YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL MENÜ

DERGİLER

Ay Seçiniz
category
69e7bdf5d40b3
0
0
6401,171,6356,117,28,27,170,98,3,144,26,4,145,113,17,6330,1,110,12
Loading....

TOPLAM ZİYARETÇİLERİMİZ

Our Visitor

2 0 9 7 0 0
Bugün : 51971
Dün : 58085
Bu ay : 1210816
Geçen ay : 1803365
Toplam : 53355874
IP'niz : 216.73.217.119

SON YORUMLAR

Son Yorumlar

YENİ ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ÖZEL YAZILAR

YENİ ÇIKAN KİTAPLARIMIZ

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

NASR SURESİNİN İBRETLİ TEFSİRİ

VE

HİKMETLİ MÜJDELERİ:

      

FATMA BETÜL ERİŞKİN / KONYA / 10.01.2020

Rüyamda: Gebze’de, abilerimizin haftalık Milli Çözüm sohbetlerini yaptıkları binada oluyorum. Bu arada yatsı ezanı okunmuş oluyor. Abiler telaşla abdestlerini alıp, yatsı namazı için hazırlıklarını yapıyorlar. Ben de bir kenarda oturup bekliyorum. Az sonra, odadaki tüm masa ve sandalyeleri dışarıya çıkartıp yerlerine seccadeleri uzunca saflar oluşturulacak şekilde seriyorlar. Bu esnada durmadan gelenler olduğu için sürekli zil çalıyor. Yine bir zil çalıyor ve teşrif buyuran Aziz Erbakan Hocamız oluyorlar. Abiler hemen kalkıp Erbakan Hocamızın mübarek ellerini öpüyor, kucaklaşıp hasret gideriyorlar. Konya Milli Çözüm Ekibinden de abi ve kardeşlerimiz orada oluyor ve Erbakan Hocamızın mübarek ellerini öpüp, hasret gideriyorlar. Ben, orada hasret giderenlerin arasında tek bayan olduğum için biraz rahatsız oluyorum. Neden orada olduğumu ve neden başka hanım kardeşlerimin orada olmadıklarını bilmiyorum. Eşime: “Aziz Hocamız burada olmama kızarlar mı acaba? Hem, burada bulunan tek bayan olduğuma göre, program bayanlara açık bir program değil galiba. Bu sebeple Erbakan Hocamızı rahatsız etmeyeyim!” diyorum, ama eşim beni görmüyor ve söylediklerimi de duymuyor. Ben şaşkın ve ne yapacağımı bilmez bir vaziyette ayağa kalkıp seccadelerin arasında yürümeye başlıyorum. Bu arada, diğer abi ve kardeşlerimiz de beni görmüyorlar. Ben o şekilde şaşkın şaşkın dolanırken, Erbakan Hocamız yanlarına gelmemi işaret buyurdular. Hemen yanlarına gidip, mübarek ellerini öptüm ve: “Aziz Hocam, burada bulunan hiç kimse beni görmüyor ve duymuyor, ama Siz görüyorsunuz. Abiler beni göremeyince rahatsız olmazlar ama Sizi rahatsız ediyorsam hemen çıkabilirim? Zaten, neden burada olduğumu ve neden tek başıma geldiğimi de bilmiyorum!” dedim. Erbakan Hocamız: “Seni Biz çağırdık, Bizim davetlimiz olduğun için de onlar seni göremiyor ve duyamıyorlar. Ahmet biraz rahatsız, ama Allah’ın izniyle şifası bizdedir. İstedik ki bu hafta hem Ahmet’i sohbetinde destekleyelim, hem kardeşlerimizi görelim, hem de Nasr Suresinin tefsirini yapalım. Tefsir sözünü de sana verdiğimiz için, daha doğrusu tefsirleri Bizden sen istediğin için; seni de çağırdık ki, notlarını alıp kardeşlerimize iletesin. Bu surenin spot cümlesi şudur; sıkça tekrarlayacağız ki, akıllarımızda iyice yer etsin! Nedir bu cümle? “Hayali olmayanın, gerçeği olamaz!” Bu cümle kime aittir? Bu cümle Efendimize aittir! İslam’ın ilk yıllarında Mekke’nin fethini müjdeledikleri zaman müşrikler: “Bu, ancak hayaldir. Siz bunu ancak hayallerinizde görürsünüz” demişlerdi. Bunun üzerine Efendimiz, daha sonra Bizim dilimize de düşecek olan o güzel cümleyle cevap vermişler: “Hayali olmayanın gerçeği olmaz! Hayalsiz, gerçeğe ulaşılamaz!” buyurmuşlardı.

O esnada yeniden zil çaldı. Kapı açıldı ve Muhterem Ahmet Hocamız teşrif buyurdular. Erbakan Hocamızla kucaklaştılar ve Erbakan Hocamızın talimatlarıyla imamete geçip, yatsı namazını kıldırdılar. Biraz yorgun, bitkin ve halsizdiler. Mübarek alınlarında buz gibi ter belirip duruyordu. Erbakan Hocamız sık sık Ahmet Hocamızın mübarek alınlarındaki terleri siliyorlardı. Sonra Erbakan Hocamız namaz safından, herkesi görebilecek şekilde arkadaşlarımıza taraf döndüler. Ahmet Hocamızı mübarek dizlerine yatırdılar ve kardeşlerimizden Ahmet hocamızın üzerlerini örtmelerini talimat buyurdular. Sonra Erbakan Hocamız Ahmet Hocamıza: “Oturmaya vakit bulamayacağın günlerin olacak ve çok yorulacaksın. Vaktin varken dizimizde dinlen, biz de surenin tefsirini yapalım, Sen de hem surenin tefsirinde hem de dizimizde şifanı bul!” buyurdular. Mübarek sağ elleri sürekli Ahmet Hocamızın mübarek başlarında ve saçlarındaydı. Ahmet Hocamızın mübarek saçlarını sürekli ileri geri hareketlerle okşadılar ve başladılar:

“Euzü billahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Essalatü vesselamü ala Resulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Allahümme Rabbişrahli sadri, ve yessirli emri, vahlül ugdeten mil lisani, yefgahü gavli. Ve üfevvizü emri İlallah. İnallahe basirun bil ibad.”

