NE KALMIŞ
Edep hayâ insaf, vicdan çürümüş
İnsanların çöpü, samanı kalmış…
Hayırlılar hepten, Hakk’a yürümüş
Yararlılar gitmiş, yamanı kalmış…
Vatan çözülüyor, o kat peşinde
Ar namus aramaz, kendi eşinde
Dürüstlük bulunmaz, sözde işinde
Cırcır böcek gibi, kemanı kalmış…
Toplum vurdum duymaz, yönetim hain
Amerka’ya serçe, mazluma şahin
Hoca mı Papaz mı, Haham mı kâhin
Firavn’u Karun’u, Haman’ı kalmış…
Hainler kahraman, diye anılır
Medya sihirbazı, netse kanılır
Hak’ta sebat eden, deli sanılır
Sadıkların bu son, harmanı kalmış…
Irkçılık damarı, Türk’ü Kürd’ünü
Sarmış Suriye’yi, Irak Ürdün’ü
Şeytanlar üflüyor, hep kükürdünü
Milliyet yozlaşmış, şamanı kalmış…
Hayret dinar için, din satıyorlar
İslam Barış dini, kin katıyorlar
NATO, FETO, Apo; fink atıyorlar
Ahı vahı bitmiş, amanı kalmış…
Gelsin Adil Düzen, kurtulsun dünya
Bâtıldan fayda yok, hepsin gördün ya…
Son saadet çağı, özlenen rü’ya
Asırların ahir, zamanı kalmış…
Allah’ım zafer ver, asil orduma
Kâfirler girmesin, aziz yurduma
Fırsat verme sinsi, nefis kurduma
Ateşi sönmüş ya, dumanı kalmış…
Rüya değil, Gerçek bir olay!
26 Haziran 2017 tarihinde Elazığ’ın Kovancılar ilçesine bağlı Yarımca beldesi Yeniköy mezrasında; baraja balık tutmak için girip boğulma tehlikesi geçiren amcasının oğlunu kurtarmak için suya giren Gürkan Suiçer maalesef kendisi boğularak hayatını kaybetmişti. 26 yaşındaki bu gencimiz inançlı ve istikametli birisiydi. Vefatından bir süre sonra amcası kızı (Pınar) rüyasında Gürkan Suiçer’i görmüş ve kendisine, “Annem babam da benim için üzüldüler, ama halamlar daha çok üzüldü. Onlar da artık üzülmesin. Ben burada imam olarak atandım. Gayet rahat ve huzurlu bir ortamdayım. Kendi Kur’an’ımı kendi mevlidimi kendim okudum. Siz görmediniz.” dediğini aktarmıştı. Yine bu olaydan kısa bir süre sonra halası (Fatma Aydın), amcası kızı (Pınar), sabah uyandıklarında, halasının başparmağı ve serçe parmağının yanındaki parmağının, amcası kızının ise burun uçlarının kınalı olduğu görülmüş ve şaşkınlık yaşamışlardı.
Not: Yeğenim Harun Akgül’ün hanımının akrabaları olduklarından bu ilginç ve ibretli olayı kendilerine aktarmışlardı. Bu rüyalar ve kınalanmış parmaklar, inşallah o gencimizin bağışlanıp cennete ulaştığına ve hurilerle nikahlandığına bir alamet sayılır.

…
Ahlaksızlık diz boyu, kalmamış izan
Arsız, hayasız, insan mı olurmuş!
Gaflete düşersek, sonumuz yaman
Affet ya Rab, ne kusurlarımız oluşmuş!
Üç kuruşa satar, davası dünyası
Gönlü kömür, pırlanta sanırmış!
Peşkeş çeker, namus ve vatanı
Özü pas tutmuş, sözü mü kalmış!
Sadıklar Gül’dür, ahir zaman çöplüğünde
Senin rızan, onlara en büyük umutmuş!
Ya Rab, sen sabit kıl Erbakan izinde
Gafletle yaşayan, Çözüm mü bulmuş!
Ahmet Hoca söyler, sözün hakk olanı,
Çıbanları deşmiş, yara mı kalmış!
Kudurmuş itin, tozu talanı
Sabret onun da, mühleti tamammış!
NE EDEP, NE HAYA, NE DE UTANMA KALMADI!
Şu teknoloji çağı bahanesiyle
Birer birer zehir aşılanır, gençliğin beynine
Her türlü ahlaksız senaryolu, dizi ve filmlerle
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
Bir zamanlar vardı, büyüğe saygı küçüğe sevgi
Şimdilerde takmaz oldular anne, baba ve kardeşi
Yol ortasında öpmekten çekinmez, sözde sevgilisini
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
Yollarda zina, bankalarda faiz, kasaplarda domuz eti
Zulüm aşikar, din istismar, şovmenlik en iyi işleri
Haksız kazanç zirvede, içki ve kumar yaktı evleri
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
Eşcinsellere dernek, çözüm süreciyle ülkeyi bölmek
Davaya ihanet, İsrail’e her konuda söz vermek
Fetoya fırsat verip, Amerikayı ikna etmek
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
Menderes, Özal, Demirel’i minnetle anar
Erbakan’a gelince, dili kıvranmaya başlar
Aman ha kızmasın siyon abisi uykular kaçar
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
İslam birliğinden uzak, Ab kapısında uşak
Bre zavallılar anlayın artık, bunların hepsi tuzak
Çok zaafları var, o nedenle bunlar batıya tutsak
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
Milli Çözüm haykırır, uyan artık ey millet
Milli Görüş kurtuluş, bunun dışındakiler zillet
Kurtul günah batağından, kesme cehenneme bilet
Ne edep kaldı, ne haya, ne de utanma duygusu!
Bu günler gelip geçer, izleyin kahraman ordumuzu
Kurulur Adil Düzen, bozulur siyon şeytanın oyunu…
Bir ümit kapısı
İnsanlık tarihinin günden güne elene elene artık posası sayılabilecek bir nesli içinde içimizde kala kala bir ümit kapısı kalmış ki o da Adil Düzen kurulsun, zülüm saltanatı yıkılsın. Ümidimizi kırmaya aday pek çok olay ile karşılaşsak da çok şükür bizleri ayakta tutacak, İmanımızı diri tutacak pek çok işaret de almaktayız. İnşallah akıbetimiz hayır olur, firavun’un karun’un ve haman’ın uşaklarının burnunu sürtüp kökünü kazıma Şeref’ini de Mevlam bizlere nasip kılar.