİZİN EMİRLERİ YERİNE GETİRMEK, LİDERİN EMİR VE TAVSİYELERİNİ YERİNE GETİRMEKLE MEŞGÜL OLURSAN YANLIŞ İŞLERE, ZAMANIN VE FIRSATIN OLMAYACAKTIR. HER DAİM O’NUN YOLUNDA O’NUN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRMEKLE MEŞGÜL OLACAKSIN Kİ BU HAL ÜZERE GELEN ÖLÜM DE SENİ ŞEHİTLİK MAKAMINA ULAŞTIRACAKTIR İNŞALLAH. MESUL OLDUĞUN İŞLERLERİ BIRAKIRSAN HER TÜRLÜ YANLIŞA KAYARSIN ALLAH MUHAFAZA. O YÜZDEN ŞİİRİN BAŞLIĞI KULAKLARA KÜPE OLACAK BİR SÖZ, BU SÖZ Kİ HEM BU DÜNYA HAYATIMIZI HEM DE AHİRETİMİZİ KURTARACAK BİR SÖZDÜR. Mes’ut Olmak İstiyorsan; MES’UL OLDUKLARINLA, MEŞGUL OL.
YA RABBİ GEREĞİ DAVRANMAYI NASİP EYLE. AYAKLARIMIZI VE KALBİMİZİ SABİR KIL. AZİZ ERBAKANHOCAMIZA VE ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMIZA LAYIK TALEBE EYLE.
Dergimizdeki şiirlerin genellikle en iyi dizelerini tekrar yazıyorum.
Bu şiirimizin en iyi dizesi yok çünkü her mısrası harika!..
Zaten başlığı bile söz sanatlı bilge bir söz değil mi:
“Mesut olmak istiyorsan; mesul olduklarınla, meşgul ol!”
Çağımızın en büyük sorunları arasında depresyon ve mutsuzluk gösterilebilmektedir. Bu nedenle bu kavramlar üzerine ciltlerce kitap yazılmış sayısız söyleşi düzenlenmiştir. Fakat alim şahıslar yeri geldiğinde tek bir şiirle bazen dörtlükle bu milyonlarca sayfanın anahtar formülünü vermektedir. İşte üstadımızın şiiri böylesine formüllerle dolu bir şiir olmuş Allah ondan razı olsun;
Mes’ul olduğunla, meşgul olursan
Huzurla yaşarsın, değerlerinle…
Gaflet cehaletle, meşhur olursan
Ne farkın kalacak, diğerlerinle…
Sana verilmeyen, şeylere takma
Gayrının elinde, olana bakma
Hasetle hasretle, kendini yakma
Ferahlan şu sadık, “döğer”lerinle…1
Çağımız toplumlarının en büyük sorunları arasında haset ve hırs yer almaktadır. Hep başkasındakini isteyerek hayatı materyal ve ahlaksız bir yarışa dönüştürme eğilimi insanları karanlığa sürüklemektedir. Bu sürüklenme insanı dinimizden ve Adil Düzen davamızdan uzaklaştırmakta kutsal ve onurlu değerlerimizle arasını açmaktadır.
İşte bu noktada “Sana verilmeyen, şeylere takma, Gayrının elinde, olana bakma” prensibi ile yaşamaya başlandığında mezkur sorunların hepsinden Allah’ın izniyle kurtulmaya başlanacağını naçizane anlamaktayız. Bu prensibin akabinde elimizdekilerin nimetini anlamaya başladığımızda “Hasetle hasretle, kendini yakma, Ferahlan şu sadık, “döğer”lerinle…” prensibine geçerek sadık dava arkadaşlarımızla/abilerimizle ferahlamayı başarabileceğimizi kavramaktayız.
Allah Mesul olduklarımızı anlamayı, sorumluluklarımızı kuşanmayı ve onlarla meşgul olmayı bizlere de nasip etsin…