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, feyzi, tüm Müslümanların ve insanlığın üzerine olsun. Toplantımız, tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olsun inşallah. Sure, adını ilk ayette geçen ve “yardım”, “zafer” anlamına gelen “nasr” kelimesinden alır. Sure, Veda Haccı esnasında, Mina’da inmiştir. Surede, Rabbimizin Efendimiz Aleyhisselatü Vesselama nasip ettiği zafer, fetih ve fetih sonrası neler yapmaları, nasıl hareket etmeleri ve insanların bu büyük fethin sonrasında, grup grup İslam’a girmelerinden bahsedilir.”

Nasr Suresi:

1- Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman (ki Allah’ın va’adi Hakk’tır.)

2- Ve (o güne kadar Hakk’tan kaçan) insanların dalga dalga Allah’ın dinine (ve adalet düzenine) girdiklerini gördüğün an (ne kutlu ve mutlu bir zamandır.)

3- Hemen Rabbini hamd ile tesbih et (çünkü zafer Allah’tandır) ve O’ndan mağfiret dile (çünkü cihad ve itaat konusunda eksikleriniz vardır ve zaferi kendinizden bilme gafletinden Allah’a sığınmalıdır). Şüphesiz O, (istiğfarı çokça kabul buyuran) Tevvab olandır.

“Aslında, Meali Kerim’de açık açık anlatılmıştır. Kısaca bu Sureden ne anlamamız gerektiğine girecek olursak; surede Efendimize, Allah’ı hamd ve tesbih etmeleri emredilmiştir. Çünkü O, Allah’ın lütfuyla büyük bir işi başarıyla tamamlayıvermiştir. Görevlerini yerine getirirlerken, zaaf ve eksiklik göstermemişlerdir. Lakin ümmetinden büyük fethe giderken, görevlerini yaparken zaaf ve eksiklik gösterenler olacağından, onlara af dilemeyi göstermek ve öğretmek için Kendilerine bu görev verilmiştir.

“Allah’ın yardımı gelip fetih gerçekleştiği zaman”… Allah’ın yardımından maksat; Mekke putperestlerine veya bütün düşmanlarına karşı Allah’ın, Efendimize lütfettiği her türlü yardımıdır. Aslında fetihten maksat; fetihlerin fethi olan Mekke’nin Fethi olmak üzere, Efendimize nasip olan bütün fetihlerdir. Ve kıyamete kadar her Mü’minin, yine Allah’ın yardımıyla kavuşacakları bütün fetihlerdir. Bizce Efendimize verilen fetihlerin yanı sıra, fethe giden yolda Kendisine verilen ilimler, dünya nimetleri ve cennettir fetih ki bunlar, kıyamete kadar da, aynı yolda samimiyetle ilerleyen her Mü’mine verilecektir. Burada daha önce kapalıyken, Hak katından kula açılan rızklar, ibadetler, ilimler, anlayışlar, keşifler, açık-gizli, maddi-manevi tüm nimetler kastedilir. Bu noktada en büyük yardım; fetihtir. Doğrudur; en büyük fetih, Rabbimizin Zatı Ehadiyetinin tecellisinden, kulun kalbine açılan manevi fetihler kapısıdır. Ki, diğer tüm fetihler, kula böyle bir fethin açılmasına birer vesiledir. Efendimize, lisanı hal ile denilmiştir ki; “Sen bizim en kıymetlimiz konumundasın. Biz en büyük fethi Senin kalbine yaptık. Biz Senin kalbinin kapılarını dini İslam’a, Cennetü Cemal’e açtık. Senin sadece kendi kalbine açılan fetih kapılarından mutlu olmayacağını bildiğimiz için, aynını ümmetine de vaat ettik. Ümmetinden kim ki Bize gönlünü sonsuz açar, Biz de onun kalbine fetih kapılarını açarız. Bu hâl sonrasında Sen mutlu, ümmetin umutlu, dünya huzurlu, ahiret garantili, Biz razı, şeytan mağlup olacaktır… Bundan daha güzeli var mıdır?

Rabbimiz, hidayet ve hak dinle gönderdiği Peygamberine, zafer vereceğini vaat etmişti. Bu surede, işte o İlahi yardımın geldiği, fethin gerçekleştiği ve insanların, gruplar halinde, dalga dalga Allah’ın dinine girdiği bildirilir.

Surede, Efendimizin şahsında, genel olarak tüm Mü’minlere hitap edilerek; Allah’ın kendilerine bir nimet ve yardım lütfettiğinde, O’na hamd ve şükretmeleri gerektiği ifade ve ihtar edilir!

Efendimiz ve ashabı, vahyin başladığı Mekke döneminde fakir ve güçsüzlerdi. Ta ki Hudeybiye Anlaşmasına kadar. Kendilerine yapılan zulümlere gerektirdiği gibi karşı koyacak kadar güçlü değillerdi. Bu sebeple büyük sıkıntılar çektiler. 20 yıla yaklaşan bu süre içinde, Müslümanlar maddi ve manevi bakımdan donanıp kendilerini geliştirdikten sonra, Allah’ın nusret ve zafer dönemi gelmişti. Efendimizin vefatlarının 2-3 ay öncesinde de bu başarı, kemal noktasına ulaşmıştır.

Efendimiz, insanları kurtuluşa çağırırken, çağrılarına olumlu cevap alamadıkları için üzülüyorlar, hatta din hususunda, Kendi kavimleri tarafından yalan söylemekle suçlanıyorlardı.

Medine döneminde Mü’minler, Allah’ın yardımıyla güçlendiler. Kendilerine haksızlık yapan, zulmeden inkârcılara karşı savaşabilecek duruma geldiler. Maddi-manevi güçlenip, imanları kemale erince de fetihler başladı. Bu durum, Arapların İslam’a girmelerinde büyük etken oldu. Özellikle Mekke’nin Fethinden sonra Arap kabileleri, savaşmak yerine İslam’ın hâkimiyetini kabul etmiş ve dalga dalga İslam’a girmişlerdir.

Suredeki en önemli noktalardan birisi de; bir Resul ile dünyevi bir önder arasındaki farkın ne kadar büyük olduğudur! Dünyevi öndere, dünyada büyük bir inkılap yapmak nasip olsa, o kişi törenler düzenleyerek başarısını ve önderliğini kutlar ve gurur duyar. Ama Efendimiz, 23 sene gibi kısa bir sürede, bir kavmin akide, düşünce, ahlak, kültür, medeniyet, muaşeret, siyaset, iktisat ve savaş anlayışını kökünden değiştirmiş, cahiliyeye boğulmuş bu kavmi, bütün dünyaya hâkim ve örnek olacak bir duruma getirmiştir. Böylece dünyadaki bütün kavimlere kıyamete kadar önder olmaya layık bir konuma yükselmişlerdir. Ama böyle bir başarının sonunda bile, törenler düzenleyip gururlanmak yerine, Allah’a hamd edip mağfiret dilemesi ve O’nu tesbih etmesi emredilmiştir. Efendimiz de bu emri en güzel şekilde yerine getirmiş, büyük bir başarı elde ederek fethettikleri Mekke’ye, develerinin üzerinde secde eder halde, mübarek başları eğik bir şekilde girmişlerdir.

Efendimiz, Mekke’yi fethedip insanlar dalga dalga İslam’a girmeye başlayınca, Arap Yarımadasındaki topluluklar: “Muhammet (SAV) harem ehline karşı muzaffer olduysa, artık O’na kimse karşı koyamaz!” dediler ve savaşsız, İslam’a girdiler. Bu döneme Heyetler Senesi denilmiştir. Arap Yarımadasının her köşesinden insanlar, heyetler halinde Efendimizin huzurlarına gelerek İslam’a girdiler. O’na biat ettiler. Efendimizin Veda Haclarını yaptıkları Hicri 10’uncu senede, bütün Arabistan tek bayrak altında birleşti, artık ülkede hiç müşrik kalmadı.

Heyhat ki şu an aynı Arabistan; Allah’tan, Resulünden, İslamiyet’ten ruhen, vicdanen ve ahlaken uzaklaşmış vaziyettedir. İslam adına dini mübine, Efendimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa zulüm ve eziyet etmektedir… İslam’ın yok olması için yapılan tüm faaliyetlerde, anlaşmalarda, ilk imzayı atmakta ve maddi desteği sunmaktadır. Allah’ın izniyle, bütün Allah düşmanlarıyla birlikte bunların da defteri dürülecek, hak ettikleri cezayı hem bu dünyada hem de ahirette misliyle göreceklerdir.

Bölgede tek müşrik kalmaması ve İslam’ın bayrağının dalgalanmasının ardından, bütün bu nimetlere şükür olarak, “Artık Rabbini övgüyle yücelterek tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Çünkü O, tövbeleri çokça kabul edendir!” buyrulması anlamlı ve önemlidir. Bilinmelidir ki bu nimetler, zaferler, fetihler ve başarılar, Allah’ın bir lütfu ve inayetidir. Eğer O dilemeseydi, bunların hiç birini başarmamız mümkün değildir. Buna göre kul, tüm bu nimetleri Rabbinden bilerek, acziyet ve teslimiyet içinde O’na yönelmelidir. NASR Suresinde; Efendimize ve O’nun şahsında bütün Mü’minlere 3 husus emredilir.

Birincisi: Hamd etmemiz emredilmiştir. Allah’a hamdü sena etmek, nihayetsiz güzellik ve yüceliği sebebiyle O’nu övmek ve O’na şükretmektir. Burada hamdın emredilmesinin sebebi, “Rasulüm! Bu büyük başarının Senin gayretin ve marifetinin sonucunda geldiği aklına bile gelmesin. Bunlar tamamen Allah’ın lütfuyla olan neticelerdir. Bunun için Allah’a şükret. Kalp, beden ve lisanla bunu itiraf et! Çünkü böyle büyük bir işi gerçekleştiren ve bu başarının Yaratıcısı ancak Allah’tır. Hamd edilmeye layık olan da, yalnızca O’dur!

İkincisi: Tesbih etmemiz emredilmiştir. Tesbih; Cenabı Hakkı her türlü noksan sıfatlardan uzak tutmak, her bakımdan O’nu tenzih etmektir. Burada emredilmesinin hikmetiyse şudur; Allah, dininin yücelmesi için sizin çalışma ve gayretlerinize muhtaç değildir. Gayretlerinizin başarıya ulaşmasının ancak Allah’ın yardımıyla olabileceğine kesinlikle inanmanız gerekir. Allah ki, bir işi istediği kuluna yaptırabilir. Bir kula bunun gibi şerefli bir hizmeti yaptırması, aslında ona Allah’ın bir ihsanıdır. Allah’ın, sizin üzerinizdeki ihsanı da, O’nun dinine hizmet etme şerefini size vermesidir.

Üçüncüsü: İstiğfar etmemiz emredilmiştir. İstiğfarın içinde tövbe vardır. Çünkü ayet, Allah’ın Tevvab, yani tövbeleri çokça kabul eden İsmiyle sona erer. Buna göre, eksikliklerimiz, kusurlarımız ve günahlarımız için Allah’tan bağışlanma dilememiz ve O’na tövbe edip boyun bükmemiz istenmektedir. Aslında Hak Teâlâ, Efendimizi her türlü günahtan korumuştur. Dolayısıyla, O’nun istiğfar etmesi; insanlara istiğfar etmenin ne kadar gerekli olduğunun dersini vermesi, ümmetinin günahları için af dilemesi ve devamlı manevi terakki halinde olması itibarıyla, son durumuna göre bir önceki makamını eksik bulması ve nadiren “daha evla olanı terk etmesi” yönlerinden bize ibret ve hikmet öğütleri ve örneğidir.

Efendimize hitaben, tövbe ve istiğfarın emredilmesinin de şöyle bir manası vardır; Bir kimse Allah’ın dini için ne kadar zorluğa katlanırsa katlansın, aklına hiçbir zaman Rabbinin hakkını ödediği düşüncesi gelmemelidir. Aksine, insan her zaman “Ben aslında yapmam gereken kadarını yapamadım!” şeklinde düşünmelidir. Şuurlu ve sorumlu bir kul olarak; Allah’a, O’nun hakkını ödemede ne kadar eksiğimiz varsa affetmesi ve yaptığımız kadarını lütfuyla kabul etmesi için dua etmelidir. Cenabı Hak Efendimize de işte böyle bir terbiye ihsan etmiştir. Bu sebepledir ki Efendimiz, “Ey insanlar, Allah’a tövbe edip O’ndan af dileyin. Zira Ben O’na günde en az 100 kez tövbe ederim!” buyurmuşlardır. Yine Efendimizin vefatlarından evvel: “Sübhane kallahümme ve bi hamdike, ve estağfiruke, ve etübü ileyk!”, “Allah’ı hamd ile tesbih eder, Allah’tan mağfiret diler ve O’na tövbe ederim!” sözlerini sıkça söylemişlerdi. Kendisine “Ey Allah’ın Resulü, görüyoruz ki Siz “Allah’ı hamd ile tesbih ederim!” sözlerini sıkça söylüyorsunuz. Bunun sebebi nedir?” Fahri kâinat Efendimiz: “Rabbim Bana ümmetimden çok kutlu bir alamet göreceğimi haber vermişti. Bu alameti gördüğüm vakit bu tesbihatı çokça söylememi emir buyurdu. İşte Ben o alameti görmüş bulunuyorum!” buyurdular ve Nasr Suresini okudular.

Buradan şunu da çıkarmalıyız ki; bu surenin inzaliyle, Son Peygamber olan Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin ebedi âleme geçiş hazırlıklarına başlaması ima olunmaktadır. Efendimiz sureden bu işareti aldıklarını ifade buyurmuşlardır. Bu surenin nüzulünden sonra Efendimiz, namaz sırasında ve sair zamanlarda Allah’ı daha çok tesbih edip O’na daha çok hamd ederek, istiğfarda bulunmuşlardır. Efendimizin bu dua ve niyazlarını bir şükür ifadesi, ebediyet âlemi için bir hazırlık ve ümmeti için örnek olmak üzere yaptıklarını anlamamız lazımdır. Efendimiz, görevlerinin artık tamamlandığını ve vefatlarının yakın olduğunu hissederek, bunu hissetmelerini sağlayan bu sureye “vedalaşma” anlamında “tevdi” ismini takmışlardır. Nitekim Efendimiz, bu ayetler indikten sonra ancak 80 gün gibi kısa bir süre yaşamışlardır.

Peki, bu sureden ne anlamalıyız?

1- Rabbimizin, İslam’ın yayılması ve İslam’ın zafere ulaşması için nasip ve ihsan buyurdukları birinci yardımıdır..

2- Bu birinci yardımın ardından, insanların Allah’ın dinine dalga dalga girmeleri ise, Allah’ın ikinci yardımıdır. Çünkü daha evvel, insanlar birer-ikişer İslam’a girerken, bu yardım ve fetihten sonra kabileler, gruplar, bölükler halinde; dalga dalga İslam’a girmeye başlamışlardır. Efendimiz, Mekke’nin Büyük Fethini ve Hicaz Bölgesinde ve çevresindeki insanların tamamına yakınının İslam’a gireceğini; daha İslamiyet’in ilk yıllarında, hatta ilk günlerinde söylemişler, müjdelemişlerdi. Fakat buna inanan o kadar az olmuştur ki, sizin (Milli Çözüm Ekibinin) şu anki inanan sayınızın üçte biri kadar bile değildi. Güçsüz-zayıf Muhammet’in (SAV) ve yanında yer alan üç-beş zayıf Mü’minin bir gün bu fethi gerçekleştireceğine asla ihtimal vermemişlerdi. Efendimizi yalan söylemekle, hayalperestlikle suçlamaya yeltenmişlerdi. Efendimiz ise onlara: “Hayali olmayanın gerçeği olmaz!” buyurarak cevap vermişlerdi. Aynı şeyleri bize de hep söylediler. Efendimiz bunu bildikleri için, cevabımızı dilimize peşinen oturtmuşlar, kalplerimize doldurmuşlardır. “Hayali olmayanın gerçeği olmaz!”, “Hayallerimiz, inancımız ve amaçlarımız nispetindedir!”

Sureye geri dönecek ve toparlayacak olursak;

Bu sure, Kur’an’ın dörtte birine denktir. Kur’an’ın muhtevasını; tevhit, nübüvvet, dünya ve ahiret ahkâmı şeklinde, dört bölümde özetlersek, Nasr Suresinin Peygamber gönderme amacını teşkil eden, insanların dine girmesi olgusunu temsil etmesi biçiminde açıklayabiliriz. Efendimiz, bu sureyi inanarak, anlayarak okuyana ve manasını yaşayana, Mekke’nin Fethinde Kendileriyle birlikte bulunan sahabelere verilen sevapların verileceğini müjdelemişlerdir.

Bu sure; İmanın muhafazasını ve umudun artmasını sağlayacaktır.

Bu sure; İnananları geçim darlığından kurtarır, maddi ve manevi rızkı bollaştırır.

Bu sure; İnananların dualarının kabul edilmesini kolaylaştırır.

Bu sure; Zalim, inatçı, kötü insanlar karşısında İlahi yardım ve başarı kazanmayı kolaylaştırır.

Bu sure; Hayırla başlayan tüm işlerinizi kolaylaştırır ve rahatlatır.

Bu sure; İnanarak okunur ve hedefe odaklanırsa, Allah’ın izniyle düşmana galip gelmenizi sağlayacaktır.

Bu sure; Tövbelerin kabul edilmesine vesile olacaktır.

Bu sure; Günahların affedilmesine yol açacaktır.

Efendimiz, bir yolculukları esnasında şöyle buyurdular: “Bir sefere çıktığınız zaman, arkadaşlarınızın içinde hali en güzel ve azığı en bol kimse olmak, maddi ve manevi olarak donanmış olmak istemez misin ey Cübeyr? Öyleyse, şu 5 sureyi çokça oku, anla, yaşa ve anlat; Kafirun Suresi, Nasr Suresi, İhlas Suresi, Felak Suresi ve Nas Suresi… Her sureye besmeleyle başla ve besmeleyle bitir. Besmelenin de manasını öğren, anla, yaşa ve anlat.” Hz. Cübeyr anlatıyor: “Önceleri arkadaşlarım arasında (imanı yaşama konusunda) en değersiz ve en kazançsız olan bendim. Efendimizin (SAV) bu tavsiyelerini yerine getirdim. Bu sureleri her zaman okumaya, anlamaya, yaşamaya ve yaşatmaya gayret ettim ve arkadaşlarımdan maddi ve manevi olarak daha saygın, daha kazançlı ve daha sempatik bir hale geldim!” buyurdular.

Bu surede, haber verilen başarı ve güzel sonuçlara hamd ve tesbihle Allah’ın bağışlamasına eriştiren yüce İslam Dinine mukabil; bu nimetin kıymetini bilmeyip inkârda ve nankörlükte inat eden, tövbeye yanaşmayan kâfirlerin feci akıbetleri ve uğrayacakları azapları, oldukça dikkat çekici bir örnekle haber vermek üzere, Tebbet Suresi gönderilmiştir.

O halde yeniden söylüyoruz ki, hayali olmayanın gerçeği olmaz! Ancak Allah’ın kalbimize yerleştirdiği hayalle, karadan gemiler yürütülebilir. Ancak o hayalle ve Allah’ın yardımıyla Mekke fethedilir. Ve yine aynı hayalle İslam’ın büyük fethi gerçekleştirilir. Böylece İslam, yeryüzüne dalga dalga yayılır. Ve yine ancak aynı hayal için çalışmak, gayret ve marifet göstermek, insanı dünyada huzuru İlahiyeye, ahirette cennet ve cemale ulaştırır. Zaten bütün çaba ve gayretler de bunun için değil midir?” buyurdular. O esnada uyandım.

      

Te’vili: NASR (zafer) Suresini, bu denli öğretici ve ümitlendirici şekilde, bir rüyayı sadıkada, Aziz Erbakan Hocamızın mübarek diliyle bizlere ders veren Yüce Rabbimize sonsuz şükürler ediyor, Fatma Betül kardeşimize de en samimi teşekkürlerimizle tebrik ve takdirlerimizi iletiyoruz. Bu fetret asrının sonunda ve Fetih çağının başında bizlere; yeryüzünde Adil Düzen hâkimiyetini ve İslam’ın zaferini hayal ve ümit etmeyi lütfeden Cenabı Hak Zülcelal Hz.lerine karşı, haddini ve edebini bilen kullar olmamız için dualar ediyoruz.

0 0 votes
Değerlendirmeniz

Makale Paylaşım Sayısı: 

Picture of Fatma Betül ERİŞKİN

Fatma Betül ERİŞKİN

Subscribe
Bildir
11 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Müjdeli zafer, zafer ilan edilmeden zafere erişen kullarındır.
Milli Çözüm vesilesiyle gelen; istikamet, Erbakan Hocamızın davasını idrak etme, hikmetli rüyaların şuuruyla şuurlanma, güncel olayları doğru analiz etme nimetleri üzere, sorumluklarımızı bilerek ve kuşanarak, yeryüzünde tüm insanlığın huzur, barış içerisinde yaşayacağı “Adil Düzenin” kurulacağını hayal ederek-inanarak-çalışarak, yaşama-ölme zaferini Rabbimiz bizlere de nasip etsin inşallah.
Hayalimiz; Yarın belki yarından da yakın; Türkiye’nin öncülüğünde tüm insanlığın adalete, bolluğa, berekete, sevgiye gark olacağı. İnandığımız Allah’ın, hayalimizi gerçekleştirmeye gücünün yeteceğine de şeksiz şüphesiz inanıyoruz. Yeryüzünde bu hayali kuran, bu uğurda her türlü hazırlığı yapan harekât; Milli Görüş olduğunu ve Erbakan Hocamızın “Adil Bir Dünya” hayalini-hazırlıklarını bizlere anlatan-öğreten-idrak ettiren Üstadın Ahmet Akgül Hocamızdı, Milli Çözümdü. Bu hayale inanmak ve gereğini yerine getirmenin hakiki zafer olduğunu, zahiri zaferi ilan etmenin ise; Allah (cc) için an meselesi olduğunu bu hikmetli yazılarla bir kez daha hissettik. Müjdeler olsun hakiki zafere erenlere. Ki şüphesiz müjdeli zafer, zafer ilan edilmeden zafere erişen kullarındır.

HAKKIN HAYALİ VE BATILIN BEKLENTİSİ
Hakkı hayal edenler ümit ve iman sahipleridir.
[b]Müminler gerçeği hayal ederler;[/b] Allah’ın yardımını… Zaferi ve yakın bir fethi… Hakk’ın hâkimiyetini…
Zalimlerin başlarına gelecekleri… Allah’ın inkârcıları ve münafıkları rezil ve zelil duruma sokmasını…
Sadıkları da aziz ve muzaffer kılmasını… Hayal eder ve ümitle beklerler.
Çünkü “Hayali olmayanın gerçeği olmaz! Hayalsiz, gerçeğe ulaşılamaz!”
[i][b]“…İyi bilin ve bekleyin ki, artık Allah’ın yardımı yakında erişecektir.” [/b][/i](Bakara: 214)

[b]Allah’ın vaadine ve fetih müjdesine inanmayan ve Allah’tan zafer ve galibiyet beklemek boş bir hayaldir diyen Siyonist şeytanlar ve işbirlikçi hainleri ise batılı bekleyip durun bakalım: [/b]
Tarihi bir inkılâpla küfür ve zulüm saltanatınız yıkılacak, pişman ve perişan olacaksınız… Müminlerin eliyle pişman ve perişan edileceksiniz… Müslümanlar için hazırlamış olduğunuz kötülük çemberi başınıza geçirilecektir… Yalanlarınız ve sahtekârlıklarınız ortaya çıkarılacaktır… Acı ve alçaltıcı akıbetlere ve felaketlere uğrayacaksınız… Rezil rüsva edici ve sürekli ve aşağılatıcı azaplara uğratılacaksınız…
Özetle; İlahi bir inkılâpla tepetaklak yıkılacak ve darbeye çarpılıp derbeder olacaksınız… BEKLEYİN BAKALIM!

İMANI’IN ZIR DELİSİ ELİYLE!..
Gerçek,
Şah damar gibi yakın!
Sanki,
Fakat,
Ötelerden seslenir;
Ölmüş ruhlara,
Yıkık omuzlara,
Yıpranmış duygulara,
Gafil nefislere…
Can verir
Can olur
Candan özge
Canan olur!..
Adanmış adamlara…

Kirlenmiş hayallere
Yozlaşmış kişiliklere,
Bunalmış,
Batıla kanmış özlere
Kötülüğe saplanmış kimselere
Tertemiz,
En güzel
Ve
En berrak
Işık olur
Nefes olur
Çıkış olur!..

Ümit olur
Yok olmuş ümitlere…
Heyecan olur
Şevk olur
Coşku olur
Mümin gönüllere,
Mazlum milletlere…
Tüm insanlığa
Ab-ı Hayat olur
Ol Sultan’ın varlığı…

Huzur nizamı,
Kurtuluş kapısı olur
Prensipleri,projeleri
Öğretileri…

Zulum ve vahşetten
Kahrolan insanlığa ,
Müjde olur,
Bunalan tüm ruhlara
Saadet yolu,
Huzur kapısı olur
Bellettikleri…
Sadık talebeleri
Bilge TAKİPÇİSİ…

Gafiller öldü sanır,
Zalimler,kafirler
İşbirlikçi dönekler,
Hain “içerdeki”ler!
Beton dökmeye çalışır
Aziz hatırasına,
Kutlu davasına!..
Hedefinden saptırmaya
Ümit olmaktan çıkarmaya…
Bir daha Hak namına,
Hiç kimseyi,
Çıkarmamaya
Davranmamaya,
Zorlar zındıklar,
Siyonlar
Ve enikleri…

Fakat çok yakında!..
Ol Sultan-ı Kevn-ü Mekan
Mehdi-i Ahir Zaman’ın
Bende olmuş Bülend’i,
En yiğit bir neferi,
Birinci talebesi
Hikmetlerin zübdesi,
İmanın ZIR DELİSİ
Eliyle!..
İnşallah,
Yıkılacak
Şeytanlık kuleleri…
Dağılacak-DAĞITILACAK
Kötülük merkezleri
Masonluk mahfilleri!..
Hıyanet menfezleri,
İşbirlikçi,
İçten kemirici
Düzenleri-düzenekleri,
Kementleri,keneleri!..

OL DEYİNCE OLDURAN
Rahman;
Nasr edince,
Müminlere
Fetih kapılarını açıverince;
Artık dalga dalga insanlık
Koşuşur hakikate…
Tüm ümitler gerçek olup
Acılar unutuluverince
Mümin muzaffer
Mazlumlar müreffeh
Oluverince!..
SAKIN KENDİNDEN BİLME!..
Hamd ile tesbih eyle…
Taa özünden,
Bağışlanma dile!..
Sana senden yakın
Senden iyi bilene sığın
Şımarma sakın!..
Yol göstermiş yaratan
Tüm dileyenlere!..

Rabbimizin dilemesiyle Aziz Erbakan Hocamızın En Sadık Talebesi ve Takipçisi Üstadımız Ahmet AKGÜL Hocamızın yüzüsuyu hürmetine böylesi nimetlere gark olmanın büyük mutluluğunu hazzını yaşıyoruz, Rabbimiz gereğini yerine getirmek için dirayet gösterenlerd
ELHAMDÜLİLLAH, SONSUZ ŞÜKÜRLER EDİYORUZ. Bizlere böylesi paha biçilemeyen bir nimeti bahşeden RABBİMİZE Hamdü Senalar ediyoruz, Rabbimizin dilemesiyle Aziz Erbakan Hocamızın En Sadık Talebesi ve Takipçisi Üstadımız Ahmet AKGÜL Hocamızın yüzüsuyu hürmetine böylesi nimetlere gark olmanın büyük mutluluğunu hazzını yaşıyoruz, Rabbimiz gereğini yerine getirmek için dirayet gösterenlerden kılar inşallah.!!
Ruyanın tamamı kalbimize nakşedilecek cümlelerle dolu Elhamdülillah. Ancak kısa başlıklar halinde şöylesi hatırlatmalarda bulunmak gerekirse:

– Hayali olmayanın gerçeği olmaz. Hayalsiz gerçeğe ulaşılamaz. Hayallerimiz, inancımız ve amaçlarımız nispetindedir. (Neyinize güveniyorsunuz, kaç kişisiniz, Adil Düzeni bu halinizle mi kuracaksınız diyenlere muhteşem bir cevap ve muhteşem bir heyecan ümit iman cevabı)

– Rabbimiz tarafından bir nimet , bir başarı , bir yardım elde edildiğinde Allah’a HAMD , TESBİH ve İSTİĞFAR edilmesi gerektiği,

– HAMD ederken , şükür ederken, başarıların, kazanımların, kendi gayretimiz ve marifetimiz ile geldiği AKLIMIZA BİLE GELMEMESİ gerektiğini, kalbimizle dilimizle ve bedenimizle itiraf etmemiz gerektiği, bunlar tamamen Cenabı Hakkın lütfuyla meydana geldiği ,([b]yani TEVHİT-TEKLİK SIRRI – HİÇLİK şuuruna sahip olmak [/b]- )

– TESBİH ederken , Allah’ın, dininin yücelmesi için bizim çalışmalarımıza gayret ve çabamıza muhtaç olmadığı, gayretlerimizin başarıya ulaşmasının ancak ve ancak Allah’ın dilemesi ve yardımıyla olabileceğine katıksız iman etmemiz gerektiği,

– İSTİĞFAR ederken ise, Peygamberimiz s.a.v. ‘in bile günde 100 kere tevbe istiğfar ettiği, bizlerin buna çok daha fazla ihtiyacımız olduğu , ‘’ SON DURUMUNA GÖRE BİR ÖNCEKİ ‘’ eylem ve düşüncelerimizin eksik yetersiz kalabileceği ve daha mühim daha öncelikli ve gerekli olan bir hizmette eylemimizde düşüncemizde terk ettiğimiz edebileceğimiz yönlerin olabileceğini hissederek tevbe ve istiğfar edilmesi gerektiği, ne kadar zorluğa katlanırsak katlanalım aklımıza hiçbir zaman Rabbimizin hakkını ödediğimiz veya O’na layık olduğumuz düşüncesini getirmememiz gerektiği, tam tersi ben yapmam gereken kadarını yapamadım şeklinde düşünmemiz öyle yaşamamız inanmamız gerektiği zaten hakikatte de böyle…

– Resül ile dünyevi lider arasındaki farkın yüceliğine dikkat çekilmekte, yakın tarihte gördüğümüz Asrın tercümanı olan , ERBAKAN Hocamız onca devasa hizmetlere devrimlere imza attığı halde hiç ben yaptım demedi, ön plana kendini hiç çıkarmadı , bu başarılar sizlerin Milli Görüşçülerin başarısıdır dedi öyle de yaşadı inandı, aynı şekilde Aziz Erbakan Hocamızın Sadık Takipçisi ve Talebesi Üstadımız Ahmet AKGÜL Hocamızda FETÖ – TSK – ATATÜRK – LAİKLİK – MARAZLI MÜNAFIKLAR – RUYALAR KONUSU – DİN DÜŞMANLARI – DİN İSTİSMARCILARI – ERBAKAN DÜŞMANLARI – KISACA SİYONİZM VE TÜM İŞBİRLİKÇİLERİ İLE …..vs… vs….. Onlarcasıyla TEK BAŞINA MÜCADELE ETTİ HEPSİNİ ALT ETTİ HAKKA DÖNDERDİ VE ETMEYE DEVAM EDİYOR . Ama hiç bunları ben yaptım demedi Milli Çözüm Ekibi bunlar sizin başarınız diyerek onüre etti Resülümüzü , Erbakan Hocamızı örnek edinerek o yolda aynı örneği sergiledi sergilemeye devam etmektedir. Rabbim başımızdan eksik etmesin, kıymetini kadrini bilen, bilme yolunda gayret ve çaba sarfedenlerden olmamız duasıyla..!

Saygılarımla.

YA RABBİ BİZLERİ SADIKLARDAN EYLE! AMİN
Ey yerleri ve gökleri ve arasındaki herşeyi yaratan Rahman ve Rahim olan Kerem sahibi yüce Rabbim sana sonsuz şükürler ve hamd-ü senalar olsun.
Ya Rabbi tüm günahlarımızdan, aşırılıklarımızdan, tembelliklerimizden, şirklerimizden, şekavetlerimizden, edepsizce itirazlarımızdan ve şikayetlerimizden, biatsız, itaatsız, irtibatsız, cihatsız günlerimizden ve boşa geçen ömürlerimizden dolayı ne olur bizleri bağışla affeyle! Amin. Ya Rabbi inayetinle senin rızana kavuşabilmemiz için; dünyevi arzularımızdan ve nefsimizin acizliğinden kurtulabilmemizi bizlere nasip eyle! Amin. Ya Rabbi Davamız yolunda canı gönülden ve sırf senin rızanı arzulayarak tüm gayretimizle cihad edebilmemizi nasip eyle! Amin. Ya Rabbi ne olur nefsimizi terbiye edebilmemizi ve takva üzere muttaki kullarından olabilmemizi bizlere nasip eyle! Amin. Ne olur Ya Rabbi bizleri gaflet girdabından ve şeytanın tuzaklarından muhafaza eyle! Amin. Ya Rabbi İmanımızı kurtarmadan canımızı alma! Amin. Allah’ım kardeşliğimizi tesis etmeden canımızı alma! Amin. Ya Rabbi ne olur Adil Düzen kurulmadan ve bizleride bu uğurda canımızla, malımızla ve tüm gayretimizle cihad etmeden canımızı alma! Amin. Aziz Erbakan Hocamızın ve Üstadımız Ahmet Akgül Hoccamızın manevi himmetlerine ve himayelerine bizleri nail eyle! Amin. Ya Rabbi bizleri sadıklardan eyle ve dinine ve davana hizmetkar olmamızı nasip eyle! Amin…

MAŞALLAH
Önce mükemmel.
Güncel.
Öz.
Teşhis koyucu
Tedavi edici.
Hedef gösterici.
Ümit verici.
İbadet ederken şuurlandırıcı.
Nur damlalarını gönderen Rabbimize şükürler olsun.
Getiren ve şuurla okuyanlardan Allah Razı olsun.

Dersler
Hakikati arayan sineler için bulunmaz güzellikte bir imkan olarak, lütfen bizlere ulaşmış gerçeklere ve nimetlere muhatap olabilmek ne büyük şeref. Nasr Suresi üzerinden, hem aklımıza hem vicdanımıza hem imanımıza uygun mükemmel bir anlayış ve bakış açısı sunan bir salih rüya bizlere hediye edilmiş. Baştan sona her kelimesi dikkati celp eden rüyada özellikle çıkarılacak dersler hususu kendimizi yeniden sorgulamak ve Rabbimizin nimetlerine karşı tavırlarınız kontrolden geçirmemizi sağlamıştır. Bu mübarek kaynağa yakın eden Rabbimize hamd eder, O’nun (cc) her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu bilerek tesbih eder, bunca nimete karşın türlü imkan ve fırsatları bize veren Rabbimize karşı çoğu zaman takındığımız nankörlük tavırlarımızdan tevbe istiğfar ederiz.

Hayali olmayanın gerçeği olmaz!
Aziz Erbakan Hocamız hayattayken O’nun bir ayeti 7 farklı şekilde tefsir ettiğini ve bu durumun şimdiye kadar kimsede görülmediğini işitmiştim. Daha sonra bu bilginin kaynağını çok arasam da bulamadım ancak ararken Aziz Erbakan Hocamız rüyamda Fatiha Suresini tıpkı bu rüyayı sadıka da olduğu gibi hiç duymadığım, işitmediğim, ve kimsenin bakmadığı bir bakış açısıyla tefsir ettiğini görünce, bu hususta bundan daha büyük delil bulamayacağıma ikna olarak bu araştırmamı sonlandırmıştım.

Rüyadan az çok anlayan insanlar bu rüyanın Sadık ve ilham yüklü bir rüya olduğunu anlar ve direkt ön yargı göstermek yerine Kur’an ve Sünnete vurarak ters birşey bulamayınca ders çıkarma yolunu seçer. Rabbim bu nimeti tüm okuyanlara lütfetsin, hakkıyla ders edip irfanı artanlardan eylesin.

Bu tefsir bir kez daha gösterdi ki; Hayali olmayanın gerçeği olmaz!…

MÜJDE VE HAKİKAT
Dünyanın en ünlü alimleri
Medrese ve ilahiyat bilginleri
Toplasan tüm alemi
Veremezler böyle ibretli tefsiri

“Hayali olmayanın gerçeği olmaz”
Diyen Gül Ahmed’in, Gülü solmaz
Bu kutlu yola, can nasıl feda olmaz
Hakka sevdalı olan, Akgül solmaz

Erbakana sadık, davasına bağlı
Adil Düzene geçiş, yolunda kararlı
Mücadeleyle geçti, tüm hayatı
Muzluma umut, zalime korku aşıladı

Milli Çözümün, şuurlu yiğitleri
Dünyayı sallar, cesur yürekleri
Hepsinin aynıdır, gönülden dilekleri
Adil Düzen kurmaktır, hayalleri ve hedefleri

ELHAMDÜLİLLAH..
Bu asırda: ERBAKAN HOCAMI TANIDIM.. ELHAMDÜLİLLAH..
ÜSTAD AHMET AKGÜL HOCAMI TANIDIM ELHAMDÜLİLLAH..
MİLLİ GÖRÜŞ’Ü, ADİL DÜZEN MEDENİYETİ’Nİ TANIDIM VE KABUL ETTİM. ELHAMDÜLİLLAH..
MİLLİ ÇÖZÜM’Ü TANIDIM. ELHAMDÜLİLLAH..
Onca günahıma, hatama rağmen bütün bunları bana lütfeden Rabbimi şükürler olsun.. Elhamdülillah..

NASR Suresinde; Efendimize ve O’nun şahsında bütün Mü’minlere 3 husus emredilir.

Birincisi: Hamd etmemiz emredilmiştir. Allah’a hamdü sena etmek, nihayetsiz güzellik ve yüceliği sebebiyle O’nu övmek ve O’na şükretmektir. Burada hamdın emredilmesinin sebebi, “Rasulüm! Bu büyük başarının Senin gayretin ve marifetinin sonucunda geldiği aklına bile gelmesin. Bunlar tamamen Allah’ın lütfuyla olan neticelerdir. Bunun için Allah’a şükret. Kalp, beden ve lisanla bunu itiraf et! Çünkü böyle büyük bir işi gerçekleştiren ve bu başarının Yaratıcısı ancak Allah’tır. Hamd edilmeye layık olan da, yalnızca O’dur!

İkincisi: Tesbih etmemiz emredilmiştir. Tesbih; Cenabı Hakkı her türlü noksan sıfatlardan uzak tutmak, her bakımdan O’nu tenzih etmektir. Burada emredilmesinin hikmetiyse şudur; Allah, dininin yücelmesi için sizin çalışma ve gayretlerinize muhtaç değildir. Gayretlerinizin başarıya ulaşmasının ancak Allah’ın yardımıyla olabileceğine kesinlikle inanmanız gerekir. Allah ki, bir işi istediği kuluna yaptırabilir. Bir kula bunun gibi şerefli bir hizmeti yaptırması, aslında ona Allah’ın bir ihsanıdır. Allah’ın, sizin üzerinizdeki ihsanı da, O’nun dinine hizmet etme şerefini size vermesidir.

Üçüncüsü: İstiğfar etmemiz emredilmiştir. İstiğfarın içinde tövbe vardır. Çünkü ayet, Allah’ın Tevvab, yani tövbeleri çokça kabul eden İsmiyle sona erer. Buna göre, eksikliklerimiz, kusurlarımız ve günahlarımız için Allah’tan bağışlanma dilememiz ve O’na tövbe edip boyun bükmemiz istenmektedir. Aslında Hak Teâlâ, Efendimizi her türlü günahtan korumuştur. Dolayısıyla, O’nun istiğfar etmesi; insanlara istiğfar etmenin ne kadar gerekli olduğunun dersini vermesi, ümmetinin günahları için af dilemesi ve devamlı manevi terakki halinde olması itibarıyla, son durumuna göre bir önceki makamını eksik bulması ve nadiren “daha evla olanı terk etmesi” yönlerinden bize ibret ve hikmet öğütleri ve örneğidir.

Fatma betül erişkin yazarımızı tebrik ve teşekkür ederim
Kardeşimizi tebrik ederim allah razı olsun …
Rabbımıza ne kadar şükretsek hamd etsek azdır yarabbi sana denizler denizdeki sular sulardaki kabarcıklar , canlı cansız varlıklar kum tanecikleri adedince şükürler olsun .
İnş okuyup anlayıp ve gereğini yerine getirmeyide bizlere nasip eyle allahım .
Aziz hocamızın himmetini üzerimizden eksik eyleme ,
Cennetinde beraber olmayı nasip eyle amin amin ….

ÖZEL YAZILAR

YORUMLAR

Son Yorumlar
11
0
Düşünceleriniz değerlidir, lütfen yorum yapın.x
Paylaş...